telenews
EĞİTİM İLAN
turksanayi
Ankara
DOLAR41.5981
EURO48.7157
ALTIN5025.5
İlkay KOCABAY

İlkay KOCABAY

Mail: [email protected]

100 Tam KPSS Puanı karşılığında ellerine verilen süpürge: Başarının yeni tanımı bu mu?

Türkiye’nin eğitim gündemine bomba gibi düşen bir yerleştirme sonucu, aslında uzun süredir içten içe kanayan bir yarayı tüm çıplaklığıyla sokağa taşıdı: 2024 KPSS Ortaöğretim Türkiye birincisi, 100 tam puanla bir üniversiteye "Temizlik Görevlisi" olarak yerleşti.

Bu tabloyu sadece bir "iş bulma" haberi olarak okumak, meselenin derinliğini görmezden gelmektir. Karşımızdaki durum, bir bireyin geçim mücadelesinden öte, sistemin başarıyı nasıl konumlandırdığına dair ağır bir çelişkidir.

Bir sınavda tüm soruları doğru yanıtlamak; disiplin, zeka ve büyük bir emeğin sonucudur. Normal şartlar altında, eğitim sisteminin en tepesindeki bu profillerin, yetkinliklerine en uygun ve ülkenin beşeri sermayesine en çok katkı sağlayacak alanlarda istihdam edilmesi beklenir. Ancak Türkiye birincisinin, hiçbir özel nitelik gerektirmeyen bir kadroya yönelmesi, "nitelikli iş gücü planlamasının" neresinde hata yapıldığını sorgulatmaktadır.

Mesele temizlik görevlisi olmanın küçümsenmesi değildir; her iş kutsaldır ve her emeğe saygı duyulmalıdır. Buradaki asıl mesele, "potansiyel israfıdır." Ülkenin en parlak zihinlerinden biri, enerjisini ve kapasitesini akademik veya idari bir verimlilik yerine fiziksel bir iş gücüne harcamak zorunda kalıyorsa, bu durum toplumun geleceğe dair kurduğu "liyakat" hayallerine zarar verir.

Gençler arasında "çok çalışırsam hak ettiğim yere gelirim" inancının yerini, "ne kadar başarılı olursam olayım sadece hayatta kalabilirim" düşüncesi almaktadır. Bu duygu kopuşu, bir toplumun en büyük sermayesi olan "motivasyonu" yok eder.

Bu atama, eğitim sistemimiz ile iş gücü piyasası arasındaki kopukluğu da gözler önüne seriyor:

En yüksek puanı alanların bile kendi uzmanlık alanlarında veya nitelikli memur kadrolarında yer bulamaması, kadro planlamasının gerçek ihtiyaçlara göre yapılmadığını gösteriyor.

Bir Türkiye birincisinin bu kadroya başvurması, ekonomik kaygıların ve "garanti iş" arayışının, kişisel hayallerin ve mesleki tatminin ne kadar önüne geçtiğinin kanıtıdır.

Eğer 100 tam puanın karşılığı, kişinin potansiyelini kullanamayacağı bir alanda çalışmaksa; o zaman gençlere sunduğumuz "başarı" vizyonunu yeniden gözden geçirmeliyiz. Bir ülkenin en başarılı evlatlarını, sadece "aç kalmamak" için niteliklerinin çok altındaki işlere razı etmek, o ülkenin yarınlarını verimsizleştirmektir.

Bu atama, sadece bir kişinin iş sahibi olması değil, bir sistemin kendi değerlerini tartma vaktinin geldiğinin işaretidir. Başarı, sadece bir "puan" değil, o puanın hakkını verecek bir "gelecek" olmalıdır.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar