telenews
EĞİTİM İLAN
turksanayi
Ankara
DOLAR41.5981
EURO48.7157
ALTIN5025.5
Seyit ERMACİT

Seyit ERMACİT

Mail: [email protected]

Bizi uyuşturucu bataklığına kimler, nasıl getirdi

Yıllardır sinsice ilmek ilmek işlenen bir operasyonun kurbanı mı olduk, yoksa kendi ellerimizle mi kurduk bu karanlık sofrayı?

Geçmişin tozlu raflarındaki Western filmlerinden bugünün pırıltılı ama içi boş dizilerine kadar; şiddetin "kahramanlık", müstehcenliğin "özgürlük", saygısızlığın ise "modernlik" maskesiyle evlerimize sızışını izledik.

Bir zamanlar "tavuk kesmekten sakınan" bir toplumun çocukları, bugün ellerinde silahlarla, uyuşturucu batağında, çeteleşme hayalleriyle 15’inde hayatını tüketiyor. Peki, neden bu hale geldik?

Ahlaksızlık Kaleyi İçten Yıktı
Sinema perdesinde başlayan şiddet güzellemeleri, yerini aile yapısını temelinden dinamitleyen dizi senaryolarına bıraktı. Anne anneliğini, baba babalığını; en acısı da toplum, kutsalını unuttu. Örf, adet ve gelenek dediğimiz o kadim kale, "sanat" adı altında ayaklar altına alındı. 

Zengin ile fakir birbirine düşman edilirken, alkol ve madde kullanımı hayatın doğal bir parçasıymış gibi şırınga edildi.
Unutulmamalıdır ki; ahlakı bozulan bir milletin, ne ekonomisi ne de geleceği ayakta kalabilir. Değerler hiyerarşisi yıkıldığında, geriye sadece birbirine yabancılaşmış, maneviyattan kopuk ve öfkeli kalabalıklar kalır.

Ey Türk Milleti Titre ve Kendine Gel!
Bugün on binlerce gencimiz, hayatının baharında yasaklı maddelerin pençesinde can çekişiyorsa; bu sadece polisiye bir mesele değil, topyekûn bir vicdan meselesidir. Ahlaksızlığı özgürlükle karıştırmak, topluma yapılabilecek en büyük ihanettir. Sanatı inanca ve değerlere hakaret aracı olarak kullananlar, bugün karşılaştığımız bu harabeden sorumludur.

Ancak henüz geç değil. Türk Milleti için reçete bellidir: Titre ve kendine dön! Eğer biz yeniden edeple inşa olmazsak, ahlaksızlığın yakıcı sonuçlarıyla imha olacağız. Çocuklarımızı ekranların insafına, sokakların karanlığına ve maneviyatsızlığın boşluğuna terk edemeyiz. Aile, o kutsal kale yeniden tahkim edilmeli; sevgi, saygı ve inanç toplumun harcı olmalıdır.

Yaklaşık kırk yıl önce okuduğum bir röportaj, zihnime kazınmış. Bir Türk gazetecinin Alman profesörle yaptığı konuşmada, profesörün söyledikleri dikkatimi çekmişti. Diyordu ki, "Bizim gençliğimiz uyuşturucuya kurban gidiyor. Gelecek sizin gençliğinizde, onlara şimdiden sahip çıkın."

O günlerde Alman toplumunun yalnızlaştığından, komşuluk ve misafirlik kültürlerinin olmadığından, bu yüzden evlerinde kedi ve köpek beslediklerinden bahsediyordu. Oysa bizim toplumumuzda dostluk, dayanışma ve komşuluk ilişkileri ne kadar da güçlüydü. Almanlar günden güne yalnızlaşırken, bu bizi toplum olarak diri tutuyordu.

Aradan on yıllar geçti. Bugün geldiğimiz noktada ise durumun tam tersine dönmeye başladığını görüyoruz. Artık bizim gençliğimiz de uyuşturucu tehlikesiyle karşı karşıya. Toplumda sevgi ve saygı azalmış, ahlaki bir çöküş yaşanıyor. Geçtiğimiz günlerde bir uzmanın dile getirdiği "Türkiye'de 8 milyon madde bağımlısı var" ifadesi, yüreğimizi sızlatan, korkunç bir gerçek. Her on kişiden biri, ne yazık ki madde bağımlısı ve bu rakamın büyük bir kısmı genç nüfusu kapsıyor.

Daha da endişe verici olanı, madde kullanım yaşının ilkokul seviyesine kadar düşmüş olması. Aileler, çocuklarına yeterince sahip çıkamıyor, onlarla gereği gibi ilgilenemiyor. Anne ve babalar, çocuklarının yeme içme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamanın yeterli olduğunu düşünüyorlar. Ancak kötü niyetli kişiler, çocuklarımızı kafelerde veya benzeri ortamlarda, onların farkına bile varmadığı bir şekilde maddeye alıştırıyor. Geçenlerde, 35 yaşındaki evladının bağımlı olduğunu gözyaşları içinde anlatan bir babanın hikayesi, bu acı gerçeği bir kez daha yüzümüze vurdu.

Uzmanlar haklı olarak aileleri uyarıyor: "Sakın 'Benim çocuğum yapmaz' demeyin.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar