telenews
EĞİTİM İLAN
turksanayi
Ankara
DOLAR41.5981
EURO48.7157
ALTIN5025.5
Sibel YAŞAR

Sibel YAŞAR

Mail: [email protected]

2025’i Uğurlarken

Bir yıl daha bitti. Takvim yaprakları değişirken birçok insanın omzundaki yük aynı kaldı. 2025, Türkiye için alışmaya zorlandığımız bir yıl oldu; pahalılığa, adaletsizlik hissine, bitmeyen çileye..

Bu yıl, sabah umutla uyanıp akşam endişeyle yatağa giren milyonların yılıydı. Hayat pahalıydı; emek ucuzdu. Çalışan yorgun, emekli çaresiz, gençler ise bavul hayaliyle yaşar hâle geldi. Gelecek planları yerini günü kurtarma telaşına bıraktı.

İktidar cephesinde istikrar vurgusu sürerken, sokakta istikrar denilen şey; artan kiralar, düşen alım gücü ve ertelenen hayatlardı. Enflasyon sadece fiyatları değil, sabrı da yükseltti. Emekli geçinemedi, çalışan borçla yaşadı, gençler ise geleceği bu toprakların dışında aramaya başladı.

2025 hukukun tartışıldığı, adaletin ise çoğu zaman geciktiği bir yıl oldu. Kadın cinayetleri ve çocuk istismarları karşısında verilen tepkiler yetersiz kaldı; cezalar, caydırıcılıktan uzaktı. Aile söylemleri yükselirken, ailelerin içi yoksullukla, korkuyla ve güvencesizlikle dolduruldu.

2025’in aynasına baktığımızda hala yüzleşmemiz gereken ağır gerçekler var. Kadınlara uygulanan şiddet, sokak hayvanlarıyla ilgili alınan kararlar, çocukların korunamaması, adalet çoğu zaman gecikti, betonlaşan şehirler de bunun sessiz tanıklarıydı.

Elbette iyi şeyler de oldu. Savunma sanayiindeki yerli hamleler, teknolojide parlayan genç beyinler, spor alanındaki başarılar 'Türk Milleti'nin ve ülkemizin hala var olduğunun ıspatı niteliğindeydi.
Depremin enkazı altında sadece binalar değil, umutlar da kalmıştı; buna rağmen dayanışma, hâlâ bu toprakların en güçlü refleksi olduğunu gösterdi.

Belki de yılın en ürkütücü tablosu, kalplerin sertleşmesiydi. İnsanlar birbirine yabancılaştı, öfke sıradanlaştı, vicdan sessizleşti,ahlaki değerler kaybolmaya yüz tuttu. Evet Toplum olarak yorulmuş olabiliriz, ama susmayı görmezden gelmeyi  alışkanlık haline getirmemeliyiz.

Şunu kabul etmeliyiz,  bu ülkenin sorunu umutsuzluk değil, ertelenen adalet ve geciken yüzleşmelerdir. Fakat onu diri tutmak, görmezden gelerek değil; toplumsal duyarlılıkla konuşarak, sorgulayarak ve farkındalıkla değişime cesaret ederek mümkündür.

2025' i uğurlarken; adaletin gerçekliğiyle var olduğu, daha dengeli kararların alındığı, toplumsal güvenin güçlendiği, sevgi, saygı, ahlakın yaşamın vazgeçilmez  bütünselliğiyle, yarına dair  umutların yeniden inşa edildiği miladi bir dönem olması en güçlü temenni olarak 2026 yılı beklentileri arasındaki yerini alıyor.

İnsanlık duygusunun kaybedilmediği iyi bir yıl dileğiyle...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar