Siyaset, yalnızca iktidar mücadelesi ya da seçim kazanma sanatı değildir.
Siyaset, en temelde insan ilişkilerinin, güvenin ve sözün üzerine kurulur. Bu yüzden “ahde vefa” kavramı, siyasetin en önemli ahlaki ölçütlerinden biridir. Kullanıldıktan sonra bir kenara atılan insanların hikayesi ile aslında siyasetin ruhuna ihanet edilmiş olur.
Ahde vefa, verilen sözün tutulması, birlikte yürünmüş yolun hatırlanması ve emek verenlerin unutulmamasıdır. Bir siyasetçinin, bir partinin ya da bir hareketin gücü; yalnızca aldığı oylarla değil, arkasında duran insanların sadakatiyle ölçülür. Bu sadakat ise karşılıklı vefa ile beslenir.
Ne yazık ki siyaset sahnesinde sıkça görülen bir tablo vardır: İşlevi biten, görevini tamamlayan ya da artık “gerekli görülmeyen” insanlar bir kenara bırakılır. Oysa bu yaklaşım, siyaseti günübirlik çıkar ilişkisine indirger. İnsanların emeğini yok sayan bir anlayış, uzun vadede güveni ve bağlılığı da kaybeder.
Ahde vefa gösteren siyasetçi, yalnızca geçmişe değil, geleceğe de yatırım yapar. Çünkü vefa, toplumda güven duygusunu pekiştirir. İnsanlar, kendilerine değer verildiğini gördüklerinde, zor zamanlarda da yanında durur. Vefa, siyasetin görünmeyen ama en sağlam köprüsüdür.
Siyaset, ahde vefa ile anlam kazanır. Kullanıldıktan sonra bir kenara atılan insanlar, aslında bir toplumun hafızasında derin yaralar açar. Oysa vefalı bir siyaset, hem geçmişe saygı duyar hem geleceğe umut taşır. Unutulmamalıdır ki, siyaset günübirlik değil, uzun soluklu bir yolculuktur. Bu yolculuğun en güçlü azığı ise vefadır.





















Yorum Yazın