Umre ibadeti dinimizde sünnettir ve hac öncesi hazırlık ibadeti olarak da görülür.
Ben Umre ibadetine tek başıma gidecektim bu nedenle Çukurova Müftülüğüne giderek Diyanet kanalı ile gitmek için kaydımı yaptırdığımda beni sadece kadınlardan oluşan otuz dört kişilik bir guruba dahil ettiler. Yapacağımız ibadetler ile ilgili kitaplar verdiler ve öncesinde de bilgi ve uygulama içeren seminer düzenlediler.
Tavsiyem; Umreye daha önce hiç gitmediyseniz tek başınıza değil mutlaka bir guruba dahil olarak gidin ve genç iken gidin. Çünkü Umre ibadeti zor ve yorucu bir ibadet. Çünkü vaktimizin çoğu ibadet ile geçiyor ve ibadetlerinizi Kabe de yapmanız çok sevap ve hikmetli zaten buraya gelişin amacı.
THY tarafından Umre yolcularına özel olarak tahsis edilmiş bir uçak ile Mekke’ye doğru yolculuğa başladık ve hocalar tarafından uçakta dua ve niyet ederek ihrama girmiş olduk. İhramlı olduğunuz zaman bütün dünya nimetlerinden ve zevklerinden uzaklaşmanız gerekiyor.
Koku, parfüm, krem, tırnak kesmek, bir canlıya zarar vermek, birinin kalbini kırmak v.b. kesinlikle yasak. İhram yasaklarından birini yaparsanız sadaka vermek hatta kurban kesmeye kadar gidiyor.
Uçaktan indik ve otele valizlerimizi bırakıp abdest tazeleyip hemen servisler ile kabeye kavuşmak için yola çıktık. Oteller genelde servisle kabeye 10-15 dakika uzaklıkta.
Kabenin olduğu mescidin doksan dokuz kapısı var. Hocamız bizi peygamberimizin de hep kullanmış olduğu selam kapısından içeri girdirdi. Yol boyunca, 'Lebbeyk Allahümme Lebbeyk, Lebbeyke la şerike leke lebbeyk' (Buyur Allahım buyur, davetine icabet edip ben geldim) söyleyerek ilerledik.
Kabeye yaklaşırken başımızı eğmeden yürümek ve kabeye bakmamamız gerektiğini söylediler çünkü kabeyi ilk gördüğümüzde edilen dualar kabul olurmuş.
Kabenin önüne geldiğimizde hepimiz aynı anda gözlerimizi açtık. Kabe tüm azameti ile kara bir sevda gibi tam karşımızda duruyordu. O an garip bir duygu oluyor hepimiz ellerimizi açtık dua ettik ve ağlamaya başladık.
Çok duygulu ve büyülü bir andı. Hemen ardından gurup halinde tavafımızı yaptık. Tavaf sırasında kadın ve erkekler beraber tavaf yapıyorlarve bazen çok kalabalık olduğu için o kalabalıkta sıkışabiliyorsunuz.
Bence bu duruma bir düzen ve kural getirilmeli. Erkekler dışta kadınlar içte ya da tam tersi olacak şekilde tavaf yapılmalı.
Tavaftan sonra kabeye dönerek ve dua ederek zemzem içmek gerekiyor.
Tavaftan sonra Say alanı (Sefa ve Merve tepeleri arasında Hz.Hacer annemizin oğlu İsmail’e su bulmak için yedi kez gidip geldiği tepeler ve zemzem’in bulunması hadisesi) Sefa –Merve tepeleri arasında yedi kez gidip gelerek Hz.Hacer'in Allah’a göstermiş olduğu tevekkül ve inancı yaşamaya ve taklit etmeye çalıştık.
İhramlı iken tavaf ve Say’ı kesinlikle yapmanız gerekiyor. Safa-Meve yepeleri arasında yedi kez gidip gelerek oğlu için su bulmak isterken Allah’ın zemzem’i bahşetmesi ve aslında bütün dünyadan Hac ve Umre için gelen Müslümanlara bir kadının tevekkül ve Allah’a olan inancı ile nasıl bir mertebeye yükseltildiğinin kanıtıdır. Ve Hz.Hacer annemizin say hareketini erkekler de dahil dünyadaki tüm Müslümanların taklit etmesi olayıdır.
Bu bir kadına verilmiş olan ne büyük bir yüceliktir. Hz.Hacer ve oğlu İsmail’in kabri Kabenin kuzeybatısında yer alan Hicr-i İsmail’ de yan yanadır. Bu ibadetleri tamamladıktan sonra saçınızdan bir miktar kesilerek ihramdan çıkmış oluyorsunuz.
Kabe alanında yirmi dört saat tavaf yapılıyor. Ve kabenin etrafındaki mescit alanı sürekli görevliler tarafından temizleniyor. Evimizi günün her saatinde sürekli temizlemediğimize göre diyebilirim ki kabe evimizden daha temiz. Zaten kabenin olduğu alana erkekler çıplak ayakla kadınlar da tavaf patiği ile girebiliyor çünkü kabenin olduğu mescit alanı Müslümanlar tarafından 'Allahın Evi' olarak görülüyor ve kabul ediliyor.
Her gün sabah üçte Teheccüt namazına yine servisler ile Kabeye gidiyor sabah namazını cemaatle beraber kılıp otele geri dönüyor ve uyuyorduk. Sonra tekrar öğlen, ikindi, akşam, yatsı ve vitir namazlarını cemaatle kılıp dualarımızı yapıp kuran okuyup otele uyumaya dönüyorduk.
İstisnasız her gün bu ibadet düzeni devam etti ve on günün sonunda ayrılık vakti geldi. Hepimiz kabeyi selamladık ve tekrar gelmeyi diledik. Kabeyi ilk gördüğümde ağlamıştım veda ederken çok daha fazla, sevgiliden ayrılır gibi hıçkırarak ağlamaya başladım. Ve Allah Hac yapmayı da nasip etsin diye çok dua ettim.
Umre ibadetinin hazzı, hikmeti anlatmakla bitmez. Ancak sizleri sıkmamak adına Medine'deki ibadetlerimiz ve Peygamberimizin kabrinin olduğu Mescid-i Nebeviyi bir sonraki yazımda anlatacağım.





























Yorum Yazın