<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Türk Haberler</title>
        <link>https://www.turkhaberler.com.tr/</link>
        <description>Türk Haberler.Com.Tr  | Türkiye&#039;nin ulusal haber sitesi</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Vali Erol Ayyıldız ve Bursa üzerine..</title>
                <category>Aliye ŞAHİN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/vali-erol-ayyildiz-ve-bursa-uzerine-270</link>
                <author>aliyesahino1sa8001@gmail.com (Aliye ŞAHİN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/vali-erol-ayyildiz-ve-bursa-uzerine-270</guid>
                <description><![CDATA[Vali Erol Ayyıldız ve Bursa üzerine..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bursa Valiliğinin resmi web sitesinde, Vali Erol Ayyıldız, devlet yönetiminde uzun yıllara dayanan tecrübesiyle Bursa'ya yeni bir vizyon kazandıracak bir isim olarak tanımlanıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Gerçekten de, Giresun’dan başlayıp Türkiye’nin farklı şehirlerinde sürdürdüğü görevleriyle edindiği deneyim, Bursa’nın geleceği için güçlü bir teminat niteliği taşıyan Ayyıldız'ın kariyerinde dikkat çeken nokta olarak göze çarpıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ayyıldız'ın,&nbsp;&nbsp;büyükşehirlerde edindiği yönetim tecrübesi ve emniyet alanındaki stratejik görevleridir. Bu birikim Bursa gibi hem sanayi hem de kültür açısından Türkiye'nin lokomotif şehirlerinden birinde çok önemli bir avantajdır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Vali Ayyıldız'ın İzmir ve Eskişehir'deki tecrübeleri, Bursa'nın otomotiv ve tekstil sektörlerinde daha etkin bir kamu-özel işbirliği modeli geliştirmesine katkı sağlayabilir, farklı bölgelerde yürüttüğü projeler Bursa'nın tarihi ve turistik değerlerinin daha güçlü şekilde tanıtılmasına zemin hazırlayabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Erol Ayyıldız’ın Bursa Valiliği, sadece bir atama değil; tecrübenin, disiplinin ve vizyonun şehre taşınmasıdır. Onun yönetim anlayışı, Bursa’nın hem ekonomik hem de sosyal gelişiminde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün Bursa, Türkiye’nin en dinamik şehirlerinden biri olarak, tecrübeli bir devlet adamının rehberliğinde geleceğe hazırlanıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ayyıldız’ın geçmişteki başarıları, Bursa halkına güven veriyor; onun liderliğinde şehrin daha düzenli, daha güvenli ve daha güçlü bir geleceğe adım atacağına dair umutları artırıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bütün bunlar dikkate alındığında Bursa için Vali Erol Ayyıldız'ın varlığı çok önemli bir şans olarak görülmelidir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:01:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/aliye-sahin-1754839758.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>21. Mart Nevruz Bayramı değil &#039;Türkiye&#039;ye Meydan Okumaktır&#039;</title>
                <category>Seyit ERMACİT</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/21-mart-nevruz-bayrami-degil-turkiyeye-meydan-okumaktir-269</link>
                <author>seyitermacit902@gmail.com (Seyit ERMACİT)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/21-mart-nevruz-bayrami-degil-turkiyeye-meydan-okumaktir-269</guid>
                <description><![CDATA[21. Mart Nevruz Bayramı değil 'Türkiye'ye Meydan Okumaktır']]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Diyarbakır’da sözde Nevruz kutlamaları adı altında sergilenen o utanç verici görüntüler, milletimizin vicdanında derin bir yara açmıştır. 2024 yılında TUSAŞ’ta şehit düşen kahraman evlatlarımızın katillerinin posterlerini açacak kadar alçalan bir zihniyeti, en güçlü şekilde lanetliyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu aziz vatan uğruna canlarını feda eden şehitlerimizin hatırasına yapılan bu saygısızlık; ne kültürle, ne bayramla, ne de insanlıkla bağdaşır. Bu milletin değerlerini hiçe sayan, şehitlerimizin kemiklerini sızlatan bu zihniyet, ihanetin en karanlık yüzüdür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Daha da acısı, böylesi bir provokasyona göz yumulması, gerekli tedbirlerin alınmaması ve bu rezilliğe zemin hazırlanmasıdır. Bu ihmale ve duyarsızlığa sebep olanları da şiddetle kınıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Unutulmamalıdır ki; bu millet, şehidine uzanan hiçbir eli affetmez, hiçbir ihaneti sineye çekmez. Şehitlerimizin aziz hatırasını kirletmeye çalışanlar, tarih önünde de millet vicdanında da daima “hain oğlu hain” olarak anılacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">"Gün ola harman ola &nbsp;<br />
Bayramlar bayram ola"</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Diyarbakır meydanında kurulan dil, vatandaşlık dili ve milletin dili değil; etnik siyaseti anayasal pazarlığın merkezine yerleştirme dilidir. Bu dilin 'Cumhuriyetin kuruluşunda yarım kalan hikâye', 'yönetime ortak olmak'&nbsp;'devletle münazara değil müzakere' ve 'Kürtler arası demokratik birlik' söylemleriyle birleşmesi, meselenin kültürel hak ya da demokratik standartlar tartışmasının ötesine geçtiğini göstermektedir.<br />
Açık konuşalım:<br />
Burada yapılan şey, vatandaşlığı savunmak değil; eşit vatandaşlık kavramının içine etnik siyasi ortaklık talebini yerleştirmektir.<br />
Burada yapılan şey, demokrasiyi büyütmek değil; milleti kurucu ortaklar toplamına indirgemektir.<br />
Burada yapılan şey, hakkı savunmak değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik yapısını etnik müzakere konusu hâline getirmektir.<br />
“Kürtler yönetime ortak olmak istiyor” sözü özellikle ibretliktir. Demokratik hukuk devletinde yönetime ortak olmanın yolu etnik kimlik kotası değil, vatandaşlık bağı içinde siyasal rekabettir. Sandık vardır, temsil vardır, parti vardır, Meclis vardır, hukuk vardır. “Yönetime ortaklık” ifadesini etnik bir kolektif statü talebi gibi kurmak, vatandaşlık zemininden çıkıp kurucu unsur pazarlığına geçmektir. Bunun adı demokrasi değil; etnisitenin siyasallaştırılmasıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Üstelik bu söz, vatandaşlık hukukunu etnik ortaklık pazarlığına çeviren sakat bir siyasi dildir. Çünkü Türkiye’de Kürtler bu milletin dışındaki bir topluluk değildir; Anadolu’nun her şehrinde yaşayan, aile kuran, komşuluk eden, işçi olan, işveren olan, esnaf olan, öğretmen olan, asker olan, şehit olan, milletvekili olan, bakan olan, başbakan olan, cumhurbaşkanı olan bu milletin ayrılmaz parçasıdır. Bu ülkede ekmek birlikte yenmiş, su birlikte içilmiş, acı birlikte çekilmiş, bayrak için, millet için, vatan için can verilmiştir. Yaşadığımız işsizlik, yoksulluk, düşünce ifade hürriyeti, adalet arayışları da toplumsal gerçeklerdir. Bütün bunları görmezden gelenler ideolojik siyasi taleplerini bu gerçeklerin üstüne koymaktadır.<br />
“Kürtler yönetime ortak olmak istiyor” denilerek talep, vatandaşlığın güçlendirilmesi olarak değil; devlet karşısında ayrı bir kurucu ortak, ayrı bir siyasal taraf varmış gibi kurulmaktadır. Aynı ifade; “kimliğin tanınması”, “anadilde eğitim”, “anayasal güvence”, “yerel demokrasi” ve “devletle münazara değil müzakere” söylemleriyle birlikte sunulmaktadır. Kürtleri milletin asli ve eşit fertleri olarak görmek, yaşadığı toplumsal gerçekler yerine, onları ideolojilerine göre ayrı bir siyasal blok ve toplu müzakere öznesi gibi konuşturmak temsil değil, fitne, tahrik, istismardır. Türkiye’de yönetim etnik kotayla değil, vatandaşlık bağıyla, sandıkla, hukukla ve millet iradesiyle paylaşılır. Bu yüzden “yönetime ortaklık” ifadesi, ortak vatandaşı etnik pazarlık kategorisine hapseden tehlikeli bir siyasal kurgudur.<br />
“Cumhuriyetin kuruluşunda yarım kalan hikâye” ifadesi de ayrı bir sorun alanıdır. Cumhuriyet bir eksiklik değil, emperyalizme karşı milli egemenliğin ilanıdır. Cumhuriyetin kuruluşunu “yarım kalmış bir hikâye” gibi sunmak, kurucu iradeyi tartışmaya açmanın kibarlaştırılmış biçimidir. Bu söylem, Cumhuriyetin vatandaşlık esasını yeterli görmeyip yerine kimlik temelli bir yeniden kuruluş kurgusu koymak istemektedir. Yani hedef, eksik bir sayfayı tamamlamak değil; kitabın ana fikrini değiştirmektir.<br />
“Anayasal güvence”, “yerel demokrasi”, “anadilinde eğitim” ve “eşit yurttaşlık” gibi kavramlar da bu konuşmada masum demokratik talepler olarak değil, birbirine eklenmiş bir statü paketinin parçaları gibi kullanılmaktadır. Özellikle “yerel demokrasi” söylemi, Türkiye’de defalarca yerel özerklik hattına bağlanan bir siyasi çerçevede dolaşıma sokulmuştur. “Eşit yurttaşlık” deniliyor; ancak konuşmanın bütünü bireysel hak eşitliğini değil, etnik kolektifin siyasal tanınmasını esas almaktadır. Bu nedenle burada kullanılan kavramların ambalajı demokratik, içeriği ise ayrıştırıcıdır.<br />
Daha da çarpıcısı, “Kürtler artık devletle münazara değil müzakere yapmak istiyor” cümlesidir. Bu ifade, vatandaş ile devlet arasındaki hukuki ilişkiyi değil; sanki devlet karşısında ayrı bir siyasal özne, ayrı bir kolektif taraf varmış gibi bir çerçeveyi ima etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları devletiyle “ayrı taraflar” gibi müzakere etmez; demokratik süreçlere katılır, taleplerini hukuk ve siyaset yoluyla ifade eder. Devlet ile etnik kimlik arasında iki ayrı meşru kurucu irade varmış gibi konuşmak, doğrudan doğruya milli egemenlik fikrini aşındırmaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir de üstüne 'Kürtler arası demokratik birlik artık tercih değil tarihi ihtiyaçtır'&nbsp;çağrısı eklenmektedir. Bu da meselenin yalnızca Türkiye içi demokratikleşme başlığı olmadığını, sınır aşan etnik-siyasal hizalanma arayışının sürdüğünü göstermektedir.&nbsp;<br />
Bu yaklaşım ne milli dayanışmayı sağlar, ne Türkiye’de demokrasiyi büyütür, ne de kardeşliği güçlendirir.<br />
Çünkü millet olarak beraber yaşamayı hedeflememektedir.<br />
Bireyi özgürleştirmemekte; bireyi etnik siyasetin içine hapsetmektedir.<br />
Vatandaşı güçlendirmemekte; vatandaşı kolektif kimlik adına konuşan siyasi odakların vesayetine itmektedir.<br />
Ortak geleceği kurmamakta; ortak geleceği sürekli müzakere ve statü krizine bağlamaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Üstelik etnik vesayet dili ne kadim Diyarbakır’ı, ne Diyarbakırlıları, ne de Kürtleri temsil edebilir. Kürtleri sürekli ayrı bir siyasi blok, ayrı bir pazarlık tarafı, ayrı bir kurucu ortaklık öznesi gibi sunmak; onları Türkiye Cumhuriyeti’nin asli ve eşit fertleri olarak görmek değil, bitmeyen bir kimlik müzakeresinin aparatı hâline getirmektir. Bu, temsil değil; istismardır.<br />
Sonuç olarak bu konuşma, “hak”, “eşitlik”, “demokrasi” ve “barış” kelimeleriyle süslenmiş olsa da özü itibarıyla şunu söylemektedir: millet yerine etnik ortaklık, vatandaşlık yerine kimlik pazarlığı, hukuk yerine siyasal statü müzakeresi.<br />
Buna karşı verilecek cevap açıktır:<br />
✔️Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.<br />
✔️Dili Türkçedir.<br />
✔️Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.<br />
✔️Milli marşı İstiklal Marşı’dır.<br />
✔️Başkenti Ankara’dır.<br />
✔️Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.<br />
✔️Türk Milleti, egemenliğini Anayasa’nın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanır.<br />
✔️Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Cumhuriyet eksik değildir; eksik olan, Cumhuriyetin vatandaşlık fikrine ve millet fikrine sadakattir.<br />
Eksik olan, coğrafyayı vatan yapan, emperyalizme karşı mücadele eden, bağımsız ve egemen cumhuriyet kuran iradeye vicdani bağdır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 11:19:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/seyit-ermacit-1767178031.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cephe</title>
                <category>Sevim AĞAMULLA</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/cephe-268</link>
                <author>vatansevdavatan@hotmail.com (Sevim AĞAMULLA)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/cephe-268</guid>
                <description><![CDATA[Cephe]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dünya cephe, cephe.. Boyalar aktı geçti, kurudu vakti geçti. Nice dış cephe, iç cephe boyacısı.. Her gelen boyadı geçti.<br />
Dünya doludizgin zırdeliler öncülüğünde ateşe yuvarlanıyor. Bindik bir alamete gidiyok gıyamete.<br />
*<br />
Dış cephe..<br />
Emperyalizm ve siyonizm el birliği ile yine ortadoğuya kabus gibi çöktü. Trump ve Gazze'de yaptığı soykırıma doymayan Netenyahu ortadoğu haritasının değişeceğini vurguladılar. Irak, Libya, Filistin, Suriye vs ve şimdi kah rejim, kah nükleer deyip, teolojik nedenler öne sürerek rejim, sivil demeden İran savaşını başlattılar.<br />
*<br />
Yayılmacı İsrail ve peşine takılan Amerika bahanelerle birkaç gün sürecek deyip, sonra sert karşılık alınca 5-6 haftaya çıkardıkları İran savaşını, 168 kız çocuğunun kaybına neden olan okul saldırısıyla başlattılar. İran'ın başta Hamaney gelini, torunu olmak üzere üst düzey siyasi ve komuta merkezi, yönetim kadrosu öldürüldü.<br />
*<br />
Kimilerine göre petrol, kimine göre teolojik bir savaş.. Kim barbar, kim ilkel, kim sapkın, kim radikal dinci? 168 kız çocuğunun ölümüne sebep olan ilkokul saldırısıyla savaşı başlatan, hastahane bombalayan karanlık zihniyet neler demiş?<br />
*<br />
Amerika'nın İsrail büyükelçisi:<br />
Nil'den Fırat'a uzanan bölge Tevrat'a dayalı İsrail'in hakkı..<br />
Mısır'ın, Suriye'nin, Irak'ın, Ürdün'ün, Lübnan'ın ve Suudi Arabistan'ın bir kısmını kapsar. Yani tüm Orta Doğu'yu almak anlamına geliyor cevabına Huckabee, "İsrail'in onların hepsini alması iyi olurdu çünkü Tanrı onu onlara verdi." Dolayısıyla İncil'e göre, evet, bu, Yahudi halkına sonsuza dek mülk olarak verilen vaat edilmiş topraklardır.&nbsp;<br />
İncil böyle diyor ve bu kutsal bir hak." dedi.<br />
*<br />
Neler oluyor?. Bütün bunlar olurken Abd'si, İsrail'i yanında İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa'sı, Yunanistan vs güney Kıbrıs'ta konuşlandı. Türkiye 6 F16'yı KKTC'ye gönderdi.<br />
Diğer yandan İran savaşı sürerken İsrail Lübnan'a kara harekatıyla işgal başlattı.<br />
*<br />
Dünyanın en iyi, en güçlü ordusu bizde diyerek, birkaç günlük iş iddiası sonunda, 20. güne gelen savaşta tutarsız söylemleriyle gittikçe gömülen Trump, savaş silahları üretimini de dört kata çıkarttı.. o da yetmeyip (teolojik) savaş için, evanjelist din insanları Trump'a ruhani danışmanının vaazı, çılgın haykırışlar eşliğinde ona dokunarak güç vermek için toplandılar. Gelinen nokta.. İsrail'in peşine takılan Trump'ın Çin'den, Japonya'ya, Nato, avrupa ve müttefiklere kadar yardım çığlıkları.<br />
*<br />
Türkiye'ye gelen üç füze konusunda Pezeşkiyan füzeler bizim değildi, dedi.. ortak araştırma teklifinde bulundu.<br />
Kıbrısa gelen füze.. İngiltere füzeyi İran'ın atmadığını kabul etti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">CENTCOM Komutanı: "İran İHA’sını ele geçirdik, ‘Made in America’ etiketiyle geri gönderdik."<br />
Centrom Komutanı Brad Cooper, ele geçirdikleri İran yapımı bir İHA’yı tüm sistemlerini sökerek yeniden tasarladıklarını ve "Made in America" etiketiyle İran’a karşı kullandıklarını açıkladı. &nbsp;<br />
*<br />
İsrail Tahran'daki gaz tesislerine saldırıp, yakıt depolarını havaya uçurarak milyonlarca insanı zehirli maddelere maruz bırakdı.<br />
*<br />
Bir yandan 11 eylül dejavusu, bir yandan İran Mescid'i Aksa'yı vurdu senaryosu.. seç beğen al. Nitekim.. FBI, İran'ın olası misillemelerine karşı "alarm seviyesini" artırarak birkaç gün önce, Kaliforniya'ya İHA saldırısı İran uyarısında bulunmuştu. Bu açıklamalar Türkiye'nin ve ortadoğu ülkelerinin sahte bayrak, siyonist ve emperyalist operasyonlara karşı çok dikkatli olmak gereğini ortaya koydu.<br />
*<br />
Trump'a şok.. Abd terörle mücadele direktörü 'İran Amerika'ya tehdit değildi.. Savaşı İsrail baskısıyla başlattık' diyerek &nbsp;istifa etti. 20. güne gelen İsrail'in baskısıyla başlayan savaşta, Trump İran'ın güçlü karşı saldırıları ve Hürmüz boğazını da kapatması üzerine girdiği bataklıkta kendine destek dilenme noktasına geldi. Nato, avrupa ülkelerinden istediği yardıma ret cevabıyla içte ve dışta eleştirilerin odağı oldu.<br />
*<br />
Tarzan zor durumda.. İran sadece İsrail'i değil, Hürmüz'ü kapatıp tüm Amerika üslerini ve İsrail'le Abd'ye destek veren ülkeleri vurdukça, Anlaşmanın ortasında İran'a savaş açan Amerika ve İsrail çıkmazda. Savaşın getirdiği siyasi, petrol ve ekonomik kaygılar cabası.<br />
Trump en güçlü ordu bende asarız, keseriz noktasından, Çin'den, Japonya, Nato'ya, dünya, körfez ülkelerine kadar yardım isteyen Trump'a geldi.. anlaşılan okuma, üflemeler yetmemiş.<br />
*<br />
Patron çıldırdı.. Trump: İran'ı yönetmek için üç adayımız var, biz seçeceğiz, biz yöneteceğiz dedi, sonra adayımız yanlışlıkla vuruldu dedi. Önce rejimi değişeceğiz, sonra rejim bizi ilgilendirmiyor dedi. Önce İran'ın nükleer tesisleri yok edildi, ertesi gün, İran nükleer konusunda tehditdir dedi.<br />
- Hürmüz'ün kapatılmasıyla baş edemeyen, askeri gönderme kararı alıp, Hark adasına saldırı başlatan Trump.. "Hark Adası’nı tamamen yıktık, ama belki eğlence olsun diye birkaç kez daha vururuz". dedi. Trump yardımı kabul etmeyen Nato'yu çıkmakla tehdit edip.. Nato ve avrupa ülkelerine aptallar dedi. Şaka gibi ama depresyondayım da dedi.&nbsp;<br />
*<br />
Dünya korku tünelinde (NÜKLEER).. bu kafayla Trump taktik nükleer silah başta olmak üzere stratejik nükleer silahları güçlü, kıtalar arası olanlar, taktiksel bölgesel olanları kullanma kararı yetkisi aldı.<br />
- Amerika savaş bakanı müttefiklere nankör diyerek, haçlı zihniyetiyle hz İsa için savaşmaya devam edeceğiz dedi.<br />
*<br />
Evet.. durum bu iken İran'ı sevmek zorunda değilsiniz, ama dünyanın selameti için, siyonizm ve emperyalizm, şeytani yapının heralde karşısında olmak zorundasınız.<br />
*<br />
İç cephe.. Gelelim iç cepheye, bütün bunlar olurken ortadoğu ateş çemberinde 3. dünya savaşına yelken açılmışken iç cephede durum ne?<br />
*<br />
Ülke fırka, fırka.. bir kesim Okuldan zil sesine kadar ilahiler peşinde, diğer kesim olmaz böyle şey tartışmalarında. Yine bir kesim İstiklal Marşı'nın kutlandığı günde Arapça okunması, basılı broşürü ve şalvar ile gündem yaparken, diğer kesim ne yapmaya çalışıyorsunuz olmaz böyle şey tartışmaları..<br />
Hızır idi, Yunus idi..<br />
*<br />
Bir yandan milli eğitim bakanı.. “Gençler artık 26 yaşında iş hayatına atılıyor. Bu nedenle 12 yıllık zorunlu eğitimi kısaltmayı ve üniversiteye giriş yaşını 15’e düşürmeyi planlıyoruz.” derken bir diğeri bu kadar da olmaz tartışmaları.<br />
*<br />
Kaldır başını etrafa bak.. Dünya savaşa giderken, iktidarın dilinde muhalefet, muhalefetin dilinde iktidar. Bir yandan iç cepheyi güçlü tutma gereği belirtilirken, diğer yandan iktidarın muhalefet ötekileştirmeleri. Bir yandan ortadoğu, etrafımız ateş çemberinde iken muhalefetin akşam, sabah sinerjisini kaybeden erken seçim, İmamoğlu söylemleri.&nbsp;<br />
*<br />
Cephe derken.. bir de cep var, cepken var. Tabi onlar da cep delik, cepken delik..<br />
- Emekli maaşı, asgari ücret geçimsizliği, bayram ikramiyesi zam tartışmaları sürerken.. İktidar emekliye mevcut olan bayram ikramiyesi müjdesi verdi.<br />
- Siyasi trafikten başka birde araç trafiği (trafik cezaları).. araçlara gelen app plakadan, ışık ihlali, hız, yüksek sesle müzik, drift, park ihlali vb aksesuardan, hoparlöre, multimedya ekrandan renkli, ışıklı araç süslemesi, modifiyeye kadar, bir dizi yasak ve astronomik cezaları vatandaşın tartışma konusu oldu..<br />
*<br />
Ortadoğu alev, alev dikkat.. Ve bütün bu havanda su döven tartışmalarla (melekler dişimi, erkek mi?) Hızır idi, Yunus idi derken elin adamları haritadan illeri, adayı çekiyor.<br />
'Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın'<br />
*<br />
Unutmayın.. Düşman nasıl olursa olsun 'Ulus' cepheniz sağlam olsun.<br />
*<br />
Diyen gitti eyvallah..</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 03:23:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/sevim-agamulla-1754745270.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Komik bir Anı</title>
                <category>Özlem ERDOĞAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/komik-bir-ani-267</link>
                <author>ozlemerdogan01@hotmail.com (Özlem ERDOĞAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/komik-bir-ani-267</guid>
                <description><![CDATA[Komik bir Anı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Son günlerde &nbsp;malum son derece gergin ve stresli günler yaşıyoruz. Tam da bayram arefesindeyken komik bir anımdan bahsedip belki yüzünüzü biraz güldürürüm diye düşündüm.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Lise ve ortaokuldan sınıf &nbsp;arkadaşım eşi ve bir kızı ile meğer yaklaşık on yıldır tayin sebebi ile Adana’da yaşıyorlarmış .Liseden sonra &nbsp;yollarımız ayrılmış kırk &nbsp;yıl olmuş neredeyse hiç görüşmemişiz. Ortak bir arkadaşımız vasıtası ile aynı şehirde üstelik birbirimize çok yakın evlerde oturduğumuzu öğrendik. Telefonda konuştuk ve ilk fırsatta buluşmaya karar verdik.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">O da başarılı ve idealist bir ilkokul öğretmeni olmuş. Yine aynı lisede bizlerden bir sınıf üstte okuyan tanıdığımız biri ile de evlenmiş ve mutlu &nbsp; olduğunu duymuştuk zaten.<br />
Aradan bir -iki ay geçti bir telefon geldi. ’Özlemciğim biz eşim ile alışverişten çıktık senin oturduğun sitenin &nbsp;altındaki kafede buluşalım’&nbsp;dedi. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sevinçle hazırlandım ve aşağıdaki kafeye &nbsp;indim. Nazlı &nbsp;lisede iken saçlarını genelde &nbsp;iki yandan ören,kocaman gözlükler takan bir kızdı. Onu &nbsp;görünce çok şaşırdım. O saçlarını yandan iki belik ören kız gitmiş, &nbsp;beline kadar uzun sarı saçlı , çok havalı 'afet-i devran' bir kadın gelmiş. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Nazlı ile sarıldık öptük birbirimizi aradan neredeyse kırk yıl geçmiş. Yüzümüzde kırışıklıklar var ve biraz da kilo almışız. On yedi yaşında liseli kızlar değiliz yaşlanmışız tabi.. Buna rağmen ikimiz de birbirimize &nbsp;"hiç değişmemişsin , aynı duruyorsun,hiç yaşlanmamışsın" yalanlarını söyleyerek sohbete &nbsp;başladık..</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir süre sonra garson masamıza geldi menüyü bıraktı gitti. Elimize menüyü aldık menüye bakıyoruz, bakıyoruz, bakıyoruz…İkimizden de hiç ses çıkmıyor. Meğer Nazlı da ben de gözlerimiz bozuk olduğu için menüyü okuyamıyoruz fakat bir yandan da bozuntuya vermiyoruz. İkimiz de menüyü okuyamadığımızı farkettiğimizde biraz önce ilk karşılaştığımızda söylediğimiz "hiç yaşlanmamışsın" yalanına kahkahalarla güldük.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Böylece lisede çok &nbsp;samimi arkadaş olmayan Nazlı ve ben zamanla &nbsp;birbirimizin can dostu olduk .Birbirimizin ailelerini çocukluğunu geçmişini bildiğimiz için kendimizi anlatma ve tanıtma derdimiz &nbsp;hiç olmadı ve kısa sürede samimiyet ve içtenlik ile kenetlendik.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Nazlı yıllar sonra &nbsp;başka bir şehre taşınmasına rağmen hiç kopmadık. Kadınlar arasında çoğu zaman kıskançlık ve çekememezlik olur. Fakat aramızda böyle şeyler hiç yaşanmadı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Birbirimize hep destek olduk..</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hayatınızda böyle dostluklar kurabildiyseniz sakın kaybetmeyin ve bunun için mücadele &nbsp;. Böyle dostluklar &nbsp;kolay bulunmuyor çünkü. Sevdiklerinizle huzurla geçireceğiniz bir bayram diliyorum. Sağlıcakla kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 01:38:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/02/m-ozlem-erdogan-1772213754.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Samsun Siyasetinde Mart Kapıdan Baktırıyor: &quot;Kentsel Dönüşüm Mü, Siyasi Dönüşüm Mü?&quot;</title>
                <category>İlkay KOCABAY</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/samsun-siyasetinde-mart-kapidan-baktiriyor-kentsel-donusum-mu-siyasi-donusum-mu-266</link>
                <author>ilkaykocabay@gmail.com (İlkay KOCABAY)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/samsun-siyasetinde-mart-kapidan-baktiriyor-kentsel-donusum-mu-siyasi-donusum-mu-266</guid>
                <description><![CDATA[Samsun Siyasetinde Mart Kapıdan Baktırıyor: "Kentsel Dönüşüm Mü, Siyasi Dönüşüm Mü?"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Mart ayı Samsun’da sadece cemrenin toprağa düşmesi demek değildir; siyasetin de hararetinin yükseldiği, kartların yeniden karıldığı bir dönemdir. Bugün İlkadım’dan Canik’e, Atakum’un sahilinden Büyükşehir’in koridorlarına kadar herkesin dilinde tek bir soru var: "Samsun nereye koşuyor?"</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şu sıralar Samsun siyasetinin tepe noktasında hummalı bir "yarışma" ruhu hakim. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Büyükşehir Belediyesi, Gülsan Sanayi Sitesi'ni de içine alan devasa bir kentsel dönüşüm projesi için kollarını sıvadı. Hizmet binasından camisine, kültür merkezinden kentsel tasarıma kadar "Yeni Samsun"un temelleri kağıt üzerinde atılıyor. Siyasilerimiz şu an projeleri yarıştırıyor, jüriler kuruluyor, şartnameler havada uçuşuyor. Ancak sokaktaki vatandaşın derdi kağıt üzerindeki estetikten ziyade, o binaların içinde kendisine ne kadar yer bulacağı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Belediye meclisleri mart ayı toplantılarını bitirdi; kararlar alındı, bütçeler revize edildi. Ama asıl siyaset, meclis salonlarından ziyade Ramazan sokağında, esnafın çay ocağında ve teravih çıkışlarında dönüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Başkan Halit Doğan ve ekibi, özellikle ulaşım projeleriyle (RTE Bulvarı’nın açılması, Samtaksi mobil uygulaması gibi) "hızlı şehir" imajını pekiştirmeye çalışırken, muhalefet ise kentsel dönüşümün sosyal maliyetlerini ve artan yaşam maliyetlerini her fırsatta hatırlatıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Siyasetçilerimiz bugünlerde sadece proje yönetmiyor; aynı zamanda "gönül yönetmeye" çalışıyor. 8 Mart’tan Ramazan iftarlarına kadar her platformda "halkın içindeyiz" mesajı veriliyor. Özellikle "Engelsiz Samsun" iftarları ve gençler için düzenlenen Akdağ keşif turları, siyasetin artık sadece asfalt ve betondan ibaret olmadığını, "deneyim ve aidiyet" satmak zorunda olduğunu kanıtlıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Peki, Ankara ne yapıyor? Samsun milletvekilleri şu sıralar Meclis ile şehir arasında mekik dokuyor. Kimi tarımsal desteklemelerin peşinde, kimi sanayi yatırımlarının... Ama hepsinin ortak bir ajandası var: </span></span><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Samsun’u Karadeniz’in parlayan yıldızı olarak tutmak ve 2026 vizyonunu seçmene kabul ettirmek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sonuç olarak; Samsun’da siyaset bugünlerde "yarışma projeleri" ile "hayatın gerçekleri" arasında ince bir ipte yürüyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Anadolu Mahallesi’nde kentsel dönüşüm başlarken, Samsunlu hemşehrilerimizin gönlündeki "siyasi dönüşüm" hangi yöne evrilecek, bunu zaman ve sandık gösterecek.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 01:01:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/03/ilkay-kocabay-1774404808.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devletin Sırrı Sokağa Düşerse</title>
                <category>Orhan ERGEZER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/devletin-sirri-sokaga-duserse-265</link>
                <author>orhanergezer@turkhaberler.com.tr (Orhan ERGEZER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/devletin-sirri-sokaga-duserse-265</guid>
                <description><![CDATA[Devletin Sırrı Sokağa Düşerse]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bazen bir tartışma çıkar, herkes konuşur ama kimse meselenin kalbine dokunmaz. Son günlerde yaşanan tam olarak bu. Bir bakana ait olduğu iddia edilen kişisel verilerin, kamu görevlileri eliyle hukuka aykırı biçimde ele geçirilip yayılması… Üstelik bunun bir siyasi parti üzerinden dolaşıma sokulması.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şimdi açık konuşalım bu bir <strong>“skandal”</strong> değil. Bu, bir eşiktir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bu tür durumları önlemek için vardır. Türk Ceza Kanunu ise bunun cezasını tarif eder. Ama mesele sadece kanun metinleriyle açıklanamayacak kadar ağır. Çünkü burada ihlal edilen şey yalnızca bir kişinin mahremiyeti değil, devletin kendi kendine koyduğu sınırdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Devlet dediğiniz yapı, gücünü sadece zor kullanma yetkisinden almaz. Asıl gücünü, kendisine emanet edilen bilgiyi koruyabilmesinden alır. O bilgi, vatandaşa aittir. Devlet onun sahibi değil, bekçisidir. Bekçi kapıyı içeriden açmaya başlarsa, dışarıdan geleni suçlamanın da bir anlamı kalmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İhtimalleri uzatmaya gerek yok.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Eğer bu iddialar doğruysa, ortada organize bir veri sızıntısı vardır ve bir memurun hatasıyla geçiştirilemez. Bu, devletin damarlarına yerleşmiş bir zafiyettir. Bugün bir bakanın verisi çıkar, yarın bir hakimin, ertesi gün bir istihbarat dosyasının… Bu kapı bir kez açıldı mı, kapanmaz. Çünkü veri dediğiniz şey, modern devletin hem hafızası hem de zırhıdır. Zırh delinmişse, içerisi artık korunaklı değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Eğer iddia doğru değilse, durum daha temiz değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">O zaman da ortada sahte ya da çarpıtılmış verilerle yürütülen bir kamuoyu mühendisliği vardır. Yani veri, gerçekliği temsil eden bir araç olmaktan çıkmış, doğrudan bir silaha dönüşmüştür. Bu da başka bir çürümenin işaretidir. Çünkü yalan veri ile siyaset yapılmaya başlandığı anda, hakikat sistemin dışına itilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Her iki durumda da sonuç değişmez. Devletin bilgi güvenliği çökmüştür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Burada özellikle altı çizilmesi gereken bir nokta var. Hukuka aykırı elde edilmiş bir veriyi <strong>“biz üretmedik, sadece paylaştık”</strong> diyerek dolaşıma sokmak, suça mesafe koymak değil, suça ortak olmaktır. Zincirin hangi halkasında durduğunuz, sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Hele ki bunu yapan bir siyasi yapıysa, mesele daha da ağırlaşır. Çünkü siyaset, <strong>her şeyi meşrulaştıran bir alan değildir</strong>. Aksine, sınırlarını en iyi bilmesi gereken alandır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Asıl kırılma burada başlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Devlet ile siyaset arasındaki çizgi silinirse, geriye sadece güç kalır. Hukuk kağıt üzerinde durur, ama fiiliyatta işlemez. O noktada vatandaşın devlete duyduğu güven sarsılmaz; çöker. Ve güven çöktüğünde, en sağlam kurumlar bile içten içe çürümeye başlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu işin bir de kimsenin yüksek sesle konuşmadığı tarafı var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Veri sızıntısı, sadece iç mesele değildir. Bu tür zafiyetler dışarıdan izlenir, analiz edilir, kullanılır. Çünkü veri dediğiniz şey, istihbaratın hammaddesidir. Bir ülke kendi verisini koruyamıyorsa, başkalarının o veriyi kullanmasını engelleyemez. Bu da meseleyi doğrudan Milli Güvenlik başlığına taşır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Artık şu soruyu dolandırmanın anlamı yok.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Devletin elindeki bilgi gerçekten korunuyor mu, yoksa günü geldiğinde siyasi hesaplaşmaların cephanesine mi dönüşüyor?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Eğer ikinci ihtimal geçerliyse, ortada sadece bir hukuksuzluk yoktur. Daha ağır bir şey vardır; Devletin kendi <strong>ciddiyetini kaybetmesi.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir devlet ciddiyetini kaybettiğinde, kanunlar yürürlükte kalır ama etkisini yitirir. Kurumlar yerinde durur ama içi boşalır. Ve en önemlisi, vatandaş artık devlete bakarken güven değil, şüphe duyar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şüpheyle ayakta duran bir devlet olmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Görünürde işler devam eder, makamlar doludur, açıklamalar yapılır. Ama o yapı, içten içe çözülmeye başlamıştır. Çünkü devlet dediğiniz şey, en nihayetinde bir <strong>gü</strong><strong>ven s</strong><strong>özleşmesi</strong>dir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">O sözleşme yırtıldıysa, geriye sadece kağıt kalır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ve kağıt, hiçbir devleti ayakta tutmaz.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 18:25:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/orhan-ergezer-1754745411.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vatan Aşkı Maya Gibidir, Sütü Bozuk olanda Tutmaz</title>
                <category>Seyit ERMACİT</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/vatan-aski-maya-gibidir-sutu-bozuk-olanda-tutmaz-264</link>
                <author>seyitermacit902@gmail.com (Seyit ERMACİT)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/vatan-aski-maya-gibidir-sutu-bozuk-olanda-tutmaz-264</guid>
                <description><![CDATA[Vatan Aşkı Maya Gibidir, Sütü Bozuk olanda Tutmaz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">18 Mart, sadece bir zaferin değil; bir milletin iradesinin, inancının ve bağımsızlık tutkusunun dünyaya ilanıdır. Çanakkale Zaferi, yokluklar içinde dahi diz çökmeyen bir milletin destanıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatan uğruna gözünü kırpmadan can veren aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Onların bize bıraktığı miras; sadece bir toprak parçası değil, bağımsız ve onurlu bir gelecek sorumluluğudur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün bizlere düşen görev; o ruhu anlamak, yaşatmak ve aynı kararlılıkla geleceğe taşımaktır. Çünkü Çanakkale’yi geçilmez kılan, sadece silah gücü değil; milletin sarsılmaz iradesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu vesileyle, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nü saygıyla anıyor; tüm kahramanlarımızın aziz hatırası önünde eğiliyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Vatan Aşkı Maya Gibidir, Sütü Bozuk olanda Tutmaz.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 11:16:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/seyit-ermacit-1767178031.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Faturalar Yükselirken Sessizce Büyüyen İşsizlik</title>
                <category>Orhan ERGEZER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/faturalar-yukselirken-sessizce-buyuyen-issizlik-263</link>
                <author>orhanergezer@turkhaberler.com.tr (Orhan ERGEZER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/faturalar-yukselirken-sessizce-buyuyen-issizlik-263</guid>
                <description><![CDATA[Faturalar Yükselirken Sessizce Büyüyen İşsizlik]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Enerji fiyatları yükseldiğinde çoğu insanın aklına ilk gelen şey faturalar olur. Elektrik, doğalgaz, akaryakıt…&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Oysa meselenin asıl ağırlığı çoğu zaman faturada değil, üretim hattının derinliklerinde hissedilir. Enerji modern ekonominin sinir sistemidir. Fabrikanın makinesi, kamyonun deposu, marketin soğutucusu, hatta veri merkezlerinin uğultulu koridorları bile aynı damar üzerinden çalışır.&nbsp;<br />
O damar daraldığında sistem bir yerden bedel ödemeye başlar. Ne yazık ki o bedel çoğu zaman emek üzerinden tahsil edilir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şirketlerin maliyet hesapları soğuk bir matematiğe dayanır. Enerji maliyetleri hızla arttığında şirket yönetimleri önlerine iki seçenek koyar; ya fiyatları yükseltir ya da giderleri kısar. Piyasanın daraldığı, talebin zayıfladığı dönemlerde ilk seçenek her zaman mümkün olmaz. O zaman ikinci seçenek devreye girer. Personel giderleri azaltılır. Bir başka deyişle, insanlar muhasebe tablolarında küçültülmesi gereken bir kaleme dönüşür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu tablo yeni değil.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ekonomik tarih benzer sahnelerle doludur. 1970’lerde yaşanan ve literatüre 1973 Petrol Krizi olarak geçen büyük enerji şoku, Avrupa ekonomilerini sarsarken milyonlarca insanın işini kaybetmesine yol açmıştı. O dönemde devletler önemli bir gerçeği fark etti. Enerji krizinin yalnızca bir maliyet krizi değil; aynı zamanda bir sosyal kriz olduğunu fark etti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çünkü işini kaybeden bir insan yalnızca maaşını kaybetmez. Birkaç hafta içinde hayatın bütün dengesi sarsılır. Kira ödenemez hale gelir. Çocukların eğitim masrafları aksar. Banka taksitleri birikir. Aile bütçesi çöktüğünde mesele bireysel bir trajedi olmaktan çıkar, toplumsal bir gerilim üretmeye başlar. İşsizlik rakamlarının arkasında aslında görünmeyen bir psikolojik ve sosyal deprem vardır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Gelişmiş ülkelerin bu tür krizlere karşı geliştirdiği refleksler tam da bu nedenle ortaya çıkmıştır. Ekonomi literatüründe otomatik stabilizatörler diye adlandırılan mekanizmalar, krizin ilk dalgasında devreye girer. İşini kaybeden vatandaş için kira desteği sağlanır, çocuk yardımları artırılır, enerji faturaları sübvanse edilir, kredi ve borç ödemeleri ertelenir. Bunlar yalnızca sosyal devlet anlayışının bir tezahürü değildir; aynı zamanda ekonomik istikrarın da araçlarıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çünkü gelirini kaybeden insan tüketimi keser. Tüketim kesildiğinde piyasa daralır. Piyasa daraldığında yeni işten çıkarmalar başlar. Böylece kriz kendi kendini büyüten bir sarmala dönüşür. Ekonominin çarklarını durduran şey bazen enerji fiyatları değil, tüketim zincirinin kırılmasıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Burada kritik olan unsur hızdır. Bürokrasi doğası gereği yavaş işler; ama hayat yavaş işlemiyor. Kira günü geldiğinde kapıyı çalan ev sahibini, elektrik faturası geldiğinde dağıtım şirketini, banka taksiti geldiğinde finans kurumlarını erteleyemezsiniz. İnsanların ekonomik dengesi birkaç ay içinde geri dönülmez biçimde bozulabilir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu nedenle enerji maliyetleri nedeniyle işten çıkarılan özel sektör çalışanlarına yönelik destek mekanizmalarının geciktirilmeden devreye girmesi gerekir. Kira yardımı, çocuk destekleri, enerji faturalarında geçici sübvansiyonlar ve borç ertelemeleri yalnızca sosyal adaletin değil, ekonomik aklın da gereğidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Devletin kriz anındaki temel görevi şirketleri kurtarmak kadar toplumu ayakta tutmaktır. Çünkü ekonominin en basit ama en çok unutulan gerçeği şudur: üretim makinelerle yapılır, fakat ekonomi insanlarla çalışır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir makineyi kapatıp aylar sonra yeniden çalıştırabilirsiniz. Ama sistemin dışına itilmiş, gelirini ve umudunu kaybetmiş milyonlarca insanı yeniden ekonomik hayata döndürmek çok daha zor ve çok daha maliyetlidir. Enerji krizlerinin öğrettiği en sert derslerden biri de budur. Ekonomiyi korumak isteyen devlet, önce insanı korumak zorundadır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 17:34:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/orhan-ergezer-1754745411.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hedef Tahtasına Oturtulmayı Beklemek</title>
                <category>Av. Alev SEZEN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/hedef-tahtasina-oturtulmayi-beklemek-262</link>
                <author>av.alevsezen@gmail.com (Av. Alev SEZEN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/hedef-tahtasina-oturtulmayi-beklemek-262</guid>
                <description><![CDATA[Hedef Tahtasına Oturtulmayı Beklemek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Cennet mekân Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocam sayesinde uzun yıllardır siyonizmin planlarından haberdarız. Ülkemizdeki sorunlarla bizi oyalarlarken bu sorunların asıl kaynağının siyonistlerin binlerce senelik arz-ı mevud hayallerine ulaşmak için ördükleri taşlar olduğunu öğrendik. Bunları milletimize anlattığımızda zaman zaman bize “<em>Amaaaan sizde</em>” denildi, dini temellere de dayandırdığımız için “<em>yobazsınız</em>”, “<em>gericisiniz</em>” denildi, hatta öyle bir raddeye geldik ki algı yönetimi ile “<em>dış güçlerin oyunu</em>” cümlesi bile espri haline getirilip içi boşaltıldı. Geldiğimiz noktada tabiri caiz ise az gittik uz gittik dere tepe düz gittik vardığımız yer yine Erbakan Hocamın anlattığı yer oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Erbakan Hocam her konuşmasında bu planları deşifre etti, son nefesine kadar bunları tekrar tekrar anlatmaktan vazgeçmedi, tüm icraatlarını bu hain planları görerek ve bu planları alt üst ederek gerçekleştirdi. Gerçek manada, kendisini destekleyenlerin de desteklemeyenlerin de Hocası oldu, dünyayı anlamamızı, at gözlüklerinden kurtulmamızı sağladı. Bunu kimi zaman şefkatle kimi zaman masaya yumruğunu vurarak yaptı. Kendisinin her sözünden her davranışından çıkardığımız ve halen de çıkaracağımız çok ders var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Erbakan Hocam 1996’da Başbakan olduğunda ilk yurt dışı ziyaretini İran’a yapmıştı, 1997’de İran’ın da yer aldığı D-8’i kurmuştu.</strong> Hem Müslümanların bir ve beraber olması gerekliliğini hem de sınır komşumuz olan İran’ın önemini sadece sözle değil eylemsel olarak da göstermişti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">BOP’un aslında BİP (Büyük İsrail Projesi) olduğunu idrak etmemizi sağlamıştı. Arz-ı mevud hayaliyle yanıp tutuşan siyonistlerin Irak, Suriye ve İran, sonrasında da Türkiye’ye saldırma emelinde olduğunu, nasıl adımlar atacağını, etnik unsurları nasıl kandırıp kullanacağını görür gibi bize anlatmıştı. Şu anda bize anlatılanları izliyoruz. İzliyoruz diyorum çünkü bilmek yetmez durdurmak için ciddi adımlar atılması gerekirken hiçbirini atmıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Artık iktidar, ana muhalefet ve diğer tüm partiler İran’dan sonraki hedefin Türkiye olduğunu açıkça söylüyorlar. Buna rağmen kurulan hain planları görmezden gelip İran’a saldırılmasını tasvip edip kendilerince bahaneler uyduran ve kendilerine karşı çıkanları “İrancı”lıkla suçlayan içimizdeki “Amerikancı”larla uğraşmamız gerekiyor. Zamanında <strong>FETÖ’de böyleydi, Müslümanlara zulmeden ABD’ye toz kondurmazlarken İran’ı kötülemek onların baş görevlerinden biriydi.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İran İslam Cumhuriyeti adından da anlaşılacağı üzere(!) Müslüman bir ülke. İran’da Şia’dan sonra <strong>ikinci sırada Ehl-i Sünnet mezhebi</strong> yer alıyor. Nüfusunun yaklaşık <strong>%30’u Azeri</strong>. Yani hem dini hem milli yönden bağlarımız var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Siyonistler ve Hristiyan siyonistler (evanjelistler) “Ehl-i kıble tekfir edilmez” inancını bir kenara bırakmamız için ayrılıkçı söylemler üretip ülkemize ihraç ediyorlar.</strong> Şu anda devam eden İran’a yapılan hain saldırıları bu tür söylemlerle haklı bulanlar, destekleyenler var. Gazze’deki gibi bebeklerin ve çocukların da bu saldırıların hedefinde olması, kız okullarında minicik yavruların katledilmesi fikirlerini değiştirmiyor. İçimizde olan hainler ve gafiller tarihten bugüne hep oldu ve olmaya da devam edecek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hedef tahtasında olduğu aşikâr olan ülkemizin Türkiye Cumhuriyeti olarak yaklaşımı bölgedeki hesapları değiştirecek nitelikte lakin güçlü bir çıkış ve tepki göremiyoruz. Halen İncirlik Hava Üssü’nü NATO adı altında ABD’nin kullandığı kelime oyunları ile saklanıyor. Milli Savunma Bakanlığı, <em>"İncirlik bir Türk üssüdür. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir.”</em> diye açıklama yapıyor. Halbuki <strong>şu anki iktidarın Irak işgalinde ABD’ye sırf İncirlikten 4990 sorti yaptırmasını unuttuğumuzu mu zannediyorlar? </strong>1. Dünya Savaşına katılmamızın sebeplerinden biri de Alman savaş gemileri <strong>Goeben ve Breslau</strong>’nun, İngiliz donanmasından kaçarak Çanakkale Boğazına sığınması, Osmanlı Devleti’nin bu gemileri satın aldığını ilan etmesi ancak gemilerin Osmanlı sancağı altında Almanya’nın emriyle hareket etmeye devam etmesiydi. İncirlik için yapılan açıklamaya tarihten bir ders olmasını temenni ediyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">“Tek millet, iki devlet” olduğumuz kardeş Azerbaycan ve bizim topraklarımıza düşen füzelerin kendileri tarafından atılmadığını ısrarla söyleyen İran’a karşı sert açıklamalar devam ediyor. (<em>Kaldı ki Gazze soykırımında Azerbaycan’ın ne yazık ki şu anda İran’a da saldıran İsrail’i desteklediğini de unutmayalım</em>) İran diğer ülkelere attığı tüm füzeleri kendisinin ateşlediğini söylerken, bunları niye inkâr etsin? Deşifre olmuş hain planlarına rağmen siyonistlerin <strong>sahte bayrak (false flag)*</strong> kandırmacasına gelmememiz gerekiyor. Ülkemize yöneltilen ve imha edilen 3. füze 13 Mart’ta Adana’daki İncirlik Üssüne yöneltilmişti. 9 Mart’ta ise ABD Türkiye Büyükelçiliği, Adana’daki Başkonsolosluğun faaliyetlerinin askıya alındığını duyurmuş ve acil durum dışındaki konsolosluk personeli ve ailelerinin konsolosluğu terk etmelerini istemişti. Görünen o ki terk etmeleri beklenmiş!</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye İran’a karşı <em>“Türkiye’ye yapılacak bir saldırının 32 üyeli NATO ittifakına karşı yapılmış bir hamle olarak değerlendirileceği”</em> uyarısında bulundu <em>“Türkiye’ye saldırmak NATO’ya savaş açmaktır”</em> dedi. Bu söylem siyonistlerin avuçlarını ovuşturup beklediği çok tehlikeli bir söylem, <strong>NATO’nun bu savaşa dahil olması en çok ABD ve İsrail’in işine gelir</strong>. Çünkü <strong>Avrupa’nın kendilerini yalnız bıraktığı ABD ve İsrail bu savaşın yükünü taşımak istemiyor</strong>, Körfez ülkelerini dahi İran’a karşı savaşa katılmaları için tehdit ediyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İspanya başta olmak üzere Avrupa’daki ülkeler bu savaşa katılmayacaklarını hatta uluslararası hukuka aykırı olduğunu açıkça ilan ediyorlar. <strong>Sömürgeci ülkelerin başında gelen İngiltere, Fransa ve İtalya bile bu savaşa girmiyor.</strong> İspanya ülkesindeki ABD üslerinin İran’a yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeyeceğini ilan etti, İsrail büyükelçisini geri çekti ve diplomatik temsilini maslahatgüzar seviyesine düşürdü.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye de savaşı başlatan ve kendisini İran’dan sonraki hedef tahtasına oturtmuş olan İsrail ve ABD’ye karşı gerekli açıklamaları en sert şekilde yapmalı, savaş suçları ile ilgili gerekli hukuki girişimlerde bulunmalı, ABD ile tek taraflı hale gelmiş olan müttefikliğini sorgulamalı, İsrail ile diplomatik ve ekonomik tüm ilişkilerini kesmelidir. Aksi halde celladına âşık olmuş bir ülke olarak sürüklenmeye devam ederiz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><em>(*False flag (sahte bayrak) terimi, uluslararası ilişkiler, askeri stratejiler ve istihbarat dünyasında sıklıkla karşılaşılan bir kavramdır. Temel olarak, bir eylemin veya operasyonun gerçek sorumlusunu gizleyerek, suçu başka bir tarafın üzerine yıkmak amacıyla gerçekleştirilen aldatıcı faaliyetleri ifade eder. Bu tür operasyonlar, kamuoyunu manipüle etmek, belirli bir gündemi meşrulaştırmak veya bir çatışma için gerekçe yaratmak gibi çeşitli amaçlarla kullanılabilir.)</em></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 17:29:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/01/av-alev-sezen-1767744071.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Donanması o gece Ege sularında korku yaydı.</title>
                <category>Sibel YAŞAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/turk-donanmasi-o-gece-ege-sularinda-korku-yaydi-261</link>
                <author>c.sibelyasar@gmail.com (Sibel YAŞAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/turk-donanmasi-o-gece-ege-sularinda-korku-yaydi-261</guid>
                <description><![CDATA[Türk Donanması o gece Ege sularında korku yaydı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye öyle bir hamle<br />
yaptı ki Yunanistan sabah&nbsp;<br />
geri adım attı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Gece 02:18 sularında başlayıp sadece 4 saat sürdü.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yıllardır süren Ege Kıta Sahanlığı krizi yeniden alevlenmiş, Türkiye ile Yunanistan savaşın&nbsp;<br />
eşiğine gelmişti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yunanistan bazı adalara&nbsp;<br />
asker ve radar<br />
sistemleri yerleştirirken,<br />
Türk donanması daEge'de devriyeleri sıklaştırmış<br />
en ufak bir kıvılcımı rapor ediyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dünya basını da "Ege'de savaş çıkabilir" başlığıyla &nbsp; son dakika haber geçiyordu.<br />
&nbsp;o gece olacaklardan kimse &nbsp;haberdar değildi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">&nbsp;*<br />
&nbsp;02:18 Ege'de fiili kontrol kurulacak</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">emir başlığıyla&nbsp;<br />
Türk Deniz Kuvvetleri&nbsp;<br />
karargahında kırmızı<br />
bir dosya açıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tebliğ sonrası</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türk savaş gemileri rotasını değiştirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">&nbsp;03:02&nbsp;<br />
Türk İHA'ları gökyüzünü adeta sarmıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ege semalarında radara girmeden uçan&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türk İHAları</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yunan donanmasına farkettirmeden&nbsp;<br />
Yunan radar sistemlerini&nbsp;<br />
tek tek işaretliyordu.<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;03:27- Türk Filosu Beliriverdi&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">&nbsp;Sislerin arasından tek tek<br />
Türk firkateynleri Savaş düzenine girmiş bir şekilde görünürken;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">&nbsp;Türk komutan telsizde&nbsp;<br />
"Sismik gemiyi koruyun" tebliğinde bulundu</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">&nbsp;03:40 Gerilim Zirvede&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yunanistan donanmasına&nbsp;<br />
ait gemiler bölgeye yaklaşırken,<br />
Yunan savaş uçakları<br />
(F16,RAFAELE) dakikalar&nbsp;<br />
içinde havalandı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ama farketmedikleri bir şey vardı ki</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">&nbsp;Türk Jetleri&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yunan savaş uçaklarının&nbsp;<br />
tamamına kilit atmış, çoktan kontrol altına almıştı.<br />
.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir tuşla tüm Yunan savaş<br />
uçaklarını yok edebilecek&nbsp;<br />
Türk savaş uçakları&nbsp;<br />
gökyüzünde cirit atarcasına devriye geziyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bunun yanı sıra Türk Silahlı</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dronları SİHA' lar dalga dalga gelmiş ve&nbsp;<br />
tüm gökyüzünü fersah fersah kaplamıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ne olduğunu anlayamayan&nbsp;<br />
Yunan pilotları adeta şaşkına dönmüştü.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Denizde ise Türk filosu gövde gösterisi hakimdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">basına sızan&nbsp;<br />
bir Yunan komutanın sözleri &nbsp;şöyleydi;<br />
"Türkler...<br />
bütün denizi kapatmiş."</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">04:05 - Operasyon Başladi</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türk savaş gemilerinin<br />
etrafında çelik bir<br />
kalkan oluşturduğu<br />
Türk sismik araştırma gemisi tartışmalı bölgede&nbsp;<br />
sondaj hazırlıklarına başladı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu &nbsp;sadece bir tatbikat olmaktan öte<br />
&nbsp;*<br />
TÜM DÜNYA ÜLKELERİNE verilen bir mesajdı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">&nbsp;06:20 - Dünya Uyandı&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Uluslararası ajansların tümü ;<br />
"Türkiye, Ege'de kontrol kurdu." şeklinde son dakika haber geçti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Askeri analistler ;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">"Bu operasyon çok hizlı ve planlı." diye aynı yorumda bulundular.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">&nbsp;<br />
Saat: 10:10&nbsp;<br />
Atina'da hükümet ve&nbsp;<br />
komutanlar acil &nbsp;toplandı.<br />
Saatler süren toplantıdan&nbsp;<br />
gelen açıklamada;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">"Gerilimin düşürülmesi için&nbsp;<br />
diplomatik görüşmelere hazıriz." bilgisi geçildi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Başka bir deyişle...</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türk ordusuyla başedemeyeceğini anlayan Yunan hükümeti geri adım attı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">O gün Ege'de &nbsp;ortaya çıkan gerçek şuydu:<br />
&nbsp;<br />
*Türkiye sahaya indiğinde&nbsp;<br />
dengeler değişir*&nbsp;</span></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ege'deki operasyonun&nbsp;<br />
görüntüleri medyaya düştüğünde&nbsp;<br />
uluslararası kanallar yayını keserek</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">"SON DAKİKA:&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;Türkiye Ege'de kontrol sağladı.&nbsp;<br />
haberini geçti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hızla dünya liderlerinden<br />
açıklamalar gelmeye başladi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Joe Biden açıklama yapti:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">"Türkiye'nin bölgedeki&nbsp;<br />
askeri gücü çok hizlı<br />
bir şekilde organize oldu.&nbsp;<br />
Tarafları sakin<br />
olmaya çağıriyoruz."</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Vladimir Putin ise daha sert konuştu:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">"Karadeniz ve Ege'de&nbsp;<br />
dengeler değişiyor.<br />
Türkiye'nin askeri kapasitesi&nbsp;<br />
son yillarda ciddi şekilde artti."</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Emmanuel Macron Avrupa adına açıklama yaptı:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">"Yunanistan ile Türkiye arasında gerilimin düşmesi için diplomatik çözüm gerekiyor."</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkler ürkütücü boyutlarda güçlendi"</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Rishi Sunak ise İngiliz&nbsp;<br />
parlamentosunda:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">"Ege'de yaşanan gelişmeler&nbsp;<br />
Avrupa güvenliği açısından&nbsp;<br />
dikkatle takip ediliyor." beyanatında bulundu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Durum vaziyet bundan ibaret ki ne kadar gurur duysak az niteliğinde olup,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ordumuza ; yetişmiş nadide subaylarımıza, askerlerimize güvenimiz sonsuz.Vatan millet aşkıyla canını hiçe sayarak;<br />
anasını, babasını, çocuğunu, eşini tereddütsüz arkasında bırakıp gece gündüz demeden havada karada denizde göğsünü siper eden donanmamıza minnetdarız.<br />
Ayağınıza taş değmesin Allah Vatanımızı Milletimizi Topraklarımızı ve Ordumuzu korusun.<br />
Gücümüzün farkındalar biz de farkındayız.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">TÜRK'üz TÜRK</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 02:02:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/sibel-yasar-1760183764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>O gün değil 365 gün KADIN... </title>
                <category>Sibel YAŞAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/o-gun-degil-365-gun-kadin-260</link>
                <author>c.sibelyasar@gmail.com (Sibel YAŞAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/o-gun-degil-365-gun-kadin-260</guid>
                <description><![CDATA[O gün değil 365 gün KADIN... ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kadın kimi zaman güçlü duruş sergiler kimi zaman yorgun, konu her ne olursa olsun yeniden ayağa kalkmasını bilir. Bitmek bilmeyen merhametiyle, şefkatiyle sevmeye kol kanat germeye devam eder. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kimyası ince ince işlenmiş benzersiz varlıktır kadın. Dayanıklılığı, sınır tanımayan gücüyle demiri büken öte yandan hayatı güzelleştirip yeşerten umudun adıdır kadın.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hayatın birçok alanında gördüğümüz o muazzam eşsiz direnç, incelik ve kararlılığı anlatmanın belkide en doğru yolu;<br />
kadınları herhangi bir kalıba sokmadan, tek bir başlık altında toplamadan, tüm gerçekliğiyle hayatın içindeki halleriyle oldukları gibi görmektir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Başta Dünyanın ikinci Ülkemizin ilk ve tek kadın Başbakanı Sayın&nbsp;Tansu Çiller olmak üzere hayatın anlamı ve çiçekleri olan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sevgilerimle...</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 08:09:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/sibel-yasar-1760183764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Haritalar Değişmeden Önce</title>
                <category>Gül YILMAZ</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/haritalar-degismeden-once-259</link>
                <author>gulberksu@hotmail.com (Gül YILMAZ)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/haritalar-degismeden-once-259</guid>
                <description><![CDATA[Haritalar Değişmeden Önce]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün dünyanın farklı yerlerinde yükselen çatışmalar, gerilimler ve güç mücadeleleri aslında aynı soruyu yeniden gündeme getiriyor. Dünya haritası yeni bir değişimin eşiğinde mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Neden insan tarih boyunca savaşmıştır yada savaşmaya ihtiyaç duymuştur. Gelin biraz insanlık tarihine bakalım.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İnsanlık tarihi boyunca savaş çıkma nedenleri biraz karmaşık olsa da genelde bunları bir kaç temel başlık altında toplayabiliriz. Bunlar: Kaynak kıtlığı, Güç ve Egemenlik, İdeolojik ve Dini Farklılıklar, Güvenlik ve Korku, Tarihi Husumetler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Aslında nedenler farklı da olsa altta yatan neden insanların hırsı ve egosu olabilir mi? M.Kemal Atatürk'ün savaşla ilgili çok güzel tespitleri var. Ömrünün çoğunu cephelerde geçirmesine rağmen savaşın zorunlu olmadıkça bir cinayet olduğunu söylemiş. Gelin yeniden bugünün dünyasına bakalım.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Örneğin Ukranya-Rusya Savaşı. Neden çıkmış olabilir? NATO'nun genişleme isteği ve güvenlik kaygılarından dolayı Ukranya'yı bünyesinde bulundurma isteği sonucu Rusya'nın karşı çıkması. Başka sebepler de var tabi ki. Ve yaklaşık 4 yıldır sürüyor bu savaş. Ölen insan sayısı ne kadar? CSIS raporuna göre yaklaşık 2 Milyon insan öldü.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Gazze'de neler oluyor peki? Neden savaş başladı yada soykırım mı demeli? Hamas Örgütünün rehin aldığı İsrail vatandaşlarını Gazze'ye götürmesi. Bu gerçek sebep miydi yoksa savaşmak için bir bahane miydi? Bundan en çok zarar gören İsrail Hükümeti ve Hamas Örgütü mü,yoksa masum halklar mı?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Burda da 50 binden fazla çocuğun ölümünden bahsediliyor. Bu savaşın Suriye'ye ve Lübnan'a sıçraması insanı düşündürüyor açıkçası. Tayvan ve Çin arasında ki gerilim ayrı bir muamma. 1949 Yılından beri süregelen bir gerilim. Çin Tayvan'la &nbsp;yeniden birleşmek istiyor ve bunun için gerekirse güç kullanacağını söylüyor ama Tayvan halkı istemiyor. ABD Tayvan'ın Çin'e karşı silahlanmasında yardımcı oluyor. Sahi neden yardımcı oluyor?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">ABD'yi yıllardır ama özellikle bu son günlerde daha sık diğer ülkelere müdahale ederken görmeye ve duymaya başladık. 28 Şubat'ta ABD ve İsrail İran'a savaş açtılar. Söylenen neden İran'ın küresel bir tehdit olduğu ve halkına yaptığı baskılar. Peki gerçekte böyle mi? Söylenenle gerçek sizce örtüşüyor mu?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">ABD yıllar öncede Irak'a savaş açmıştı. Sözde nedeni; Irak'ın kitlesel imha silahlarına sahip olması... Ama kitle imha silahlarını bulamadıklarını kendileride sonradan kabul ettiler. Olan kime oldu? Irak halkına. Emperyalist güçlerin şu an yaptıkları yine aynı. Çok değil, 5-10 yıl sonra su kıtlığı başlayacak. Fırat ve Dicle Havzası bu savaşlara sözde değil de özde bir sebep olabilir mi? İran'ın petrol ve doğalgaz rezervi emperyalist güçlerin iştahını kabartıyor olabilir mi?<br />
Her şeyi geçtim de bu İslam Devletleri bu kadar Müslüman katledilirken sesleri ya hiç çıkmıyor ya da cılız çıkıyor. Her fırsatta ümmetten, kardeşlikten, dayanışmadan bahseden İslam devletleri…<br />
Bugün neden sessiz?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kürsülerden yapılan konuşmalar, zirvelerde verilen pozlar, diplomatik kınamalar…Ama gerçek bir duruş yok. Kendi içinizde rejiminizi bahane gösterip kadınlara zulüm yapanlar,mezhep bahanesiyle katliam yapanlar sizlere sesleniyorum. Müslümanlar katlediliyor,nerdesiniz?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İnsanın canını asıl acıtan şey savaş değil, sessizliktir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İnsanın aklına bu savaşlardan sonra deli sorular geliyor. Acaba gerçekten haritalar değişecek mi, düzen değişecek mi? Güçmü kazanacak yoksa akılmı?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ama bu savaşlarda bir gecede başlamaz. Önce gerilim birikir ve sonra bir kıvılcımla her şey değişebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dünya garip bir dönemden geçiyor. Bir yandan insanlık tarihinin en büyük teknolojik sıçramalarından biri yaşanıyor. Yapay zekadan Uzay çalışmalarına kadar sınırlar zorlanıyor. Öte yandan ise haritanın farklı noktalarında barut kokusu giderek yoğunlaşıyor. Burda dünya Liderlerine çok büyük bir görev düşüyor. Gücü kanıtlamak değil, felaketi önlemek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dünyamız o kadar güzel ve herkese yetecek kadar büyük ki, bu kaos ve savaş neden çıkar anlamam. Koca bir evrende nokta kadar bile gözükmüyoruz. Bu hırs, kibir, merhametsizlik neden?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kur'an OKU demiş, Müslüman okumamış&nbsp;<br />
İncil SEV demiş, Hristiyan sevmemiş&nbsp;<br />
Tevrat YAŞAT demiş,Yahudi yaşatmamış.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Umarım birgün kendimize geliriz umarım.<br />
Çok geç olmadan...</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 22:05:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2024/09/gul-yilmaz-1725652893.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan Ayında Barışın Değerini Anlamak</title>
                <category>İlyas MERCAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ramazan-ayinda-barisin-degerini-anlamak-258</link>
                <author>mercanilyas8118@gmail.com (İlyas MERCAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ramazan-ayinda-barisin-degerini-anlamak-258</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan Ayında Barışın Değerini Anlamak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ramazan ayı&nbsp;merhametin, paylaşmanın, sabrın ve kardeşliğin en derinden hissedildiği mübarek bir zaman dilimidir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu ay, insanın kalbine huzur veren, toplumu bir araya getiren ve vicdanları diri tutan özel bir aydır. Böylesine kutsal bir zaman diliminde, dünyanın farklı coğrafyalarında özellikle de Ortadoğu’da devam eden savaşlar, insanlığın vicdanını derinden yaralamaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir hiç uğruna, çeşitli bahanelerle binlerce masum insanın hayatını kaybetmesi, şehirlerin yıkılması ve ailelerin parçalanması kabul edilebilir bir durum değildir. Savaşların kazananı yoktur; geriye yalnızca gözyaşı, acı ve yıkım kalır. Oysa Ramazan ayı bize merhameti, affetmeyi ve barışı öğretir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İnsanlık tarihinin en büyük derslerinden biri şudur: Barışın değeri çoğu zaman kaybedildiğinde anlaşılır. Bugün ise insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu şey; silahların susması, kalplerin yumuşaması ve kardeşlik duygularının yeniden güçlenmesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bizler inanıyoruz ki; insan hayatı her türlü siyasi çıkarın, hesapların ve anlaşmazlıkların çok üzerindedir. Hiçbir gerekçe, masum insanların hayatını kaybetmesini haklı gösteremez.<br />
Bu mübarek Ramazan ayında en büyük temennimiz; savaşların son bulması, mazlumların gözyaşlarının dinmesi ve dünyanın her köşesinde barışın hakim olmasıdır.<br />
Yüce Allah’tan dileğim; bu mübarek Ramazan ayının tüm İslam âlemine hayırlar getirmesi, sağlık, huzur ve barış içinde geçmesidir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 12:51:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/09/ilyas-mercan-1758951789.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ortadoğu Savaşlarındaki Nedenler Üzerine</title>
                <category>İsmail ÜNLÜ</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ortadogu-savaslarindaki-nedenler-uzerine-257</link>
                <author>iunlu@gmail.com (İsmail ÜNLÜ)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ortadogu-savaslarindaki-nedenler-uzerine-257</guid>
                <description><![CDATA[Ortadoğu Savaşlarındaki Nedenler Üzerine]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Orta Doğu, tarih boyunca küresel güç mücadelelerinin merkezinde yer alan stratejik bir coğrafya olmuştur. Günümüzde bölgede yaşanan gerilimler ve çatışmalar çoğu zaman yalnızca bölgesel aktörler arasında yaşanan bir mücadele gibi gösterilse de, gerçekte bu gelişmelerin arka planında çok daha geniş ve küresel bir güç dengesi mücadelesi bulunmaktadır. Özellikle İran ile İsrail arasındaki gerilim ve bu süreçte Amerika Birleşik Devletleri’nin tutumu, yalnızca bölgesel güvenlik meselesi olarak değerlendirilmemelidir. Bu gelişmeler aynı zamanda küresel güç dengelerini doğrudan etkileyen daha büyük bir stratejik mücadelenin parçasıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Son yıllarda özellikle Çin’in ekonomik anlamda hızla büyümesi, dünya ticaretinde ve finans sisteminde giderek daha güçlü bir konuma ulaşması, küresel güç dengelerini ciddi biçimde değiştirmektedir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çin’in üretim gücü, enerji ihtiyacı ve yeni ticaret yolları oluşturma girişimleri, dünya ekonomisinde yeni bir düzenin oluşabileceğine işaret etmektedir. Bu durum ise uzun yıllardır küresel ekonomik ve siyasi sistemde belirleyici konumda bulunan Amerika Birleşik Devletleri açısından stratejik bir rekabet anlamına gelmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Orta Doğu’nun enerji kaynakları, ticaret yolları ve jeopolitik konumu dikkate alındığında, bu bölgenin küresel rekabetin merkezlerinden biri olması kaçınılmazdır. Bölgedeki krizlerin, ambargoların, askeri gerilimlerin ve diplomatik baskıların çoğu zaman yalnızca güvenlik gerekçeleriyle açıklanması yeterli değildir. Enerji hatlarının kontrolü, ticaret yollarının güvenliği ve bölgesel ittifakların şekillendirilmesi gibi unsurlar, büyük güçlerin uzun vadeli stratejilerinin bir parçasıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu bağlamda, İran’a yönelik politikaların yalnızca İran’ın bölgesel faaliyetleri veya nükleer programı üzerinden değerlendirilmesi eksik bir bakış açısı olabilir. Çünkü Orta Doğu’daki dengeler aynı zamanda Çin’in enerjiye erişimi, ticaret ağları ve küresel ekonomik etkisi üzerinde de doğrudan etkili olmaktadır. Bölgedeki istikrarsızlık, enerji piyasalarının dalgalanması ve jeopolitik gerilimler, küresel ekonomide önemli sonuçlar doğurmakta ve büyük güçler arasındaki rekabeti daha da görünür hale getirmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dolayısıyla Orta Doğu’da yaşanan gelişmeleri yalnızca bölgesel aktörlerin çatışması olarak görmek yerine, küresel güç mücadelesinin bir parçası olarak değerlendirmek daha gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu mücadelede ekonomik güç, enerji kaynakları, ticaret yolları ve askeri ittifaklar belirleyici rol oynamaktadır. Günümüz dünyasında savaşlar ve krizler çoğu zaman doğrudan cephelerde değil; ekonomi, diplomasi, teknoloji ve stratejik bölgeler üzerinden yürütülen daha geniş kapsamlı rekabetin yansımaları olarak ortaya çıkmaktadır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 12:48:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/01/ismail-unlu-1767647371.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Füzelerin Gölgesinde Yeni dünya; Gölge Bitti, Şah Mat vakti</title>
                <category>İlkay KOCABAY</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/fuzelerin-golgesinde-yeni-dunya-golge-bitti-sah-mat-vakti-256</link>
                <author>ilkaykocabay@gmail.com (İlkay KOCABAY)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/fuzelerin-golgesinde-yeni-dunya-golge-bitti-sah-mat-vakti-256</guid>
                <description><![CDATA[Füzelerin Gölgesinde Yeni dünya; Gölge Bitti, Şah Mat vakti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ortadoğu’da barut kokusu, sabah kahvesinden daha sadıktır. Bu coğrafyada güneş hiçbir zaman sadece yeni bir günü aydınlatmak için doğmaz; her şafak, eski hesapların ve sınır boylarına sinmiş stratejik hamlelerin üzerine söker. </span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bugün Tahran ile Tel Aviv arasındaki o 1.500 kilometrelik boşluk, artık diplomatik bir mesafe değil; bir füze yörüngesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yıllardır süregelen "vekalet savaşları" tiyatrosunda perde kapandı. Artık oyuncular kuliste değil, sahnede. İran’ın "stratejik sabır" doktrini, İsrail’in "aktif caydırıcılık" duvarına çarptı. Bizler, Karadeniz’in kapısı Samsun’dan bu ateşi izlerken şunu çok iyi anlamalıyız: Güneyimizde yanan her meşale, sadece bir dış politika meselesi değil, huzurumuzun ve soframızın doğrudan ortağıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İsrail’in "Demir Kubbe"si dünyanın en sofistike kalkanı olabilir. Ancak askeri bir gerçek vardır: Hiçbir kalkan&nbsp;sonsuz sayıdaki mızrağa dayanamaz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İran’ın stratejisi tam da bu "doyurma" (saturation) noktası üzerine kurulu. Ucuz dronlarla radarları meşgul edip, balistik füzelerle ana arterleri hedef almak... </span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu artık bir teknoloji savaşı değil; bir lojistik ve ekonomik yıpratma operasyonudur. Bir ordunun gücü, sadece envanterindeki uçak sayısı kadar değil; o uçakların kalkacağı pisti ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Savaş artık sadece gökyüzünde değil, kabloların içinde ve yer altı tesislerinde. İsrail’in F-35 Adir filoları radara yakalanmadan sınırı geçebilir; ancak İran’ın yerel ağlara sızan siber birimleri ve bölgeye yayılmış milis gücü, konvansiyonel orduların alışık olmadığı bir "asimetrik kâbus" yaratıyor. Bu noktada Türkiye olarak biz, bu asimetrik tehditlere karşı yerli savunma sanayimizi "tam bağımsız" hale getirmek zorundayız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bazıları sorabilir: "Ortadoğu’daki füzelerden bize ne?" İşte yanılgı burada başlar. İran’ın elindeki Hürmüz Boğazı kartı, dünya enerji trafiğinin şahdamarıdır. Orada çıkacak bir yangın, küresel enerji piyasalarını infilak ettirir. Bu da Samsun Limanı’ndaki ticaretten, sanayicimizin maliyetine, esnafımızın raflarındaki etikete kadar her şeyi sarsar. Yani mesele sadece iki devletin kavgası değil, küresel bir ekonomik satrançtır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Merkez sağın devletçi ve sağduyulu bakışıyla çözüm önerilerimiz nettir: Türkiye bu tabloda ne seyirci ne de piyon olmalıdır.<br />
&nbsp;* Aktif Tarafsızlık: Türkiye, tarihsel devlet tecrübesiyle bu denklemde "dengeleyici güç" olmalıdır. Ankara, bölge ülkelerini ortak bir güvenlik mimarisinde buluşturacak yegane adrestir.<br />
&nbsp;* Enerji Güvenliği: Hürmüz’deki risklere karşı, Türkiye’nin enerji koridoru olma özelliği tahkim edilmelidir. Samsun gibi kritik ticaret kapılarımızın güvenliği milli bir meseledir.<br />
&nbsp;* Milli Caydırıcılık: Kendi savunma sistemlerimizi tam bağımsız hale getirmek, dışarıdan gelecek tehditlere karşı tek gerçek sigortamızdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç olarak; siyaset, sadece olanı biteni izlemek değil; fırtınanın yönünü tayin etmektir. Bizler Merkez Sağ kadroları olarak inanıyoruz ki; güçlü bir ekonomi ve akılcı bir dış politika, ülkemizi bu ateş çemberinden esenlikle çıkaracaktır.<br />
Mola bitmiştir; şimdi akıl, strateji ve dik duruş vaktidir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 15:49:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/03/ilkay-kocabay-1774404808.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Biz izliyoruz, Azılı Kobra Yılanı Kabuk Değiştiriyor</title>
                <category>Seyit ERMACİT</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/biz-izliyoruz-azili-kobra-yilani-kabuk-degistiriyor-255</link>
                <author>seyitermacit902@gmail.com (Seyit ERMACİT)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/biz-izliyoruz-azili-kobra-yilani-kabuk-degistiriyor-255</guid>
                <description><![CDATA[Biz izliyoruz, Azılı Kobra Yılanı Kabuk Değiştiriyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Süreci başlatanlar 'en ufak bir taviz verilmeyecek, terör örgütü kayıtsız şartsız silah bırakacak'&nbsp;diyorlardı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sinsice getirildiğimiz noktaya bakın:<br />
Aklanma-meşrulaştırma-muhatap alınma-otorite ilan edilme süreçleri yaşatılan eli kanlı cani teröristbaşı Apo artık sinsice Türkiye’yi bölünmeye taşıyan;<br />
- Sözde Anayasal vatandaşlık,<br />
- Sözde Barış yasaları,<br />
- Sözde Demokratik toplum,<br />
- Sözde Entegrasyon kisvesi altında anayasanın değiştirilmesinden, üniter devletin parçalanmasından, devletin ve egemenliğin çöküşünden bahsediyor.<br />
Çok merak ediyorum, acaba kaç kişi bu terörist başının yazdıklarının ne anlama geldiğini, amaçlarının ne olduğunu sorguluyor?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Örgüt ve elebaşı, terör-eylem-parçalama-nüfuz etme metodlarını değiştiriyor, amaçlarını değil.<br />
Yapısal bütünlüğünü, ideolojisini, karar mekanizmalarını, silahlarını ve niyetleri muhafaza altına alıyor.<br />
Yani yılan kabuk değiştiriyor.<br />
Biz de izliyoruz.<br />
Öcalan'a statü meselesi! Bir kez daha midemiz bulandı!"</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>BİNLERCE ŞEHİDİMİZİN VEBALİ VARKEN İMRALI'YA STATÜ İSTEMEK İHANETTİR</strong><br />
İmralı’daki bebek katili, 50 binden fazla insanın canında, kanında kirli parmağı olan, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin bağımsız mahkemeleri tarafından, evrensel hukuk önünde mahkeme kararı ile tescilli teröristbaşı İmralı canisine,<br />
Bebek katiline&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>STATÜ DEMEK NE DEMEK&nbsp;</strong><br />
Binlerce şehidimizin vebali varken İmralı'ya statü istemek ihanettir. Bu ihanetide, bugün susturulduğunu &nbsp;düşündüğünüz ve gördüğünuz &nbsp;şehit yakınlari olarak biliyorlar ki&nbsp;<br />
şehit yakınları asla kimsenin silemeyeceği bir yere not etmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yıllarca şehitlerimiz üzerinden siyaset yapıp, oy devşirenlerin bugünkü 180 derecelik dönüşleri&nbsp;şehit yakınları tarafından elbette en ayrıntısına kadar bilinmektedir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Zannedilmesin ki tarih tekerrür etmez. Bugün bebek katili Öcalan'dan medet umarak hareket edenler, Öcalan ile adeta kanka olmak için yarışa girenler, şehitlerimizi mezarlarında, Şehit annelerini de şehitlerimizin kabirlerinde ağlatmaktadır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hiç kimse şunu unutmasın ki, huzuru mahşerde bu ihanetin zaman aşımı olmaz. Şehit &nbsp;Analarının feryatlarına, bugün kulaklarınızı istediğiniz kadar tıkayabilirsiniz. Dün katil Öcalan’ı asma sözü verip, bugün statü vermek için önderlik yapanlar elbette ne yaptığını biliyordur. Eğer bir terör örgütü liderine statü verecek ve onu Kürtlerin lideri konumuna getirecek, ısrarla kurucu önderi olduğunu söylediğiniz PKK terör örgütünü de sütten çıkmış, ak kaşık mı ilan edecekseniz?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu durumda şehitlerimiz faili meçhul cinayete mi kurban gitmiş olacak, yoksa .... tarafından mı şehit edilmiş olacak. Açık ve net soruyorum şehitlerimiz kim tarafından şehit edilmiş olacak? Bunu hiç düşündünüz mü?&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ne acıdır ki, şehitlerimiz&nbsp;ne de ülkemiz bugün yaşanan akıl tutulması, bu çıkışların hiçbirisini hak etmiyor.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Terörsüz Türkiye demek şehitlerinizin üstüne bir bardak su için demek değildir. Ömrünün büyük bir bölümünü şehitlikte, evladının kabri başında geçiren şehit annelerinin içinde kopan kıyamete, sürekli benzin döken oy avcılarının vefasızlığını, hiçbir şehit annesi unutmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dün, "Vatan bölünmez şehitler ölmez"&nbsp;diyenlerin&nbsp;bugün durdukları yer İmralı canisinin yanı olunca, bütün&nbsp;şehit yakınlarının öfkesi her geçen gün artmakta ve tavan yapmaktadır. İftar yemekleriyle şu hak, bu hak vadi ile oyalanan sırtı sıvazlanan, gönlüne dokunulan şehit yakınlarının içinden geçirdiklerini sadece şehit yakınları bilebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kimse kendisini kandırmasın. Bütün şehit yakınlarının yanında Öcalan’ın statüsü açık ve nettir. O bir bebek katili, azılı bir teröristbaşıdır, canidir. Bunları Biz söylemiyoruz.. Türkiye Cumhuriyeti’nin Bağımsız Mahkemeleri tarafından verilen tescillenmiş mahkeme kararları söylüyor. Tüm bu gerçeklere rağmen birilerinin bilge lideri mahkeme kararlarını unutarak, hangi yetkiyle Öcalan için statü istiyor bunu bir hukuk devletinde anlamak ve izah etmek kolay değil.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Terör örgütü lideri ile masaya oturmak ihanettir. Bu ihanetin tarafı ve ortağı olmak suç ortaklığıdır. Bu ihaneti ve bu suç ortaklığını insanları susturarak ortadan kaldıramaz, gerçeği de hiçbir şekilde değiştiremezsiniz. Bütün şehit yakınları ve şehitlerimiz, bu ihaneti ve vefasızlığa etmiyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye Cumhuriyetinin&nbsp;Tek kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk'tür! Bu ülkede hiç kimse Atatürk'ü silemez&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 22:07:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/seyit-ermacit-1767178031.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umre İbadeti</title>
                <category>Özlem ERDOĞAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/umre-ibadeti-254</link>
                <author>ozlemerdogan01@hotmail.com (Özlem ERDOĞAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/umre-ibadeti-254</guid>
                <description><![CDATA[Umre İbadeti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Umre ibadeti dinimizde sünnettir ve hac öncesi hazırlık ibadeti olarak da görülür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ben Umre ibadetine tek başıma gidecektim bu nedenle Çukurova Müftülüğüne giderek Diyanet kanalı ile &nbsp;gitmek için kaydımı yaptırdığımda beni sadece kadınlardan oluşan &nbsp;otuz dört &nbsp;kişilik bir guruba dahil ettiler. Yapacağımız ibadetler ile ilgili kitaplar verdiler ve öncesinde de bilgi ve uygulama içeren seminer düzenlediler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tavsiyem; Umreye daha önce hiç gitmediyseniz tek başınıza değil mutlaka bir guruba dahil olarak gidin ve genç iken gidin. Çünkü Umre ibadeti zor ve yorucu bir ibadet. Çünkü vaktimizin çoğu ibadet ile geçiyor ve ibadetlerinizi Kabe de yapmanız çok sevap ve hikmetli zaten buraya gelişin amacı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">THY tarafından Umre yolcularına özel olarak tahsis edilmiş bir uçak ile Mekke’ye doğru yolculuğa başladık ve hocalar tarafından uçakta dua ve niyet ederek ihrama girmiş olduk. İhramlı olduğunuz zaman bütün dünya nimetlerinden ve zevklerinden uzaklaşmanız gerekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Koku, parfüm, krem, tırnak kesmek, bir canlıya zarar vermek, birinin kalbini kırmak v.b. kesinlikle yasak. İhram yasaklarından birini yaparsanız sadaka vermek &nbsp;hatta kurban kesmeye kadar gidiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Uçaktan indik ve otele valizlerimizi bırakıp abdest tazeleyip hemen servisler ile kabeye kavuşmak için yola çıktık. Oteller genelde servisle kabeye 10-15 dakika uzaklıkta.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kabenin olduğu mescidin doksan dokuz kapısı var. Hocamız bizi peygamberimizin de hep kullanmış olduğu selam kapısından içeri girdirdi. Yol boyunca, 'Lebbeyk Allahümme Lebbeyk, Lebbeyke la şerike leke lebbeyk' (Buyur Allahım buyur, davetine icabet edip ben geldim) söyleyerek ilerledik.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kabeye yaklaşırken başımızı eğmeden yürümek ve kabeye bakmamamız gerektiğini söylediler çünkü kabeyi ilk gördüğümüzde edilen dualar kabul olurmuş.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kabenin önüne geldiğimizde hepimiz aynı anda &nbsp;gözlerimizi açtık. Kabe tüm azameti ile kara bir sevda gibi tam karşımızda duruyordu. O an garip bir duygu oluyor hepimiz ellerimizi açtık dua ettik ve ağlamaya başladık.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çok duygulu ve büyülü bir andı. Hemen ardından gurup halinde tavafımızı yaptık. Tavaf sırasında kadın ve erkekler beraber tavaf yapıyorlarve bazen çok kalabalık olduğu için o kalabalıkta sıkışabiliyorsunuz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bence bu duruma bir düzen ve kural getirilmeli. Erkekler dışta kadınlar içte ya da tam tersi olacak şekilde tavaf yapılmalı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tavaftan sonra kabeye dönerek ve dua ederek zemzem &nbsp;içmek gerekiyor.<br />
Tavaftan sonra Say alanı (Sefa ve Merve tepeleri arasında Hz.Hacer annemizin oğlu İsmail’e su bulmak için yedi kez gidip geldiği &nbsp;tepeler ve zemzem’in bulunması hadisesi) Sefa –Merve tepeleri arasında yedi kez &nbsp;gidip gelerek Hz.Hacer'in Allah’a göstermiş olduğu tevekkül ve inancı yaşamaya ve taklit etmeye çalıştık.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İhramlı iken tavaf ve Say’ı kesinlikle yapmanız gerekiyor. Safa-Meve yepeleri arasında yedi kez gidip gelerek oğlu için su bulmak isterken Allah’ın zemzem’i bahşetmesi ve aslında bütün dünyadan Hac ve Umre için gelen Müslümanlara bir kadının tevekkül ve Allah’a olan inancı &nbsp;ile nasıl bir mertebeye yükseltildiğinin kanıtıdır. Ve Hz.Hacer annemizin say hareketini erkekler de dahil dünyadaki tüm &nbsp;Müslümanların taklit etmesi olayıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu bir kadına verilmiş olan ne büyük bir yüceliktir. Hz.Hacer ve oğlu İsmail’in kabri &nbsp;Kabenin kuzeybatısında yer alan Hicr-i İsmail’ de yan yanadır. Bu ibadetleri tamamladıktan sonra saçınızdan bir miktar kesilerek ihramdan çıkmış oluyorsunuz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kabe alanında yirmi dört saat tavaf yapılıyor. Ve kabenin etrafındaki mescit alanı sürekli görevliler tarafından temizleniyor. Evimizi günün her saatinde sürekli temizlemediğimize göre diyebilirim ki kabe evimizden daha temiz. Zaten kabenin olduğu alana erkekler çıplak ayakla kadınlar da tavaf patiği ile girebiliyor çünkü kabenin olduğu mescit alanı Müslümanlar tarafından 'Allahın Evi'&nbsp;olarak görülüyor ve kabul ediliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Her gün sabah üçte Teheccüt namazına yine servisler ile Kabeye gidiyor sabah namazını cemaatle beraber kılıp otele geri dönüyor ve uyuyorduk. Sonra tekrar öğlen, ikindi, akşam, yatsı ve vitir namazlarını cemaatle kılıp dualarımızı yapıp kuran okuyup otele uyumaya dönüyorduk.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İstisnasız her gün bu ibadet düzeni devam etti ve &nbsp;on günün sonunda ayrılık vakti geldi. Hepimiz kabeyi selamladık ve tekrar gelmeyi diledik. Kabeyi ilk gördüğümde ağlamıştım veda ederken çok daha fazla, sevgiliden ayrılır gibi hıçkırarak ağlamaya başladım. Ve Allah Hac yapmayı da nasip etsin diye çok dua ettim.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Umre ibadetinin hazzı, hikmeti anlatmakla bitmez. Ancak sizleri sıkmamak adına Medine'deki ibadetlerimiz ve Peygamberimizin kabrinin olduğu Mescid-i Nebeviyi bir sonraki yazımda anlatacağım.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 20:41:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/02/m-ozlem-erdogan-1772213754.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Niyetin, İbadetin ve Yardımlaşmanın Bereketi</title>
                <category>Halil İbrahim ŞAHİNLER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/niyetin-ibadetin-ve-yardimlasmanin-bereketi-253</link>
                <author>his@gmail.com (Halil İbrahim ŞAHİNLER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/niyetin-ibadetin-ve-yardimlasmanin-bereketi-253</guid>
                <description><![CDATA[Niyetin, İbadetin ve Yardımlaşmanın Bereketi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ramazan ayı, Müslümanların gönül dünyasında derin izler bırakan, ruhu arındıran ve kalbi Allah’a yaklaştıran mübarek bir aydır. Bu ay, sadece açlık ve susuzluğa sabretmekten ibaret değildir; aynı zamanda nefsi terbiye etmenin, kalbi temizlemenin ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmenin bir vesilesidir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İlk sahura kalkmak, Ramazan’ın manevi kapısından içeri adım atmak gibidir. Bu gece, niyetlerin tazelendiği, kalplerin huzurla dolduğu ve sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yeni bir ibadet yolculuğuna çıkıldığı andır. Oruç, sadece mideyi değil, dili, gözü, kulağı ve kalbi de korumayı gerektirir. Sabır, Ramazan’ın en büyük öğretisidir; açlığa sabretmek, öfkeye sabretmek, dünya meşgalesine sabretmek. Tevbe ve dua, bu ayda daha çok kabul görür. Geceleri yapılan dualar, sahur vakti edilen niyazlar, kul ile Rabbi arasındaki bağı kuvvetlendirir.<br />
İlk sahur, Ramazan’ın başlangıcını hissetmenin en özel anıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sahurun bereket olduğunu bildirmiştir. Bu bereket, sadece yemeğin değil, aynı zamanda niyetin ve ibadetin bereketidir. Sahura kalkmak, Ramazan’a bilinçli bir giriş yapmak, ruhu hazırlamak ve kalbi sabahın huzuruyla beslemektir<br />
- Paylaşmak: Açlığın kıymetini bilen, tokken aç olanı hatırlar. Ramazan, yardımlaşma ve infak ayıdır.<br />
- Birlik: Aynı vakitte sahura kalkmak, aynı anda oruca başlamak, ümmetin birlik ruhunu pekiştirir.<br />
- Merhamet: Ramazan, kalpleri yumuşatır; öfkeyi azaltır, sevgiyi artırır.<br />
Ramazan’a girerken kalpten edilen bir dua, ayın tüm günlerine ışık tutar:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">"Allah’ım, bu Ramazan’ı bizlere bereketli kıl. Bizi oruçla arındır, dualarla yakınlaştır, sadakalarla yücelt."</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Allahın kalplerimizi&nbsp;huzurla, evlerimizi bereketle, toplumumuzu birlik ve merhametle donatması dileklerimle Tüm islam aleminin ve Miletimizin ramazanı’nı tebrik ederim.</span></span><br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Halil İbrahim ŞAHİNLER</strong><br />
MERKEZ SAĞ PARTİ<br />
GENEL BAŞKAN VEKİLİ</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 08:00:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/halil-ibrahim-sahinler-1765191985.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sınır Ötesi Operasyonlar ve Ahlaki Çizgi</title>
                <category>Orhan ERGEZER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/sinir-otesi-operasyonlar-ve-ahlaki-cizgi-252</link>
                <author>orhanergezer@turkhaberler.com.tr (Orhan ERGEZER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/sinir-otesi-operasyonlar-ve-ahlaki-cizgi-252</guid>
                <description><![CDATA[Sınır Ötesi Operasyonlar ve Ahlaki Çizgi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye’nin sınır ötesi askerî operasyonlarını anlamak için haritaya değil, zihniyete bakmak gerekir. Çünkü burada konuştuğumuz şey yalnızca askerî başarı ya da güvenlik meselesi değil; bir devletin savaşırken bile kendine koyduğu ahlâkî sınırdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye operasyonlarını gizleyerek değil, bilerek görünür kılar. İHA’lar ortadadır, hazırlıklar saklanmaz, hatta bazen kamuoyu haftalar öncesinden ne olacağını sezer. Bu, sürpriz etkisinden bilinçli bir vazgeçiştir.<br />
Neden?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Teröristleri uyandırmak için değil; sivillerin bölgeden çekilmesine imkân tanımak için. Yani askerî avantajdan, insan hayatı için feragat edilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Modern savaş literatüründe bu pahalı bir tercihtir. Çünkü bu yaklaşım, operasyonu zorlaştırır; asker için riski artırır, süreyi uzatır, kayıp ihtimalini büyütür. Ama tam da bu yüzden bir tercihtir. Teknik değil, etik bir tercihtir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün dünyanın büyük askerî güçleri, çocuk cesetlerini yan hasar başlığı altında raporlaştırabiliyor. İsrail bunu açıkça yapıyor. ABD yaptı. NATO yaptı. Bürokratik bir dil kurarak ölümü normalleştirdiler. Çocuk öldü mü? Dosyaya bir kod girildi, sayfa kapandı. İnsan hayatı, Excel tablosuna sığdırıldı.<br />
Türkiye bunu yapamaz. Yapmadığı için değil, yapamayacağı için. Çünkü bu toplumun vicdanında yan hasar diye bir kavram yoktur. En azından olmamalıdır. TSK’nın operasyon defterinde böyle bir satır bulunmaması tesadüf değil; tarihsel ve kültürel bir refleksin sonucudur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sorun şu ki, bu hassasiyetin farkında olması gereken toplum, giderek bundan kopuyor. Bir yandan neden daha sert değilsiniz diye bağıranlar var; öte yandan "neden operasyon yapıyorsunuz"&nbsp;diyenler. İki uç da aynı körlüğün ürünü. İkisi de, Türkiye’nin nasıl bir baskı altında, nasıl bir denge kurarak hareket ettiğini görmek istemiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Terörist sivillerin arasına karışır. TSK vurmaz. Bekler. Risk alır. Kayıp verir. Sonra yine suçlanır. Bu, askerliğin değil, ahlâkla yapılmaya çalışılan savaşın bedelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İsrail örneği bu yüzden öğreticidir. Onlar için savaş böyle demek yeterlidir. Türkiye için yetmez. Çünkü burada mesele sadece düşmanı etkisiz hale getirmek değil; geriye dönüp aynaya bakabilmektir. Devletin gücü, neyi yapabildiğiyle değil, neyi yapmamayı seçtiğiyle ölçülür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">TSK’nın yürüttüğü operasyonlar sadece askerî değil; aynı zamanda medeniyet iddiası taşıyan operasyonlardır. Gürültüyle başlar, ama amacı sessizliği korumaktır: sivillerin, çocukların, masumların sessizliğini.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün dünyada savaşan çok, dikkat eden az. Türkiye’nin farkı burada. Ve evet, bunun övgüyle anılması gerekir. Çünkü vicdanla savaşmak, modern çağın en zor işidir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 07:57:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/orhan-ergezer-1754745411.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ötesi olmayan &#039;Büyük Türkiye&#039; İçin &#039;Terörsüz Türkiye!&#039;</title>
                <category>Seyit ERMACİT</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/otesi-olmayan-buyuk-turkiye-icin-terorsuz-turkiye-251</link>
                <author>seyitermacit902@gmail.com (Seyit ERMACİT)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/otesi-olmayan-buyuk-turkiye-icin-terorsuz-turkiye-251</guid>
                <description><![CDATA[Ötesi olmayan 'Büyük Türkiye' İçin 'Terörsüz Türkiye!']]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Neden Hep Zamanında Hatırlanıyor?<br />
Bu ülkede bazı gerçekler vardır;<br />
yüksek sesle söylenmez ama herkes tarafından hissedilir.<br />
Mesela terör.<br />
Uzun süre konuşulmaz.<br />
Gündemden düşer.<br />
Sonra birdenbire, tam da belli dönemlerde, yeniden hatırlanır.<br />
Nedense hep 'zamanında,'<br />
Terörle mücadele ciddiyet ister.<br />
Ama bizde mesele çoğu zaman ciddiyetten çıkıp rutin bir siyasi enstrümana dönüşüyor.<br />
Bir bakıyorsunuz, ekonomik sıkıntılar konuşuluyor.<br />
Bir bakıyorsunuz, adalet tartışılıyor.<br />
Bir bakıyorsunuz, sandık yaklaşıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ve sonra…<br />
Tanıdık bir dil devreye giriyor:<br />
'Güvenlik,&nbsp;beka, tehdit..'</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tesadüf mü?<br />
Bu soruyu sormak bile artık sakıncalı&nbsp;sayılıyor.<br />
Terör gerçekten bitirilemiyor mu,<br />
yoksa kontrollü bir korku alanı olarak mı tutuluyor?</span></span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu soru rahatsız edici olabilir.<br />
Ama demokrasilerde rahatsız edici sorular sorulmadan gerçeklere ulaşılamaz.<br />
Bir ülkede:<br />
Her eleştiri tehlike&nbsp;sayılıyorsa,<br />
Her muhalif şüpheli&nbsp;ilan ediliyorsa,<br />
Her itiraz güvenlik sorunu diye bastırılıyorsa;<br />
Orada terörle mücadele değil, siyasetin güvenlikle kamufle edilmesi vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Asıl dikkat çekici olan şudur:<br />
Terörle mücadelede başarı&nbsp;anlatıları artarken,<br />
hesap verme ihtiyacı hep azalıyor.<br />
Kimse şunu sormuyor:<br />
Bu sorun neden onlarca yıldır çözülemedi?<br />
Neden aynı yöntemler, aynı sonuçları üretmeye devam ediyor?<br />
Neden hatalardan ders çıkarılmıyor?<br />
Çünkü hesap sorulursa,<br />
bazı konforlu alanlar sarsılacak.<br />
Terörün beslendiği zemine bakmak istemiyorlar.<br />
İşsizliğe, adaletsizliğe, umutsuzluğa bakmak istemiyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bunlar zor sorular.<br />
Bunlar cesaret ister.<br />
Korku siyaseti ise daha kolaydır.<br />
Yönetmesi de, anlatması da…<br />
Oysa Türkiye korkuyla yönetilecek bir ülke değildir.<br />
Bu toplum, tehditle hizaya sokulacak bir toplum değildir.<br />
Bu millet;<br />
Güvenlik ister, evet.<br />
Ama hukuk içinde güvenlik ister.<br />
Sessizlik değil, adalet ister.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Terörsüz Türkiye mümkündür.<br />
Ama bunun için önce şu alışkanlıktan vazgeçmek gerekir:<br />
Terörü gerçekten bitirmek yerine,<br />
onun gölgesinde siyaset yapma alışkanlığından…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ve belki de en zor soru şudur:<br />
Bitince kimlerin, ne kaybı olacak?</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 09:55:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/seyit-ermacit-1767178031.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kağıt Paranın Gölgesinde Gerçek Altın</title>
                <category>Gül YILMAZ</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kagit-paranin-golgesinde-gercek-altin-250</link>
                <author>gulberksu@hotmail.com (Gül YILMAZ)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kagit-paranin-golgesinde-gercek-altin-250</guid>
                <description><![CDATA[Kağıt Paranın Gölgesinde Gerçek Altın]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kağıt Paranın Gölgesinde Gerçek Altın</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir zamanlar para, dokunulabilen bir şeydi. Ağırlığı vardı, karşılığı vardı, güven hissi vardı. Bugün ise cebimizde taşıdığımız kağıtlar ve ekranlarda gördüğümüz rakamlar, bir imzaya, bir karara, bir gecelik krize bakıyor. Enflasyon, savaşlar, küresel belirsizlikler derken insanlık yeniden aynı soruyu soruyor: Gerçek değer nedir?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İşte tam bu noktada, binlerce yıldır yerinden kımıldamayan bir gerçek yeniden parlıyor: altın.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Altın neden bu kadar değerlendi ya da değerlendirildi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ekonomik belirsizlikler ve kriz dönemlerinde altın değer kazanır. Evet bunu zaten biliyoruz dediğinizi duyar gibiyim. Bunu sorgulamıyoruz. Neden bu kadar sert yükseliş oldu? Onu sorguluyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Küresel piyasalarda doların zayıflaması ve yatırımcıların bu düşüşleri alıma çevirmesi altının yükselmesine neden olmuştur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Küresel piyasalarındaki belirsizlik insanların güvenli liman olarak düşündükleri altına yönlendirmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Eskiden hatırlıyorum büyüklerimiz düğünlerde çeyrek altın takarken utana sıkıla takarlardı. Çünkü çeyrek altın takmak düğün sahibine saygısızlık yapmak gibi düşünülürdü. Daha büyük takmalıydı. Peki değişen ne oldu? Altın aynı altın, ülke aynı ülke...</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yıllar öncede bu ülke çeşitli belirsizlikleri, yüksek enflasyonu, yanı başımızda yaşanan savaşları görmüştü. Ama hiç bu kadar altında keskin yükselişler olmamıştı. Gelin sebeblerine bakalım mı?<br />
2008 Yılı sonrası dünyada küresel bir para bolluğu oluştu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Federal Reserve ve European Central Bank gibi büyük merkez bankaları 2008 Krizinden sonra tarihte görülmemiş miktarda para bastı. Piyasada çok fazla kağıt para olması demek paranın değerinin zayıflaması demek. Altın bu noktada insanlar için güvenli liman oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">TL'nin değer kaybı, altının bu kadar yükselmesine sebep oldu. Altın Türkiye'de iki nedene bağlı olarak yükseldi: Dünya altın fiyatı, Dolar/TL kuru.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Eskiden enflasyon vardı ama kur bu kadar uzun süreli ve sert baskı altında değildi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dünyadaki Merkez Bankalarınında altın toplaması küresel talebi arttırıyor. Bu,sistemsel bir güvensizlik göstergesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Jeopolitik krizlerde altının keskin yükselmesine büyük etkisi olmuştur. Mesela Rusya-Ukranya Savaşı, Ortadoğu Gerilimi, ABD- ÇİN Rekabeti. Eskiden de krizler olurdu. Ama bu kadar küresel ve uzun soluklu olmadı.<br />
Eskiden kriz yavaş yayılırdı. Bugünkü Sosyal Medya, anlık piyasa işlemleri ve algoritmalar eskiden yoktu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yani kısacası,eskiden savaş vardı ama küresel para sistemi bu kadar şişkin değildi. Eskiden enflasyon vardı ama Merkez Bankalarına olan güven sarsılmamıştı. Bugün ise hem para bol hem güven az.<br />
Yani kısacası, altın yükselmiyor, kağıt para değer kaybediyor.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 10:57:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2024/09/gul-yilmaz-1725652893.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 2025 Karnesi</title>
                <category>Azmi ERTAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/mersin-milli-egitim-mudurlugunun-2025-karnesi-249</link>
                <author>azmiertan@hotmail.com (Azmi ERTAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/mersin-milli-egitim-mudurlugunun-2025-karnesi-249</guid>
                <description><![CDATA[Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 2025 Karnesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">2025 yılı, Mersin eğitim camiası için hem umut verici gelişmelerin hem de çözüm bekleyen sorunların yılı oldu. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün karnesine baktığımızda, tabloyu birkaç başlık altında değerlendirmek mümkün.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Harezmi Eğitim Modeli gibi çağdaş yaklaşımların Mersin’de uygulanması, öğrencilerin analitik düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirmeye katkı sağladı.<br />
Öğrencilerin günlük yaşam becerilerini geliştirmeye yönelik atölyeler, eğitimde pratiğe dayalı öğrenmenin önemini vurguladı.<br />
İl Milli Eğitim Müdürü’nün sık sık okul ziyaretleri yapması, sahadaki sorunları doğrudan görme ve çözüm üretme açısından olumlu bir adım oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Zayıf Kalan Noktalar:<br />
Mersin’de bazı bölgelerde eğitim altyapısı güçlü iken, kırsal kesimlerde hâlâ fiziki eksiklikler dikkat çekiyor.<br />
Öğrencilerin beslenme ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlarında yaşanan sıkıntılar, eğitimde fırsat eşitliğini zedeliyor.<br />
Eğitim emekçilerinin düşük maaşları ve velilerin dile getirdiği ekonomik sorunlar, eğitimin kalitesini doğrudan etkileyen unsurlar olarak öne çıkıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bütün bunlar göz önüne alındığına Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 2025 karnesi, 'orta' seviyede bir başarıyı işaret ediyor. Yenilikçi projeler ve sahaya inen yönetim anlayışı güçlü yönler olarak öne çıkarken, ekonomik ve altyapısal sorunlar eğitimin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sonuç olarak:<br />
2026 yılına büyük iddialarla giren Mersin’in eğitim gündemi fırsat eşitliğini güçlendirmek ve ekonomik engelleri aşmak üzerine kurulmalı. Eğitimde yenilikçi projeler ancak tüm öğrencilerin eşit şartlarda faydalanabildiği bir ortamda gerçek anlamda başarıya dönüşebilir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 01:29:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/azmi-ertan-1760562810.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sınır Tanımayan Suç: Epstein Dosyası</title>
                <category>Gül YILMAZ</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/sinir-tanimayan-suc-epstein-dosyasi-248</link>
                <author>gulberksu@hotmail.com (Gül YILMAZ)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/sinir-tanimayan-suc-epstein-dosyasi-248</guid>
                <description><![CDATA[Sınır Tanımayan Suç: Epstein Dosyası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Son zamanlarda akıl ve vicdan sınırlarımızı zorlayan ve insanlık gerçekten bu kadar kötümü oldu dedirtecek haberler silsilesi içindeyiz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Televizyonda,sosyal medyada,internette kısacası her yerde en çok konuşulan haber: Jeffrey Epstein. Peki kim bu Jeffrey Epstein? ABD li bir finansör. Ama gerçekte öyle miydi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dünya gündeminin tam ortasına düşmesinin sayısız sebepleri var. Bu sebeplerden birisi; sadece ABD'yi değil, başka ülkeleri de ilgilendiriyor olması. Yani Epstein'in ilişki ağının genişliği.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Geçmişte ki ve mevcut ABD Başkanı, Wall Street'in önemli figürleri, üniversitelerin önde gelen isimleri, İngiltere ve Norveç Kraliyet aileleri, İngiltere Başbakanı, sinema yönetmenleri ve sayısız ünlüler yer alıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yani dünyanın şekillenmesinde ve geleceğinde başrol oynayan kişilerin adı bu dosyada geçiyor. Ama cinsel suçlarda, pedofilide ve daha akıl almaz kötülük içeren olaylarda&nbsp;insanın kanını donduran şeyler duyuyorsunuz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu kişilerin ne kadar şımarık, acımasız ve cüretkar oluşuna şahit oluyorsunuz. Kaçırılan bebeklere, çocuklara yaptıkları cinsel istismarı ve işkencelerini duyuyorsunuz. Bunları duyduktan sonra insan olmaktan tiksiniyorsumuz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Peki hukuk ve ahlak dışı olaylar yaşanırken neden şimdiye kadar yargılanma olmadı? Yıllardır kaybolan çocuklar ve bu durumla ilgili konuşan insanlar olmasına rağmen neden üstüne gidilmedi? Jeffrey Epstein'ın ölmesi mi gerekiyordu?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ne hikmetse Jeffrey Epstein öldükten sonra dosyalar ifşa edildi. Jeffrey Epstein ve sevgilisi dünyayı yöneten ve etkin insanlarla özellikle ilişki kurup onları Epstein Adasına davet ediyorlardı. Bu kişilerin adada kaldıkları odalarda gizli kameralar vardı. Peki neden?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Araştırmalara ve söylemlere göre bu sapkın kişiler&nbsp;çektikleri videolarla tehdit edip dünyayı yönetiyor&nbsp;olabilir miydi? Ne tesadüftür ki; ABD Başkanı Donald Trump İran'a savaş açmaktan vazgeçtiği için olabilir miydi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Peki şöyle bir soru soralım o zaman. Epstein dosyaları neden ifşa oldu değil de,neden bu kadar geç ve eksik ifşa edildi?<br />
Epstein dosyaları ,sistem şeffaf olduğu için değil ,susturulanlar susmadığı için ifşa oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Epstein Dosyalarının ifşa edilmesinin temel nedeni, Epstein'ın ölümüyle birlikte onu koruyan güç kalkanının zayıflamasıdır. Hayattayken dosya, bazı çevreler için bir pazarlık unsuru ve karşılıklı sessizlik anlaşmasının parçasıydı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ölümüyle birlikte bu denge bozuldu; dosya artık korunması gereken bir varlık değil, risk oluşturan bir yüke dönüştü.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Belgelerin açılması, adalet arayışından çok, değişen güç dengelerinin zorunlu bir sonucuydu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ama burdan asıl çıkarılacak sonuç şu bence;<br />
Bu dosya&nbsp;insanın insana değil, gücün masuma ne kadar acımasız olabildiğini gösteriyor. Burada mesele ahlaksızlık değil, ahlaksızlığın sistemleşmiş&nbsp;olması.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Gaddarlık bireysel bir sapkınlık değil, organize bir sessizlikti. Bu travmayı yaşayıp hayatta kalmayı başarabilen çocuklar psikolojik olarak ne kadar sağlıklı olabilirler? Bu da çok önemli bir mevzu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Eminim Epstein Adasında yaşanan bu gaddarlık, dünyanın başka yerlerinde de azımsanmayacak kadar var. O zaman şöyle bir kanıya varabilir miyiz? Dünyada insandan çok insansılar var.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Burda yine M. Kemal ATATÜRK'ÜN ne kadar değerli bir lider olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Ne demişti; "küçük hanımlar, küçük beyler... Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, İkbal ışığısınız."</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hiç bir ülkede çocuk Bayramı yoktur. Bunu bir tek ATATÜRK çocuklara armağan etmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Fakat burda önemli bir mevzu daha var. Gaddarlar neden bu kadar acımasızlaşır yada neden beslenir? Toplumun sessiz kalmasından yada yeterince tepki vermemesinden olabilir mi? Hep deriz ya sonucu değiştirmek için gidişata el atmak gerekir.&nbsp;<br />
Peki öyleyse susmaya devam edecek miyiz?</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 00:02:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2024/09/gul-yilmaz-1725652893.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sorun yaratmak yeine gelin sorunları yerinde çözelim</title>
                <category>Seyit ERMACİT</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/sorun-yaratmak-yeine-gelin-sorunlari-yerinde-cozelim-247</link>
                <author>seyitermacit902@gmail.com (Seyit ERMACİT)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/sorun-yaratmak-yeine-gelin-sorunlari-yerinde-cozelim-247</guid>
                <description><![CDATA[Sorun yaratmak yeine gelin sorunları yerinde çözelim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Siyasilerin ani manevralarından artık bıktık, sıkıldık. Milletle alay etmeyin. Her gün farklı söylemler üretip, kendilerini desteklemeyenleri hain ilan ediyorlar. Bir gün söylediklerinin ertesi gün tam tersini savunabiliyorlar. Peki onları koşulsuz alkışlayanlar neden aynı çizgide kalıyor? Liderleri eleştirdiğimizde, onların peşinden sorgusuzca gidenler bizlere “Bilmediğiniz şeyler var” klişesini söylüyor. Elbette liderlerin bazı şeyleri bilmesi doğaldır, ancak sorgulamayan kitlelerin bu klişeden başka bir şey üretememesi düşündürücü. Bundan daha da çok sıkıldık. Her hataya kılıf bulan bu çevreler, yukarıdakilere yaranmaya çalışırken aşağıda gençleri kaybettiklerinin farkında bile değiller. Liderler yaşları gereği siyasetten çekildiklerinde, tek meziyeti övgü üretmek olan kişiler gençler tarafından kaçınılmaz şekilde dışlanacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu yazının odağı liderler değil, onların etrafında oluşan sorgusuz bağlılık kültürüdür. Eleştirimiz çıkar sağlayanlara değil; hiçbir katkı üretmeden bu düzeni ayakta tutanlara yöneliktir. İki kelam edemeyen ama halk tarafından bir şey sanılanlara… Bir siyasi partide veya STK’da hasbelkader bir makam alıp, o makama tutunmak için at gözlüğü takan, o makamdan başka hiçbir özelliği olmayanlara.<br />
Bu zihniyetin nelere mal olduğunu koskoca bir ülke olarak her geçen gün daha çok anlıyoruz. Ekonomik, kültürel, sosyolojik ve hukuki yönden iflas etmiş vaziyetteyiz. Gençler sorumluluk almıyor, apolitik hale geliyor. Gelecek kaygısı, yüksek beklentiler ve sosyal medyada gördükleri lüks yaşam algısı umutlarını törpülüyor. Kendini geliştirme fırsatı bulamayan gençlerden ülkeyi yönetmelerini bekleyemeyiz. Elimizdeki en değerli hazinelerimiz Anadolu, Trakya, Harran, Konya Ovası, Karadeniz topraklarımız ve genç nüfusumuzdur. Son yıllarda bulunan doğal gaz ve petrol rezervleri umut verici olsa da oyunu değiştirecek seviyede değildir. Bu yüzden hâlâ topraklarımızın önemi büyüktür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hollanda ve Konya kıyaslaması defalarca yapılmıştır. Konya kadar yüzölçümüne sahip Hollanda 2025 yılında 137 milyar avroluk tarım ürünleri ihracatı yaparken, Türkiye yaklaşık 31 milyar avro ihracat gerçekleştirdi. Tarım ve hayvancılık birbirinden ayrılmaz ikilidir. Pandemi sonrası bu gerçek daha da netleşti. Dünya kapandığında ülkelerin kendi kaynakları belirleyici olur. Gıda güvenliği ve arzı dediğimizde ilk akla gelen tarım ve hayvancılıktır. Bugün Türkiye’de hayvancılık sektörünün derin bir krizin içinde olduğu ortadadır.<br />
Yem maliyetleri işletmelerin giderlerinin %70’ini oluşturuyor. Kaba yem ve kesif yem ayrımı burada kritik. Saman, silaj, soya küspesi ve fabrika yemleri fiyatları üreticiyi zorluyor. Çiğ sütün litre başı maliyeti 24 lira iken, satış fiyatı üreticinin eline net 22,22 lira geçiyor. Tankı olan, sütünü soğutan üreticiler için bu rakam 24,25 liraya çıkabiliyor. Ancak iptidai şartlarda üretim yapanların eline litre başına 18-19 lira geçiyor. Bu durumda hangi işletme uzun süre ayakta kalabilir? Çok azı. Çoğu başka iş kollarından kazandıklarıyla hayvancılığı sübvanse ederek ayakta duruyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye’de hayvancılık sektörü her beş yılda bir kriz yaşıyor. Çiftlikler kapanıyor, devlet destek veriyor, yeni oyuncular giriyor, sonra aynı döngü tekrar ediyor. Kalıcı çözüm için kararlılık, irade ve politik destek şart. Süt fiyatları bu haldeyken et fiyatları artıyor, işletmeler ineklerini kestiriyor. Oysa inekler süt verir, yavru verir; geleceğin üretim kaynağıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Demokrat Parti Tarım Bakanı Nedim Ökmen’in 1950’lerde söylediği gibi;&nbsp;"Et sorunu eşittir ot sorunu."&nbsp;</span></span><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Aradan geçen 72 yılda değişen pek bir şey yok. Meralarımız 45 milyon hektardan 20 milyon hektara düştü. Islah şarttır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yanlış politikalar ve artan kuraklık sonucu hayvancılık sektörü alarm veriyor. Gençler tarım ve hayvancılıkla uğraşmak istemiyor. Anadolu’da birçok işletmede çobanlar Suriyeli ve Afgan. Bu gidişle önümüzdeki yıllarda gıdaya erişimde ciddi sıkıntılar yaşayacağız.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">* * *</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">11 Şubat 2026 Salı günü TBMM’de yaşanan olay ise ayrı bir utançtır. Yemin töreni için meclisimize gelen Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı’na yönelik kürsü işgali ve yemin engelleme girişimi, millet iradesinin tecelligâhı olan meclisimizin itibarına yapılmış bir saldırıdır. Böylesine yüce bir çatı altında yaşanan bu görüntüler asla kabul edilemez. Bizim medeniyetimizde misafir baş tacıdır. TBMM’de bakanlara yönelik yol kesme ve saldırı girişiminin kabullenilir hiçbir tarafı yoktur. Bugünkü saldırıyı lanetliyor ve kınıyoruz.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 23:48:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/seyit-ermacit-1767178031.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bağımsız Kosova 18 Yaşında</title>
                <category>Süheyl ÇOBANOĞLU (RUBASAM Başkanı)</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/bagimsiz-kosova-18-yasinda-246</link>
                <author>suheylc@yahoo.com (Süheyl ÇOBANOĞLU (RUBASAM Başkanı))</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/bagimsiz-kosova-18-yasinda-246</guid>
                <description><![CDATA[Bağımsız Kosova 18 Yaşında]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Orta çağ Sırp Krallığı’nın kurulduğu ve yıkıldığı yer olan Kosova, 1389’da Osmanlı egemenliğine geçmişti. Bölge, Türkiye’de yaşayan Kosova’dan göç etmiş insanlarımız ve halen Kosova’da yaşayan Türkler ve Müslüman Arnavutlarla akrabalık ilişkileri ve gönül bağı nedeniyle tarihimizde her zaman önemli bir yer işgal ederken Sırp tarihi ve ulusal kimliği için de özel bir anlam taşır. 1389 Kosova Savaşını kaybeden Sırp Krallığı Kosova’dan çekildi ama yüzyıllar boyunca içinde yaşattığı Türk nefretini ve düşmanlığını hiç unutmadı. Bölge halkı olan Müslümanları da Türk olarak gördüğünden, onları yok etmek için her zaman fırsat kolladı.&nbsp;<br />
Beş asır boyunca Osmanlı hakimiyetinde kalan Kosova, Sırp’ların 1878 yılında yeniden bağımsızlık kazanmalarına rağmen 1912 tarihine kadar Osmanlı hakimiyetinde kalmaya devam etti. Birinci Dünya Savaşı sonrasında 1918 tarihinde Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı kuruldu. Krallığın ismi, 1929 tarihinde Yugoslavya Krallığı olarak değiştirildi. &nbsp;1918-1941 yıllarında Kosova, Yugoslavya Krallığı içinde yer aldı. Birinci Yugoslavya olarak da bilinen Krallık, 1941 yılında Almanya ve müttefikleri (İtalya, Bulgaristan, Macaristan, Arnavutluk) tarafından işgal edilince fiilen sona erdi.&nbsp;<br />
İkinci Dünya Savaşı sürecinde,&nbsp;<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;İşgalci faşist güçleri ve yerel işbirlikçi hareketleri (Sırp Çetnik ve Hırvat Ustaşi hareketlerini) mağlup eden Komünist Partizan Ordusu, ülkeyi bağımsızlığına kavuşturdu.&nbsp;<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;1945 Aralık ayında Yugoslavya Komünist Partisi tarafından toplanan Kurucu Meclis, “Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti”nin kuruluşunu ilan etti.&nbsp;<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;1963 yılında ülkenin ismi “Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti (YSFC)” olarak değiştirildi. &nbsp;<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;YSFC’nin 1963 ve 1974 tarihli Anayasalarına göre, Sırplar, Hırvatlar, Slovenler, Makedonlar, Karadağlılar ve Boşnaklar federasyonun “kurucu ulusları”, ülkede yaşayan diğer çok sayıdaki topluluklar (Arnavutlar dahil) ise “ulusal azınlıklar” idi.&nbsp;<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Her iki kategoride yer alan topluluklar, sosyo-kültür ve vatandaşlık açısından eşit haklara sahiptiler.&nbsp;<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu iki kategoriyi birbirinden ayıran fark “SELF DETERMİNASYON ve AYRILMA HAKKI” ile ilgiliydi. Anayasa’ya göre, kurucu ulusların ve altı federe cumhuriyetin “kendi istekleriyle” federal birlikten (YSFC’den) ayrılma hakları ve yetkileri vardı.&nbsp;<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Fakat ulusal azınlıklara ve Sırbistan içinde bulunan iki özerk eyalete (KOSOVA ile VOYVODİNA) birlikten ayrılabilme hakkı ve yetkisi tanınmamıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">80’li yıllarda, neo-liberal politikalar vasıtasıyla sosyalist özyönetimden kapitalizme geçiş gerçekleşirken, aynı zamanda sosyalist özyönetimin iki temel anlayışı/prensibi (emekçi halkın yönetimi ve Bratstvo i Jedinstvo) de adım adım zayıfla(tıl)dı ve nihayet yok edildi. &nbsp; Sosyalist özyönetimin dayandığı iki prensibin düşüş süreci, Yugoslavya’da milliyetçiliğin yükselişi süreciyle eş zamanlıdır. Emekçi halkın yönetimi prensibi yerini tekellerin yönetimi prensibine bırakırken, Bratstvo i Jedinstvo (Kardeşilik ve Birlik) prensibi de yerini milliyetçiliğe, ulusların çatışmasına bıraktı.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Böyle bir ekonomi-politik ve sosyo-kültürel değişim-dönüşüm ortamında “Büyük Sırbistan”, “Büyük Hırvatistan”, “Büyük Arnavutluk”, “Büyük Makedonya” gibi milliyetçi histeriler ve projeler geliştirildi. Bu milliyetçi histeri ve projeler ülkeyi kanlı parçalanmaya sürükledi. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Eski Yugoslavya'nın 1990'lı yılların başında dağılmaya başlamasıyla dünya siyasi literatürüne giren "Balkanlaştırma" sürecinin bir kez daha yaşandığı dönemde, Kosovalı Arnavutlar yükselen Sırp milliyetçiliği sebebiyle tedirgin olmuş, daha sonra ülkenin bağımsızlığında önemli rol oynayacak Kosova Kurtuluş Ordusunu (UÇK) kurmuştu.&nbsp;<br />
Sırp asker, polis ve paramiliter birliklerin 1998 yılında bağımsızlık isteyen UÇK'ya yönelik saldırıları, 1999 yılında NATO'nun eski Yugoslavya'yı bombalamasıyla son bulmuştu. Kosova'daki bu savaşta 8 binden fazlası Arnavut 10 binden fazla Kosovalı öldürülmüş, 800 bine yakını Arnavut olmak üzere 1 milyonunun üzerinde farklı etnik gruplardan Kosovalı evlerini terk etmişti. &nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">1999 yılında yaşanan savaş öncesinde Sırbistan’ın &nbsp; toprak bütünlüğü içinde bir özerk bölge statüsünde olan Kosova’da, NATO’nun müdahelesiyle oluşan fiili durum sonunda, Sırbistan giderek etkisini yitirdi ve gelişmeler Kosova’nın bağımsızlığıyla sonuçlandı. 2006’da Karadağ’ın bağımsızlığını ilan etmesi ve Federal yapıyı oluşturan diğer cumhuriyetlerin önceden ayrılmış olması nedeniyle zaten ortada Yugoslav Federal Cumhuriyeti kalmamıştı. Dolayısıyla bu da 1244 sayılı BMGK kararını iyice tartışmalı hale getirmişti.<br />
Birleşmiş Milletler Kosova Özel Temsilcisi Martti Ahtisaari 2007 yılında, Kosova'nın bağımsız olması gerektiğini ifade ettiği raporu BM Güvenlik Konseyine iletti. Sırbistan bunu reddederek "denetimli özerklik" önerisinde bulundu. Birleşmiş Milletler Kosova Özel Temsilcisi Martti Ahtisaari Planı ve BM'nin 1244 sayılı kararı doğrultusunda KOSOVA MECLİSİ 17 Şubat 2008'de tek taraflı bağımsızlık ilan etti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kosova’nın özgeçmişi diyeceğimiz tarih sahnesindeki yerini kısaca özetledim. Bağımsızlık kutlayan Balkanların küçük ülkesinin özgürce yaşayabilmesi için Türkiye’nin ciddi anlamda desteği olmuş ve olmaktadır. Biz de kardeş Kosova Cumhuriyetine huzur ve barış dolu günler temenni ederiz.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 23:40:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2022/05/suheyl-cobanoglu-1652421787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklar kırmızı çizgimizdir</title>
                <category>Sibel YAŞAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/cocuklar-kirmizi-cizgimizdir-245</link>
                <author>c.sibelyasar@gmail.com (Sibel YAŞAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/cocuklar-kirmizi-cizgimizdir-245</guid>
                <description><![CDATA[Çocuklar kırmızı çizgimizdir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hayat telaşı, koşturmaca, ekmek kavgası…Yuva, çocuk, sorumluluklar…<br />
Zaman hem çok kıymetli hem de baş döndürücü bir hızla akıp gidiyor. Anne baba çalışıyor; gün erken başlıyor. Telaşla kahvaltı hazırlanıyor, çocuk okula gönderiliyor, işe yetişiliyor. Akşam çocuğu okuldan al, spora ya da bir aktiviteye götür, eve dön, yemek telaşı, dersler derken uyku saati geliyor.<br />
Peki bu yaşananlar bereketli bir zaman mı, yoksa bereketsiz bir koşturmaca mı?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hayatımızdan sessizce çalınan nice güzellik var. Günlük koşuşturma içinde çocuğumuzun nasıl büyüdüğünü, nasıl değiştiğini, hangi duygularla şekillendiğini fark edemiyoruz. Çağ değiştikçe beklentiler artıyor; ekonomik koşullara göre şekillenen konfor alanları, bitmeyen istekler ve arzular hayatımızı kuşatıyor. Belki de zamanın bu kadar düzensiz ve bereketsiz akmasının sebebi tam olarak budur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Oysa hayatı güzel ve anlamlı kılan; etiketli kıyafetler, pahalı telefonlar, gösterişli mekânlar değildir. Hayatı güzelleştiren, çocuklarımızla geçirilen nitelikli zaman, verilen sevgi ve gösterilen ilgidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Neyi, nerede, ne zaman kaybettik?<br />
Çağa mı uyduk, yoksa çağ mı bizi yuttu?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ne yapıyorsanız yapın ama çocuklarınızı bu çağa ve bu çağın karanlık yüzüne harcatmayın. Zamanla yarışırken çocuğunuza vermeniz gereken sevgiyi ve ilgiyi eksiltmeyin. Kaybolmaya yüz tutmuş değerlerimizi öğretmeyi, hatta bunlara bizzat örnek olmayı ihmal etmeyin.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Geleceğin kahramanları olacak çocuklara yapılan yatırım, en kıymetli yatırımdır. Gerisi boş… Hem de bomboş.<br />
Zaman öyle iğrenç bir hâl aldı ki kimin sapık, kimin pedofili, kimin ne tür bir sapkınlık içinde olduğu ayırt edilemez hâle geldi. Uyuşturucu madde bağımlılığı had safhada. Gencecik bedenler; bağımlılıklara, sapkınlıklara, art niyetli dijital platformlara ve “ayin” adı altında pazarlanan karanlık düşüncelere kurban ediliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Açın gözünüzü!<br />
Aç gözünü güzel ülkemin güzel insanları!&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bırakın hırslarınızı, bırakın egolarınızı… Çünkü çocuklarımız kaybolup gidiyor.<br />
Ne duruyoruz? Neden susuyoruz? Neden birlik ve beraberlik içinde kaybolmaya yüz tutmuş kültürümüzü yeniden canlandırmıyoruz?<br />
Neden hâlâ “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışıyla yaşıyoruz?<br />
Kanımıza dokunmuyor mu yaşananlar?<br />
Ciğerimiz yanmıyor mu?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yok olan her evlat, kurban edilen her can sadece bir ailenin değil, hepimizin evladıdır. Uyuşturucuya kurban edilen, kaçırılan çocuklar; pedofili kansızlarının iğrençliklerine maruz kalan masumlar, bu ülkenin ve bu milletin çocuklarıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Onlar TÜRK MİLLETİ'nin evlatlarıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Peki biz, bu karanlık karşısında ne zaman sesimizi yükselteceğiz acaba,<br />
bir gün bu kötülük sizin kapınızı çaldığında mı, canınız yandığında mı?</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 20:43:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/sibel-yasar-1760183764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kışın ayazında değil, huzurun sıcaklığında yaşamak herkesin hakkı”</title>
                <category>Halil İbrahim ŞAHİNLER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kisin-ayazinda-degil-huzurun-sicakliginda-yasamak-herkesin-hakki-244</link>
                <author>his@gmail.com (Halil İbrahim ŞAHİNLER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kisin-ayazinda-degil-huzurun-sicakliginda-yasamak-herkesin-hakki-244</guid>
                <description><![CDATA[Kışın ayazında değil, huzurun sıcaklığında yaşamak herkesin hakkı”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Emeklilerimiz, yıllarca alın teriyle bu ülkeye hizmet etmiş insanlar, bugün açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Bu tablo hepimizin yüreğini sızlatıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Evet, hayat zor. Evet, şartlar ağır. Ama unutmayalım: bu ülkenin gerçek sahipleri, emeğiyle çarkları döndüren vatandaşlarımızdır. Onların onurlu yaşam hakkı, tartışmaya bile gerek duymadan korunmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bugün bu tabloya sebep olan yanlış politikaları görmezden gelmek mümkün değil. Ama umutsuzluğa kapılmak da bize yakışmaz. Çünkü biz, dayanışmayla, birlikle, sesimizi yükselterek bu adaletsizliği değiştirebiliriz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir gün gelecek; emeklilerimizin yüzünde yeniden huzurlu bir tebessüm olacak. O gün için mücadele etmek, hepimizin görevi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><strong>Halil İbrahim ŞAHİNLER</strong><br />
<strong>MERKEZ SAĞ PARTİ<br />
GENEL BAŞKAN VEKİLİ</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 00:10:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/halil-ibrahim-sahinler-1765191985.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Garip Gureba İnsan gibi yaşamak istiyor</title>
                <category>Seyit ERMACİT</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/garip-gureba-insan-gibi-yasamak-istiyor-243</link>
                <author>seyitermacit902@gmail.com (Seyit ERMACİT)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/garip-gureba-insan-gibi-yasamak-istiyor-243</guid>
                <description><![CDATA[Garip Gureba İnsan gibi yaşamak istiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">"Emekli artık zam istemiyor. Lüks talep etmiyor. Sadece insan gibi yaşamak istiyor" dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir dönem bu ülkede yoksulluk, 'kader' değil 'ahlak' meselesi olarak anlatılıyordu.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hatta daha da ileri gidildi, bilge kişi dedi ki, "Fakir, hırsızlık yapmasını bilmediği için fakirdir"</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu cümle sadece bir gaf değildi; yoksulluğa bakışın, yoksulu suçlayan zihniyetin açık bir itirafıydı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bugün gelinen noktada ise bu sözün ne kadar acımasız, ne kadar kopuk ve ne kadar gerçek dışı olduğu emeklilerin yaşamında apaçık ortada.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu ülkenin emeklileri yıllarca çalıştı.<br />
Prim ödedi.<br />
Vergi verdi.<br />
Devlete yük değil, devleti ayakta tutan omurga oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şimdi aldıkları maaş ne durumda?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Açlık sınırının altında.<br />
Sadece yoksulluk değil, doğrudan hayatta kalma sınırının altında.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir emekli ailesini düşünelim...<br />
Ev kirası varsa maaş zaten bitmiştir.<br />
Yoksa bile; elektrik, su, doğalgaz derken geriye ne kalır? Hiç !&nbsp;<br />
Markete girildiğinde et reyonuna bakmak artık hayal.<br />
Sebze, meyve ise 'bugün hangisinden vazgeçsek'&nbsp;sorusuna dönüşmüş durumda.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çarşı pazar ateş pahası.<br />
Yangın yeri.<br />
Ama emeklinin maaşı hala kağıt üzerinde.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hükümet yıllarca "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın"&nbsp;dedi.<br />
Güzel bir söz.<br />
Ama bugün sorulması gereken soru şu:</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu maaşlarla insan yaşar mı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yaşamaz.<br />
Sadece hayatta kalmaya çalışır.<br />
O da borçla, krediyle, çocuklarının ve varsa çevresinin desteğiyle.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir devlet, emeklisine bunu reva görüyorsa, o devlette sorun rakamlarda değil, önceliklerde demektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tasarruf denince emeklinin sofrası küçülüyor ama görüyoruz ki, başka kalemlerde cömertlik hiç bitmiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Emekli artık zam istemiyor.<br />
Lüks talep etmiyor.<br />
Sadece insan gibi yaşamak istiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu bir siyasi polemik değil.<br />
Bu bir vicdan meselesi.<br />
Bu bir adalet meselesi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İnsanı yaşatmadan devlet yaşayamaz.<br />
Emekliyi açlığa mahkûm ederek hiçbir ülke güçlü olamaz.<br />
Son günlerde “en düşük emekli maaşı 17 binTL' den, 20 bin&nbsp;TL'ye çıkarıldı. Bunuda oyle abarttıldi ki.. Adeta emekli ile alay ediliyor.. </span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">"3000 TL. Emekli farkları bu hafta yatacak"&nbsp;haberleri servis ediliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ancak bu haberler toplumda ne bir heyecan oluşturdu ne de bir umut dalgası doğurdu.<br />
Çünkü gerçek şu: Emekli memnun değil. </span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Halk tedirgin! Halk mutsuz!&nbsp;</span></span><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gelecekteki yaşantısından&nbsp;umudunu kesen halk, sadece günü kurtarmak için mücadele ediyor.&nbsp;<br />
Artık mesele yalnızca birkaç bin liralık fark değil.<br />
Emekli, alım gücünün her geçen gün eridiğini hissediyor.<br />
Market rafında, pazarda, faturada gerçeği yaşıyor.<br />
Bu yüzden fark ödemeleri teknik bir bilgi olarak kalıyor, gönüllere dokunmuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>OLAN VATANDAŞA OLUYOR</strong><br />
Artık gerçekçi bir muhasebe yapılmalı.<br />
Büyük yatırımlar, mega projeler elbette kıymetlidir;<br />
ancak bugünün en acil meselesi mutfaktır, geçimdir, maaştır.<br />
İktidar, geçici de olsa öncelik sıralamasını değiştirmelidir.<br />
Her türlü yatırıma kısa bir mola değil lüks saltanata dur denilip orta kesim ve&nbsp;emeklinin maaşında hissedilir, kalıcı ve net bir iyileştirme yapmalıdır.<br />
Çünkü emekli sadaka değil, hakkını istiyor.<br />
Çünkü emekli rakam değil, insandır.<br />
Çünkü emekli memnun edilmeden sahada anlatılacak söz tükeniyor.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 18:47:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/seyit-ermacit-1767178031.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bursa’nın Eğitimde Yükselen Başarısı</title>
                <category>Aliye ŞAHİN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/bursanin-egitimde-yukselen-basarisi-242</link>
                <author>aliyesahino1sa8001@gmail.com (Aliye ŞAHİN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/bursanin-egitimde-yukselen-basarisi-242</guid>
                <description><![CDATA[Bursa’nın Eğitimde Yükselen Başarısı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bursa, Türkiye’nin eğitim haritasında artık yalnızca sanayi ve kültür kenti kimliğiyle değil, akademik başarılarıyla da öne çıkıyor. 2025 YKS’de üç Türkiye birincisi çıkaran Bursa, bu başarısıyla eğitimdeki vizyonunu bir kez daha kanıtladı.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu sonuç, tesadüf değil. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün sistemli çalışmaları, rehberlik hizmetleri ve öğretmen eğitimleri, öğrencilerin potansiyelini en üst noktaya taşıdı. Bursa’da eğitim, yalnızca sınav odaklı değil; mesleki eğitimden kültürel projelere, aile katılımından dijital dönüşüme kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün Bursa, gençlerine yalnızca bilgi değil, aynı zamanda yön, vizyon ve özgüven kazandırıyor. Bu başarı, geleceğin Türkiye’sini şekillendirecek güçlü bir eğitim modelinin habercisi. Bursa’nın yükselişi aslında tüm ülkenin eğitimdeki umut ışığı olarak görülmelidir.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye’nin eğitim gündeminde Bursa, son yıllarda dikkat çekici bir ivme yakaladı. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü, bu sonuçla yalnızca öğrencilerin değil, öğretmenlerin, velilerin ve tüm eğitim ekosisteminin ortak emeğini taçlandırdı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bursa’da öğrenciler için düzenlenen sınav kampları, rehberlik hizmetleri ve bireysel danışmanlık programları, başarıyı sürdürülebilir hale getirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İl Milli Eğitim Müdürlüğü, öğretmenlere yönelik sürekli mesleki gelişim programlarıyla modern pedagojiyi sınıflara taşıdı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Fen liselerinden meslek liselerine kadar geniş bir yelpazede eğitim veren Bursa, farklı yeteneklere sahip öğrencilerin kendi yollarını bulmasına imkân tanıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bursa’nın eğitim başarısı yalnızca sınav odaklı değil. Aile Eğitim Bülteni gibi projelerle velilerin sürece aktif katılımı sağlanıyor. Çıraklık ve ustalık sınavlarıyla gençler iş dünyasına hazırlanıyor, sanayi kenti Bursa’nın ihtiyaçlarıyla eğitim politikaları örtüşüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Öğrenciler, tiyatrodan müziğe, spordan teknolojiye kadar farklı alanlarda destekleniyor. Bu da akademik başarıyı sosyal gelişimle dengeliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün hedefi, yalnızca bugünün sınav başarıları değil; aynı zamanda geleceğin Türkiye’sine yön verecek gençler yetiştirmek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Akıllı sınıflar, e-öğrenme platformları ve STEM projeleriyle öğrenciler teknolojiye uyum sağlıyor. Kırsal bölgelerdeki okulların güçlendirilmesi, eğitimde fırsat eşitliği için kritik bir adım. Erasmus ve benzeri projelerle Bursa’daki öğrenciler dünya ile buluşuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Özetlemek gerekirse Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü öncülüğünde yapılan atılımlar Türkiye’nin giderek öne çıkan&nbsp;eğitim vizyonunda önemli bir pay oluşturuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Emeği geçenlere binlerce teşekkür...</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 11:06:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/aliye-sahin-1754839758.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>100 Tam KPSS Puanı karşılığında ellerine verilen süpürge!</title>
                <category>İlkay KOCABAY</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/100-tam-kpss-puani-karsiliginda-ellerine-verilen-supurge-241</link>
                <author>ilkaykocabay@gmail.com (İlkay KOCABAY)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/100-tam-kpss-puani-karsiliginda-ellerine-verilen-supurge-241</guid>
                <description><![CDATA[100 Tam KPSS Puanı karşılığında ellerine verilen süpürge!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye’nin eğitim gündemine bomba gibi düşen bir yerleştirme sonucu, aslında uzun süredir içten içe kanayan bir yarayı tüm çıplaklığıyla sokağa taşıdı: 2024 KPSS Ortaöğretim Türkiye birincisi, 100 tam puanla bir üniversiteye "Temizlik Görevlisi" olarak yerleşti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu tabloyu sadece bir "iş bulma" haberi olarak okumak, meselenin derinliğini görmezden gelmektir. Karşımızdaki durum, bir bireyin geçim mücadelesinden öte, sistemin başarıyı nasıl konumlandırdığına dair ağır bir çelişkidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir sınavda tüm soruları doğru yanıtlamak; disiplin, zeka ve büyük bir emeğin sonucudur. Normal şartlar altında, eğitim sisteminin en tepesindeki bu profillerin, yetkinliklerine en uygun ve ülkenin beşeri sermayesine en çok katkı sağlayacak alanlarda istihdam edilmesi beklenir. Ancak Türkiye birincisinin, hiçbir özel nitelik gerektirmeyen bir kadroya yönelmesi, "nitelikli iş gücü planlamasının" neresinde hata yapıldığını sorgulatmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Mesele temizlik görevlisi olmanın küçümsenmesi değildir; her iş kutsaldır ve her emeğe saygı duyulmalıdır. Buradaki asıl mesele, "potansiyel israfıdır." Ülkenin en parlak zihinlerinden biri, enerjisini ve kapasitesini akademik veya idari bir verimlilik yerine fiziksel bir iş gücüne harcamak zorunda kalıyorsa, bu durum toplumun geleceğe dair kurduğu "liyakat" hayallerine zarar verir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Gençler arasında "çok çalışırsam hak ettiğim yere gelirim" inancının yerini, "ne kadar başarılı olursam olayım sadece hayatta kalabilirim" düşüncesi almaktadır. Bu duygu kopuşu, bir toplumun en büyük sermayesi olan "motivasyonu" yok eder.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu atama, eğitim sistemimiz ile iş gücü piyasası arasındaki kopukluğu da gözler önüne seriyor:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">En yüksek puanı alanların bile kendi uzmanlık alanlarında veya nitelikli memur kadrolarında yer bulamaması, kadro planlamasının gerçek ihtiyaçlara göre yapılmadığını gösteriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir Türkiye birincisinin bu kadroya başvurması, ekonomik kaygıların ve "garanti iş" arayışının, kişisel hayallerin ve mesleki tatminin ne kadar önüne geçtiğinin kanıtıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Eğer 100 tam puanın karşılığı, kişinin potansiyelini kullanamayacağı bir alanda çalışmaksa; o zaman gençlere sunduğumuz "başarı" vizyonunu yeniden gözden geçirmeliyiz. Bir ülkenin en başarılı evlatlarını, sadece "aç kalmamak" için niteliklerinin çok altındaki işlere razı etmek, o ülkenin yarınlarını verimsizleştirmektir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu atama, sadece bir kişinin iş sahibi olması değil, bir sistemin kendi değerlerini tartma vaktinin geldiğinin işaretidir. Başarı, sadece bir "puan" değil, o puanın hakkını verecek bir "gelecek" olmalıdır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Feb 2026 13:59:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/03/ilkay-kocabay-1774404808.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umre yolcularının Çukurova Hava Limanındaki zemzem çilesi</title>
                <category>Özlem ERDOĞAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/umre-yolcularinin-cukurova-hava-limanindaki-zemzem-cilesi-240</link>
                <author>ozlemerdogan01@hotmail.com (Özlem ERDOĞAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/umre-yolcularinin-cukurova-hava-limanindaki-zemzem-cilesi-240</guid>
                <description><![CDATA[Umre yolcularının Çukurova Hava Limanındaki zemzem çilesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">On iki gün süre Umre ibadetini size detayları ile anlatacağım elbet. Ancak beni ve tüm Umre yolcularını zorlayan ve 'ya sabır' detirten, Umre dönüşü Çukurova Hava &nbsp;Limanında yaşadığımız olumsuzluklardan bahsetmek isterim önce.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Umre yolcularına tahsis edilen THY uçağı ile dört yüz yolcu bir buçuk saatlik rötar ile başlayan yolculuk sonrasında üç saat sonra Çukurova Hava Limanına iniş yaptık.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dört yüz yolcu havalimanına iner inmez eşyalarımız çok olduğundan valizleri yerleştireceğimiz arabaları ücret dahilinde alabilmek için sıraya girdik.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tek bir personel çalışıyor ve ter içinde &nbsp;uzun bir süre sıra bekleyerek ancak eşya taşıma arabalarını alabildik. Sonrasında &nbsp;valizlerin gelmesini bekleyerek iki saatten fazla ayakta bekledik.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu arada Suudi Kralının Umre yapanlara dönüşte geleneksel olarak hediye ettiği beş litre zemzemler valizler ile gelmeye başladı. Karton kutularda bize teslim edilen zemzemler Adana’da hava yağmurlu olduğu halde koruma altına alınmadan yüklenmiş ve bu nedenle karton kutular ıslanarak &nbsp;parçalanmış. </span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Üzerine yazdığımız isimlerimiz okunmuyor ve hep atılarak yerleştirildiği için &nbsp;bazı kutular patlamış, zemzemler dökülmüş. Bu duruma hepimiz çok üzüldük.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Valizlerin gelmesi oldukça yavaş ilerliyor, bazen duruyor ve &nbsp;belli ki tek kişi çalışıyor ya da eleman sayısı yetersiz. Belli bir düzen yok. Bir bakıyorsunuz hurma kolileri geliyor valizler ile birlikte, bir bakıyorsunuz patlamış zemzem kartonları geliyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir yetkili aradık fakat &nbsp;ortada bizim ile ilgilenecek &nbsp;bir tek yetkili bulamadık. Umre ibadetinden &nbsp;döndüğümüz için dört yüz kişi sabır göstermeye çalışıyoruz.<br />
Arabistan’a gittiğimizde daha biz uçaktan inmeden valizlerimiz gelmişti ve hemen valizlerimizi almıştık ve hiç beklememiştik. Dönüşte eşyamız çok fazla olduğu için eşya taşıma arabaları da bize ücretsiz tahsis edildi ve yanımıza kadar getirildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çukurova Hava Limanından ne zaman yolculuk yapsam valizlerin gelme süresi uçak yolculuğunun süresinden fazla zaman alıyor. Belli ki eleman yetersiz. Dolayısı ile de konfor için tercih edilen uçak yolculuğu tek kelime ile çileye dönüşüyor. Çukurova Hava Limanının acilen bu anlamda düzenlemeye gitmesi, elemen sayısını artırması &nbsp;gerek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir sonraki yazımda Umre ibadetim ile ilgili paylaşacaklarımda buluşmak üzere.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Feb 2026 13:53:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/02/m-ozlem-erdogan-1772213754.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bizi uyuşturucu bataklığına kimler, nasıl getirdi</title>
                <category>Seyit ERMACİT</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/bizi-uyusturucu-batakligina-kimler-nasil-getirdi-239</link>
                <author>seyitermacit902@gmail.com (Seyit ERMACİT)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/bizi-uyusturucu-batakligina-kimler-nasil-getirdi-239</guid>
                <description><![CDATA[Bizi uyuşturucu bataklığına kimler, nasıl getirdi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yıllardır sinsice ilmek ilmek işlenen bir operasyonun kurbanı mı olduk, yoksa kendi ellerimizle mi kurduk bu karanlık sofrayı? </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Geçmişin tozlu raflarındaki Western filmlerinden bugünün pırıltılı ama içi boş dizilerine kadar; şiddetin "kahramanlık", müstehcenliğin "özgürlük", saygısızlığın ise "modernlik" maskesiyle evlerimize sızışını izledik.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir zamanlar "tavuk kesmekten sakınan" bir toplumun çocukları, bugün ellerinde silahlarla, uyuşturucu batağında, çeteleşme hayalleriyle 15’inde hayatını tüketiyor. Peki, neden bu hale geldik?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Ahlaksızlık Kaleyi İçten Yıktı</strong><br />
Sinema perdesinde başlayan şiddet güzellemeleri, yerini aile yapısını temelinden dinamitleyen dizi senaryolarına bıraktı. Anne anneliğini, baba babalığını; en acısı da toplum, kutsalını unuttu. Örf, adet ve gelenek dediğimiz o kadim kale, "sanat" adı altında ayaklar altına alındı.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Zengin ile fakir birbirine düşman edilirken, alkol ve madde kullanımı hayatın doğal bir parçasıymış gibi şırınga edildi.<br />
Unutulmamalıdır ki; ahlakı bozulan bir milletin, ne ekonomisi ne de geleceği ayakta kalabilir. Değerler hiyerarşisi yıkıldığında, geriye sadece birbirine yabancılaşmış, maneviyattan kopuk ve öfkeli kalabalıklar kalır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Ey Türk Milleti Titre ve Kendine Gel!</strong><br />
Bugün on binlerce gencimiz, hayatının baharında yasaklı maddelerin pençesinde can çekişiyorsa; bu sadece polisiye bir mesele değil, topyekûn bir vicdan meselesidir. Ahlaksızlığı özgürlükle karıştırmak, topluma yapılabilecek en büyük ihanettir. Sanatı inanca ve değerlere hakaret aracı olarak kullananlar, bugün karşılaştığımız bu harabeden sorumludur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ancak henüz geç değil. Türk Milleti için reçete bellidir: Titre ve kendine dön! Eğer biz yeniden edeple inşa olmazsak, ahlaksızlığın yakıcı sonuçlarıyla imha olacağız. Çocuklarımızı ekranların insafına, sokakların karanlığına ve maneviyatsızlığın boşluğuna terk edemeyiz. Aile, o kutsal kale yeniden tahkim edilmeli; sevgi, saygı ve inanç toplumun harcı olmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yaklaşık kırk yıl önce okuduğum bir röportaj, zihnime kazınmış. Bir Türk gazetecinin Alman profesörle yaptığı konuşmada, profesörün söyledikleri dikkatimi çekmişti. Diyordu ki, "Bizim gençliğimiz uyuşturucuya kurban gidiyor. Gelecek sizin gençliğinizde, onlara şimdiden sahip çıkın."</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">O günlerde Alman toplumunun yalnızlaştığından, komşuluk ve misafirlik kültürlerinin olmadığından, bu yüzden evlerinde kedi ve köpek beslediklerinden bahsediyordu. Oysa bizim toplumumuzda dostluk, dayanışma ve komşuluk ilişkileri ne kadar da güçlüydü. Almanlar günden güne yalnızlaşırken, bu bizi toplum olarak diri tutuyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Aradan on yıllar geçti. Bugün geldiğimiz noktada ise durumun tam tersine dönmeye başladığını görüyoruz. Artık bizim gençliğimiz de uyuşturucu tehlikesiyle karşı karşıya. Toplumda sevgi ve saygı azalmış, ahlaki bir çöküş yaşanıyor. Geçtiğimiz günlerde bir uzmanın dile getirdiği "Türkiye'de 8 milyon madde bağımlısı var" ifadesi, yüreğimizi sızlatan, korkunç bir gerçek. Her on kişiden biri, ne yazık ki madde bağımlısı ve bu rakamın büyük bir kısmı genç nüfusu kapsıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Daha da endişe verici olanı, madde kullanım yaşının ilkokul seviyesine kadar düşmüş olması. Aileler, çocuklarına yeterince sahip çıkamıyor, onlarla gereği gibi ilgilenemiyor. Anne ve babalar, çocuklarının yeme içme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamanın yeterli olduğunu düşünüyorlar. Ancak kötü niyetli kişiler, çocuklarımızı kafelerde veya benzeri ortamlarda, onların farkına bile varmadığı bir şekilde maddeye alıştırıyor. Geçenlerde, 35 yaşındaki evladının bağımlı olduğunu gözyaşları içinde anlatan bir babanın hikayesi, bu acı gerçeği bir kez daha yüzümüze vurdu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Uzmanlar haklı olarak aileleri uyarıyor: "Sakın 'Benim çocuğum yapmaz' demeyin.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Feb 2026 13:48:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/seyit-ermacit-1767178031.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Savaşların Gölgesinde Yeni Dünya Düzeni</title>
                <category>Seyit ERMACİT</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/savaslarin-golgesinde-yeni-dunya-duzeni-238</link>
                <author>seyitermacit902@gmail.com (Seyit ERMACİT)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/savaslarin-golgesinde-yeni-dunya-duzeni-238</guid>
                <description><![CDATA[Savaşların Gölgesinde Yeni Dünya Düzeni]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">ORTADOĞU VE&nbsp;TÜRKİYE EKSENİ&nbsp;<br />
<strong>Tek kutupluluktan çok kutupluluğa geçiş..</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Soğuk Savaş sonrası ABD merkezli tek kutuplu yapı zayıflıyor. ABD, Çin, Rusya, AB, bölgesel güçler (Türkiye, İran, Hindistan gibi) aynı anda sahada. Bu da istikrardan çok rekabet ve kriz üretiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Vekâlet savaşları dönemi</strong><br />
Artık savaşlar çoğu zaman 'resmen'&nbsp;değil;<br />
Ukrayna’da Rusya–Batı. Orta Doğu’da İsrail–İran hattı. Afrika’da küresel güçlerin nüfuz mücadelesi şeklinde yürütülüyor. Bedeli ise her zaman siviller ödüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Enerji ve gıda silaha dönüşüyor</strong><br />
Petrol, doğalgaz, tahıl… Hepsi jeopolitik baskı aracı.<br />
Rusya–Ukrayna savaşıyla birlikte dünya şunu net gördü: Savaş sadece cephede değil, mutfakta da kazanılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Uluslararası hukuk zayıflıyor</strong><br />
BM kararları etkisiz, yaptırımlar seçici, 'güçlü olan haklı'&nbsp;algısı yaygın. Bu da küçük ve orta ölçekli devletleri güvensizliğe itiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Milliyetçilik ve güvenlik devleti yükselişte</strong><br />
Göç dalgaları, terör ve savaş korkusu; demokrasilerde bile özgürlük–güvenlik dengesini güvenlik lehine kaydırıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Türkiye gibi ülkeler için risk ve fırsat bir arada</strong><br />
Jeopolitik konum avantaj ama hata payı yok. Denge siyaseti, savunma sanayii ve diplomasi artık varoluş meselesi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Büyük resim:</strong><br />
Yeni dünya düzeni henüz kurulmadı. Aslında şu an yaşanan şey: Eski düzen yıkılıyor, yenisi ise savaşlarla şekilleniyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gerçek hayatta ise haritalar yeniden çiziliyor, ittifaklar sessizce değişiyor, savaşlar ise artık istisna değil, düzen kurucu bir araç haline geliyor. Bugün yaşadığımız küresel tabloyu anlamak için şu gerçeği kabul etmek gerekiyor: Yeni dünya düzeni barış masalarında değil, savaşların gölgesinde şekilleniyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Soğuk Savaş’ın ardından batı merkezli tek kutuplu sistemin tarihin sonu olduğu iddia edilmişti. Demokrasi, serbest piyasa ve uluslararası hukuk kutsanmıştı. Ancak aradan geçen yıllar gösterdi ki bu düzen kalıcı değilmiş. </span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">ABD’nin mutlak hâkimiyeti zayıfladı, Çin ekonomik gücüyle, Rusya askeri hamleleriyle sahaya indi. Dünya artık tek bir merkezden yönetilmiyor; çok kutuplu ama istikrarsız bir döneme girdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu yeni dönemin en belirgin özelliği, savaşların doğrudan değil, vekâlet yoluyla yürütülmesi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ukrayna’da Rusya ile Batı karşı karşıya gelirken, Orta Doğu’da İsrail–İran hattı üzerinden küresel güçlerin hesaplaşması sürüyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Afrika’da ise enerji ve madenler uğruna yürütülen görünmez savaşlar var. Cephede silahı tutan çoğu zaman yerel aktörler olsa da, karar masasında büyük güçler oturuyor. Kaybeden ise hep aynı: siviller, yoksullar ve istikrar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Savaşların niteliği de değişti. Artık sadece tanklar ve füzeler konuşmuyor. Enerji, gıda ve ekonomi doğrudan savaş silahına dönüşmüş durumda. Doğalgaz vanaları kapatılıyor, tahıl koridorları pazarlık unsuru yapılıyor, yaptırımlar halkları cezalandırıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bugün bir ülkede artan ekmek fiyatı, binlerce kilometre ötede patlayan bir bombanın sonucu olabiliyor. Savaş cepheden mutfağa kadar inmiş durumda.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Uluslararası hukuk ise bu tabloda en büyük kaybedenlerden biri. Birleşmiş Milletler kararları çoğu zaman kâğıt üzerinde kalıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hukuk, güçlüye göre esneyen bir araca dönüşüyor. Aynı fiil bir ülke tarafından işlendiğinde 'meşru müdafaa', başka bir ülke yaptığında 'savaş suçu'&nbsp;sayılabiliyor. Bu çifte standart, küresel sisteme olan güveni her geçen gün biraz daha aşındırıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu güvensizlik ortamı milliyetçiliği ve güvenlikçi politikaları besliyor. Göç dalgaları, terör korkusu ve savaş tehdidi; özgürlükleri geri plana itiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">'Güvenlik'&nbsp;adına olağanüstü hâller kalıcılaşıyor, demokrasiler bile sertleşiyor. Dünya, yumuşak güçten çok sert güç dilini konuşuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye gibi jeopolitik olarak kritik ülkeler için bu dönem hem risk hem de fırsat barındırıyor. Yanlış bir adım ağır bedellere yol açabilirken, doğru denge siyaseti ülkeyi bölgesel bir aktöre dönüştürebilir. Diplomasi, savunma sanayii ve stratejik akıl artık tercih değil, zorunluluk.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç olarak; bugün yaşananlar geçici krizler değil, yeni bir küresel düzenin sancılarıdır. Eski dünya düzeni yıkılırken, yenisi henüz kurulmadı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu boşluk ise savaşlarla, krizlerle ve belirsizliklerle doluyor. Tarih bize şunu defalarca gösterdi: </span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dünya düzenleri ya büyük barışlarla ya da büyük yıkımlarla kurulur. Görünen o ki, insanlık yine zor olanı seçiyor.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 21:19:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/seyit-ermacit-1767178031.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yargı Sokakta Kuşatılırsa..</title>
                <category>Orhan ERGEZER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/yargi-sokakta-kusatilirsa-237</link>
                <author>orhanergezer@turkhaberler.com.tr (Orhan ERGEZER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/yargi-sokakta-kusatilirsa-237</guid>
                <description><![CDATA[Yargı Sokakta Kuşatılırsa..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#c0392b"><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Şehir, Devlet ve Rejim Üzerine..</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hukuk devletleri, yazdıkları kanunlarla değil; kriz anlarında verdikleri reflekslerle ayırt edilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Her ülkede siyasetçiler yargılanır, her ülkede sokaklar hareketlenir. Asıl fark, kamusal gücün bu hareketlenme karşısında geri mi çekildiği, yoksa sahaya mı indiğinde ortaya çıkar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Son günlerde Adana merkezli tartışmalar bu açıdan önemlidir. Yolsuzluk iddiasıyla tutuklanan eski Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın hakim karşısına çıkacağı gün öncesinde yaşandığı ileri sürülen bazı gelişmeler, yalnızca bir dava dosyasını değil, bir yöntemi tartışmaya açmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İddialara göre, belediye imkânlarıyla finanse edilen afiş ve broşürler hazırlanmış, toplu katılım için organizasyon yapılmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu tablo ister istemez şu soruyu doğurur, Kamusal güç, yargı sürecine ne kadar yaklaşabilir? Demokratik hukuk devletlerinde bu sorunun cevabı nettir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Fransa’da bir belediye başkanı ya da bakan hakkında yargı süreci başladığında, kurum geri çekilir. Belediye binaları sessizleşir, afişler indirilir, organizasyonlar iptal edilir. Bunun nedeni ahlaki bir üstünlük değil, tarihsel bir korkudur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Fransız devlet aklı, kalabalığın hukuku nasıl boğduğunu defalarca tecrübe etmiştir. İtalya’da 'Mani Pulite' sürecinde sokaklar öfkeliydi. Ama yerel yönetimler bu öfkeyi örgütlemekten bilinçli biçimde kaçındı. Çünkü İtalyan devleti şunu bilir; Sokak siyasallaştığında yargı değil, hizip kazanır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bugün hâlâ İtalya’da devam eden bir dava için kamusal kaynakla mobilizasyon yapmak, dosyanın içeriğinden bağımsız olarak ağır bir skandal sayılır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İspanya’da Katalonya krizinde sokak fazlasıyla konuştu. Ancak Madrid, yargı ile yerel idare arasına sert bir duvar ördü. Belediyelerin 'şehir adına7&nbsp;yargıya karşı pozisyon almasına izin verilmedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu çizgi korunmasaydı mesele hukuk zemininden çıkıp, rejim krizine dönüşebilirdi. Türkiye’nin farkı tam da burada başlıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bizde yargı süreci başladığında, kurumlar geri çekilmez; aksine sahaya iner. Belediye, parti, dernek, mahalle… Hepsi bir anda davanın parçası hâline gelir. Sokak, yargının tamamlayıcısı gibi sunulur. Oysa sokak her zaman halk değildir. Çoğu zaman iyi organize edilmiş bir kalabalıktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kalabalık adalet üretmez; gürültü üretir. Hukuk ise gürültüyle değil, mesafeyle çalışır. Daha az konuşulan ama daha tehlikeli bir boyut da şehir üzerinden kurulan siyasal dildir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir kentin yalnızca belirli mahallelerle temsil edilmesi, basit bir organizasyon tercihi değildir. Bu, şehir fikrini daraltır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Adana gibi tarihsel olarak karma ve geçirgen bir kenti, siyasal sadakat haritasına indirgerseniz; geri kalan herkesi sembolik olarak şehir dışına itmiş olursunuz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu, yüksek sesle ilan edilen bir bölücülük değildir. Sessiz, sofistike ve uzun vadede yıpratıcı bir ayrıştırmadır. Bütün bunlar, davanın sonucundan bağımsızdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bugün bu yöntem birileri için meşru görülürse, yarın başkaları için de emsal olur. Hukuk, dostlar için esnetildiği anda; düşmanlar için bir silaha dönüşür. O silahın bir gün kime döneceğini ise kimse seçemez.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir şehir, hukukun etrafında durmayı seçebilir. Ya da hukukun üzerine abanmayı. Tarih, bu iki yolun da nereye çıktığını defalarca gösterdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Büyüyen şehirler, yargıyı baskı altına ya da alkışlayanlar değil; ona mesafe bırakabilenlerdir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 25 Jan 2026 13:46:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/orhan-ergezer-1754745411.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kayseri ülkü Ocakları bu yurdun evlatlarına mükemmel bir örnektir</title>
                <category>Azmi ERTAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kayseri-ulku-ocaklari-bu-yurdun-evlatlarina-mukemmel-bir-ornektir-236</link>
                <author>azmiertan@hotmail.com (Azmi ERTAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kayseri-ulku-ocaklari-bu-yurdun-evlatlarina-mukemmel-bir-ornektir-236</guid>
                <description><![CDATA[Kayseri ülkü Ocakları bu yurdun evlatlarına mükemmel bir örnektir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">MHP ve yan kuruluşlarının bu ülkenin sigortası olduğu aksi iddia edilemeyecek&nbsp;bir gerçektir. Bu ifadeyi tekrar tekrar gündeme getirmeye gerek yok. Ancak bazı hususları hatırlatmakta fayda var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hepimiz bu yollardan geçtik. Ülkü uğruna, vatan ve millet aşkı için gerekeni yaptık, çilesini çektik. Ama her zaman meşru müdafaa içinde olduk. Bizim için ocaklar, erdem ve fazilet yuvasıydı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türk Töresinin öğretileri, devlete olan saygı, devlet malına verilen kıymet hep ocak atmosferinde öğrenildi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugünlerde, Kayseri Ülkü Ocakları Başkanı Halit Yağmur ve arkadaşlarının düzenlediği sosyal etkinlikleri izliyor, bundan sonsuz gurur duyuyorum. Duygulara dokunan, toplumu birleştiren bu faaliyetler, ülkücü hareketin özüne yakışır nitelikte.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Peki Adana’nın sevgi dolu, sıcak kanlı insanları enerjilerini neden demokratik ortamlarda teşhir edilen kitap fuarlarını basarak, alın terine zarar vererek harcamak ister? Bilmezler mi, şiddeti uygulayan mağdur edendir, puan kaybeder. O kayıp da hafızalara kazınır, acısı sandıkta çıkar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Karşıt fikirleri yok etmenin yolunun&nbsp;sadece 'Terörsüz Türkiye' yolundan geçtiği tezi&nbsp;yoksa MHP'ye ait değil miydi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">* * *</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir sözüm de MHP Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı’ya… Siz il başkanısınız. Ülkü Ocakları gayrı resmi de olsa kanatlarınız altında. Neden karşı durmadınız?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">* * *</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bilinmelidir ki, kaba kuvvetin eğitim alanında yeri olamaz. Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı, Türk Töresi gereği yasalara saygılı bir eğitim kuruluşudur ve öyle de kalmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kayseri Ülkü Ocakları bu yurdun evlatlarına mükemmel bir örnektir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Jan 2026 00:32:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/azmi-ertan-1760562810.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ortadoğu bataklığı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üzerindeki büyük eksen</title>
                <category>Seyit ERMACİT</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ortadogu-batakligi-ve-turkiye-cumhuriyeti-devletinin-uzerindeki-buyuk-eksen-235</link>
                <author>seyitermacit902@gmail.com (Seyit ERMACİT)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ortadogu-batakligi-ve-turkiye-cumhuriyeti-devletinin-uzerindeki-buyuk-eksen-235</guid>
                <description><![CDATA[Ortadoğu bataklığı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üzerindeki büyük eksen]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Büyük Ortadoğu Projesi (BOB), 2000’li yılların başında özellikle ABD&nbsp;öncülüğünde gündeme gelen, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya’yı kapsayan geniş bir coğrafyada siyasi, ekonomik ve toplumsal dönüşüm hedefleyen bir stratejidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu strateji Ortadoğu’da sözde 'demokrasi, insan hakları, serbest piyasa ekonomisi ve istikrarın yayılması' iddiasıyla ortaya konmuştur. ancak uygulamalar ve sonuçlar nedeniyle proje, birçok ülkede emperyalist bir yeniden dizayn planı olarak görülmüştür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>BOP'un ortaya çıkışı</strong><br />
• &nbsp;&nbsp; &nbsp;BOP’un temelleri, 11 eylül 2001'de ABD&nbsp;ikiz kuleler saldırıları sonrası şekillenmiştir.<br />
• &nbsp;&nbsp; &nbsp;ABD’nin 'Terörle Mücadele' doktrini çerçevesinde, ortadoğu’daki otoriter rejimlerin batı karşıtı zemin oluşturduğu iddiası öne sürülmüştür.<br />
• &nbsp;&nbsp; &nbsp;2004’te G8 zirvesi’nde proje açık şekilde gündeme gelmiştir.<br />
•&nbsp; &nbsp; &nbsp;BOP&nbsp;haritası yaklaşık 22 ülkeyi kapsamaktadır: Türkiye, İran, Irak, Suriye, Mısır, Libya, Tunus, Suudi arabistan, Afganistan, Pakistan ve diğerleri.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>BOP'un Temel Hedefleri</strong><br />
- Siyasal dönüşüm<br />
- Otoriter rejimlerin değiştirilmesi<br />
- Ilımlı islam modeli<br />
- Batı yanlısı yönetimler<br />
- Sınırların ve devlet yapılarının dönüşümü<br />
- Etnik ve mezhepsel temelli yeni yapılanmalar<br />
- Zayıflatılmış merkezi devletler<br />
- Bu nedenle BOP, halk arasında 'Ortadoğu'nun Haritasını Yeniden Çizme Projesi'&nbsp;olarak anılmıştır.<br />
- Enerji güvenliği<br />
- Petrol ve doğalgaz bölgelerinin kontrolü<br />
- Enerji yollarının güvenliği<br />
- Ortadoğu, dünya petrol rezervlerinin kalbi olarak görülmüştür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>BOP ve uygulamaları</strong><br />
- Irak: 2003 işgali sonrası devlet yapısı çöktü, üçe bölündü. kimyasal silah yalanlarıyla işgal edilen irak kan ve gözyaşı içinde bırakıldı.<br />
- Libya: Kaddafi devrildi, ülke iç savaşa sürüklendi.<br />
- Suriye: Uzun süreli iç savaşla parçalanmaya çalışıldı. terör örgütleri üzerinden türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda bölücü planlar devreye sokuldu.<br />
- Yemen: Devlet otoritesi zayıfladı.<br />
- Afganistan: 20 yıl süren işgal sonrası istikrarsızlık derinleşti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu ülkelerde devletler zayıfladı, mezhep ve etnik çatışmalar arttı, milyonlarca insan göç etmek zorunda kaldı. bop’un istikrar değil kaos ürettiği ortaya çıkmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Bop ve Türkiye</strong><br />
Türkiye, coğrafi köprü konumu, Nato üyeliği ve laik sistemli müslüman ülke kimliği nedeniyle proje kapsamında 'model ülke'&nbsp;olarak tanımlanmıştır. Ancak Türkiye açısından büyük riskler doğmuştur:<br />
- Irak ve Suriye’nin bölünmesiyle sınır güvenliği sorunları,<br />
- Terör koridorları,<br />
- Mülteci krizleri.<br />
Bu nedenle Türkiye zamanla BOP’a mesafeli ve temkinli bir politika izlemiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Büyük Ortadoğu Projesi, resmî söylemde demokrasi ve reform projesi olarak sunulsa da sahadaki sonuçlarıyla devletleri zayıflatan, sınırları tartışmalı hale getiren bir jeopolitik müdahale planı olmuştur. islam dünyasında ve 22 ülkeyi kapsayan bu proje, yeni sömürgecilik düzenini ortaya koymuştur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye Cumhuriyeti üzerinde büyük oyunlar oynanmış, 41 yıldır süren terör belası nedeniyle 50.000 vatandaşımız şehit olmuştur. bu şehitlerimiz askerimiz, polisimiz, jandarmamız, sivil vatandaşlarımız ve kundaktaki bebeklerimizdir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Son olarak; Mardin Nusaybin’de meydana gelen al bayrağımıza yapılan çirkin saldırıyı nefretle kınıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Terör ve teröristlerin her türlüsüne karşıyız. terörle müzakere olmaz, mücadele olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">* * *</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bolu Kartalkaya faciasında hayatını kaybeden 79 vatandaşımıza Allah'tan rahmet yakınlarına başsağlığı sabır ve metanet diliyorum ruhları şad mekanları cennet makamları Alî&nbsp;olsun.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 22:27:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/seyit-ermacit-1767178031.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayrağa uzanan eller kırılsın</title>
                <category>Sibel YAŞAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/bayraga-uzanan-eller-kirilsin-234</link>
                <author>c.sibelyasar@gmail.com (Sibel YAŞAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/bayraga-uzanan-eller-kirilsin-234</guid>
                <description><![CDATA[Bayrağa uzanan eller kırılsın]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!<br />
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.<br />
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.<br />
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;<br />
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bayrağımızdaki &nbsp;al, kan kırmızısıdır ve Vatanımız için çarpışan şehitlerimizin dökülen kanlarını temsil eder. Hatta 1389 yılında meydana gelen I. Kosova Muharebesi'nde&nbsp;<br />
gece yarısı bu kanların üzerine yansıyan hilal biçimindeki ay ve bir yıldızla beraber Türk Bayrağı görüntüsünü oluşturduğu efsanesi dillerden dillere dolaşır durur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bayrak bir milletin onurudur. Bayrağımıza dokunan eller kırılsın yansın hatta.&nbsp;<br />
Konu BAYRAĞIMIZ ise: şiddetse şiddet hiddetse hiddet..!&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye Cumhuriyeti Halkının bayrağına olan bağlılığı ve saygısı yadsınmayacak kadar önem arz eder.&nbsp;<br />
Türk bayrağı, bu ülkenin toprakları altında yaşayan her bireyi kanatları altına almaktadır</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şanlı bir tarihe sahip olan TÜRK BAYRAĞI baş üstünde tutulacak kadar değerlidir ve özgürce dalgalanmaya devam edecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Haddini bilmeyerek ona uzatılan eller kırılacak gereken cezayı alacaktır hiç şüphesiz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hadsizlere hadleri bildirilecektir..!</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 14:56:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/sibel-yasar-1760183764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akran Zorbalığı ve RTÜK</title>
                <category>Azmi ERTAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/akran-zorbaligi-ve-rtuk-233</link>
                <author>azmiertan@hotmail.com (Azmi ERTAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/akran-zorbaligi-ve-rtuk-233</guid>
                <description><![CDATA[Akran Zorbalığı ve RTÜK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">RTÜK ince eliyor sık dokuyor. Gençlerin alkole ve sigaradan uzak durması için dizi ve filmlerde buzlama uygulanmasını şart koşuyor. Bu kurala uymayanlara da ağır yaptırımlar uygulanıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Son zamanlarda 'akran zorbalığı' adı altında yaşanan vahşetleri hep birlikte izliyoruz.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çarşıda pazarda, mahallede okulda bir 'yan baktım' kavgasıdır gidiyor. Yüreği yanan annenler babalar, ömürlerinin baharında kara toprağa&nbsp;giren çocuklar..</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şiddet içeren dizi ve filmlerin bu duruma gelinmesinde 'devlet kurumu RTÜK'ün hiç mi kusuru yok' diye sorası, hatta feryat edesi geliyor insanın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Mafya, aşiret ve bilumum yapımlarda tabancalarla, tam otomatik tüfeklerle katliam gibi baskınlar, cinayetler işleniyor. Ortada polis yok. Vuranın, öldürenin yanına kâr kalıyor. Bu görüntüleri nefes almadan izleyen gençler yaşananları gerçek hayat sanıyor.<br />
Vuracaklar, öldürecekler yanlarına kâr kalacak..</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Öyle olmuyor işte.. Vuran/vuranlar cezaevine, vurulanlar da hayatının baharında dört köşeli tabuta&nbsp;giriyor.<br />
* * *</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Alkolde, sigarada hata affetmeyen devlet RTÜK, akran zorbalığının nedenleri arasında ilk sırada yer alan şiddet içerikli dizi ve filmlere yasak getiremez mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gençlerin zihnini zehirleyen bu yapımlara karşı da aynı titizliği göstermesi&nbsp;gerekmez mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bugün sokakta yaşanan şiddetin büyük&nbsp;kısmı ekranlardan besleniyor. RTÜK, buzlamayı sadece şişeye ve sigaraya değil, silaha ve şiddete de uygulamalı. Çünkü gençlerin geleceğini karartan asıl zehir ekranlardan yayılan şiddettir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Jan 2026 15:10:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/azmi-ertan-1760562810.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title> Aynı Masada, Farklı Hayatlar: Friends with Money</title>
                <category>Sultan ÇAPAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ayni-masada-farkli-hayatlar-friends-with-money-232</link>
                <author>sultancapar@gmail.com (Sultan ÇAPAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ayni-masada-farkli-hayatlar-friends-with-money-232</guid>
                <description><![CDATA[ Aynı Masada, Farklı Hayatlar: Friends with Money]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sevgili okur, hepimizin hayatından bazı arkadaşlıklar gelip geçmiştir. Bazılarımızın çocukluğundan kalan, bazılarımızın okul hayatından gelen, bazılarımızın ise belki hiç beklemediği bir anda karşısına çıkan o arkadaş… Peki, her zaman dost kalınabildi mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hepimizin hayatı şekilleniyor ve kimse aynı kalmıyor. Fakat bir masanın etrafında oturup sohbete daldığımızda, o dostluğun verdiği sıcak hissi yeniden hatırlıyoruz.<br />
En sevdiğim filmlerden biri olan Friends with Money, geçmişte arkadaş olan dört kadının hayatına odaklanıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hikâye daha çok Olivia’nın etrafında dönüyor gibi görünse de aslında her karakterin iç dünyası ayrı ayrı anlatılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Olivia, bir dönem öğretmenlik yaptığı mesleğini bırakıp temizlikçi olmaya başlayınca en yakın arkadaşları tarafından eleştiriliyor. Üstelik yalnızca temizlikçi olduğu için değil; bekar olması ve çabasız bir hayat sürmeye çalışması nedeniyle de yargılanıyor. Oysa arkadaşları Christine, Jane ve Franny dışarıdan zengin ve mutlu bir hayat sürüyor gibi görünseler de gerçekte durum hiç de öyle değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Christine, eşiyle sürekli tartışmakta ve aralarındaki anlaşmazlığın, duygusallığın da tükendiğini gösteriyor. David’in artık ona 'iyi misin'&nbsp;dememesi ve onun için artık endişelenmemesi &nbsp;Christine’in evliliğini bitirme kararını almasına neden oluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Jane, ünlü bir tasarımcı olmasına rağmen eşiyle arasındaki tutkunun bitmesi, kendini iş hayatında yetersiz görmesi, çevresindeki haksızlıklara karşı sürekli tepkili olması ve hatta saçlarına şampuan kullanmayı bırakması; aslında özgüvenini kaybetmiş bir kadını simgeliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Franny ise hikâyenin çok fazla göz önünde olmayan karakterlerinden biri. Kendisi ve eşi, miras yoluyla gelen parayla çalışmadan hayatlarını idame ettiriyorlar. Ancak eşinin para konusundaki kontrolsüz harcamaları Franny’i fazlasıyla geriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Filmi izlerken, kadınların birbirlerinin hayatları hakkındaki yorumlarını eşleriyle sıkça paylaştıklarını görüyoruz. Örneğin Jane’in eşinin eşcinsel olduğu sık sık konuşulmasına rağmen, bu konu filmde açık açık işlenmiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Olivia ise hayatının aşkını, hiç beklemediği bir anda ve hiç beklemediği bir kişide buluyor. İşte bu kısım çok heyecanlı..</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Umarım filmi benim gibi siz de çok seversiniz. Friends with Money, kesinlikle sıkılmadan izleyebileceğiniz, 90 dakikalık bir film.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İyi Seyirler..</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 17:52:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/01/sultan-capar-1768064796.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda 2. Yaş dönemi</title>
                <category>Esma TURANBAYBURT</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/cocuklarda-2-yas-donemi-231</link>
                <author>esma@turkhaberler.com.tr (Esma TURANBAYBURT)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/cocuklarda-2-yas-donemi-231</guid>
                <description><![CDATA[Çocuklarda 2. Yaş dönemi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>İlk Çocukluk Dönemi</strong><br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;2 yaş çocukları benmerkezcidir.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bağımsız olma istekleri artar.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Oyuncaklarını kimseyle paylaşmak istemezler.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Duygularını yoğun yaşarlar ve kontrol etmekte zorlanırlar.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Öfke nöbetleri gelişimsel olarak normaldir.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Paralel oyun oynarlar. (Başkalarıyla yan yana ancak ayrı ayrı oynarlar.)<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Keşfetme dönemi başlar.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Taklit yoluyla birçok şey öğrenirler.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Nesne sürekliliği yerleşmiştir.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Basit neden-sonuç ilişkilerini anlamaya çalışırlar.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Dil gelişimleri 50–200 kelime civarındadır.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;İki kelimelik cümleler kurarlar. (Anne gel. Su ver.)<br />
<strong>Motor Gelişim</strong><br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Koşabilirler.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Merdivenleri tutunarak çıkarlar.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Topa tekme vururlar.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Küpleri üst üste koyarlar.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kaşıkla yemek yemeye çalışırlar.<br />
<strong>Sosyal-Duygusal Gelişim</strong><br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;İnatlaşma ve öfke nöbetleri sık görülür (duygu düzenleme/regülasyon).<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Duygularını tek başına düzenleyemezler; ebeveyn desteği çok önemlidir.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Rutinler güven duygusunu artırır.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kısa ve net cümleler kullanılmalıdır.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Seçenekler sunulmalıdır. (Kırmızı mı, mavi mi?)<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Çocuğun duyguları adlandırılmalıdır. (“Şu an kızgınsın, anlıyorum.”)<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sınırlar net ancak şefkatli bir şekilde konulmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2 yaşındaki çocuk ne istediğini bilir; ancak duygularını ifade etmekte zorlanır. Bu nedenle ağlama ve bağırma davranışları normaldir.<br />
Çocuğa sevgi ve sabırla yaklaşılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Not: Her çocuğun gelişimi bireysel farklılıklar gösterebilir. Verilen bilgiler genel gelişim özelliklerini yansıtmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Esma TURANBAYBURT</strong></span></span><br />
<span style="font-size:14px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çocuk gelişimi öğretmeni<br />
Uzman çocuk gelişimci</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 22:50:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/01/esma-turanbayburt-1768420175.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kürt Kimliği ile Terör Odakları Arasındaki Keskin Ayrım Hakkında </title>
                <category>Seyit ERMACİT</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kurt-kimligi-ile-teror-odaklari-arasindaki-keskin-ayrim-hakkinda-230</link>
                <author>seyitermacit902@gmail.com (Seyit ERMACİT)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kurt-kimligi-ile-teror-odaklari-arasindaki-keskin-ayrim-hakkinda-230</guid>
                <description><![CDATA[Kürt Kimliği ile Terör Odakları Arasındaki Keskin Ayrım Hakkında ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Son dönemde yürütülen siyasi manipülasyonlar ve terör odaklarının "Kürt" kimliği arkasına sığınarak yürüttüğü algı operasyonları karşısında, hakikati haykırmak zaruri hale gelmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Herkes bilmelidir ki; bizim nazarımızda Kürt kökenli vatandaşlarımız bu toprakların öz evladı; Müslüman, dindar, mütedeyyin ve sarsılmaz birer vatanseverdir. Kürt kardeşlerimizin bin yıllık inancı, bu coğrafyanın İslam ile yoğrulmuş harcıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Buna karşın DEM Parti, PKK, PYD ve YPG gibi oluşumların "Kürt" kavramından anladığı ile halkımızın gerçekliği arasında hiçbir bağ yoktur. Bu yapılar;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kürt ismini kullanarak aslında dinsiz, imamsız, Marksist ve Leninist bir ideolojiyi halkımıza dayatmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kürtleri kasten terörle özdeşleştirerek, bu asil halka en büyük düşmanlığı bizzat kendileri yapmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Müslüman Kürt halkını kendi köklerinden koparıp dinsizleştirme politikası gütmektedirler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Açıkça ilan ediyoruz: Ne DEM ne de onun silahlı kolu olan yapılar ne Kürt’tür ne de Müslümandır. Bu yapılar, Kürt kardeşlerimizin adını kirletmeye çalışan birer projedir. Kürt halkı, devletinin yanında, dininin emrinde ve vatanının safındadır. Terör şebekeleri ile aziz milletimizin bir parçası olan Kürtleri aynı kefeye koymak, hakikate yapılabilecek en büyük ihanettir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 12:42:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/seyit-ermacit-1767178031.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Merkez Sağda Eksik Olan Liderlik: Tansu Çiller</title>
                <category>İsmail ÜNLÜ</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/merkez-sagda-eksik-olan-liderlik-tansu-ciller-229</link>
                <author>iunlu@gmail.com (İsmail ÜNLÜ)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/merkez-sagda-eksik-olan-liderlik-tansu-ciller-229</guid>
                <description><![CDATA[Merkez Sağda Eksik Olan Liderlik: Tansu Çiller]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><!--StartFragment --><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tansu Çiller’in bir kayak merkezinde, canlı ve fit duruşuyla yeniden kamuoyunun karşısına çıkması, yalnızca bir görüntüden ibaret değildir. Bu tablo, Türkiye siyasetini yakından takip eden herkesin zihninde aynı soruyu yeniden canlandırmıştır: Tansu Çiller siyasete geri döner mi? Bu soru, nostaljik bir beklentiden öte, merkez sağın bugün yaşadığı liderlik boşluğunun doğal bir yansımasıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Profesör Doktor Tansu Çiller, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk kadın başbakanı olarak yalnızca bir döneme değil, bir siyaset anlayışına da damga vurmuştur. Ekonomiden dış politikaya, kriz yönetiminden devlet ciddiyetine kadar pek çok alanda sorumluluk almış, bedel ödemiş ve tecrübe kazanmış bir isimdir. Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik tabloya bakıldığında, tecrübenin, devlet hafızasının ve güçlü liderliğin ne kadar hayati olduğu daha net görülmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Merkez sağ, tarihsel olarak bu ülkenin omurgası olmuştur. Ancak son yıllarda bu damarın dağınık, sahipsiz ve liderlikten yoksun kaldığı açıktır. İşte tam da bu noktada, Tansu Çiller ismi yeniden ve güçlü bir şekilde gündeme gelmektedir. Çünkü merkez sağ siyaset, Tansu Çiller’siz eksik, yönsüz ve etkisizdir. Bu bir temenni değil, siyasi bir gerçektir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tansu Çiller’in duruşu, yalnızca fiziksel bir dinamizmi değil; kararlılığı, özgüveni ve lider karakterini de yansıtmaktadır. Kamuoyunda giderek artan bir beklenti vardır: Türkiye, onun yeniden siyasete dönmesini ve merkez sağın başına geçmesini beklemektedir. Bu beklenti, söylentilerden ibaret değildir; toplumun geniş kesimlerinde dillendirilen ortak bir kanaattir. Pek yakında bu konuda bir açıklama yapacağına dair inanç da her geçen gün güçlenmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye zor bir dönemden geçmektedir. Böyle dönemlerde bu ülkeyi kurtaracak olanlar, siyasi tecrübesi olmayan deneme isimler değil; devleti tanıyan, krizi yönetmiş, uluslararası alanda Türkiye’yi temsil etmiş liderlerdir. Bugün bakıldığında, merkez sağda bu vasıfları bir arada taşıyan, başbakanlık yapmış, ülkeyi yönetmiş ve liderlik vasfı tartışmasız olan tek isim Tansu Çiller’dir. Bu nedenle o, yalnızca bir siyasi figür değil; merkez sağ için bir baş tacıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tansu Çiller’in yeniden liderlik üstlenmesi, sadece bir partinin değil, Türkiye’nin geleceği açısından da önemli bir dönüm noktası olabilir. Tecrübe, cesaret ve devlet aklı bir araya geldiğinde, bu ülkenin yeniden ayağa kalkmaması için hiçbir sebep yoktur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Saygılarımla.</span></span></p>

<p><!--EndFragment --></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Jan 2026 22:18:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/01/ismail-unlu-1767647371.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Samsun’da Siyasetin Nabzı</title>
                <category>İlkay KOCABAY</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/samsunda-siyasetin-nabzi-228</link>
                <author>ilkaykocabay@gmail.com (İlkay KOCABAY)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/samsunda-siyasetin-nabzi-228</guid>
                <description><![CDATA[Samsun’da Siyasetin Nabzı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Karadeniz’de rüzgâr sert eser derler. Ama son aylarda Samsun’da sadece denizin değil, siyasetin de dalgaları kabarıyor. Sokakta konuşulanla, kürsüde anlatılan arasındaki mesafe her geçen gün biraz daha açılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şehrin merkezinden Çarşamba’ya, Bafra’dan Terme’ye kadar herkesin dilinde aynı başlıklar var: geçim derdi, işsizlik ve 'yarın ne olacak'&nbsp;sorusu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Market poşetini eline alan her Samsunlu artık ekonomi üzerine birer mini köşe yazarı gibi. Eskiden seçimden seçime konuşulan konular, bugün her kahve masasında, her dolmuşta tartışılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İktidar partisi Samsun’da hâlâ güçlü bir teşkilata sahip. Ancak sahadaki tablo, yılların alışkanlığıyla hareket etmenin artık yetmediğini gösteriyor. Açılış törenleri, klasik vaatler, 'biz yaptık'&nbsp;cümleleri eskisi kadar karşılık bulmuyor. Vatandaş, yapılanı değil, cebinde kalan parayı ölçüyor. İlçe ziyaretlerinde yöneltilen soruların tonu değişmiş durumda: Alkıştan çok itiraz, temenniden çok sitem var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Muhalefet cephesinde ise uzun süredir görülmeyen bir hareketlilik hissediliyor. Sadece parti binalarında değil, sokakta, pazarda, üniversite çevrelerinde görünür olma çabası dikkat çekiyor. Ancak burada da kritik bir eşik var: Samsun seçmeni slogan değil çözüm istiyor. 'Giderler, biz geliriz'&nbsp;cümlesi artık yetmiyor; nasıl geleceksiniz, nasıl yöneteceksiniz, hangi kaynakla hangi sorunu çözeceksiniz soruları masada.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şehrin gençleri siyasetten uzak gibi görünse de aslında en derin kırgınlık onlarda. Üniversite bitirmiş ama iş bulamayan, özel sektörde asgari ücretle hayata tutunmaya çalışan gençlerin ortak duygusu: umutsuzluk. Samsun gibi potansiyeli yüksek bir şehirde bu duygunun yayılması, siyasetin önündeki en büyük alarmdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Samsun kararını bekliyor</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kısacası Samsun’da siyaset artık eski konfor alanından çıktı. Kimse koltuğunu cepte görmesin. Bu şehir, geçmişe saygı duyar ama geleceğini de masaya koyar. Sandık geldiğinde sadece partiler değil, siyaset yapma tarzları da oylanacak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Karadeniz dalgalıdır; ama dalga en çok kıyıya çarpınca ses çıkarır. Samsun’da o ses şimdiden duyulmaya başladı.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 Jan 2026 22:04:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/03/ilkay-kocabay-1774404808.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Demokrat Misyonun 80. Yılı</title>
                <category>Seyit ERMACİT</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/demokrat-misyonun-80-yili-227</link>
                <author>seyitermacit902@gmail.com (Seyit ERMACİT)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/demokrat-misyonun-80-yili-227</guid>
                <description><![CDATA[Demokrat Misyonun 80. Yılı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye’nin demokrasi tarihine damga vuran Demokrat Parti’nin kuruluşu (1946) ve iktidara gelişi (1950), bugün 80. yılını kutladığımız bir dönüm noktasıdır. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Adnan Menderes ve arkadaşlarının öncülüğünde başlayan bu hareket, yalnızca bir siyasi parti değil,&nbsp;milli egemenliğe dayalı yeni bir çağın açılışını temsil etmiştir.<br />
Bu dönem, Türkiye’nin medeniyetleşme, milletleşme ve oligarşiden kurtulma mücadelesi olarak tarihe geçmiştir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Halkın oylarıyla iktidara gelen Demokrat Misyon ve Merkez Sağ Hareketi&nbsp;Türk milletinin iradesini siyasete taşımış, devlet üstünlüğü yerine halkın tercihlerini ön plana çıkarmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Demokrat Parti’den Merkez Sağ Geleneğine</strong><br />
Demokrat Parti (1946–1960): Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü gibi isimlerle kurulan DP, tek parti dönemini sonlandırarak çok partili demokrasiye geçişi sağladı. Liberal ekonomi ve siyasi özgürlükler merkezinde halkın taleplerine duyarlı bir çizgi izledi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Adalet Partisi (1961): DP’nin kapatılmasının ardından Süleyman Demirel liderliğinde kurulan AP, merkez sağın devamı oldu. Ekonomik kalkınma ve geleneksel değerleri savundu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Doğru Yol Partisi (1983): Demirel ve Türkiye’nin ilk kadın Başbakanı Prof. Dr. Tansu Çiller ile merkez sağ siyaseti sürdürdü. 1990’larda hükümetlerde etkin rol oynadı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Anavatan Partisi (1983): Turgut Özal liderliğinde liberal ekonomi ve modernleşme politikalarıyla merkez sağın yeni yüzü oldu. Türkiye’nin dünya ekonomisine entegrasyonunda önemli adımlar attı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Merkez Sağ ve AK Parti</strong><br />
2001’de kurulan AK Parti, kendini muhafazakâr demokrat&nbsp;olarak tanımlasa da, Demokrat Misyonun yerini dolduramamıştır. 2002’den itibaren aralıksız iktidarda kalan AK Parti, merkez sağ seçmenin oylarıyla uzun süreli temsil sağlasa da, Menderes ve arkadaşlarının başlattığı demokrat misyonun ruhunu tam anlamıyla sürdürememiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Merkez Sağ’ın Katkıları</strong><br />
Çok Partili Demokrasi Kültürü: Tek parti döneminden çıkışta en aktif rolü oynadı.<br />
Ekonomik Reform ve Liberalleşme: Serbest piyasa ve liberal politikaların hayata geçirilmesinde öncü oldu.<br />
Toplumsal Katılımın Genişlemesi: Kırsal ve muhafazakâr tabanların siyasete katılımını sağladı.<br />
Siyasi İstikrar Arayışı: Uzun süreli iktidarlarla Türkiye’nin demokratikleşme sürecine katkı sundu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Günümüzde Merkez Sağ Arayışı</strong><br />
2011 sonrası Demokrat Parti’nin zayıflatılmasıyla merkez sağ seçmen arayış içine girdi. Ancak 2023’te Prof. Dr. Tansu Çiller’in öncülüğünde kurulan Merkez Sağ Partisi, Menderes ailesinin temsilcileri ve demokrat misyonu iyi tanıyan kadrolarıyla yeniden umut ışığı olmayı hedeflemektedir. Bu yeni oluşum, karanlıktan aydınlığa çıkan bir yol gibi Türk siyasetinde yeniden doğmaya çalışmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu vesileyle, 10 Ocak Mülki İdareciler Günü dolayısıyla devletin temsilcisi olarak adalet, huzur ve kamu düzeni için fedakârca çalışan tüm vali ve kaymakamlarımıza teşekkür ediyorum.&nbsp;</span></span><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Aynı zamanda, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle halkın haber alma hakkı için gece gündüz çalışan tüm basın emekçilerini saygıyla selamlıyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Özgür basın&nbsp;demokrasinin teminatıdır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 Jan 2026 20:47:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/seyit-ermacit-1767178031.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Liderler Masada İnsanlık Nerede?</title>
                <category>Gül YILMAZ</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/liderler-masada-insanlik-nerede-226</link>
                <author>gulyilmaz@gmail.com (Gül YILMAZ)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/liderler-masada-insanlik-nerede-226</guid>
                <description><![CDATA[Liderler Masada İnsanlık Nerede?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Son zamanlarda hem ülkemizdeki hemde dünyadaki gündeme yetişebilmek çok zor. Sürekli savaşlar, katliamlar, insan hakları ihlalleri, ekonomik ve sosyal sorunlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Örnekler çoğaltılabilir...</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Peki neden bu kadar çoğaldı hiç düşündünüz mü? Günümüzde bir an geçmesin ki, gündem değişmesin. Her an gündem değişiyor. Ama iyi yönde mi; o tartışılır...</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dünyayı şu an halklardan çok dünya liderleri yönetiyor. Tabiki yönetecekler. Ama halkların refahını sağlayarak...</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dünya yine masa başında toplanmış liderlerin fotoğraflarını izliyor. Kıyafetler düzgün, yüzler ciddi, konuşmalar diplomatik... Savaş kararları birkaç cümleyle alınıyor, ambargolar bir imzaya bakıyor. Bir ülkenin başında bulunan kişiye bir gecede müdahale edilip başka bir ülkede mahkemeye çıkartılabiliyor. Ve bir ülkenin başkanı "ben başka ülkelerin toprağına el koyacağım" diyecek cesareti bulabiliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Peki insanlık nerede?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir ülkede çocukların katliamları,annelerin ölümleri istatiksel verilere işleniyor; bunla ilgili liderler konuşurken kelimeler özenle seçiliyor ama vicdan çoğu zaman toplantı salonuna girmiyor. Güç dengeleri konuşuluyor, silah bütçeleri tartışılıyor, müdahale edilen ülkenin yeraltı ve yer üstü kaynakları değerlendiriliyor ama, sözde demokrasi ve insan haklarından bahsediliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Katiller, çocuklara istismarda bulunanlar, hırsızlar, kadına siddet uygulayanlar affedilebiliyor ve serbest kalabiliyorlar; ama sadece kalemini kullanan gazeteciler, muhalifler ya&nbsp; da daha suçu ispatlanmamis sadece yurt dışına kacma ihtimali var diye aylardır hapiste tutulan kişiler bu aftan yararlanamıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Karısına şiddet uygulayıp tutuklanan şahıs serbest bırakıldıktan sonra karısını öldürüyor. Peki buna ne demeli?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir ülkede aylık kira, o ülkede yaşayanların maaşını geçiyorsa buna o ülkenin liderinin cevap vermesi gerekmez mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ya da çalışan ve emekliye yapılan zam oranı %18 lerdeyken; gıda, eğitim, sağlık vs ye yapılan zam neden %70'in üzerinde? Buna o ülkenin liderinin cevap vermesi ya da müdahale etmesi gerekmez mi? Ya da bunu o lidere hatırlatacak halkların olması gerekmezmi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Belk ide asıl soru şu: Masaya oturan liderler gerçekte kimi temsil ediyor? Halklarını mı,çıkar gruplarını mı, yoksa sadece kendi koltuklarını mı? </span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çünkü gerçekten insanlık temsil edilmiş olsaydı dünyada bu kadar acı olabilir miydi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Evet dünya yeni bir çağdan geçiyor. Yapay zekadan bahsediyoruz. Başka gezegenlere koloni kurmanın hesapları yapılıyor. Peki insanlıktan bahsediliyor mu?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Liderler masada olabilir. Ama insanlık o masaya davet edilmediği sürece, alınan hiç bir karar dünyayı daha yaşanır bir hale getirmeyecek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Peki neden halklar o masada değil, ya da yeterince değil? Burda iğneyi liderlere çuvaldızı da halklara batırmamız gerekir mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İklim krizi kapımızda,gelecek nesil susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya,ekonomik ve sosyal sorunlardan dolayı ülkemiz ve dünya giderek yaşlanmakta; ama liderlerimizin masada konuştukları konular içinde bunlar çok az yer almakta. Ya da biz halklar sesimizi liderlere yeterince duyuramıyormuyuz?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Anlaşılan o ki; bugünkü küresel siyasetin en belirgin özelliği karar alma süreçlerinin insanı sonuçlardan kopmuş olmasıdır. Liderler krizleri yönetirken insanı değil, piyasayı ve güç dengesini merkeze alıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Anlaşılan o ki bu yeni dünya düzeninde liderler halklardan çok güçlünün yanında olmayı tercih ediyor. Bunda biz halkların haklarımızı ve gücümüzü yeterince bilmiyor ve bundan dolayı sesimizin yeterince çıkmıyor olmasından olabilir mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dünya düzeni yeniden şekilleniyorken sorulması gereken temel soru şudur: Bu düzen kimin için kuruluyor? Emperyalist güçler için mi, dünya zenginleri için mi, halklar icinmi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ama şu bir gerçek. Eğer masada halklar yoksa, sürdürülebilir bir gelecekte yoktur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çünkü insanı dışlayan bir sistem eninde sonunda yok olmaya mahkumdur...</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 Jan 2026 20:26:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/01/gul-yilmaz-1768065933.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Emily in Paris: Roma’da Yeni Bir Başlangıç (5. Sezon, 1. Bölüm)</title>
                <category>Sultan ÇAPAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/emily-in-paris-romada-yeni-bir-baslangic-5-sezon-1-bolum-225</link>
                <author>sultancapar@gmail.com (Sultan ÇAPAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/emily-in-paris-romada-yeni-bir-baslangic-5-sezon-1-bolum-225</guid>
                <description><![CDATA[Emily in Paris: Roma’da Yeni Bir Başlangıç (5. Sezon, 1. Bölüm)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bazı anlar sizi hayallerinizin çok daha ötesine taşır. Bazen küçük bir karar, çok büyük bir sonucun başlangıcı olur. Peki, verdiğimiz kararlar şimdi mi daha zor, yoksa geçmişte de bir o kadar zor muydu? Aslında her zaman zordu; belki geçmişte daha da zordu. Bugün ise karşınızda büyümüş, olgunlaşmış ve emin adımlarla ilerleyen biri var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ve işte beklediğimiz o an geldii! <em>Emily in Paris</em>, 5. sezonuyla Roma, Paris ve Venedik sokaklarında moda, aşk ve arkadaşlığın en güzel sahnelerini bizimle buluştur. Sezonun ilk bölümünde Emily, Roma’da İtalyan aşkı Marcello ile uyanırken yeni ofisi yöneteceği ilk günde işe geç kalmak istemez. Sylvie ve Luc, şehirde yeni aşklarının tadını çıkarırken aynı zamanda iş peşinde koşar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Emily, büyük bir heyecanla masasına yerleştiği anda Sylvie planlananın dışına çıkar, masaya sahip çıktığı gibi kontrolü de eline alır. Bu durum hepimiz için küçük bir hayal kırıklığı yaratsa da ilerleyen bölümlerde buna çok takılmayacağız. Ekibin Roma’da müşteri kazanması için oldukça kısa bir zamanı vardır. Aynı zamanda Paris’teki müşterileri dengede tutmak için online toplantılarla çözüm üretmeye çalışırlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Emily için öncelik, Marcello’nun annesinin gönlünü kazanmaktır. Elbette bu aşk için değil, iş içindir. Çünkü Emily’nin Muratori markası için üretimi artırmadan geliri yükseltecek bir yol bulması gerekir. Bu sırada Paris’te Gabriel, Antoine’ın bütçe kısıtlamasından rahatsız olur ve kendisi için en doğru olanı aramaya başlar. Mindy ise Nicolas’la ayrılığının ardından Alfie ile yakınlaşır. Bu durumun karakterleri ne kadar etkileyeceğini ilerleyen bölümlerde göreceğiz. Tabii ki ben biliyorum… Şimdilik bu bir sır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yeni sezonu çok beğendim. Bu yüzden kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Özellikle moda, reklam, pazarlama ya da turistik alanlara ilginiz varsa, keyifle izlersiniz. Karakterlerin uyumu ve bir o kadar da zıt oluşları, sizi gerçek hayatın içine çekerken renkli dünyaları rüya gibi hissettirir.<br />
Tüm sezonları Netflix’te bulabilirsiniz..<br />
&nbsp;<strong>İyi seyirler.</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 Jan 2026 20:07:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/01/sultan-capar-1768064796.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mafyalaşan Devletler- Devletleşen Mafyalar</title>
                <category>Av. Alev SEZEN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/mafyalasan-devletler-devletlesen-mafyalar-224</link>
                <author>av.alevsezen@gmail.com (Av. Alev SEZEN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/mafyalasan-devletler-devletlesen-mafyalar-224</guid>
                <description><![CDATA[Mafyalaşan Devletler- Devletleşen Mafyalar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Devlet, toplum üzerinde zor kullanma gücünü elinde tutan, toplumun düzenini sağlamak, adaleti temin etmek, güvenliği sağlamak ve kamusal hizmetleri sunmak üzere örgütlenmiş bir siyasi birimdir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Devlet tüzel bir kişiliktir, seçilmiş ve atanmışlar bir halkı idare ederler. Yani aslında “Devlet” farklı alanlarda yer alan idareci görevindeki insanlar topluluğudur. Bu insanların devleti adaletli bir şekilde yönetmeleri gerekmektedir. Adalet asgari düzeydeki manası ile o devletin hukuk kurallarının usul ve esas yönünden eksiksiz uygulanmasıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Lakin hukuk kurallarının en önemli parçası olan kanunları da yine devleti idare eden insan topluluğu ihdas eder.&nbsp;<br />
Ancak çoğunluk esası söz konusu olduğu için halkın seçtiği idarecilerin bile hepsi bu hukuk kurallarının ihdasında etkili olamaz. Dolayısı ile aslında halklar belli bir grup insanın kararları, istekleri ve dünya görüşleri ile kabul edilen kanunlarca yönetilirler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kanunların yapılmasında zaman zaman idarecileri etkileyen dış unsurlar da devreye girmektedir. Bazen çok iyi bir dünya görüşüne, eğitime ve inanca sahip denilen idarecilerin altına imza attıkları kanunlara ve reddettikleri kanun tekliflerine bakıp şaşırılır. Bazen de bu insanlar neyin altına imza attıklarını bile bilmezler 'Torba'&nbsp;denilen kanunlar tombala gibi bir anda halkın karşısına çıkar. Maalesef bazen gizli bir el devreye girer ve her şeyi ters düz eder, kabul edilen metinler bile yayınlanmadan önce değiştirilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Eğer geniş manada adalet duygumuza ve inancımıza aykırı düzenlemeler kanun adı altında halkları yöneten kurallara dönüşüyorsa burada dar manada adaletten değil rayından çıkmış bir düzenin varlığından bahsedebiliriz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Halklar kanun adı altında karşısına getirilen düzenlemelere mukavemet edemezler, ederlerse cezai ve hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalırlar. O kanunun adil olup olmamasının bireylerce sorgulanması yürürlükteki bir kanunun uygulanmasına engel olmaz. Adil olmasa bile yürürlükten kalkmadıkça o kanunlara uyulması gerekir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Birtakım güçler kanunları yapan insan topluluklarını etkileyerek istedikleri düzenlemeyi hayata geçirebilir ve menfaatleri doğrultusunda bir düzen kurabilirler. İstediklerini yaptırmak için her türlü hileye, tehdide, şantaja tevessül edebilirler, rüşvet verebilir, menfaat sağlayabilirler. Kanunları ve düzeni idare eden kuralları yapanların sayısı ne kadar düşürülürse etkilemek o kadar kolay olur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çok sayıda insanı etkilemektense az sayıdaki insanı etki altına almak çok daha kolaydır. Lider sultaları, tek adam yönetimleri, diktatörler bu güçlerin en sevdiği yönetim tarzlarıdır, istediklerini yaptırabilmek için yeri gelip bir kişiyi etkilemeleri yeterli olur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu düzenlerde adalet sağlanamadığı için halklar adaleti sağlaması için başka güçlere yönelirler. En büyük güç insanın kendisidir. İlk önce ihkak-ı haktan başlar yani kendi hakkını kendisi almaya çalışır. Kendisinin yeterli olmadığı yerde çevresindekileri toplayıp mücadele etmeye çalışır. Bunları aşan bir durumda ise mafyaya müracaat eder. Mafya, elini verenin kolunu kurtaramadığı bir çirkef batağıdır. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Mafya, insanlar kendisine geldikçe ve bunun karşılığını fazlasıyla aldıkça bir ur gibi büyür. Büyüdükçe kendini devlet içinde aranan, medet umulan bir güç olarak kabul eder ve hatta böyle kabul görür. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sadece halk değil yeri gelip idareciler de mafyanın birtakım olaylara el atmasını ister. Böylece mafyanın devletteki sarmal ağı da örülmüş olur. Halk kanunla çözemediği olaylara açık açık mafyanın el atmasını ister, böylece mafya kahramanlaşır racon keser. Halkın istediği sonuç mafyanın vasıtasıyla alındıkça adeta hukuk dışı oluşum meşrulaşır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Mafyaların talepleri gibi 'böyle bir zulüm düzeni olur mu'&nbsp;denilen kanunlar hayata geçtikçe adaleti tesis etmesi gereken devlet adeta bir mafyaya dönüşür, adaleti tesis etmesi için medet umulan mafya da bunu kullanarak devlet içinde bir düzen kurar.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 15:07:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/01/av-alev-sezen-1767744071.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Engelliler için artık icraat zamanıdır</title>
                <category>İsmail ÜNLÜ</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/engelliler-icin-artik-icraat-zamanidir-223</link>
                <author>iunlu@gmail.com (İsmail ÜNLÜ)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/engelliler-icin-artik-icraat-zamanidir-223</guid>
                <description><![CDATA[Engelliler için artık icraat zamanıdır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’de toplumun yaklaşık %12,75’ini engelli vatandaşlarımız oluşturmaktadır. Bu oran, konunun ne kadar hayati ve toplumsal olduğunu açıkça göstermektedir. Ancak bugüne kadar mevcut yönetmeliklere göre yerel yönetimlerin engelliler için hangi altyapıları ne ölçüde hayata geçirdiğine dair kamuoyunun net ve şeffaf bir bilgisi ne yazık ki yoktur. Daha doğrusu, sahaya bakıldığında yapılanların yok denecek kadar az olduğu açıkça görülmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Engelli vatandaşlarımız bugün sokaklarda rahatça yürüyememekte, toplu taşıma araçlarını özgürce kullanamamakta, kaldırımlarda, kamu binalarında ve sosyal alanlarda ciddi engellerle karşılaşmaktadır. Günlük hayatın en basit ihtiyaçları bile onlar için büyük bir mücadeleye dönüşmektedir. Bu durum sadece engelli bireylerin değil, ailelerinin ve toplumun tamamının ortak sorunudur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Engelliler, yalnızca belirli gün ve haftalarda hatırlanacak bir kesim değildir. Özel günlerde yapılan temsili ziyaretler, verilen mesajlar ve fotoğraflar sorunu çözmemektedir. Asıl olan, engelli bireylerin her gün insan onuruna yakışır şartlarda yaşayabilmesini sağlayacak kalıcı çözümler üretmektir. Ne yazık ki engelliler, özel günler geçtikten sonra yine unutulmakta, sorunları görmezden gelinmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hayatta olan her birey bir engelli adayıdır. Bugün sağlam olan yarın aynı koşullarla yaşamını sürdürmek zorunda kalabilir. Bu nedenle engellilere yönelik altyapı çalışmaları bir lütuf değil, toplumsal bir zorunluluktur. Şehirler, yollar, binalar, parklar ve ulaşım sistemleri herkes için erişilebilir olacak şekilde önceden planlanmalı ve hayata geçirilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Siyasiler her dönemde engellilerle ilgili umut veren vaatlerde bulunur. Ancak bu vaatlerin büyük bir kısmı ne yazık ki sözde kalmakta, uygulamaya geçmemektedir. Lafta kalan projeler, engelli vatandaşların hayatında hiçbir değişiklik yaratmamaktadır. Oysa ihtiyaç olan şey, samimi irade, güçlü denetim ve sürdürülebilir politikalardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Engelliler için yapılacak her düzenleme, aslında toplumun tamamı için daha adil, daha yaşanabilir bir ülke demektir. Bu bilinçle hareket edilmediği sürece sorunlar artarak devam edecektir. Artık söz değil icraat zamanı gelmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Saygılarımla.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 00:11:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/01/ismail-unlu-1767647371.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dunya ve Türk Siyasetinde  Yaşananlar ve 2006 Yılı Bakışımız</title>
                <category>Seyit ERMACİT</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/dunya-ve-turk-siyasetinde-yasananlar-ve-2006-yili-bakisimiz-222</link>
                <author>seyitermacit902@gmail.com (Seyit ERMACİT)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/dunya-ve-turk-siyasetinde-yasananlar-ve-2006-yili-bakisimiz-222</guid>
                <description><![CDATA[Dunya ve Türk Siyasetinde  Yaşananlar ve 2006 Yılı Bakışımız]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2025 – SİYASİ SÜREÇLER</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İktidar Muhalefet İlişkileri ve Protestolar</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve ardından tutuklanması, 19 Mart 2025’te büyük protestolara yol açtı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu olay, muhalefet ve iktidar arasında gerilimi yükseltti. Protestolar birçok ilde, özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir’de sürdü; CHP ve farklı gruplar destek verdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu eylemler, 2013 Gezi Parkı sonrası en geniş çaplı protestolar arasında değerlendirildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>2025 – EKONOMİK GÜNDEM VE SORUNLAR</strong><br />
Ekonomik Zorluklar ve Tartışmalar- 2025 yılı boyunca yüksek enflasyon, döviz kurları ve alım gücü kaybı toplumda önemli bir gündem maddesi oldu. &nbsp;<br />
- Bazı görüşler, ekonomik sıkıntıların siyasi tansiyonu artırdığına işaret ediyor.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>DÜNYA GENELİ BEKLENTİLERİ</strong><br />
Küresel Ekonomi ve Büyüme<br />
- 2026’da küresel ekonomik büyümenin sürdürülebilir bir şekilde devam etmesi bekleniyor; birçok kurum 2026 küresel büyümesini yaklaşık %2.7–3.0 civarında tahmin ediyor. Bu da ekonomik istikrarın korunabileceğine işaret ediyor.<br />
- OECD gibi kuruluşların raporlarına göre Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerin büyüme performansı diğer ülkelere kıyasla daha güçlü olacak şekilde öngörülüyor. &nbsp;Enflasyon ve Para Politikaları<br />
- 2026’daki ekonomik görünümde enflasyonun yavaş yavaş düşmesi hedefleniyor; özellikle gelişmiş ülkelerde fiyat istikrarı önem kazanacak.&nbsp;<br />
- Para politika…</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">DÜNYANIN TERÖR &nbsp;JANDARMASI ABD VE SİYONİZMİN VENEZUELA'daki AMACI</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Seyit Ermacit: 2025 yılı Gazze’de yaşayanlar için 'ölüm, açlık ve bombardıman yılı' olarak nitelendirildi: &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çocuklar, siviller ve yaşlılar en savunmasız grubu oluşturdu; birçok çocuk savaşın getirdiği travma, açlık ve hastalıklarla mücadele etmektedir &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yerinden edilen Gazzelilerin. büyük bölümü kötü koşullarda yaşamaya zorlandı ve eğitim, sağlık gibi temel hizmetlere erişim neredeyse imkânsız hale geldi.&nbsp;<br />
'Uluslararası Tepkiler ve Diplomasi,&nbsp;UN komisyon raporları, Gazze’deki eylemleri ' insanlığa karşı suçlar veya potansiyel soykırım olarak tanımlamıştır uluslararası toplumdan sert eleştiriler yükseldi.&nbsp;<br />
2025 sonbaharında şeffaf uluslararası diplomasi girişimleri &nbsp;Ateşkes ve çözüm arayışlarını gündeme getirdi, ancak uygulamada ilerleme sınırlı kalmıştır&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Jan 2026 19:36:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/seyit-ermacit-1767178031.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2025’i Uğurlarken</title>
                <category>Sibel YAŞAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/2025i-ugurlarken-221</link>
                <author>c.sibelyasar@gmail.com (Sibel YAŞAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/2025i-ugurlarken-221</guid>
                <description><![CDATA[2025’i Uğurlarken]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir yıl daha bitti. Takvim yaprakları değişirken birçok insanın omzundaki yük aynı kaldı. 2025, Türkiye için alışmaya zorlandığımız&nbsp;bir yıl oldu; pahalılığa, adaletsizlik hissine, bitmeyen çileye..</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu yıl, sabah umutla uyanıp akşam endişeyle yatağa giren milyonların yılıydı. Hayat pahalıydı; emek ucuzdu. Çalışan yorgun, emekli çaresiz, gençler ise bavul hayaliyle yaşar hâle geldi. Gelecek planları yerini günü kurtarma telaşına bıraktı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İktidar cephesinde istikrar&nbsp;vurgusu sürerken, sokakta istikrar denilen şey; artan kiralar, düşen alım gücü ve ertelenen hayatlardı. Enflasyon sadece fiyatları değil, sabrı da yükseltti. Emekli geçinemedi, çalışan borçla yaşadı, gençler ise geleceği bu toprakların dışında aramaya başladı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">2025 hukukun tartışıldığı, adaletin ise çoğu zaman geciktiği bir yıl oldu. Kadın cinayetleri ve çocuk istismarları karşısında verilen tepkiler yetersiz kaldı; cezalar, caydırıcılıktan uzaktı. Aile&nbsp;söylemleri yükselirken, ailelerin içi yoksullukla, korkuyla ve güvencesizlikle dolduruldu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">2025’in aynasına baktığımızda hala yüzleşmemiz gereken ağır gerçekler var. Kadınlara uygulanan şiddet, sokak hayvanlarıyla ilgili alınan kararlar, çocukların korunamaması, adalet çoğu zaman gecikti, betonlaşan şehirler de bunun sessiz tanıklarıydı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Elbette iyi şeyler de oldu. Savunma sanayiindeki yerli hamleler, teknolojide parlayan genç beyinler, spor alanındaki başarılar 'Türk Milleti'nin ve ülkemizin hala var olduğunun ıspatı niteliğindeydi.<br />
Depremin enkazı altında sadece binalar değil, umutlar da kalmıştı; buna rağmen dayanışma, hâlâ bu toprakların en güçlü refleksi olduğunu gösterdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Belki de yılın en ürkütücü tablosu, kalplerin sertleşmesiydi. İnsanlar birbirine yabancılaştı, öfke sıradanlaştı, vicdan sessizleşti,ahlaki değerler kaybolmaya yüz tuttu. Evet Toplum olarak yorulmuş olabiliriz, ama susmayı görmezden gelmeyi &nbsp;alışkanlık haline getirmemeliyiz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şunu kabul etmeliyiz, &nbsp;bu ülkenin sorunu umutsuzluk değil, ertelenen adalet ve geciken yüzleşmelerdir. Fakat onu diri tutmak, görmezden gelerek değil; toplumsal duyarlılıkla konuşarak, sorgulayarak ve farkındalıkla değişime cesaret ederek mümkündür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">2025' i uğurlarken; adaletin gerçekliğiyle var olduğu, daha dengeli kararların alındığı, toplumsal güvenin güçlendiği, sevgi, saygı, ahlakın yaşamın vazgeçilmez &nbsp;bütünselliğiyle, yarına dair &nbsp;umutların yeniden inşa edildiği miladi bir dönem olması en güçlü temenni olarak 2026 yılı beklentileri arasındaki yerini alıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İnsanlık duygusunun kaybedilmediği iyi bir yıl dileğiyle...</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 Jan 2026 21:49:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/sibel-yasar-1760183764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Siyaseti, Ülke Demokrasisi ve Beklentiler..</title>
                <category>Seyit ERMACİT</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/turk-siyaseti-ulke-demokrasisi-ve-beklentiler-220</link>
                <author>seyitermacit902@gmail.com (Seyit ERMACİT)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/turk-siyaseti-ulke-demokrasisi-ve-beklentiler-220</guid>
                <description><![CDATA[Türk Siyaseti, Ülke Demokrasisi ve Beklentiler..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ülke siyasetinde yeni bir muhalefet tarzına ihtiyaç olduğu görülüyor. İktidarın yanlışlarının ve eksiklerinin düzeltilmesinin, ancak demokratik muhalefetle olacağını düşünüyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ama bu muhalefet; tepkisel, kişi merkezli bir siyaset anlayışı ile&nbsp;değil, kimlik üzerinden siyaset yaparak değil, iktidarın yanında veya karşısında yer alarak da değil, yani siyaseti yanlış mecrada tutarak değil, kapsayıcı ve sokağı dinleyen bir özellik taşımalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İddianızı&nbsp;ortaya koyarsınız, sözlerinizi millete iletirsiniz, sonuçta millet kararını verir. İnsan gelir gider, bu gerçek herkes için geçerlidir.&nbsp;Önemli olan millettir, vatandır, devlettir. Siyasi hayatı ve yönetim şeklini,&nbsp;kişilere endeksli kurgulamak&nbsp;doğru değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye'de bir sistem anlayışı sorunu var. Bu&nbsp;sistem anlayışı değişmediği sürece; kişilerin gitmesiyle gelmesiyle, ne kurtarıcı liderler aramak sağlıklıdır, ne de iktidar değişince tüm sorunların çözüleceğini sanmak doğrudur. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hukukun üstünlüğüne&nbsp;dayalı, çoğulcu, katılımcı, şeffaf, hesap verebilir&nbsp;demokratik bir sistem, yönetim biçiminin temelini teşkil ettiğinde&nbsp;topluma uzun vadede güven verir. Kişiye endeksli bir yönetim şeklinden ziyade, katılımcı bir yönetim şekli tercih edilmeli.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Unutulmamalıdır ki; siyasette sen ben kavgası yerine, projeler yarışır, somut, gözle görülür hizmetler kazandırır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">2025 yılı iyisi ve kötüsü ile gidiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">2026'dan beklentiler..</span></span><br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Seyit ERMACİT</strong><br />
Demokrasi Şehitleri Derneği Başkanı</p>

<p>Merkez Sağ Parti Yüksek Haysiyet Divanı Üyesi</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Dec 2025 13:48:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/seyit-ermacit-1767178031.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kıbrıs&#039;l Türklere Yapılan Soykırım</title>
                <category>Süheyl ÇOBANOĞLU (RUBASAM Başkanı)</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kibrisl-turklere-yapilan-soykirim-219</link>
                <author>suheylc@yahoo.com (Süheyl ÇOBANOĞLU (RUBASAM Başkanı))</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kibrisl-turklere-yapilan-soykirim-219</guid>
                <description><![CDATA[Kıbrıs'l Türklere Yapılan Soykırım]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kıbrıs Rum yönetiminin geçmişte Türklere yaşattığı mezalim, gerçek anlamda 'etnik temizliktir.'&nbsp;Türk varlığına tahammülü olmayan Rum-Yunan ikilisinin sinsi plan ve oyunları hiç bitmez.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Samimi ve sade vatandaş için geçerli olan dostluk, kardeşlik gibi söylemler, tarih boyunca Türk Düşmanlığıyla beslenen Rum-Yunan Yöneticileri için hiçbir anlam ifade etmez.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Başından beri adayı ilhak peşinde olan Yunanistan, kurduğu EOKA adlı tedhiş örgütüyle bir yandan adanın Yunanistan’la birleşmesini sağlamak amacıyla, İngiliz yönetimiyle çatışıyor, öte yandan tedhiş ve terör eylemleri yaparak Türkleri sindirmeye ve adadan kaçırtmaya çalışıyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu amaçla yüzlerce Türk’ü öldürmüş ve 30 Türk köyünü yakıp yıkmıştı. 1963’te yeniden saldırılara başlayan bu örgüt, 103 Türk köyünü daha yakarak on binlerce Türk’ü göçe zorlamış ve 500’den fazla Türk’ü katletmişti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kıbrıs Türkleri 'Gelecek geçmişin çocuğudur'&nbsp;sözünü her daim göz önünde bulundurarak, Rumların hiç bir zaman Türkler lehine bir çözüm düşünmeyeceğini bilmelidirler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kıbrıs Rumları, tarih boyunca olduğu gibi, Kıbrıs’ın resmen koloni statüsünden çıktığı ve cumhuriyet olduğu gün olan 16 Ağustos 1960 sonrasında da amaçlarına ulaşmak için tedhiş, terör, cinayetler, katliamlar, işkence ve eziyetler dahil her yolu denemekten geri durmamışlardır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Daha 1912’de Osmanlı’nın Balkan Savaşında yenilgisinden yararlanarak Hamitköy’de Türklere saldırmışlardı. Sonrasında bu düşmanca tutum ve davranışları çeşitli tarihlerde tekrarlayıp durmuştur. Rum mezaliminden örnekleri Serap &nbsp;Yeşil Tuna’nın yazısından alıntılarla aktaralım...</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Vahşeti ve cinayeti örtmek için 'Türk öldürmek suç değildir'&nbsp;diyen Rumlar, 1927 yılında Hacı Halil adındaki bir Türk’ü öldüren Jambo adlı bir Rum’u koruyup kollamaktan çekinmemişlerdir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">1931 yılında 'Milli kurtuluşumuz Yunanistan’la birleşmektir'&nbsp;diyen Papaz Nikodimos’un peşine takılan Rumlar&nbsp;ilhak sloganları atarak hükümet binalarına sadırdılar ve Vali Konağı’nı yaktılar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak için Rum-Yunan derin devletinin kurduğu bir terör örgütü olan EOKA, Türkleri zorla göç ettirmek amacıyla başlattığı eylemleriyle Türk köylerini yakıp, yüzlerce Kıbrıs Türk’ünü katletti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İşlerine giden İnönü köyündeki Türklere pusu kurarak katlettiler. 1958’de önce Atlılar köyünde hayvanlarını otlatan Türkleri sebepsiz yere katlettiler, sonrasında ise Goşi köyünden üç genci vurarak öldürdüler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İyice azıtan Rumlar, 1963 yılı Aralık ayında kendi halindeki yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşan sivil Ayvasıl köylülerini vahşice katlettiler. Sonrasında da 'KANLI NOEL'&nbsp;olarak anılan olaylarda, 21 Aralık 1963’te Türk evlerini ateşe verdiler,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Rum kesiminde bulunan Lefkoşa Genel Hastanesi’nde yatmakta olan Türk hastalarını katlederek insanlık tarihine kara bir leke sürdüler. Arpalık Köyü’nde kadın ve çocuklardan oluşan 5 Türk’ü ve Lefkoşa’nın Kumsal semtinde Doktor Binbaşı Nihat İlhan’ın evini basarak, eşini ve 3 çocuğunu banyo küveti içinde katlettiler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Rum polisler, 'Enosis'&nbsp;diye naralar atarak Atatürk heykelini ve Türk Lisesi öğrencilerini kurşun yağmuruna tuttular. 1 Kasım 1967 günü Rumlar, Geçitkale ve Boğaziçi köylerine Grivas komutasında 200’ü aşkın zırhlı araç ve son model silahlarla donatılmış binlerce Rum ve Yunan askeri ile saldırdılar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Mevzilerdeki mücahitleri öldürüp, köyleri yağmalamaya ve bazılarını ateşe vermeye başladılar. Bir ihtiyarı evinde otururken kurşunlayıp öldürdüler, üzerine mazot döküp yaktılar ve çocukları korumak için kendini siper eden yaşlı bir kadını da katlettiler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekatını yaptığı günlerde, 183 Türk ve 350 Rum’un yaşadığı karma nüfusa sahip Alaminyo köyündeki &nbsp;Rumlar, Türk bölgesini basarak buldukları kadın, erkek, yaşlı ve çocukları esir alıp köydeki Rum okuluna hapsettiler. Köyün Türk gençlerinin hemen hemen hepsini toplayıp kurşuna dizdiler. Buldozerlerle çukur açıp cesetleri çukura atarak üstünü örttüler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yine Kıbrıs Barış harekatının başladığı gün, Magosa ilçesine bağlı 50 nüfuslu Sandallar köyündeki Türkleri katlettiler. Taşkent Köyünde esir aldıkları masum sivil Türkleri kurşuna dizip toplu mezara gömmüşlerdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Katliamlara maruz kalan Türkler, yaşadıkları 103 karma köyü terk etmek zorunda kalmışlardır. Büyük ölçüde, mal, malzeme, araç ve gereç kaybına da uğramışlardır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Rum-Yunan ikilisi, oyunlarının bozulduğu 1974’ten beri her türlü hile ve desiseyi denemekte, Türk’ün aleyhinde hiç bir fırsatı kaçırmamaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sözde insan hakları ve demokrasi havarisi AB ve ABD başta olmak üzere batı ülkelerini de yanlarına çekebilmektedirler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kıbrıslı kardeşlerim 44 sene öncesine kadar atalarının yaşadığı mezalimi asla unutmasınlar. Bu işler öyle mavi boncukla, taviz vermekle, dümen suyuna girmekle vs olmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ne verirsen ver, sonuç değişmeyecek. Çünkü onlar seni ezeli ve ebedi düşman görmektedir... Sana ne fayda varsa Türk Milletinden ve Türkiye Cumhuriyetinden var. Bunu asla ve asla unutma!</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kıbrıs’ta Rum saldırılarıyla hayatını kaybeden tüm kardeşlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, Türklere yapılan 'Rum mezalimini'&nbsp;şiddetle kınıyorum.</span></span></p>

<p><strong>Süheyl ÇOBANOĞLU<br />
RUBASAM Başkanı</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 11:59:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2022/05/suheyl-cobanoglu-1652421787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Enseye Göre Tartı Meselesi</title>
                <category>Azmi ERTAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/enseye-gore-tarti-meselesi-218</link>
                <author>azmiertan@hotmail.com (Azmi ERTAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/enseye-gore-tarti-meselesi-218</guid>
                <description><![CDATA[Enseye Göre Tartı Meselesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">"Buradan gitsin de nereye bela olursa olsun" diye gönderilen bürokrat kısa zamanda alt kadro çalışanların nefretini kazanmıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Her gün yüz yüze baktığı çalışma arkadaşlarının sözde kaçamaklarını eşlerine ispiyon ediyordu. Başlangıçta fark edilmemiş, olaylar arkası sağlam isimler üzerinden gündeme gelmeye başlayınca kimliği deşifre olmuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Birbiri ardına gelen şikayetler feryat haline dönüşünce&nbsp;kredisi tükenmiş, o isimle çalışma imkanı kalmamıştı. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sonunda ipini çektiler. Siyaset de devreye girince paketlenip gönderildi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İsmi lazım değil..</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Her zaman yakındığım bir konu var; Yerelde gazetecilik yapmak cehenneme bilet almak gibidir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İnsanların canını yakan düzenbazı, fakir fukaranın malını, parasını iç eden hırsızı, küçük büyük demeden can alan katili, sapığı,&nbsp;adını siz koyun; dünyanın en aşağılık suçunu işleyen bilumum gayrı meşruyu...&nbsp;Kimliğini gizlemiş olsanız bile olaya yer verdiğiniz andan itibaren boy hedefi olursunuz.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bizim gibi deli dolu bir gazetecinin mahkeme salonlarını arşınlaması için, işte o müs'tamelin "gazetede adım çıkmadı ama olsun; o hırsız, o sapık, o katil benden başkası değil" demesi ve iki satırla şikayetçi olması yeterli.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">hukuka uysanız da soruşturmanın gizliliğine aykırı hareket etmiş sayılırsınız. &nbsp; &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">* * *</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İstanbul basını ile aramızdaki fark işte tam da burada.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">TV'lerde henüz araştırma safhasında olan dosyalar açılır. Soruşturmanın gizliliği kimsenin umurunda olmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Stüdyolarda mahkemeler kurulur, Adliye kapılarında canlı yayınlar yapılır. Medyatik isimler kimi zaman savcı, kimi zaman hakim olur, yargılar.<br />
&nbsp;<br />
Sadece TV'ler de mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Siyasi yargılamalarda verilen ifadeler dava dosyasına girmeden İstanbul basınının gündemine düşmüyor mu?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Son günlerde yaşanan 'Yasadışı bahis' ve 'Uyuşturucu' operasyonlarında ortalık vıcık vıcık hale gelmedi mi? Şüphelilerin savcılık ifadeleri matbuatta elden ele dolaşmıyor mu?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Her yer karmakarışık. 'At İzi İt İzi' misali, olaylarda kimlerin adı geçiyorsa peşinen suçlu ya da mağdur ilan edilmiş durumda.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kimlerin üstünden kimlere ok atıldığı nasılsa ortaya çıkar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Daha fazla detaya girmek sağlığı bozar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ne me Lazım! Yerel Basın&nbsp;Bu! Arkası Sağlam Değil ki..</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 23:18:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/azmi-ertan-1760562810.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Makedonya 21 Aralık &#039;Türkçe Eğitim Bayramı&#039;</title>
                <category>Süheyl ÇOBANOĞLU (RUBASAM Başkanı)</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/makedonya-21-aralik-turkce-egitim-bayrami-217</link>
                <author>suheylc@yahoo.com (Süheyl ÇOBANOĞLU (RUBASAM Başkanı))</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/makedonya-21-aralik-turkce-egitim-bayrami-217</guid>
                <description><![CDATA[Makedonya 21 Aralık 'Türkçe Eğitim Bayramı']]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">1944 yılında Makedonya Türklerinin Türkçe eğitim haklarını kazandığı gün olan 21 Aralık tarihi, Makedonya Meclisinde (Türk Demokratik Partisi) TDP´nin vermiş olduğu teklifin kabulü ve 15 Şubat 2007 tarihli Resmi Gazetede çıkan kararla birlikte, 2007 yılından itibaren Makedonya Türklerinin 'TÜRKÇE &nbsp;EĞİTİM BAYRAMI'&nbsp;olarak kutlanmaya başlamıştır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Makedonya Türkleri ilk olarak 21 Aralık 1944 tarihinde kendi dillerinde eğitim hakkı kazanmış ve 2006 yılında da Makedonya Parlamentosu'nda kabul edilen teklifle 21 Aralık günü Makedonya'daki Türkler için 'Türkçe Eğitim Günü Milli Bayramı'&nbsp;ilan edilmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dante’nin deyişiyle, "Ekmek ve sudan sonra halkın en zorunlu ihtiyacının &nbsp;EĞİTİM"&nbsp;olması nedeniyle &nbsp;Kuzey Makedonya Cumhuriyeti vatandaşı olan &nbsp;Türkler için çok önemli ve anlamlı bir gündür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu özel günler, Makedonya'da yaşayan Türk toplumunun kendi dil ve kültür varlığını yaşatması ve bunu yeni nesillere aktarması açısından önemlidir. Biz de bu ve benzeri anlamlı gün ve olayları kardeşlerimizle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">2006 yılının Makedonya Cumhuriyeti Meclisinde, 21 Aralık 'Türkçe Eğitim Günü'&nbsp;değişme önergesinde bulunup, önerge kabul gördükten sonra Makedonya Türklerine resmi bir bayramın kutlanması sağlanmıştır. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Makedonya’da bu tarihin öncesinde de Türkçe eğitimin olduğunu, Türkiye’de kutlanmakta olan bazı bayramların kutlama tarihleri önerilmişse de 21 Aralık tercih edilmesinin sebeplerini aşağıda TDP E.Gen.Bşk.Kenan HASİP’in yazısıyla açıklanmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">1. 1944 yılı öncesi Makedonya ismini taşıyan bir Cumhuriyet yoktu ! (Bugünkü Kuzey Makedonya Cumhuriyeti topraklarını, Bulgaristan Cumhuriyetinin batısının bir kısmını ve Yunanistanın Kuzey kısmını kapsayan Makedonya isimli bir bölge vardı, ancak devlet yoktu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">2. Tarihi bir gerçektir ki 21 Aralık 1944 yılında latin alfabesi üzere Üsküp Tefeyyüz ilkokulunda Türkçe eğitim başlamıştır;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">3. Yine tarihi bir gerçektir ki, Osmanlı döneminde bu topraklarda Osmanlıca ve Arap alfabesi üzere eğitim sürdürülmüştür;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">4. Kurallar gereği yabancı ülkelerin (bizlere her nekadar anavatan olsa da diğer milletlere Türkiye Cumhuriyeti Devleti yabancı bir devlet olarak nitelendirilmekte) resmi bayramları burada yaşayan bir milletin resmi bayramı olarak önerilemezdi;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">5. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi bayramları, Kuzey Makedonya Türkleri tarafından zaten kutlanmaktadır ve bunları önermek anlamsız olacaktı; Ancak standart türk edebiyat dilinde ve klasik latin alfabesiyle eğitim 21 Aralık 1944 yılında başlamıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kıyıma uğradıkları &nbsp;en zor dönemlerde dahi, ata topraklarında kalan ecdadımızın mezarları başında fatiha okuyan, Türklüğünü ve Müslümanlığını muhafaza ederek 100 yıldır tüm baskı, zulüm ve acılara rağmen Balkanlarda varlıklarını sürdüren değerli hemşehrilerime anavatan Türkiye’den selam ve sevgilerimi gönderiyor, Makedonya Türklerinin Türkçe Eğitim Bayramını kutluyor, toplumunun geleceğine ışık tutmasını diliyorum.</span></span></p>

<p><strong>Süheyl ÇOBANOĞLU<br />
RUBASAM BAŞKANI</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Dec 2025 20:49:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2022/05/suheyl-cobanoglu-1652421787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ülkemizde Çiftçilik ve Hayvancılık</title>
                <category>Halil İbrahim ŞAHİNLER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ulkemizde-ciftcilik-ve-hayvancilik-216</link>
                <author>his@gmail.com (Halil İbrahim ŞAHİNLER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ulkemizde-ciftcilik-ve-hayvancilik-216</guid>
                <description><![CDATA[Ülkemizde Çiftçilik ve Hayvancılık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye’de hayvancılık ve çiftçilik sektörü, 2024 yılı itibarıyla çeşitli zorluklar ve imkansızlıklarla karşı karşıyadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İklim değişikliği nedeniyle kuraklık ve hastalıklar üretimi olumsuz etkilerken, artan maliyetler ve yüksek enflasyon çiftçilerin gelirlerini baskılamakta ve hareket kabiliyetlerini engellemektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hayvancılıkta ise büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayılarında dalgalanmalar yaşanmakta, yerli üretim besilik sığır ihtiyacı artmakta ve bu et fiyatlarına olumsuz bir şekilde yansımaktadır. Ancak şu anda kırmızı et fiyatları ithalat yoluyla kontrol edilmeye çalışılsa da sonuç olarak kifayetsiz kalmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çiftçiler, üretim maliyetlerinin yüksekliği ve piyasa belirsizlikleri nedeniyle ekonomik sıkıntılar yaşamaktadır. Tarım politikalarında destekleme modelleri yeniden şekillendirilmeli, özellikle hastalıklara karşı eğitimle birlikte, kadın ve genç çiftçilere yönelik teşvik edici ilave destekler getirilmelidir. Üreticilerin emeğinin karşılığını tam olarak alamaması ve ithalat politikalarındaki dalgalanmalar sektörde belirsizlik yaratmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Genel olarak, Türkiye’de hayvancılık ve çiftçilik sektörü sürdürülebilirlik ve modernizasyon hedefleri doğrultusunda Avrupa ülkeleriyle kıyaslanamayacak durumdadır. Bunun sonucu olarak ekonomik ve çevresel zorluklar nedeniyle çiftçilerin durumu karmaşık ve zorlayıcıdır. Kapsamlı destek ve reformların devam etmesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye’nin tarım ve hayvancılık sektörü, hem ekonomik kalkınma hem de gıda güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. Bu &nbsp;çiftçilerin ve hayvancıların üretim kapasitesini artırmak, sürdürülebilirliği sağlamak ve kırsal kalkınmayı destekleyici program kaçınılmazdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sürdürülebilir üretim için çevre dostu ve verimli tarım-hayvancılık uygulamalarını yaygınlaştırmak. Gıda güvenliği için yerli üretimi artırarak halkın kaliteli ve güvenilir gıdaya erişimini sağlamak, kırsal kalkınma için çiftçilerin gelir seviyesini yükseltmek ve kırsal bölgelerde yaşam kalitesini artırmak öncelikli olmalıdır</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Sektördeki iyileştirilmenin sağlanması için Stratejik Hedefler belirlenmelidir.</strong><br />
Finansal destek ve teşvikler, çiftçilere düşük faizli kredi ve hibe programları, tarım sigortalarının yaygınlaştırılması, üretim planlamasına uygun destekleme modelleri geliştirmek, eğitim ve kapasite geliştirme ile birlikte çiftçilere yönelik sürekli eğitim programları ve tarımsal danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, kooperatifler aracılığıyla bilgi paylaşımı ile teknoloji ve modernizasyon, modern sulama sistemlerinin kurulması, hayvancılıkta genetik ıslah ve yem kalitesinin artırılması, pazarlama ve kooperatifleşme, ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaşmasını sağlayacak dijital platformlar, kooperatiflerin güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılması, çevre ve sürdürülebilirlik, organik tarım ve sürdürülebilir üretim teşvikleri, iklim değişikliğine uyumlu üretim modelleri, doğal kaynakların korunması gibi önlem ve programlar uygulanırsa sonuç olarak, çiftçilerin gelir seviyesinde artış, üretim verimliliğinde yükselme, gıda güvenliğinin sağlanması, kırsal bölgelerde yaşam kalitesinin artması; doğal olarak planlı üretim, finansal destek, eğitim, teknoloji ve sürdürülebilirlik ekseninde atılacak adımlar, hem çiftçilerin refahını hem de ülkenin ekonomik gücünü artıracaktır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">#HalilİbrahimŞAHİNLERMERKEZSAĞPARTİGenelBaşkanVekili</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Dec 2025 23:53:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/halil-ibrahim-sahinler-1765191985.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&quot;Dava Adamı Olmadan Devlet Adamı Olunmaz&quot;</title>
                <category>Azmi ERTAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/dava-adami-olmadan-devlet-adami-olunmaz-215</link>
                <author>azmiertan@hotmail.com (Azmi ERTAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/dava-adami-olmadan-devlet-adami-olunmaz-215</guid>
                <description><![CDATA["Dava Adamı Olmadan Devlet Adamı Olunmaz"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türk Milliyetçiliğinin eşsiz lideri Alparslan Türkeş’in şu veciz sözüyle başlamak isterim: "Dava adamı olmadan devlet adamı olunmaz."</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Geçmiş tarihli notlarıma göz atarken, ADANA HABER’deki köşe yazıma gönderilen bir yoruma rastladım. Hüseyin Kürşat Karaca isimli bir bedbaht, 'AKP köpeği, AKP yalakası'&nbsp;gibi seviyesiz hakaretlerin ardından 'Akıllı ol'&nbsp;şeklinde tehdit içeren bir not bırakmış.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Esasen bu tür seviye fukarası laflara pek itibar etmem. Tepem atarsa da misliyle iade ederim; söyleyeni de adamdan saymam. Ancak içinde bulunduğumuz ortam tam da bu müptezelliklerin merkezinde geliştiği için, değinmeden geçmek istemedim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Nereden Nereye Geldik?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">'Ben asamadım, sen as'&nbsp;çekişmelerinden, ip atmalardan; PKK kurucusu ve binlerce vatan evladının katili Apo’ya, oradan da 'Kardeşlik Süreci'ne taşındık.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Burada açıkça söylemeliyim: Binlerce şehidin kanından birinci derece sorumlu bir cani ile kardeşliğim asla söz konusu olamaz. Bu milletin evlatlarını toprağa düşüren bir zihniyetle yan yana gelmek, milliyetçilikle bağdaşmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hiç bir siyasi partinin bendesi olmadık. Bizi tanıyanlar bu yönümüzü gayet iyi bilir. Bize 'yalakalığı'&nbsp;layık görenin bizatihi kendisi ya yalaka ya da dönme karakterli olmalı ki, bakınız: bugün biz aynı yerdeyiz. Peki bu sözün sahibi ve aynı eksende yer alanlar acaba nerede?</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tarih, kimin dava adamı olduğunu, kimin menfaat uğruna yön değiştirdiğini açıkça gösteriyor. Bizim yolumuz bellidir: "Türk milliyetçiliği, vatan sevgisi ve şehitlerimizin hatırasına sadakat."</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Dec 2025 12:16:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/azmi-ertan-1760562810.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Batıdaki Devletler Neden Bizleri Kabullenmekte Zorlanıyor</title>
                <category>Halil İbrahim ŞAHİNLER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/batidaki-devletler-neden-bizleri-kabullenmekte-zorlaniyor-214</link>
                <author>his@gmail.com (Halil İbrahim ŞAHİNLER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/batidaki-devletler-neden-bizleri-kabullenmekte-zorlaniyor-214</guid>
                <description><![CDATA[Batıdaki Devletler Neden Bizleri Kabullenmekte Zorlanıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Batı’da Türkler hakkındaki olumsuz algı tarihsel kökenlere dayanıyor. Osmanlı’nın Avrupa’ya karşı güçlü bir rakip olması, dinî farklılıklar, oryantalist bakış açısı ve modern dönemdeki kültürel önyargılar bu algıyı beslemiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türklerin Kudüs’ü Haçlılardan alması ve İslam dünyasının önemli bir gücü olması, Batı’da 'Türk korkusu'nun oluşmasına yol açmış olup bununla birlikte İstanbul’un Fethi (1453): Avrupa için büyük bir şoktu; Türkler artık doğrudan Avrupa kapısına dayanmıştı. Bu olay Batı’da Türkleri “tehdit” olarak görme algısını pekiştirdi.Osmanlı’nın Avrupa’daki ilerleyişi: Viyana kuşatmaları gibi olaylar, Türkleri Batı için siyasi ve askerî rakip haline getirdi. Bu da yüzyıllar boyunca süren bir “düşman imajı” yarattı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bunlarla birlikte &nbsp;Kültürel ve Oryantalist Etkilerinde önemi büyüktür<br />
Batılı gezginler Osmanlı topraklarını ziyaret edip gözlemlerini yazdılar. Ancak bu eserlerde çoğu zaman önyargılı, abartılı ve 'egzotik'&nbsp;bir bakış açısı hakimdi. Batı’nın Doğu'yu 'geri, mistik, irrasyonel'&nbsp;olarak tanımlaması Türkleri de bu kalıba soktu. Bu, modern dönemde bile kültürel önyargıların devam etmesine neden oldu.En önemli faktörlerden biride Dinî farklılıklar: Hristiyanlık ve İslam arasındaki tarihsel rekabet, Batı’da Türkleri 'öteki' olarak görme eğilimini güçlendirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Avrupa’ya göç eden Türklerin kültürel farklılıkları, bazı toplumlarda uyum sorunları olarak algılandı. Bu da 'Türkleri kabul etmeme'&nbsp;söylemini besledi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bazı Batılı politikacılar ve medya organları, Türkleri olumsuz bir toplum gibi tanıttı. Bu, halkın algısını şekillendirirken, Jeopolitik rekabet: Türkiye’nin bağımsız dış politikası ve Batı ile zaman zaman yaşadığı gerilimler, 'Türkleri kabul etmeme'&nbsp;tavrını günümüzde de canlı tutmaya devam etmektedir. Netice itibarı ile Batı’nın Türkleri 'sevmeme'&nbsp;veya 'kabul etmeme' tavrı tek bir nedene değil, tarihsel, kültürel ve siyasi faktörlerin birleşimine dayanıyor. Ve En önemli korkuları yedi cihana nam salmış dünya lideri Bitmiş bir İmparatorluktan yeni Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK gerçeğidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Peki ne yapılabilr?<br />
Kültürel Diplomasiyi etkin kılarak &nbsp;Türk müziği, sineması, edebiyatı ve spor başarıları Batı’da daha görünür olmalı. Üniversiteler arası değişim programları, ortak araştırmalar Türk kültürünü tanıtmanın en güçlü yollarından biridir.Diaspora entegrasyonu oluşturarak Avrupa’daki Türk topluluklarının başarı hikâyeleri öne çıkarılmalı, önyargıları kıracak örnekler yaratılmalı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ve tabiiki Ekonomi Diplomasisinıde göz ardı etmemek gerekir</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ticaret ve yatırımlar: Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesi ve stratejik konumu Batı için cazip bir ortaklık fırsatı.Enerji ve lojistik: Türkiye’nin köprü rolü, Avrupa’nın enerji güvenliği açısından kritik. Turizm ve hizmet sektörü: Batılıların Türkiye’yi ziyaret etmesi, doğrudan kültürel temas ve ekonomik bağ yaratır. Çünkü Kültürel diplomasi kalpleri ve zihinleri kazanır.Ekonomik işbirliği ise çıkarları ve güveni pekiştirir. İkisi birleştiğinde, önyargılar daha hızlı çözülür ve karşılıklı kabul artar düşüncesindeyim. Ancak Devletler arasında karşılıklı menfaatler üzerine anlaşmalar sağlanabilir ve her devlet önce kendi menfaatini kollamak mecburiyetindedir. Bizim gücümüzden ve kararlılığımızdan dolayı bizleri kabul etmemeleri çok doğaldır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ne demiş Atatürk; "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.."</span></span><br />
<strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">#HalilİbrahimŞAHİNLERMERKEZSAĞPARTİGenelBaşkanVekili</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Dec 2025 19:38:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/halil-ibrahim-sahinler-1765191985.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Acil Kodlu Çağrı: Toplum Olarak Nereye Gidiyouz?</title>
                <category>Sibel YAŞAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/acil-kodlu-cagri-toplum-olarak-nereye-gidiyouz-213</link>
                <author>c.sibelyasar@gmail.com (Sibel YAŞAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/acil-kodlu-cagri-toplum-olarak-nereye-gidiyouz-213</guid>
                <description><![CDATA[Acil Kodlu Çağrı: Toplum Olarak Nereye Gidiyouz?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Toplum olarak sessizce ama hızla bir yere sürükleniyoruz.<br />
Adını koymak zor ama etkisini her gün yaşıyoruz.<br />
Kaybolmaya yüz tutan Türk kültürü, zayıflayan aile bağları, 'modernlik'&nbsp;adı altında meşrulaştırılan aşırılıklar ve giderek silinen insani duygular…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün artık sadece bireysel sorunlardan değil, toplumsal bir çözülmeden söz ediyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Aile, bir zamanlar değerlerin ilk öğretildiği yerdi. Saygı, merhamet, empati ve sorumluluk duygusu önce evde öğrenilirdi. Oysa bugün aynı çatı altında yaşayan ama birbirine temas etmeyen bireylerden oluşan bir yapı hâkim. Sofralar sessiz, sohbetler yok, gözler ekranlarda. Çocuklarımızı yetiştiren artık anne-baba değil; sosyal medya, sokak dili ve denetimsiz içerikler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ve geldiğimiz noktada artık şu cümleyi kurmak zorunda kalıyoruz:<br />
Annesini babasını öldüren evlatlardan söz eder hâle geldik.<br />
Bu sadece bir adli vaka değildir; bu, kaybolan vicdanların, çöken değerlerin ve ihmal edilmiş bir toplumun aynasıdır. Bir evladın can aldığı yerde yalnızca bir aile değil, toplumsal ahlak da ölür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Modernlik ise yanlış anlaşılıyor.<br />
Modern olmak; ölçüsüzlük, saygısızlık ya da sınır tanımazlık değildir. Ama biz özgürlüğü, sorumsuzlukla karıştırır hâle geldik. Büyük küçüğe tahammül edemiyor, küçük büyüğü umursamıyor. Değerler eski diye küçümseniyor, yozlaşma çağdaşlık sanılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu çürümenin en acı yüzlerinden biri de zorbalık.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kendi aralarında zorbalığa maruz kalan öğrenciler yetmezmiş gibi, kimi zaman “yetişkin” diye emanet ettiğimiz, rol model olması gereken öğretmenlerin bile öğrencilerine psikolojik baskı ve zorbalık uyguladığına tanık oluyoruz. Elbette istisnalar kaideyi bozmaz; hâlâ mesleğini onuruyla yapan, önünde saygıyla eğildiğimiz öğretmenlerimiz var. Ancak sorun tam da burada: İstisnalar çoğaldıkça, yanlışlar görünmez kılınıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Zorbalık sadece bağırmak ya da vurmak değildir.<br />
Aşağılamak, yok saymak, küçük düşürmek, korkutmak da şiddettir. Ve bu şiddet, çocukların ruhunda derin izler bırakır. Sessiz kalınan her zorbalık, geleceğe bırakılan bir travmadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Toplumda bozulan ahlaki değerler; ağır yaşam koşulları, ekonomik baskılar, gelecek kaygısı ve psikolojik yıpranmışlıkla birleşince öfke, agresyon ve şiddet eğilimi artıyor. Bu bir tesadüf değil; birbirini besleyen olaylar zinciri.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Peki ne yapmalı?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Artık 'bireysel farkındalık'&nbsp;demek yetmiyor.<br />
Bu mesele, toplumsal bir seferberlik gerektiriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İnsanlarımızı eğitici, yönlendirici, farkındalık yaratıcı yayınlara ihtiyacımız var. Her yaş grubuna hitap eden, empatiyi, saygıyı ve vicdanı yeniden hatırlatan kamu spotları, belgeseller, içerikler acilen hazırlanmalı. Okullarda sadece akademik başarı değil, insan olma bilinci öğretilmeli. Ailelere destek verilmeli, öğretmenler denetlenmeli, zorbalık görmezden gelinmemeli.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çünkü bugün kaybettiklerimiz, yarın telafi edemeyeceklerimizdir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bakın, geleceğimizin mirasçıları olan evlatlarımızı, neslimizi kaybediyoruz.<br />
Bu bir abartı değil.<br />
Bu bir uyarı değil.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu,&nbsp;ACİL KODLU BİR ÇAĞRIDIR..</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Dec 2025 20:14:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/sibel-yasar-1760183764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi&#039;nin Hangi Haklarına Sahibiz?</title>
                <category>Halil İbrahim ŞAHİNLER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/insan-haklari-evrensel-beyannamesinin-hangi-haklarina-sahibiz-212</link>
                <author>his@gmail.com (Halil İbrahim ŞAHİNLER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/insan-haklari-evrensel-beyannamesinin-hangi-haklarina-sahibiz-212</guid>
                <description><![CDATA[İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Hangi Haklarına Sahibiz?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen İnsan hakları evrensel beyannamesine göre, Irk, renk, din, dil, cinsiyet,siyasi görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet gibi hiçbir ayırım gözetmeksizin herkesin haklarını güvence altına alarak, insanlık ailesinin tüm üyelerinin onurunu, eşitliğini ve devredilemez haklarını tanımaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Beyannamenin Temel İlkeleri</strong><br />
Madde 1: Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.<br />
Madde 3: Herkesin yaşama, özgürlük ve kişi güvenliği hakkı vardır.<br />
Madde 18: Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü.<br />
Madde 19: İfade özgürlüğü.<br />
Madde 23: Çalışma hakkı, adil ücret ve sendika kurma özgürlüğü.<br />
Madde 25: Sağlık ve refah için yeterli yaşam standardı (beslenme, giyim, barınma, tıbbi bakım).<br />
Madde 26: Eğitim hakkı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye’de 2025 itibarıyla asgari ücretliler ve emekliler yukarıdaki maddelerin hangisine ulaşabiliyor?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">2025 yılı için net asgari ücret yaklaşık 22.104 TL olarak belirlendi. 2025’te en düşük emekli maaşı 14.469 TL, bayram ikramiyesi ise 4.000 TL oldu. TÜRK-İŞ Ekim 2025 verilerine göre dört kişilik bir aile için açlık sınırı 28.412 TL.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Aynı dönemde yoksulluk sınırı 92.547 TL olarak hesaplandı. Bekâr Çalışan Yaşam Maliyeti: 36.984 TL. iken ne beslenmeye ne tıbbi ihtiyaçlara ne de ev kiraları ile başa çıkmanın imkansız göründüğü aşikardır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Peki ne yapılmalıdır?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sosyal Destek Programları: Doğrudan gelir desteği, gıda ve kira yardımları.<br />
Sağlık Güvencesi: Ücretsiz veya düşük maliyetli sağlık hizmetleri.<br />
Eğitim Desteği: Çocuklar için ücretsiz eğitim ve burs imkânları.<br />
İstihdam Politikaları: Asgari ücretin yaşam maliyetine göre düzenlenmesi, emekli maaşlarının &nbsp; &nbsp; insanca yaşamı karşılayacak seviyeye çıkarılması.<br />
Sosyal Konut Projeleri: Dar gelirli ailelere uygun fiyatlı barınma sağlanması.<br />
Vergi Adaleti: Gelir dağılımını dengeleyen, düşük gelirli kesimi koruyan vergi politikaları, bunlarla birlikte;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Asgari ücretin ve emekli maaşlarının yaşam maliyetine endekslenmesi, hem İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin öngördüğü 'insanca yaşam standardı'na&nbsp;yaklaşmak hem de toplumda adalet duygusunu güçlendirmek açısından kritik bir adım olacaktır</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Açlık ve yoksulluk sınırları düzenli olarak ölçülüyor. Asgari ücret bu verilere bağlanırsa, çalışanların en azından temel ihtiyaçlarını karşılaması garanti edilir.<br />
Yaşam maliyetine endeksleme, ücretlerin enflasyon karşısında erimesini önler.<br />
Çalışanların emeğinin karşılığını alması, toplumsal huzuru ve üretim motivasyonunu artırır.<br />
Aynı sistem emekli maaşlarına da uygulanabilir; böylece yıllarca çalışmış insanların yaşam standardı korunur.<br />
Barınma, beslenme, sağlık ve eğitim ihtiyaçlarının karşılanması. Gelir dağılımında denge, tüketim gücünün artma, daha üretken ve motive iş gücünü sağlayabilir<br />
Asgari ücretin yaşam maliyetine endekslenmesi, sadece ekonomik bir düzenleme değil; aynı zamanda insan onurunu koruyan bir sosyal politika olur. Bu yaklaşım, Beyanname’nin 25. maddesinde belirtilen 'yeterli yaşam standardı'nı hayata geçirmenin en somut yollarından biri olacağını düşünüyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>#HalilİbrahimŞAHİNLER</strong><br />
#MERKEZSAĞPARTİGENELBAŞKANVEKİLİ</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Dec 2025 19:46:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/halil-ibrahim-sahinler-1765191985.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kavram Karmaşası</title>
                <category>Özlem ERDOĞAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kavram-karmasasi-211</link>
                <author>ozlemerdogan01@hotmail.com (Özlem ERDOĞAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kavram-karmasasi-211</guid>
                <description><![CDATA[Kavram Karmaşası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Son zamanlarda&nbsp;çok şahit olduğum ve gözlemlediğim bir kavram karmaşası var ki, gerçekten anlamlandıramıyorum bir türlü.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Toplumda herkesin kimliği ve aile içindeki yeri bellidir. Oysa anne ve babaların çocuklarına hep ’"anneciğim, annem, babacığım, aşkım"&nbsp;diye hitap ettiklerini gözlemliyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">'Oğlum, kızım, evladım' gibi söylenmesi gereken hitap şekilleri varken neden bir anne ya da baba evladına, 'babam, annem, aşkım' diye hitap eder anlamış değilim.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">O çocuğun bir ismi var muhakkak ya da oğlum, kızım gibi kimlikleri var…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çocukluk yaşta yapılan bu yanlış &nbsp;hitaplar, çocuğun yeni gelişmekte olan karakterine olumsuz etki yapabilir&nbsp;çünkü. Çocuğun kafasında kavram karmaşası yaratır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Psikiyatrist değilim ama, kavram karmaşası yaratacağını düşünmek için çocuk psikiyatr olmaya gerek yok bence. Ve bu durum çevremde o kadar &nbsp;yaygın ki,&nbsp;bu yanlıştan artık çok rahatsız olur oldum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün baktım sitedeki komşumda köpeğine, 'annem, aşkım'&nbsp;diye hitap ediyor. O köpeğin de bir ismi ve kimliği vardır muhakkak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu kavram karmaşasından öte toplumdaki ve aile içindeki örf ve geleneklerin 'çürüme' belirtilerinden biridir kanımca.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Aile yılı olarak ilan edilen 2025 yılının sonuna gelirken, hala böyle saçma hitaplar ile çocuklarına seslenen ebeveynleri şiddetle &nbsp;kınıyorum ve psikiyatristlerin bu konu ile ilgili aileleri ikaz edip&nbsp;yönlendirmeleri gerektiğine inanıyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Dec 2025 06:21:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/02/m-ozlem-erdogan-1772213754.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Merkez Sağ&#039;ın Siyaset Anlayışı</title>
                <category>Halil İbrahim ŞAHİNLER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/merkez-sagin-siyaset-anlayisi-210</link>
                <author>his@gmail.com (Halil İbrahim ŞAHİNLER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/merkez-sagin-siyaset-anlayisi-210</guid>
                <description><![CDATA[Merkez Sağ'ın Siyaset Anlayışı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hoşgörü ve Empati vazgeçilmezimizdir; Siyaset, sadece güç kullanma veya hükmetme alanı değildir. Gerçek siyaset, milletine ve Vatanına hizmet etme yoludur. Bunun için en temel şart, hoşgörü ve empati yeteneğine sahip olmaktır. İnsanların farklı düşüncelerine saygı duymak, eleştiriyi sonuna kadar kabul etmek ama bunu edep ve kurallar çerçevesinde yapmak, siyasetin ahlakını oluşturur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Siyaset Yaşanarak Öğrenilir; Siyaset, kitaplardan veya kürsülerden anlatılarak öğrenilmez. Yıllarını bu uğurda vakfeden, halkın derdini dinleyen, sokakta, tarlada, fabrikada vatandaşla yan yana olan siyasetçi gerçek anlamda siyaseti öğrenir. Bu süreçte misyon sahibi İnsani Yanı Unutmamak unutmamamız gerekir;Siyasetçi de insandır. Hata yapabilir, yanlış kararlar alabilir. Önemli olan bu hataları en kısa sürede telafi edebilme kabiliyetine sahip olmaktır. Çünkü siyaset, halkın güveniyle yürütülen bir yolculuktur. Güvenin kaybolmaması için samimiyet ve dürüstlük şarttır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Merkez Sağ Geleneği; Merkez Sağ, işte bu anlayışı benimsemiş bir siyaset çizgisidir. Bizler, rahmetli Adnan Menderes’in demokrasiye kattığı değerlerden, rahmetli Süleyman Demirel’in halkla kurduğu güçlü bağlardan ve yaşayan efsane liderimiz Tansu Çiller’in vizyonundan beslenerek ,rahle-i tedrisinden yetiştik. Geleneğimize bağlı kalarak, geleceği bugüne adapte ediyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hedefimiz; Büyüktür ,Kutsaldır Ülkemizin Refah, Huzur ve güvenliği önceliğimizdir.Güçlü Devlet,Huzurlu ve zengin Millet hedefimizdir.Bizim siyasetimiz, ülkenin refahı ve vatandaşın huzuru için yapılır. Merkez Sağ olarak, halkın ihtiyaçlarını önceleyen, sorunları çözmeyi görev bilen, hizmeti şeref sayan bir anlayışla yolumuza devam ediyoruz.Bundan dolayıdırki verin elinizi &nbsp;Gelenekten Geleceğe birlikte yürüyelim diyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong>#HalilİbrahimŞAHİNLER<br />
#MERKEZSAĞPARTİGenelBaşkanVekili</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 14:03:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/halil-ibrahim-sahinler-1765191985.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Canın küçüğü büyüğü olmaz</title>
                <category>Halil İbrahim ŞAHİNLER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/canin-kucugu-buyugu-olmaz-209</link>
                <author>his@gmail.com (Halil İbrahim ŞAHİNLER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/canin-kucugu-buyugu-olmaz-209</guid>
                <description><![CDATA[Canın küçüğü büyüğü olmaz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Onlar Allahın sessiz kulları. Bir hayvansever olarak canlıların ötenazi veya itlafına kesinlikle karşı olduğumu belirtmek isterim. Çünkü Allahın yarattığı hiç bir şey sebepsiz değildir.Mutlaka hayata karşı bir görevi vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hatta dağdaki kurdun, tarladaki yılanın, akrebin bile doğadaki ekolojik dengeyi sağlamada ne kadar etkin rol oynadıklarını biliyoruz ve hatta insan sağlığında dahi etkileri bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ancak bununla birlikte İnsan hayatı ve sağlığının öneminide göz ardı etmemiz mümkün değil.<br />
Bundan dolayı bilhassa sokak hayvanları için kalıcı ve etkili önlemlerin alınması kaçınılmaz ve mecburidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">NELER YAPILABİLİR NE GİBİ ÖNLEMLER ALINABİLİR ?<br />
Batıda ki tedbirler ve modeller Gerek dinimizin gerekse geleneklerimizin izinden ayrılmadan bizlere yol gösterebilir. Gerci bazıları ülkemizde uygulansa bile daha kapsamlı ,caydırıcı ve bütüncül çözümler sağlanmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">POPÜLASYON KONTROLÜ<br />
• &nbsp;Kısırlaştırma kampanyaları: Belediyeler ve veteriner odaları iş birliğiyle ücretsiz ve yaygın kısırlaştırma programları.<br />
• &nbsp;Aşılama ve kimliklendirme: Kuduz ve diğer bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için düzenli aşılama; mikroçip ile kayıt altına alma.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">BARINAK VE GEÇİCİ KORUMA ALANLARI<br />
• &nbsp;Modern barınaklar: Hayvanların sağlıklı, güvenli ve insancıl koşullarda yaşaması için standartlara uygun barınaklar.<br />
• &nbsp;Geçici bakım merkezleri: Yaralı, hasta veya saldırgan davranış gösteren hayvanların rehabilite edilmesi için özel merkezler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">SAHİPLENDİRME VE TOPLUMSAL KATILIM<br />
• &nbsp;Sahiplendirme teşvikleri: Vergi indirimleri, mama desteği gibi özendirici uygulamalar.<br />
• &nbsp;Sivil toplum iş birliği: Dernekler ve gönüllüler aracılığıyla sahiplendirme kampanyaları.<br />
• &nbsp;Eğitim ve farkındalık: Okullarda hayvan sevgisi ve sorumluluk bilinci kazandıran programlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İŞ GÜVENLİĞİ<br />
• &nbsp;Riskli bölgelerde kontrol: Çocuk parkları, okul çevreleri gibi alanlarda hayvanların düzenli kontrolü.<br />
• &nbsp;Davranış rehabilitasyonu: Saldırgan eğilimli hayvanların uzmanlarca eğitilmesi ve güvenli alanlara yönlendirilmesi.<br />
• &nbsp;Şikayet hattı: Vatandaşların hızlıca bildirim yapabileceği belediye destek hattı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">YASAL VE KURUMSAL ÇERÇEVE<br />
• &nbsp;Yerel yönetim yükümlülükleri: Barınak, kısırlaştırma, aşılama ve sahiplendirme hizmetlerinin yasal zorunluluk haline getirilmesi.<br />
• &nbsp;Merkezi koordinasyon: Bakanlık düzeyinde ulusal sokak hayvanları stratejisi.<br />
• &nbsp;Etik yaklaşım: İtlaf ve ötenazi yerine insancıl çözümler; toplum vicdanını gözeten politikalar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tabi bunların uygulamasının &nbsp;ekonomik boyutunuda &nbsp;yok sayamayız işte burada bazı çözüm odaklı önerileriminde faydalı olacağını düşünüyorum<br />
Tüm bunlarla birlikte &nbsp; Türkiye’de de Almanya, İspanya, İsviçre ve Hollanda’daki gibi güçlü yasal düzenlemeler uygulanabilir. Bunun için anayasal güvence, caydırıcı cezalar, vergilendirme ve sıkı sahiplenme şartlarıyla desteklenen kapsamlı bir hayvan hakları yasası hazırlanması gerekir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">AVRUPA ÜLKELERİNDEKİ UYGULAMALAR VE TÜRKİYE İÇİN ÖNERİLER<br />
1. Almanya – Evcil Hayvan Vergisi<br />
• &nbsp;Almanya’da köpek sahipleri yıllık vergi öder. Bu vergi, belediyelerin barınak ve kontrol hizmetlerini finanse eder.<br />
• &nbsp;Türkiye için öneri: Köpek vergisi veya “hayvan bakım katkı payı” ile belediyelere ek kaynak sağlanabilir. Gelir, kısırlaştırma ve barınak projelerine aktarılmalı.<br />
2. İspanya – Hayvan Öldürmeye Yüksek Ceza<br />
• &nbsp;İspanya’da hayvan öldürmenin cezası 200.000 €’ya kadar çıkabiliyor.<br />
• &nbsp;Türkiye için öneri: Hayvan öldürme ve ağır eziyet için yüksek para cezaları ve hapis cezası getirilmeli. Bu cezalar caydırıcı olmalı ve kamuoyuna açık şekilde duyurulmalı.<br />
3. İsviçre – Psikolojik Eziyet Dahil Hapis Cezası<br />
• &nbsp;İsviçre, hayvanların “duyarlı varlıklar” olduğunu anayasal olarak tanıyan ilk ülkelerden biri. Fiziksel ve psikolojik eziyet hapis cezası ile sonuçlanıyor.<br />
• &nbsp;Türkiye için öneri: Hayvanların “duyarlı canlı” olarak anayasal güvenceye alınması. Psikolojik eziyet (örneğin uzun süre kafeste tutma, sosyal izolasyon) suç kapsamına girmeli.<br />
4. Hollanda – Sahiplenme Şartları<br />
• &nbsp;Hollanda’da hayvan sahiplenmek için sıkı kriterler var: gelir durumu, yaşam alanı, bakım kapasitesi inceleniyor.<br />
• &nbsp;Türkiye için öneri: Sahiplenme öncesi eğitim programı ve uygunluk denetimi. Hayvanı terk edenlere ağır cezalar.<br />
5. Genetiğiyle Oynanmış Hayvanların İthalatı</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">• &nbsp;Avrupa’da birçok ülkede genetiği değiştirilmiş hayvanların ithalatı yasak.<br />
• &nbsp;Türkiye için öneri: Genetiğiyle oynanmış hayvanların ithalatı ve üretimi yasaklanmalı. Yerli ırkların korunması için teşvikler sağlanmalı.<br />
&nbsp;Türkiye’de bu düzenlemelerin uygulanması, hem hayvanların yaşam hakkını anayasal güvenceye almak hem de insan güvenliğini sağlamak açısından mümkündür.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 07 Dec 2025 19:09:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/halil-ibrahim-sahinler-1765191985.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>5 Aralık Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkı Günü</title>
                <category>Halil İbrahim ŞAHİNLER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/5-aralik-kadinlarin-secme-ve-secilme-hakki-gunu-208</link>
                <author>his@gmail.com (Halil İbrahim ŞAHİNLER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/5-aralik-kadinlarin-secme-ve-secilme-hakki-gunu-208</guid>
                <description><![CDATA[5 Aralık Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkı Günü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">5 Aralık 1934, Türk demokrasisinin en gurur verici günlerinden biridir. Bu tarihte kabul edilen yasa ile kadınlarımız, seçme ve seçilme hakkına kavuşmuş; Cumhuriyetimizin eşitlik ve özgürlük ilkeleri hayatın her alanına taşınmıştır.<br />
Bu tarihi kazanımın mimarı, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk, “Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadını kadar çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte bana yardımcı oldu diyemez” sözleriyle Türk kadınının fedakârlığını ve gücünü dile getirmiştir. Cumhuriyetin kuruluş sürecinde kadınların emeğini ve iradesini görmüş, onların siyasal hayata katılımını bir lütuf değil, bir hak olarak tanımıştır.<br />
Kadınların siyasete katılımı, yalnızca bir demokratik hak değil; aynı zamanda toplumun gelişmesi, adaletin sağlanması ve geleceğin güvence altına alınması için vazgeçilmezdir. Atatürk’ün öngördüğü çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmanın yolu, kadın ve erkeğin eşit temsiliyle mümkündür.<br />
Bugün bizlere düşen görev, bu tarihi kazanımı yalnızca bir anma günü olarak görmek değil; kadınların siyasette, ekonomide, bilimde ve kültürde daha etkin rol almasını sağlamak için mücadeleyi sürdürmektir. Çünkü gerçek demokrasi, ancak kadınların güçlü sesiyle tamamlanır.<br />
5 Aralık, bize hatırlatır ki:<br />
Kadınların olmadığı bir siyaset eksiktir.<br />
Kadınların olmadığı bir demokrasi yarımdır.<br />
Kadınların olmadığı bir gelecek, eksik bir gelecek olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı bu yol, bizlere rehber olmaya devam ediyor. Kadınların özgürce var olduğu, eşit temsil edildiği bir Türkiye, Cumhuriyetimizin en büyük ideali ve en güçlü teminatıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Halil İbrahim Şahinler</span></strong><br />
<span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Merkez Sağ Parti<br />
Genel Başkan Vekili</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 11:44:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/halil-ibrahim-sahinler-1765191985.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Asgari Yaşam Standartı Üzerine Siyasette Hamasi Söylemler</title>
                <category>Halil İbrahim ŞAHİNLER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/asgari-yasam-standarti-uzerine-siyasette-hamasi-soylemler-207</link>
                <author>his@gmail.com (Halil İbrahim ŞAHİNLER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/asgari-yasam-standarti-uzerine-siyasette-hamasi-soylemler-207</guid>
                <description><![CDATA[Asgari Yaşam Standartı Üzerine Siyasette Hamasi Söylemler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Siyasette hamasi söylemleri, sen ben tartışmalarını bırakıp Gerçeklerle yüzleşmenin ve çözüm odaklı projeler ve uygulamalarla halkın üzerindeki stresi kaldırmak gerektiğini düşünüyorum .</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">TÜRK-İŞ’in Kasım 2025 verilerine göre açlık sınırının 29.828 TL, yoksulluk sınırının 97.159 TL olduğu Buna karşılık asgari ücretin 22.104 TL seviyesinde kaldığı memleketimizde milyonlarca emekli ve çalışan temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bekâr bir çalışanın bile yaşama maliyeti: 38.752 TL iken Mutfak enflasyonu: Aylık %4,98, yıllık %45,07 olduğu ülkemizde yaşamın ağır koşullarını hafifletmek tüm siyasilerin asıl amacı olmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çoğu emekli maaşı asgari ücretin altında. Bu durum, özellikle tek gelirle yaşayan yaşlı bireylerde yoksulluğu derinleştirdiği gibi Asgari ücretlilerinde Gelirleri açlık sınırının altında kaldığı için sağlıklı beslenme, kira, ulaşım gibi temel ihtiyaçları karşılamakta zorlanıyorlar. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bunların neticesinde toplumsal sorun olarak Borçlanma artıyor, sosyal desteklere bağımlılık yükseliyor, genç kuşaklarda gelecek kaygısı büyüyor.çözümü ayrışarak değil birleşerek ortak akılla çözülmesi gerektiği inancındayım</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 11:40:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/halil-ibrahim-sahinler-1765191985.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadınlarımız var oldukça Demokrasi Güçlenecek...</title>
                <category>Ali ACAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kadinlarimiz-var-oldukca-demokrasi-guclenecek-206</link>
                <author>aliacar@turkhaberler.com.tr (Ali ACAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kadinlarimiz-var-oldukca-demokrasi-guclenecek-206</guid>
                <description><![CDATA[Kadınlarımız var oldukça Demokrasi Güçlenecek...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşüyle, kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı tanınmasının yıldönümünü idrak ediyoruz. Bu karar, yalnız Türkiye için değil, tüm dünya için cesur ve çığır açıcı bir adımdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Merkez sağ geleneğimiz her zaman kadının siyasette, ekonomide ve toplumda güçlü bir özne olmasını savundu. Bu geleneğin en parlak örneklerinden biri ise, Türkiye’nin ilk ve tek kadın başbakanı olan Sayın Tansu Çiller’dir.<br />
Kendisi, yalnızca bir kadın siyasetçi değil; cesaretiyle, devlet adamlığıyla ve Türkiye’nin vizyonuna kattıklarıyla bir öncü olmuştur. Bugün kadınlarımızın siyasette daha görünür olması için yürüdüğümüz yolun taşlarını döşeyen isimlerden biridir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kadınların karar mekanizmalarında yer almadığı bir ülkenin tam demokrasiye ulaşması mümkün değildir. Biz, merkez sağın temsilcileri olarak; kadınlarımızın siyasette daha fazla temsil edilmesi, teşkilatlarımızda daha etkili rol alması ve Türkiye’nin geleceğini birlikte inşa etmesi için çalışmayı sürdüreceğiz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün, seçme ve seçilme hakkı verilen kadınlarımızın iradesi, Türk demokrasisinin en sağlam teminatıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kadınlarımız var oldukça, demokrasi güçlenecek; demokrasi güçlendikçe Türkiye büyüyecektir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 11:35:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/11/ali-acar-1763900597.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2025 Türkiye’sinde Engelli Kadının gözü, kulağı, dili olmak...</title>
                <category>Sibel YAŞAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/2025-turkiyesinde-engelli-kadinin-gozu-kulagi-dili-olmak-205</link>
                <author>c.sibelyasar@gmail.com (Sibel YAŞAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/2025-turkiyesinde-engelli-kadinin-gozu-kulagi-dili-olmak-205</guid>
                <description><![CDATA[2025 Türkiye’sinde Engelli Kadının gözü, kulağı, dili olmak...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu cümleyi kurarken bile odamın içindeki sessizlik ağırlaşıyor. Çünkü 2025 Türkiye’sinde engelli bir kadın olmak, sadece bedensel bir farklılıktan ibaret değil. Bu, her gün yeniden ve yeniden görünmez olmaya alıştırılmak demek. Bu, toplumun sana çizdiği sınırların içine sığmaya zorlanmak demek. Bu, bazen kendi aynana bile yabancılaşmak demek…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sokakta yürürken insanların gözleri önce bedenimde takılı kalıyor. Sonra yüzüme bakıyorlar. Kimisi acıyarak, kimisi merakla, kimisi de rahatsız bir şekilde. Oysa ben yalnızca yürümek, nefes almak, yaşamak, üretmek ve sevilmek istiyorum. Her insan gibi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ama bana öğretilen şu oldu:<br />
"Sen zaten eksiksin, daha fazlasını isteme."</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir engelli kadın için en ağır yük, bedeninden çok ruhunda başlar. Çünkü toplum, kadını zaten belli kalıplara hapsetmiştir: Güzel ol, güçlü olma. Sessiz ol, şükret.&nbsp;<br />
Ama engelliysen; daha da görünmez ol. Aşık olma. Anne olma hayali kurma. Kariyer yapmayı aklından bile geçirme.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">En çok da bu yakıyor içimi…<br />
Hayal kurmanın bile lüks sayılması.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Birçok engelli kadın gibi ben de bazen eve kapatılmış hissediyorum kendimi. Sanki dünya dışarıda, hayat dışarıda, insanlar dışarıda… Ben ise dört duvar arasında, sadece “emanet” bir hayat yaşıyorum. Güvenli ulaşım yok, uygun iş yok, anlayan kulak yok. Bir sorun yaşadığında sesin duyulmuyor, duyulsa bile ciddiye alınmıyorsun.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ve daha acısı; bazı engelli kadınlar şiddete daha açık hale geliyor. Çünkü kaçabilecekleri bir kapı yok. Gidebilecekleri bir yol yok. Kendilerini savunabilecek güçleri yok. Ve çoğu zaman, toplum onların çığlığını duymuyor. Duysa bile görmezden geliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ama ben biliyorum:<br />
Sorun bizim bedenimizde değil. Sorun, kalplerdeki ve zihinlerdeki engellerde.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bizler, yani engelli kadınlar: Sevebiliriz.<br />
Üretebiliriz.<br />
Başarabiliriz.<br />
Güçlüyüz.<br />
Ve buradayız.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sadece erişilebilir bir dünya istiyoruz. Rampası olan kaldırımlar, anlayan öğretmenler, ön yargısız işverenler, güvenli sokaklar… En çok da insan yerine konulmak istiyoruz. Acınmak değil, anlaşılmak. Dışlanmak değil, dahil edilmek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çünkü biz kırık değiliz. Eksik değiliz. Yarım değiliz.<br />
Sadece biraz daha fazla görünmeye, duyulmaya ve yerine hakkıyla kabul edilmeye ihtiyacımız var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Belki bir gün bir çocuk, engelli bir kadına bakıp “Ne kadar güçlü” diyecek. Ve bu güçlü kadın, belki de ben olacağım.&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 22:24:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/sibel-yasar-1760183764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ölüm En Çok Fakire Yakışır</title>
                <category>MERTÇE</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/olum-en-cok-fakire-yakisir-204</link>
                <author>tamerfadime@gmail.com (MERTÇE)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/olum-en-cok-fakire-yakisir-204</guid>
                <description><![CDATA[Ölüm En Çok Fakire Yakışır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">8 kişilik aile Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde meydana gelen depremden kurtuldu, 10 gün sonra Konya'da yeni taşındıkları evde çıkan yangın sonucu &nbsp;aileden 7 kişi hayatını kaybetti... (17 Şubat 2023)&nbsp;<br />
Şans eseri depremden kurtuldular ancak Final Destination (Son Durak) filmi gibi ölümden kaçamadılar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Geçen ay Ergani ilçesinde köpek saldırısına uğrayan 17 yaşındaki genç kuduz nedeniyle tedavi gördüğü Şanlıurfa'da hayatını kaybetmiş.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Geçtiğimiz hafta çırak olarak çalıştığı iş yerinde 15 yaşındaki bir çocuğa makat bölgesinden kompresörle hava verilerek öldürüldü. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Böyle bir caniliği en kanlı vahşet içeren filmlerde dahi göremezsiniz. En az bunun kadar korkunç olan bir diğer husus ise organları parçalanan çocuk ölmeden önce yoğun bakımda yatarken yapan kişinin salıverilmesiydi...</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Evet malesef bunun gibi binlerce akıllara durgunluk veren ölüm haberi görmek mümkün. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Ölüm bu,</strong><br />
<strong>Fukara ölümü<br />
Geldim, geliyorum demez.<br />
Ya bir kuşluk vakti, ya akşamüstü,<br />
Ya da seher, mahmurlukta,<br />
Bakarsın, olmuş olacak. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Ahmed Arif</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Deprem fakire,<br />
Yangın fakire,<br />
Trafik kazası fakire,<br />
Sel, toprak kayması fakire,<br />
Boğulma, zehirlenme, hastalık, Kuduz fakire,&nbsp;<br />
İş kazaları fakire,<br />
Çirkinlik fakire,<br />
Soğuk, &nbsp;sıcak fakire,<br />
Kar, yağmur, güneş, dolu fakire,<br />
Şehitlik, gazilik fakire,<br />
Yetersiz beslenme, dengesiz beslenme, açlık fakire,<br />
Yaşlanma fakire, (evet yanlış okumadınız, dikkat ettim; zenginler asla yaşlanmıyor. 40 yaşına gelince orada takılıp kalıyor.)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">14 Mart 2011 tarihinde sanatçı İbrahim Tatlıses kaleşinkoflu bir grubun saldırısına uğramış, mermilerden bir tanesi kafatasını dağıtmıştı. Sanatçı ilk müdahalenin ardından Almanya'ya tedavi için gitmiş 21 Ağustos 2011 tarihinde karnında saklanan kafatası kemiklerinin cerrahi bir müdahale ile onarımı yapılmıştı. İlerleyen süreçte tekrar evlenen ve sanat çalışmalarına devam eden İbrahim Tatlıses için ne denilebilir?<br />
Şanslı mıydı?<br />
Tıp çok mu ilerledi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Pekiiiii; sevgili Tatlises'in yerinde siz olsaydınız şu an yaşıyor olabilir miydiniz?&nbsp;<br />
İmparator’a buradan sevgilerimizi gönderiyorum, Allah uzun ömürler versin, onu çok seviyoruz. Ancak hepimiz biliyoruz, herhangi bir kişinin bu vurulma sonrası yaşaması oldukça zordu.<br />
Tatlises'i kurtaran para'nın gücüydü.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Geçtiğimiz günlerde Gül Tut (Güllü) balkondan düşerek hayatını kaybetti. Belki yüzlerce insan benzer şekilde hayatını kaybetmiştir. Aradan haftalar geçmesine rağmen hala ölümü ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Peki Güllü ünlü bir sanatçı olmasaydı bu tartışma yaşanır mıydı?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Zengin veya ünlü insanlar için ölüm çok daha zordur. Üstelik kaç yaşında olursa olsun farketmez. (Genellikle bu insanların doğal ölüm yaşları 80 ve üstüdür.)&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sadece ailesi için değil toplum olarak bu insanların ölümü acı vericidir. Ömrümüz boyunca hiç görmediğimiz, hiçbir yakınlığımız olmayan 80-90 yaşındaki siyasetçiler öldüğünde bunu net olarak görmek mümkündür.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Fakirlik zor şeydir. Hayatınızın hangi döneminde (çocukluk, gençlik, yaşlılık) yaşarsanız sizde derin izler bırakır. Hele hayatınız tümden fakirlik içinde geçtiyse o hayattan alacağınız vardır, çünkü her şeyi yarım yamalak yaşamışsınızdır.<br />
Hepsi birbirinden kötüdür ancak en kötüsü çocuklukta yaşanan fakirliktir.&nbsp;<br />
Makine traşlı saçın, abi/abladan kalma kıyafetlerle başkalarına özenerek geçen bir çocukluk kadar insanın boğazını düğümleyen benzer bir durum yoktur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dikkatinizi cekti mi hiç; sela verilirken bile ölen kişinin yaşanan muhit içinde zengin ya da fakir olduğunu tahmin edebilirsiniz. Zenginler öldüğünde sela daha yüksek sesle ve daha acıklı okunur.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tabi tüm bu yazdıklarımdan ‘<strong>Fakir ölünce kimse üzülmez</strong>’ anlamı da çıkarmamalı. Neticede ailesi, yakınları ve sevenleri üzülecektir. Ama sadece o kadar.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">ABD'de yapılan bir araştırmada fakirlerin ömrünün zenginlerden 10 yıl daha kısa olduğu tespit edilmiş.&nbsp;<br />
Fakirlerin intihar durumlarına da değinmeyi çok isterdim ancak bununla ilgili yapılmış hiç bir bilimsel çalışma bulamadığım için o kısmı atlıyorum.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Neyse ki zengin/fakir fark etmez, hepimiz öleceğiz…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 11:21:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/mertce-1754745789.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Öğretmenlerimiz</title>
                <category>Sibel YAŞAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ogretmenlerimiz-203</link>
                <author>c.sibelyasar@gmail.com (Sibel YAŞAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ogretmenlerimiz-203</guid>
                <description><![CDATA[Öğretmenlerimiz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Fedakar, vefakar, cefakar öğretmenlerimiz. Çocuklarımızı ilk algılarının oluştuğu anlarda eti senin kemiği benim diyerek gençlik yıllarına kadar &nbsp;emanet ettiğimiz elleri öpülesi değerli &nbsp;öğretmenlerimiz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kutsal bir meslek. Kısa bir dönem de olsa anasınıfında ingilizce kulüp öğretmenliği yapmıştım hayatımın en keyifli dönemiydi ana kucağından yeni kopmuş minik sandalyelerde senin gözünün içine yarı tedirgin yarı şaşkın bir şekilde gözlerini hapseden minik yavrularım. Birlikte hem eğlendik hem öğrendik. Keyif aldıkları için öğrenime aç ne verirsen minik beyinlerine depolayan dünya tatlısı çocuklar.Hırçını sessizi içine kapanık olanı hepsi aynı değerde, sevgi en iyileştirici duygudur ilkesiyle hareket ettiğinizde aldığınız muazzam &nbsp;başarı öyküleri kaçınılmaz. Ne mutlu bana ki asıl mesleğim olan havacılıktan sonra kutsal adledilen &nbsp;öğretmenlik &nbsp;mesleğine Nail olabilme fırsatını yakalayabildim. Okula adım attığım &nbsp;anda "teacher" diyerek koşup bacaklarıma sevgiyle sarılan minik yavrularıma özlemle...</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Saygıyla andığımız<br />
Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, geçmişten günümüze görev almış; öğrencilerine &nbsp;gerek akademik gerek hayata dair önemli değerler katmış evvela bizleri yetiştirmiş, &nbsp;daha sonra çocuklarımıza emeği geçmiş olan pek kıymetli öğretmenlerimizin gününü en kalbi duygularımla kutluyorum.iyiki varsınız. Minnetdarız...<br />
Saygılarımızla.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Nov 2025 21:49:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/sibel-yasar-1760183764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başöğretmen Atatürk&#039;ün İzinde, Samsun&#039;dan Türkiye&#039;ye..</title>
                <category>İlkay KOCABAY</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/basogretmen-ataturkun-izinde-samsundan-turkiyeye-202</link>
                <author>ilkaykocabay@gmail.com (İlkay KOCABAY)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/basogretmen-ataturkun-izinde-samsundan-turkiyeye-202</guid>
                <description><![CDATA[Başöğretmen Atatürk'ün İzinde, Samsun'dan Türkiye'ye..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><img alt="" src="https://www.turkhaberler.com.tr/public/images/detay/225.jpg" style="height:800px; width:509px" /></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Değerli Öğretmenlerimiz, Saygıdeğer Samsunlu Hemşehrilerim,</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Merkez sağ siyasetin Samsun'daki temsilcisi olarak, eğitimin ve bilginin gücüne yürekten inanan kadrolar adına, 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü büyük bir gururla ve saygıyla kutluyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sizler, geleceğin teminatı olan çocuklarımızı yetiştiren, onlara sadece bilgiyi değil, aynı zamanda millî ve manevi değerleri, vatan sevgisini ve Cumhuriyet bilincini aşılayan yegâne kahramanlarsınız. Samsun'umuzun dört bir yanındaki fedakâr çalışmalarınız, bu şehrin ve ülkemizin aydınlık geleceğinin en güçlü teminatıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu özel günde, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve bize Harf Devrimi ile yolu açan ebedi Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum. O'nun, "Öğretmenler, sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır" sözü, üstlendiğiniz vazifenin tarihî derinliğini gözler önüne sermektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Biz, merkez sağ parti olarak, öğretmenlerimizin üstün gayretlerinin farkındayız. Onların meslek onurunu yükseltmek, ekonomik ve sosyal haklarını en iyi seviyeye taşımak; fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeleri için gerekli tüm imkanları sağlamak temel önceliklerimizdendir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hayatını eğitime adayan, görevleri başında şehit düşen tüm öğretmenlerimizi rahmetle anıyor; emekli olan ve görevine devam eden kıymetli öğretmenlerimize sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir yaşam diliyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Başöğretmenimizin yolunda yürüyen tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun!<br />
Saygı ve Sevgilerimle,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>İlkay KOCABAY</strong></span></span><br />
<strong>(Merkez Sağ Parti)<br />
Samsun İl Başkanı</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Nov 2025 21:43:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/03/ilkay-kocabay-1774404808.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&quot;Yiğidi Öldür Ama Hakkını Yeme&quot;</title>
                <category>Ali ACAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/yigidi-oldur-ama-hakkini-yeme-201</link>
                <author>aliacar@turkhaberler.com.tr (Ali ACAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/yigidi-oldur-ama-hakkini-yeme-201</guid>
                <description><![CDATA["Yiğidi Öldür Ama Hakkını Yeme"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ülkemizde sıkça kullanılan bir deyim vardır: "Yiğidi öldür ama hakkını yeme."</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün bu sözün ışığında, Türkiye’nin son on yılına damgasını vuran ekonomik kriz ve geçmişte yaşanan tecrübeler üzerine birkaç söz söylemek istiyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Halkımızın son 2-3 yıldır derinden hissettiği ekonomik sıkıntılar aslında on yılı aşkın bir süredir devam etmektedir. Ne yazık ki bu süreçte bırakın ekonomiyi düzeltmeyi, rayına oturtmak dahi mümkün olmamıştır. Oysa geçmişte, benzer bir çöküşün ardından ekonomiyi yeniden ayağa kaldıran bir isim vardı: Sayın Tansu Çiller.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye ekonomisi o dönemde büyük bir çöküş yaşamıştı. Ancak kendisi başbakanlığı döneminde bu tabloyu görerek yalnızca altı ay gibi kısa bir sürede ekonomiyi rayına oturtmayı başarmış ve ülkeye nefes aldırmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Refah-Yol hükümetinde başbakan yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde ise halkın refahını artıracak önemli adımlar atılmıştır:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bağ-Kur emeklilerine % 300 zam,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Asgari ücrete % 100’ün üzerinde artış,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Emeklilere enflasyonun üzerine % 51 fark verilerek reel gelir artışı sağlanmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bununla da kalmamış; 20 milyon dolar olarak öngörülen bütçe açığı 15 milyon dolara, 45 milyon dolar olan iç borçlanma ise 22 milyon dolara düşürülmüştür. Ülkenin tüm gelirleri devlet havuzunda toplanmış ve Cumhuriyet tarihinde Atatürk’ten sonra ilk kez bütçe cari açık vermemiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye ekonomisi, Çiller’in başbakan yardımcılığı döneminde zirveye ulaşmıştır. Bu, yalnızca rakamların değil, halkın yaşam standartlarının da iyileştiği bir dönem olarak hafızalara kazınmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün halkımız ağır bir yoksullukla mücadele etmektedir. Bu nedenle, geçmişte ekonomiyi ayağa kaldırmış olan Sayın Prof. Dr. Tansu Çiller’in yeniden ülke yönetiminde görev almasının halkımızı refaha ulaştıracağına gönülden inanıyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Buradan Sayın Başbakanımız Tansu Çiller Hanımefendi’ye sesleniyorum:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ü</span></span><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">lkemizin size ve tecrübelerinize ihtiyacı var. Halkımız sizi gönlüne almış, başbakanlık makamına layık görmüştür. Dolayısıyla bu anlamda Türk Milletine borcunuz olduğunu düşünüyorum. Sizden ricam, yeniden ülke yönetiminin başına geçerek halkımızın sevgisine karşılık vermenizdir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Saygılarımla,</span><br />
<span style="font-size:18px"><strong>Ali ACAR</strong></span><br />
<span style="font-size:18px">Merkez Sağ Partisi<br />
Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Nov 2025 15:23:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/11/ali-acar-1763900597.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Merkez Sağda Kimin Ne Olduğu Belli, Biz Milletin Yolundayız”</title>
                <category>Halil İbrahim ŞAHİNLER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/merkez-sagda-kimin-ne-oldugu-belli-biz-milletin-yolundayiz-200</link>
                <author>his@gmail.com (Halil İbrahim ŞAHİNLER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/merkez-sagda-kimin-ne-oldugu-belli-biz-milletin-yolundayiz-200</guid>
                <description><![CDATA[“Merkez Sağda Kimin Ne Olduğu Belli, Biz Milletin Yolundayız”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Son günlerde bazı siyasi çevreler, merkez sağın temsilcisi olduklarını iddia ederek partimize yönelik karalama kampanyaları yürütmektedir. Demokrat Parti’yi bölmekle, başka partilere hizmet etmekle suçlanıyoruz. Bu iddialar, geçmişteki başarısızlıklarını örtmeye çalışanların çaresizliğinden başka bir şey değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Merkez sağda olduğunu iddia eden partilerin bugüne kadar neyi başardığı ortadadır.<br />
Sandıkta karşılık bulamayan, milletin gündeminden kopmuş, kendi tabanını bile heyecanlandıramayan yapılar; bugün bize ders vermeye kalkıyor. Siyasi varlıklarını başka partilerin gölgesinde sürdürenler, merkez sağın adını kullanarak geçmişin mirasını tüketiyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Genel başkanları başka partilerden milletvekili olmuş, başka listelerden seçilmiş kişiler bize merkez sağ dersi veremez.<br />
Milletin iradesiyle değil, siyasi pazarlıklarla meclise girenler; bugün merkez sağın temsilcisiymiş gibi konuşuyor. Bu millet kimin nereden geldiğini, kimin hangi listeden seçildiğini, kimin hangi pazarlıkla koltuk aldığını çok iyi biliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Biz, merkez sağın adını değil; ruhunu, omurgasını, vizyonunu taşıyoruz.<br />
Merkez sağ; sadece bir tabela değil, bir duruştur. Devlet aklıyla millet vicdanını buluşturan, özgürlükle kalkınmayı birleştiren, hem gelenekçi hem yenilikçi bir çizgidir. Bu çizgiyi yıllardır unutturanlara karşı, biz yeniden hatırlatıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bölmekle suçlayanlar, yıllardır zaten bölünmüş olanı toparlamaya çalışanları hedef alıyor.<br />
Biz bölmüyoruz, biz birleştiriyoruz. Biz geçmişin hesaplarıyla değil, geleceğin vizyonuyla yürüyoruz. Biz kimsenin arka bahçesi değiliz, kimsenin gölgesinde değiliz. Biz milletin özlemiyle, merkez sağın yeniden doğuşuyuz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sosyal medya üzerinden yürütülen bu ucuz kampanyalar bizi yolumuzdan döndüremez.<br />
Biz, dedikoduyla değil, dava bilinciyle; iftirayla değil, fikirle; polemikle değil, proje ile varız. Milletin sağduyusuna, tarihimizin yüklediği sorumluluğa ve geleceğe olan inancımıza güveniyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu vesileyle tüm vatandaşlarımızı, merkez sağın yeniden inşasına katkı sunmaya, bu büyük yürüyüşe omuz vermeye davet ediyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Biz geçmişin gölgesinden değil, geleceğin ışığından besleniyoruz. Biz milletin yolundayız.<br />
Saygılarımızla,<br />
Halil İbrahim ŞAHİNLER<br />
MERKEZ SAĞ PARTİ<br />
GENEL BAŞKAN VEKİLİ&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Nov 2025 22:38:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/halil-ibrahim-sahinler-1765191985.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adı Bende Saklı Bir Kadın</title>
                <category>Özlem ERDOĞAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/adi-bende-sakli-bir-kadin-199</link>
                <author>ozlemerdogan01@hotmail.com (Özlem ERDOĞAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/adi-bende-sakli-bir-kadin-199</guid>
                <description><![CDATA[Adı Bende Saklı Bir Kadın]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Adı bende saklı olan yürekli ve cesur bir kadını anlatacağım size bu yazımda.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Her kadının örnek alması gereken ve gösterdiği cesareti düstur edinmemiz gereken bir kadın o. İstanbul’dan gelen çocukluk arkadaşım kadın ile &nbsp;Adana -5 Ocak Devlet Hastanesinde ortopedik rahatsızlığımız için gece saat 11:00 e randevu aldık.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İkimizin de emarları çekildi ancak &nbsp;benim arabam yok. Diğer &nbsp;hastalar hep &nbsp;arabası ile geldi o saatlerde emar çektirip gittiler. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İki kadın gecenin saat 12 .00 da dışarıda olmaya alışkın olmadığımız için korkarak ve çekinerek hastanenin önündeki Barkal Dolmuşlarının durduğu durağa geldik dolmuş bekliyoruz.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Planımız; vakit geç olduğu için çarşıya ulaşıp &nbsp;oradan taksi Güzelyalı mahallesindeki evime ulaşmak. Ancak dolmuş bir türlü gelmiyor, hava zifiri karanlık, herkes arabası ile hastaneden çıkıp gidiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">5 Ocak Devlet Hastanesinin olduğu semt benim hiç bilmediğim ve yabancısı olduğum bir yer. Nihayet karanlıkta sessizce gelen bir Barkal Minübüsü ufukta göründü. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Büyük bir sevinçle minübüse bindik. Bir de baktım ki minübüs şoförü bir kadın! Çok şaşırdım ve gözlerime inanamadım. Çünkü Hastane şehirden çok uzakta yeni açılan bir hastane ve gecenin o saatlerinde oldukça ıssız ve tekin olmayan bir yerdeyiz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şoför hanım (kimliğini saklı tutuyorum) bize hemşire mi yoksa hasta mı olduğumuzu sordu. Biz de &nbsp;hasta olduğumuzu, emar çektirmek için bu saati verdiklerini söyledik ve şoför hanım ile aramızda kısa bir sohbet geçti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Minübüste iki genç bir orta yaşlı bir de yaşlı bir bey var kadın yolcu sadece &nbsp;ikimiziz. Biraz sonra genç erkek &nbsp;yolculardan biri telefon ile yüksek sesle konuşmaya başladı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Konuşma biraz uzun sürünce şoför hanım kararlı ve kendinden emin bir ses ile genç erkek yolcuya, "telefonu kapatır mısın"&nbsp;diye çıkıştı. Devamında da, "bak hanımlar hastaymış rahatsız olurlar"&nbsp;dedi. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Genç erkek yolcu hemen saygı&nbsp;ile "tamam şoför abla"&nbsp;dedi ve telefonu kapattı. Ben gecenin o saatinde ıssız yerlerde erkek yolcular ile minübüste gittiğim için içimden dualar ederken, onun &nbsp;yolcuyu azarlamasına ayrıca hayret ettim ve kadın olarak o korkak halimden hicab duydum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Erkek yolcular yavaş yavaş duraklarda indiler minübüsten ve bir süre sonra üç kadın baş başa kaldık. Sohbet sırasında şoför hanımın sesinin bana tanıdık geldiğini farkettim. Ben şoförün hemen arkasında, arkadaşım da benim yanımda oturuyor. Dolayısı ile şoförün yüzünü &nbsp;o ana kadar hiç göremedim.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Biraz sonra sesinin bana &nbsp;tanıdık geldiğini söyledim. Biraz konuştuktan sonra nereden tanışıyor olduğumuzu anladık. Meğer hanımefendi &nbsp;benim yıllardır alışveriş yaptığım Gazipaşa tarafında bir mağazada satış müdürü olarak uzun yıllar çalışmış. Biraz konuştuktan sonra birbirimizin yüzünü görünce o da beni tanıdı. Orta yaşlı da olsa bir kadın&nbsp;</span></span><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">olarak bu saatte ıssız bir bölgede minübüs şoförlüğü yaptığı için onu cesaretinden dolayı canı gönülden kutladım.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hanımefendi tesadüf benim evimin olduğu yere çok yakın oturuyormuş. Nazikçe bizi evimize bırakabileceğini söyledi. Üç kadın hayat şartları, kadın-erkek ilişkileri, toplumsal konular, evlilik, üzerine koyu bir sohbete daldık ve o uzun yolun nasıl bittiğini anlamadık.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yurtdışından almış olduğum anahtarlığı ona bugünün anısına hediye etmek istedim. Kendisi de nezaketle bu teklifimi kabul etti ve teşekkür ederek anahtarlığı aynaya asıverdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">O gün kendi adıma minübüs şoförü hanımdan şöyle bir ders aldım. Demek ki kadının fırsat verilirse ya da mecbur kalırsa &nbsp;başaramayacağı şey yok. Biraz cesaret ve kararlılık gerekiyor. Bu kadar korkak, ürkek olduğum için de &nbsp;kendimden utandım.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">'Adı bende saklı olan' dolmuş şoförü kadın, güçlü ve kararlı, kendinden emin &nbsp;bu sağlam duruşu ile bana örnek oldu ve doğrusu hayata dair bir ders verdi. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tüm kadınlara da örnek olsun…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Nov 2025 14:24:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/02/m-ozlem-erdogan-1772213754.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Atamıza Minnetle</title>
                <category>Sibel YAŞAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/atamiza-minnetle-198</link>
                <author>c.sibelyasar@gmail.com (Sibel YAŞAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/atamiza-minnetle-198</guid>
                <description><![CDATA[Atamıza Minnetle]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yıl 2025...<br />
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hâlâ aynı cümleyi söylüyoruz:<br />
Ulus olarak özgürlüğümüzü Atam’a borçluyuz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Her 10 Kasım’da olduğu gibi yine aynı sessizlik, aynı sızı, aynı minnet kaplıyor içimizi. Saat dokuzu beş geçe yurdun dört bir yanında hayat duruyor; motorlar, kalemler, ayak sesleri susuyor. Çünkü o an, bir ulusun kalbi Atatürk’le birlikte atıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir askeri deha değil; bir ulusun kaderini değiştiren fikir adamıydı.<br />
Bizlere sadece bir zafer değil, bir yaşam biçimi bıraktı: düşüncenin, özgürlüğün ve eşitliğin aydınlığını.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanıyan ilk liderlerden biri olarak, toplumun yarısını görünür kıldı.<br />
Bilimi, sanatı, eğitimi ve çağdaş düşünceyi yol gösterici ilan etti.<br />
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek, halkına iradesini teslim etti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün sahip olduğumuz her değer, onun attığı adımların, onun inancının ve cesaretinin sonucudur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Atatürk’ü anmak yalnızca duygusal bir bağlılık değil, aynı zamanda bir sorumluluktur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Onun “en büyük eserim” dediği Cumhuriyeti korumak, geliştirmek ve geleceğe taşımak; her yurttaşın görevidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün, özgürce nefes alabiliyorsak, düşüncelerimizi korkmadan söyleyebiliyorsak, alnımız açık, başımız dik yürüyorsak;<br />
bunu Atamıza borçluyuz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">O’nun yolundan yürümek, O’nun ışığında ilerlemek, O’nun mirasına sahip çıkmak…<br />
İşte gerçek minnet budur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sonsuz saygı, sevgi ve özlemle…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 09 Nov 2025 21:18:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/sibel-yasar-1760183764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gözlerimizin önünde eriyip giden bir nesil var.</title>
                <category>Hüseyin ZORKUN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/gozlerimizin-onunde-eriyip-giden-bir-nesil-var-197</link>
                <author>zorkun@haberci.tr (Hüseyin ZORKUN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/gozlerimizin-onunde-eriyip-giden-bir-nesil-var-197</guid>
                <description><![CDATA[Gözlerimizin önünde eriyip giden bir nesil var.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çocuklarımız, gençlerimiz...&nbsp;<br />
Kimi henüz ilkokul sıralarında, kimi lise kapısında, kimi de üniversite hayalleri kurarken uyuşturucu bataklığına saplanıyor. Bazen bir merak, bazen bir arkadaş ısrarı, bazen de hayattan kaçış... Ama sonuç hep aynı: yok oluş!</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Uyuşturucu, sadece bir sağlık sorunu değil; aynı zamanda sosyal, kültürel ve hatta milli bir meseledir. Bu zehir, sadece bireyi değil, onun ailesini, çevresini, toplumun bütün yapısını çürütüyor.<br />
&nbsp;İnsanlar, göz göre göre kendi bedenlerini ve zihinlerini tüketirken, biz çoğu zaman sessiz bir seyirci gibi kenardan izliyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün ülkemizde uyuşturucu kullanım yaşı maalesef ilkokul düzeyine kadar inmiş durumda. Bu acı tabloyu sadece haber bültenlerinde değil, kendi mahallemizde, okulun önünde ya da bir park köşesinde de görebiliyoruz. Ve her geçen gün bu bataklığa bir yenisi daha düşüyor. Peki neden? Denetimsizlikten mi, ilgisizlikten mi, yoksa suskunluğumuzdan mı?<br />
Ailelere büyük görev düşüyor. Bir çocuğun ilk öğretmeni annesi ve babasıdır. Ebeveynlerin çocuklarıyla sağlıklı ve güvene dayalı bir iletişim kurması, onların duygusal dünyasına ulaşabilmesi bu sürecin en önemli savunma hattıdır. Çocuklarımızı sevgiyle, ilgiyle büyütmezsek, sokak onları kendi yöntemleriyle büyütür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Öğretmenlerimiz de bu mücadelenin en önemli kahramanlarındandır. Okullarda sadece akademik bilgi değil, hayat bilgisi de verilmeli. Öğrencinin sadece notu değil, ruh hali de takip edilmeli. Davranış değişimleri, içine kapanmalar, ani öfkeler... Bunların her biri bir işarettir. Göz ardı edilmemeli.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Devlet, sivil toplum kuruluşları, güvenlik güçleri, yerel yönetimler, medya organları, sosyal sorumluluk projeleriyle bu mücadelede el ele vermelidir. Herkesin elini taşın altına koyma zamanı çoktan gelmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Uyuşturucu batağına düşen bir genç; sadece bir bireyin değil, bir toplumun da kaybıdır. Onların gözlerimizin önünde nasıl yok olduklarına tanık oluyoruz. Kimi zaman sokakta yığılıp kalan bir beden, kimi zaman bir annenin feryadı, kimi zaman da boşluğa bakan bir çocuğun gözlerinde görürüz bu acıyı. Ve bu acılar artık hepimizin acısı olmalı.<br />
Uyuşturucuyla mücadele, geçici projelerle, göstermelik çalışmalarla değil; kalıcı, samimi, kararlı bir duruşla yapılmalıdır. Eğitimin bu mücadelenin temeli olduğu unutulmamalı. Bilinçli bir nesil, karanlığa teslim olmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Unutmayalım: Sessiz kalmak, kabullenmektir. Uyuşturucuyla savaş, hepimizin savaşıdır. Bu savaşta kaybedecek zamanımız yok. Her gün bir çocuğumuz daha göz göre göre elimizden kayıp gitmeden harekete geçmeliyiz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Gelin, bu savaşı birlikte kazanalım. &nbsp;<br />
Gelin, çocuklarımızı, gençlerimizi, geleceğimizi kurtaralım.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Nov 2025 22:15:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2024/12/huseyn-zorkun-1734597199.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayat Bir Mücadeledir: Duruşunla Var Ol, Cesaretinle Yol Al</title>
                <category>Hüseyin ZORKUN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/hayat-bir-mucadeledir-durusunla-var-ol-cesaretinle-yol-al-196</link>
                <author>zorkun@haberci.tr (Hüseyin ZORKUN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/hayat-bir-mucadeledir-durusunla-var-ol-cesaretinle-yol-al-196</guid>
                <description><![CDATA[Hayat Bir Mücadeledir: Duruşunla Var Ol, Cesaretinle Yol Al]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hayat, doğumla başlar; ölümle son bulur. Bu iki büyük çizgi arasında kalan her an ise bir mücadele alanıdır. Her birimiz, bu yolculukta kendi sınavlarımızla karşılaşır, kendi yüklerimizi omuzlarımızda taşırız. Kimi zaman düşer, kimi zaman doğruluruz. Başarılarla sevince boğulur, yenilgilerle sınanırız. Ama unutmamalıyız ki; asıl mesele, bu hayat yolculuğunda nasıl yürüdüğümüzdür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Mücadeleci bir ruh, insanı diri tutar. Hayatın zorlukları karşısında pes etmek yerine direnmeyi seçmek, insanı olgunlaştırır. Ruhunu, kalemini, vicdanını ve onurunu satmadan dik durabilmek; en büyük erdemlerden biridir. Hele ki, bu çağda karakterli olmak, karşılıksız bir duruş sergilemek gerçek bir cesaret ister.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Cesur olmak; sadece yüksek sesle konuşmak ya da meydan okumak değildir. Cesaret, doğru bildiğini savunmaktır. Zor zamanlarda adım atmaktır. Haksızlığa karşı susmamaktır. Engellilere, yaşlılara, doğaya, çevreye ve hayvanlara duyarlılık göstermek; toplumsal meselelerde “ben de varım” diyebilmektir. Cesaret; başkalarının gözünden değil, kendi vicdanının terazisinde ölçülür.<br />
Bu nedenle, hayatta iz bırakmak istiyorsan karakterli olmalısın. Dik durmalısın. Onurlu kalmalısın. Ve en önemlisi; hangi yaşta, hangi noktada olursan ol, mücadeleden vazgeçmemelisin. Çünkü gerçek başarı; pes etmeyenlerin, inandıkları yolda kararlılıkla yürüyenlerin hikâyesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu yazıyı okuyan herkes şunu bilmeli: Hayat herkes için zordur. Ama güçlü duruş, vicdan, karakter ve cesaretle bu yolculuk daha anlamlı, daha onurlu hale gelir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Unutma, hayat bir mücadeledir. Ve bu mücadelede en büyük silahın; dik duruşun ve tertemiz kalbindir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Nov 2025 22:13:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2024/12/huseyn-zorkun-1734597199.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhuriyet Benim Hikâyemdir</title>
                <category>Sibel YAŞAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/cumhuriyet-benim-hikayemdir-195</link>
                <author>c.sibelyasar@gmail.com (Sibel YAŞAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/cumhuriyet-benim-hikayemdir-195</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet Benim Hikâyemdir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><img alt="" src="https://www.turkhaberler.com.tr/public/images/detay/sibel.jpeg" style="height:800px; width:533px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">"Bir sabah uyandık ve artık tebaa değil, yurttaştık."<br />
İşte benim için Cumhuriyet budur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir kadının adını, kimliğini, sesini kazandığı gündür<br />
29 Ekim.<br />
Çünkü o gün, yalnız bir ülke değil; bir kadın da doğdu yeniden.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Küllerinden Doğan Bir Millettir TÜRK MİLLETİ</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yoksulduk.<br />
Savaş görmüş, yorgunduk.<br />
Ama yılmadık. Çünkü bir lider çıktı ve dedi ki:<br />
“Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Biz o gün, umudu yeniden öğrendik.<br />
Okuduk, çalıştık, eşit olduk.<br />
ve<br />
Kadın, toplumun süsü değil, temeli oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Zaman Değişti… Ama İnancım Değişmedi</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bugün sokaklar, fikirler, iktidarlar değişiyor.<br />
Ama ben hâlâ aynı inancı taşıyorum:<br />
Cumhuriyet bir miras değil, bir emanettir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ve bu emanet, süslü törenlerde değil;<br />
Bir kız çocuğunun okula giderkenki gülümsemesinde yaşar.<br />
Bir kadının susmamakta direnen sesinde yaşar.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yüz yıl geçti…<br />
Ama her 29 Ekim’de aynı şeyi hissediyorum:<br />
Gözlerim doluyor, kalbim gururla dolup taşıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çünkü ben bu topraklarda,<br />
Bir KADIN olarak özgürce yazabiliyorsam, konuşabiliyorsam,<br />
bu, Cumhuriyet’in bana verdiği en büyük hediyedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Cumhuriyet sadece bir tarih değil, bir duruştur.<br />
Ve ben, o duruşun adını gururla taşıyorum:</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türk kadını<br />
Sibel Yaşar</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Oct 2025 02:41:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/sibel-yasar-1760183764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üstün Başkanın Kurduğu İyilik İmparatorluğu: LÖSEV</title>
                <category>MERTÇE</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ustun-baskanin-kurdugu-iyilik-imparatorlugu-losev-194</link>
                <author>tamerfadime@gmail.com (MERTÇE)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ustun-baskanin-kurdugu-iyilik-imparatorlugu-losev-194</guid>
                <description><![CDATA[Üstün Başkanın Kurduğu İyilik İmparatorluğu: LÖSEV]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">1998 yılında SSK Ankara Çocuk Hastanesinde Lösemi tedavisi gören bir çocuğun odasına televizyon istemesiyle başlamış her şey.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu istek hastane yönetimine iletilmiş ve maalesef olumsuz yanıt alınınca Dr. Üstün EZER ve hastane çalışanları el ele vererek o odaya bir televizyon almasıyla ilk adım atılmış. Bu olayın üstüne Üstün Başkan bir avuç idealist insanla LÖSEV’i kurmuş.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">LÖSEV’in en temel amacı; parası olmadığı için ölüme terkedilen çocuklarımızı yaşatmak.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">2000 yılında; Türkiye’nin ilk ve tek Lösemili Çocuklar hastanesi LÖSANTE,<br />
2008 yılında; lösemili çocukların ücretsiz kolej eğitimi alabilecekleri Lösemili Çocuklar Koleji,<br />
2010 yılında; tedavi için gelen ailelerin konaklayabileceği Lösemili Çocuklar Köyü,<br />
2015 yılında; Avrupa’nın ilk, ülkemizin ülkemizin en donanımlı Lösemili Çocuklar Kenti ve multidisipliner hastanesi LÖSANTE hayata geçirilmiş…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu çalışmaları karşılığında LÖSEV;&nbsp;<br />
Cumhurbaşkanlığı Şükran plaketi,&nbsp;<br />
Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi Özel Danışmanlık statüsü almış.<br />
Hepsinden önemlisi; "Türkiye İtibar Endeksi" raporuna göre ülkemizin en itibarlı, güven duyulan kurumlarından bir tanesi olmuş.<br />
Kurulduğu günden bu güne sadece halkımızın yaptığı bağışlarla 150 binden fazla lösemi ve kanser tedavisi gören çocuk ve yetişkin hastaya tedavi, eğitim, konaklama, ayni ve nakdi yardımlarla beraber sosyal-psikolojik destek de sağlamış. @lösev1998 sosyal medya hesaplarında her ay yapılan yardımlar açıkça paylaşılıyor. Para yardımı yanında, &nbsp;herbir çocuğumuza ayni yardımdan da (kıyafet, temizlik, oyuncak, kırtasiye, kuru gıda, adak et, kavurma, mutlu et paketleri, mandalina, ev eşyası, LÖSEV et kart, teknolojik aletler vs.) yararlandırılıyor. En çok dikkatimi çeken husus ise; LÖSEV Yönetim Kurulu ve Mütevelli Heyet Üyelerinin hiç bir ücret-harcırah-yolluk-huzur hakkı vb. almamaları. Belki de toplumun bu denli güvenmesi ve sevmesinin sebeplerinden birinin bu oldugunu düşünüyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">LÖSEV kurulmadan önce Lösemili çocuklarımızın çok büyük bir kısmı maalesef hayatını kaybediyormuş. LÖSEV kurulduğundan bugüne yaptığı inanılmaz çalışmalarla Lösemili çocuklarımızın %94 ünün, yaklaşık 3 yıllık tedavinin ardından iyileştiğini büyük bir mutlulukla öğrendim. Hedef lösemili çocuklarda iyileşme oranını %100 e çıkarmak. Görünen o ki bu hedefin gerçekleşmesine çok yaklaşmışlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>2-8 KASIM LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR HAFTASI</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası; lösemi hastalığı hakkında toplum bilinci oluşturmak, çocuklarımızın yaşadıkları sıkıntılara dikkat çekerek; onlara olan destekleri arttırabilmek amacıyla ülke genelinde farkındalık yaratma ve kanserden korunma bilinci oluşturma çalışmaları gerçekleştirmekte. Hafta LÖSEV tarafından tüm çocuklara armağan edilmiş.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İyi ki varsın LÖSEV,<br />
İyi ki varsın Üstün Başkan.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>BİZ NE YAPABİLİRİZ?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Genç, yaşlı,&nbsp;<br />
Kadın, erkek,&nbsp;<br />
Ilkokul mezunu – lisans mezunu...<br />
Hiç fark etmez.&nbsp;<br />
LÖSEV’de herkesin yapabileceği bir şeyler var.&nbsp;<br />
İşe gönüllü üye olarak başlayabiliriz. Size en yakın LÖSEV şubemize gidebileceğiniz gibi evden çıkmadan internet üzerinden ‘Gönüllü Üye Formu’ doldurabilirsiniz.<br />
Bunun dışında LSV Doğal Gıda ve İyi Şeyler Dükkanı’ndan alışveriş yapabilirsiniz. (Tüm geliri çocukların ücretsiz tedavilerine harcanıyor.) Temiz ve çalışır durumda olan kullanmadığınız eşyalarınızı bağışlayabilirsiniz.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Haydi bugün iyi bir şey yapın; LÖSEV’e imkanınız ölçüsünde bağış yapın. İnanın kendinizi çok iyi hissedeceksiniz. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">LÖSEV halkın desteği ile tüm lösemili çocukların hayallerini gerçekleştirmeye kararlı duruyor. Unutmayın; Lösemili çocuklar sadece anne-babalarının çocukları değil, hepimizin çocukları.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>LÖSEV SOSYAL MEDYA</strong><br />
@losev1998<br />
@ustunezer</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Oct 2025 16:45:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/mertce-1754745789.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilinçli Fakirleştirme ile Karşı Karşıyayız</title>
                <category>Av. Alev SEZEN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/bilincli-fakirlestirme-ile-karsi-karsiyayiz-193</link>
                <author>av.alevsezen@gmail.com (Av. Alev SEZEN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/bilincli-fakirlestirme-ile-karsi-karsiyayiz-193</guid>
                <description><![CDATA[Bilinçli Fakirleştirme ile Karşı Karşıyayız]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Vatandaşlarla yapılan tüm anketlerde en önemli sorun sıralamasında ekonomi birinci sırada çıkıyor. Büyük bir fakirlikle karşı karşıyayız. İnsanımız iş bulamıyor, yeterli beslenemiyor, barınma ihtiyacını dahi ailedeki tüm bireylerin gelirlerini bir araya getirerek zar zor karşılıyor. Bunları söyledikten sonra gezme, dinlenme, eğlenme, kültür-sanat etkinlikleri gibi ihtiyaçlara hiç değinmiyorum bile. Zaten artık insanımıza bunların <strong>ihtiyaç değil lüks olduğu aşılanarak</strong> yaşamanın değil hayatta kalmanın yeterli olduğu fikri zerk ediliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Pazarların toplanma saatini bekleyen, çöpten eşya alan insanımızın sayısı her geçen gün artıyor. Bir zamanlar çöpten kâğıt-plastik toplayanlar bize garip gelirken şimdi bunun <strong>sefalet değil iş olduğu bize aşılanıyor. </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Gençlerimizin neredeyse hemen hemen hepsi üniversite mezunu, pırıl pırıl zeki gençler. Mezun olan gençlerimizden kendi alanında iş bulabilenler kendilerini şanslı hissediyorlar. Üstelik eskiden niteliksiz işçilere başlangıç ücreti olarak verilen asgari ücretle çalıştırılıyorlar. Alanında iş bulmak için ısrarlı arayışa girip bulamadığı için çalışmayanlar ise <em>“iş beğenmiyor”</em> diye suçlanıyorlar. Bu sebeple nerede ise hemen hepsi yurt dışına gidip orada çalışmak istiyor. Sık sık sosyal mecrada yurt dışında ne kadar kazanılıyor, kazanılan aylık ücretle neler alınabilir, marketlerinde bir araba dolusu ürün kaç liraya alınır gibi videolar paylaşılıyor. Gençlerimizin yurt dışına gitme istekleri <strong>işsizlikten değil şımarıklıktan, ülkelerine nankörlükten olduğu bize aşılanıyor. </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Esnafımız, tüccarımız, çiftçimiz artık üretmeyi bıraktı, girdi maliyetleri kârlarının çok üstünde hatta her sene artan bir şekilde açık veriyorlar. Üretmeyi bırakan, firmasını kapatan, tarlasını-bağını-bahçesini satan, yavrulu hayvanını kesimhaneye gönderen insanımız feryat ediyor. Bunların feryatları ticari hayatı olumsuz etkileyen <strong>piyasa bozucu davranışlar olarak bize aşılanıp</strong> üstüne bir de milyonlarla ifade edilen idari para cezaları kesiliyor. Üstüne bir de yeri gelip <strong>ekonominin patates tüccarları sebebi ile bozulduğu iddia ediliyor</strong>.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Emeklimizin maaşı asgari ücretin üzerindeyken altına düştü, emekli maaşı kirayı bile karşılayamaz hale geldi. Emeklimiz yıllarca yüksek primler öderken ekonomiye olumlu katkısı olduğu gibi bir söylem yokken <strong>emekli maaşlarının ödenmesi bize bütçe açığının sebebi olarak aşılanıyor. </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İnsanımızın elinde avucunda ne varsa binbir türlü bahane ile alınıyor. Kefen parası ya da kötü gün için sakladığı birkaç tane yastık altı tabir edilen altını varsa onlara bile göz dikildi. Yastık&nbsp;altı&nbsp;altınların elde tutulması <strong>bize enflasyonla&nbsp;mücadeleyi zayıflatıyor diye aşılanıyor.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Mülksüzleştirme politikası uygulanıyor. Mülkü olanlar ağır vergi yükü altında eziliyor. Emlak vergilerine %700 zam getirildi. Kira alanların senede iki kirası gelir vergisine gidiyor. İnsanımız yeni mülk edinemezken eskiden aldıklarını da muhafaza edemiyor. Bu ağır vergiler <strong>bize dış borca, faize giden paralar olarak değil yatırıma kullanılan paralar olarak aşılanıyor. </strong>Bu da yetmezmiş gibi deprem riski taşımayan binalara bile rezerv alan diye el konuluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Örnekleri çoğaltmak mümkün. Her alandan fakirleştiriliyoruz. Bu <strong>fakirliğin ekonomik krizin bir sonucu olduğu bize aşılanıyor.</strong> Halbuki dünyada hiçbir ülkenin ekonomisinde bu kadar uzun süren bir kriz söz konusu değil.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Fakirlik öyle bir durum ki size yapmayacaklarınızı yaptırır, söylemeyeceklerinizi söylettirir, gözünüz artık başka bir şey görmez ve düşünemezsiniz. Tefekkür ve muhakeme zayıflar, bunlar zayıflayınca doğru karar veremezsiniz. Anlık duygularla ve yardımlarla kararlarınız çok çabuk değiştirilebilir. Bazen ekonomik durumu kötü seçmene <em>“bir koliye oyunuzu sattınız suçlaması”</em> yapılıyor. Maalesef geleceğimiz bir yardım kolisine bağlı hale getirildi. Asıl suçlamamız gerekenler <strong>bilinçli olarak insanımızı kararları istendiği gibi şekillendirilebilir bir kitle</strong> haline getirenler olmalı. Bunun sonunun nereye vardığının hepimiz farkındayız. Bu şimdi bir yasa maddesi olur, bir madenin yabancılara verilmesi, bir kurumumuzun çay parasına satılması olur, yarın bir su kaynağımızın kira adı altında verilmesi, bir toprak parçamızın gözden çıkarılması ya da yeni bir anayasa altında ülkenin bölünmesinin alt yapısının inşası veya bir terör elebaşısının çıkarılıp kurulmak istenen bir ülkenin başına getirilmesi olur.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Oct 2025 13:49:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/01/av-alev-sezen-1767744071.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&quot;Valiye Şemsiye Var. Gaziye Yok&quot;</title>
                <category>Azmi ERTAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/valiye-semsiye-var-gaziye-yok-192</link>
                <author>azmiertan@hotmail.com (Azmi ERTAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/valiye-semsiye-var-gaziye-yok-192</guid>
                <description><![CDATA["Valiye Şemsiye Var. Gaziye Yok"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yağmur hafifçe düşerken Iğdır’da Gaziler Haftası töreni başlıyordu. Tören alanında bir detay, gazeteci Sebahattin Yum’un objektifine takıldı: Vali beye özel olarak getirilen şemsiye.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">O sırada gaziler ve gazi yakınları yağmur altında bekliyordu. Kimse onları fark etmiyor, kimse onları korumuyordu. Oysa bu ülkenin en ağır bedelini ödemiş insanlardı onlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sebahattin Yum, görevini yaptı. Fotoğrafını çekti, haberini yazdı. Başlık çarpıcıydı, ama aynı zamanda yalın bir gerçekti: 'Valiye şemsiye var, gazilere yok.'</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu haberin ardından iki sivil polis İHA bürosuna geldi. Yum’u emniyete davet ettiler, gerekçe sunmadan. Ardından sağlık kontrolü, sonra emniyet. Aynı gün, meslektaşı Ercan Tunç da emniyet çıkışında Sebahattin’in fotoğrafını çekerken gözaltına alındı. Her iki gazeteci kısa süre sonra serbest bırakıldı. Ancak gözaltıların, Iğdır Valisi Ercan Turan’ın talimatıyla gerçekleştiği iddiası kamuoyunda yankı buldu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu olay, sadece iki gazetecinin gözaltına alınması değil. Bu olay, kamu görevlilerinin eleştiriye tahammülsüzlüğü, basın özgürlüğüne yönelik fiili müdahale ve hukukun üstünlüğü ilkesinin açıkça ihlalidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sıkça vurguladığı "Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü"&nbsp;söylemi, o gün Iğdır’da yerle bir oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Anayasa’nın 26. maddesi, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü güvence altına alır. 5187 sayılı Basın Kanunu, gazetecinin haber alma ve yayma hakkını korur. Ancak bu yasalar, o gün paspas edildi. Bir fotoğrafın, bir başlığın, bir gerçeğin bedeli gözaltı oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Efendiler, gazetecilik suç değildir. Gerçeği göstermek, kamuoyunu bilgilendirmek, eleştirmek, sorgulamak bu mesleğin doğasında vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şemsiye altına sığınanlar, eleştiriye açık olmayı da öğrenmelidir. Çünkü kamu görevi, ayrıcalık değil sorumluluktur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu ülke, gazilerini yağmur altında bırakmayı değil, onlara saygı göstermeyi hak ediyor. Bu ülke, gazetecisini gözaltına almayı değil, onun özgürce yazmasını desteklemeyi hak ediyor.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ve biz, böyle insanları hak etmiyoruz.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Oct 2025 23:25:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/azmi-ertan-1760562810.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Görünmez Terör ve Batı’nın Çifte Standardı: Psikolojik Harpte Yenik Kaldığımız Gerçekler</title>
                <category>Orhan ERGEZER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/gorunmez-teror-ve-batinin-cifte-standardi-psikolojik-harpte-yenik-kaldigimiz-gercekler-190</link>
                <author>orhanergezer@turkhaberler.com.tr (Orhan ERGEZER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/gorunmez-teror-ve-batinin-cifte-standardi-psikolojik-harpte-yenik-kaldigimiz-gercekler-190</guid>
                <description><![CDATA[Görünmez Terör ve Batı’nın Çifte Standardı: Psikolojik Harpte Yenik Kaldığımız Gerçekler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Batı medyası, <strong>İslamcı ter</strong><strong>ör</strong> kavramını öyle bir şekilde pazarlıyor ki, sanki şiddet sadece bir dine aitmiş gibi. Her patlama, her saldırı, her propaganda operasyonu büyük harflerle manşetlerde yer alıyor. Ama <strong>Hıristiyan</strong> veya <strong>Yahudi</strong> kökenli terör örgütleri söz konusu olduğunda… sessizlik. Radikal unsurlar, izole saldırılar hatta psikolojik sorunlar etiketiyle geçiştiriliyor. Bu iki yüzlülük, yalnızca bir etik çarpıklık değil; aynı zamanda psikolojik harp alanında zayıf olduğumuzun en açık göstergesi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tarih buna işaret ediyor. 1970’lerde ABD’deki <strong>Ku Klux Klan</strong> (KKK) ve White Knights gibi aşırı sağcı Hıristiyan gruplar, siyah topluluklara ve sivil hak aktivistlerine karşı onlarca cinayet, bombalama ve kundaklama eylemi gerçekleştirdi. Örneğin 16 Eylül 1963’te Alabama’da 4 siyah çocuğun ölümüne yol açan Birmingham Baptist Church bombalaması, açık bir terör eylemiydi. Ancak medya ve hukuk sistemi, bu eylemleri çoğunlukla <strong>ırkçı şiddet</strong> veya <strong>aşırı sağ saldırılar</strong> diye geçiştirdi; <strong>ter</strong><strong>ör</strong> kelimesi nadiren kullanıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Benzer biçimde İsrail’deki radikal Yahudi milisler, özellikle 1970–1980’lerde Filistin topraklarında sivillere yönelik saldırılar düzenledi. En bilinen örneklerden biri, 1974’te Ma’alot kasabasında gerçekleştirilen okul rehinesi olayıdır. Bu saldırılar Batı medyasında çoğunlukla <strong>çatışma</strong> veya <strong>misilleme</strong> çerçevesinde sunuldu. Yani ideoloji ve eylem açısından İslamcı örgütlerden farkları yoktu; sadece kurbanın dini ve failin Batı ile yakınlığı algıyı değiştirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu çifte standardın psikolojik etkisi derin. Toplumun bilinçaltına, <strong>İslam = ter</strong><strong>ör, Batı = güvenlik</strong> ve <strong>hakikatin kaynağı</strong> mesajı işlendi. Bu mesaj, yalnızca önyargıları beslemekle kalmadı, aynı zamanda toplumsal korku ve öfkeyi manipüle ederek siyasi ve askeri kararları da etkiledi. Bizler, psikolojik harp alanında bu manipülasyona karşı savunmasız kaldık. Algımız yönlendirildi, dikkatimiz saptırıldı. <strong>G</strong><strong>örünmez ter</strong><strong>örü</strong> göremedik çünkü ona bakmamız öğretilmedi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Oysa bu durum günümüzde de devam ediyor. ABD ve Batı Avrupa’da aşırı sağcı milisler, cami saldırıları, Yahudi ve Müslüman mezarlıklarına yönelik kundaklamalar gibi eylemler gerçekleştiriyor; ancak çoğu zaman <strong>toplumsal şiddet</strong> veya <strong>aşırı sağ tehdidi</strong> kategorisine sıkıştırılıyor. Medya bu eylemleri dramatize etmiyor, politik yansıması hafif kalıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Terör, dini veya etnik kimlikten bağımsız bir şiddet aracıdır. Psikolojik harp, şiddetin medyada nasıl sunulduğu, hangi kelimelerle tanımlandığıyla doğrudan ilgilidir. Batı, bunu yıllardır ustaca kullanıyor; bizse hâlâ reaksiyonel, hâlâ reflekslere dayalı bir tepki veriyoruz. Oysa gerçek güç, görünmez olanı görünür kılabilmekte ve zihinleri manipüle eden dilin tuzaklarını açığa çıkarmakta yatar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çözüm, medyanın çifte standardına karşı bilinçlenmekle başlar. İslamcı terör kadar, <strong>Hıristiyan ve Yahudi k</strong><strong>ökenli radikal şiddeti de ter</strong><strong>ör olarak tanıyabilmek;</strong> böylece manipülasyonun farkına varmak, psikolojik harpte geri düşmemek demektir. Eğer bunu başaramazsak, sadece önyargılarımızla değil, bilinçaltımızla da savaşı kaybetmiş oluruz.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Oct 2025 21:48:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/orhan-ergezer-1754745411.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gargat Ağacı&#039;nın halk anlatılarında çelişkileri üzerine</title>
                <category>Orhan ERGEZER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/gargat-agacinin-halk-anlatilarinda-celiskileri-uzerine-189</link>
                <author>orhanergezer@turkhaberler.com.tr (Orhan ERGEZER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/gargat-agacinin-halk-anlatilarinda-celiskileri-uzerine-189</guid>
                <description><![CDATA[Gargat Ağacı'nın halk anlatılarında çelişkileri üzerine]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Gargat ağacı, ya da yer yer gargaş, gargıç, gargaç diye telaffuz edilen bu tuhaf bitki &nbsp;halk anlatılarında genellikle gölgeyi, koruyuculuğu ama aynı zamanda laneti temsil eder. Anadolu’nun kimi bölgelerinde “gargaç ağacının altında yatanın rüyası doğru çıkar” denir; kimi yerlerdeyse “gargaç altında ağlama, duaların ters döner” diye uyarılır. Bu ikili anlatı zaten başlı başına bir gerilimdir: halk inanışıyla dinî öğreti arasında ince, bazen gergin bir sınır çizgisi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İslami anlatılarda ağaç, cennet sembolüdür. Kur’an’da Tûbâ ağacı “ebedî saadetin gölgesi” olarak geçer; Zakkum ise cehennemin acı meyvesidir. Yani ağaç, ya rahmetin ya azabın aracısıdır. Halkın “gargaç” dediği ağaçsa, bu iki uç arasında gidip gelir. Kimi köy efsanelerinde şeytanın bu ağacın kovuğunda saklandığı söylenir; bazılarında evliya gelip orada namaz kılmıştır. İkisi de doğrudur; çünkü halk inancında “iyi” ve “kötü” aynı mekânda yaşar. İşte tam burada İslami doktrinle çelişki başlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İslamî öğreti tektir: bir şey ya haramdır ya helal, ya hayırdır ya şer. Halk anlatısı ise bulanıktır; ağaç hem uğurludur hem uğursuz. Gargaç bu gri alanın sembolüdür. İnsan, o ağacın gölgesinde dua da eder, beddua da. Dolayısıyla İslam’ın tektanrıcı düzen fikriyle, halkın doğa ruhlarını içselleştiren eski inancı arasında bir “melez alan” yaratır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Birçok araştırmacı, gargaç motifinin Orta Asya’daki “yer-su” kültünden devralındığını söyler. Türklerin eski inanç sisteminde her ağacın bir “iye”si yani koruyucu ruhu vardı. İslam geldikten sonra bu iyerler “cin” veya “melek” olarak yeniden adlandırıldı. Fakat özde değişmeyen şey, ağacın canlı olduğuna dair sezgiydi. İşte halk, bunu gargar üzerinden taşımayı sürdürdü. Kur’an’daki soyut Allah fikriyle, halkın somut doğa tanrısı algısı burada çatışır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yani çelişki sadece teolojik değil, kültüreldir de: İslam, gökyüzüne bakan bir din; halk inanışı toprağa kök salmıştır. Gargat ağacı tam da bu çelişkinin köküdür. Ne tamamen kutsal, ne tamamen lanetli… tıpkı insanın kendisi gibi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu yüzden gargar altında ağlayanların hikâyeleri, İslam’ın değil; insanın çelişkisini anlatır: inançla korku, umutla günah, gökyüzüyle toprak arasına sıkışmış kadim bir bilincin yankısıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>YAHUDİLERE YÖNELİK BAKIŞ</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu anlatı aslında çok ilginç bir biçimde İslamî eskatoloji (yani kıyamet sonrası olaylar) ile halk folklorunun birleştiği bir noktaya işaret eder, ama aynı zamanda da oldukça tartışmalı ve çelişkilerle dolu bir örnektir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şimdi şu meşhur rivayete bakalım: bazı hadis kaynaklarında (özellikle Sahih-i Müslim, Buhârî ve Tirmizî’de benzer versiyonları bulunan) bir kıyamet sahnesi anlatılır. Buna göre, “Kıyamet gününde taşlar ve ağaçlar dile gelecek; ‘Ey Müslüman, arkamda bir Yahudi var, gel ve onu öldür’ diyecek; ancak gargat ağacı bunu söylemeyecek, çünkü o Yahudilerin ağacıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yani bahsedilen gargat ağacı aslında Arapça’daki gargat (bazı bölgelerde gargaç’a dönüşmüş) ifadesinden geliyor. Arapça gharkad kelimesi, çölde yetişen, dikenli bir çalı türünü anlatır. Halk arasında bu botanik ayrım kaybolur; gargat zamanla hem kutsal, hem uğursuz bir ağaca dönüşür. Ama hikâyenin kökeni bir hadis rivayetine dayanıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Şimdi çelişkiye gelelim:</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İslamî açıdan bu hadis, genellikle Yahudi düşmanlığı değil, hak-batıl mücadelesinin sembolik bir ifadesi olarak yorumlanır. Fakat halk anlatısı bu sembolizmi kaybeder; literal (yani kelime anlamıyla) alır. Böylece gargat ağacı, artık teolojik bir simge olmaktan çıkar, doğrudan Yahudilerin saklanacağı lanetli ağaç hâline gelir. Bu noktada dinî metinle halk anlatısı arasında hem anlam hem de ahlakî boyut açısından ciddi bir kopuş yaşanır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İslam’ın erken döneminde bu hadisin sembolik yönü daha belirgindir: ağaç, doğanın adalet karşısında bile tarafsız olamayacağını, “hakikatin yanında yer alacağını” temsil eder. Halk ise bunu doğrudan fiziksel bir ağaç, bir “hainlik sembolü” olarak algılar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir başka ironi de şu: Yahudi geleneğinde de ağaç kutsaldır. “Ets ha-Hayim” (Hayat Ağacı), Tevrat’ın bir metaforudur. Yani hem İslam hem Yahudilik, ağacı ilahi bilgeliğin bir sembolü olarak görür. Ama halk yorumunda bu semboller birbirine düşman edilir. Aynı ağacın iki dinde iki zıt anlama bürünmesi, hem teolojik çatışmayı hem de ortak kökten gelen sembollerin politikleştirilmesini gösterir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Başka bir deyişle:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İslami kaynakta gargat, sembolik olarak hakkı saklamayan doğa unsurudur.<br />
Halk yorumunda gargat, Yahudinin saklandığı hain ağaçtır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu dönüşüm, sadece metin yorumu değil, tarihsel bir psikolojiyi de anlatır. Çünkü her toplum, kendi travmalarını doğaya yazar. Gargat ağacının hikâyesi, bu topraklarda dinî hafızanın nasıl “düşman” imgesiyle harmanlandığını gösterir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>TÜRK MİTOLOJİSİNDEKİ KORUYUCU VE GİZLEYEN AĞAÇ MOTİFLERİ</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şimdi ipi biraz geriye, Orta Asya’nın sisli bozkırlarına saralım. Gargat ağacının İslamî kaynaklarda Yahudilerin saklandığı dikenli bir çalı olarak geçmesi, Anadolu’ya geldiğinde çok farklı bir ruh giyer. Çünkü Türklerin bilinçaltında ağaç, sadece bitki değildir; yaşayan bir varlık, bir iye’dir, yani ruh sahibi koruyucu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İslam öncesi Türk mitolojisinde ağaç genellikle iki işlev görür: koruyan ve saklayan. Korur çünkü kutsaldır; saklar çünkü doğa ruhlarının evidir. Altay mitlerinde “dünyanın ortasındaki ağaç”, gökyüzüyle yeri birbirine bağlayan eksendir. Şamanlar o ağacın dallarına tırmanarak ruhlar âlemine geçer. Fakat aynı ağaç, bazen kötü ruhları da barındırır. Bu yüzden kimse onun kovuğuna elini sürmez, gölgesinde yalan söylemez.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İşte tam bu ikili doğa koruyan ama tehlikeli gargat anlatısının Türk halk bilincine yerleşmesini kolaylaştırır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Arap hadisinde geçen gargat çalısı, Anadolu’ya ulaştığında halkın zihnindeki bu kadim gizleyen ama canlı ağaç arketipiyle çakışır. Böylece dini metindeki Yahudileri saklayan ağaç fikri, halkın mitolojik hafızasındaki ruhları saklayan ağaçla birleşir. Sonuç: ortaya yarı-İslami, yarı-şamanik bir anlatı çıkar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Anadolu’nun bazı bölgelerinde bu ağacın altına mezar yapılmaz, çünkü cinlerin ağacıdır. Fakat aynı köyün başka bir yamacında yaşlılar o ağacın dibinde adak adar, bez bağlar. Bu, tam anlamıyla senkretik (yani birbirine karışmış) bir inançtır. Dışarıdan İslamî görünür ama özünde eski Türk doğa kültünün devamıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şimdi çelişkiyi daha net görelim:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hadis metni gargat ağacını Yahudilerin sığınağı olarak resmeder. Yani kötülüğü gizleyen bir varlık.<br />
Türk halk inancıysa aynı ağacı iyeyi gizleyen, yani doğanın ruhunu koruyan olarak görür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İkisinin ortak yanı gizlemek, ayrıldığı nokta ise neyi gizlediğidir.<br />
Arap metninde düşmanı; Türk mitinde sırrı.<br />
İslamî bakışta bu ağacın sessizliği suçtur; halk inanışında ise hikmettir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İşte bu çelişki Anadolu kültüründe çok derin bir iz bırakır. Gargaç ağacının adı duyulduğunda bir taraf korkar (cin vardır, dokunma), bir taraf saygı duyar (dua et, dileğin gerçekleşir). Aynı nesneye iki zıt anlam yüklemek, tam da halkın İslam’ı kendi ruhuna göre yoğurmasının göstergesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu nedenle; gargat ağacının arkasına saklanacak Yahudiler anlatısı, aslında Türk-İslam halk inancında bir düşmanın doğada gizlenmesi değil, sırların doğada korunması biçimine dönüşür. Bu, halkın bilinçdışı bir direnişidir: dogmanın soğuk diline karşı mitin sıcak diliyle cevap vermek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İlginçtir, benzer bir ikilik Japon Şintoizminde de vardır: bazı ağaçlara kami (tanrısal varlık) yerleşir. O ağaç kutsal ama tehlikelidir. Kimse kesmez, ama yanına da fazla yaklaşmaz. Anadolu’nun gargat ağacı ile Japonya’nın kami no ki’si arasında on bin kilometreye rağmen neredeyse aynı bilinç refleksi vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>BEKTAŞİ, ALEVİ VE BALKAN HALK KÜLTÜRLERİNDE KORYUCU EREN&nbsp;</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bektaşi ve Alevî geleneğine geldiğimizde gargat artık bir lanet ağacı değil, tam tersine koruyucu eşik hâline gelir. Halk arasında ağaç erenleri ya da ağaçlı yatırlar diye anılan yerlerin bir kısmı, aslında bu eski gargat kültünün İslamlaşmış biçimleridir. Dışarıdan bakınca o ağaç bir kavak, dut veya meşe gibi görünür; ama anlatının derininde ruhu saklayan bir varlık olarak gargat motifi yaşar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Bektaşi menkıbelerinde sık rastlanan bir sahne vardır:</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir derviş çölde veya dağ başında bir ağacın altına sığınır. O ağacın kovuğunda bir yılan ya da kurt vardır ama derviş zarar görmez, çünkü ağaçla derviş birbirini tanır. Bu, eski Türk ağaç-ruh inancının Bektaşilik içindeki devamıdır. Ağaç, hakikati gizleyen ama aynı zamanda ona tanıklık eden bir varlık olarak görünür. Bu tanıklık fikri, hadislerdeki gargat ağacı motifinin ters yüz edilmiş hâlidir: İslamî anlatıda ağaç gizleyerek kötülüğe ortak olur; Alevî-Bektaşi yorumuysa gizleyerek hakikati korur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Balkanlar’da bu sembol neredeyse tamamen insanileşir. Bosna, Makedonya, Arnavutluk gibi bölgelerde gargat ağacı hikâyeleri Eren Ağacı, Gizli Dede Ağacı, Gölge Baba adlarıyla anlatılır. Oralarda ağaç artık şeytanı değil, evliyayı saklar. Gölgesinde oturan, sırrını paylaşan; kimseye zarar vermez. Hatta bazı köylerde ağaç altına yalan söyleme sözü hâlâ vardır çünkü o ağaç dinler.<br />
Yani hadislerdeki Yahudiyi saklayan ağaç, halkın bilinçaltında Hak erenini saklayan ağaca dönüşmüştür. Aynı motif, bambaşka bir ahlaki evrime uğrar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu dönüşümün felsefi tarafı da önemli: Bektaşilik’te hakikat doğrudan dile gelmez; örtülü sözle aktarılır. Bu, batınî (içsel) bir bilgidir. Gargat ağacının konuşmaması tam da bu geleneğe uygundur. Çünkü hakikat, her zaman konuşarak değil, susarak korunur. Dolayısıyla İslam’ın literal (kelimesel) yorumu ile Bektaşi geleneğinin batınî (içsel) yorumu arasında bir köprü kurar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Yani özetle:</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">-Arap anlatısında gargat Yahudileri gizleyip konuşmayan ağaçtır, sembolik olarak kötülüğü saklar.<br />
-Türk halk bilincinde gargat sırrı koruyan ağaçtır, doğanın bilge sessizliğini temsil eder.<br />
Bektaşi yorumunda ise ağaç Hakikat’i saklayan bir canlıdır. Tanrı’yla insan arasındaki sessiz tanık.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu yüzden Balkan köylerinde hâlâ bazı türbelerin yanında devasa ağaçlar dikilir. İnsanlar o ağaca çaput bağlarken aslında dilek değil, tanıklık bırakır. Ben geldim, şahit ol dercesine. Gargat burada yeniden kutsanmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Lanetin yerini sır; düşmanın yerini ermiş almıştır.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İlginçtir, benzer bir bilinç dönüşümünü 13. yüzyılda Yunus Emre de sezmiştir. Bir ağaç idim, ben dahi yeşerince dost oldum derken, o da insanın doğayla aynı ruhtan geldiğini söyler. Gargat ağacı burada bir lanet değil, Tanrı’yla insan arasındaki ortak özün simgesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hıristiyanlık ve Yahudilik katmanına geçtiğimizde gargat ağacı artık doğrudan isim olarak görünmez, ama aynı sembolik damar şaşırtıcı biçimde yaşamaya devam eder. Her iki gelenekte de ağaç, hem ilahi bilgelik hem de günahın mekânı olarak çelişkili bir roldedir. İşte o ikilik, gargat motifinin halk hafızasında neden bu kadar dirençli kaldığını açıklar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Yahudi geleneğiyle devam edelim.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tevrat’ta Ets ha-Da’at Tov va-Ra yani İyiliği ve Kötülüğü Bilme Ağacı aslında insanın bilince geçişini temsil eder. Adem ve Havva o ağaçtan yediklerinde cennetten kovulurlar, ama aynı anda bilinci kazanırlar. Yani Tanrı’yla aralarına mesafe girer ama farkındalık doğar. Bu yüzden Yahudi mistisizminde (özellikle Kabalada) ağaç hem lanet hem lütuftur. Ets ha-Hayim (Hayat Ağacı) ise bilgelik ağacıdır; Tanrı’nın yaratılıştaki enerjilerinin, yani sefirotların gövdesidir. Bu ağacın kökleri yeryüzüne, dalları Tanrı’ya uzanır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dikkat ederseniz, bu anlatı Orta Asya’daki Dünya Ağacı motifiyle neredeyse aynıdır. Yani Yahudilik’teki bilgelik ağacı, Türk mitolojisindeki gök ile yer arasındaki bağ fikrinin semavi bir versiyonudur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ama ilginç olan şu: İslamî rivayetlerde gargat ağacı Yahudilerin saklandığı varlık olarak geçerken, Yahudi geleneğinde ağaç bizzat Tanrı bilgeliğinin sembolüdür. Yani biri saklayan (gizleyen), diğeri açığa çıkaran (bilgiyi veren). Bu tam anlamıyla tersine çevrilmiş bir teolojidir. İslamî halk anlatısı Yahudi sembolünü lanetli bir maskeyle yeniden yazmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hıristiyanlıkta da durum benzer ama daha dramatiktir. Ağaç artık bilginin değil, kurtuluşun aracıdır. Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği haç, metinlerde ağaç olarak anılır. Pavlus, Galatyalılar Mektubu’nda açıkça: “Mesih bizim için lanet oldu, çünkü ağaç üzerine asılan lanetlidir’’ denmiştir. Yani ağaç hem lanetin hem kurtuluşun aracıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu çift anlamlılık lanet ile rahmetin birleştiği o eksen halkın gargat algısına çok benzer. Anadolu’da da gargat ağacına hem korkuyla yaklaşılır hem dua edilir. Hıristiyan teolojisinde haçın laneti kurtuluşa çevirmesi, halk inancında gargat ağacının lanetli iken eren ağacına dönüşmesiyle aynı sembolik yapıya sahiptir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu yüzden tarihsel olarak baktığımızda gargat, İslam halk inancında yalnızca Yahudilerle ilgili bir hadisin uzantısı değildir; çok daha eski, çok daha köklü bir evrensel arketipin Anadolu’daki son halkasıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Her dinde bir ağaç vardır:</strong><br />
Yahudilikte bilgelik,<br />
Hıristiyanlıkta kurtuluş,<br />
İslam’da sınav ve sır,<br />
Türk mitinde ruh ve kök.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu kadar farklı teolojilerde aynı simgenin yaşaması, insan zihninin doğaya duyduğu arkaik saygıyı gösterir. Ağaç, insanın hem doğaya hem Tanrı’ya yönelen bilinç halinin en eski aynasıdır.<br />
Bu aynada her kültür kendi suretini görür:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yahudi onu Tanrı’nın bilgeliği,<br />
Hıristiyan kurtuluşun haçı,<br />
Müslüman ise sınavın ağacı yapar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türk halkı ise hepsini birden içine alır; gargat ağacını hem sır hem sığınak haline getirir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sonuçta gargat anlatısı, teolojik bir lanetin değil, insanlığın ortak bilinçaltının hikâyesidir. Her çağ kendi korkusunu o ağacın gövdesine kazımış; her halk, kendi Tanrısıyla arasındaki mesafeyi o gölgenin altına gizlemiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kısacası, gargat ağacının kökleri dinde değil, insanın Tanrı karşısındaki yalnızlığında yatar.</span></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Orhan ERGEZER</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">(*) Kaynakça / Dipnotlar</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">&nbsp;&nbsp; &nbsp;1. Sahih-i Müslim, “Kitab el-Fiten”, hadis no: 2922.<br />
Rivayet edilen hadiste “taş ve ağaçların dile gelmesi” anlatılır. Gargat ağacı Yahudilerin sığındığı ağaç olarak geçer. Bu metin, gargaç ağacının İslamî kökenini oluşturur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2. Sahih-i Buhari, “Kitab el-Cihad”, hadis no: 2925.<br />
Benzer bir kıyamet sahnesi aktarılır; burada da gargat ağacı Yahudilerin “saklanacağı ama dile gelmeyecek” ağaçtır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3. Taberî, Tarih el-Ümem ve’l-Mülûk, cilt II.<br />
Hadisin tarihî bağlamı açıklanır; sembolik anlamın “hak-batıl mücadelesi” olduğu, literal (kelimesel) anlamda değil, mecazî biçimde yorumlanması gerektiği vurgulanır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4. İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, cilt XIII.<br />
Kıyamet hadislerinin yorumlarında gargat ağacının “dünyanın zulme tanıklığı” simgesi olduğu belirtilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;5. Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi (2 Cilt), Türk Tarih Kurumu, 1971.<br />
Orta Asya’da “ağaç-ruh”, “yer-su iye” ve “dünya ağacı” kavramlarını açıklar. Türklerin doğa kültündeki ağaçların ruh taşıdığı inancı, gargaç sembolünün halk belleğinde nasıl yaşadığını anlamak açısından temel kaynaktır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;6. Mircea Eliade, Şamanizm: Arkaik Tekniklerin Tarihi, 1951.<br />
Ağaç kültünün şamanik toplumlardaki merkezi konumunu anlatır. Eliade’ye göre “ağaç gövdesi, gökyüzüyle yer arasındaki eksendir”; bu anlayış, Türklerin “koruyucu ağaç” motifine zemin oluşturur.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;7. İrene Melikoff, Uyur İdik Uyardılar: Alevîlik-Bektaşîlik Araştırmaları, Cem Yay., 1993.<br />
Bektaşi menkıbelerinde “ağaç”ın hem sır hem koruyucu olarak yer aldığına dikkat çeker. Gargaç ağacının “eren ağacı”na dönüşümünü anlamak için temel referanstır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;8. Yunus Emre Divanı, beyit no: 327 (“Bir ağaç idim ben dahi…”).<br />
Ağaç motifinin insanın Tanrı ile birliğini simgeleyen tasavvufî dönüşümünü yansıtır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;9. Zohar (Kabalistik metin), Sefirot ha-Etz ha-Hayim.<br />
Hayat Ağacı öğretisinin köken metni. Tanrı’nın ilahi tezahürlerinin ağaç yapısında kurgulanması, Yahudi teolojisinde ağacın bilgelik ve yaratılış sembolü olduğunu gösterir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;10. Tevrat, Yaratılış Kitabı (Bereşit) 2:9 ve 3:22.<br />
İyiliği ve Kötülüğü Bilme Ağacı anlatısının kaynağı. Bilgi ile günahın aynı anda kazanılmasının sembolü.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;11. Galatyalılar’a Mektup 3:13.<br />
Pavlus’un İsa’nın çarmıhını “ağaç” olarak nitelemesi. Lanet ve kurtuluşun aynı sembolde birleşmesi- Hıristiyanlığın gargaç benzeri ikiliği.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;12. Joseph Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, Princeton Univ. Press, 1949.<br />
Evrensel mitolojik sembollerin kültürler arası dönüşümünü inceler. Ağaç motifinin “ölüm ve yeniden doğuş” arketipi olarak her kültürde bulunmasını açıklar.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;13. Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Türk Halk Edebiyatı, Gerçek Yay., 1973.<br />
Anadolu’da “ağaç altı yatırları”, “bez bağlama”, “dilek ağacı” gibi halk uygulamalarının eski inançların İslamî kılıfa bürünmüş hâli olduğunu gösterir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;14. Ali Şeriati, İnsanın Dört Zindanı, 1965.<br />
Ağaç sembolünü insanın doğa, tarih ve kaderle ilişkisini anlatan bir varoluş metaforu olarak ele alır. Bu felsefi yorum, halk inancının metafizik derinliğine ışık tutar.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;15. Mahmud al-Kashgari, Divanü Lugati’t-Türk, 11. yy.<br />
“Yir” (yer) ve “yaş” (ağaç, canlı) kelimeleri arasındaki kök bağ, Türklerin doğayı canlı bir varlık olarak algıladığını gösterir. Gargaç motifinin dilsel kökenine dair ipuçları sunar.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 22:18:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/orhan-ergezer-1754745411.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Korkunun iktidarı: Sessiz kalanların bedeli</title>
                <category>Gül YILMAZ</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/korkunun-iktidari-sessiz-kalanlarin-bedeli-188</link>
                <author>gulberksu@hotmail.com (Gül YILMAZ)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/korkunun-iktidari-sessiz-kalanlarin-bedeli-188</guid>
                <description><![CDATA[Korkunun iktidarı: Sessiz kalanların bedeli]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün sokakta, pazarda, işyerinde, evinde fısıltıyla konuşan milyonlar var. Korku sadece siyasetin değil, gündelik hayatın dili olmuş durumda. Adaletin terazisi artık vicdanla değil, güçle tartılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Halk, kendi hikayesinde figüran,&nbsp;sesini yükselten ise hain, susturulan kahraman sayılıyor. Oysa demokrasiler, korkunun değil cesaretin topraklarında yeşerir. Peki biz, bu sessizliğin bedelini daha ne kadar ödeyeceğiz?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İnsanlar neden konuşmaz ya da harekete geçmez?&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ekonomi iyi mi? Hayır! Özgürlük ve demokrasi yeterince var mı? Buna siz karar verin.. Sürekli muhalif partilerin belediyelerine soruşturma açılıyor. Peki iktidar belediyelerinde hiç mi sıkıntı yok diye sorası geliyor insanın. Artık bir emekli, maaşıyla iki çeyrek altın bile alamıyor. Kadın cinayetleri çok arttı. Peki bu kadar olumsuz örnek varken halk neden gerektiği kadar sesini çıkarmıyor ya da çıkaramıyor mu diye soralım?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Acaba politik baskılar olabilir mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sürekli gözaltına alınan ve tutuklanan etkin ve yetkin kişilerin etkisi olabilir mi? İşini kaybetme, devlet kurumlarından dışlanma ya da yargılanma tehditi olabilir mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu soruları sormaktan ziyade sorulmayan soruları sormamız gerekiyor. Mesela aslında halkın ses çıkarmadığı süreçte neler kaybedebileceğini. Bir toplum nasıl yönetilmek isterse iktidar o şekilde yönetir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Medya burda çok önemli. Medyanın büyük bir çoğunluğu gerçek gündemden ziyade gündem dışı konularla halkı yanıltabilir ve böylece halk gerçek habere ulaşamayabilir. Eleştirel sesler genellikle internetle sınırlı olabilir. Böylece halkın büyük kısmı tek taraflı bilgi alabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ya da hayal kırıklığı halkı gelecekten vazgeçirmiş olabilir mi? Sürekli seçimler ama değişmeyen sonuçlar...<br />
Yani kısacası iğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batırmamızın zamanı gelmedi mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Halklar arasında kutuplaşmada bir sessizlik sebebi olabilir. Hatırlıyorum; çocukluğumda Alevi, Türk, Kürt vs. diye arkadaş, ya da komşu ya da, çevre ayırt etmek yoktu. Hep beraber hareket ederdik.&nbsp;<br />
Bilim ilerliyor. İnsanlık artık uzayda başka hayat alanları araştırırken biz hala "O Kürt bu Türk; o günah, bu günah değil vs." çelişkilerindeyiz.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dünya genelinde demokrasiden ziyade bir otokrasileşme söz konusu.Bunun nedenlerine bakmak lazım. Acaba halkların toplumsallaşmaktan ziyade bireyselliğe doğru gidiyor olmasından dolayı olabilir mi?<br />
Ya da sosyal medyayla, saçma sapan kadın programlarıyla insanlar uyutuluyor olabilir mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Peki birde iktidar açısından bu konuyu ele alalım. Yani halkın sessizliğini. Sorgulama azalır. Korku içindeki insanlar, "başımıza bir şey gelir" endişesiyle konuşmaktan ve eleştirmekten çekinir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu da iktidarın hesap verme zorunluluğunu azaltır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Birlik değil bölünme oluşur. Korku halkı birleştirmez, aksine birbirine güvensiz ve pasif bireylere dönüştürür. İktidar bu durumu kullanarak 'biz' ve 'onlar'ayrımını güçlendirir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Değisim isteği bastırılır. Korkan halk statükoyu değiştirmek yerine 'mevcut hal daha kötüye gitmesin' diye düşünür. Ve böylece değişim isteği bastırılır ve propaganda kolay işler.. Korkan bir halk özgürlüğünü değil, güvenliğini seçer. Bu da iktidara çok büyük bir avantaj sağlar. Sorgulanmadan yönetme hakkı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yani "Stockholm Sendromu"diyebilir miyiz?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu tarih boyunca uygulanmış ve maalesef kabül görmüştür. Şimdi neden kadınlara ve eğitime bu kadar çok oynandığını anladınız mı?&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kadını hor görürsen,cahil bırakırsan, özgürlüğünü elinden alırsan; onun yetiştireceği nesilde bir o kadar cahil, düzeni şartsız şurtsuz kabul eden kişilerden oluşur. Kadın kocasına itaat etmelidir. Onun en önemli görevi çocukları ve eşiyle ilgilenmektir. Kadının neyine kariyer yapmak ya da ayakları üzerinde durmak değil mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ve eğitim...<br />
Kitaptan alınan vergi pırlantadan bile alınmıyor. Neden acaba? İnsanların uyanıp gerçekleri görmesinden korkuluyor olabilir mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Matrix diye bir film vardı. O zamanlar sadece bilim kurgu diye algılamıştım. Şimdi sanki yaşıyormuşum gibi geliyor. Benim gibi düşünen kimler var acaba?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yani demem o ki kendinize neyi layık görürseniz onu yaşarsınız ya da susarsınız...</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 22:08:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2024/09/gul-yilmaz-1725652893.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dayanışma, Kardeşlik, Demokrasi ve Çobandere Katliamı </title>
                <category>MERTÇE</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/dayanisma-kardeslik-demokrasi-ve-cobandere-katliami-187</link>
                <author>tamerfadime@gmail.com (MERTÇE)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/dayanisma-kardeslik-demokrasi-ve-cobandere-katliami-187</guid>
                <description><![CDATA[Dayanışma, Kardeşlik, Demokrasi ve Çobandere Katliamı ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">10 Ekim 1987<br />
Siirt'e geldiğimin birinci ayında bebek katili Apo ve eli kanlı hain çetesi pkk tarafından Çobandere katliamı yapıldı. O zamanlar Siirt'in ilçesi olan Şırnak'a bağlı Méşeiçi Köyünün Mezrasi olan Çobandere'de kanı bozuk gözü dönmüş pkk'lı katiller 2 si bebek toplam 13 vatandaşımızı vahşice öldürdü.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Pkk'nın sadece polis ve askerlerimizi şehit ettiğini zannedenler yanılıyor. Bölgede hizmet veren ögretmen, işçi, imam, hemşire demeden binlerce sivil kamu personelini öldürmenin yanında Kürt halkını da bebek, çocuk, kadın demeden katletmistir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Pkk ve Apo'nun Kürt halkını temsil ettiğini sananlar öldürülen Kürt bebeklere baksınlar, basılan Kürt köylerine baksınlar.&nbsp;<br />
Kürt halkının pkk'ya karşı verdiği onurlu mücadeleye baksınlar.<br />
Onbinlerce Köy Korucusuna ve Gönüllü Köy Korucularına baksınlar.&nbsp;<br />
Karşılarında güneş kadar ortada bir gerçek var; pkk ve Apo Kürtleri temsil etmiyor.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Apo ve pkk eli kanlı vatan hainleridir.&nbsp;<br />
Abd ve Israil tarafindan sadece ülkemizde degil bölgede (İran, Suriye, Irak) &nbsp;kullanılan Truva atlarıdır. Bu emperyalist güçler bölgede hangi ülkeyi dagitmak/karıştırmak veya durdurmak isteseler bu kanı bozuk çeteler aktif hale gelir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün kardeşlik, dayanışma, demokrasi gibi güzel kelimelerin arkasına saklanarak bebek katillerinin aklanması inanılmaz bir hatadır. Apo ile, pkk ile kardeşlik olamaz. Olmayacak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu arada sadece Adana'da tam 200 adet "Şehit" adı verilen eğitim kurumumuz var. Neredeyse her ilçemizde, beldemizde, mahallemizde şehitlerimizin adı verilen bu eğitim kurumlarının isimleri değiştirilecek mi merak ediyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ülkeyi yönetenler apo'yu ve pkk'yi affedebilir. Malesef durum onu gösteriyor. Ancak halkın kırk bin kişinin katillerini affedecegini sanmıyorum.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ben bu katilleri asla affetmiyorum...</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dayanisma, kardeşlik ve demokrasi için apo'ya ve pkk'ya ihtiyaç yok. Her ne yapılacaksa onlar olmadan çok daha güzel yapılır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Oct 2025 10:58:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/mertce-1754745789.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadının Siyasetteki Yeri ve  Görünmeyen Duvarlar </title>
                <category>Sibel YAŞAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kadinin-siyasetteki-yeri-ve-gorunmeyen-duvarlar-186</link>
                <author>c.sibelyasar@gmail.com (Sibel YAŞAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/kadinin-siyasetteki-yeri-ve-gorunmeyen-duvarlar-186</guid>
                <description><![CDATA[Kadının Siyasetteki Yeri ve  Görünmeyen Duvarlar ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Demokrasi, herkesin eşit temsil hakkına sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Ancak rakamlara baktığımızda, kadınların siyasetteki varlığı hâlâ erkeklerin oldukça gerisinde.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Seçme ve seçilme hakkı anayasal güvence altında olsa da, kadınların siyasette görünür olmasının önünde görünmez duvarlar var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">En başta, toplumun köklü önyargıları… Yüzyıllardır süregelen 'siyaset erkek işidir'&nbsp;algısı, kadınların liderlik yolunu tıkıyor. Kadın siyasetçiler hâlâ, 'anne mi olacak, siyasetçi mi?'&nbsp;gibi klişe sorularla karşı karşıya kalıyor. Oysa erkeklerden kimse 'baba olmakla'&nbsp;siyaset arasında seçim yapmalarını istemiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir diğer engel, siyasetin yüksek maliyeti. Kampanyalar, medya görünürlüğü, saha çalışmaları… Hepsi ciddi finansal kaynak gerektiriyor. Kadınların ekonomik güce erişiminin sınırlı olması, onları daha en baştan yarışın gerisine itiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Siyasi partilerdeki erkek egemen yapı da cabası. Parti içi dengeler çoğu zaman kadınları vitrin süsü olarak gösteriyor ama karar mekanizmalarına sokmuyor. Yani 'cam tavan sendromu'&nbsp;siyasette de bütün ağırlığıyla karşımıza çıkıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Üstelik kadınlar yalnızca görünmez engellerle değil, doğrudan şiddet ve baskıyla da karşılaşıyor. Hakaretler, tehditler, sosyal medyada cinsiyetçi saldırılar…&nbsp;<br />
Kadın siyasetçilerin direncini kırmak için kullanılan yöntemler ne yazık ki hiç azımsanacak boyutta değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tüm bu tablo, bize şunu açıkça söylüyor:&nbsp;<br />
Kadının siyasette eşit temsili yalnızca bir hak meselesi değil, aynı zamanda toplumun daha adil, daha kapsayıcı bir geleceğe yürüyebilmesi için zorunluluktur. Daha fazla kadın siyasette yer aldığında, yalnızca rakamlar değil, siyasetin dili de değişecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Demokrasinin yarısı eksik kalmasın diye, kadınların siyasette daha fazla yer almasının zamanı çoktan geldi de geçiyor.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bizim tarihimiz sadece kahraman askerlerin değil, cepheye mermi taşıyan Şerife bacıların anaların kadınların tarihidir.&nbsp;Ama ne yazık ki milliyetçilikten bahseden birçok ağız bu gerçeği görmezden geliyor.&nbsp;İfade etmek gerekir ki, kadınların haklarını yok sayan bir anlayışın milliyetçilikten söz etmeye hakkı yoktur. Bu milletin yarısı kadınlardır. Onları görmezden gelen bir zihniyet yarım&nbsp;milliyetçiliktir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bugün hala kadınlar sokakta şiddete uğruyor, iş hayatında geri plana etkiliyor, siyasette yeterince temsil edilmiyorsa hangi milliyetçilikten söz edebiliriz. Milliyetçi olmak kadının sesini kısmak değil, onun emeğini ve mücadelesini yükseltmektir. Çünkü bu topraklar Nene Hatun'un, Halide Edip'in, Kara Fatma ile &nbsp;nice isimsiz kahramanın fedakarlığı ile vatan olmuştur.<br />
Milliyetçilik sadece geçmişe methiye düzüp bugünü ihmal etmek değildir. Eğer genç kızlarımız umudunu yitiriyorsa, kadınlarımız özgürce yaşayamıyorsa o zaman vatan sevgisi laf olmaktan öteye gidemez.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gerçek Milliyetçi kadının emeğini görür, değerini teslim eder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Unutmayalım; kadına hak ettiği değeri biçmeyen millet gerçek milliyetçi değildir..!</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Oct 2025 12:07:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/sibel-yasar-1760183764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklar Gemisi</title>
                <category>Aliye ŞAHİN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/cocuklar-gemisi-185</link>
                <author>aliyesahino1sa8001@gmail.com (Aliye ŞAHİN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/cocuklar-gemisi-185</guid>
                <description><![CDATA[Çocuklar Gemisi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kimleri alsak gemimiz ayrılırken bu şehirden<br />
Çocukları almalıyız, bebekleri, oyun oynayanları<br />
Geçip giden bütün gemilerin hayranları<br />
Bütün gemilere aşık o küçük kalpleri<br />
Kendi dünyalarında yüzen gemileri<br />
Bu şehrin bütün çocuklarını almalıyız<br />
Evlere okullara , bahçelere uğramamalıyız<br />
Kalkıyor demeliyiz sizin dünyanızda doğru<br />
Sabah rüyaınıza giren dünya vapuru<br />
Orada, vardığınız yerde sürüp gitsin oyun<br />
Orada, asıl öğretmenlerden okuyun,<br />
Sevgili vatanımızın ve halkımızın tarihini<br />
Orada, annelerimizin en güzelini,<br />
O derin bakışlı gökyüzünü,<br />
Aşkın eşit sıcaklıktaki örtüsünü<br />
Ve çalışkan insanlığı bulacağız orada,<br />
Kasabada, Bozkır’da, güneyde, dağların ardında.<br />
Çocukları, yalnız çocukları aldım gemiye<br />
Onlar açılabilirler yalnızca pervasızca ileriye<br />
Geride en küçük bir paslı demir bırakmadan<br />
Bütün kaba zevkleriyle unutulur eski liman…</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">CEYHUN ATUF KANSU<br />
Gazzeli çocuklara ithafen…</span></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Oct 2025 11:37:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/aliye-sahin-1754839758.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tansu Çiller’in Mirası ve Samsun’un Merkez Sağdaki Gücü</title>
                <category>İlkay KOCABAY</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/tansu-cillerin-mirasi-ve-samsunun-merkez-sagdaki-gucu-184</link>
                <author>ilkaykocabay@gmail.com (İlkay KOCABAY)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/tansu-cillerin-mirasi-ve-samsunun-merkez-sagdaki-gucu-184</guid>
                <description><![CDATA[Tansu Çiller’in Mirası ve Samsun’un Merkez Sağdaki Gücü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye siyasi tarihinde bir dönüm noktası olan Tansu Çiller, yalnızca ülkemizin ilk kadın başbakanı olarak değil, aynı zamanda merkez sağın vizyoner liderlerinden biri olarak hafızalara kazındı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Onun döneminde atılan adımlar, sadece o günün değil, bugünün ve yarının da temel taşlarını oluşturdu. Ekonomide sağlanan büyüme, Gümrük Birliği ile Avrupa’ya açılım ve terörle mücadelede ortaya konan kararlılık, merkez sağ siyasetinin ne denli güçlü bir vizyona sahip olduğunu açıkça gösterdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Samsun, bu vizyonun halk nezdinde en güçlü karşılık bulduğu şehirlerden biri oldu. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Merkez sağın tarihsel olarak köklü bir desteğe sahip olduğu bu şehirde, Tansu Hanım’ın liderliği hem ekonomik kalkınma hedefleriyle hem de bir kadın liderin devletin en üst makamında yer almasıyla halkın gönlünde yer etti. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Özellikle kırsal bölgelerde ve genç seçmenler arasında Sayın Çiller’in bıraktığı iz, bugün hâlâ canlılığını koruyor. Bu iz, bizim için yalnızca bir hatıra değil, aynı zamanda bir motivasyon kaynağıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">1995 genel seçimlerinde Doğru Yol Partisi (DYP) ulusal düzeyde çeşitli zorluklarla karşılaştı. Ancak Samsun gibi merkez sağın kalelerinden biri olan illerde gücünü muhafaza etti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kadın seçmenler ve gençler, Tansu Çiller’in kimliğini bir güven unsuru olarak gördü. Bugün bizler, o dönemin mirasını sahiplenerek Samsun’da oylarımızı yeniden yukarı taşımak için kararlılıkla çalışıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tansu Çiller’in başarıları tarih sayfalarında kalmadı, kalmamalı da. Bu tecrübeler, bizim için yol gösterici bir pusula niteliğinde. Samsun halkı bu değerleri unutmaz; çünkü bu şehir, kalkınmanın, güvenliğin ve demokratik değerlerin kıymetini bilen bir şehir. Biz de bu değerleri merkeze alan güçlü bir merkez sağ siyasetiyle halkımızın karşısına çıkacağız.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Seçim zamanı geldiğinde Samsun teşkilatı olarak sahada olacağız. Her kapıyı çalacak, her gönüle dokunacağız. Halkımızın desteğiyle güçlü bir çıkış yapacağımıza inanıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çünkü biz, geçmişin tecrübeleriyle geleceği inşa etmeye talibiz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tansu Çiller’in mirası, bizim için bir başlangıç noktası değil; süreklilik arz eden bir sorumluluk ve ilham kaynağıdır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Sep 2025 20:32:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/03/ilkay-kocabay-1774404808.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çiftçinin Sesi Duyulmalı</title>
                <category>İlyas MERCAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ciftcinin-sesi-duyulmali-183</link>
                <author>mercanilyas8118@gmail.com (İlyas MERCAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/ciftcinin-sesi-duyulmali-183</guid>
                <description><![CDATA[Çiftçinin Sesi Duyulmalı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye, tarımda büyük bir potansiyele sahip ama bu potansiyel her geçen gün heba oluyor. Çiftçi tarlasına mazot koyamazken, gübresini alamazken, ürettiği ürünün karşılığını bulamazken biz hâlâ günübirlik çözümlerle vakit kaybediyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Mazot, gübre, yem fiyatları sürekli artıyor; destekler ise ya yetersiz ya da geç geliyor. Çiftçi alın terini toprağa döküyor ama kazanan aracılar oluyor. İklim krizi ve kuraklık da cabası.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Artık net bir şey söylemek gerekiyor: Tarım bir milli güvenlik meselesidir. Gıdada dışa bağımlılık, geleceğimizi ipotek altına almak demektir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çözüm bellidir: Bilimsel planlama, kooperatifleşme ve üreticiye güven verecek fiyat politikaları. Çiftçiyi korumayan hiçbir iktidar, toplumu da koruyamaz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye’nin bereketli toprakları var; mesele bu bereketi adil ve akıllı politikalarla halkın sofrasına taşımaktır. Çiftçinin sesi duyulmadıkça kaybeden hepimiz olacağız. Çünkü sofralarımızdaki yiyeceklerimizin tümü çiftçi emeğidir</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Sep 2025 08:43:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/09/ilyas-mercan-1758951789.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Leviathan</title>
                <category>Sena TEKİN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/leviathan-182</link>
                <author>tekin.sena5001@gmail.com (Sena TEKİN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/leviathan-182</guid>
                <description><![CDATA[Leviathan]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Leviathan, "insan insanın kurdudur"&nbsp;diyen Hobbes ‘un en bilindik siyasi benzetmelerinden oluşan ve kökleri İbrani mitolojisine dayanan bir anlatısıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Okurlarım bilir ki, mitolojik ve felsefi öğeleri yazılarımda serpiştirme kullanmaya bayılırım. Ama önce Leviathan‘ın mitojik boyutunu ele alalım: Leviathan‘ın etimolojik kökeni ibranice 'livyah'dan gelir.<br />
Anlamı; kıvrılmış, dolanmış olan demektir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Leviathan kaosu temsil eden bir deniz timsahı veya yılanı, ama özünde bir deniz canavarıdır. Bu yüzdendir ki, eski Ahit ve Eyüp kitabında kıyameti haber veren bir yanı ile yenilmez bir güç olarak betimlense de, Hristiyan inancına göre; kıyamet günü Tanrı Leviathan‘ı öldürecek ve etinden kurtulanlara dev bir ziyafet sofrası hazırlayacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Peki, Hobbes için Leviathan ne demekti? Mutlak güce sahip olan polis devleti.<br />
Devlet Leviathan kadar korkunç ve vahşi olmalıdır ki, bireylerin refahını koruyabilsin.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Leviathan yurttaşlarını korumak için onların bireysel özgürlüklerinden vazgeçmelerini emreden mutlak bir deniz canavarıdır. Önemli olan özgürlük değil güvenliktir. Tüm bunlardan hareketle, Leviathan devleti, canı ne isterse yapan, bireyin özgürlüğü ile beslenen korku kültürü ile yaşayan bir canavardan öteye geçemez.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bütün bunları düşünürken aklıma geçen gün okuduğum bir haber geldi.<br />
Haber; Adana’nın tek eksiği&nbsp;olan Ferdi Tayfur müzesinin açılışına&nbsp;yönelik.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yerli ve milli ürünlerde bugün Ferdi Tayfur müzesi ile&nbsp;mevcut insanlık için küçük, ama belediyecilik hedonizmi için büyük bir adım atılmış olmalı..</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yapımı için nasıl ne kadar ve hangi amacı öncülleyen bir yaklaşımın kullanıldığına dair kimsenin bir fikrinin olmadığı, belirli bir arabesk alt kültürünün temsilcisinin hiç de ilgilenmediğim hayatı, filmleri&nbsp;vb. şekilde ele alan bir mimari şaheser&nbsp;insanlığa kazandırıldı. (!)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Adana’nın zaten başka sorunu&nbsp;yoktu, çok iyi düşünülmüş!</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Zaten kendimi sıkça sorguladığımdan olsa gerek ve Leviathan devletini çok iyi bildiğimden yine aklıma belirli bir alt kültür eğlencesi olan pardon sporu olan güreş festivalleri düzenleyen aynı belediyenin bu şahane projesi ile bir kere daha iliklerime kadar sanata, hizmete ve topluma olan duyarlığını&nbsp;hatırladım.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Zira o belediyenin yönetimde söz sahibi olduğu bir yerde yaşıyorum. Yağmur yağınca kapının önünde oluşan göletten heran bir Leviathan fırlayacakmış gibi hissediyorum. Düzenlenmemiş ar-ge'si yapılmamış imara açılmış sokakları görünce de Leviathan çıkacak sanıyorum korkuyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Geçen gün yol olan yerde artık bir ev var mesela, Leviathan çok becerikli. İmarda yeşil alan olarak görünen yerleri doldurmak için sanırım dünyanın her yerinden gelen beynelmilel çöplerine ev sahipliği yapan yerden kamyonlarca getirilip dökülen toprağımsı çöp yığınlarınıda görünce aman tanrım Leviathan çıkar mı diye tedirgin olmuyor değilim, ama neyseki üzerinde çocukların oynayacağı bir park yükselecek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Belki göremem ama malum belediyecilik başka bir şey çevre düzenlemesi bambaşka birşey. Ama sonra sakinleşiyorum çünkü Leviathan güvenle yaşamam için elinden geleni yapıyor. Buna vergilerle yaptırılan Ferdi Tayfur müzesi de dahil, içim huzura kavuşuyor derken, fonda siyasiyabend çalıyor. "Ağrı dağından uçtum çayır çimene düştüm, düştüm ırak ellere dile gelmez hallere, şu devlet dedikleri köhne virane kurmuş gönüllere tenha"&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sonra Leviathan’ın öldüğünü ve kurtulanlardan olabileceğimi düşünüyorum. "Düşünüyorum öyleyse yokum" kıyamet gelmiş demektir, artık özgürüm..</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Sep 2025 16:46:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/sena-tekin-1754745590.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Merkez sağ bu ülkenin kalkınma hamlelerinin, demokratik istikrarının ve toplumsal uzlaşmasının temel taşıdır.</title>
                <category>Halil İbrahim ŞAHİNLER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/merkez-sag-bu-ulkenin-kalkinma-hamlelerinin-demokratik-istikrarinin-ve-toplumsal-uzlasmasinin-temel-tasidir-181</link>
                <author>his@gmail.com (Halil İbrahim ŞAHİNLER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/merkez-sag-bu-ulkenin-kalkinma-hamlelerinin-demokratik-istikrarinin-ve-toplumsal-uzlasmasinin-temel-tasidir-181</guid>
                <description><![CDATA[Merkez sağ bu ülkenin kalkınma hamlelerinin, demokratik istikrarının ve toplumsal uzlaşmasının temel taşıdır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><img alt="" src="https://www.turkhaberler.com.tr/public/images/detay/sahinler.jpg" style="height:563px; width:800px" /></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Merkez sağ bu ülkenin kalkınma hamlelerinin, demokratik istikrarının ve toplumsal uzlaşmasının temel taşıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün bu çizgide yeni bir nefes, yeni bir umut olmak için yola çıktık.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Prof. Dr. Tansu Çiller, Türkiye’nin ilk kadın başbakanı olarak sadece bir siyasi figür değil, bir dönemin cesur reformcusu ve uluslararası vizyon taşıyan lideridir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Biz, geçmişin tecrübelerinden ilham alarak, bugünün sorunlarına çözüm üretmek için buradayız. Merkez sağın yeniden yükselişi, Türkiye’nin yeniden toparlanışıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bizim merkez sağ hareketimiz, geçmişin başarılarını inkâr edenlerle değil, geleceği inşa edenlerle yürür. Biz merkez sağcıyız çünkü milletin sesiyle yürürüz. Ne kutuplaşma isteriz, ne inkâr siyaseti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yeni bir yol açıyoruz. Bu yolda geçmişin tecrübeleriyle, bugünün sorunlarına çözüm arıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Katılmak isteyen herkese kapımız sonuna kadar açık.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Saygılarımla.</span></span><br />
&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Halil İbrahim Şahinler<br />
MERKEZ SAĞ PARTİ<br />
GENEL BAŞKAN VEKİLİ</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Sep 2025 12:14:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/halil-ibrahim-sahinler-1765191985.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gündemde Ötekileştiremediklerimizden misiniz?</title>
                <category>Gül YILMAZ</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/gundemde-otekilestiremediklerimizden-misiniz-178</link>
                <author>gulberksu@hotmail.com (Gül YILMAZ)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/gundemde-otekilestiremediklerimizden-misiniz-178</guid>
                <description><![CDATA[Gündemde Ötekileştiremediklerimizden misiniz?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye özellikle bu son zamanlarda çok yoğun bir gündem yaşıyor. Gündem sürekli değişiyor ama asıl gündemimize bir türlü gelemiyoruz. Yani ekonomiye, yani eğitime yani sağlığa, yani gerçek gündeme..</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Mesela ekonomi; gıda enflasyonunun çok arttığı bir dönemde emeklilerimiz ve çalışanlarımız acaba gıda enflasyonu kadar maaşlarına zam alabiliyorlar mı? Normalde almaları gerekiyor. Fakat verilen zamlarla gıda enflasyonu arasında büyük bir fark var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Emeklilerimiz pazar bitiminde pazar alışverişi yapıyor. Daha uygun fiyatta alışveriş yapabilmek için. Eskiden böyle miydi? Emekli ikramiyesiyle çok rahat ev alabiliyordu. Bir gün birisine "ya benzine,mazota sürekli zam geliyor" dedim. Bana aynen şunu söyledi."Benim arabam yok ki; onun için beni ilgilendirmez.."</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Oysa Allah tarafından verilen iki yuvarlak organdan hep aynısını kullanmasaydı, mazota ve benzine zam gelmesinin her şeye zam gelmesi demek olduğunu bilirdi. Pazara sebze, meyve gökten iniyor galiba..</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ama bizim gündemimiz ne? CHP'ye yapılan operasyonlar. Her belediyelere yapılan operasyonlar arkasında bir şeye zam geldiğini duyuyoruz. Maaşlar hariç.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Eğitim alanında da büyük sıkıntılarımız var. Tasarruf paketinden dolayı, okul temizliği velilerin ve öğretmenlerin kendi imkanlarıyla yapılmaya çalışılıyor. Okullar temizlik açısından o kadar kötü ki, çocuklar her an enfeksiyon kapma tehlikesiyle karşı karşıya.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Eğitim de öğretmen açığı çok fazla. Ama yapılan atamalarda bir o kadar az. Bu sefer olan kime oluyor; çocuklarımıza yani geleceğimize... Ama bizim gündemimizde ne var? Operasyonlar!</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sağlıkta işler nasıl sizce? İstediğiniz doktora istediğiniz zaman ulaşabiliyormusunuz?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bildiğim kadarıyla bazı dallarda mesela el cerrahisi ve çocuk cerrahisi alanında doktora ulaşmak çok zorlaşmış. Bir çok doktor adayı artık uzmanlık alanını şiddete daha az maruz kalacağı alanlarda seçim yapıyor ya da yurtdışına gidip çalışmayı tercih ediyor. Yanlış hatırlamıyorsam Cumhurbaşkanımız" giderlerse gitsinler" demişti. Peki ben kime muayene olacağım?&nbsp;Ama gündemde yine CHP ye yapılan operasyonlar var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Peki gündem neden değiştiriliyor yada şöyle sorayım neden asıl gündeme gelemiyoruz?<br />
Olumsuz gelişmeleri gölgelemek için olabilir mi? Mesela ekonomide kriz, işsizlik, enflasyon, yolsuzluk iddiaları, dış politika sorunlarının konuşulmasını engellemek için olabilir mi? Ya da toplumu kutuplaştırmak..?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Peki seçim stratejisi olabilir mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Medyanın kontrolü burda çok önemli. Medyanın büyük kısmı iktidara yakın olduğunda, hangi haberlerin ön planda tutulacağı doğrudan belirlenebiliyor. Böylece kamuoyunun dikkati istenen yöne kaydırılabiliyor. Ya da zorlayıcı dönemlerde toplumun moralini yada dikkatini başka noktalara çekmek için yeni tartışmalar yada gündem maddeleri üretilebiliyor. Peki neden?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir tür siyasal iletişim ve iktidarda kalma stratejisi olabilir mi? Peki bu operasyonlar muhalefetin sesini kısmak ve etkisizleştirmek olabilir mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ne olursa olsun; ülke gerçek gündemine gelmek zorunda. Bu ülkenin kaybedecek bir anı bile yok. Bir an önce gerçek gündeme, yani kendi gündemimize geri dönmemiz gerekiyor. Gündemi otekileştiremediklerimizden ziyade bizleştirmemiz gerekiyor. Bu gündem yada gündemsizlik domino taşı gibi eninde sonunda hepimizi etkileyecek. Etkilemeyecek mi zannediyorsunuz?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Gülerim...</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 11:33:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2024/09/gul-yilmaz-1725652893.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Baklavanın Fıstığı İtalya’dan: Kültür İthal Edilir mi?</title>
                <category>Orhan ERGEZER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/baklavanin-fistigi-italyadan-kultur-ithal-edilir-mi-177</link>
                <author>orhanergezer@turkhaberler.com.tr (Orhan ERGEZER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/baklavanin-fistigi-italyadan-kultur-ithal-edilir-mi-177</guid>
                <description><![CDATA[Baklavanın Fıstığı İtalya’dan: Kültür İthal Edilir mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye, dünya üretiminde lider olduğu Antep fıstığını İtalya’dan ithal ediyor. Bu yalnızca tarım politikalarının çöküşü değil; kültürel hafızanın sessiz erozyonudur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Antep fıstığı, sofraya atılan sıradan bir kuruyemiş değildir. O, toprağın sabrını, çiftçinin emeğini ve Anadolu’nun belleğini taşır. Gaziantep mutfağının belkemiği, yüzyıllardır Akdeniz ticaret yollarının gözdesi, halk türkülerinin bile içinde bir simge olarak yaşamıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün gelinen nokta ise iç karartıcıdır: İtalya’dan fıstık ithal etmeye başladık. Bu bir 'ticari tercih'&nbsp;değil; kendi öz ürününü yabancıya teslim etmenin ve hafızayı tüketmenin resmidir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Osmanlı arşivlerinde dahi Antep fıstığının ihracat kaydı vardır. 18. yüzyılda Halep ve Antep’ten çıkan kervanlar, Akdeniz limanlarını fıstıkla beslerdi. Bugün tablo tersine dönmüş: Akdeniz’in batısından fıstık alıyoruz. Bu yalnızca tarihî bir ironi değil, tarım politikalarının iflasıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Rakamlar ise çarpıcı. İtalya’nın dünya üretimindeki payı %1 bile değilken, Türkiye %15–20’lik üretim kapasitesiyle devler arasında. Buna rağmen ithalatçı konuma düşmek, yalnızca tarım politikalarının değil, vizyonun da çöktüğünü gösterir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Burada mesele 'kaç ton fıstık ithal edildi'&nbsp;değil. Mesele, kaç yüzyıllık bir kültürün sessizce erozyona uğradığıdır. İthalat bir kez başlarsa piyasa alışır, çiftçi küser, tüketici kanıksar. Geriye yalnızca ambalajda kalan bir isim kalır; içini ise başkası doldurur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Antep fıstığını kaybetmek, yalnızca sofradan bir lezzetin eksilmesi değildir. Bu, bir kentin, bir mutfağın ve bir ülkenin hafızasının silinmesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">UNESCO’nun kültürel miras listesinde bile yer alan bu ürün, artık dışarıdan ithal edilen bir mal haline geliyorsa, yalnızca ekonomik değil, kültürel bir kayıp söz konusudur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün fıstık, yarın zeytin, öbür gün pamuk ve incir… Bir ülke kendi ürünlerini ithal etmeye alışırsa, domino etkisiyle kültürel tarım mirası devrilir. Soframız yabancı etiketli ürünlerle dolarken, kendi toprağımızın sesi yavaş yavaş kısılır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İtalya bu ürünü stratejik bir tarım sektörü haline getirirken, bizde çiftçi desteklenmiyor; maliyetler sübvanse edilmiyor; markalaşma ve coğrafi işaret koruması yetersiz kalıyor. Bu yalnızca bir tarım sorunu değil, ulusal güvenlik ve kültürel kimlik sorunudur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ve buradan sorumlulara seslenmek gerekir: Fıstığı ithal eden karar yalnızca bugünün ekonomisini değil, gelecek nesillerin hafızasını ipotek altına alır. Tarım politikaları günübirlik ithalatla değil, uzun vadeli üretim planlarıyla yürütülmelidir. Eğer bugün Antep fıstığını kaybedersek, yarın hangi ürünü, hangi kimliği ithal etmek zorunda kalacağımızı kimse öngöremez.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Fıstık, bu ülkenin yalnızca ekonomisine değil, hafızasına da kazınmış bir mirastır. Mesele artık sadece kuruyemiş değil; kaybolan köklerimizin, elimizden kayan geleceğimizin hikayesidir. Fıstık giderse yalnızca cevizli baklavanın tadı değil, bu toprakların hafızası da kaçar.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 11:31:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/orhan-ergezer-1754745411.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupa gezisi izlenimlerim -3-</title>
                <category>Özlem ERDOĞAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/avrupa-gezisi-izlenimlerim-3-176</link>
                <author>ozlemerdogan01@hotmail.com (Özlem ERDOĞAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/avrupa-gezisi-izlenimlerim-3-176</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa gezisi izlenimlerim -3-]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Avrupa gezi izlenimlerimin bu bölümünde Floransa’daki &nbsp;İtalya’nın en önemli ve en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olması yanı sıra dünyanın en büyük ve en ünlü müzelerinden &nbsp;biri olan Uffizi Galerisinden bahsetmek isterim.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Özellikle İtalyan Rönesansı dönemine ait paha biçilmez eserlere sahip galeriyi gezebilmek için üç-dört saat vakit ayırmanız gerekli. Galeri &nbsp;Michellangelo, Leonardo da Vinci, Raffaello gibi sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapmakta.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İspanyanın bence en görülmeye değer şehri Barcelona. Şehrin mimari yapısı bütün dünyada örnek gösteriliyor. Çünkü caddelerin hiç biri birbirini kesmiyor ve bu nedenle de yaz sıcağı olmasına karşın &nbsp;tüm cadde ve sokaklarda hafif bir esinti var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tüm şehre dünyaca ünlü İspanyol dahi mimar Antoni Gaudi damgasını vurmuş. Şehirdeki eserlerini &nbsp;gezmek ve görmek için tüm dünyadan turistler şehre akın ediyor. En büyük ve en ünlü eseri Sagrada Familia Bazilikası.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">On üç bin kişilik &nbsp;kapasiteye sahip olan Bazilika &nbsp;üzerindeki on sekiz adet ince kulesi ile tüm bölgeye hakim konumda. Gaudi’nin 1926 yılında ölümü ile bazilika yarım kalmış ve halen bitmemiş vaziyette.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Gaudi’nin bir başka eseri de İspanya’da zengin bir ailenin talebi üzerine yaptığı Caso Batllo binası&nbsp;UNESCO listesinde yer alıyor. Modern bir bina görünümündeki yapının farklı mimarisi görenleri şaşkınlığa uğratıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yapının pencereleri Hobbit evlerine benzer şekilde mağara girişini andırıyor. Dalga şeklinde bir çatıya sahip yapıda çok sayıda süslü bacalar var. Dış cephesini yeşil, mavi, sarı renkte &nbsp;sırlı seramik karolar süslüyor.Yapı bugün müze olarak işletilmekte.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İspanya’da La Rambla caddesinde yürüyüş yapmak ayrı bir keyif. Katalonya meydanından limana kadar uzanıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Granada deyince akla hemen El Hamra Sarayı geliyor. Roma döneminden kalan surların üzerine bir kale olarak inşa edilmiş. On üçüncü yüzyılın ortalarına kadar bir onarım yapılmayan kale bu dönemde Granada Emiri Muhammed Nasır döneminde bugünkü özgün yapısına kavuşmuş.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">1333’te &nbsp;Gırnata Sultanı &nbsp;1. Yusuf kaleyi hükümdarlık sarayına dönüştürmüş. Dünyada en çok ziyaret edilen anıtlardan biri ve UNESCO listesinde yer alıyor. Burada teraslar, çeşmeler, yürüyüş &nbsp;yapabileceğiniz yollar, bahçeler ve göz alıcı yeşil bir vaha yer almakta. Günümüzde genellikle &nbsp;İspanyol ve modern dans ve bale gösterileri bu &nbsp;bahçelerde düzenleniyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">O akşam Granada’da Flemenko müziği eşliğinde muhteşem bir &nbsp;dans gösterisi seyrettik. Bu gösterilerde dans edenler genellikle El Hamra’dan görünen ve yürüyüş mesafesinde olan Sacromento &nbsp;bölgesinin &nbsp;dar gelirli çingeneleri. Gösteri sırasında da İspanya’nın meyve ve az miktardaki &nbsp;kırmızı şarap kullanarak yaptıkları ünlü içeceği 'Sangria'&nbsp;yudumladık.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İspanya'ya gelip de Madrid şehrini gezmeden dönmek olmazdı elbette. Plaza Mayor Meydanı çok canlı ve turistik. Meydanın tam orta yerinde lll. Felipe’nin bronz atlı bir heykeli var. Plaza Mayor Meydanı boğa güreşlerinden futbol maçlarına, pazar yerlerinden idamlara kadar bir çok olaya sahne olmuş.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Madrid’de gezilecek en ikonik yerlerden biri de Madrid Kraliyet Sarayı 3000 odası bulunan saray içindeki freskler, mimari süslemeler, ve bahçeleriyle şehrin en görülmesi gereken yeri konumunda. 13 hektarlık bir alanda yer alan saray kraliyet ailesinin ikametgah yeriymiş ancak şu anda daha çok resmi törenler ve davetler için kullanılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yaklaşık yirmi gün süren altı ülke yirmi beş şehir görme şansını yakaladığım Avrupa Gezisi izlenimlerim yazı dizisinin sonuna geldim. Bu gezimde İtalya-Roma için 'tarihi ve dünyada mutlaka görülmesi bir yer'&nbsp;&nbsp;ve gezmek için &nbsp;mutlaka en az iki gün ayırmalı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Floransa sanatın şehri, Venedik-romantizmin şehri bence.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İtalya gerçekten büyüleyici bir ülke. Çünkü sanat, tarih, romantizmi bu ülkede bulabiliyorsunuz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu Avrupa turunda gözlemlediğim bir &nbsp;başka şey daha var. Tüm dünyada şehirlerin tarihi noktalarında belli günlerde her daim &nbsp;konserler ve etkinlikler oluyor ve tüm dünya insanı eğleniyor arkadaşlar.<br />
En sevdiğin şey nedir deseler valiz hazırlamak derim herhalde. Benim seyahat aşkım, yeni yerler ve kültürler görüp öğrenme tutkum hiç bitmez.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Umarım yine bir gezi serüveninde yeni gezi yazılarımda buluşuruz değerli okurlarım.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><img alt="" src="https://www.adanahaber.net/public/images/detay/78(1).jpg" /></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 11:30:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/02/m-ozlem-erdogan-1772213754.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türküz Türk.!</title>
                <category>Sibel YAŞAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/turkuz-turk-175</link>
                <author>c.sibelyasar@gmail.com (Sibel YAŞAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/turkuz-turk-175</guid>
                <description><![CDATA[Türküz Türk.!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türk olmak, sadece geçmişteki zaferlerle övünmek değildir; bir milletin tarihini, kültürünü, acılarını ve sevinçlerini omuzlarında taşımaktır aynı zamanda bugünün yükünü, yarının sorumluluğunu üstlenmektir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Orhun Yazıtlarından Cumhuriyete Malazgirt'ten Çanakkale'ye uzanan binlerce yıllık bir yolculuğun mirasçısı olmaktır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Milliyetçilik,<strong>&nbsp;</strong>Meydanlarda bağırıp çağırıp slogan atmak, yüksek sesle hamasi nutuklar söylemek değil, bu ülkenin kadınına, gencine, işçisine, çiftçisine,doktoruna, öğretmenine sahip çıkmak, ülkesini ve milletini gerçekten sevmektir. Bu sorumluluk adalet için çalışmayı emeğe değer vermeyi üretmeyi bilime ve sanata sahip çıkmayı gerektirir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Milliyetçilik kendi değerlerini yükseltmektir. Türk milliyetçiliği de her zaman kapsayıcı olmalıdır tarihimiz bize gösteriyor ki,&nbsp;Türk milleti farklı kültürleri dilleri inançları bir arada yaşatmayı başarmış bir millettir bugün de milliyetçilik ayrıştıran değil birleştiren bir köprü olmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Unutmayalım: Türk olmak gururdur, ama bu gururu geleceğe taşıyacak olanlar kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, çalışanıyla, üreteniyle hep birlikte bu milleti ileriye götürenlerdir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Gerçek milliyetçi, milletini sevmekle kalmaz ona değer katar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kısacası Türk olmak nüfus cüzdanında yazan bir kelimeden çok daha fazlasıdır..!</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Öyleyse;&nbsp;</span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">NE SAĞCIYIZ, NE SOLCUYUZ</span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Biz özümüzü unutmadık diyen TÜRK MİLLETİ'yiz,&nbsp;insanız insan merkezliyiz. Hepimizin ideolojisi, siyasi görüşü farklılık gösterebilir unutmayacağımız ve unutturmayacağımız yegane şey Türk'lüğümüzdür. Birlik beraberlik içerisinde vatanımızın bölünmez bütünlüğünün bilincinde Kürdü, Çerkezi, Lazı diye ayırt etmeden kardeşçe toprağımızın her bir karışına sahip çıkmalıyız.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Geleceğimizin neferi olan çocuklarımıza bırakacağımız vasiyet TÜRK'üm diyerek kardeşlik birlik beraberlik duygusuyla vatanına sahip çıkmalarıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Milliyetçi bir ruhla laik bir toplum olarak din, dil, ırk ayırt etmeden ülkemizin her karışı bizim Türk milletinin diyerek dış mihraplara göz dağı verircesine kardeşçe uyum ve barış içerisinde adil bir şekilde yaşamamızı idame ettirmek zorundayız.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Aslımızı özümüzü unutmamalıyız çünkü;</span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">TÜRKÜZ, TÜRK MİLLETİYİZ..!</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Sep 2025 16:35:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/sibel-yasar-1760183764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de Merkez Sağ’ın Sessiz Çığlığı: Yeni bir siyasi Dengeye İhtiyaç Var</title>
                <category>Halil İbrahim ŞAHİNLER</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/turkiyede-merkez-sagin-sessiz-cigligi-yeni-bir-siyasi-dengeye-ihtiyac-var-174</link>
                <author>his@gmail.com (Halil İbrahim ŞAHİNLER)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/turkiyede-merkez-sagin-sessiz-cigligi-yeni-bir-siyasi-dengeye-ihtiyac-var-174</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’de Merkez Sağ’ın Sessiz Çığlığı: Yeni bir siyasi Dengeye İhtiyaç Var]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye siyasetinde uzun yıllardır süregelen kutuplaşma, toplumsal enerjiyi tüketen bir girdaba dönüşmüş durumda. Sağ ve sol eksenler arasındaki gerilim, seçmenin gerçek ihtiyaçlarını gölgede bırakırken, merkezde konumlanan geniş bir kitle kendini temsil edilemez hissediyor. Bu tablo, seçim yeterliliğini almış ve baraj sorunu olmayan güçlü bir merkez sağ partinin varlığını artık sadece bir seçenek değil, bir zorunluluk haline getiriyor.</span></span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Toplumsal Eğilimler ve Siyasi Boşluk</strong><br />
2024 yılında yapılan Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması, seçmenlerin %28’inin kendini “merkez” olarak tanımladığını ortaya koyuyor. Bu oran, klasik sağ-sol ayrımının ötesine geçen yeni bir sosyolojik gerçekliğe işaret etmekte olup. Özellikle kadın seçmenlerin merkezde yoğunlaşması, toplumsal uzlaşı ve kapsayıcı politikalar arayışının altını çizmektedir.<br />
Ancak bu merkez seçmen kitlesi, mevcut siyasi partiler arasında kendini ifade edebileceği bir mecra bulmakta zorlanmakta olup. Güven endekslerinde siyasi partilere duyulan güvenin yalnızca %8 olması, bu temsil krizinin ne denli derinleştiğinin bir göstergesidir.</span></span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Merkez Sağın Tarihsel Rolü ve Güncel İhtiyaç</strong><br />
Merkez sağ, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde tarihsel olarak dengeleyici bir rol üstlenmiştir. Ekonomik kalkınma, sosyal adalet ve milli değerler arasında kurduğu denge, geniş halk kesimlerinin desteğini almasını sağlamıştır. Bugün ise bu miras, yeniden aktif rol almasının zaruretini göstermektedir. &nbsp;Merkez sağ parti;<br />
• Ekonomik rasyonaliteyi,<br />
• Toplumsal kapsayıcılığı,<br />
• Devlet-millet bütünlüğünü,<br />
• Demokratik reformları birarada sunabilen bir vizyonla sahaya çıkmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Seçim Yeterliliği ve Baraj Sorunu Olmayan Bir Yapının Öneminin bilinci ile Sessiz Çoğunluğun Sesi Olarak</strong><br />
Türkiye’nin geleceği, kutuplar arasında sıkışmış bir siyaset değil; merkezde buluşan, ortak aklı önceleyen, kapsayıcı bir anlayışla şekillendirip. Seçim yeterliliğine sahip, baraj sorunu olmayan güçlü bir merkez sağ parti; sadece bir siyasi alternatif değil, toplumsal barışın ve demokratik istikrarın teminatı olacaktır. Saygılarımla.</span></span></p>

<p><strong>HALİL İBRAHİM ŞAHİNLER<br />
MERKEZ SAĞ PARTİ<br />
GENEL BAŞKAN VEKİLİ</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Sep 2025 13:55:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/12/halil-ibrahim-sahinler-1765191985.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’nin Kadın Lideri ve Sembolü: Prof. Tansu Çiller</title>
                <category>Sibel YAŞAR</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/turkiyenin-kadin-lideri-ve-sembolu-prof-tansu-ciller-173</link>
                <author>c.sibelyasar@gmail.com (Sibel YAŞAR)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/turkiyenin-kadin-lideri-ve-sembolu-prof-tansu-ciller-173</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’nin Kadın Lideri ve Sembolü: Prof. Tansu Çiller]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Türkiye siyasetinde kadınların temsili uzun bir mücadeleye dayanır. 1930’larda belediye seçimlerine, 1934’te ise genel seçimlere katılma hakkını kazanan kadınlar&nbsp;uzun yıllar en üst düzeyde bir lider göremediler. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">1993'te Türkiye’nin ilk ve tek Başbakanı olan Tansu Çiller&nbsp; müslüman dünyasının da 2. kadın Başbakanı ünvanıyla sahneye çıkarak bu 'cam tavanı'&nbsp;kırdı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çiller, kadınların siyasette görünür olabileceğini tüm ülkeye gösterdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">* * *</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Başbakanlık öncesi ekonomi profesörü olan Çiller, 1994 ekonomik krizinde aldığı önlemlerle tartışmalı ama etkili adımlar attı. Enflasyon ve bütçe açıklarıyla mücadele ederken, reformları ülkenin mali yönetimine yön verdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dış politika alanında da önemli adımlar attı; 1995’te Türkiye–AB Gümrük Birliği Anlaşması’nın imzalanması, ülkemizin Avrupa entegrasyon sürecinde kritik bir dönüm noktası oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">* * *</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çiller, PKK terörüyle mücadelede sert ve kararlı bir tutum sergiledi. Askeri vesayete karşı duruşu, Türkiye’de sivil yönetimin güçlenmesine katkı sağladı. Bu yönüyle yalnızca bir lider değil, aynı zamanda demokratik süreçleri destekleyen bir figür olarak da ön plana çıktı.<br />
&nbsp;<br />
* * *</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Tansu Çiller’in etkisi siyasetle sınırlı değildi. Kadınların toplumdaki rolünü güçlendirme ve toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığını artırma konusunda da sembol oldu. Onun liderliği, kadınların sadece siyaset sahnesinde değil, karar alma mekanizmalarının her aşamasında yer alabileceğini gösterdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">* * *</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bugün Türkiye’de kadınların siyasetteki temsil oranı hâlâ erkeklerin gerisindedir. Ancak Tansu Çiller’in başbakanlığı, kadınların siyasi arenada görünür olmasının mümkün olduğunu kanıtlamış, sonraki nesillere ilham kaynağı olmuştur. Kadın liderlik konusunda sembol bir figür olarak, Türk siyasetinde ve toplumunda kalıcı bir iz bırakmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Biz kadınlar istersek dünyayı çiçeklerle donatabiliriz, dokunduğumuz her alanı aydınlatabilir, istediğimiz hedefe azimle kararlılıkla ulaşabiliriz.Elele birlik beraberlik içerisinde bunu ülkemize hatta dünyaya kanıtlayabiliriz.&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Sep 2025 12:40:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/10/sibel-yasar-1760183764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupa Gezisi İzlenimlerim -2-</title>
                <category>Özlem ERDOĞAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/avrupa-gezisi-izlenimlerim-2-172</link>
                <author>ozlemerdogan01@hotmail.com (Özlem ERDOĞAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/avrupa-gezisi-izlenimlerim-2-172</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa Gezisi İzlenimlerim -2-]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">On sekiz gün süren Avrupa turu gezi izlenimlerime kaldığımız yerden, İtalya-Pisa’dan devam ediyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Pisa Kulesi 1100’lü yıllarda yapılan Katedralin çan kulesi olarak tasarlanmış. Sekiz halkadan oluşan çan kulesi yapılırken,&nbsp;dördüncü halkadan itibaren güneye doğru yavaşça eğildiğini görmüşler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Nehir deltası üzerine kurulan Toscana’nın tüm toprağı kırmızı ve yumuşak olduğu için üzerindeki kuleler sabit durmuyor ve Pisa da yıkılmaya mahkum. Bir önlem olarak Pisa’nın yattığı yerdeki sütunları daha uzun, diğer tarafları daha kısa yapmışlar fakat eğilmenin öününe &nbsp;geçememişler. Sonunda bir yöntem bulunmuş. Eğilmenin ters tarafına 900 ton ağırlığında kurşun asıp kule sabitlenmiş ve eğilen kısmın temelini kazmaya başlamışlar. Fakat eğilme halen durmuş değil. Kule her yıl &nbsp;7cm.&nbsp;eğilmekte. Yılda on milyon turist bu kuleyi ziyarete geliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Benzer bir durumu yurt içi gezimde Elazığ-Harput’daki &nbsp;Ulu Cami’nin minaresinde de gördüm. Minaresi tıpkı Pisa kulesi gibi eğikti. Yukarı doğru gittikçe daralan gövdesi olan minare kimilerine göre bilinçli olarak eğri yapılmış, kimilerine göre de bir deprem sonrasında bu eğik görünümünü almış. Ama bildiğim bir şey varsa o da bizim ülkemizde de tıpkı Pisa Kulesi gibi eğik bir minare olduğunu pek kimse bilmiyor. Çünkü &nbsp;ülkemizi yeterince tanıtamıyoruz ve&nbsp;sahip çıkamıyoruz. Gelen turistleri de bir şekilde kaçırıyoruz. Ben kendi öğrencilerime de her zaman şunu söylüyorum. "Önce kendi ülkemizi karış karış gezin. Ondan sonra dünyayı gezmeye başlayın."&nbsp;Çünkü keşfetmeye ve öğrenmeye önce kendi ülkemizden başlamamız gerek.</span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><img alt="" src="https://www.adanahaber.net/public/images/detay/oz1.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Diğer gün San Gimignano ve Siena’yı gezdik. Sienadaki &nbsp;Piezza del Campo dünyanın en güzel meydanlarından biri olarak biliniyor. Yarım daire şeklindeki bu meydan Gotik tarzda yapılmış ve Sienanın kalbinde yer alır. Her iki şehir de Ortaçağdan kalma yapıları ile &nbsp;gerçekten keşfedilmeye değer.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Aslında bir sonraki rotamız dünyanın ve İtalya’nın en güzel pizzalarının yapıldığı Napoli idi. Fakat gurup liderimiz ve rehberimiz Tıpkı Kapadokya-Peribacalarına benzer yapıların olduğu Puglia-Arbellobelo’ya gitmemiz konusunda bizi ikna etti.</span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><img alt="" src="https://www.adanahaber.net/public/images/detay/%C3%B6z1.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu kasabada Trulli adlı konik çatılı beyaz evlerin bulunmakta ve 1996’dan bu yana UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor. 1500 adet arı kovanını andıran bu yapıların yapımında kireçtaşı kullanılmış.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yazımın sonunda Portekiz-Lizbon’dan bahsetmek isterim. Lizbon dünyada İstanbul’a benzeyen tek şehir. Tıpkı İstanbul gibi şehrin ortasından deniz geçiyor ve Şehitler Köprüsü'nde olduğu gibi bir köprünün üzerinden geçiyorsunuz. İstanbul’daki &nbsp;gibi cadde ortasından geçmekte olan kırmızı değil ama sarı bir tramvay var.</span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><img alt="" src="https://www.adanahaber.net/public/images/detay/%C3%B6z3.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Portekiz’den bahsedince&nbsp;Porto’yu anlatmadan geçemeyeceğim. Gezginler Porto’ya nehrin karşı kıyısındaki şaraphanelerin ve nehrin oluşturduğu eşsiz manzarayı seyretmeye geliyorlar. Porto son yıllarda &nbsp;yeni keşfedilmeye başlanmış ve gezginlerin vazgeçilmez bir uğrak yeri olmuş.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Avrupa gezi izlenimlerimi yazdığım bu yazı dizisine burada nokta koymak istiyorum. Bir sonraki durağımız İspanya olacak. Yeni yazılarda buluşmak üzere değerli okurlarım.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Sep 2025 09:14:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/02/m-ozlem-erdogan-1772213754.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilginin Yeniden Yeşerdiği &#039;Eğitim Öğretim Yılı&#039; Başlıyor</title>
                <category>Aliye ŞAHİN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/bilginin-yeniden-yeserdigi-egitim-ogretim-yili-basliyor-171</link>
                <author>aliyesahino1sa8001@gmail.com (Aliye ŞAHİN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/bilginin-yeniden-yeserdigi-egitim-ogretim-yili-basliyor-171</guid>
                <description><![CDATA[Bilginin Yeniden Yeşerdiği 'Eğitim Öğretim Yılı' Başlıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Eylül güneşi, okul bahçelerinin taşlarını usulca ısıtırken, bir yıl daha bilgiye doğru bir yolculuk başlıyor. Sessiz sıralar, çok geçmeden çocuk sesleriyle, merakla sorulan sorularla, hayal gücüyle harmanlanmış kahkahalarla dolacak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Eğitim-öğretim yılı yalnızca akademik bir takvim değil; aynı zamanda ruhun ve zihnin yeniden doğuşudur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Her çocuk, her genç zihin, bir sanat eseri gibi şekillenir. Sabırla, dikkatle, sevgiyle işlenir. Bu eserin ustaları ise öğretmenlerdir. Onlar, geleceğin tuvaline her yıl bir fırça darbesi daha ekler. Her ders, her kelime, her bakış; bir iz bırakır. Bu izler, bireyin karakterini, toplumun yönünü ve kültürün devamlılığını belirler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yeni eğitim yılı, sadece bir başlangıç değil; bilginin, kültürün ve hayallerin yeniden yeşerdiği bir zaman dilimidir. Sınıflardan yükselen sesler, yalnızca öğrenmenin değil, birlikte büyümenin de habercisidir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu yıl, keşfetme arzusuyla dolu zihinlerin, sorularla şekillenen hayallerin, birlikte örülen umutların yılı olsun.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Toplumun geleceğine ışık tutan tüm öğrencilere, öğretmenlere ve velilere huzurlu, üretken ve ilham dolu bir yıl diliyorum. Bilgi yeniden yeşeriyor. Ve biz, bu yeşermenin tanıklarıyız.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 Aug 2025 14:14:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/aliye-sahin-1754839758.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupa Gezisi İzlenimlerim -1-</title>
                <category>Özlem ERDOĞAN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/avrupa-gezisi-izlenimlerim-1-170</link>
                <author>ozlemerdogan01@hotmail.com (Özlem ERDOĞAN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/avrupa-gezisi-izlenimlerim-1-170</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa Gezisi İzlenimlerim -1-]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yaklaşık yirmi gün süren altı ülke, yirmi beş şehir gördüğüm Avrupa gezisi sona erdi. Bu gezide çok şey öğrendim ve gözlemledim. Anlatacak çok şey var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Söze Selanik’teki Atatürk evinden başlamak isterim. Üç yıl önce gittiğimde kapalı idi, tadilat var diyerek içeri almıyorlardı. Söylenenlere göre Atamıza ait içerde hiçbir eşya da yokmuş zaten. Bu yıl ise yine dışarıdan baktık Atamızın doğduğu eve çünkü bu kez dış cephesi tadilatta idi. Yine dışarıdan bakmak zorunda kaldık.</span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><img alt="" src="https://www.adanahaber.net/public/images/detay/O1.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">O akşam gemi ile Adriyatik denizinden hareketle İtalya’ya ulaştık. İtalya’dan Pompei’ye hareket ettik. Pompei Vezüv yanardağının patlamasının ardından volkanik küllere gömülen büyük bir Roma kasabası. Amfitiyatrolar, atölyeler, fırınlar, küçük hamamlar, halka açık tuvaletler ve en ilginci de burayı gezenlerin pek bahsedip dile getirmedikleri tarihteki ilk resmi genelevlerin Pompei’de olması.</span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><img alt="" src="https://www.adanahaber.net/public/images/detay/O2.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Gelen müşteriler tüccar ve gemi ile gelip dil bilmedikleri için genelevin kapısına müşterinin istediği pozisyonu resmetmişler. Yataklar taştan ve sadece üzerine saman yayılıyormuş. Müşteriler dil bilmedikleri için gösteren yol üzerindeki bazı duvarlara penis figürleri yerleştirilmiş. Aynı figürü yolun üzerine de yerleştirmişler.</span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><img alt="" src="https://www.adanahaber.net/public/images/detay/O3.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir başka ilginç ve görülmeye değer olan ise cam kafes içinde sergilenen Vezüv yanardağının patlaması sırasında üzerine dökülen lav ve küllerin taşlaştırdığı insan kalıntılarıydı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İtalya’da daha sonra Vatikan’a geldik. Aziz Petrus Bazilikası, Michelangelo, Rapheal gibi ustaların günümüze miras bıraktıkları harika bir mimari sizi karşılıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><img alt="" src="https://www.adanahaber.net/public/images/detay/O4.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Dini yapıya girebilmek için sıkı bir kıyafet denetimden geçiyorsunuz. Kolsuz elbise, şort vb. açık kıyafet ile içeri almıyorlar. İçeride ve dışarıda yine dikkatimi çeken ve yurt dışında ilk defa şahit olduğum bir ayine denk geldik.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ellerinde büyük bir haç taşıyan ve ilahi söyleyerek Aziz Petrus Bazilikasından içeri giren iki farklı gurup vardı. Öğrendiğimize göre hastası olan insanlar bu ritüel ile hastayı papanın huzuruna getirip ondan şifa diliyorlarmış. Bütün dünyadan insanlar renk, ırk, din farketmeksizin oradaydı ve sabah saatlerinde orada olmamıza rağmen oldukça kalabalıktı.</span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><img alt="" src="https://www.adanahaber.net/public/images/detay/O6.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kentteki en havalı yer neresi diye sorsalar 'İspanyol Merdivenleri'&nbsp;der sanırım herkes. Adını yakınındaki İspanyol elçiliğinden almış. Merdivenden aşağıya doğru inerseniz kayık şeklinde tasarlanmış.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Trevi (Aşk) Çeşmesi çiftlerin kentteki gözde uğrak yerlerinden biri. Çeşmedeki heykel figürlerinden biri Neptün figürü iki deniz ulağı tarafından çevreleniyor.</span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><img alt="" src="https://www.adanahaber.net/public/images/detay/O7.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Diğerinde ise bir bakirenin suyun kaynağını keşfettiği an betimlenmiş. Dilek tutup kendiniz için aşk ve mutluluk dilemek için şu ritüeli yerine getirmeniz gerekiyor. Çeşmeye arkanızı dönüp sağ elinize bozuk parayı almalı ve sol omuzunuzdan atmalısınız. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kolezyum Roma’nın en önemli simgesi konumunda. İnşası M.S.72 yılında başlamış. Zamanın ötesinde o kadar büyük bir yapıymış ki içinde bazen gemilerin kullanıldığı oyunlar düzenlenmiş. Yapı günümüzde kanlı gladyatör döğüş ve mücadeleleri ile anılıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><img alt="" src="https://www.adanahaber.net/public/images/detay/O8.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Floransa İtalya’da beni hayrete düşüren bir şehir oldu. Şehrin merkezinde bulunan Signoria Meydanı görüp görebileceğiniz en etkileyici meydanlardan biri.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Meydan gerçek anlamda bir açık hava müzesi. Açık hava müzesinde bulunan Neptün Çesmesi, Medusa başlı Perseus heykeli, Michelangelo tarafından yapılan Davud heykelinin replikası, Herkül heykelleri oldukça dikkat çekici. Meydanda gözümüze çarpan Vechio Sarayı ise Floransa’nın ikonik yapılarından biri. Kısacası Signoria Meydanı sanatsal ve kültürel zenginliklerini ziyaretçileriyle paylaşan büyülü bir yer.</span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><img alt="" src="https://www.adanahaber.net/public/images/detay/O10.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Meydanda Açıkhava müzesinde sergilenen olağanüstü heykellerin nasıl olup da hem halktan hem de tüm dünyadan akın akın gelen turistlerden nasıl korunabildiğini bir türlü aklım almadı ve buna gerçekten inanamadım. Kısa bir araştırma yaptım ve bu konu ile ilgili önemli bilgiler edindim.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Her bir orijinal heykeli koruyan üç tane muhafız varmış. Akşamları açık hava müzesinin olduğu yer teller ile çevriliyormuş ve her akşam üç tane araba heykelleri korumak üzere meydana gelip bekliyormuş.</span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><img alt="" src="https://www.adanahaber.net/public/images/detay/O11.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ayrıca orijinal heykelleri koruyan elektrik sistemi mevcut. Heykellerden birine dokunacak olsanız sizi elektrik çarpıyormuş.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yıllar önce bir sarhoş İtalyan, heykellerden birine şişe fırlatmış ve ceza olarak her türlü kamu hizmetinden ve kamu görevinden ömür boyu men cezası almış. Çok yüksek para cezasına çarptırılan da olmuş.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Floransa halkı çocukluğundan itibaren sanata değer vermeyi öğreniyor ve bu yeti ile donatılıyor ve yetiştiriliyor ve diyebilirim ki şehrin gezerken her yerden müzik sesleri geliyor kulağınıza.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İtalya anlatmak ile bitmez. Altı ülke ve yirmi beş şehir gördüğüm gezi izlenimlerimi sizleri sıkmamak adına şimdilik burada noktalıyorum. Bir daha ki yazımda anlatımıma kaldığım yerden Pisa’dan devam edeceğim.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şimdilik hoşçakalın değerli okurlarım.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 Aug 2025 19:33:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2026/02/m-ozlem-erdogan-1772213754.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tedavülden Kalkan Kelimeler</title>
                <category>Gül YILMAZ</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/tedavulden-kalkan-kelimeler-169</link>
                <author>gulberksu@hotmail.com (Gül YILMAZ)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/tedavulden-kalkan-kelimeler-169</guid>
                <description><![CDATA[Tedavülden Kalkan Kelimeler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">21 Ocak 2025'te Kartalkaya'da bir otelde yangın çıktı. Hatılarsanız bu çıkan yangında 78 kişi öldü ve 51 kişi yaralandı. Allah rahmet eylesin saygı ile anıyorum..</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan sanıklar yargılandı ve yargılama süreci devam ediyor. Ama müştekiler mevcut sanıkların yanı sıra soruşturma izni verilmeyen Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinden istifa edeni hiç duydunuz mu?&nbsp;</span></span><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ben duymadım açıkçası.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">6 Şubat depremini hatırlayalım. Sayı net değil ama yaklaşık 50 bin kişinin öldüğü söyleniyor. Buna dolaylı ya da dolaysız sebep olan kişilerde yargı süreci devam ediyor ama bununla ilgili İmar Bakanlığı ya da sorumlu kişilerden istifa eden olmadı. Ya da metan gazından dolayı zehirlenip ölen askerlerden dolayı istifa eden olmadı. Örnekler çoğaltılabilir.<br />
Mesela merhamet. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Şiddete uğrayan canları hepimiz duyuyoruz ya da görüyoruz. Kafasına kürekle, sopayla vura vura öldürülen,cinsel istismara maruz bırakılan canlar...</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İnsanlara saldırıyorlarmış. Ben her hafta sokak canlarına tek başıma mama ve su götürüyorum. Bana neden saldırmıyorlar? Popülasyon sağlamak için öldürmek mi gerekiyor? Kısırlaştırma için biraz geç kalmadık mı? İğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batırmamızın zamanı gelmedi mi? </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Eskiden odunu yakmadan önce hafif &nbsp;yere vurulurdu. İçinde böcek varsa yanmasın diye...</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Mesela liyakat.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Diploma hakkını okuduğu üniversiteden kazanıyor ama yıllar sonra kazanılmış hak iptal ediliyor. O zaman kamu kurumlarına bir güvensizlik mi var? Peki sahte olduğu ve para karşılığı satın alındığı kanıtlanan diplamalara ne demeli?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">FETÖ’nün sınav hırsızlıklarından bugünkü sahte diploma skandalına kadar gelen süreç&nbsp;toplumsal bellekte onarılması zor bir kırılma yarattı. Toplum hangisine inanacak? Yaklaşık 30 yıl önce hak edilmiş diplomanın iptaline mi yoksa ispatı kanıtlanmış sahte diplomalara mı? Şimdi sahte diploma, sadece bireysel bir yalan değil başarmak için ahlaklı insan olmanın gerekmediğinin ilanıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ya da yazılı sınavda yüksek puan almış ama nedense sözlüde elenen memur adayları...</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Mesela güven;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kelime anlamı; korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu. Sizce biz çocuklarımızı korkmadan tek başına bırakabiliyor muyuz? Onları çekinmeden ve kuşku duymadan, hangi yaşta olursa olsun merak etmeden durabiliyor muyuz? Mesela ormanlarımıza, canlarımıza gerçekten sahip çıkabiliyor muyuz? Onlara sorsak ne derlerdi acaba?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ya da adalet;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kara para akladığı ispat edilen kişiler kısa sürede çıkabiliyor ama iddianamesi dahi henüz hazırlanmayan kisiler uzun süre hapiste kalabiliyor. Sivas katliamında müebbet hapis alanlar sağlık problemlerinden dolayı aftan yaralanabiliyor; ama lösemi olduğu kanıtlanmış kişiler için hapiste kalabilir diye rapor verilebiliyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yakın zaman kadar çalışan ve emekliler; gerçekleşen enflasyon oranına göre maaş zammı alıyorlardı ama şimdi beklenen enflasyona göre alıyorlar. Ya da bir emekli eskiden emekli ikramiyesiyle bir ev alabilirken şimdi torunlarına bayram harçlığı vermemek için kaçıyor. Çünkü verecek parası olmadığı için olmasın?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Lügattaki "Ahlak"kelimesine ne demeli?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Günümüzde çok ciddi anlamda bir ahlâk erozyonu ve ahlâkî yozlaşma yaşanmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Televizyonlar, gazeteler, dergiler, filmler, özellikle internet adeta birer ahlak tahripçisi haline dönüştürülmüştür. Yaygın iletişim araçları, kontrollü ve olumlu manada kullanılmadığından, günümüz insanının ahlâkını sürekli tahrip etmektedir. Mesela sabah programlarında bunu net görebilirsiniz. Detay vermeme gerek var mı?<br />
Babası kızıyla, damadı kayınvalidesiyle, abisi kızkardeşiyle...Belgesel yada tarih ya da kitap okumanın faydaları ile ilgili neden sabah programları yok. Talep mi edilmiyor yada uyutulmak için olmasın...</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kısacası sevgili okurum; biz bunları neden okuduk sorusundan ziyade biz bunları neden unuttuk diye sormalısınız, sormalıyız...<br />
Yaşanan depremlerde neden bu kadar can ve mal kaybının olduğunu, tarikatlarda cinsel istismara uğrayan çocuklarımızı, yanan ormanlarımızı, maden ocaklarında ölen yurttaşlarımızı, otelde yanan insanları, şiddete maruz kalan canlarımızı, öldürülen kadınlarımızı ve bütün bunları bilime değilde hurafeye bağlayan insansıları...</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hatırla azizim hatırla...<br />
Bir zamanlar Lügatta bu kelimelerin olduğunu.<br />
HATIRLA!&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 Aug 2025 21:43:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2024/09/gul-yilmaz-1725652893.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sanatsal Dokunuşlara Yeniden Merhaba</title>
                <category>Aliye ŞAHİN</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/sanatsal-dokunuslara-yeniden-merhaba-168</link>
                <author>aliyesahino1sa8001@gmail.com (Aliye ŞAHİN)</author>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/makale/sanatsal-dokunuslara-yeniden-merhaba-168</guid>
                <description><![CDATA[Sanatsal Dokunuşlara Yeniden Merhaba]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir mağaranın duvarında başlayan hikâyeye, Bursa’da devam eden bir yolculuk..<br />
Mağaranın boş karanlığında, elinde yanık bir dal parçası tutan insan…<br />
Gözleri, duvarın soğuk taşlarında geziniyor. Karnı doymuş ama ruhu hâlâ aç.<br />
Elleri, bilinçsiz bir dürtüyle harekete geçiyor. Dal parçasının ucundaki kömür, taşa bir çizgi bırakıyor.<br />
Önce bir çizgi… Sonra ikinci, üçüncü…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Çizgiler birleşip bir bizonu, bir eli ya da yıldızları andıran noktaları oluşturuyor.<br />
İşte sanat, tam o an ilk nefesini alıyor.<br />
Bu sahne, insanlık tarihinin en kadim dürtüsünü anlatıyor: kendini ifade etme ihtiyacı.<br />
Ve belki de o ilk çizgiden bugüne, sanatın özü hiç değişmedi.<br />
İçimizdeki boşluğu doldurmak, görünmeyeni görünür kılmak, susanı konuşturmak için var oldu sanat.<br />
Ben de bu dürtüyle yeniden yazmaya başlıyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Adana'da başladığım serüvene, şimdi Bursa'da devam ediyorum.<br />
Yeni bir şehir, yeni bir ritim, ama aynı arayış: Sanatı ve sanatçıyı daha iyi anlayarak, daha iyi anlatarak…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bursa, tarih boyunca sadece ticaretin değil, kültürün de kavşağı oldu.<br />
Hanlar, hamamlar, camiler ve çarşılar arasında dolaşırken, bir yandan da atölyelerde, sahnelerde, sokak duvarlarında sanatın izlerini sürüyorum.<br />
Burada sanat, sadece galerilerde değil; bir çini ustasının ellerinde, bir gölge oyunu perdesinde, bir sokak müzisyenin ezgilerinde yaşıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Adana’nın sıcak, doğrudan ve isyankâr ruhundan sonra Bursa’nın daha içe dönük, daha sabırlı anlatımıyla karşılaşmak…<br />
Bu geçiş, sadece coğrafi değil; aynı zamanda anlatı biçimimi de dönüştürüyor.<br />
Artık daha fazla dinliyorum, daha fazla gözlemliyorum.<br />
Çünkü sanat, bazen bir çığlık değil; bir fısıltıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sanatçıya Kulak Vermek<br />
Yeni dönemde, Bursa’daki&nbsp;sanat coşkusu ile birebir temas kurmak istiyorum.<br />
Üretim süreçlerini, ilham kaynaklarını, mücadelelerini ve hayallerini yaşamak..</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sanatçının sesi, sadece estetik değil; aynı zamanda politik, toplumsal ve kişisel bir ifade biçimi.<br />
Bu sesi duymak, anlamak ve aktarmak, benim için sadece bir gazetecilik görevi değil; bir vicdan meselesi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Geçmişin İzinde, Geleceğe Doğru<br />
Adana’da olduğu gibi, Bursa’da da geçmişin izleri bugünü şekillendiriyor.<br />
Kent belleği, sanatın dokusuna sinmiş durumda.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bir zamanlar ipek dokuyan tezgâhların sesi, bugün bir performans sanatçısının bedeninde yankılanıyor.<br />
Bir meddahın hikâyesi, bir grafiti duvarında yeniden anlatılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ben bu izleri takip ederek, hem geçmişi görünür kılmak hem de geleceğe bir kayıt bırakmak istiyorum.<br />
Çünkü sanat, sadece bugünü anlatmaz; yarına da bir iz bırakır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ve şimdi…<br />
Yeniden merhaba.<br />
Yeni şehir, yeni hikâyeler, ama aynı tutku.<br />
Sanatı ve sanatçıyı daha iyi anlayarak, daha iyi anlatarak…<br />
Bu köşede, birlikte keşfetmeye devam edeceğiz.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 Aug 2025 18:39:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/kullanicilar/2025/08/aliye-sahin-1754839758.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
