<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Türk Haberler</title>
        <link>https://www.turkhaberler.com.tr/</link>
        <description>Türk Haberler.Com.Tr  | Türkiye&#039;nin ulusal haber sitesi</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Hastanesi için ulaşım ağını genişletti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kocaeli-buyuksehir-belediyesi-sehir-hastanesi-icin-ulasim-agini-genisletti-15102</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kocaeli-buyuksehir-belediyesi-sehir-hastanesi-icin-ulasim-agini-genisletti-15102</guid>
                <description><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Hastanesi için ulaşım ağını genişletti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ulaşım alanında entegre çözümler üretmeye devam eden Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilecek yeni otobüs hatları ile Kocaeli Şehir Hastanesi’ne kentin tüm ilçelerinden direkt ulaşım dönemi başlıyor. Kocaeli Şehir Hastanesi gibi stratejik bir sağlık merkezine erişimi herkes için eşit ve kolay hale getirmek için bir süredir planlamalar yapan Büyükşehir, 26 Ocak 2026 Pazartesi günü 14 yeni hattı hizmete alacak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>ŞEHİR HASTANESİ’NE 20 HAT İLE DİREKT ULAŞIM</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Büyükşehir Ulaşım Daire Başkanlığı’nın çalışmaları ile Kocaeli Şehir Hastanesi’ne SH1, SH2, SH5, SH6 ve SH7 ile İzmit’ten, SH8 ile ise Derince’den direkt ulaşım aktif olarak gerçekleşiyordu. Yeni planlamalar ardından ise Karamürsel’den SH9, Gölcük’ten SH10 ve SH11, Başiskele’den SH12 ve SH13 , Kartepe’den SH14 ve SH15, Kandıra’dan SH16, Körfez’den SH17 ve SH18, Dilovası’ndan SH19, Gebze’den SH20, Darıca’dan SH21 ve Çayırova’dan ise SH22 hatları ile doğrudan ulaşım sağlanacak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>SAĞLIK HİZMETLERİNE KESİNTİSİZ ERİŞİM</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu sayede, modern, konforlu ve düzenli seferlerle hizmet veren otobüsler, günün farklı saatlerinde hastaneye erişim olanağı sunarak vatandaşların randevu ve ziyaretlerini daha kolay bir şekilde gerçekleştirmesine olanak sunacak. Ulaşımda vatandaş odaklı yaklaşımı ile planlamalarını hayata geçiren Büyükşehir, bu çalışması ile sosyal belediyecilik anlayışını bir kez daha ortaya koyuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>YENİ HATLARIN DETAYLARINA ULAŞMAK İÇİN:</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan düzenlemeler kapsamında yeni hatların sefer saatleri ve güzergah detaylarına&nbsp;www.kocaeli.bel.tr/hatlar/adresinden&nbsp;ve e-Kocaeli mobil uygulamasından ulaşılabiliyor.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 Jan 2026 16:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/kocaeli-buyuksehir-sehir-hastanesi-icin-ulasim-agini-genisletti-1769262677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Genç kızlara bağımlılık semineri ve hijyen eğitimi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/genc-kizlara-bagimlilik-semineri-ve-hijyen-egitimi-15092</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/genc-kizlara-bagimlilik-semineri-ve-hijyen-egitimi-15092</guid>
                <description><![CDATA[Genç kızlara bağımlılık semineri ve hijyen eğitimi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Maltepe Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından belediyeye bağlı Cumhuriyet Eğitim Merkezi’ne devam eden öğrencilere duygular ve bağımlılık semineri verildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sosyal Etkileşim ve Destek Merkezi (SEDEM) Koordinatörü Klinik Psikolog Buse Topuz tarafından Yılmaz Mızrak Kültür ve Sanat Merkezi’nde verilen seminerde bağımlılık, sınav kaygısı ve sağlıklı baş etme konularında bilgilendirme yapıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Seminer sonrası Halk Sağlığı Uzmanı ve Aile Danışmanı Güliz Gökkaya tarafından eğitimde hijyen, ağız - diş bakımı, saç ve cilt hijyeni konularında sunum gerçekleştirildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İki aşamalı eğitim sonrası tüm katılımcılara&nbsp;çeşitli hediyeler verildi.&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 23:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/maltepeli-genc-kizlara-bagimlilik-semineri-ve-hijyen-egitimi-1769026091.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tece Sağlık Ocağı’nda Şok İddia: “Başhekim..</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/tece-saglik-ocaginda-sok-iddia-bashekim-15044</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/tece-saglik-ocaginda-sok-iddia-bashekim-15044</guid>
                <description><![CDATA[Tece Sağlık Ocağı’nda Şok İddia: “Başhekim..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Mersin’in Tece Mahallesi’nde bulunan Tece Sağlık Ocağı hakkında vatandaşlardan gelen iddialar kamuoyunda büyük tepki çekti. İddiaya göre sağlık ocağının başhekimi, sabah saat 11’e kadar dışarıdan gelen hastaları 'acil durum söz konusu olsa dahi'&nbsp;kabul etmiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Vatandaşlar, "Astığı astık, kestiği kestik bir tavırla hareket ediyor. Acil hastalar bile geri çevriliyor"&nbsp;diyerek duruma tepki gösterdi. Özellikle sabah saatlerinde sağlık hizmetine ihtiyaç duyan yurttaşlar mağduriyet yaşadıklarını belirtiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sağlık hizmetinin temel bir hak olduğunu vurgulayan vatandaşlar, yetkililere çağrıda bulunarak iddiaların araştırılmasını ve gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Konuyla ilgili resmi bir açıklama yapılmazken, iddiaların doğruluğu ve sağlık ocağındaki uygulamaların mevzuata uygunluğu merak konusu.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Dec 2025 11:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/12/tece-saglik-ocaginda-sok-iddia-bashekim-11e-kadar-acil-hastalara-bakmiyor-1766565933.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatyalı Doktorun Hemşehri Sevdası</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/malatyali-doktorun-hemsehri-sevdasi-15002</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/malatyali-doktorun-hemsehri-sevdasi-15002</guid>
                <description><![CDATA[Malatyalı Doktorun Hemşehri Sevdası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İstanbul Maltepe Onkoloji Hastanesi’nde görev yapan Op. Dr. Caner Cengiz Turan, memleketi Malatya’ya olan bağlılığını göstermeye devam ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">6 Şubat depremlerinde büyük yara alan kentini unutmayan Dr. Turan, haftanın Cuma ve Cumartesi günleri Malatya Divan Hastanesi’nde hasta kabul ederek hemşehrilerine sağlık hizmeti veriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ortopedi ve Travmatoloji alanında gerçekleştirdiği başarılı ameliyat ve tedavilerle birçok hastasını sağlığına kavuşturan Dr. Turan, hizmetin kendisi için gurur kaynağı olduğunu vurguladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dr. Turan, yaptığı açıklamada, "Her zaman Malatyalı hemşehrilerimin hizmetindeyim. Onların sağlığı için çalışmak ve memleketime hizmet etmek benim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağıdır"&nbsp;dedi.</span></span><br />
<span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Malatya Birlik Gazetesi</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 10:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/11/malatyali-doktorun-hemsehri-sevdasi-1764400458.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayraklı’da Meme kanseri farkındalık semineri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/bayraklida-meme-kanseri-farkindalik-semineri-14923</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/bayraklida-meme-kanseri-farkindalik-semineri-14923</guid>
                <description><![CDATA[Bayraklı’da Meme kanseri farkındalık semineri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bayraklı Belediyesi, meme kanseri farkındalığını artırmak amacıyla uzman hekimlerin katılımıyla bilgilendirici bir seminer düzenledi. Etkinlikte, katılımcılara erken teşhisin hayati önemi, modern tedavi yöntemleri ve tarama süreçleri anlatıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Sağlık seminerlerini belirli aralıklarla sürdüreceğiz. Belediye olarak kadınlarımızın, gençlerimizin, çocuklarımızın ve ilçemizde yaşayan her bir yurttaşımızın sağlık konusunda bilinçlenmesi için çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.<br />
<br />
Meme kanseri farkındalık ayı dolayısıyla Bayraklı Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından düzenlenen seminer, Osmangazi Hizmet Binası Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Etkinliğe Bayraklı İlçe Sağlık Müdürlüğü Kanser Birim Sorumlusu Uzm. Dr. Fadime Kaya Erdem, ve kadın vatandaşlar katıldı. Seminerde Bayraklı Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’nde görev yapan Dr. Sibel Akay Tıkıroğlu, meme kanserinde erken teşhisin yaşam kurtardığını vurguladı. Katılımcılara modern tedavi yöntemleri, tarama süreçleri ve düzenli kontrollerin önemi hakkında bilgi veren Tıkıroğlu, “Erken tanı, tedavi başarısını büyük ölçüde artırıyor” ifadelerini kullandı.&nbsp;Etkinlik sonunda, Bayraklı İlçe Toplum Sağlığı Merkezi iş birliğiyle meme kanserine yönelik tarama yaptırmak isteyen katılımcılar için 3 Kasım 2025 tarihine mamografi randevusu oluşturuldu.<br />
<br />
EĞİTİMDEN SAĞLIĞA, VATANDAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ<br />
<br />
Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Sağlıklı bireyler ve sağlıklı bir gelecek için toplumda sağlık bilincinin artması çok önemli. Bayraklı Belediyesi olarak kadınlarımızın, gençlerimizin, çocuklarımızın ve ilçemizde yaşayan her bir yurttaşımızın sağlık konusunda bilinçlenmesi için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Eğitimden sağlığa, her alanda halkımızın yanında olmaya kararlıyız” dedi.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Oct 2025 20:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/10/bayraklida-meme-kanseri-farkindalik-semineri-1761499470.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aile Sağlığı Merkezi Çalışanları &#039;Sağlıkçı&#039; ünvanını geri istiyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/aile-sagligi-merkezi-calisanlari-saglikci-unvanini-geri-istiyor-14869</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/aile-sagligi-merkezi-calisanlari-saglikci-unvanini-geri-istiyor-14869</guid>
                <description><![CDATA[Aile Sağlığı Merkezi Çalışanları 'Sağlıkçı' ünvanını geri istiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Aile Sağlığı Merkezi (ASM) Grup Elemanları Derneği üyeleri&nbsp;mevcut unvanlarının 'Sağlıkçı'&nbsp;olarak değiştirilmesini ve Sağlık Bakanlığı bünyesinde kadroya alınmayı talep ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Aile Sağlığı Merkezi Grup Elemanları Derneği Başkanı Faikcan Büyükkayaer, aile hekimliği sisteminin ilk kurulduğu yıllardaki başarısına rağmen, aradan geçen 20 yılda günümüz ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını belirtti. Özellikle ASM'lerde çalışan grup elemanlarının, kamulaştırma ve taşeronluk sisteminin sona ermesine rağmen göz ardı edildiğini ve bu durumun, özlük haklarının olmayışı gibi birçok sorunu beraberinde getirdiğini söyledi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Aile Sağlığı Merkezi Çalışanları 'Sağlıkçı'&nbsp;ünvanını geri istiyor</strong><br />
Aile Sağlığı Merkezi (ASM) Grup Elemanları Derneği üyeleri, mevcut unvanlarının 'Sağlıkçı'&nbsp;olarak değiştirilmesini ve Sağlık Bakanlığı bünyesinde kadroya alınmayı talep ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Aile Sağlığı Merkezi Grup Elemanları Derneği Başkanı Faikcan Büyükkayaer, aile hekimliği sisteminin ilk kurulduğu yıllardaki başarısına rağmen, aradan geçen 20 yılda günümüz ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını belirtti. Özellikle ASM'lerde çalışan grup elemanlarının, kamulaştırma ve taşeronluk sisteminin sona ermesine rağmen göz ardı edildiğini ve bu durumun, özlük haklarının olmayışı gibi birçok sorunu beraberinde getirdiğini söyledi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>"Görev tanımımız yok"</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">"Bu sorunların başında, aile sağlığı merkezleri grup elemanları olarak bizler gelmekteyiz diyen"&nbsp;Büyükkayaer, "Herkes kamulaşırken ve taşeronluk bitirilirken, bizler göz ardı edilen ve unutulan bir grup olduk. Bu durum, özlük haklarımızın olmamasına ve beraberinde birçok sorunu getirdi. Hiçbir özlük hakkı bulunmayan aile sağlığı merkezleri grup elemanları, yıllık izin ve hastalık durumları gibi konularda sorunlar yaşıyor. Yaptıkları işlerin haricinde, işten çıkarılma korkusu nedeniyle farklı görevlerde de çalışıyorlar. Örneğin, bir hemşire arkadaşımız hem danışmanlık hem de hizmetli olarak kullanılıyor. Yani bizlerin hiçbir görev tanımı yok. Askere giden arkadaşlarımızın geri dönüş hakkı olmazken, gebe kalan kadın arkadaşlarımızın da izin hakları maalesef kullandırılmıyor"&nbsp;ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>"Bu sorun Türkiye genelinde yaşanıyor"</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İşverenlerinin özel olmasının işten çıkarılma korkusuna yol açtığını belirten Büyükkayaer, işsiz kalma korkusu ve işe geri dönüş davası açamama durumu nedeniyle arkadaşlarına her türlü işlem yapıldığını söyledi. Bu sorunun sadece doğu illerinde değil, tüm Türkiye genelinde yaşandığını vurgulayan Büyükkayaer,&nbsp; "Bu durumun çözümü için, bir an önce özlük haklarımızın teslim edilmesi ve bakanlığa bağlı kadrolu sağlık çalışanları olmamız gerekiyor. &nbsp;Kadro sorununun çözülmesinin ardından, sistemde hiçbir aksaklık ve sorunun yaşanmaması için tamamen kamucu bir anlayışla aile hekimliği sistemi yürütülmelidir. Doktorlarımızın muhasebe yüküyle değil, hasta muayenesi işlemleriyle ilgilenmesi, doğabilecek bütün sorunları ortadan kaldıracaktır"&nbsp;diye konuştu.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Sep 2025 07:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/09/aile-sagligi-merkezi-calisanlari-saglikci-unvanini-geri-istiyor-1758773937.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>En yakın arkadaşı annesine umut oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/en-yakin-arkadasi-annesine-umut-oldu-14868</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/en-yakin-arkadasi-annesine-umut-oldu-14868</guid>
                <description><![CDATA[En yakın arkadaşı annesine umut oldu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bursa’nın İnegöl ilçesinde yaşayan telefon teknik servisçisi Ahmet Akdağ, karaciğer nakli ile arkadaşının annesinin hayatını kurtardı. Karaciğerinde yaşadığı rahatsızlık nedeniyle tedavi gören siroz hastası Afet Balcılar, aniden rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Doktorları tarafından yoğun bakımda tedaviye alınan Balcılar’ın ailesine bir an önce karaciğer nakli yapılması gerektiği söylendi. Donör olmak isteyen 2 oğluyla da doku uyuşmazlığı yaşayan Afet Balcılar’a donör aranmaya başlandı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Küçük oğlu Serhat Balcılar’ın yakın arkadaşı telefon teknik servisçisi Ahmet Akdağ, durumu öğrenince organını bağışlama kararı aldı. Yapılan tetkikler sonucu doku uyuşmazlığı yaşanmadığı için hemen ameliyat yapıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yapılan ameliyatın ardından Afet Balcılar kısa süre zarfında sağlığına kavuştu. Verdiği karaciğer ile Afet Balcılar’ı hayata bağlayan ve kendiside kısa sürede sağlığına kavuşan Ahmet Akdağ, donör olduğu Balcılar’ı evinde ziyaret etti. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ziyarette ameliyat süreciyle ilgili açıklama yapan 40 yaşındaki Ahmet Akdağ, "Afet abla yakın arkadaşımın annesi oluyor. Arkadaşım organ nakliyle alakalı sıkıntı yaşadıklarını bize bahsetti. Kendisinin ve kardeşinin dokuları uymamış. Afet ablanın süreci hızlı ilerleyip durumu kötüleşince, bizimki uyuyor mu diye hastaneye başvurduk. Yapılan tetkikler sonucunda doku uyuşması olup organ nakliyle ilgili bir sıkıntı olmadığı söylenince, düşünmeden karar verdik. Organ naklini araştırınca, karaciğerin 2-3 aylık zaman zarfında organın tekrar kendini yenilediğini, karşı tarafa bir sıkıntı vermediğini öğrendik. Doktorlarımıza da güvendik ve süreci başlattık. Doktorlarında bahsettiği gibi çok rahat bir süreç geçirdik. 5 gün ile 7 gün arası hastane süreci oldu. 1 haftada evde dinlendikten sonra normal hayatımıza geri döndük. Allah’a şükür hiçbir problem yaşamadık. Ameliyat sonrası 1 hafta 15 günlük sağlığınızdan eksilme sonucunda, vermiş olduğunuz organ ile karşı tarafa 2. bir hayat imkanı vermiş oluyorsunuz. Bu da büyük bir mutluluk ve manevi olarak çok büyük bir haz veriyor insana. Bu süreçten sonra zaten karşı taraf ile kurduğunuz bağ kuvvetleniyor, yeni bir aile olarak görüyorsunuz karşı tarafı. Organ bağışı sonrası herkese organ bağışının sanıldığı gibi zor olmadığını söyleyerek insanları bağış için teşvik etmeye çalışıyoruz. Organ nakliyle alakalı aklında soru işareti olanlar bize ulaşarak süreçle alakalı detaylı bilgi alabilirler" dedi. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Karaciğer nakli ile hayata tutunan Afet Balcılar ise, "Ben bir sene önce siroz hastalığına yakalandım. Sürekli tedavi oluyordum ve aslında nakilden başka bunun bir tedavisi yok. Sadece 2 tane ilaç kullanıyordum. Doktorum ciğerimin uzun bir süre beni idare edeceğini söyledi. Fakat aniden ağrılarım başladı. Safra kesemin taşlarının daha çok büyüdüğünü ve bunun karaciğere yansıdığını, tek başına da onu alamadıkları için direk hastaneye yatırıyorlardı. Daha sonra enfeksiyon ve bir yığın hastalıklar çıktı. En sonunda ikisini de almak zorunda olduklarını söylediler. Donör bulmamızı söylediler. Çocuklarımınki uymadı. Çocuklarımın birkaç arkadaşı da donör olmak için müracaat ettiler. Fakat onlarında ya yağlanma ya kilo sorunu vardı ve olmadı. Bu arada Allah razı olsun. Ahmet oğlum duymuş durumu ve karar vermiş. Fakat ben bu arada daha da kötüleşmişim. Hiç farkında değilim hastaneye yatırdılar. Tedavi süreciyle alakalı artık bir şey yapılamayacağı, sadece nakil gerektiği söylemişler. Apar topar beni Acıbadem’e Doçent Doktor Hikmet Aktaş tarafından yatırılmışım. Bu arada hastalıklarım daha çok ilerlemiş. Doktor ’Hemen ameliyata almazsak hastayı kaybetmek üzereyiz. Şu halde de kaybedebiliriz, ameliyatı da çok riskli. Karar vermek zorundasınız. Bugün bu ameliyatı yapmak zorundayım’ demiş. O şekilde beni ameliyata almışlar. Daha sonra oğlumun gösterdiği videolarda kendimi gördüm. Gerçekten cenabı Allah’ın bir harikası. Hakikatten ben o durumdan bu duruma geldiysem, hiç kimseye korkmamalarını, korkmadan karaciğer nakli olabileceklerini söylüyorum. İlk önce cenabı Allah’a hamd olsun, şükürler olsun. Sonra donörüm Ahmet’e ve en son sihirli elleri olan Doçent Doktor Hikmet Aktaş’a teşekkür ederim. Gerçekten hiç kimse korkmasın. Ben o halden bu hala geldiysem herkes gelebilir" ifadelerini kullandı.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Sep 2025 19:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/09/en-yakin-arkadasi-annesine-umut-oldu-1758732572.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MS tedavisinde yenilikçi adımlar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/ms-tedavisinde-yenilikci-adimlar-14854</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/ms-tedavisinde-yenilikci-adimlar-14854</guid>
                <description><![CDATA[MS tedavisinde yenilikçi adımlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Oral tedaviler, hastaların uyumunu kolaylaştırıyor!</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Son yıllarda, Multipl Skleroz (MS) tedavisinde birçok yeniliğin öne çıktığını dile getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “İmmünomodülatör ilaçlar ve biyolojik tedaviler, MS’in inflamasyonunu hedef alarak atakları azaltarak hastalığın ilerlemesini yavaşlatır.” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Özellikle oral tedavi seçeneklerinin, hastaların tedaviye uyumunu artırdığını ve tedavi sürecini daha erişilebilir hale getirdiğini kaydeden Tarlacı, “Ayrıca, hematopoetik kök hücre tedavisi (HSCT) gibi yenilikçi yöntemler, bağışıklık sistemini sıfırlayarak hastalığın ilerlemesini durdurmayı hedefler. Bu tedavi, özellikle tedaviye dirençli hastalar için umut verici bir seçenek olarak öne çıkıyor. Yeni biyomarkerlar ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımları, MS’in daha doğru bir şekilde izlenmesine ve tedaviye yanıtın hızla değerlendirilmesine olanak sağlıyor. Bu, hastaların tedavi süreçlerini daha etkili bir şekilde yönetmek için önemli bir adım.” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Yenilikler, MS tedavisinde ilerleme ve daha iyi tedavi yanıtı sağlıyor…&nbsp;</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu tedavi seçeneklerinin yanı sıra, robotik terapi ve telerehabilitasyon gibi yeni nesil fizyoterapi yöntemlerinin, MS hastalarının yaşam kalitesini artırmak ve fiziksel işlevlerini iyileştirmek için kullanıldığını aktaran Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları söyledi:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">“Son olarak, remyelinizasyon araştırmaları ilerlemekte olup, miyelin kılıfının yeniden yapılmasına yönelik tedavi seçenekleri, MS’in ilerlemesini durdurmak ve geri çevirmek için büyük bir umut taşıyor. Bu yenilikler, MS tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedilmesine ve hastaların tedaviye daha iyi yanıt vermelerine yardımcı oluyor.”</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>MS tedavisinde çok disiplinli destek şart!</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Multipl Skleroz (MS) tedavisinde, farklı disiplinlerin katkısının oldukça büyük olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “MS, merkezi sinir sistemini etkileyen bir hastalık olduğundan, tedavi süreci yalnızca nörolojiyle sınırlı kalmaz; hastaların yaşam kalitesini artırmak ve semptomları yönetmek için birden fazla uzmanlık alanından destek almak önemlidir.” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Fizyoterapi, ergoterapi ve psikolojik destek gibi disiplinlerin, MS hastalarının günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmeleri, bağımsızlıklarını koruyabilmeleri ve psikolojik iyilik hallerini artırabilmeleri için kritik rol oynadığının altını çizen Tarlacı, “Fizyoterapi, MS hastalarının kas gücünü artırmaya, dengeyi geliştirmeye ve hareketliliği iyileştirmeye yönelik çeşitli egzersizler sunar. Kas zayıflığı ve denge problemleri MS’in sık görülen semptomlarındandır, bu nedenle fizyoterapistler, hastaların fiziksel fonksiyonlarını en iyi şekilde kullanabilmesi için kişiye özel egzersiz programları oluşturur.” açıklamasını yaptı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Ergoterapi, MS hastalarının bağımsızlığını ve yorgunlukla başa çıkma becerisini destekler…&nbsp;</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Fiziksel terapinin ise kas spazmlarını azaltmaya, yorgunluğu yönetmeye ve düşme riskini engellemeye yardımcı olduğunu aktaran Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Ayrıca, vücut sıcaklığındaki artış MS semptomlarını kötüleştirebileceği için fizyoterapistler, sıcaklık toleransı ve egzersiz stratejileri konusunda rehberlik eder.” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Ergoterapinin, MS hastalarının günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlıklarını artırmayı hedeflediğini de sözlerine ekleyen Tarlacı, “Bu disiplin, hastaların evde, işte ve sosyal yaşamda daha bağımsız olabilmesi için çevresel düzenlemeler, uygun yardımcı cihazlar ve adaptif stratejiler önerir. Ergoterapistler, hastaların motor becerilerini ve el-göz koordinasyonlarını geliştirerek, basit günlük işlerden daha karmaşık işlere kadar geniş bir yelpazede pratik çözümler sunar. Ayrıca, hastaların yorgunlukla başa çıkabilmesi için enerji yönetimi tekniklerini öğretir.” ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>MS’in tedavisiyle ilgili yeni araştırmalar umut vadediyor!</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Son yıllarda yapılan araştırmaların, mikrobiyomun MS gelişimi ve seyrindeki rolünü araştırdıklarını vurgulayan Tarlacı, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">“Bağırsak florası, bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde önemli bir etkiye sahiptir. MS hastalarında bağırsak mikroorganizmalarının yapısındaki değişiklikler, hastalığın gelişimini etkileyebilir. Mikrobiyomun düzenlenmesi, MS tedavisinde yeni bir alan açabilir ve bağışıklık sistemini dengelemeye yönelik yeni yaklaşımlar geliştirilmesine olanak tanıyabilir.”-</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 13:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/09/ms-tedavisinde-yenilikci-adimlar-umut-vadediyor-1758537620.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dışarıdan yemek hasta ediyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/disaridan-yemek-hasta-ediyor-14828</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/disaridan-yemek-hasta-ediyor-14828</guid>
                <description><![CDATA[Dışarıdan yemek hasta ediyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Sürekli dışarıda yemek yemek, sağlığı olumsuz etkiliyor</strong></p>

<p>Dışarıda sürekli yemek yemenin, genellikle yüksek tuz, şeker ve yağ içeriği nedeniyle sağlığı olumsuz etkilediğine işaret eden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Restoranlar, yemekleri daha lezzetli hale getirmek için bu malzemeleri daha fazla kullanır ve bu durum kalori alımını arttırır. Uzun vadede aşırı tuz ve yağ tüketimi, hipertansiyon, kalp hastalıkları, diyabet ve obezite gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca dışarıda hazırlanan yemeklerin içeriğine bağlı olarak besin değerleri daha düşük olabilir. Bu nedenle sürekli dışarıda yemek yemek, vücutta vitamin ve mineral eksikliklerine de sebep olabilmektedir.” dedi.</p>

<p><strong>Sağlıklı besin seçimleri yaparak dışarıdan yemek yemenin zararı yok</strong></p>

<p>Ancak sağlıklı besin seçimleri yaparak dışarıdan yemek yemenin sağlıklı bir beslenmeye olumlu yönde etki edebileceğini de söyleyen Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Doğru restoran seçimi, porsiyon kontrolü, işlenmiş, aşırı tuz ve şeker içeren besinlerden kaçınarak dışarıda da sağlıklı bir beslenme sürdürülebilir. Böylece kişi hem iştah kontrolünü yapacak hem de sosyal açıdan kendisini iyi hissedecektir.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Evde hazırlanan yemeklerin sağlık açısından sağladığı avantajlar neler?</strong></p>

<p>Evde hazırlanan yemeklerin, sağlıklı beslenme açısından önemli avantajlar sunduğunu kaydeden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, şöyle devam etti:</p>

<p>“İlk olarak, tencere yemekleri genellikle taze ve işlenmemiş malzemelerle hazırlanır. Bu durum, yemeklerin besin değerlerini korumasına yardımcı olur. Sebzeler, etler ve tam tahıllar, evde hazırlanan yemeklerin temel bileşenleridir ve bunlar vücuda gerekli vitamin, mineral ve posayı sağlar. Böylece sindirim sistemi düzgün çalışır, bağışıklık sistemi güçlenir ve genel sağlık iyileşir.”</p>

<p><strong>Evde pişen yemeklerde yağ ve tuz kontrolü mümkün</strong></p>

<p>Ayrıca, evde yemek yapmanın en büyük avantajlarından birinin, içeriklerin tamamen kontrol edilebilmesi olduğunu da dile getiren Hatunoğlu, “Mutfakta kullanılan tuz, yağ ve şeker miktarları ayarlanabilir bu da özellikle hipertansiyon, kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıkların yönetilmesinde önemli bir rol oynar. Örneğin, evde pişirilen yemeklerde yağ miktarını azaltmak, tuz yerine doğal baharatlar kullanmak mümkündür. Bu da yemeklerin daha sağlıklı hale gelmesini sağlar.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Evde yemek yaparak porsiyon kontrolü de sağlanıyor</strong></p>

<p>Evde yemek hazırlamanın, porsiyon kontrolü açısından da büyük fayda sağladığını ifade eden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Restoranlarda ya da dışarıda yemeklerde porsiyonlar genellikle büyük olur ve yüksek kalori alımına yol açabilir. Oysa evde yemek yaparken porsiyonlar kişisel ihtiyaca göre ayarlanabilir ve dengeli bir beslenme sağlamaya yardımcı olabilir. Ayrıca çoğunlukla evde yemek hazırlamak ekonomik açıdan da daha avantajlıdır.” dedi.</p>

<p><strong>Ev yemekleri daha az katkı maddesi içeriyor</strong></p>

<p>Ev yemeklerini dışarıda hazırlananlardan ayıran en temel farkın tazelik, doğallık ve besin değeri olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Ev yemekleri, genellikle daha az katkı maddesi içerir ve daha fazla taze sebze, meyve, et ve tam tahıl kullanılır. Bu da yemeklerin besin değerini artırır ve vücuda faydalı olan vitamin ve minerallerin kaybolmamasını sağlar. Dışarıda satılan yemeklerde ise genellikle hazır soslar, konservantlar ve katkı maddeleri kullanılır, bu da yemeklerin besin değerini düşürür ve vücudun ihtiyacı olan doğal gıdalardan uzaklaşılmasına neden olabilir. Ayrıca evde yemekler, porsiyon kontrolüne olanak tanır; bu da aşırı kalori alımını engeller.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Vitamin ve posa açısından da zengin…</strong></p>

<p>Ev yemeklerinin tazeliği, doğal içerikleri ve besin dengesinin, dışarıdaki yemeklerden önemli ölçüde ayrıştığına da işaret eden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, şunları söyledi:</p>

<p>“Evde yemek hazırlarken kullanılan malzemeler genellikle taze ve mevsimsel olarak seçilir ve yemeğin besin değerlerini korumasını sağlar. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve doğal protein kaynakları kullanılarak yapılan yemekler, vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve posa açısından zengindir. Evde pişirilen yemeklerde katkı maddeleri, koruyucular ve hazır soslar nadiren bulunduğu için yemekler daha temiz ve sağlıklı olur. Dışarıda ise genellikle hazır malzemeler, işlenmiş besinler ve yoğun katkı maddeleri kullanılarak yemekler hızlıca hazırlanır. Bu durum, besin değerlerinin kaybolmasına ve vücuda zararlı bileşenlerin girmesine neden olabilir. Ev yemekleri, doğru pişirme teknikleriyle (örneğin haşlama, buğulama) daha sağlıklı hale getirilebilir ve daha besleyici olabilir.”</p>

<p><strong>Dengeli beslenme için doğru seçimler yapılmalı</strong></p>

<p>Dengeli bir beslenme için dışarıda yemek tüketimini evde tencere yemekleri ile dengelemenin önemine vurgu yapan Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Haftanın 1-2 günü doğru seçimler yaparak ve porsiyon kontrolüne dikkat ederek dışarıdan yemek yemek, sağlıklı bir yaşam tarzı için sorun oluşturmaz. Hatta sürdürülebilir sağlıklı beslenme için olumlu bir etkisi olacaktır. Evde ise dengeli bir beslenme için sebze, protein ve kompleks karbonhidrat içeren yemekler hazırlanmalıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 Aug 2025 15:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/08/surekli-disaridan-yemek-hastaliklara-davetiye-cikariyor-1756556265.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ruhun vitamini, gerçek arkadaşlık!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/ruhun-vitamini-gercek-arkadaslik-14788</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/ruhun-vitamini-gercek-arkadaslik-14788</guid>
                <description><![CDATA[Ruhun vitamini, gerçek arkadaşlık!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Arkadaşlık, güven ve duygusal destek sunar…</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">İnsanların doğası gereği sosyal varlıklar olduğunu hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Cumali&nbsp;Aydın, “Doğduğumuz andan itibaren, bağ kurmak, anlaşılmak ve kabul görmek isteriz.” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Bu ihtiyaçların en samimi karşılandığı yerlerden birinin de arkadaşlıklar olduğunu aktaran Aydın, “Arkadaşlık, sadece birlikte vakit geçirme değil; duygusal anlamda paylaşımda bulunma, destek alma ve kendini güvende hissetme zeminidir. Psikolojik olarak arkadaşlık, yalnızlık hissini azaltır, özsaygıyı artırır ve stresle başa çıkmayı kolaylaştırır. Örneğin, bir sınav öncesi kaygılandığınızda, sizi motive eden ya da birlikte konuları tekrar ettiğiniz bir arkadaş, sadece başarınızı değil ruh sağlığınızı da olumlu etkiler.” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Sosyal destek, bir nevi ruhun vitamini gibi…</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Yapılan birçok bilimsel araştırmanın, güçlü sosyal bağları olan insanların daha uzun yaşadığını, daha az depresyona girdiğini ve fiziksel hastalıklarla daha iyi baş ettiğini gösterdiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, şunları söyledi:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">“Sosyal destek, bir nevi ruhun vitamini gibidir. İşten çıkarılan bir kişi yalnızsa bu süreci daha yıkıcı bir şekilde yaşayabilirken, arkadaşları olan biri dertleşebilir, öneri alabilir, duygusal yükünü paylaşabilir. İşte dayanışma burada devreye girer. ‘Yalnız değilim’ hissi, birçok psikolojik sarsıntıyı hafifletir. Ayrıca birlikte gülmek, birlikte üzülmek, hayatı daha anlamlı kılar.”</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Arkadaşlar sadece zaman geçirdiğimiz insanlar değil, kişiliğimizi etkileyen güçlü aynalar!</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">“Arkadaşlarımız, kim olduğumuzun aynası gibidir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Cumali&nbsp;Aydın, “Onlarla kurduğumuz ilişkiler, hangi değerlere önem verdiğimizi, nelere güldüğümüzü, nelere üzüldüğümüzü gösterir. Özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde arkadaş grupları, kimliğin şekillenmesinde büyük rol oynar.” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sanata düşkün, üretken bir arkadaş grubunun içinde yer alan bir gencin, bu çevrenin etkisiyle kendini ifade etme yolları geliştirerek sanatsal etkinliklere yöneleceğini ifade eden Aydın, “Buna karşın, sürekli olumsuz konuşan ve her şeyi eleştiren bir grupta olan biri zamanla kendi benlik algısında da bir karamsarlık geliştirebilir. Yani arkadaşlarımız sadece zaman geçirdiğimiz insanlar değil, kişiliğimizi etkileyen güçlü aynalardır.” açıklamasını yaptı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Farklılıklar kişinin hem dünyaya bakışını hem de kendine olan anlayışını derinleştirir…</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Farklı kültürlerden ya da yaşam tarzlarından gelen arkadaşların, düşünce dünyamızı genişleteceğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali&nbsp;Aydın, “Her insan, kendi yaşadığını ‘doğru’ ya da ‘normal’ olarak kabul etme eğilimindedir. Ancak farklılıklarla karşılaştıkça, alternatif yaşam biçimlerini, başka bakış açılarını keşfederiz. Bu da empati yeteneğimizi artırır, hoşgörüyü besler.” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Hiç seyahat etmeyen birinin, başka bir ülkeden gelen arkadaşı sayesinde o kültürün yemeklerini, müziklerini, bayram geleneklerini öğrenebileceğini ya da farklı ekonomik geçmişe sahip bir arkadaşın, hayata karşı daha sade ya da farklı bir duruş kazandırabileceğini söyleyen Aydın, bu çeşitliliğin kişinin hem dünyaya bakışını hem de kendine olan anlayışını derinleştireceğini vurguladı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px"><strong>Arkadaşlık sadece bir sosyal alışkanlık değil, psikolojik bir ihtiyaç!</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Teknoloji sayesinde dünyanın öbür ucundaki insanlarla bile iletişim kurmanın mümkün hale geldiğini hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Cumali&nbsp;Aydın, “Bu, birçok açıdan avantajlı. Ancak sanal arkadaşlıklar, yüz yüze ilişkilerin yerini tam anlamıyla dolduramıyor. Dijital ortamda kurulan ilişkilerde beden dili, göz teması, dokunma gibi bağ kurmayı derinleştiren unsurlar eksik kalıyor.” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sosyal medyada sıkça mesajlaşılan kişilerle yüz yüze geldiğinizde konuşmaların aynı doğallıkta olmayabileceğine dikkat çeken Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">“Çünkü dijital ortamda iletişim daha kontrollüdür, anlık tepkiler sınırlıdır. Bu da duygusal yakınlık kurmayı zorlaştırabilir. Ayrıca sanal ortamlardaki ilişkilerde kişiler bazen sadece ‘görünmek istedikleri gibi’ davranabilir. Bu da gerçek bağın oluşmasını engeller. Elbette internet üzerinden kurulan dostluklar da değerli olabilir; özellikle ortak ilgi alanlarında birleşen insanları bir araya getirir. Ancak denge önemlidir. Yüz yüze ilişkilerde kurulan bağların derinliği ve kalıcılığı çoğu zaman daha fazladır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Arkadaşlık sadece bir sosyal alışkanlık değil, psikolojik bir ihtiyaçtır. Hayatın zorluklarında omuz veren, sevinçleri büyüten, aynaya baktığımızda kendimizi daha net görmemizi sağlayan dostluklar, ruh sağlığımız için vazgeçilmezdir. Farklılıklara açık olmak, çevremizi çeşitlendirmek ve teknolojinin sunduklarını dengeyle kullanmak, daha sağlıklı ve doyurucu ilişkiler kurmamıza yardımcı olur. Unutmayalım, gerçek bir dost bazen bir terapistten daha fazla iyi gelir."</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Aug 2025 21:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/08/ruhun-vitamini-gercek-arkadaslik-1754331179.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadın sağlığı küresel bir sorun, iyileştirilmesi toplumların sağlığını yükseltir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kadin-sagligi-kuresel-bir-sorun-iyilestirilmesi-toplumlarin-sagligini-yukseltir-14701</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kadin-sagligi-kuresel-bir-sorun-iyilestirilmesi-toplumlarin-sagligini-yukseltir-14701</guid>
                <description><![CDATA[Kadın sağlığı küresel bir sorun, iyileştirilmesi toplumların sağlığını yükseltir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”></span></span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs’te Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda düzenlenen III. Uluslararası ve IV. Ulusal Kadın Sağlığı Hemşireliği Kongresi, “Kadın Sağlığı Hemşireliği için Yeni Ufuklar: Kadın Sağlığında Sürdürülebilirlik ve Liderlik” temasıyla düzenlendi. Üç gün süren kongrede kadın sağlığı farklı yönleriyle ele alındı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Kadın, toplumu dönüştüren bir varlık”</span></span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, açılış konuşmasında bugün burada yalnızca bilimsel bilgi paylaşımı için değil, aynı zamanda kadının yaşamın her alanındaki yerini, rolünü ve karşılaştığı sorunları birlikte düşünmek ve tartışmak için de bir arada olunduğunu belirterek kadının yalnızca biyolojik bir varlık değil, toplumu dönüştüren, besleyen, büyüten, şekillendiren bir güç  olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Kadına yönelik şiddet eğitimle ve toplumsal farkındalıkla iyileştirilebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Kadının toplumu var eden bir varlık olduğunu belirten Prof. Dr. Kocabıçak, “Kadın eş, kadın anne, kadın evlat, kadın sağlık profesyoneli, kadın meslek sahibi… Kadın pek çok rolüyle toplumu ayakta tutan en temel yapı taşı. Tüm bu değerli rollere rağmen hem dünyada hem de ülkemizde kadınlar hala eşitsizliklerle, ötekileştirme ve en acısı şiddetle karşı karşıya. Kadına yönelik şiddet, sadece bireysel değil, toplumsal bir yara aslında. Bu yarayı da ancak eğitimle, toplumsal farkındalıkla, bilinçle ve kararlılıkla iyileştirebiliriz” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Üniversiteler bu dönüşümün lokomotifi olmak zorunda</span></span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Üniversitelerin aslında bu dönüşümün lokomotifi olmak zorunda olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kocabıçak, “Bizler burada sadece bilim üretmekle değil, aynı zamanda eşitlikçi, adil ve insan haklarına saygılı bir toplumsal yapı kurmakla da sorumluyuz. Bu nedenle bu kongreyi yalnızca bilimsel bir etkinlik değil, aynı zamanda toplumsal bir çağrı, bir vicdan muhasebesi olarak da görüyorum” dedi. Prof. Dr. Kocabıçak, “Kadınların güvenle yaşadığı, üretebildiği ve kendini ifade edebildiği bir dünya mümkün” diyerek sözlerini tamamladı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Prof. Dr. Aytolan Yıldırım: “Meslek üyeleri olarak çok önemli sorumluluklarımız var”</span></span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aytolan Yıldırım, açılış konuşmasında kongre temasının çok önemli olduğunu, kadın sağlığının sürdürülebilir olması için kadın varlığının etkin kılınması gerektiğini söyledi. Kadınların tarihsel süreç içerisinde bilimde, sanatta, eğitimde, yönetimde, iş gücüne katılımda ve her alanda ayrımcılığa uğradığını belirten Prof. Dr. Aytolan Yıldırım, “Meslek üyeleri olarak sorumluluğumuz, yani sağlıkta sürdürülebilirlikte ve sağlıktaki eşitsizliğin giderilmesinde çok önemli sorumluklarımızın olması. Yani toplumda sağlığa erişimde, sağlığın korunması, geliştirilmesi ve temel sağlık hizmetlerindeki rollerimiz aslında kadın sağlığını, çocuk sağlığını, aile sağlığını ve toplumun sağlığının tamamını karşılayan bir düzeyde. Şöyle güzel bir olgu var: Bu salondaki kalabalık hemşireliğin bilimsel noktadaki gelişiminin de bir göstergesi” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Üretilen bilgi mutlaka alana inmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Hemşirelik biliminin günümüzde araştırmalarla çok güçlü bir hale geldiğini belirten Prof. Dr. Aytolan Yıldırım, “Ama daha ilerisinde yapılacak şey, üretilen bu bilginin artık gerçekte uygulamaya dönüşmesi, birey, toplum ve aile sağlığına yansıtılarak gerçek anlamda hemşirelik eli ile değişim ve dönüşümün yaratılması noktasında. Yani artık üretilen bilgi mutlaka alana inmeli. Kadın, çocuk, genç yaşlı fark etmeksizin toplumun sağlık hakkına erişmesinde, hizmetin var edilmesinde kabul edilebilir ve erişilebilir noktaya getirilmesinde sorumluluklarımız çok yüksek. Bu vesileyle bugünkü kongrede işlenecek tema ve ortaya konulacak araştırma sonuçlarının mesleğe çok yararlı olacağını ve önemli katkılar sunacağını düşünüyorum” diye konuştu. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Prof. Dr. Kafiye Eroğlu: “Kadın sağlığı küresel bir sorundur”</span></span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Kafiye Eroğlu ise açılış konuşmasında kongreyi düzenlerken farklılıklar yaratmayı hedeflediklerini belirterek “Çoğulcu bir bakış açısıyla kadın sağlığının geleceğini,  kadın sağlığının sorunlarını, kadın sağlığı ile ilgili fırsatları ve hatta kadını gelecekte en iyiye taşıyacak yolda akademisyen, klinisyen ve öğrenci olarak neler yapacağımız konusunda ortak bir amaç oluşturacağız. Bu amaca ulaşmak için izleyeceğimiz yollar konusunda da ortak bir karara varacağız” dedi. Kadın sağlığının sadece kadınları ilgilendiren bir sorun olmadığını belirten  Prof. Dr. Kafiye Eroğlu, “Kadın sağlığı küresel bir sorundur. Kadın sağlığını iyileştirerek yine sadece kadınların sağlığını iyileştirmeyeceğimizi, toplumların ve ulusların sağlığını yükselteceğimizi, birlikte çalışarak kadınları hem sağlıkta hem de adalette eşit fırsatlardan yararlanmasına katkıda bulunacağımızı belirtmek isterim” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Nevin Şahin de açılış konuşmasında kongre programı ile ilgili bilgi vererek kongrenin düzenlenmesinde katkıları olanlara teşekkür etti.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Prof. Dr. Teddie Potter: “Küresel sorunlardan en çok kadınlar etkileniyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>Kongre ABD’de Minnesota Üniversitesi Hemşirelik Okulu Gezegen Sağlığı Direktörü Prof. Dr. Teddie Potter’in “Gezegen Sağlığı: Kadın Sağlığı İçin Yeni Umut” başlıklı konferansı ile başladı.<br />
Oturum başkanlığını Prof. Dr. Anahit Coşkun ve Prof. Dr. Nevin Şahin’in yaptığı konferansta Prof. Dr. Teddie Potter, kadın sağlığının küresel ölçekte önemli olduğunu belirterek iklim değişiklikleri ve aşırı sıcaklar gibi sorunlardan en çok kadınların etkilendiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>İlk gün hemşirelikle ilgili kursların düzenlendiği kongrenin ikinci gününde “Kadın Sağlığı Hemşireliğine Bakış: Roller, Liderlik ve Stratejiler”, “Kadın Sağlığına Güncel Bakış”, “İyileşmek ve İyileştirmek İçin Bakımı Anlamak” başlıklı paneller gerçekleştirildi. Kongrenin ikinci günü “Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliğinin Çalışma Alanları, Görev, Yetki ve Sorumluluklarına İlişkin Mevcut Yönetmelikte Güncelleme: Yol Haritamız” başlıklı forum ile sona erdi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><b><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>400 bildiri sunumu gerçekleşti</span></span></span></b></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”><span style=”font-size:11pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:Aptos,sans-serif”><span style=”font-size:12.0pt”><span style=”line-height:107%”><span style=”font-family:”Calibri”,sans-serif”>III. Uluslararası ve IV. Ulusal Kadın Sağlığı Hemşireliği Kongresi’nin üçüncü gününde “Kadının Üreme Sağlığında Güncel Tedavi ve Yaklaşımlar”, “Kriz Durumlarında Kadın Sağlığı ve Hemşirelik”, “Kadın Sağlığı Hemşireliğinde Bilişim ve Teknoloji<b>”, </b>“Özel Gruplarda Üreme ve Cinsel Sağlık” başlıklı paneller gerçekleştirildi. 450’nin üzerinde katılımla gerçekleşen kongrede sözel ve poster olmak üzere toplam 400 bildiri sunumu  gerçekleşti ve  kongre kapsamında yapılan Kadın Sağlığını Destekleyici İnovatif Ürünler Yarışması’nda  ödüller sahiplerini buldu. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”> </p>

<p style=”text-align:justify; margin-bottom:11px”> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 May 2025 14:02:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/05/kadin-sagligi-kuresel-bir-sorun-iyilestirilmesi-toplumlarin-sagligini-yukseltir-1746442978.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sivrisinekle Mücadelede Önlemler Artırıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/sivrisinekle-mucadelede-onlemler-artirildi-14695</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/sivrisinekle-mucadelede-onlemler-artirildi-14695</guid>
                <description><![CDATA[Sivrisinekle Mücadelede Önlemler Artırıldı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, başta sivrisinek olmak üzere her türlü vektörle mücadelesine aralıksız devam ediyor. İstanbulluların rahat bir yaz geçirmesi adına yürütülen çalışmalar, kent genelinde sürdürülüyor. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>588 KİŞİLİK 182 EKİP SAHADA</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Toplam 182 ekip ve 588 kişilik uzman kadroyla 39 ilçede görev yapan Vektörle Mücadele Ekipleri, 120 bin 485 potansiyel üreme alanında düzenli uygulamalar gerçekleştiriyor. İBB vektörlerle mücadele ekipleri; başta su birikintileri, göl-göletler olmak üzere dereler, su kanalları ve mezarlıklarda çalışmalarını yürütüyor.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>39 İLÇENİN TAMAMINDA MÜCADELE ÇALIŞMALARI YÜRÜTÜLÜYOR</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Vektörlerle Mücadele Birimi, 39 ilçenin tamamında çalışmalarına yoğun şekilde devam ediyor. Özenle yürütülen çalışmalarla, sivrisinek, karasinek, fare, kene, hamamböceği gibi vektör (taşıyıcı) popülâsyonların, biyolojik zincirde tamamen yok edilmeden, insan sağlığını tehdit etmeyecek düzeyde tutulması hedefleniyor.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Vektörle mücadele çalışmaları kapsamında, kültürel mücadeleye de yer veriliyor. Ekipler, İstanbullulara bilinçlendirici broşürler dağıtılıyor. Gidilen ilçelerde, belediyelerinin yetkili personelleriyle düzenli bilgilendirme toplantıları yapılıyor.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 03 May 2025 20:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/05/sivrisinekle-mucadelede-onlemler-artirildi-1746294491.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şifa deposu polende hasat başladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/sifa-deposu-polende-hasat-basladi-14682</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/sifa-deposu-polende-hasat-basladi-14682</guid>
                <description><![CDATA[Şifa deposu polende hasat başladı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’nin bal üretiminde önemli sıralarda yer alan Mersin’de, baharın gelmesiyle sıfır rakımda milyonlarca arının gram gram topladığı polende hasat yapıldı. Bir çok faydası olduğu belirlenen ve sağlık açısından altın değerinde olan polenin kilogram fiyatının bin 300 TL civarında olduğu belirtildi.</span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’de arıcılıkta ilk 5’de yer alan Mersin’de sert geçen kış, ardından yaşanan zirai don nedeniyle tam anlamıyla bahar geç geldi, çiçek mevsimini iki hafta geç başladı. Özellikle sıfır rakımda çiçeklerin açmasıyla milyonlarca arı da polen topladı. Arıların gram gram topladığı polenlerin hasadı da başladı. Kilogram fiyatının bin 300 TL civarında olduğu belirtilen polen, doğal protein olarak dikkat çekiyor. Sıfır rakımda başlayan Toroslar ve Eğriçayır yaylasında devam edecek sezonun bereketli geçmesi bekleniyor. Kentte 4 bin arıcının sezonda yaklaşık 200 ton civarında hasat elde edeceği tahmin ediliyor.</span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Mersinde baharın gelmesiyle birlikte polen hasadına başladıklarını belirten arıcı Celal Çay, " Kış mevsimi güzel geçti, yerini güzel bir bahara bıraktı. Güzel baharda arılara güzel polen sağladı. Bununda hasadını yapıyoruz, yüzlerimiz gülüyor" dedi.Bu sene sert geçen kışın ardından don da olduğunu anlatan Çay," Bir çok bitki donda zarar da gördü. Biz kötü olacağını düşünüyorduk ama öyle olmadı. Hemen havaların ısınmasıyla birlikte çiçekler açtı, arılarımıza polen sağlamaya başladı"diye konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">"Eğriçayır Yaylası’nda yolculuğumuzu sonlandıracağız"</span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Son yıllarda çocuklu aileler başta olmak üzere, sporcular ve sağlıklı ürün tüketenlerin büyük bir talep oluşturduğuna dikkat çeken Çay," Bahar Torosların eteği ile zirvesine aynı anda gelmiyor. Şuanda 0 rakımdayız, arılarımız burada polen getiriyor. Birkaç gün sonra burada bahar sona erecek biraz daha yüksek rakımda bahar başlayacak. Bizde arılarımızı baharın peşinden yukarıya doğru taşıyacağız. En son Haziran ayından Eğriçayır Yaylası’nda yolculuğumuzu sonlandıracağız. Orada bekledikten sonra güz ile birlikte tekrar geri dönüşe başlayacağız" ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Eşiyle birlikte polen hasadı yapan 2 çocuk annesi Gökçe Çay’da güzel bir verim aldıklarını kaydetti. Çay, her gün bir kaşık polen tüketerek doğal protein kaynağı sağlanabileceğini belirterek, kedisinin de çocuklarına tükettirdiğini aktardı.</span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Polenin arı mahsulü olarak arıcıların geçim kaynaklarından birinin de polen olduğuna vurgu yapan arıcı Hayrettin Gürbüz’de sezondan umutlu olduklarını, arıların bahara tepkisinin de güzel olduğunu dile getirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Prof.Dr.Turhan:"Polenin bir çok faydası vardır"</span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Arı&nbsp;ürünleri üzerine çalışmalar yapan Mersin Üniversitesi Gıda Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Turhan ise "Özellikle polen protein ve amino asit açısından çok zengindir. Bu amino asidin bir kısmını insan vücudu kendisi üretir, bir kısmını dışardan almak zorunda kalır. Polende bu açıdan çok zengindir. Bu da sağlık ve metabolizma açısından önemlidir. Özellikle B vitaminleri açısından oldukça zengindir. Kimisi kanıtlanmış, kimisi kanıtlanmamış bir çok faydası vardır. Genel olarak konuşacak olursak polen sağlıklı bir gıdadır. Bunlar yüzyıllardır faydası bilinen arı ürünleridir. Polen kovandan elde edilen en önemli 6 üründen bir tanesidir. Türkiye’de balcılığa ağırlık veriliyor fakat son dönemde poleninde ön plana çıkması sevindirici bir olay. Tüketim sade olabilir, yoğurda bala, istediğiniz her şeye katabilirsiniz yeter ki o sizin bünyenize girsin. Bizde her gün bir tatlı kaşığı polen tüketilmesini öneriyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Apr 2025 09:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/04/sifa-deposu-polende-hasat-basladi-1745218831.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüreğir Belediyesinden psikolojik destek hizmeti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/yuregir-belediyesinden-psikolojik-destek-hizmeti-14629</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/yuregir-belediyesinden-psikolojik-destek-hizmeti-14629</guid>
                <description><![CDATA[Yüreğir Belediyesinden psikolojik destek hizmeti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Adana Yüreğir Belediyesi, vatandaşlara uzman psikologlarla psikolojik destek sağlıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yüreğir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’nde görev yapan uzman psikologlar, sıkıntıları bulunanlarla birebir görüşmeler yaparak destek olduğu bildirildi. Yapılan başvuruların çoğu mesleki ve bireysel problemler, kişilerarası ilişkiler, duygu-durum problemleri, kaygı bozuklukları,ekonomik yaşamın zorluklarına bağlı stres ve aile içi iletişim sorunlarından oluştuğu ifade edildi. Ücretsiz verilen psikolojik danışmanlık desteği ile kadınların ve yetişkin bireylerin hayatlarında karşılaştıkları zorluklara çözüm bulunmasının hedeflendiği kaydedildi. Özellikle kadınlara yönelik bireysel danışmanlık hizmetleri sunulduğu, onların güçlenmelerine, hayatlarını değer odaklı bir şekilde yaşamalarına ve ruhsal iyilik hallerini arttırmaya destek olduğu da aktarıldı.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 12:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/03/yuregir-belediyesinden-psikolojik-destek-hizmeti-1740994399.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Konak’ta sağlıklı beslenme seminerleri başladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/konakta-saglikli-beslenme-seminerleri-basladi-14616</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/konakta-saglikli-beslenme-seminerleri-basladi-14616</guid>
                <description><![CDATA[Konak’ta sağlıklı beslenme seminerleri başladı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><b></b></p>

<p> </p>

<p>Konak Belediyesi bünyesinde hizmet veren semt merkezlerinde “Sağlıklı Beslenme ve Doğru Bilinen Yanlışlar” başlıklı seminerler başladı. İlki Hatay Semt Merkezi’nde düzenlenen seminerde Diyetisyen Kadir Aydoğan ve Diyetisyen Hülya Özel, beslenme konusunda doğru bilinen yanlışları anlattı; sağlıklı bir yaşam için önemli ipuçlarını paylaştı. İzmir Ümit Lions Kulübü’nün katkılarıyla düzenlenen ve kursiyerlerin tam katılım gösterdiği semineri Murat Reis Mahalle Muhtarı Zafer Çam da takip etti. Deneyimli diyetisyenlerin anlattıklarını can kulağıyla dinleyen kursiyerler, beslenme ve diyet konusunda merak ettikleri soruların cevaplarını da uzmanından aldı. Özellikle diyabet diyeti, obezite ve menopozda beslenme konularında soru yönelten kursiyerler, günlük beslenme alışkanlıklarını nasıl düzenleyeceklerini de öğrendi.</p>

<p> </p>

<p><b>Tüm semt merkezlerinde düzenlenecek</b></p>

<p>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Konaklı komşularını sağlıklı beslenme seminerlerine davet ederek, “Konak’ta daha sağlıklı ve aktif bir yaşamı desteklemek için komşularımızla birlikte parklarımızda, meydanlarımızda, semt merkezlerimizde bir araya gelerek spor ve dans etkinlikleri düzenlemiştik. Spor önemli ancak sağlıklı bir yaşamın temeli de doğru beslenmeden geçiyor. İstedik ki Konaklı komşularımızla başlattığımız sağlıklı yaşam hareketini sağlıklı beslenme seminerleriyle de destekleyelim. İlk semineri Hatay Semt Merkezimizde düzenledik. Seminerlerimiz tüm semt merkezlerimizde devam edecek” dedi. </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 12:16:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/03/konakta-saglikli-beslenme-seminerleri-basladi-1740993418.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakırköy Belediyesi Sağlıkta Engel Tanımıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/bakirkoy-belediyesi-saglikta-engel-tanimiyor-14608</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/bakirkoy-belediyesi-saglikta-engel-tanimiyor-14608</guid>
                <description><![CDATA[Bakırköy Belediyesi Sağlıkta Engel Tanımıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Halk sağlığı için gerçekleştirdiği bilinçlendirme eğitimlerine devam eden Bakırköy Belediyesi, anlamlı bir programa imza attı. Körler ve Gönüllüler Derneği iş birliği ile gerçekleştirilen eğitim programı ile, görme engellilere ilkyardım eğitimi verildi. Belediyenin meclis salonunda gerçekleştirilen eğitim kapsamında, uzman eğitmen eşliğinde temel ilkyardım teknikleri uygulamalı olarak anlatıldı. Görme engellilerin günlük hayatta karşılaşabilecekleri acil durumlar karşısında hem kendilerine hem de çevrelerindeki insanlara daha bilinçli şekilde müdahale edebilmeleri için özellikle çarpma, düşme ve yaralanma gibi durumların üzerinde duruldu.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 12:09:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/03/bakirkoy-belediyesi-saglikta-engel-tanimiyor-1740992991.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ön çapraz bağ yaralanmaları hemen herkeste görülebiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/on-capraz-bag-yaralanmalari-hemen-herkeste-gorulebiliyor-14605</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/on-capraz-bag-yaralanmalari-hemen-herkeste-gorulebiliyor-14605</guid>
                <description><![CDATA[Ön çapraz bağ yaralanmaları hemen herkeste görülebiliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Tedavi edilmeyen ön çapraz bağ yaralanmalarında iyileşme potansiyeli yok denecek kadar az! Ancak bağ uyluk kemiğine tutunduğu taraftan kopmuş ve farklı bir anatomik bölgeye, sıklıkla arka çapraz bağın üzerine gevşek bir biçimde tutunmuş ise “yalancı iyileşme” yaşanabiliyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi</strong> <strong>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Ergün,</strong> dolayısıyla “Dizimdeki ağrım geçti, iyileştim” düşüncesine kapılıp doktora başvurmakta gecikilmemesi uyarısında bulunarak,  “Ameliyatla zarar gören tüm yapıların onarılmadığı,  ön çapraz bağın rekonstrükte edilmediği  hastalarda eklem kıkırdağında aşınma devam eder ve hastanın hareket kabiliyetini kısıtlamasının yanı sıra menisküsün de zarar görmesini ve eklemde artrozu, yani kireçlenmeyi tetikleyebilir. Bu nedenle dizde ağrı ve şişlik dinse bile mutlaka hekim muayenesinden geçilmelidir” diyor. <strong>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Ergün, </strong>günümüzde ön çapraz bağ yaralanmalarında “artroskopik cerrahi” yönteminden son derece başarılı sonuçlar alındığını belirterek,  “Hastalar iki hafta sonra değneksiz yürüyebilir, dizlerini bükerek oturabilirler. Yeter ki doktora başvurulmakta gecikilmesin” diyor. </p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Dizlerde adeta kalkan görevi üstleniyor</strong></p>

<p>Ön çapraz bağ; diz ekleminin içinde yer alan, kaval (Tibia) kemiği ile uyluk (Femur) kemiğini birbirine eklem içinden bağlayan, yaklaşık 4 cm uzunluğunda sabit bir yapıdır. Doç. Dr. Selim Ergün, bu bağın dizin stabilitesini sağlamakla görevli olduğunu belirterek, “Dönme ve kayma hareketlerine karşı diz eklemini korumak, uyluk ve kaval kemiklerinin birbirlerinden uzaklaşmasını, özellikle kaval kemiğinin öne yer değiştirmesini ve içe dönmesini önlemek gibi önemli işleve sahip. Ancak tüm bunları tek başına yapamaz; menisküsler, arka çapraz bağ ve yan bağlar da bu stabiliteye büyük katkı sağlar” diyor. </p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Bu hatalar dizde travmaya yol açabiliyor!</strong></p>

<p>Ön çapraz bağ yaralanması, yani kopması sıklıkla burkulmanın meydana geldiği temassız yaralanmalar sonucunda veya temaslı sporlarda dize alınan bir darbeyle gerçekleşiyor. Örneğin, basketbol veya futbol gibi sporlarda ani dönüş yapmak veya yön değiştirmek, koşarken aniden durmak   ya da zıpladıktan sonra yere tek ayak üzerine düşmek nedeniyle gelişebiliyor. Travmada oluşan gücün büyüklüğü, uyluk ve kaval kemiklerini bir arada tutmaya çalışan ön çapraz bağın dayanabileceği güçten fazla olduğunda bağda kopma meydana geliyor. </p>

<p> </p>

<p><strong>Sporcu hastalığı olarak biliniyor, ancak…</strong></p>

<p>Ön çapraz bağ yaralanması, tekrarlayan hareketlerin kümülatif sonucu olarak değil, tek ve güçlü bir travmada, çoğunlukla da spor yaparken oluşuyor. Ancak spor dışında, merdivenlerden inerken veya kaygan yüzeylerde düşmeye ya da araç dışı trafik kazalarına bağlı da gelişebiliyor. Özellikle kadınlarda, ev kazaları gibi düşük enerjili yaralanmalar nedeniyle de ön çapraz bağ yaralanmaları oluşabiliyor.</p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Bölgesel ağrı ve şişlik en tipik belirtileri!</strong></p>

<p>Ön çapraz bağ yaralanmasında, travmanın hemen ardından, diz bölgesinde yoğun bir ağrı ve şişme meydana geliyor, travma esnasında gürültülü bir kopma sesi duyulabiliyor. Ağrı ve şişlik ilk 24 saatte yoğunlaşıyor. Hasta ayağının üzerine basmakta ve şişlik nedeniyle dizini tam bükmekte zorlanıyor. İlerleyen günlerde bu sorunlar azalıyor; şişlik indikçe hasta dizini daha rahat bükebilir hale geliyor. Ancak bu kez de dizde boşluk hissi ve güvensizlik beliriyor. Boşluk hissi, özellikle hasta merdivenden inerken veya adım yönünü değiştirirken yaşanıyor. </p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Tedavi için doktora başvurmakta gecikmeyin!</strong></p>

<p>Ön çapraz bağ yaralanmalarında erken tanı ve tedavi son derece önemli. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Ergün, travma sonrasında oluşan ağrı ve şişlik zamanla azalsa da tedavide gecikildiğinde dizin eski sağlığına tam anlamıyla geri dönemediğine işaret ederek “Gün içerisinde yaşanan boşluk hissi, diğer bir deyişle dizin gidip gelmesi hastayı rahatsız ve tedirgin eder. Çünkü hastanın yaşadığı her boşluk hissinde dizde ağrı da oluşur. Bu boşluk hissi ve ağrının tekrar olacağının yol açtığı tedirginlik hastada korumacılığı, dizine güvenmemeyi ve istediği sporu yapamamayı da beraberinde getirir. Çok daha önemlisi, tedavi edilmeyen bağ yaralanması menisküs ile kıkırdak yaralanmalarına ve eklemde artroz, yani kireçlenmeye neden olabilir” diyor. </p>

<p> </p>

<p><strong>Artroskopik yöntemle tedavi ediliyor</strong></p>

<p>Ameliyat olmak istemeyen veya dizindeki boşluk hissi rahatsız edici düzeyde olmayan hastalara yönelik çeşitli güçlendirme egzersizleri planlanarak fonksiyonel stabilite arttırılabiliyor. Ancak ön çapraz bağ kopmalarına kesin çözüm ameliyat ile sağlanabiliyor. Ön çapraz bağ kopmalarının cerrahi tedavisi “artroskopik” yöntemle, yani eklem içinin endoskopik bir kamera ile görüntülenmesiyle yapılıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Ergün, ameliyatla genellikle dizde yeni bir bağ yapıldığını, bazı durumlarda ise yırtığın rekonstrükte edildiğini belirterek, “Hastaların büyük çoğunluğunda kopan bağ lifleri saçaklanmış bir yapıda oldukları için dikilemezler. Bu nedenle orijinal çapraz bağı taklit eden yeni bir bağ yapılır. Bu yeni bağ için sıklıkla hastanın dizinde veya ayak bileğinde yer alan tendonlar kullanılır. Bazı durumlarda kadavradan alınan greftler de tercih edilebilir. Bu tendonlar, alınan bölgede hastanın fark edebileceği bir eksikliğe yol açmazlar” diyor. Ön çapraz bağın koptuğu yaralanmalara çoğunlukla menisküs ve/veya yan bağların kopması gibi sorunların da  sıklıkla eşlik ettiğini belirten Doç. Dr. Selim Ergün, “Cerrahi tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için bu yaralanmalara sıklıkla aynı cerrahide müdahale gerekmektedir” diyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Ameliyatın sonuçları yüz güldürüyor!</strong></p>

<p>Alınan tendonun uygun kalınlık sağlanana kadar çeşitli tekniklerle katlandığını anlatan Doç. Dr. Selim Ergün, “Uygun kalınlık sağlandığında hazırlık tamamlanmış olur. Artroskopik olarak, eklem içinde, uyluk ve kaval kemikleri üzerinde, orijinal bağın yapışma alanlarına tüneller açılır ve tendondan hazırlanmış yeni bağ bu tünellerden geçirilerek kemiklere sabitlenir” bilgisini veriyor. Günümüzde artroskopik  cerrahi yöntemle tedaviden son derece başarılı sonuçlar alındığını ifade eden Doç. Dr. Selim Ergün, nadiren de olsa, bağın saçaklanmadan, bütünlüğünü koruyarak ve kemikten sıyrılarak koptuğu hastalarda ön çapraz bağ tamirinin de söz konusu olabildiğini söylüyor. </p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Spora dönüş için acele etmeyin!</strong></p>

<p>Hastaların ameliyatın ertesi günü hastaneden taburcu olduklarını belirten Doç. Dr. Selim Ergün, “Ameliyat sonrasında ilk 2 haftalık sürede mobilize olmak için kol değneklerinin kullanılması, şişliğin dinmesi için istirahat edilmesi ve soğuk uygulama yapılması gerekmektedir. Hastalar bu sürecin sonunda artık değneksiz yürüyebilir, dizlerini bükerek oturabilirler” diyor.  Doç. Dr. Selim Ergün, ameliyat sonrasında rehabilitasyon ve spora dönüş evresinin çok önemli olduğuna işaret ederek, “Bu evrede kesinlikle acele edilmemeli, süre ve kas gücü açısından asgari seviyeye ulaşmadan ve hekime danışılmadan rekabetçi sporlara dönüş yapılmamalıdır. Aksi halde<strong> </strong>yeniden kopma meydana gelebilir“ uyarısında bulunuyor. </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Feb 2025 21:25:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/02/on-capraz-bag-yaralanmalari-hemen-herkeste-gorulebiliyor-1740421509.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Obezite Sadece Sayılara İndirgenemeyecek Kadar Önemli Bir Hastalıktır</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/obezite-sadece-sayilara-indirgenemeyecek-kadar-onemli-bir-hastaliktir-14594</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/obezite-sadece-sayilara-indirgenemeyecek-kadar-onemli-bir-hastaliktir-14594</guid>
                <description><![CDATA[Obezite Sadece Sayılara İndirgenemeyecek Kadar Önemli Bir Hastalıktır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em></em></p>

<p> </p>

<p>Obezite, birden çok sebebi olan, tekrar edebilen kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Normalin üzerinde yağ dokusu birikimi yaşam kalitesini bozmakta ve tip 2 diabetes mellitus, hipertansiyon, kan yağlarında bozulmalar, kalp-damar hastalıkları, astım, kanser ve osteoartrit gibi hastalıklara yakalanma riskini artırarak beklenen yaşam süresinin de kısalmasına neden oluyor. Üstelik rakamların her geçen yıl çoğalması obezitenin topluma aktardığı yükü de artırıyor. Dünya genelinde erişkin nüfusta obezite sıklığının yaklaşık yüzde 13 olarak tahmin edildiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özlem Haliloğlu, “Her 100 kişiden 39’u fazla kilolu. Obezite sıklığının 1975 yılından bu yana en az üç kat arttığı, halen yaklaşık 650 milyonu yetişkin, 340 milyonu ergen ve 39 milyonu çocuk olmak üzere dünya çapında toplam 1 milyardan fazla obeziteli birey olduğu tahmin edilmektedir.” dedi. </p>

<p><strong>“AVRUPA KITASININ EN KİLOLU ÜLKESİYİZ”</strong></p>

<p>Obezitenin sadece yüksek gelirli ya da üst-orta gelir grubu hastalığı olmadığını, gelişmekte olan ülkelerde de rakamların hızla arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Haliloğlu, bununla birlikte, erişkinlerdekine benzer şekilde çocukluk ve adölesan dönemde de obezite sıklığındaki artırışın da vurgulanması gereken bir başka nokta olduğunu söyledi. </p>

<p>Araştırmalara göre obezite sıklığının ülkemizde de yüzde 30’un üzerine çıktığına ve Avrupa kıtasındaki en kilolu ülke konumuna geldiğimize dikkat çeken Doç. Dr. Özlem Haliloğlu, “Türkiye’de 1997-98 yıllarında gerçekleştirilen Türkiye Diyabet Epidemiyoloji (TURDEP-I) çalışmasında erişkinlerdeki obezite sıklığı yüzde 22.3 bulunmuşken, bu çalışmadan 12 yıl sonra, aynı merkezlerde yapılan TURDEP-II çalışmasında sıklığın yüzde 35’e yükseldiği gösterilmiştir.” diye konuştu. </p>

<p><strong>“EŞLİK ETTİĞİ HASTALIKLARLA BİRLİKTE SORUNUN BOYUTU BÜYÜYOR”</strong></p>

<p>Obezitenin kardiyometabolik, mental, mekanik birçok hastalıkla birlikte görülebildiğini ve bu nedenle dünyada olduğu gibi ülkemiz için de giderek büyüyen bir sorun olduğuna işaret eden Doç. Dr. Haliloğlu,  prediyabet ve tip 2 DM, dislipidemi (kan yağlarında bozulmalar), hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, karaciğer yağlanması, polikistik over sendromu, infertilite (kısırlık), uyku apne sendromu, astım, osteoartrit (kireçlenmeler), idrar kaçırma, depresyon ve kanserin obeziteyle birlikte gelişebilen hastalıklar arasında yer aldığını belirtti.</p>

<p> </p>

<p><strong>“TANIDA SADECE SAYILAR YETERSİZ KALIYOR”</strong></p>

<p>“Obezite kronik bir hastalık olmasına rağmen, diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi obezitenin tanısı ve yönetimi ile ilgili detaylı klinik öneriler yetersiz kalmaktadır” diyen Doç. Dr. Özlem Haliloğlu, sözlerine şöyle devam etti: </p>

<p>“Geleneksel olarak erişkinlerde obezitenin tanısı ve sınıflandırması için en sık kullanılan metot beden kitle indeksi hesaplamadır. Beden kitle indeksi (BKİ), bir kişinin kilogram cinsinden vücut ağırlığının metre cinsinden boyunun karesine (kg/m2 ) bölünmesiyle hesaplanır. Obezitesi olan bireylerde beden kitle indeksinin yanı sıra, bel çevresi, bel-kalça oranı, bel çevresi/boy oranı, boyun çevresi, el bileği çevresi ve deri kıvrımı kalınlığı gibi antropometrik ölçümler de değerlendirilir. Yine son yıllarda biyoimpedans cihazları kullanılarak vücut kompozisyonu belirlenmekte ve bireyin yağ, iskelet kası, kemik kütlesi hakkında bir öngörü sahibi olunabilmektedir. Ama unutulmamalıdır ki biyoimpedans yöntemi ile ölçülen yağ miktarının visseral (iç organların çevresindeki) yağ mı yoksa cilt altı yağ mı olduğunu ayırt edilememektedir. </p>

<p>Özellikle tedavi seçimleri söz konusu olduğunda tam bir klinik değerlendirme yapılması yerine genellikle sadece antropometrik ölçümlere dayanan bir yaklaşım uygulanmakta. Bu bağlamda sadece sayıların değil, hastaların da detaylı klinik değerlendirmeden geçmeden tedaviye başlanmamasının gerekliliğinin altı çizilmeli.”</p>

<p><strong> “AVRUPA OBEZİTE DERNEĞİ DE TANININ BKİ’YE DAYANMAMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLÜYOR”</strong></p>

<p>Beden kitle indeksi yöntemine dayanan tanısal yaklaşımların son dönemlerde obezite hastalığını yeterli şekilde yansıtmadığının fark edildiğini belirten Doç. Dr. Haliloğlu, konuyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Sadece BKİ bazlı tanımlamalarda yağ dokusunun vücuttaki işlevi ve dağılımı ile ilgili yeterli bilgi alınamamaktadır. Örneğin BKİ bazlı saptamalarda fazla kilolu kategorisindeki (BKİ 25-30kg/m2) karın yağlanması olan bireylerin de obezite ilişkili hastalıklar açısından yüksek risk taşıdığı bilinmektedir. Yapılan çalışmalarda karın bölgesi yağlanmasının kardiyometabolik komplikasyon oluşma riskini arttırdığı gösterilmiş olup, vücut yağ dağılımının iyi bir göstergesi olan “bel çevresi/boy” oranının komplikasyon gelişmesinde BKİden daha iyi bir parametre olduğu saptanmıştır.”</p>

<p>Doç. Dr. Haliloğlu, “Tüm bu bilgiler ışığında, Avrupa Obezite Derneği (EASO) de obezite tanısının sadece BKİ ölçümüne dayanmaması gerektiğini, antropometrik ölçüm olarak BKİ ve bel çevresi/boy oranının birlikte değerlendirilmesi ve hastanın tam klinik değerlendirmesinin yapılması ile obezite tanı ve yönetiminin şekillenmesi gerekliliğini bildirmişlerdir” diye ekledi. </p>

<p><strong>“KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ PLANLANMALI”</strong></p>

<p>Obezite ilişkili hastalıkların önlenmesi için kişiye özel tedavi planlamasının yapılması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Özlem Haliloğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Doğru tedavi hedefi koyarak, uzun dönemde hem mental hem de fiziksel kapasitelerde iyileşme ve hayat kalitesinde düzelme sağlandığı unutulmamalıdır.”</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Feb 2025 21:20:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/02/obezite-sadece-sayilara-indirgenemeyecek-kadar-onemli-bir-hastaliktir-1740421250.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yetişkinlerin en az yüzde 15’i diyabetli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/yetiskinlerin-en-az-yuzde-15i-diyabetli-14591</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/yetiskinlerin-en-az-yuzde-15i-diyabetli-14591</guid>
                <description><![CDATA[Yetişkinlerin en az yüzde 15’i diyabetli]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p><strong>2021 yılında dünyadaki diyabetli hasta sayısı 526 milyon iken bu sayının 2045 yılında 700 milyona ulaşacağının öngörüldüğünü dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Ülkemizde 20 yaş üzeri her 100 kişiden en az 15’inin diyabetli olduğu tahmin ediliyor. Şimdiden Avrupa’da diyabetli hasta sayısının en yüksek olduğu ülkeler arasında üçüncü sırada olan Türkiye’nin, 2045 yılında dünyada en yüksek diyabetli nüfus barındıran ilk 10 ülke arasına girmesi bekleniyor” dedi.</strong></p>

<p> </p>

<p>Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki türü bulunduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, ”Tip 1’de pankreastaki insülin üreten hücreler hasar görürken, Tip 2’de ise insülin direnci oluşur. Tip 1 diyabet genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlar, gelişiminde genetik yatkınlık ve çevresel faktörler rol oynar. Tip 2 diyabet ise genellikle 30-40 yaşlarından sonra ortaya çıkar, yaş ilerledikçe sıklığı artar ve güçlü bir genetik yatkınlık taşır. Ancak, son yıllarda yaşam tarzındaki değişiklikler ve artan obezite oranları nedeniyle Tip 2 diyabet, gençler ve çocuklarda da görülüyor” dedi.</p>

<p> </p>

<p><strong>Diyabet, kalp damar hastalığı riskini 3 kat artırıyor </strong></p>

<p>Böbrek yetmezliğinin en önemli sebebinin diyabet olduğunun altını çizen Prof. Dr. Fulya Akın, “Diyabetin klasik semptomları; sık idrara çıkma, aşırı susama, yüksek iştah, halsizlik ve ağız kuruluğu olarak ön plana çıkarken, daha az görülen bulguları ise açıklanamayan kilo kaybı, bulanık görme, tekrarlayan mantar enfeksiyonları ve kaşıntı olarak sıralanıyor. Tedavi edilmeyen diyabet ileri dönemlerde böbreklere, damarlara ve kalbe zarar veriyor hatta erişkinlerde körlüğe bile yol açabiliyor” dedi. Diyabet hastalarında kalp ve damar hastalıklarının 2-3 kat daha fazla görüldüğünü belirten Akın, “Trafik kazalarından sonra en sık görülen ayak kesilme nedeni diyabettir, bu da hastalığın ciddiyetini gözler önüne seriyor” şeklinde ifade etti.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Tatlı idrar” yaşam tarzı değişikliği ile önlenebilir </strong></p>

<p>Kandaki şeker düzeyinin yükselmesiyle birlikte idrarın tatlılaştığını fark eden Mısırlıların 1500’lü yıllarda diyabet hastalığı için ‘tatlı idrar’ ifadesini kullandığını anlatan Prof. Dr. Akın, “Yüzyıllardır süregelen bu rahatsızlık için dikkatli ve sürekli takip gerekir. Sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, obeziteden kaçınma gibi yaşam tarzı değişiklikleri ile tip 2 diyabet gelişim riski yüzde 40-58 oranında önlenebilir.  Tip 1 diyabette ise insülin eksikliği söz konusu olduğu için insülin takviyesi şarttır” açıklamasında bulundu. </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Feb 2025 21:18:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/02/yetiskinlerin-en-az-yuzde-15i-diyabetli-1740421136.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yemeğin kalorisi değil dokusu korkutuyor…</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/yemegin-kalorisi-degil-dokusu-korkutuyor-14584</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/yemegin-kalorisi-degil-dokusu-korkutuyor-14584</guid>
                <description><![CDATA[Yemeğin kalorisi değil dokusu korkutuyor…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset=”UTF-8” /></p>

<p><strong>Yiyeceklerin dokusu, kokusu veya geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler nedeniyle ARFID gelişebileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Sebzeler, etler veya taneli yiyecekler sıklıkla reddedilenler arasında bulunur. Bu reddetme davranışının altında yatan nedenlere incelediğimizde ise daha çok duyusal hassasiyetler, yiyeceklerle ilgili travmatik deneyimler veya yemeğe karşı genel bir kaygı olduğunu görmekteyiz.” dedi. Hem çocukluk hem de yetişkinlik döneminde görülebilen ARFID’in, yetersiz beslenmeye, kilo kaybına ve sosyal işlevsellikte bozulmalara yol açabileceğine dikkat çeken Beyaz, anksiyete, obsesif-kompulsif bozukluk ve otizm gibi rahatsızlıklarla birlikte görülebileceğini aktardı.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, Yeme Bozuklukları Farkındalık Haftası kapsamında bir çeşit yeme bozukluğu olan ARFID hakkında bilgi verdi. </p>

<p><strong>ARFID’in nedeni kilo kaygısı değil…</strong></p>

<p>Tıkanma Bozukluğu olarak da adlandırılan ARFID’in bireylerin belirli yiyeceklere karşı yoğun bir reddetme veya kısıtlama davranışı sergilediği ve DSM-5’te tanımlanan bir yeme bozukluğu türü olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Anoreksiya nervoza, bulimia nervoza gibi diğer yeme bozukluklarından temel farkını, ARFID’de kilo alma korkusu, beden imajı kaygısı veya zayıflama arzusu gibi motivasyonların bulunmaması olarak ifade edebiliriz.” dedi.</p>

<p>ARFID sorununu yaşayan bireylerin, yiyeceklerin dokusu, kokusu, rengi veya geçmişte yaşadıkları olumsuz deneyimler (boğulma, kusma gibi) nedeniyle yemekten kaçındıklarını aktaran Beyaz, bu durumun, yetersiz beslenme, kilo kaybı ve sosyal işlevsellikte bozulmalara yol açabileceğini söyledi.</p>

<p><strong>Hem çocukluk hem de yetişkinlik döneminde görülebilir</strong><strong> </strong></p>

<p>ARFID sorununu yaşayan bireylerin genellikle pürüzlü, yapışkan, sulu gibi belirli dokudaki, renkteki veya kokudaki yiyecekleri reddetme eğiliminde olduklarına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Sebzeler, etler veya taneli yiyecekler sıklıkla reddedilenler arasında bulunur. Bu reddetme davranışının altında yatan nedenlere incelediğimizde ise daha çok duyusal hassasiyetler, yiyeceklerle ilgili travmatik deneyimler veya yemeğe karşı genel bir kaygı olduğunu görmekteyiz.” dedi.</p>

<p>Ayrıca, otizm spektrum bozukluğu gibi nörogelişimsel durumların da ARFID’in ortaya çıkmasında rol oynayabildiğini vurgulayan Beyaz, “ARFID hem çocukluk hem de yetişkinlik döneminde görülebilir. Bununla birlikte çocuklukta başlayan bu sorun, tedavi edilmediğinde yetişkinliğe kadar devam edebilir. Çocuklarda yaygın olarak görülebilir, özellikle katı gıdalara geçiş sürecinde belirgin hale gelebilir. Yetişkinlerde ise genellikle çocukluktan gelen bir geçmişe sahiptir ve sosyal yaşamı, ilişkileri ve fiziksel sağlığı olumsuz etkileyebilir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Farklı psikiyatrik rahatsızlıklar ARFID’e eşlik edebilir...</strong></p>

<p>ARFID ile birlikte görülebilen diğer psikiyatrik rahatsızlıklara değinen Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>

<p>“ARFID sorununu yaşayan bireylerde sıklıkla anksiyeteye yönelik sorunlar, özellikle de sosyal manada anksiyete ve obsesif-kompulsif bozukluklar (OKB) görülebiliyor. Ayrıca, otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve depresyon gibi rahatsızlıklar da ARFID’e etki edebilen diğer psikolojik sorunlar olabilir. Bu rahatsızlıklar, ARFID ile görülen örüntülerin şiddetini artırabilir ve tedavi sürecini karmaşık hale getirebilir.”</p>

<p><strong>ARFID’in erken teşhisi için çocuk dikkatle takip edilmeli...</strong></p>

<p>ARFID’in erken teşhisi için ebeveynler, öğretmenler ve sağlık çalışanlarının dikkatli takibinin önemli olduğunun altını çizen Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu durum bazı belirtilerle kendini gösterebilir. Çocuk belirli yiyecekleri sürekli reddedebilir ve bu durum büyüme gelişimini etkileyebilir. Yemek saatlerinde aşırı kaygı, ağlama veya öfke nöbetleri gösterebilir. Yetersiz beslenmeye bağlı kilo kaybı, yorgunluk veya konsantrasyon güçlüğü yaşayabilir. Sosyal ortamlarda yemek yemekten kaçınabilir.” dedi. </p>

<p>Erken müdahale için bir psikolog, beslenme uzmanı veya bir psikiyatristten destek alınmasını öneren Beyaz, tedavide, duyusal maruz bırakma terapisi, bilişsel davranışçı terapi (BDT) ve aile temelli yaklaşımların fayda verebileceğini aktardı</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Feb 2025 21:16:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/02/yemegin-kalorisi-degil-dokusu-korkutuyor-1740421004.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Influenza’ya Karşı Bağışıklığı Güçlendirmenin 7 Etkili Yolu!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/influenzaya-karsi-bagisikligi-guclendirmenin-7-etkili-yolu-14554</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/influenzaya-karsi-bagisikligi-guclendirmenin-7-etkili-yolu-14554</guid>
                <description><![CDATA[Özellikle kapalı ve kalabalık mekanlarda çok hızlı bulaşabilen influenza virüsü ile dünya genelinde her yıl 1 milyardan fazla kişi enfekte oluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Kış aylarında hızla yaygınlaşan influenzadan korunmak için güçlü bir bağışıklık sisteminin kritik önem taşıdığını belirten <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek</strong> “Hapşırma, öksürme, konuşma ya da enfekte olan yüzeylerlere dokunma yoluyla çok kolay bulaşan influenza virüsü özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan kişileri hedef almaktadır. Güçlü bir bağışıklık sistemi için yeterli, dengeli ve çeşitli beslenme büyük bir rol oynamaktadır. Vücuda alınan besinler; bağışıklık hücrelerinin üretimi, çoğalması ve işlevini yerine getirmesi için gerekmektedir. Protein, vitamin ve mineral eksikliği; bağışıklık hücrelerinin üretimini ve antikor üretimini azaltarak vücudu savunmasız bir hale getirmektedir. Aynı zamanda yetersiz lif alımı ve kötü beslenme alışkanlıkları da vücudun direncini düşürmektedir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Enyüksek, influenzaya karşı bağışıklığı güçlendirmenin 7 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>

<p><strong> </strong></p>

<ul>
	<li><strong>Yeterli miktarda protein tüketin</strong></li>
</ul>

<p> </p>

<p>Proteinler vücutta birçok hayati fonksiyonun yerine getirilmesini sağlayan temel besin ögeleridir. Bağışıklık hücrelerini hızla harekete geçirerek vücudun hastalıklara karşı savunmasını artırırlar. Hayvansal ve bitkisel olarak iki gruba ayrılan protein kaynakları açısından en zengin besinlerin başında; et, tavuk, balık, hindi, yumurta, süt, yoğurt, mercimek, nohut, fasulye, kuruyemişler, buğday, çavdar, yulaf ve kinoa gelmektedir. </p>

<p><strong> </strong></p>

<ul>
	<li><strong>Her gün yeterince su için</strong></li>
</ul>

<p> </p>

<p>Yeterli su tüketimi bağışıklık hücrelerine oksijen ve besin taşınmasını sağlayıp, enerji üretimini artırarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Toksinlerin vücuttan atılmasına destek olur. Su tüketimi yetersiz olursa, bağışıklık hücrelerinin üretimi ve etkinliği azalır, toksinler vücutta birikerek hastalıklara yol açar, solunum yolları kuruyarak grip riski artar, sindirim sorunları yaşanır. Vücut enfeksiyonlara, virüslere ve bakterilere karşı savunmasız hale gelir. Bu nedenle her gün yeterince su içmeye özen göstermek gerekir. Kilonuzu 30 ml ile çarparak içmeniz gereken su miktarını hesaplayabilirsiniz. </p>

<p> </p>

<ul>
	<li><strong>C vitamininden zengin beslenin</strong></li>
</ul>

<p> </p>

<p>Bağışıklık sistemini destekleyen ve güçlü bir antioksidan olan C vitamini; vücutta serbest radikalleri etkisiz hale getirerek hücrelerin korunmasına ve bağışıklık hücrelerinin daha uzun ömürlü çalışmasına katkı sağlar. Bu nedenle; portakal, mandalina, limon, kivi, ananas, kuşburnu, kırmızı ve yeşil biber, brokoli, karnabahar, lahana, brüksel lahanası, ıspanak, maydanoz ve roka gibi besinlerin tüketilmesi gerekir.</p>

<p><strong> </strong></p>

<ul>
	<li><strong>İşlenmiş gıdalardan kaçının</strong></li>
</ul>

<p> </p>

<p><strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek</strong> “İşlenmiş gıdalar genelde yüksek oranda şeker, tuz, katkı maddeleri, koruyucular ve doymuş yağ içerirken, bu maddeler, bağışıklık sistemini bozarak vücudu virüslere karşı savunmasız hale getirir. Aynı zamanda bağırsak florasında yararlı bakterilerin azalmasına, zararlı bakterilerin ise artmasına neden olur. Bu nedenle paketli atıştırmalıklar, şekerli, gazlı içecekler ve beyaz un yerine; kuruyemiş, meyve, ayran ve tam tahıllı besinler tüketilmelidir” diyor. </p>

<p><strong> </strong></p>

<ul>
	<li><strong>D vitamininizi ölçtürün</strong></li>
</ul>

<p> </p>

<p>D vitamini bağışıklık hücrelerinin sağlıklı çalışmasını destekleyerek vücudun direncini artırır, enflamasyonu azaltır ve influenza, grip, nezle, zatürre gibi solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruma sağlar. D vitamininin vücutta sentezlenmesinde en önemli faktör güneş ışığı olduğundan, güneşin azaldığı kış aylarında D vitamininizi ölçtürerek doktor gerekli görürse D vitamini ve balık yağı takviyesi alabilirsiniz. Aynı zamanda yağlı balıklar (somon, sardalya vb), ciğer, yumurta sarısı ve mantar ile süt ve süt ürünleri de vücudumuzun ihtiyacı olan D vitamininin karşılanmasına yardımcı olur. </p>

<p><strong> </strong></p>

<ul>
	<li><strong>Çinkodan zengin besinler tüketin </strong></li>
</ul>

<p> </p>

<p>Çinko enfeksiyonlara karşı vücudun daha hızlı ve etkili bir bağışıklık yanıtı oluşturmasını sağlarken, virüs ve bakterilere karşı savaşan antikorların üretimini artırır. Aynı zamanda  serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını önleyerek bağışıklık hücrelerinin daha sağlıklı bir şekilde çalışmasına destek olur. Kırmızı et, somon, yumurta, süt ve süt ürünleri ile kuruyemişler, baklagiller ve tam tahıllar çinkodan zengin besinlerdir. </p>

<p><strong> </strong></p>

<ul>
	<li><strong>Omega-3 yağ asitlerinden faydalanın</strong></li>
</ul>

<p> </p>

<p><strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek</strong> “Omega-3 yağ asitleri; vücut tarafından üretilemeyen, vücuda dışarıdan besin yoluyla alınması gereken esansiyel yağlardır. Bağışıklık hücrelerini güçlendirerek ve enflamasyonu kontrol altına alarak genel bağışıklık fonksiyonlarını destekler. Somon, sardalya, uskumru, ton balığı, hamsi gibi yağlı balıklar ile ceviz, keten tohumu ve avokado gibi besinler tüketmeyi ihmal etmeyin” diyor. </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Feb 2025 17:52:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/02/influenzaya-karsi-bagisikligi-guclendirmenin-7-etkili-yolu-1739544742.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuk Sağlığında Doğru Bilinen Yanlışlar Anlatıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/cocuk-sagliginda-dogru-bilinen-yanlislar-anlatildi-14550</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/cocuk-sagliginda-dogru-bilinen-yanlislar-anlatildi-14550</guid>
                <description><![CDATA[Çocuk Sağlığında Doğru Bilinen Yanlışlar Anlatıldı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, çocuk sağlığı konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak için Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) ile iş birliğinde ”Çocuk Sağlığında Beslenme” konulu seminer düzenledi. LÖSANTE Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Engin Demir’in konuşmacı olarak yer aldığı seminere Cumhuriyet Halk Partisi Keçiören İlçe Kadın Kolları Başkanı Firdevs Soy, LÖSEV yetkilileri, muhtarlar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Seminerde çocuk sağlığına ilişkin halk arasında doğru bilenen yanlışlar anlatıldı.</p>

<p><b>Sağlıklı beslenme, sağlıklı gelecek</b></p>

<p>İlçedeki Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen programın açılış konuşmasını yapan LÖSEV Halkla İlişkiler Koordinatör Yardımcısı Duygu Selin Çakıcı, vakfın çalışmaları, LÖSEV’de gönüllülük süreçleri ve lösemili çocuklara yönelik destek projeleri hakkında bilgilendirme yaptı. LÖSANTE Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Engin Demir de çocuk sağlığı, hastalıklardan korunma yolları, erken teşhis ve sağlıklı beslenme konularındaki önemli noktaların altını çizdi. Sağlıklı bir geleceğin, sağlıklı beslenmeyle mümkün olduğunu ifade eden Demir, çocukluk döneminde kazanılan doğru beslenme alışkanlıklarının, ilerleyen yıllarda sağlıklı bir yaşam için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Ebeveynlere dengeli ve sağlıklı beslenme konusunda önerilerde bulunan Dr. Engin Demir, katılımcıların çocuk sağlığıyla ilgili merak ettikleri soruları yanıtladı. </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Feb 2025 17:48:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/02/cocuk-sagliginda-dogru-bilinen-yanlislar-anlatildi-1739544498.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doç. Dr. Bıçaklı, “Doğru beslenme, küçük yaşlardaki  kanserler tedavilerinde başarısını artırıyor”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/doc-dr-bicakli-dogru-beslenme-kucuk-yaslardaki-kanserler-tedavilerinde-basarisini-artiriyor-14549</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/doc-dr-bicakli-dogru-beslenme-kucuk-yaslardaki-kanserler-tedavilerinde-basarisini-artiriyor-14549</guid>
                <description><![CDATA[Doç. Dr. Bıçaklı, “Doğru beslenme, küçük yaşlardaki  kanserler tedavilerinde başarısını artırıyor”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Doç. Dr. Hopancı Bıçaklı, “Çocukluk çağı kanserlerinde uygulanan kemoterapi, radyoterapi ya da kök hücre nakli gibi tedavilerin her biri çocuğun   beslenmesini ciddi anlamda etkiler. Tanı konulduğu andan itibaren çocukların beslenme durumlarını değerlendiriyoruz. Bunun değerlendirme ilk etapta vücut kompozisyonlarını, boy, ağırlık gibi antropometrik ölçümlerini ve besin tüketim durumlarını içeriyor. Yetersiz beslendiğini saptadığımız çocuklara beslenme desteği uygulamaya başlıyoruz. Beslenmesinin bozulacağını öngördüğümüz bazı durumlarda yetersizlik oluşmadan proaktif beslenme desteği uyguluyoruz. Gerek tedaviler, gerekse semptomlar nedeniyle besin tüketemeyen çocuk hastalar, birkaç günlük beslenme yetersizliğinde bile malnütrisyona (yetersiz beslenme) girebilir. Bu durum büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkilediği gibi tedavi başarısını da etkiler. Bu nedenle çocuklarda vücut ağırlığının korunması bile bir başarı olarak kabul edilmez, çünkü akran ortalamalarına yakın büyümesi ve gelişmesini sürdürebilmesini isteriz”  diye konuştu.</p>

<p><b>“Yetersiz beslenmeyi önlemek tedavinin birinci kuralıdır”</b></p>

<p>Çocukluk çağı kanserlerinde tedavi sürecinin birkaç haftada tamamlanmadığını, genellikle 6 ila 8 ay sürdüğünü, bazen 1 yıl, hatta nükslerle 2-3 yıl sürebileceğini belirten Doç. Dr. Hopancı Bıçaklı, “Bu süreçte büyüme eğrisinin dikkatle izlenmesi çok önemlidir. Eğer hastaların beslenmesi yakından takip edilmezse, gözden kaçabilecek bir malnütrisyon durumu gelişebilir” dedi. Yetersiz beslenmenin çocukluk çağı kanserlerinde tedavi başarısını olumsuz etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Hopancı Bıçaklı, malnütrisyonlu çocuklarda halsizlik, trombositopeni,  nötropeni, enfeksiyonlar ve mukozit (ağız yaraları) gibi yan etkilerin daha sık görüldüğünü belirtti. Bu durumun tedavi sürecinin uzamasına, sık hastane yatışlarına ve tedavilerin aksamasına yol açtığını ifade eden Doç. Dr. Hopancı Bıçaklı, iyi beslenen çocukların daha çabuk iyileştiğini vurguladı.</p>

<p><b>         “İyi bir beslenme eğitimi ve aile desteği şarttır”</b></p>

<p>Çocukluk çağı kanserlerinin çoğunda yetersiz beslenme görüldüğüne değinen Doç. Dr. Hopancı Bıçaklı, “Sindirim kanalını etkileyen tümörler ve ileri evre solid tümörlerde bu durum daha yaygındır. Nöroblastom, Wilms tümörü, ALL ve AML gibi hematolojik kanserlerle, sarkom tedavileri çocukların ciddi düzeyde malnütrisyona girmesine neden olabilir. Çocukluk çağı kanserlerinde yetersiz beslenmeyi önlemek tedavinin birinci kuralıdır. Bu amaçla tanıdan itibaren iyi bir beslenme planı, eğitimi, izlemi ve aile desteği şarttır. Yetersizlik tespit edilirse, oral beslenme destek ürünleri veya nazogastrik tüp ile beslenme, gerekiyorsa parenteral beslenme uygulanabilir. Tüm bu süreçler, onkoloji diyetisyeni gözetiminde yapılır” dedi.</p>

<p>Doç. Dr. Hopancı Bıçaklı, “Evde iştahla besin tüketen bir çocuk, hastanede yeterince besin tüketemeyebilir. Çocukluk çağı kanserlerinde uzun süre yatış sebebiyle çocuğun hastane yemeklerinden hoşlanmaması, yemeğin uygun zamanda gelmemesi, uygun sunumların olmaması, yemeğin uygun sıcaklıkta ve lezzette olmaması da kötü beslenme nedenlerinden bazılarıdır” diye konuştu.</p>

<p><b>”Biz sadece çocuğu değil, anneyi de beslemiş oluyoruz”</b></p>

<p>Onkoloji Diyetisyeni Doç. Dr. Derya Hopancı Bıçaklı, çocukluk çağı kanserlerinde yalnızca çocuğun değil, annenin de durumunun önemli olduğunu belirterek, “Bu süreç, çoğunlukla anneyle birlikte yürütülen bir süreçtir. Annenin çocuğuna bakarken en büyük endişesi, çocuğunun yemek yememesi olur. Annenin ısrarı ve çocuğun besini reddetmesi nedeniyle aralarındaki ilişki de olumsuz etkilenir. Bizim verdiğimiz beslenme desteği, sadece çocuk beslenmekle kalmaz aynı zamanda anneyi de rahatlatır ruhen besler” dedi. Doç. Dr. Hopancı Bıçaklı, onkoloji diyetisyenlerinin, tedavi sürecinin başından sonuna kadar, hatta iyileşme sonrası takiplerde de yer alması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p><b>“Kemoterapi ve Radyoterapi beslenme yetersizliğine yol açıyor”</b></p>

<p>Doç. Dr. Hopancı Bıçaklı, “Çocukluk çağı kanserlerinde kemoterapinin yan etkileri arasında bulantı, kusma, mukozit, kabızlık veya ishal, iştahsızlık ve güçsüzlük bulunur. Bulantısı olan hastalara kuru, yağsız, tuzlu besinler; kabızlık durumunda posa içeriği yüksek besinler önerilirken, iştahsız hastalarda ise yüksek enerjili ve protein içeren besinler tavsiye edilir. Radyoterapide ise uygulanma bölgesine bağlı olarak görülen yan etkiler karşısında alabileceğimiz beslenme tedbirleri bulunmaktadır. Çocuklar, tat kaybı nedeniyle eskiden sevdikleri besinleri reddedebilir, ağız yaraları ise su içmeyi bile zorlaştırabilir. Onkoloji diyetisyeninin önerdiği oral beslenme destek ürünleri kullanılmalı ve ağız bakımı titizlikle yapılmalıdır.  Bu durumda,  yumuşak, sulu ve besin değeri yüksek besinler tercih edilmeli, diyetisyen önerilerine uyulmalıdır. Ayrıca, yemeklerin eğlenceli sunumu ve uygun ortamlar da iştahı artırabilir. Çocukların bu zorlu tedavi sürecinde eksiksiz beslenerek tedavilerini etkili bir şekilde tamamlamaları, büyüyüp gelişmeleri, tedavi sürecinde çocukların güçlenerek, tedaviye ara vermeden ve kür gecikmelerine sebep olmadan ilerlemeleri ve nihayetinde iyileşmeleri bizlerin en büyük motivasyon kaynağıdır” diye konuştu. </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Feb 2025 17:47:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/02/doc-dr-bicakli-dogru-beslenme-kucuk-yaslardaki-kanserler-tedavilerinde-basarisini-artiriyor-1739544471.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Omurganızı yıllara ezdirmeyin!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/omurganizi-yillara-ezdirmeyin-14548</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/omurganizi-yillara-ezdirmeyin-14548</guid>
                <description><![CDATA[Omurganızı yıllara ezdirmeyin!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Omurgayı genç ve sağlıklı tutmanın, yalnızca fiziksel görünüşü iyileştirmekle kalmadığını aktaran Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, “Aynı zamanda genel sağlığı ve hareket kabiliyetini korumaya da yardımcı olur.” dedi.</strong> D<strong>oğru duruş alışkanlıkları, düzenli egzersiz ve uygun uyku pozisyonlarının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Onur Yaman,</strong> f<strong>azla kilo, yanlış ağırlık kaldırma ve teknolojik cihazların hatalı kullanımının omurgaya ekstra yük bindirirken, stresin de kas gerilimine yol açabildiğini vurguladı.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, omurgayı genç ve sağlıklı tutmanın yollarını anlattı.</p>

<p><strong>Modern yaşam omurga sağlığını tehdit ediyor!</strong></p>

<p>Omurganın, insan vücudunun hem destek sistemi hem de hareket merkezi olarak hayati bir rol oynadığını hatırlatan Prof. Dr. Onur Yaman, “Modern hayatın getirileri olan uzun süreli oturma, yanlış duruş alışkanlıkları ve fiziksel aktivite eksikliği, omurganın sağlığını tehdit edebilir.” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Yaman, omurgayı genç ve sağlıklı tutmanın, yalnızca fiziksel görünüşü iyileştirmekle kalmadığını, aynı zamanda genel sağlığı ve hareket kabiliyetini korumaya yardımcı olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Doğru duruş alışkanlıkları edinmek ve egzersiz şart!</strong></p>

<p>Omurgayı genç tutmanın ilk adımının, doğru duruş alışkanlıkları kazanmak olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Onur Yaman, “Otururken sandalyede dik oturmak, sırtınızı desteklemek ve ayaklarınızı tam olarak yere basmak çok önemlidir. Ayakta dururken omuzlarınızı geride ve gevşek tutmalı, başınızı ise çok öne çıkarmaktan kaçınmalısınız. Yürürken ileriye bakarak omuzlarınızı rahat tutmak ve dengeli adımlar atmak omurga sağlığınızı destekler.” dedi.</p>

<p>Egzersizin, omurga sağlığını korumanın en etkili yollarından biri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Onur Yaman, şöyle devam etti:</p>

<p>“Yoga ve pilates gibi esneklik egzersizleri omurganızın dengesini geliştirirken, sırt, karın ve kalça kaslarını güçlendiren egzersizler omurgayı destekleyen kasları kuvvetlendirir. Yürüyüş, yüzme ya da bisiklet gibi aerobik aktiviteler ise kan dolaşımını iyileştirerek omurga dokularının daha iyi beslenmesini sağlar.”</p>

<p><strong>Uyurken omurganızı koruyun…</strong></p>

<p>Uyku pozisyonunun da omurga üzerinde etkisi olduğuna değinen Prof. Dr. Onur Yaman, “Uykuda yanlış pozisyonda yatmak omurgaya gereksiz yük bindirebilir. Sırtüstü yatarken dizlerin altına bir yastık koymak beldeki baskıyı azaltabilir. Yan yatarken dizlerinizi hafif çekip dizler arasına bir yastık yerleştirerek omurganızın doğru hizalanmasını sağlayabilirsiniz. Aşırı yumuşak yataklardan kaçınıp orta sertlikte bir yatak tercih etmek de omurga sağlığı için faydalıdır.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Fazla kilo da omurgaya baskı yapıyor!</strong></p>

<p>“Yanlış ağırlık kaldırma teknikleri omurgaya ciddi zarar verebilir.” uyarısını yapan Prof. Dr. Onur Yaman, “Yerden bir şey alırken belinizden öne doğru eğilmek yerine dizlerinizi bükerek çömelmeli ve ağırlığı vücudunuza yakın tutarak dengenizi korumalısınız. Fazla kilo, omurgaya ekstra baskı yaparak postür bozukluklarına yol açabilir. Dengeli bir diyetle ideal kilonuzu koruyarak omurganızın üzerindeki yükü azaltabilirsiniz.” dedi.</p>

<p>Günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen teknoloji kullanımının da omurga sağlığını olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Yaman, “Telefon kullanırken boynunuzu öne eğmek yerine cihazı göz hizasına getirmek, bilgisayar kullanırken ekranın göz hizasında olmasına dikkat etmek ve klavyeyi kullanırken bilekleri desteklemek önemlidir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Stresi azaltmak omurgayı rahatlatabilir…</strong></p>

<p>Omurga sağlığını korumak için düzenli olarak doktor kontrolüne gidilmesi gerektiğini de dile getiren Prof. Dr. Onur Yaman, “Erken tespit edilen sorunlar, ileride ortaya çıkabilecek daha ciddi problemleri önler.” dedi.</p>

<p>Stresin, kas gerilimine ve postür bozukluklarına neden olabildiğini aktaran Prof. Dr. Onur Yaman, “Derin nefes alma, meditasyon ve gevşeme teknikleri ile stresi azaltarak omurganızın rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Omurganızı genç ve sağlıklı tutmak için bu adımları bir yaşam tarzı haline getirmeniz çok önemlidir. Doğru postür ve omurga sağlığı, yalnızca fiziksel sağlığınızı değil, genel yaşam kalitenizi de önemli ölçüde iyileştirir.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Feb 2025 17:46:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/02/omurganizi-yillara-ezdirmeyin-1739544370.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erken Yaşta Kozmetik Kullanımının 5 Zararına Dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/erken-yasta-kozmetik-kullaniminin-5-zararina-dikkat-14541</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/erken-yasta-kozmetik-kullaniminin-5-zararina-dikkat-14541</guid>
                <description><![CDATA[Erken Yaşta Kozmetik Kullanımının 5 Zararına Dikkat!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Çocukların ciltlerinin yetişkinlere göre daha hassas ve geçirgen olması bazı riskleri artırabiliyor. Ayrıca hormon sistemleri gelişim aşamasında olduğundan, küçük miktarlardaki kimyasallar bile büyük etkilere yol açabiliyor ve metabolizmaları bu kimyasalları yetişkinlere göre daha yavaş işleyebiliyor. Erken yaşta kozmetik kullanımı ciltte alerjik reaksiyonlardan akne oluşumuna, hormonal bozukluklardan psikolojik problemlere kadar çeşitli olumsu etkilere sebep oluyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Güldehan Atış, erken yaşta makyaj malzemesi ve diğer kozmetik ürünlerin kullanılması sonucu ortaya çıkan sorunlar hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Çocuklarda ve ergenlik döneminde kozmetik kullanımı sonucu ortaya çıkan sağlık problemleri şöyle sıralanmaktadır:</p>

<p><strong>1-Tahriş ve alerjik reaksiyonlar:</strong> Parfüm, koruyucu maddeler, parabenler veya boyalar içeren ürünler hassas ciltlerde kızarıklık, kaşıntı veya döküntüye neden olabilir. Kontakt dermatit gibi çeşitli deri hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olabilir.  Bu tarz reaksiyonlar uygulanan alanda sınırlı kalabileceği gibi bazen vücudun diğer bölgelerin de yayılabilen, şiddetli kaşıntı ve kızarıklığa yol açabilen alerjik reaksiyonlara ilerleyebilmektedir. Ayrıca maskara, far veya eyeliner gibi ürünler göz çevresinde tahrişe, kızarıklığa veya sulanmaya yol açabilir. Ruj veya parlatıcı gibi ürünlerin ağız yoluyla yutulması toksik etkilere yol açabilir.</p>

<p><strong>2-Gözeneklerin tıkanması ve akne gelişimi: </strong>Fondöten ve pudra gibi ürünler çocukların gözeneklerini tıkayabilir ve sivilce oluşumuna yol açabilir. Ayrıca yağlı, kapatıcı özelliği bulunan nemlendiriciler ve güneş koruyucular da bu tarz reaksiyonlara yol açabilir. Deri tipine uygun ürünlerin, uygun sıklıkta kullanılması önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>3-Enfeksiyonlar: </strong>Çocuklar makyaj malzemelerini paylaşırsa, bakteriler ve virüsler kolayca yayılabilir, bu da konjonktivit gibi göz enfeksiyonlarına neden olabilir.</p>

<p><strong>4-Hormonal bozukluklar:</strong> Endokrin bozucu olarak adlandırılan fitalatlar, parabenler, bisfenol A, triklosan gibi kimyasallar hormon dengesini etkileyebilir ve uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabilir. Fitalatlar, oje, saç spreyi, parfüm ve bazı rujlarda bulunurken hormonal dengesizlik, erken ergenlik, üreme sağlığını etkileyebilir. Parabenler ise fondöten, nemlendirici, ruj ve farlarda bulunabilir östrojenik etki göstererek erken ergenlik, meme dokusunda hassasiyet veya kanser riskini artırabilir. Bisfenol A ambalaj malzemelerinden bulaşabilir, hormon dengesini bozarak tiroid fonksiyonlarını ve gelişimi olumsuz etkileyebilir. Triklosan ise antibakteriyel özellik taşıyan ürünlerde, bazı makyaj fırçaları veya temizleyicilerinde bulunabilir ve tiroid hormonlarını etkileyebilir ve bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Ayrıca düşük kaliteli ruj, göz kalemi veya farlarda kurşun, civa, kadminyum gibi ağır metaller bulunabilir ve gelişimsel sorunlar, sinir sistemi bozuklukları ve hormon dengesizliklerine yol açabilir.</p>

<p><strong>5-Psikolojik Etkiler: </strong>Çocukların makyaj yapması, onları erken yaşta yetişkin gibi davranmaya teşvik edebilir ve bu durum özgüven veya beden algısı sorunlarına neden olabilir.</p>

<p><strong>Makyaj malzemelerine bağlı yan etkilerden korunmak için öneriler</strong></p>

<ul>
	<li>Çocukların makyaj yapmasını teşvik etmek yerine, yüz boyama gibi geçici ve güvenli alternatifler teşvik edilmeli</li>
	<li>Çocuklar için özel olarak üretilmiş, hipoalerjenik, toksik olmayan ve sertifikalı ürünler kullanılmalı</li>
	<li>Etiketler okunmalı: Paraben, fitalat, triklosan gibi içerikleri içermeyen ürünler tercih edilmeli.</li>
	<li>Kozmetik ürünlerin kullanımı sınırlanmalı      </li>
	<li>Makyaj yapıldıktan sonra cildin iyice temizlenmeli.</li>
</ul>

<p> </p>

<p>Sonuç olarak, çocukların makyaj malzemeleri kullanımı sınırlandırılmalı ve ürünlerin içeriğine dikkat edilmelidir. Hormonal etkilerden korunmak için bilinçli seçim yapmak önemlidir. Tüm bu önlemlere rağmen çocuğunuzda herhangi bir reaksiyon veya sorun gelişmesi durumunda bir dermatoloğa danışmanız önerilir.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Feb 2025 17:42:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/02/erken-yasta-kozmetik-kullaniminin-5-zararina-dikkat-1739544141.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanser ve kalp damar hastalıklarında check-up çok önemli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kanser-ve-kalp-damar-hastaliklarinda-check-up-cok-onemli-14521</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kanser-ve-kalp-damar-hastaliklarinda-check-up-cok-onemli-14521</guid>
                <description><![CDATA[Kanser ve kalp damar hastalıklarında check-up çok önemli]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Teknolojinin sağlık sektöründe yaygın olarak kullanılması tanı ve tedavi yöntemlerinde birçok kolaylığı da beraberinde getirdi. Özellikle düzenli sağlık taramaları; kişilerin mevcut sağlık durumunu ve potansiyel risklerini değerlendirip, özellikle kanser ve kalp damar hastalıkları gibi hayati risk taşıyan durumlarda zamanında harekete geçilmesine ve önlemeye olanak sağlamaktadır. Check-up ile ilgili detayları <strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Yiğit</strong> anlattı. </p>

<p>Check-up taramalarında alanında uzman hekimler eşliğinde yaş, cinsiyet aile öyküsü gibi bireysel özellikleri dikkate alarak kişiye özgü olacak şekilde yapılması gereken testleri belirliyoruz. Kanser, akciğer ve kalp hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, karaciğer ve tiroid hastalıkları gibi birçok kronik hastalığa erken dönemde tanı konulmasını ve ilgili uzmanlara yönlendirerek sürecin takibini sağlıyoruz.</p>

<p>Günümüzde halen önemli bir toplum sağlığı sorunu olmaya devam eden kanser hastalığı check-up sağlık taramalarında sıkça gündeme gelmekte ve hastalarımızdan bu yönde birçok soru almaktayız.</p>

<p>Güncel epidemiyolojik çalışmalarda kanser hastalığının görülme sıklığının arttığı bilinmekte ve genel olarak toplumda en sık akciğer kanseri, kadınlar özelinde ise meme kanseri görülmektedir.</p>

<p>Küresel bir sağlık sorunu olan kanser hastalığının tüm ölüm nedenleri arasında 2. sırada olduğu kabul edilmektedir.  Tüm yaşam süreci içerisinde 5 kişiden bir tanesinde herhangi bir kanser gelişeceği öngörülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2025 de kanser tanısı alması beklenen 21.3 milyon insan olduğu ve bu rakamın ne yazık ki 10 yıl içinde 27 milyona yükseleceği tahmin edilmektedir. </p>

<p>Öncelikli olarak; yaşam tarzı değişikliği (sigara, alkol tüketimi; yetersiz fiziksel aktivite, fazla kilolu olmak, obezite gibi), Hepatit B ve HPV gibi enfeksiyonları önlemek, çevre kirliliği ve radyasyon ile mücadele tüm sağlık örgütlerinin üzerinde durduğu temel önleyici yaklaşımlardan bazılarıdır. Her zaman önemini vurguladığımız erken tanı ve tedavi süreci kanser nedeniyle yaşadığımız kayıpların önüne geçmek için de oldukça önemlidir.</p>

<p>Check-up sağlık tarama programlarının, başvuran kişilerin genel durumunu değerlendirme ve potansiyel riskleri belirleme adına faydalı olduğunu uzun süredir bilmekteyiz. Kanser açısından primer önleyici yaklaşıma katkı sağladığını ve beraberinde erken tanı imkanı sağlayarak kanser kaynaklı meydan gelen sağlık yükünü azalttığını mevcut tecrübelerimiz ve bilimsel veriler sonucunda görmekteyiz. <strong>Japonya’da yapılan güncel bir kohort çalışması verilerinde; yıllık düzenli sağlık kontrolü yaptırmayanlar ve poliklinik hizmeti almayanlarda kanser insidansı ve ileri evre kanser görülme riskinin artmış olduğu gösterilmiştir.</strong></p>

<p>Tarama programlarında yapılan bazı temel kan, idrar ve dışkı testleri, akciğer grafisi ve karın ultrasonu gibi görüntüleme testleri ve ihtiyaç durumunda planlanan bazı ileri görüntüleme yöntemleri, endoskopik ve kolonoskopik görüntülemeler; akciğer, meme, prostat, mide ve barsak, rahim kanserleri gibi toplumda en sık görülen kanserleri erken dönemde tespit etmede ve risk faktörlerini belirlemede önemli fayda sağlamaktadır. </p>

<p>Bu nedenle, ciddi birtakım hastalıkların daha ortaya çıkmadığı dönemde riskleri azaltmak ve henüz farkında olmadığımız erken dönemdeki hastalıkların zamanında tanı ve tedavileri için bu tür check-up ve rutin sağlık kontrollerini mümkün olduğunca herkesin aksatmadan hekimleri tarafından belirtilen sıklıkta yaptırmalarını öneriyoruz.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Feb 2025 17:27:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/02/kanser-ve-kalp-damar-hastaliklarinda-check-up-cok-onemli-1739543258.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bursa’da 2024’ün son, 2025’in ilk bebekleri dünyaya geldi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/bursada-2024un-son-2025in-ilk-bebekleri-dunyaya-geldi-14467</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/bursada-2024un-son-2025in-ilk-bebekleri-dunyaya-geldi-14467</guid>
                <description><![CDATA[Bursa Şehir Hastanesi’nde 2024’ün son, 2025’in ilk bebekleri dünyaya gözünü açtı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Yavuz, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, 2024’ün son saatlerinde Bursa Şehir Hastanesi’nde görevlileri ziyaret etti. O esnada 2024 yılının doğan son bebeği olarak kayıtlara geçen Gülcan ve Metin Çağlayan çifti ziyaret edildi. Çocuklarına Ezgi Ela ismini veren çifte bebek seti hediye edilirken, minik bebeğe de AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Yavuz tarafından altın takıldı. Ziyaret sırasında 2025’ün ilk bebeği dünyaya geldi. Elif ve Nevzat Ünlü çiftinin, Bilge ismini verdikleri bebeklerine Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz tarafından altın takıldı. Ziyaretler sonrası konuşan AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ile Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, vatandaşların yeni yılını kutladı.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/01.01.2025/20dc03aa-6c4a-442f-ad35-540127af1654.jpg" alt="Bursa’da 2024’ün son, 2025’in ilk bebekleri dünyaya geldi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/01.01.2025/bb93417c-1383-47bc-a043-1ac5466cf75b.jpg" alt="Bursa’da 2024’ün son, 2025’in ilk bebekleri dünyaya geldi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/01.01.2025/5e37b549-f09b-4ca3-9ef4-9c0539f07e4c.jpg" alt="Bursa’da 2024’ün son, 2025’in ilk bebekleri dünyaya geldi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/01.01.2025/d1ce3794-e8da-416a-9c26-dba083295b68.jpg" alt="Bursa’da 2024’ün son, 2025’in ilk bebekleri dünyaya geldi" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Jan 2025 05:26:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/01/bursada-2024un-son-2025in-ilk-bebekleri-dunyaya-geldi-1735698419.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Siverek’te 2025 yılının ilk bebekleri dünyaya geldi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/siverekte-2025-yilinin-ilk-bebekleri-dunyaya-geldi-14458</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/siverekte-2025-yilinin-ilk-bebekleri-dunyaya-geldi-14458</guid>
                <description><![CDATA[Siverek’te 2025 yılının ilk bebekleri dünyaya geldi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Yeni yılın ilk bebeklerini görmek ve annelerine moral vermek amacıyla Siverek Belediye Başkan Vekili Cumali Bayram, hastaneye ziyarette bulundu. Bayram, doğan bebekleri ve annelerini tebrik ederek, onları yalnız bırakmadı. Başkan Vekili Bayram, ayrıca her bir bebeğin annesine yeni doğan paketi takdim etti.</p><br/><p>Yılbaşı gecesi dünyaya gelen bebeklerin sağlıklı olduğu, annelerinin ise iyi durumda olduğu belirtildi. Ziyarette, Siverek Belediye Başkan Vekili Cumali Bayram, "2025 yılı yeni yılın çocuklarına hayırlı olsun ziyaretinde bulunduk, Siverek Devlet hastanesi başhekimimizin eşliğinde yeni doğan 4 çocuğumuz yeni yıla merhaba dediler, ailelerini ziyaret ettik Belediye Başkanımız Ali Murat Bucak’ın selamlarını getirdik. Çocuklarımıza Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğümüzün hazırlamış olduğu bebek paketlerimizi ailelere teslim ettik, İnşallah aileleriyle birlikte hayırlı ve sağlıklı bir ömür diliyoruz hepsine, başhekimiz, doktorlarımız ve tüm sağlık çalışanlarımıza çok teşekkür ediyoruz’’ dedi.</p><br/><p>Ziyaretten dolayı memnun olduğunu belirten Cihan Güneş şunları kaydetti. ’’Çok şükür 2025 yılına girerken erkek bir evladım oldu, ilk çocuğum bu mutlu günümüzde Başkan Vekilimiz Cumali Bayram, hastane Başhekimimiz bizleri ziyaret etti. Bizlere çocuğumuza ilk hediyesini gönderen Başkanımız Ali Murat Bucak’a çok teşekkür ederim’’ dedi.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/01.01.2025/0d343fbf-f15e-49b0-9c58-0e47cae64060.jpg" alt="Siverek’te 2025 yılının ilk bebekleri dünyaya geldi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/01.01.2025/64214a50-a088-4e55-acb4-4e00ea75887b.jpg" alt="Siverek’te 2025 yılının ilk bebekleri dünyaya geldi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/01.01.2025/f73f237d-8040-4fc3-a16d-ee107c1bdad5.jpg" alt="Siverek’te 2025 yılının ilk bebekleri dünyaya geldi" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Jan 2025 05:23:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2025/01/siverekte-2025-yilinin-ilk-bebekleri-dunyaya-geldi-1735698204.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından diş gıcırdatma ve çene sıkma uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/uzmanindan-dis-gicirdatma-ve-cene-sikma-uyarisi-14274</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/uzmanindan-dis-gicirdatma-ve-cene-sikma-uyarisi-14274</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanından diş gıcırdatma ve çene sıkma uyarısı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Bruksizm sorunu yaşayanların; çene ağrısı, dişlerde aşınma, çiğneme kaslarında ağrı, TME (temporomandibular eklem) bozuklukları ve baş ağrısı ile karşı karşıya kalabileceklerini ifade eden Diş Hekimi Jale Demir, “Botulinum toksin, bu kasların aşırı aktivitesini azaltarak bruksizmi tedavi etmek amacıyla kullanılır. Bu, kasların aşırı kasılmasını engeller, diş gıcırdatmasını azaltır ve böylece ağrı ve diş hasarı riskini düşürür. Tedavinin amacı, bruksizmle ilişkili semptomları hafifletmek ve hastaların yaşam kalitesini artırmaktır. Bu minimal invaziv tedavi, diş sıkma şiddetini azaltmada etkili bir yöntem olarak kabul edilir” dedi.</p><br/><br/><p>Botulinum toksinin uygulanması nasıl yapılır?</p><br/><p>Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde hasta kabulüne devam eden Jale Demir, botulinum toksinin uygulanmasını; “Botulinum toksin, çene kaslarına doğrudan enjeksiyon yoluyla uygulanır. İşlem, genellikle birkaç dakika sürer ve etkileri birkaç gün içinde fark edilir hale gelir. Yapılan işlemin amacı nöromüsküler aktiviteyi belirli bir süreliğine bloke etmektir. Böylelikle kasların aşırı kasılması kontrol altına alınır” şeklinde anlattı.</p><br/><br/><p>Botulinum toksinin uygulanmasının avantajları ve yan etkileri</p><br/><p>Botulinum toksinin uygulanmasının avantajları ve yan etkileri hakkında da bilgiler veren Demir, “Botulinum toksin enjeksiyonu çene kaslarında rahatlama sağlayarak ağrı ve rahatsızlık hissini azaltmanın yanı sıra dişlerde aşınmayı önlemeye yardımcı olur. Yan etkiler genellikle hafif ve geçicidir; enjeksiyon bölgesinde hafif ağrı, şişlik veya morluk gibi lokal yan etkiler görülebilir ve bir kaç gün içerisinde geçer. Tedavi kalıcı olmadığından, birkaç ay sonra kas aktivitesi geri dönebilir” dedi.</p><br/><br/><p>Estetik faydaları</p><br/><p>Maseter botoksun estetik faydaları hakkında bilgiler vererek açıklamasını sürdüren Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Diş Hekimi Jale Demir, “Maseter botoksu çene kaslarının aşırı aktivitesinden kaynaklanan sertliği azaltarak, yüzde oluşmuş olan köşeli ya da asimetrik görüntüyü düzeltir. Bu şekilde yüz kontürünün daha yumuşak ve doğal görünmesine katkıda bulunabilir. Özellikle, çene hattının çok belirgin olduğu veya yüzün alt kısmında hacmin fazla olduğu kişilerde, maseter botoksu, yüz hatlarının daha dengeli ve orantılı görünmesine yardımcı olur” açıklamasını yaparak Ağız Diş Sağlığı Haftası’nda, 22 Kasım Dünya Diş Hekimliği Günü dolayısıyla tüm diş hekimlerin gününü kutlayarak herkese sağlıklı gülüşler diledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Nov 2024 00:18:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/uzmanindan-dis-gicirdatma-ve-cene-sikma-uyarisi-1732223897.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kahramankazan Belediyesi&#039;nden Ebeveynlere Çocuk Gelişimi Semineri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kahramankazan-belediyesinden-ebeveynlere-cocuk-gelisimi-semineri-14244</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kahramankazan-belediyesinden-ebeveynlere-cocuk-gelisimi-semineri-14244</guid>
                <description><![CDATA[Kahramankazan Belediyesi'nden Ebeveynlere Çocuk Gelişimi Semineri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><b></b></p>

<p> </p>

<p>Uzman Klinik Psikolog Züleyha Akdere’nin konuşmacı olarak katıldığı seminer, belediyenin nikah salonunda gerçekleştirildi. Vatandaşlar ve belediye personelinin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisi kurmanın yolları üzerinde duruldu. Akdere, çocuk gelişiminde ebeveyn davranışlarının önemine dikkat çekerek katılımcılara değerli bilgiler sundu.</p>

<p> </p>

<p>Seminer, ebeveynlerin çocuklarıyla daha sağlıklı ve güçlü bağlar kurabilmeleri adına önemli farkındalıklar kazandırarak son buldu.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 Nov 2024 17:01:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/kahramankazan-belediyesinden-ebeveynlere-cocuk-gelisimi-semineri-1731074519.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Okul öncesi disleksi belirtilerine dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/okul-oncesi-disleksi-belirtilerine-dikkat-14241</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/okul-oncesi-disleksi-belirtilerine-dikkat-14241</guid>
                <description><![CDATA[Okul öncesi disleksi belirtilerine dikkat!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><b></b></p>

<p>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Hale A. Kahyaoğlu Çakmakcı, disleksiye ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>

<p><b>Okuma, yazma ve dil becerilerinde zorlanma yaşanır</b></p>

<p>Disleksinin nörogelişimsel öğrenme bozukluğu olduğunu belirten Kahyaoğlu Çakmakcı, “Diğer adıyla özgül öğrenme güçlüğü, seslerle harflerin arasındaki bağlantıyı işlemedeki güçlük nedeniyle ortaya çıkan bir öğrenme bozukluğudur. Disleksili bireylerde görme ve işitme ile ilgili organik patolojiler olmaksızın okuma, yazma ve dil becerilerinde zorlanma yaşanmaktadır” dedi.</p>

<p><b>20 kişilik sınıfta en az 1 çocukta disleksi görülüyor</b></p>

<p>Toplumda bilinenin aksine özgül öğrenme güçlüğüyle zeka (normal, üstün, sınır) arasında herhangi bir ilişki bulunamadığını vurgulayan Kahyaoğlu Çakmakcı, “Disleksi ülkemizde ortalama yüzde 5 ile yüzde 7 oranlarında görülmektedir. Yani ender olarak görülen bir bozukluk değildir. 20 kişilik bir sınıfta en az 1 kişide disleksi var demektir” diye konuştu. </p>

<p><b>Dislekside belirtiler okula başlamayla netleşiyor</b></p>

<p>Disleksinin gelişimsel evrelere göre değişen belirtileri olduğunu ifade eden Kahyaoğlu Çakmakcı, “Ailelerin sık sık okumalar yapıp çocuklarındaki gelişimsel çizelgeleri takip etmeleri gerekmektedir. Disleksili çocuklar çok erken dönemde belirtiler göstermeye başlayabilirler ancak okula başlamalarıyla birlikte belirtiler netlik kazanır” dedi. </p>

<p><b>Okul öncesi dönemdeki belirtilere dikkat!</b></p>

<p>Disleksinin okul öncesi dönemdeki belirtilerine dikkat çeken Kahyaoğlu Çakmakcı, “Okul öncesi dönemde konuşmada gecikme, konuşurken yakın hecelerle seslerin karıştırılması, yön-zaman kavramlarının karıştırılması ve baskın eli seçmede zorluk gibi sorunlar yaşayabilirler” uyarısında bulundu. </p>

<p><b>Okuma ve yazmada zorluklar ortaya çıkabiliyor</b></p>

<p>Okul dönemindeki belirtilerin okuma ve yazmada ortaya çıktığını kaydeden Kahyaoğlu Çakmakcı, “Okul döneminde çocukların geç, hatalı ve yavaş okuma; harfleri karıştırma, okuduğunu anlamada zorluk; geç, yavaş, ters, hatalı, aralıklı-çok bitişik yazma ve matematiksel işlemleri öğrenmede ve yapmada zorlukları vardır. Okul döneminde yabancı dili öğrenmede, okuduğu kitabı ya da hikayeyi özetlemede ve yeni kelimeler öğrenmede zorluk yaşarlar” diye konuştu. </p>

<p><b>Çevresel faktörler de etkili oluyor</b></p>

<p>Dislekside genetik faktörlerin yanı sıra çevresel faktörlerin de etkili olduğunu belirten Kahyaoğlu Çakmakcı, “Yapılan son çalışmalar, disleksinin genetik bir altyapısının olduğunu belirtse de çevresel faktörlerin de önemi yadsınamaz. Gebelikte sigara, alkol veya maddeye maruziyet, erken doğum, doğum sırasında oksijensiz kalma gibi faktörlerin yanı sıra malnütrisyon (yetersiz beslenme), ebeveynlerin olumsuz iletişim yöntemleri ve bilişsel becerileri olumsuz etkileyecek yaşam olayları risk faktörleri olarak sayılabilir” diye konuştu. </p>

<p><b>Okula devamda ve sosyal alanda güçlük yaşayabilirler</b></p>

<p>Disleksinin erken dönemde anlaşılması halinde olumsuz etkilerinin azaltılabileceğini belirten Kahyaoğlu Çakmakcı, “Disleksi çocuklarda uzun süre fark edilmezse, derslerinin açık ara gerisinde kalarak okula devam etmede güçlük yaşarlar. Bunların yanı sıra geride kaldığı için sosyal alanda da arkadaşları tarafından kabul görmede sorunlar başlar. </p>

<p><b>Çocuğa ve aileye multidisipliner yaklaşım önemli</b></p>

<p>Özgül öğrenme güçlüğünün özel bir çalışma ve özel bir uzmanlık gerektirdiğini vurgulayan Kahyaoğlu Çakmakcı, şunları söyledi: “Özgül öğrenme güçlüğünü anlamaya yönelik gerekli psikolojik testler ve ölçümler yapılıp değerlendirildikten sonra aileye psikoeğitim verilirken çocuğa da özel eğitim yöntemleriyle programlar başlanılır. Yaşıtlarıyla aynı hızda okuyamadıkları ve öğrenemedikleri için ve yine daha fazla çaba sarf etmek durumunda oldukları için özgüven kaybı yaşamaya başlayabilirler. Dolayısıyla özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklara hem psikolojik hem eğitsel hem de aileye yönelik multidisipliner bir yaklaşımla çalışılması önemlidir. Özgül öğrenme güçlüğüne eşlik eden sorunların olup olmadığının da belirlenmesi kritik önem taşır.”</p>

<p><b>Disleksiye başka sorunlar da eşlik edebilir</b></p>

<p>Disleksisi olan çocuk ya da yetişkin bireylerde depresyon, anksiyete bozuklukları, DEHB ve zeka sorunlarının eşlik edebileceği uyarısında bulunan Kahyaoğlu Çakmakcı, eşlik eden soruna göre uzmanların uygulayacakları müdahalelerin değişiklik gösterdiğini söyledi. </p>

<p><b>Aileler bu önerilere kulak vermeli</b></p>

<p>Disleksili çocuğa ailenin yaklaşımının önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Hale A. Kahyaoğlu Çakmakcı, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<ul>
	<li>Aileler çocuklarına güvende, huzurlu ve her koşulda kabul göreceklerini hissettirmeli.</li>
	<li>Aileler bu süreçte çok sabırlı olmalı ve çocuktan kendi gidiş hızından fazlasını beklememelidir. Disleksili bireylerin normal bireylere göre en ufak bir öğrenme deneyimi bile çok zorlayıcı ve zaman alıcı olabilir. ‘Nasıl bu kadar basit bir şey için bile bu kadar çok düşünürsün’ gibi cümleler çocuğun özgüvenini ve durumun üstesinden gelme gücünü olumsuz etkileyecektir.</li>
	<li>Aileler çocuğu başkasıyla kıyaslamamalı ve baskı altında hissettirmemelidir. ‘Hala ödevlerini bitiremedin mi? Bak arkadaşların çoktan hepsini bitirdi, yine yapamadın, beceremedin’ şeklindeki ifadelerden kaçınılmalıdır.</li>
	<li>Aileler öğretmenlerle iş birliği yaparak çocuğun gösterdiği olumlu gelişmeleri bolca dillendirmeli ve takdir etmelidir.</li>
	<li>Aileler olumlu örneklerle modellemeler yapabilir. Yani daha önce benzer sorunları yaşayıp üstesinden gelen kişilerin biyografilerini okuyup çocuklarıyla bu örnekler üzerinden konuşabilir.</li>
	<li>Bunların yanı sıra çok çaba gösterip çok çabalayan ailelere ‘yetersizlik’ duyguları, hayal kırıklıkları, korku ve endişeleri ile başa çıkmayı öğrenmek için bir uzmana danışmalarını öneririm. </li>
</ul>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 Nov 2024 17:00:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/okul-oncesi-disleksi-belirtilerine-dikkat-1731074441.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanserin neden olduğu ağrılardan kordotomi ile kurtuldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kanserin-neden-oldugu-agrilardan-kordotomi-ile-kurtuldu-14235</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kanserin-neden-oldugu-agrilardan-kordotomi-ile-kurtuldu-14235</guid>
                <description><![CDATA[Yakalandığı akciğer kanseri nedeniyle kronik ağrılar çeken ve gündelik yaşamı olumsuz etkilenen 81 yaşındaki Cemile Karaaslan, kapalı yöntemle yapılan kordotomi işlemi ile ağrılarından kurtuldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Kolundaki geçmeyen ağrılar nedeniyle İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran 81 yaşındaki Cemile Karaaslan’a akciğer kanseri teşhisi konuldu. Kronik ağrıları nedeniyle gündelik yaşamı olumsuz etkilenen Karaaslan’ın, kısa sürede teşhis ve tedavi sürecine başlanarak ağrılarına çözüm bulunması hedeflendi. Şiddetlenen ağrıları ilaçla geçmeyince, Algoloji Uzmanı Doç. Dr. Edip Gönüllü tarafından Cemile Karaaslan’a kordotomi işlemi uygulanmasına karar verildi. Karaaslan, kapalı yöntemle yapılan kordotomi işlemi ile ağrılarından kurtuldu.</p><br/><br/><p>Kapalı yöntemle yüksek başarı oranı</p><br/><p>Bilgisayarlı tomografi eşliğinde gerçekleştirilen kordotomi işlemi, hastanın uyanık olduğu bir ortamda ve kapalı yöntemle uygulanıyor. Dr. Gönüllü, “Bu yöntem ülkemizde nadir uygulanıyor ancak başarı oranı yüzde 90’ın üzerinde. Cemile Karaaslan gibi şiddetli ağrıları olan kanser hastaları için büyük bir rahatlama sağlıyor,” diyerek kordotominin güvenilir ve etkili bir çözüm olduğunu vurguladı. Dr. Gönüllü, kordotominin özellikle kanser kaynaklı ağrılarda etkili bir yöntem olduğunu belirterek, “Boyun bölgesinden özel bir radyofrekans iğnesi ile girip, omurilikteki ağrı yollarının iletimini durdurarak ağrıların önüne geçiyoruz. Bu yöntem açık kesi olmadan, kapalı bir şekilde yapılıyor ve dirençli kanser ağrılarında oldukça etkili” dedi.</p><br/><p>Kordotomi işlemiyle uzun zamandır çektiği kanser kaynaklı kronik ağrılarından kurtulan Cemile Kaaraslan da, “Doktorlarım ve tüm ekip benimle çok ilgilendi. Ağrılarımdan kurtuldum ve kendimi daha iyi hissediyorum. Destek olan herkese çok teşekkür ediyorum.” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 16:40:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/kanserin-neden-oldugu-agrilardan-kordotomi-ile-kurtuldu-1730814025.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GAÜN’de Girişimsel Çocuk Kardiyoloji sempozyumu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/gaunde-girisimsel-cocuk-kardiyoloji-sempozyumu-14216</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/gaunde-girisimsel-cocuk-kardiyoloji-sempozyumu-14216</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep Üniversitesi(GAÜN) ve Türk Pediatrik Kardiyoloji Kalp Cerrahisi Derneği işbirliğiyle GAÜN ev sahipliğinde “Girişimsel Çocuk Kardiyoloji Sempozyumu” düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Hastane oditoryumunda gerçekleşen ve çok sayıda çocuk kardiyoloğunun katıldığı sempozyumda yenidoğan yaş grubunda yapılan girişimsel kalp işlemleri hakkında konuşuldu. Sempozyumda canlı vaka sunumları da yapıldı.</p><br/><p>Canlı vaka sunumlarında çocuk anjio ünitesinden salona canlı yayın yapılarak işlemin detayları katılımcılar ile paylaşıldı.</p><br/><p>Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji öğretim üyelerinin yaptığı ortak açıklamada bu toplantının bölgemiz ve ülkemiz için önemli olduğu, toplantı sayesinde konukların deneyimlerini paylaştıkları vurgulandı.</p><br/><p>Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Başpınar ise, toplantının amacına ulaştığını, üniversitenin ev sahipliğinde bu toplantının yapılmasının önemli olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Osman Başpınar açıklamasında; çocuk kardiyolojik anomalilerinin yüzde 1 sıklıkla en sık rastlanılan anomali olduğunu, sıklıkla girişimsel işlemler ve çocuk kalp cerrahisi uygulanması gerektirdiğini, hastalar içinde riskli problemler nedeni ile erken tanının önemini vurguladı.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/f381768c-75c7-403d-969d-9b1650c9e8cc.jpg" alt="GAÜN’de Girişimsel Çocuk Kardiyoloji sempozyumu" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/a922e92d-5870-4c37-b46a-4dff0e40ad2c.jpg" alt="GAÜN’de Girişimsel Çocuk Kardiyoloji sempozyumu" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/2a6e49ca-7cd6-47fb-a4be-f0805447d8f2.jpg" alt="GAÜN’de Girişimsel Çocuk Kardiyoloji sempozyumu" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 16:34:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/gaunde-girisimsel-cocuk-kardiyoloji-sempozyumu-1730813647.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yenidoğan operasyonunda sevk edilen üçüzlerden güzel haber!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/yenidogan-operasyonunda-sevk-edilen-ucuzlerden-guzel-haber-14195</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/yenidogan-operasyonunda-sevk-edilen-ucuzlerden-guzel-haber-14195</guid>
                <description><![CDATA[Yenidoğan operasyonunda sevk edilen üçüzlerden güzel haber!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Yenidoğan çetesi operasyonu tüm Türkiye’yi sarsarken olayda adı geçen hastaneler kapatılarak tedavisi devam eden hastalar kamu hastanelerine sevk edilmişti. O hastanelerde tedavi gören isimlerden biri de Büyükçekmece’de yaşayan 24 yaşındaki Hatice Nur Koyuncu, üçüz bebeklerini geçtiğimiz haftalarda Beylikdüzü’ndeki Medilife Hastanesi’nde dünyaya getirdi. 2’si kız biri erkek olan bebeklerin 33’üncü haftalarında erken doğumla hayata gözlerini açması sonrası üçüzler yenidoğan yoğun bakıma alındı. Bir süre sonra ise Yenidoğan Çetesi Operasyonu’nu duyan anne Koyuncu, hemen hastaneyle iletişime geçti. Edinilen bilgiye göre hemşirenin herhangi bir sıkıntı olmadığını söylediği anne, akşam ise üçüzlerinin başka bir hastaneye sevk edileceği yönünde arandı. Aile hemen hastaneye koşarken, Sağlık Bakanlığı ekipleri ve polislerle karşılaştı. Aile, durumunun iyi olduğu belirtilen oğulları Kuzey’in eve gidebileceğini öğrendi. Büyük korku yaşayan Koyuncu ailesi, oğullarını evlerine götürmek üzere teslim alırken, kızları Asel ve Defne ise Esenler Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi yenidoğan yoğum bakımına sevk edildi. Üçüzlerden ikisinin tedavisine burada devam edilirken, durumu zamanla iyiye giden Asel taburcu edildi. Defne bebeğin tedavisi sürerken aile de üçüzlerin evde bir arada olacağı günü iple çekti. Bu süreçte tedavisi tamamlanan Defne bebek için de kontrollerine devam etmek üzere taburculuk kararı alındı, aile ise büyük sevinç yaşadı. 24 yaşındaki Hatice Nur Koyuncu yaşadıkları süreci anlatırken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatih Karan da Defne ve Asel kardeşlerin sağlık durumuna ilişkin bilgi verdi.</p><br/><br/><p>“Bebeklerimin yatacağı hastane aklıma hiç gelmemişti”</p><br/><p>Yenidoğan Çetesi Operasyonu’nu öğrendikten sonra doğum yaptığı hastaneyle iletişime geçtiğini anlatan 24 yaşındaki anne Hatice Nur Koyuncu, “Medilife Hastanesi’nde doğum yapmıştım, süreç çok iyiydi, ta ki o haber bize gelene kadar. Televizyondan haberleri gördüm, sosyal medyadan takip ediyordum ama bebeklerimin yatacağı hastane benim aklıma hiç gelmemişti. Cumartesi günüydü; ben sabah Kuzey’i, oğlumu emzirmeye girmiştim, bir de öğlen 14.00’da gittim, zaten oradaki başhemşireyle sürekli görüşüyorduk. Herhangi bir sıkıntı olmadığını, o hastanede öyle bir şeyin olmadığını, listede ismi geçen hemşirenin 2 sene orada çalışıp çıktığı söylenildi. Bizim hastanemizde herhangi bir şey olmadığı söylenildi, biz de gittiğimizde bebeklerin durumu gayet iyiydi, ben istediğim zaman görebiliyordum, emzirmeye gidiyorum, süt götürüyordum. Cumartesi akşam 21.00’a doğru hastanenin hemşiresi beni aradı, ‘Acil hastaneye gelin, bebeklerinizi sevk edeceğiz’ dedi. Gittiğimizde hastane kapanmıştı, polisler vardı, hastanede bir tek bizim bebeklerimiz kalmış. Kuzey’i o gece taburcu aldık, eve getirdik. Buradaki hastanede boşluk olduğu söylendi, bebeklerim kuvözle, ambulansla bu hastaneye getirildi. Geçenlerde Asel’i taburcu almıştım, şimdi de Defne’yi taburcu alıyorum, herhangi bir sıkıntım yok. Hemşire arkadaşlar, hastane olsun, bize çok yardımcı oldular, bebeklere çok iyi baktılar. Evde hamilelik testi yaptım, hastaneye gittiğimde bana ‘Üçüz’ dediler, hatta Asel’in çok küçük olduğunu, ‘Tutunamayabilir, düşebilir, yaşayamayabilir’ dediler ama çok şükür o da tutundu. İlk onu taburcu aldık, şu an Defne’yi alıyoruz çok farklı bir duygu. Benim tarafımda da eşimin tarafında da ikiz var, üçüz de bize oldu. Biz her şeyi üç alıyoruz, bir almıyoruz” dedi.</p><br/><br/><p>“Annelere rica ediyorum; lütfen takiplerine dikkat etsinler”</p><br/><p>Hastanelerine sevk edilen 2 kardeşin durumuyla ilgili veren Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatih Karan, özellikle erken doğan bebeklerde birçok problemle karşılaşabildiklerini ifade etti. Karan, “2 tane bebek geldi, aslında üçüzler, 2 tanesine biz baktık, bir tanesini yoğun bakımımızda biraz daha fazla misafir ettik. Üçüz ve erken doğdukları için, erken doğan çocukların türlü türlü problemleri oluyor. Akciğerleri gelişmemiş oluyor bu sebepten dolayı solunum sıkıntıları, kalplerinde sıkıntı yaşıyorlar. Çok çabuk enfeksiyon kapabilirler, hassastırlar. Bu problemlere de uygun bir şekilde yaklaşmamız için ülkemizde yenidoğan yoğun bakımlarımıza bu bebekleri yatırıyoruz. Tabi ki bu çocuklar sıkı kontrol gerektiriyor, kilo takibine gelecek özellikle ilk 1 ayda daha sıkı bir kilo takibi yapacağız. Belki haftalık gelmesini isteyeceğiz, çocuk polikliniğimizde 40 güne kadar randevusuz bir şekilde yenidoğanlarımıza bakıyoruz, annelerin randevu almalarına gerek olmuyor. Sarılığımızı ölçen cihazla mutlaka bakıyoruz, beslenme durumlarına, emzirmeyle ilgili problemlerimiz varsa da emzirme danışmanımız var. Doktor, hemşire, ekiple bebeklerimizin hep başındayız, 24 saat. Yenidoğan yoğun bakım ve doğumlarla ilgilenen bir hastaneyiz, acil servisimize de çocuklar geliyor. Her bebek doğduktan sonra muayene ediyoruz, gerekirse yatılıyor, takip ediliyor. Kadın doğum takibi gerçekten çok önemli, bütün annelere tavsiye ediyorum ve rica ediyorum; lütfen takiplerini olsunlar. Yenidoğan yoğun bakımımız ne kadar güzel olsa da biz ne kadar iyi de baksak da buraya gelmelerini istemeyiz, direkt anneleriyle evlerine gitmelerini isteriz” şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>“Bin 600 gramla aldık, şu an 2 kilo 400 gram”</p><br/><p>Taburcu edilen Defne bebeğin durumuna yönelik konuşan Uzm. Dr. Karan, “Şu anda 2 kilo 400 gram, biz bin 600 gramla aldık. Kesinlikle mama kullanmak vs. istemiyoruz sadece anne sütü kullanmak istiyoruz, o şekilde bebeklerimizi sıkı bir takiple büyütüyoruz, kilo almalarını istiyoruz. Kilo çok önemli, enerji depoları dolacak, büyüyecek. Ben onlara bebek arkadaşım diyorum, Asel daha önce gitti, sadece farkımız bu arkadaşımın kalbi biraz hızlı atıyor. Hızlı attığı için de kendisini biraz daha fazla takip etmek istedik. Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ekokardiyografi için konsültasyon amaçlı kuvözlü ambulansla gönderildi. Eko sonucunu aldık, korkacağımız, acil, ciddi, bizi endişelendiren bir şey tespit edemediler. Ama ileri inceleme için randevu verdiler, taburcu olduktan sonra bebeğimiz de ileri incelemelerini yaptıracak. Hepsi bizim bebeğimiz, yenidoğan yoğun bakım üniteleri gerçekten çok önemli yerlerdir. Zamanında, uygun müdahale ve özellikle de hijyen şartlarına azami düzeyde dikkat eden yenidoğan yoğun bakım gerçekten her ülke için çok çok önemlidir ve bütün bebeklerimizi biraz daha yaşama bağlamak, hayatlarını kurtarmak, ileride herhangi bir engelle; fiziksel veya zihinsel engelle kalmamaları için baştan doğru tedavilerini yapmak gerçekten çok önemli. Bütün halkımıza buradan bir mesaj verebilirsem; haberler ve durumlardan dolayı yenidoğan yoğun bakımlarımızdan korkmayın. Bebekleri hayat bağlamak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz” diye konuştu.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/75857d20-8091-4647-a1ea-2c6c4f986094.jpg" alt="Yenidoğan operasyonunda sevk edilen üçüzlerden güzel haber, son bebek de taburcu oldu" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/254dcf87-592a-4b4a-9c88-3589e9ac3fde.jpg" alt="Yenidoğan operasyonunda sevk edilen üçüzlerden güzel haber, son bebek de taburcu oldu" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 16:14:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/yenidogan-operasyonunda-sevk-edilen-ucuzlerden-guzel-haber-1730812444.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadınlara organ bağışı eğitimi verildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kadinlara-organ-bagisi-egitimi-verildi-14176</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kadinlara-organ-bagisi-egitimi-verildi-14176</guid>
                <description><![CDATA[Kadınlara organ bağışı eğitimi verildi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>3 - 9 Kasım Organ ve Doku Bağışı Haftası nedeniyle Yunusemre İlçe Sağlık Müdürlüğü, Yunusemre Belediyesi Hafsa Sultan Kadın Dayanışma ve Eğitim Merkezi’nde eğitim gören kursiyerlere farkındalık eğitimi verdi. Eğitimde organ bağışının önemi ve hangi şartlarda bağışın yapılması gerekildiği anlatıldı. Manisa’nın en çok organ ve doku bağışı yapılan ikinci şehir olduğu vurgulanarak ülkemizde hala 35 bin kişinin organ beklediği belirtildi. Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Emine Özge Arslan, Yunusemre Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Şaver Yüksel, eğitime katılarak bağış formu doldurdu.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/d9490fd3-28e1-4a9f-becc-341b64923cd2.jpg" alt="Kadınlara organ bağışı eğitimi verildi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/401583d9-34ad-4636-b509-45bd06cf44cc.jpg" alt="Kadınlara organ bağışı eğitimi verildi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/75f6ea51-ae27-4775-8d2e-057edc93135f.jpg" alt="Kadınlara organ bağışı eğitimi verildi" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 16:06:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/kadinlara-organ-bagisi-egitimi-verildi-1730811987.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyada 8’inci, Türkiye’de eşi benzeri yok: Hayatına artık belden aşağısı olmadan devam edecek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/dunyada-8inci-turkiyede-esi-benzeri-yok-hayatina-artik-belden-asagisi-olmadan-devam-edecek-14144</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/dunyada-8inci-turkiyede-esi-benzeri-yok-hayatina-artik-belden-asagisi-olmadan-devam-edecek-14144</guid>
                <description><![CDATA[Dünyada 8’inci, Türkiye’de eşi benzeri yok: Hayatına artık belden aşağısı olmadan devam edecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>İstanbul’da yaşayan ve kuyruk sokumundaki kitlenin büyük olması sebebiyle tedavi edilemeyen 65 yaşındaki emekli öğretmen Tuncer Poşluk, şifayı SEAH’ta buldu. Burada yapılan tetkikler neticesinde hastanın tam anlamıyla kurtulması için dünyada çok az sayıda yapıldığı belirtilen tümör ve tümörle sarılmış olan organları vücuttan ayırma ameliyatı olan ‘Hemikorperektomi’ operasyonu uygulandı. Poşluk’un tümör ve tümörün çevrelediği organlarla beraber belden aşağısı vücudundan kesildi. Yaklaşık 13 saat süren zorlu ameliyat sonrasında 40 günlük yoğun bakım sürecinin ardından servise alınan Poşluk’un tedavisine ortopedi bölümünde devam ediliyor. Dünya genelinde 8’inci Türkiye’de ise eşine rastlanmayan bir vaka olarak kayıtlara geçen Poşluk, artık hayatına vücudunun yarısı olmadan devam edecek. Poşluk’un ölümün kıyısından kurtarılmasında ise Ortopedi Bölümü’nden Mustafa Erkan İnanmaz ve Doç. Dr. Fevzi Sağlam, Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Fatih Altıntoprak ve Doç. Dr. Necattin Fırat, Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Hakan Saçlı, Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hacı İbrahim Çimen, Anestezi ve Reanimasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Fuat Erdem, Doç. Dr. Onur Balaban ve Doç. Dr. Havva Kocayiğit büyük rol oynadı.</p><br/><br/><p>“13 saat süren ameliyatta hastanın vücudunun yüzde 45’ini almış olduk”</p><br/><p>Hastanın kuyruk sokumundan kaynaklı bir kanser tanısıyla başvurduğunu belirten Ortopedi Bölümünde görevli Doç. Dr. Fevzi Sağlam, “Tabii bu kanser sadece kuyruk sokumunda kalmayıp; hastanın leğen kemiklerini, idrar torbasını, tüm kalça kaslarının tamamını ve bağırsaklarında bir kısmını da tutmuş hale geldi. Ayağı besleyen önemli arterleri de tamamıyla içine almıştı. Ama hastanın bu şansız durumuna rağmen şanslı olduğu kısmı bu kanser sadece bu bölgede sınırlı olup özellikle bizim için tedaviyi planlarken en önemli olan başka bir organa yayılımı yoktu. Hasta aslında birçok büyük merkezde birçok büyük ilde hem özel hem de kamu hastanelerine başvurmuş ama yapılabilecek tedavi olarak kitlenin büyüklüğünden ve sarmış olduğu organlardan dolayı herhangi bir cerrahi tedavi yapılamaz tanısı konulmuş. Hasta bize geldikten sonra gerekli tetkiklerini, görüntülemelerini tekrar yaptık. Hastayı Ortopedik Onkoloji Konseyimizde tekrar değerlendirdik. Biz bu hastayı nasıl tedavi edip bu kanserden kurtarırız diye açıkçası çok kafa yorduk. Sonra hastaya, dünya genelinde de çok nadir yapılmış olan ameliyatlardan biri olan ‘Hemikorperektomi’ dediğimiz belden aşağısını tamamıyla kesip tümörlü organlarla beraber tümörü ayırma ameliyatını yapmaya karar verdik. Tabii bu zor bir ameliyat, hasta içinde gerçekten cerrahi sırasında yaşamına mal olabilecek bir ameliyat. Bunların hepsini aileyle, hastayla defaten konuştuk çünkü çok nadir yapılan bir ameliyat. Ama iyi geçerse de hastamızın bu kanserden kurtulacağını düşündüğümüzü belirttik. Hasta ve ailesi belli bir süre düşündükten sonra bu ameliyat için onay verdi. Bu bir ekip işi ve bu ekipte; ortopedist, kaplama cerrahisi, üroloji, anestezi, ameliyathane hemşirelerimiz ve ameliyathanedeki personelimizin hepsi ile biz bu ameliyatın aslında provasını yaptık. Ameliyat süreci yaklaşık 13 saat sürdü. Hastamız ameliyata girmeden önce 55 kiloydu, kitleyle beraber hastanın belden aşağısını kestiğimizde yaklaşık 25 kilogramlık bir vücut uzvunu kaybetmiş oldu. Geriye hastanın 30 kilogramlık bir vücudu kaldı, yani yüzde 45’ini almış olduk” dedi.</p><br/><br/><p>“Hastamız bize geldiği zaman zaten yürüyebilen bir hasta değildi”</p><br/><p>Hastanın yürüyemediğini belirten Sağlam, “Cerrahi sonraki süreçte yaklaşık 40 günlük bir yoğun bakım süreci oldu. Hastamız bu süreci; anestezinin gerçekten çok iyi hasta takibi, çok iyi yönetmesiyle gayet iyi bir şekilde atlattı. Yaklaşık 45 gün oldu hastamızı ameliyat edeli ve ortopedi servisimizde takip ediyoruz. Bu ameliyat açıkçası bazı kanserlerde, seçilmiş vakalarda tutulum yerine bağlı olarak eğer ümidini kaybetmiş hastalarda ya da cerrahi yapılamaz denilen hastalarda küçükte olsa bir ümit olabilir hastaya. Bu büyük ameliyatla onlara küçük de olsa bir ümit verebiliriz diye düşünüyorum. Hastamız bize geldiği zaman zaten yürüyebilen bir hasta değildi. Yine sedyeyle getirilmişti. Çok şiddetli ağrıları vardı. Bu ameliyatı olmasa da hasta açıkçası belki birkaç ay gider ya da gidemez, yani hayatını kaybedecekti bu hastalıktan dolayı. Yürüyemeyen bir hastamızın, ona yük olan uzvunu yani belden aşağısını omurgadan itibaren keserek sağlam vücuttan ayırmış olduk bu kanserli dokuyu. Şimdi hastanın kolostomi dediğimiz bağırsak için ve ürostomi dediğimiz idrar için bir torbası var. Bununla beraber üst ekstremitesini, kollarını rahatlıkla kullanabiliyor. Hastamız, yaşamını kendi başına idame ettirebilecek düzeye gelecek. Bizleri her zaman destekleyen hastanemiz Başhekimliği ve İl Sağlık Müdürlüğümüz’e teşekkür ediyoruz” diye konuştu.</p><br/><br/><p>“Hastamızdan daha mutluyuz, onu çok net ifade edebilirim”</p><br/><p>Anestezi ve Reanimasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Fuat Erdem, “Tabii bizler klinik olarak belki Türkiye’de de bu konuda tecrübe edilmiş merkezlerimiz yoktu. Bizim de kendi tecrübelerimiz yoktu. Öncelikle dünyada bu gibi literatüre neler yapılmış, biz bir literatür taraması yaptık. Ve bu cerrahi ekipte birçok klinik ameliyata girecekti. Onlarla saatler süren bir konsey yaptık. Ameliyat sırasında nelerle karşılaşabileceğimizi belirledik. Hasta ve hasta yakınlarına da ameliyat sürecinde yaşayan problemler anlatıldı. Ben burada şunu özellikle vurgulamak istiyorum; hastanın yaşam isteği, arzusunun çok yüksek olması ve aile desteğinin buna çok katılmış olması belki bizi motive etti. Bu konuda ben hem kendisine hem ailesine çok teşekkür etmek istiyorum. Tabii ameliyat süresinde bazı sıkıntılar yaşadık, ama bunları aşabildik. Daha sonra yoğun bakım süreci vardı. Yoğun bakım sürecinde gerçekten yoğun bakım ekibimiz hekimlerimiz, hemşire arkadaşlarımız hepsi inanılmaz bir insan gücü emek sarf etti. Hastayla özdeşleştiler, hastayı kendilerine kabul ettiler ve inanılmaz bir şekilde emek sarf ettiler. Yaklaşık 40 gün süren bir süreç neticesinde hastamız şu anda serviste. Belki biz hastamızdan daha mutluyuz, onu çok net ifade edebilirim. Kendisine güzel bir yaşam diliyoruz bundan sonra” şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>“Karanlık bir tünelin sonundaki ışık gibi oldu bize”</p><br/><p>Vücudunun yarısı kesilen Tuncer Poşluk’un gelini İlkem Poşluk, “2022 yılında ağrıları ile başladı bu süreç. Başta hafif, yani bel fıtığı gibi bir şey olduğunu düşünüyorduk biz. Fakat durum bizim tahmin ettiğimiz gibi çıkmadı. Birçok hastaneye başvurduk fakat ameliyat olma eşiğini geçmiş denildi ve ameliyat yapılamadı maalesef. İzmir’de bir hekimle konuştuk ve ameliyata karar verildi. Ameliyat süreci ve sonrası çok riskliydi, yüksek bir ölüm oranı vardı ve daha da kötü sonuçları olabilir diye babam korktu, iki yıl önce tamamen tedaviyi reddederek ‘ne olacaksa olsun’ dedi açıkçası. Fakat süreç çok daha kötüye gitti. Tamamen yürümesi bitti ve yoğun acılar çekiyordu, yaşama tutunacak gücü kalmamıştı. İzmir’in ardından İstanbul, Kocaeli ve birçok farklı şehirdeki hastanelere tekrardan başvurduk. Yine ameliyat olamaz cevabını aldık ve ne yapacağımızı bilemiyorduk. Son olarak Kocaeli’de bir hekim bize Fevzi hocayı tavsiye etti ve buraya geldik. Aslında karanlık bir tünelin sonundaki ışık gibi oldu bize, çünkü ne yapacağımızı bilmiyorduk. Zor bir süreç olacağını söylediler. Çünkü yaklaşık iki senedir çok şiddetli ağrıları vardı ve artık kendisi de bir noktada ümitsizliğe kapılmıştı bu tedavi için. Fakat Fevzi Hoca ve ekibi bizİ çok güzel yönlendirdi. Ameliyatın riskleri olduğundan ve sonuçlarından bahsettiler. Bu sürecin zor olduğunu, mücadele edilmesi gerektiğinden de bahsettiler. Her şeyi göze aldık ve bir hafta içerisinde gerekli testler yapıldı, ameliyata karar verdik. Yaklaşık 45 gün oldu, uzun bir süreci de yoğun bakımda geçirdi. İlk günler onun ve bizim için de çok zordu. Şükür bu süreci atlatarak şimdi servise çıktı. Onun için zor bir hayat olacağını düşünüyorduk ama tam tersi daha umut dolu şu anda. Bu süreçten sonra hep beraber bir yaşam sürdüreceğiz diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>“Şu anda ben aranızda olmayabilirdim”</p><br/><p>Vücudunun belden aşağısı kesilen Tuncer Poşluk, “Şu an iyiyim fena değilim. Şimdilik böyle, kurtuldum. Oğlum ve gelinimle birlikte hayat süreceğim onlarla birlikte yaşayacağım. Bu süreçte de en büyük destekçim kendileri. Bu zor ameliyatı gerçekleştiren doktorların hepsinin eline sağlık, onlara çok teşekkür ediyorum. Nereden nereye geldim. Şu anda ben aranızda olmayabilirdim. Şimdi aranızdayım ve mutluyum” dedi.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/2a1ce73e-ee46-4f24-ac96-3b3a9885e2a7.jpg" alt="Dünyada 8’inci, Türkiye’de eşi benzeri yok: Hayatına artık vücudunun yarısı olmadan devam edecek" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/5d4cd719-b244-4658-af8f-d9abbf47fcf7.jpg" alt="Dünyada 8’inci, Türkiye’de eşi benzeri yok: Hayatına artık vücudunun yarısı olmadan devam edecek" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/cd727ab3-90f7-403a-911f-fc25043b2f27.jpg" alt="Dünyada 8’inci, Türkiye’de eşi benzeri yok: Hayatına artık vücudunun yarısı olmadan devam edecek" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/88e581b6-d47a-4659-ac9c-d2c18e6b5c76.jpg" alt="Dünyada 8’inci, Türkiye’de eşi benzeri yok: Hayatına artık vücudunun yarısı olmadan devam edecek" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/5d7b92cf-9551-43d5-8ef6-6e4362ceb67b.jpg" alt="Dünyada 8’inci, Türkiye’de eşi benzeri yok: Hayatına artık vücudunun yarısı olmadan devam edecek" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/2d4210e3-a7d6-452c-b4fb-dd3de5106586.jpg" alt="Dünyada 8’inci, Türkiye’de eşi benzeri yok: Hayatına artık vücudunun yarısı olmadan devam edecek" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/e75a02ac-ead4-4c56-89cc-deaa1075bdb9.jpg" alt="Dünyada 8’inci, Türkiye’de eşi benzeri yok: Hayatına artık vücudunun yarısı olmadan devam edecek" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/15b093a7-049a-4652-91cd-4cf79039887a.jpg" alt="Dünyada 8’inci, Türkiye’de eşi benzeri yok: Hayatına artık vücudunun yarısı olmadan devam edecek" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/f7c4f6a7-dc28-4f4e-9c0f-c54752909f33.jpg" alt="Dünyada 8’inci, Türkiye’de eşi benzeri yok: Hayatına artık vücudunun yarısı olmadan devam edecek" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 15:52:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/dunyada-8inci-turkiyede-esi-benzeri-yok-hayatina-artik-belden-asagisi-olmadan-devam-edecek-1730811122.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tatvan Devlet Hastanesinde “Organ Bağışı Haftası” etkinliği düzenlendi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/tatvan-devlet-hastanesinde-organ-bagisi-haftasi-etkinligi-duzenlendi-14119</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/tatvan-devlet-hastanesinde-organ-bagisi-haftasi-etkinligi-duzenlendi-14119</guid>
                <description><![CDATA[9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında stant açıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Hasta, hasta yakınları ve hastane personelinin organ bağışında bulunmalarını teşvik etmek amacıyla kurulan standı, Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Gökmen Reyhanlı ve yönetim kadrosu ziyaret ederek destek verdi. Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Gökmen Reyhanlı, Organ Bağışı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, organ bağışının önemine dikkat çekerek, “Organ bağışı, yalnızca bireylerin değil, toplum olarak hepimizin üzerine düşen büyük bir sorumluluktur. Bağışlanan her organ, hayata umutla tutunmaya çalışan hastalar için yeni bir yaşam anlamına gelmektedir. Hastanemizde açmış olduğumuz organ bağışı standı, hem hastane çalışanlarının hem de hasta ve yakınlarının bilgi edinmeleri ve organ bağışı hakkında bilinçlenmelerine imkan sağlarken, organ bağışı ile ilgili merak ettikleri sorulara yanıt bulabiliyor, bağış işlemini başlatabiliyor veya bağışçı olmak için gerekli yönlendirmeleri alabiliyorlar. Etkinlik çerçevesinde hasta ve hasta yakınlarına dağıtılan broşürlerle organ bağışının nasıl gerçekleştirildiği, kimlerin organ bağışında bulunabileceği ve organ bağışının hangi organları kapsadığı konularında detaylı bilgiye sahip olabiliyorlar” dedi.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/5548f698-f10a-4ad9-abec-a08d1bfcb063.jpg" alt="Tatvan Devlet Hastanesinde “Organ Bağışı Haftası” etkinliği düzenlendi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/7f5bf9a1-0d47-45cf-8d38-302e5ac558be.jpg" alt="Tatvan Devlet Hastanesinde “Organ Bağışı Haftası” etkinliği düzenlendi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/cbda9591-3634-4b64-8900-549f88df02be.jpg" alt="Tatvan Devlet Hastanesinde “Organ Bağışı Haftası” etkinliği düzenlendi" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 13:49:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/tatvan-devlet-hastanesinde-organ-bagisi-haftasi-etkinligi-duzenlendi-1730803771.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Samsun’da Otizm İl Eylem Planı Çalıştayı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/samsunda-otizm-il-eylem-plani-calistayi-14118</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/samsunda-otizm-il-eylem-plani-calistayi-14118</guid>
                <description><![CDATA[Samsun’da Otizm İl Eylem Planı Çalıştayı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen çalıştay ilk olarak saygı duruşu bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Akabinde protokol konuşmalarına geçildi.</p><br/><br/><p>“Ömründe hiç tatil yapmamış engelli kardeşlerimize ve ailelerine tatil imkanı sunuyoruz”</p><br/><p>İlk olarak konuşan Samsun Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Eyüp Çakır, "Otizm, çocuklarımızın sosyal, iletişimsel ve duygusal gelişiminde çeşitli farklılıklar oluşturan bir durumdur. Fakat bizler, bu farklılıkları zenginlik olarak görmeyi hedefliyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak otizmli bireylerin topluma katılımını arttırmak, onların yaşamını kolaylaştıracak projeler üretmek ve toplumdaki farkındalığı yükseltmek için çalışmalar yürütüyoruz. Yaşlı ve Engelli Hizmetleri Birimi bünyesinde olan engellilerimiz için hayata geçirilen Mavi Işıklar Eğitim, Dinlenme ve Rehabilitasyon Merkezi’nde engelli bireylere ve ailelerine tamamen ücretsiz 5 yıldızlı otel konforunda hizmet sunuyoruz. Tesisimizde engelli bireylerimize psiko-sosyal destek, diyetisyen ve fizyoterapistlerimiz eşliğinde hizmet vermekteyiz. 4 gün boyunca refakatçisi ile birlikte ömründe hiç tatil yapmamış engelli kardeşlerimize ve ailelerine tatil imkanı sunuyoruz. Yaz kampımız 2024 Haziran ve Temmuz ayını içeren 4 bin 500 özel bireyi ağırlamıştır. Millet Bahçesi’nde yeni hizmete sunduğumuz ’Engelsiz Yaşam Parkı’mız ise özel gereksinimli gençlerimizin okuma yazma, el sanatları, matematik alanında kursları aldığı bir buluşma merkezi olacak" dedi.</p><br/><br/><p>"Samsun’da bin 39 otizmli bireye hizmet sunuyoruz"</p><br/><p>Samsun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Kemal Gümrükçü, "Samsun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü olarak ilimizde, otizmli bireylerimizin yaşam kalitelerini artırmak için büyük çaba sarf ediyoruz. Kurum bakımı, gündüzlü bakım ve otizmli bireyin ailesi yanında desteklenmesi gibi birçok hizmeti otizmli birey ve aileleri ile buluşturmaya çalışıyoruz. Samsun’da bu kapsamda bin 39 otizmli bireye hizmet sunuyoruz. Lakin daha yapacak çok işimiz olduğunu biliyoruz. Bugün bu çalıştayda bundan sonraki süreçte yapacağımız çalışmaların yol haritasını belirlemiş olacak ve otizm konusunda öncü bir il olma yolunda hızla ilerleyeceğiz" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Yapılacak çalışmalara yön verecek önemli bir belge olacaktır"</p><br/><p>Samsun Vali Yardımcısı Vekili Canik Kaymakamı Şeref Aydın ise "Samsun Valiliği olarak, bu ulusal eylem planının hedeflerine ulaşmak için tüm paydaşlarımızla birlikte çalışmaya kararlıyız. İlimizde faaliyet gösteren kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerle birlikte hazırlayacağımız Samsun Otizm İl Eylem Planı, ilimizde otizm alanında yapılacak çalışmalara yön verecek önemli bir belge olacaktır. Bu çalıştayda, otizm konusunda çalışan tüm paydaşların görüş ve önerilerini alarak, otizmli bireylerin ve ailelerinin ihtiyaçlarına yönelik daha kapsamlı ve etkili hizmetler sunmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu.</p><br/><p>Toplantı konuşmaların ardından basına kapalı olarak devam etti. Samsun Otizm İl Eylem Planı Çalıştayı, 5-6 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/edfe022c-dfae-42fb-9881-9f0e797ef7e1.jpg" alt="Samsun’da Otizm İl Eylem Planı Çalıştayı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/92d900b1-0b83-408e-b340-e9fb8c4e2676.jpg" alt="Samsun’da Otizm İl Eylem Planı Çalıştayı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/05.11.2024/575090d0-8292-4e90-9016-11250c7a9530.jpg" alt="Samsun’da Otizm İl Eylem Planı Çalıştayı" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 13:49:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/samsunda-otizm-il-eylem-plani-calistayi-1730803767.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda Lenf Bezlerindeki Büyümeye Dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/cocuklarda-lenf-bezlerindeki-buyumeye-dikkat-14068</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/cocuklarda-lenf-bezlerindeki-buyumeye-dikkat-14068</guid>
                <description><![CDATA[Çocuklarda Lenf Bezlerindeki Büyümeye Dikkat]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharla birlikte havaların iyice soğuması ve kalabalık ortamlarda virüslerin çok kolay bulaşması nedeniyle çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları hızla yaygınlaşıyor. Bu enfeksiyonların yol açtığı ateş, boğaz ağrısı, öksürük ve yorgunluk gibi şikayetler de soğuk algınlığı ya da grip gibi mevsim hastalıklarına yorulabiliyor. Ancak dikkat!<strong> Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Çocuk Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat</strong> ”Özellikle lenf bezlerinde büyüme olması çoğunlukla üst solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklansa da, bazen de lösemi gibi ciddi bir hastalığın belirtisi de olabiliyor. Bu nedenle, özellikle lenf bezlerinde büyüme gibi bir belirtinin araştırılması hayati önem taşıyabiliyor” diyor. Prof. Dr. Cengiz Canpolat <strong>2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, anne babalara çok önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Ülkemizde çocukluk çağı kanserleri içinde yüzde 30 görülme sıklığıyla başı çeken lösemi, genellikle bacaklarda morarma ile ortaya çıkıyor. Ancak çoğu kez bu morarmalar ‘çocuğun yaramazlığına’, ‘oyun esnasında bacağını eşyalara çarpmış olabileceği’ gibi etkenlere bağlanarak erken teşhis imkanı kaçırılabiliyor. Erken teşhisin önündeki en büyük engellerden birini de, üst solunum yolu enfeksiyonları ile karışabilen ‘ortak belirtiler’ oluşturuyor! <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Çocuk Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat </strong>çocukların<strong> </strong>özellikle sonbahar ve kış aylarında çok sık üst solunum yolu hastalıklarına yakalanabildiklerini belirterek, bu esnada löseminin önemli sinyallerinden biri olan lenf bezlerindeki büyümenin gözden kaçırılabildiğini söylüyor. Halk arasında ‘kan kanseri’ olarak bilinen lösemiye özellikle 2-5 yaşları arasında çok sık rastlanmakla birlikte yenidoğan döneminden ergenliğe dek her yaşta ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Canpolat “Kemik ya da kan hücrelerinin kontrolsüz çoğalması ve bölünmesiyle ortaya çıkan lösemi hayatı tehdit eden bir hastalık. Ancak ne yazık ki bazı belirtileri, grip hatta nezle (soğuk algınlığı) gibi çok önemsenmeyen hastalıkların belirtileriyle ortak olabildiğinden, tedavide kritik önem taşıyan erken teşhis imkanı kaçırılabiliyor” diyor. </p>

<p> </p>

<p><strong>Bu bölgelerdeki değişikliklere dikkat!</strong></p>

<p> </p>

<p>Çocukların bağışıklık sistemleri yeterince gelişmediği için viral ve bakteriyel enfeksiyonlarla çok sık karşılaşabildiğini, bu esnada özellikle boyunl, koltuk altı ya da kasık bölgesinde lenf bezlerinin büyüyebildiğini söyleyen Prof. Dr. Canpolat hangi durumlarda detaylı araştırma gerektiğini şöyle açıklıyor: “Viral enfeksiyonlara ait lenf bezleri çoğunlukla kendiliğinden küçülür. Bakteriyel enfeksiyonlar sonucu ortaya çıkan lenf bezi büyümesi ise antibiyotikle tedavi edilir. Ancak tedavi süresi sona erdiğinde lenf bezlerinde hala bir küçülme olmamışsa hatta daha da büyümüşse mutlaka Çocuk Hematoloji ve Onkoloji bölümüne başvurulmalıdır.  Yine, üst solunum yolu enfeksiyonlarında ortaya çıkan lenf bezleri büyümesi, çoğu zaman belli bir büyüklüğün üzerine çıkmaz ve üzerine dokununca hassasiyet oluşur. Ama lenf bezindeki büyüme lösemiden kaynaklanıyorsa lenf bezleri daha büyük ve sert görünümde olabilirler aynı zamanda hassasiyet de oluşturmazlar. Bu nedenle lenf bezlerinin vücudun neresinde olduğuna, sayıları ve büyüklüklerine, dokunmakla üzerlerinde kızarıklık ya da ısı artışı olup olmadığına, vücutta tek bir bölgede mi yoksa dağınık mı olduklarına, tedaviye rağmen küçülme mi yoksa büyüme mi gösterdiklerine, ayrıca ateşin eşlik edip etmediğine çok dikkat etmek gerekir.” </p>

<p> </p>

<p><strong>Lenf bezi büyümesine yüksek ateş eşlik ediyorsa!</strong></p>

<p>Löseminin yorgunluktan yüksek ateşe, geçmeyen öksürükten kol ve bacak ağrılarına, ağız, diş ve burun gibi farklı yerlerde oluşan ve iyileşmesi uzun süren küçük kanamalardan idrar ve dışkıda görülen kana kadar pek çok belirtisi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Canpolat “Lösemide lenf bezi büyümesine özellikle yüksek ateş eşlik edebiliyor. Hastanın bağışıklığını sağlayan hücrelerde azalma olduğundan dolayı tedaviye yanıt vermeyen ve uzun süren ateş tablosu gelişebiliyor. Böyle bir durumda da ileri tetkikler yaptırılması hayati önem taşıyor” diye konuşuyor. </p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Lösemide tam tedavi mümkün, ama!</strong></p>

<p>Löseminin genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenler sonucu da ortaya çıkabildiğini, buna karşın teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde tedavisinde son yıllarda çok daha etkili sonuçlar alınabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Cengiz Canpolat “Anne babaların hemen endişeye kapılmamaları, tedavi sürecinde soğukkanlı davranmaları, çocuklarına da olağanüstü bir sorunla karşılaştıkları gibi bir yaklaşımda bulunmamaları gerekir. Aile bireylerinin doktorla dayanışması ve çocuğa sağlıklı ve sağduyulu yaklaşımları tedavinin başarısında son derece önemlidir. Günümüzde erken tanı ve doğru tedavi sayesinde çocukluk çağı lösemisinde yüzde 75, akut lenfoblastik lösemide de yüzde 95 hatta tamamen iyileşme sağlanabiliyor” diyor. </p>

<p> </p>

<p><strong>Basit bir kan testi kritik rol oynuyor!</strong></p>

<p>Ülkemizde lösemiye yönelik toplumsal farkındalığın yeterince olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Canpolat “Hastalığın tanısı basit bir kan sayımı ile konulabiliyor ancak farkındalık olmaması nedeniyle erken tanı imkanı çoğu zaman kaçırılarak, hastalara ancak ileri evrelerde müdahale etmek durumunda kalınıyor. Erken teşhis edildiğinde ise kanserin tipine ve risk grubuna göre iki-üç yıllık bir tedavi sonrası iyileşme sağlanabiliyor. Bu nedenle anne babaların, çocuklarını iyi gözlemlemeleri çok büyük önem taşıyor” diyor. </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 13:28:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/cocuklarda-lenf-bezlerindeki-buyumeye-dikkat-1730802492.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Diş Hekimimi Duyuyorum” uygulaması işitme engelli bireylerin kullanımına sunuldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/dis-hekimimi-duyuyorum-uygulamasi-isitme-engelli-bireylerin-kullanimina-sunuldu-14061</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/dis-hekimimi-duyuyorum-uygulamasi-isitme-engelli-bireylerin-kullanimina-sunuldu-14061</guid>
                <description><![CDATA[“Diş Hekimimi Duyuyorum” uygulaması işitme engelli bireylerin kullanımına sunuldu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde gerçekleştirilen etkinlikte “Diş Hekimimi Duyuyorum: Sağır ve İşitme Engelli Bireylerin Diş Hekimliği Hizmetlerine Erişimini Destekleyen Mobil Uygulama” projesi kapsamında geliştirilen mobil uygulama ve karekodlar yardımı ile işitme engelli bireylere ağız ve diş taraması yapıldı. TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Modülü kapsamında desteklenen projeyle işitme engelli ve sağır bireylerin ağız ve diş sağlığı konusundaki farkındalığının artırılması sağlandı. Bu kapsamda işitme engelli bireylerin diş hekimliği hizmetlerine erişiminin bir refakatçiye gerek duymadan gerçekleştirebilecekleri mobil uygulama tanıtıldı.</p>

<p>Projenin içeriği hakkında bilgiler veren EÜ Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Esin Alpöz “İşitme engelli hastaların, diş hekimleriyle iletişimini ve diş hekimine erişimini kolaylaştırmak için bir uygulama geliştirdik. Uzmanlık öğrencileriyle birlikte TÜBİTAK 1002-A Projesi kapsamında geliştirdiğimiz mobil uygulamayı Karşıyaka İşitme Engelliler Derneği’nden gelen katılımcılara tanıttık. Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Emine Sezer, Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Banu Özveri Koyuncu ve Engelsiz Ege Koordinatörü Prof. Dr. Pelin Piştav Akmeşe ile birlikte geliştirdiğimiz mobil uygulamayla hastaların işaret dili videoları aracılığıyla hekimleriyle iletişim kurmasını sağladık. Projemizin amacı doğrultusunda mobil uygulamamızda yer alan 13 temel başlıkta geliştirilmiş detaylı açıklamalı hasta bilgilendirme videoları ile diş hekimiyle iletişim kurmakta zorlanan ve işitme engelli nedeni ile korkan hastaların refakatçileri olmadan da tedavi almalarını sağlanabileceğini gösterdik.” dedi.</p>

<p><b>“Refakatçıya ihtiyaç duymadan sağlık hizmeti”</b></p>

<p>Projenin, Manisa Celal Bayar Üniversitesinde gerçekleştirilen Bilişim Teknolojilerinde Evrensel Tasarım Uluslararası Engelsiz Bilişim Kongresi’nde “Kamu Hizmet Ödülü” aldığını dile getiren Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zuhal Tuğsel “TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Modülü projesiyle hastalar sağlık problemlerini daha rahat şekilde diş hekimleriyle paylaşıyorlar. Hastalar artık tedavi için yanlarında refakatçi getirmek zorunda kalmayarak özgür birer birey olarak tedavi alabiliyorlar.” diye konuştu.</p>

<p>Uygulamanın geliştiricilerinden Uzman Dt. Elif Aslan, “Mobil uygulamamız işitme engelli hastalar ve işaret dili bilmeyen tüm diş hekimleri için muayene sırasında iletişimi sağlayarak tedaviyi gerçekleştirmeye olanak tanıyor” dedi.</p>

<p>Projede görev alan Uzman Dt. Ali Canberk Ulusoy ise mobil uygulamayla amaçlarının işitme engelli hastaların refakatçiye ihtiyaç duymadan sağlık hizmetinden yararlanabilirliğini sağlamak olduğunu ifade etti.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 13:26:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/dis-hekimimi-duyuyorum-uygulamasi-isitme-engelli-bireylerin-kullanimina-sunuldu-1730802363.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yumurtalık kanserinin tedavisine yönelik yenilikçi proje</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/yumurtalik-kanserinin-tedavisine-yonelik-yenilikci-proje-14060</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/yumurtalik-kanserinin-tedavisine-yonelik-yenilikci-proje-14060</guid>
                <description><![CDATA[Yumurtalık kanserinin tedavisine yönelik yenilikçi proje]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sabriye Yuşan’ı ve Projenin Yürütücüsü Prof. Dr. Emin İlker Medine’yi makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam kurumsal akreditasyona sahip, öğrenci odaklılıkta ödüllü, öncü araştırma üniversitemizde oluşturduğumuz örnek bilim üretme ekosistemimiz meyvelerini vermeye devam ediyor.  Üniversitemizde bir kültüre dönüştürerek sürdürülebilir bir konuma kavuşturduğumuz araştırma geliştirme, inovasyon, proje ve yayın sayılarımız her geçen gün daha ileri seviyeye ulaşıyor. Bilim insanlarımız, araştırma üniversitesi etiketi ile daha nitelikli araştırmaları ve projeleri bilim dünyasına ve literatüre kazandırıyorlar. Nükleer Bilimler Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Emin İlker Medine ve ekibi tarafından yumurtalık kanserinin tedavisine yönelik yenilikçi bir bakış açısıyla hazırlanan proje TÜBİTAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu. Hocamızı ve ekibini tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum” diye konuştu.</p>

<p>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Emin İlker Medine ise “Yumurtalık kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser çeşidi olan meme kanseri geçirmiş kişilerde görülme ihtimali artan bir kanser türüdür. Yumurtalık kanseri tedavisi genellikle ameliyat ve kemoterapiyi içerir. Kullanılan ilaçlar kanserli hücrelere etki ettiği gibi sağlıklı hücrelere de etki etmektedir. Bununla birlikte kanserli hücrelere, tedavi için gereken dozlar da ulaşmamaktadır. Bu dezavantajları bertaraf etmek için nanoteknoloji ışığında tasarlanan hedefe yönelik ilaç taşıma sistemleri tercih edilmektedir. Bu projede İspanyol Böceğinin yumurtlama sonrası yumurtayı çevre mikroorganizmalardan korumak için salgıladığı bir terpen olan Kantradin kullanılacaktır. Kantradin niozom nanoparçacıklarına enkapsüle edilecek ve HER2+ yumurtalık kanseri hücrelerini hedefleyebilmek için trastuzumab konjugasyonu yapılarak in vitro/in vivo potansiyelleri araştırılacaktır” dedi.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 13:25:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/yumurtalik-kanserinin-tedavisine-yonelik-yenilikci-proje-1730802344.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Lösemiyle Mücadelede Farkındalık Önemli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/losemiyle-mucadelede-farkindalik-onemli-14055</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/losemiyle-mucadelede-farkindalik-onemli-14055</guid>
                <description><![CDATA[Lösemiyle Mücadelede Farkındalık Önemli]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>‘Sevgi, iyilik ve umut dolu mücadelemizin sonunda biz kazanacağız’ diyen yavrularımızın destekçisi olan, bu mücadelede emek veren LÖSEV’e, gönüllülerine ve bağışçılarına teşekkür ediyoruz” dedi. </p>

<p><b>Gönüllü ve bağışçı olabilirsiniz</b></p>

<p>Keçiören Belediyesi meclis salonunda gerçekleştirilen seminerde, LÖSEV Kurumsal Halkla İlişkiler Koordinatör Yardımcısı Leyla Aşık ve LÖSEV Halkla İlişkiler Personeli Selen Şensöz tarafından LÖSEV’in kuruluşundan, LÖSEV Hastanesine ve faaliyetlerine kadar birçok konu anlatıldı. Seminerde, lösemi konusunda farkındalığın önemi vurgulanırken LÖSEV’e ilişkin yanlış veya eksik bilinen konular tek tek ele alınarak doğrusu paylaşıldı. Lösemiyle mücadeleyi geniş halk kitlelerine yaymanın önemi vurgulanarak, löseminin bulaşıcı olmadığının altı çizildi. Lösemiyle mücadelede gönüllü ve bağışçı olmanın önemli olduğu belirtilerek, gönüllülerin hangi faaliyetlerde bulunduğu aktarıldı.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 13:24:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/losemiyle-mucadelede-farkindalik-onemli-1730802269.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Stres yönetimi sağlık sorunlarına engel olabilir…</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/stres-yonetimi-saglik-sorunlarina-engel-olabilir-14053</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/stres-yonetimi-saglik-sorunlarina-engel-olabilir-14053</guid>
                <description><![CDATA[Stres yönetimi sağlık sorunlarına engel olabilir…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, 6 Kasım Dünya Stres Farkındalığı Günü kapsamında stres türlerinden ve yönetiminden bahsetti.</p>

<p><strong>Kısa süreli stres motive edici olabilirken, uzun süreli stres sağlık sorunlarına neden olabiliyor</strong></p>

<p>Stresin, vücudun tehlikelere veya zorluklara karşı kendini savunmak için gösterdiği doğal bir tepki olduğunu dile getiren Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Stres farklı fiziksel, duygusal ve davranışsal tepkilere yol açabilir.” dedi.</p>

<p>Kısa süreli stresin bireyi motive edip harekete geçirebileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Ancak, uzun süreli ve yoğun stres fiziksel ve zihinsel sağlığı olumsuz etkileyebilir. Herkes zaman zaman stres yaşar ve bu durumdan tamamen kaçınmak mümkün değildir. Ancak stres yönetimi teknikleri, stresle başa çıkmanıza yardımcı olabilir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Akut stres enerji ve uyanıklık sağlıyor</strong></p>

<p>Stres türlerinden bahseden Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Akut stres aniden ortaya çıkan ve kısa süren geçici bir stres türüdür. Genelde kısa süreli tehlike ve zorluklarla karşı karşıya kaldığımızda görülür.” D dedi.</p>

<p>Akut stresin enerji ve uyanıklık sağladığını aktaran Doç. Dr. Serdar Nurmedov “Geçici olduğu için uzun vadede tesiri yoktur. Sunum öncesi yaşanan heyecan, trafikte aniden frene basmak zorunda kalmak gibi durumlar akut strese örnek olarak verilebilir. Akut stresin kısa süreli olması sebebi ile stresi hızlıca yatıştırmaya yönelik teknikler kullanılır. Nefes egzersizleri, kas gevşetme teknikleri, bilişsel yeniden yapılandırma ve meditasyon örnek olarak verilebilir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Tetikleyicileri azaltıp rutin oluşturulmalı</strong></p>

<p>Akut stresin sık aralıklarla tekrarlaması sonucu gelişen stres türünün ‘episodik akut stres’ olarak adlandırıldığını ifade eden Doç. Dr. Serdar Nurmedov, şöyle devam etti:</p>

<p>“İş yükü fazla, sürekli kriz durumlarını yönetmek durumunda kalan ve sürekli acele eden bireylerde görülür. Episodik stresin sinirlilik, baş ağrısı, uyku sorunları ve kan basıncında artış gibi sonuçları olabilir. Episodik akut stres yaşayan bireylerin stresi tetikleyen etmenleri azaltması ve rutin oluşturmaları önerilir. Zaman yönetimi, düzenli fiziksel aktivite ve pozitif düşünce alışkanlıklarının bu rutinin birer parçası olması önerilir.”</p>

<p><strong>Kronik stres ciddi sağlık sorunlarına sebep olabilir!</strong></p>

<p>Kronik stresin de uzun süre devam eden, yoğun ve kalıcı stres türü olduğunu aktaran Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Toksik ilişkiler, uzun süreli işsizlik, maddi sıkıntılar ya da kronik sağlık sorunları gibi durumlarda ortaya çıkar.” dedi.</p>

<p>Uzun süreli kronik stresin ciddi sağlık sorunlarına sebep olabileceği uyarısı yapan Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Depresyon, bağışıklık sisteminin zayıflaması, kaygı bozukluğu, hipertansiyon bunlara örnek olarak verilebilir. Kronik stres bireyin işlevselliğini olumsuz yönde etkiler ve yaşam kalitesini düşürür. Kronik stresle mücadele eden kişilere rahatlama tekniklerini uygulamanın yanında stres ile başa çıkma becerileri geliştirmeleri önerilir. Bunun için ‘bilişsel davranışçı terapi’ ve ‘farkındalık teknikleri’ oldukça faydalı olacaktır.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Travmatik stres yaşayanlar profesyonel destek almalı</strong></p>

<p>Bireyin bir travma ya da ciddi hayati tehlike atlattıktan sonra ortaya çıkan stres türünün ise travmatik stres olarak tanımlandığını dile getiren Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Etraflıca ele alınmazsa Travma Sonrası Stres Bozukluğu olarak bilinen ruhsal bir rahatsızlığa sebep olabilir. Kâbus, uyku uyuyamama, kaçınma davranışı, korku ve kaygı gibi belirtileri vardır. Bu bireylerin özellikle profesyonel destek almaları gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Stresten kaçınmak elimizde değil ama baş etmek bizim elimizde…</strong></p>

<p>Stres ile baş etme mekanizmalarının bireylerin kişilik yapısı, psikolojik ve biyolojik farklılıkları, kültürel değer yargıları, geçmiş stres deneyimi gibi birçok faktörden etkilendiğine vurgu yapan Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Bireyin stres faktörlerini nasıl algıladığına ve onlara nasıl tepki verdiğine bağlı olarak stresle baş etme yöntemleri de değişkenlik gösterir.” dedi.</p>

<p>Stres yönetiminde hangi durumda uzman yardımı alınması gerektiğini de açıklayan Doç. Dr. Serdar Nurmedov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Bireyin kendi başına uyguladığı stres yönetimi tekniklerine rağmen günlük hayatı ve işlevselliği olumsuz yönde etkileniyorsa, stres bireyin tüm gayretine rağmen giderek artıyorsa, fiziksel, duygusal ve davranışsal belirtiler hayatın olağan akışını sekteye uğratıyorsa profesyonel destek alınması gerekir. </p>

<p>Son olarak belirtmek isterim ki, günümüz hayat ve yaşam koşullarında stresten kaçınmak elimizde değil ama onunla baş etmek bizim elimizde.” </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 13:23:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/11/stres-yonetimi-saglik-sorunlarina-engel-olabilir-1730802196.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Menteşe Devlet Hastanesi’nde ’Doğal Olan Normal Doğum’ temasıyla etkinlik düzenlendi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/mentese-devlet-hastanesinde-dogal-olan-normal-dogum-temasiyla-etkinlik-duzenlendi-14027</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/mentese-devlet-hastanesinde-dogal-olan-normal-dogum-temasiyla-etkinlik-duzenlendi-14027</guid>
                <description><![CDATA[Menteşe Devlet Hastanesi’nde ’Doğal Olan Normal Doğum’ temasıyla etkinlik düzenlendi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><br/><p>Menteşe Devlet Hastanesi Poliklinik girişinde kurulan stantta, Başhekim Op. Dr. Şadi Ballı, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gonca Ballı, Diyetisyen İrem Sağlam, Gebelik Danışmanları Ebe Dilek Çelik ve Ebe Nermin Acar, anne adaylarına doğal doğum hakkında bilgi verdi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gonca Ballı, normal doğumun anne ve bebek sağlığı için önemine dikkat çekerek, ’Normal doğum insan fizyolojisine en uygun doğum şeklidir. Annenin psikolojik ve fiziksel iyileşmesini hızlandırır, hastanede kalış süresini kısaltır ve anne-bebek bağını güçlendirir” dedi. Ayrıca, bebeğin akciğer gelişimine katkı sağladığını ve bağışıklık sistemini güçlendirdiğini belirterek anne adaylarını normal doğuma cesaretli olmaya davet etti.</p><br/><br/><p>Diyetisyen İrem Sağlam, hamilelikte sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerken, Gebelik Danışmanları Ebe Dilek Çelik ve Nermin Acar doğum sürecine yönelik pratik öneriler sundular. Etkinlik kapsamında anne adaylarının soruları yanıtlandı, doğum sürecine dair eğitim ve sunumlar yapıldı, ayrıca bilgilendirici broşürler dağıtılarak bilinçli bir doğum deneyimi için destek sağlandı.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/28.10.2024/cd83d77b-7b0d-46b8-b693-a84e8ffb7020.jpg" alt="Menteşe Devlet Hastanesi’nde ’Doğal Olan Normal Doğum’ temasıyla etkinlik düzenlendi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/28.10.2024/67fca41e-44e1-4b0b-8e45-9a35a03084ea.jpg" alt="Menteşe Devlet Hastanesi’nde ’Doğal Olan Normal Doğum’ temasıyla etkinlik düzenlendi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/28.10.2024/4e462a72-8727-430d-b8c2-c76c3ace4750.jpg" alt="Menteşe Devlet Hastanesi’nde ’Doğal Olan Normal Doğum’ temasıyla etkinlik düzenlendi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/28.10.2024/b241a16e-8675-44a3-bab2-dc95de13bef7.jpg" alt="Menteşe Devlet Hastanesi’nde ’Doğal Olan Normal Doğum’ temasıyla etkinlik düzenlendi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/28.10.2024/aba6e482-61de-4fc0-b991-b5aeed74fc61.jpg" alt="Menteşe Devlet Hastanesi’nde ’Doğal Olan Normal Doğum’ temasıyla etkinlik düzenlendi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/28.10.2024/01bd734e-c8c2-4851-93b1-fb70b73d6c62.jpg" alt="Menteşe Devlet Hastanesi’nde ’Doğal Olan Normal Doğum’ temasıyla etkinlik düzenlendi" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Oct 2024 09:34:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/mentese-devlet-hastanesinde-dogal-olan-normal-dogum-temasiyla-etkinlik-duzenlendi-1730097272.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Müdürü Tekin, genel değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/saglik-muduru-tekin-genel-degerlendirme-toplantisi-gerceklestirdi-13987</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/saglik-muduru-tekin-genel-degerlendirme-toplantisi-gerceklestirdi-13987</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Müdürü Tekin, genel değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi toplantı salonunda gerçekleşen toplantıda sunulan sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi ve güncel konular hakkında istişarelerde bulunuldu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Oct 2024 23:22:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/saglik-muduru-tekin-genel-degerlendirme-toplantisi-gerceklestirdi-1729542123.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erciş’te meme kanseri farkındalık etkinliği yapıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/erciste-meme-kanseri-farkindalik-etkinligi-yapildi-13954</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/erciste-meme-kanseri-farkindalik-etkinligi-yapildi-13954</guid>
                <description><![CDATA[Van’ın Erciş ilçesinde İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından meme kanseri farkındalık etkinliği düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Erciş Kaymakamlığı koordinesinde İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından meme kanseri konusunda farkındalığı artırmak için kaymakamlık binası önünden İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne kadar yürüyüş düzenlendi. Yürüyüş sonrası bir konuşma yapan Erciş Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. Esranur Atuğ, meme kanseri farkındalık ayı çerçevesinde öncelikle kadınlar olmak üzere herkesi bilgilendirme çalışması yaptıklarını belirterek, "40-69 yaş arasındaki bütün kadınlarımızı mamografi çektirmek ve diğer kanser taramalarını yaptırmak için bekliyoruz" dedi.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.10.2024/a45093ae-2a29-4ba5-9a7d-73919fd571b6.jpg" alt="Erciş’te meme kanseri farkındalık etkinliği yapıldı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.10.2024/35e6deaa-c5ef-4b8c-9d10-b5b4050ca483.jpg" alt="Erciş’te meme kanseri farkındalık etkinliği yapıldı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.10.2024/742940a4-8a21-4343-a1d9-aaca1c554514.jpg" alt="Erciş’te meme kanseri farkındalık etkinliği yapıldı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.10.2024/debbbf6a-7a7b-48d5-b56e-95d7511ea49e.jpg" alt="Erciş’te meme kanseri farkındalık etkinliği yapıldı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.10.2024/19cd059e-3add-4c4e-81f5-e83e65afd068.jpg" alt="Erciş’te meme kanseri farkındalık etkinliği yapıldı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.10.2024/c1b676cc-078d-45e2-9d2c-cb7d0c9dd0d1.jpg" alt="Erciş’te meme kanseri farkındalık etkinliği yapıldı" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Oct 2024 23:16:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/erciste-meme-kanseri-farkindalik-etkinligi-yapildi-1729541787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadınlara çağrı yaptılar: Bugün senin günün, Erken Teşhis Hayat Kurtarır!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kadinlara-cagri-yaptilar-bugun-senin-gunun-erken-teshis-hayat-kurtarir-13934</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kadinlara-cagri-yaptilar-bugun-senin-gunun-erken-teshis-hayat-kurtarir-13934</guid>
                <description><![CDATA[Balçova Belediyesi, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hastanesi, Güzelbahçe ve Narlıdere belediyeleriyle birlikte meme kanseri farkındalık etkinliği gerçekleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>“Sağlıklı Yaşam Destek Seminerleri 1” adını taşıyan etkinlik, Balçova Belediyesi Engelliler Merkezi Konferans Salonu’nda yapıldı. “Bugün senin günün, erken teşhis hayat kurtarır” sloganını taşıyan etkinliğin açılış konuşmasını, DEÜ Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Sefa Kurt yaptı. Meme kanserinin ülkemizde ve dünyada en sık görülen ve en sık ölüme neden olan kanser türü olduğunu belirten Başhekim Kurt, “Dünya Sağlık Örgütü, 2004’ten bu yana meme kanseri farkındalığının vurgulanması amacıyla 1-31 Ekim tarihlerini meme kanseri farkındalık ve bilinçlendirme ayı olarak ilan etmiştir. Bu bağlamda DEÜ Üniversitesi Hastanesi Başhekimliği olarak Balçova, Güzelbahçe ve Narlıdere belediyeleriyle işbirliği ve Balçova Belediyesi ev sahipliğinde dünyada ve ülkemizde kadınlarımızı tehdit eden meme kanserinin erken tanı ve farkındalığını yükseltmek amacıyla düzenlediğimiz sağlıklı yaşam seminerlerinin ilkiyle sizlerle birlikte olmaktan mutluyuz” diye konuştu. </p>

<p>HER 8 KADINDAN BİRİ TEHDİT ALTINDA </p>

<p>Dünyada her 8 kadından birinin yaşamı boyunca meme kanseri tehdidi atında olduğunu sözlerine ekleyen Kurt, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadınlarımız, meme kanseri risk faktörleri, tanı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirilmeli, kanserden korunarak sağlıklı yaşam koşullarına yönlendirilmelidir. Tüm kanserlerde olduğu gibi meme kanserinde de erken tanı çok önemlidir. Kadınlara 20 yaşından sonra her ay kendi kendine muayene yapması, 40-69 yaş aralığında 2 yılda bir mamografi çektirmesi önerilmektedir. Saygıdeğer hanımefendiler, unutmayınız ki sizler öncelikle toplumun en değerli bireyleri anneleri eşleri ve evlatları olarak bizler için çok kıymetlisiniz. Sizlerin sağlığını korumak ve geliştirmek bizlerin birinci hedefimiz, sizler de lütfen kendi sağlığınız için yapmanız gerekenleri ihmal etmeyiniz.” </p>

<p>YİĞİT: “ERKEN TANI ÇOK ÖNEMLİ” </p>

<p>Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit de, meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekti. Erken tanıda tedavinin daha güçlü sonuç verdiğine dikkat çeken Yiğit, kadınlara rutin kontrolleri ihmal etmeme çağrısı yaptı. Yiğit şöyle konuştu: “Öncelikle onur konuğu kadınlarımızı, ülkemizde baskı altında, şiddet altında olan kadınlarımızı saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Toplumsal olarak birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Kurumların da birlik ve beraberliğe, dayanışma örneği göstermeye ihtiyacı var. Bu gün de o günlerden birini yaşıyoruz. Bu seminer de sağlığımızla ilgili çok büyük önem taşıyor. Bildiğiniz gibi meme kanseri ile ilgili bir farkındalık ayındayız. Ne yazık ki en yaygın kanser türü. Ülke olarak teşhis açısından güçlendik. Bu hastalığın farkında olursak çok hızlı şekilde teşhis edebiliyoruz. Tedaviyle ilgili hem onkolojik, hem cerrahi yöntemler gelişti. Ancak erken tanı, tedavide başarı oranını artırıyor. Umarım bu seminerlerin devamı gelir. Bu organizasyonda bizimle birlikte olanlara çok teşekkür ediyorum.”  </p>

<p>FARK ETMEK ELİMİZDE </p>

<p>Konuşmaların ardından DEÜ Hastanesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Aile Hekimliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Özçakar, “Fark Ekmek Elimizde” adlı panelde sunum gerçekleştirdi. Özçakar, tanı ve tedavi yöntemleri konusunda ayrıntılı bilgi verdi. Karşılıklı çiçek takdimi ile sonuçlanan etkinlikte ayrıca DEÜ Hastanesi’nin Genital Sistem Kanserleri Tarama Polikliniği açacağı da duyuruldu.  </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Oct 2024 23:10:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/kadinlara-cagri-yaptilar-bugun-senin-gunun-erken-teshis-hayat-kurtarir-1729541409.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tuvalette fazla zaman geçirmek hemoroid hastalığına neden olabilir!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/tuvalette-fazla-zaman-gecirmek-hemoroid-hastaligina-neden-olabilir-13915</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/tuvalette-fazla-zaman-gecirmek-hemoroid-hastaligina-neden-olabilir-13915</guid>
                <description><![CDATA[Tuvalette fazla zaman geçirmek hemoroid hastalığına neden olabilir!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, hemoroidin kendiliğinden iyileşmediğini ve hastaların diyet, yaşam tarzı değişikliği ve gerektiğinde cerrahi müdahale ile tedavi edilmeleri gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Hemoroid nedir ve tedavi edilmezse ne olur?</strong></p>

<p>Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, hemoroidin anüs ve rektum çevresindeki damarların şişmesi ve iltihaplanması sonucu oluşan bir rahatsızlık olduğunu belirtiyor. “Bu hastalık kendi kendine geçmez. Beslenme ve yaşam tarzı değişikliği, özellikle spor, yürüyüş ve yüzme gibi aktiviteler bu süreçte çok önemlidir. Ancak bazı durumlarda cerrahi tedavi de gerekli olabilir” dedi.</p>

<p><strong>Beslenme tarzına dikkat!</strong></p>

<p>Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, hemoroid hastalarının özellikle sirkeli, baharatlı ve acı yiyeceklerden uzak durmaları gerektiğini vurguladı. “Hemoroid şikayetleri olan hastalarımıza, yeme alışkanlıklarını değiştirmeleri, bol lifli gıdalar tüketmeleri ve düzenli su içmeleri gerektiğini anlatıyoruz” diye ekledi. Bu tür basit yaşam tarzı değişikliklerinin, hemoroidin ilerlemesini önlemede ve semptomları hafifletmede etkili olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>Hemoroidin derecesi tedavi seçeneğini belirliyor</strong></p>

<p>Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, hemoroidin 1., 2. ve 3. derece olarak sınıflandırıldığını, bu sınıflandırmanın hemoroidin durumuna göre belirlendiğini açıkladı: “Hemoroid, içeride kalabiliyor, azıcık dışarı çıkabiliyor veya tamamen dışarıda olabiliyor. Bu sınıflandırma, hastaya uygulanacak tedavi yöntemini belirlememizde büyük rol oynar.” Tedavi yönteminin seçimi, hastanın yeme alışkanlıkları, tuvalet alışkanlıkları ve eşlik eden diğer hastalıklar dikkate alınarak yapılıyor.</p>

<p>Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, tedaviye öncelikle ilaçlarla başladıklarını belirtti. “Lokal ajanlar ve ağızdan kullanılan ilaçlar ile o bölgenin rahatlamasını sağlamaya çalışıyoruz. Ayrıca, konservatif önlemlerle, örneğin oturma banyoları ve hijyen kuralları gibi yöntemlerle hastalarımızın büyük bir kısmını tedavi edebiliyoruz” dedi. Ancak bazı vakalarda, bu yöntemlerin yeterli olmadığını ve cerrahi müdahalenin gerekli hale geldiğini söyledi. “Hem lazerle hemorroid tedavisi, band ligasyonu ve skleroterapi gibi basit günü birlik işlemlerle hastalarımızı tedavi edebiliyoruz. Aynı zamanda stapler kullanarak daha radikal ameliyatlar da yapıyoruz” diye belirtti. Tedavi sürecinin kişiye özel olduğunu ve hastanın yaşam koşulları ile eşlik eden hastalıkların tedavi seçimini etkilediğini vurguladı.</p>

<p><strong>Doğru tuvalet alışkanlığı neden önemli?</strong></p>

<p>Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, hemoroid hastalarının doğru tuvalet alışkanlıkları edinmeleri gerektiğini ifade etti: “Tuvalette uzun süre oturmamak, her gün aynı saatte tuvalete gitmek ve büyük tuvalet yapmayı ertelememek çok önemlidir. Tuvalette telefonla oynamak veya uzun süre gazete okumak gibi alışkanlıklar hemoroid ve anal fissür gibi sorunların ortaya çıkmasına yol açabilir” dedi.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Oct 2024 23:04:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/tuvalette-fazla-zaman-gecirmek-hemoroid-hastaligina-neden-olabilir-1729541083.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın İl Sağlık Müdürlüğü’nden kadınlara ’meme kanseri’ uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/aydin-il-saglik-mudurlugunden-kadinlara-meme-kanseri-uyarisi-13848</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/aydin-il-saglik-mudurlugunden-kadinlara-meme-kanseri-uyarisi-13848</guid>
                <description><![CDATA[Aydın İl Sağlık Müdürlüğü’nden kadınlara ’meme kanseri’ uyarısı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><br/><p>Meme kanseri erken teşhisle tedavi edilebilen bir hastalık olmasına rağmen, birçok kadın düzenli kontrolleri ve muayeneleri ihmal ediyor.  Aydın İl Sağlık Müdürlüğü, bu durumun önüne geçmek için yaptığı paylaşımla kadınlara kendi kendine muayene yapmalarının önemini vurguladı. Aİl Sağlık Müdürlüğü’nün yaptığı paylaşımda, "Kendi kendine meme muayenesi her kadının evinde kolaylıkla uygulayabileceği bir muayene yöntemidir.  Her kadın, 20 yaşından itibaren aylık olarak kendine meme muayenesi yapmalıdır" ifadelerine yer verdi.</p><br/><br/><br/><p>Kendi kendine muayene nedir?</p><br/><p>Kendi kendine muayene, kadınların meme sağlığını takip edebilmesi için basit ama etkili bir yöntemdir. 20 yaşından itibaren her ay düzenli olarak yapılması gereken bu muayene, anormalliklerin erken tespit edilmesine yardımcı olur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Oct 2024 15:20:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/aydin-il-saglik-mudurlugunden-kadinlara-meme-kanseri-uyarisi-1729081255.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muğla EAH’ta ‘Emzirme ve Normal Doğum Haftası’ etkinliği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/mugla-eahta-emzirme-ve-normal-dogum-haftasi-etkinligi-13838</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/mugla-eahta-emzirme-ve-normal-dogum-haftasi-etkinligi-13838</guid>
                <description><![CDATA[Muğla EAH’ta ‘Emzirme ve Normal Doğum Haftası’ etkinliği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Gebe bilgilendirme sınıfı eğitimci ebesi Gülşah Gürel ve Kadın Doğum Kliniği Sorumlusu Netice Çelikal tarafından kurulan bilgilendirme standında, hamile anne adaylarına ve emziren annelere anne sütünün önemi ve emzirme hakkında bilgilendirme broşürleri dağıtıldı.</p><br/><p>Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Turhan Togan ve hastane idarecileri de standı ziyaret ederek ebelerin çalışmalarına destek verdiler. Başhekim Togan, “Sağlıklı nesiller için hayata anne sütü ile başlayalım. Anneden bebeğe ilk aşı, en güzel armağandır. Sağlıklı nesiller ve sağlıklı gelecek için ilk 6 ay bebeklerimizin su dahil bütün ihtiyaçlarının tamamını karşılayan anne sütüyle beslenmelerine devam etmek ve emzirme sürelerini 2 yılın ötesine taşımak en önemli hedefimizdir” dedi.</p><br/><p>1991 yılından itibaren ülkemizde, Sağlık Bakanlığı ve UNICEF iş birliğiyle "Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı" başlatılırken, bu kapsamda Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi bebek dostu hastane olarak gebe okulunda gebelere eğitim ve danışmanlık hizmeti veriliyor. Bebek dostu hastane olarak başarılı emzirmenin on adımını takip ediliyor.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/2032099f-08c5-4db4-8c2c-61fe8cabec5e.jpg" alt="Muğla EAH’ta ‘Emzirme ve Normal Doğum Haftası’ etkinliği" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/7d7a34d6-a1ab-45d6-9faa-b9a202057143.jpg" alt="Muğla EAH’ta ‘Emzirme ve Normal Doğum Haftası’ etkinliği" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/356fb5cc-58d2-4786-97a9-5568b636ba34.jpg" alt="Muğla EAH’ta ‘Emzirme ve Normal Doğum Haftası’ etkinliği" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/eab0d8fa-41e0-4ae7-9acc-0acd6fae9eb9.jpg" alt="Muğla EAH’ta ‘Emzirme ve Normal Doğum Haftası’ etkinliği" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Oct 2024 15:19:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/mugla-eahta-emzirme-ve-normal-dogum-haftasi-etkinligi-1729081168.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meme kanserinde ’erken teşhis’ hayat kurtarır</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/meme-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtarir-13828</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/meme-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtarir-13828</guid>
                <description><![CDATA[Meme kanserinde ’erken teşhis’ hayat kurtarır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Mudanya Belediyesi’nin 1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı kapsamında Pembe Ekim sloganıyla düzenlediği etkinler, “Erken Teşhis Hayat Kurtarır” başlıklı söyleşi ile başladı. MUDAŞ Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirilen ve Op.Dr. Erol Aksaz, Müge Dalgıç ve Aysel Okumuş’un konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte, erken teşhisin hayat kurtarıcı rolüne dikkat çekildi. Söyleşiye, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, kadın belediye meclis üyeleri ile çok sayıda Mudanyalı kadın katılım sağladı.</p><br/><p>Hastalığın erken teşhis ve tedavisinin önemine dikkat çeken Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı’na bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM (Kanser Erken Teşhis Merkezi) birimi işbirliği ile Mudanyalı kadınlara ücretsiz ve randevusuz olarak kanser taramalarına başlayacaklarını açıkladı. Dalgıç, şöyle konuştu:</p><br/><p>“Herkesin DNA’sı kendisine ait ve dünyada tekse, herkesin hastalığı da kendisine aittir. Bu hastalığın ana konusu, takip etmek, kontrolleri aksatmamak ve erken teşhistir. Meme kanserinin tedavi başarısı çok yüksek. Tek istinası geç kalmaktır. Lütfen kontrollerinizi aksatmayın. Erken teşhis çok önemli. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı’na bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM (Kanser Erken Teşhis Merkezi) birimi işbirliği ile Mudanyalı kadınlara ücretsiz ve randevusuz olarak kanser taramalarına başlayacak."</p><br/><p>Op. Dr. Erol Aksaz ise, meme hastalıklarının ve kanserinin belirtilerini örneklerle anlattı. Her 8 kadından 1’inin meme kanserine yakalandığının altını çizen Aksaz, kanserin erken evrede fark edilmesinin önemini vurgulayarak, “Erken teşhis edilirse hayatta kalma şansı artıyor, meme kaybı riski azalıyor. Mamografi çektirmek acısız bir işlemdir ve zararlı değildir. Ailede kanser geçirmiş bir kişi var ise, gen testinin yapılması gerekmektedir. En iyisi de her yıl düzenli kontrollerinizi yaptırın.”</p><br/><p>Kansere yakalanma ve tedavi sürecini anlatan emekli öğretmen Aysel Okumuş, “Ben ‘kanserim, yarın ölüyorum’ demedim. Koşturdum. Öylesine koşturdum ki, koştururken bu hastalığı unuttum. Yılda dört kere kontrole gidiyorum. Yani yılda dört kere doğum günümü kutluyorum. Bu hafta yine kontrole gideceğim ve doğum günümü kutlayacağım” dedi.</p><br/><p>Hastalık döneminde yaşananların çok zor olduğunu da söyleyen Okumuş, “Yaşama sarılın. Güçlü olun. Her yıl kontrole gidin. Geç kalmak insanın hayatına sebep oluyor” diye konuştu.</p><br/><p>Annesinin ve anneannesinin kendisi gibi kanser hastalığına yakalandığını anlatan Müge Dalgıç ise, kanser süreci sırasında yaşadıklarını paylaştı. Eşi Deniz Dalgıç’ın kendisine bu süreçte çok destek olduğunu söyleyen Dalgıç, şunları söyledi:</p><br/><p>“Hastalık teşhisi konulduğu zaman stresi yenmeniz çok önemlidir. Çünkü vücudunuzun kendini tamir etmesi için iyi hissetmesi gerekiyor. Stresli ve gergin olursanız hastalığı yenemiyorsunuz. 12 hafta boyunca kemoterapi gördüm. Hastalık geliyor ama kendimize iyi bakarak, düzenli uyku ile hastalığın geçmesi elimizde. Eğer ki iyi niyet ile iyileşeceğinizi düşünürseniz bir karşılığı mutlaka olacaktır”</p><br/><p>Söyleşi bitiminde kadınlar, protez model üzerinde kendi kendine teşhis ile ilgili bilgi aldı.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/d1b39683-8eb6-468d-bcc7-ec5844cf7cf7.jpg" alt="Meme kanserinde ’erken teşhis’ hayat kurtarır" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/13294dd5-efe8-4bd3-9a8a-fe9f2d54b51a.jpg" alt="Meme kanserinde ’erken teşhis’ hayat kurtarır" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/af6c8eef-c613-410e-b66b-e08dba56a67d.jpg" alt="Meme kanserinde ’erken teşhis’ hayat kurtarır" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/74e8881c-1b3a-4d86-92ca-c1fa847684d9.jpg" alt="Meme kanserinde ’erken teşhis’ hayat kurtarır" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/dea0dced-3c61-4c05-bb3e-46529c62a0fa.jpg" alt="Meme kanserinde ’erken teşhis’ hayat kurtarır" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/3e492ae3-2b81-4b29-9271-613efd488bf7.jpg" alt="Meme kanserinde ’erken teşhis’ hayat kurtarır" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Oct 2024 15:17:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/meme-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtarir-1729081066.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Medical Point’te kararlar ‘konsey’de alınıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/medical-pointte-kararlar-konseyde-aliniyor-13792</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/medical-pointte-kararlar-konseyde-aliniyor-13792</guid>
                <description><![CDATA[Medical Point’te kararlar ‘konsey’de alınıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Bir hastanın mevcut tanı ya da tedavi planı hakkında başka bir uzman hekimin değerlendirmesine tıpta ‘ikinci görüş’ (second opinion) adı veriliyor. Bu uygulama, özellikle karmaşık, riskli veya tedavi süreci uzun sürecek hastalıklar için tercih ediliyor. İEÜ Medical Point Hastanesi ise ikinci görüş sürecine farklı bir yaklaşım getirdi. Her hafta düzenlenen Onkoloji Cerrahi Konseyi’nde farklı branşlardan hekimler bir araya gelerek vakaları değerlendiriyor. Tıbbi Direktör Ahmet Memiş’in liderliğinde toplanan bu konseyde hekimler, hasta için en uygun tedavi kararını birlikte alıyor.</p><br/><br/><p>"Acil vakalarda hemen toplanıyoruz"</p><br/><p>Konsey hakkında bilgiler veren İEÜ Medical Point Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü‘nden Prof. Dr. Şükrü Boylu, “Hekimler tanısı konmuş vakayı konseye getiriyor ve diğer tüm branşlara sunuyor. Her branş da kendi uzmanlık alanındaki bilgiler ışığında katkısını sunuyor. Tartışma sonucunda hasta için en uygun olan tedavi planlamasına katkı sunuluyor. Hastanın tedavi seçeneklerinden en iyi şekilde yararlanması için hasta için en uygun planı yapıyoruz. Konsey, vakanın acil olması durumunda hemen toplanıyor ve alınan kararlar da mutlaka kayıt altına alınıyor. Hem hasta hem de hekim için güvenli bir işleyiş belirlenmiş oluyor.” dedi.</p><br/><br/><p>"Bu oldukça güvenli bir yol"</p><br/><p>İEÜ Medical Point Hastanesi Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Ahmet Memiş, modern tıpta birçok branşın ortak olarak çalışması gerektiğini söyledi. Memiş, “Tıbbi ikinci görüş bizim için çok önemli. Hiçbir hekim ‘Ben her şeyi bilirim. Kararım son karardır.’ diye düşünmemeli. Konseylere ihtiyacımız var. Bu şekilde en doğru sonuca ulaşıyoruz. Son 30-40 yılda tıpta temel bir değişim başladı. Birçok alan birbiriyle ortak hale geldi. Siyah-beyaz farkı artık yok. Mümkün olduğunca tüm hekimler birbirleriyle yakın çalışmak zorundalar. Hastanın ameliyatı, gittiği cerrahın ameliyat yapma isteğine bağlı olmayacak. Bir görüş ameliyatı bir başka görüş ise ilaç tedavisini (kemoterapi) önerebilir. Bunların birlikte tartışılması yanlış işlerin önünü alıyoruz. Amacımız en iyi tedavi neyse onu uygulamak. Bu hem hekim için hem de hasta için daha güvenli bir yol.” dedi.</p><br/><br/><p>"Hibrit ameliyat dönemi"</p><br/><p>Onkolojik Cerrahi Konseyi’nin hem hasta hem de hekim için avantajlı olduğunun altını çizen Memiş, “Tıp fakültesi hastanesi olduğumuz için üst düzeyde bilimsel gelişmeleri takip ediyoruz. Hastalarımıza da bu bilimsel gelişmeler ışığında hizmet veriyoruz. Günümüzde minimal invaziv tedavilere geçtik. Çok küçük giriş noktalarından ameliyat yapabilir hale geldik. Konseylerin sağladığı esas avantajlardan biri hibrit operasyonlar oluyor. Daha önce imkansız görülen birçok cerrahi, birkaç farklı disiplinden cerrahın aynı anda aynı operasyona eğilmesiyle oldukça başarılı hibrit ameliyatları hastanemizde uyguluyoruz.” diye konuştu.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/f7c0a110-b0cd-4414-8207-30c05278d975.jpg" alt="Medical Point’te kararlar ‘konsey’de alınıyor" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/207e8234-a2f6-42ac-b3ea-d12016c4f18e.jpg" alt="Medical Point’te kararlar ‘konsey’de alınıyor" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/7bceabd7-bae6-4d4d-a4d6-3a5d59f1e465.jpg" alt="Medical Point’te kararlar ‘konsey’de alınıyor" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Oct 2024 15:11:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/medical-pointte-kararlar-konseyde-aliniyor-1729080692.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Topallayarak geldiği hastaneden yürüyerek çıktı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/topallayarak-geldigi-hastaneden-yuruyerek-cikti-13783</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/topallayarak-geldigi-hastaneden-yuruyerek-cikti-13783</guid>
                <description><![CDATA[Topallayarak geldiği hastaneden yürüyerek çıktı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Gaziantep’te yaşayan 74 yaşındaki Nazan Oğuz, uzun zamandır belinde ve bacaklarında dayanılmaz ağrı, uyuşma ve karıncalanma şikayetleri ile yaşamını sürdürüyordu. Bu şikayetler zamanla hastanın yürüyemez hale gelmesine neden oldu. Birçok sağlık kuruluşuna başvuran Oğuz’un eklemlerdeki kemik uçlarını koruyan kıkırdağının aşındığı belirlenirken, sağlık durumu riskli olduğu için ameliyat uygun görülmedi. Ağrıları artık dayanılmaz hale gelen Oğuz, son çare Gaziantep Özel Anka Hastanesi’ne başvurdu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Abdurrahman Özdemir, tarafından muayene edilen Oğuz’un yapılan değerlendirme sonucunda ameliyatına karar verildi. Beyin Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Özdemir ve Anestezi Uzmanı Dr. Hüsnü Akdemir koordinasyonu ile gerçekleştirilen başarılı operasyon sonrası hasta hızla sağlığına kavuştu. Uzun süredir bel ağrısı ve ayaklarda hissizlik şikayetleri bulunduğu için hareket edemeyen Oğuz, operasyon sonrası ağrısız ve rahat bir şekilde yürümeye başladı. Sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Oğuz, kendisini iyileştiren doktor ve kendisiyle yakından ilgilenen sağlık personellerine teşekkür etti.</p><br/><p>Operasyonu gerçekleştiren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Abdurrahman Özdemir, ”Hastamız bize geldiğinde hareket edemeyecek durumdaydı. Yaptığımız değerlendirme sonucu operasyona karar verdik. Hastamıza bel fıtığı ameliyatı yaptık. L4-L5 omurga seviyesinde bir kesi açarak, her iki taraftaki kaslar, sıyrılmış ve fıtıklaşmış diski çıkardık Mikro cerrahi yöntemle yapılan bu işlem sırasında kanamayı kontrol altına aldık ve doku iyileşmesi için gerekli maddeleri yerleştirdik. Ameliyat bölgesine dren takarak operasyonu tamamladık. Hastamızın, operasyonun hemen ardından yürümeye başladığını görmek bizleri de mutlu etmiştir” dedi.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/5d1e55f0-40c1-4b19-b720-7355b276deb4.jpg" alt="Topallayarak geldiği hastaneden yürüyerek çıktı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/b002776a-f413-4f91-86e5-fbb238a9a141.jpg" alt="Topallayarak geldiği hastaneden yürüyerek çıktı" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Oct 2024 15:09:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/topallayarak-geldigi-hastaneden-yuruyerek-cikti-1729080598.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gebeler bilinçli anne olmaya hazırlanıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/gebeler-bilincli-anne-olmaya-hazirlaniyor-13762</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/gebeler-bilincli-anne-olmaya-hazirlaniyor-13762</guid>
                <description><![CDATA[Gebeler bilinçli anne olmaya hazırlanıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Gebelerin doğum öncesi ve sonrası hakkında bilgi sahibi olmaları, normal doğum korkusunu yenmeleri ve doğum ağrısı gibi problemlerle baş etmelerini öğretmek amacıyla Bursa Şehir Hastanesi bünyesinde faaliyete geçirilen gebe okuluna anne adayları büyük ilgi gösteriyor. Gebe okulunda görev yapan; kadın doğum uzmanı, ebe, fizyoterapist, diyetisyen ve sosyal çalışmacıdan oluşan ekip, anne adaylarını sağlıklı bir şekilde doğuma hazırlıyor. Eğitimlere anne adaylarının yanı sıra eşleri, anneleri ve kayınvalideleri de davet edilerek süreç hakkında bilinçli olmaları sağlanıyor.</p><br/><p>Gebe okulunda yürütülen çalışmalar hakkında bilgiler veren Bursa Şehir Hastanesi’nde görevli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Öğe, eğitimler sayesinde gebelerde anksiyete azaldığını, normal doğum sıklığının ve isteğinin arttığına dikkat çekti. Eğitimlerin temel amacının gebelik, doğum ve lohusa dönemi hakkında gebelere bilgi sağlanması olduğunu belirten Uzm. Dr. Öğe, “Gebe okulumuzda verdiğimiz eğitimlerle gebelerimize ilk aylardan itibaren bilgilendirme yapıyoruz. Toplam 5 parçadan oluşan ders planımız var. Gebeliğin ilk haftalarından itibaren gebelerimiz, duygusal olarak anneliğe hazırlanıyor. Fiziksel olarak da egzersiz programlarıyla doğum ve doğum sonrasına hazırlıyoruz. Bu eğitimlerimiz alanında uzman kişiler tarafından verilmekte ve ilk ağızdan bilgiler almaktadırlar. Bu eğitimlerimiz kapsamında doğum ağrıları ile baş etmede ilaç dışı yöntemler, egzersizler, yoga ve gevşeme teknikleri etkili bir şekilde kullanılmaktadır” dedi.</p><br/><p>Gebe okulunda kadın doğum uzmanı dışında; ebe, fizyoterapist, diyetisyen ve sosyal hizmetler uzmanının yer aldığı bilgisini veren Uzm. Dr. Öğe, “Tüm gebelerimizi gebe okuluna davet ediyoruz. Sağlıklı bireyler, sağlıklı doğumlar için gebe okulundaki derslerimize katılmalarını istiyoruz. Çünkü normal doğumun sağlıklı gelişmesi için eğitim şart” şeklinde konuştu.</p><br/><p>Gebe okulunda görevli Ebe Kübra Çavuş ise, anne adaylarının yanı sıra eşleri, anneleri, kayınvalideleri ya da çevrelerinde onlara destek olacak kişilere de eğitimler verdiklerini vurguladı. Gebelik ve gebelikten sonraki süreçte etkin çevre şartlarını hazırlayarak bu süreci en iyi şekilde yönetmeyi hedeflediklerini belirten Çavuş, “Bunun için emzirme derslerimizde, yenidoğan eğitimlerimizde ya da doğum derslerimizde olabildiğince refakatçi desteğinin önünde duruyoruz. Bu gibi eğitimlerimizde sırf gebelerimizi değil, yakınlarını da davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Gebe okulunda eğitim alan ve 3 ay önce bebeğini kucağına alma mutluluğuna ulaşan Selcan Tokgöz ise, “Buraya geldiğimde ilk başta tedirgindim. Egzersizlere, teorik derslere katıldım. Burada eğitim alan diğer annelerle birlikte aslında süreçte yalnız olmadığımı, yaşadıklarımı benimle birlikte yaşayanların olduğunu bilmek bana ayrıca bir güven verdi. Öğrendiklerimi doğumda uygulamaya çalıştım. Üç aylık bir kızım var. Bu süreçte de ekibe her an ulaşabiliyorum ve onlardan sürekli destek alabiliyorum. Burasının büyük bir şans olduğumu düşünüyorum. Umarım, tüm ülke genelinde yaygınlaşır ve benim gibi şanslı anneler de bebeklerini kucağına alır” diye konuştu.</p><br/><p>Eşiyle birlikte eğitimlere katılan Veli Tokgöz ise, “Ben de eşimin gebelik sürecinde okulumuza katılarak eğitimlerimi aldım. Burada öğrendiklerim sayesinde çocuğumla ilişkimiz daha sıkı oldu. Babasına çok yakın. Aldığımız eğitimlerde öğrendik ki bundan çekinmemize gerek yokmuş. Bebeğimle ilişkimiz çok sağlıklı bir şekilde ilerliyor. Gebe okuluna teşekkür ediyoruz” dedi.</p><br/><p>Gebe okuluna doktorunun yönlendirmesi ile başladığını belirten anne adayı Zeynep Güngör ise, şu şekilde konuştu:</p><br/><p>“Eğitimlere katılmaya başladım. Egzersiz eğitimine geldim. Bir hafta yoga, bir hafta pilates şeklinde ve çok faydalı oluyor. Daha sonrasında beslenme eğitimine katıldım. Nasıl beslenmem gerektiğini öğrendim ve ona göre beslenmeye başladım. Doğum eğitiminde doğum korkusunu yendim. Benim için çok faydalı oldu. Normal doğum düşünmeye karar verdim. Emzirme eğitiminde nasıl emzirmem gerektiği, neler yapmam gerektiğini detaylı şekilde öğrendim. Eşimle birlikte yenidoğan eğitimine katıldık. Bebeği nasıl yıkamamız, gazını nasıl çıkartmamız gerektiği ile ilgili her şeyi eşim de öğrendi. Bizim için çok faydalı oldu. Çok memnun kaldım. İyi ki gebe okulu var. Her şeyi çok güzel bir şekilde öğrendim. Kendimi daha güvenli bir şekilde hazırlamış bulundum.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Oct 2024 15:04:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/gebeler-bilincli-anne-olmaya-hazirlaniyor-1729080271.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Siyez buğdayının kalın bağırsak mikrobiyotası üzerindeki etkileri araştırılıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/siyez-bugdayinin-kalin-bagirsak-mikrobiyotasi-uzerindeki-etkileri-arastiriliyor-13690</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/siyez-bugdayinin-kalin-bagirsak-mikrobiyotasi-uzerindeki-etkileri-arastiriliyor-13690</guid>
                <description><![CDATA[Siyez buğdayının kalın bağırsak mikrobiyotası üzerindeki etkileri araştırılıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Dr. Öğretim üyesi Mukaddes Kılıç Bayraktar, "Siyez Buğdayı Arabinoksilanlarının Modern Buğday ile Karşılaştırılması ve Kalın Bağırsak Mikrobiyotası Üzerine Etkisi" başlıklı proje TÜBİTAK 2218 yurt içi doktora sonrası araştırma burs programı kapsamında destek almaya hak kazandı.</p><br/><p>Proje, Türkiye’nin kadim tarım ürünlerinden biri olan Siyez buğdayının, modern buğday çeşitleri ile karşılaştırmalı olarak insan sağlığı üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlıyor. Özellikle, kalın bağırsak mikrobiyotasına olan etkilerinin değerlendirilmesi ile bağırsak sağlığının korunması ve iyileştirilmesine yönelik önemli bulgular elde edilmesi hedefleniyor. Siyez buğdayının besin bileşenleri ve özellikle arabinoksilan içerikleri üzerine yapılacak bu çalışma, fonksiyonel gıdaların önemini vurgularken, geleneksel besin kaynaklarının modern toplumlar için ne denli kıymetli olduğunu da ortaya koyacak.</p><br/><p>TÜBİTAK tarafından desteklenen bu projede, bağırsak sağlığı ile ilgili önemli veriler elde edilerek, beslenme alanında yeni yaklaşımlar geliştirilmesi planlanıyor.</p><br/><p>Karabük Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Dr. Öğr. üyesi Mukaddes Kılıç Bayraktar, TÜBİTAK 2218 Yurt İçi Doktora Sonrası Araştırma Burs Programı kapsamında desteklenen projesi hakkında bilgi verdi. Bayraktar, projesinin ana başlığının "Siyez Buğdayı Arabinoksilanlarının Modern Buğday ile Karşılaştırılması ve Kalın Bağırsak Mikrobiyotası Üzerine Etkisi" olduğunu belirterek, tüketici taleplerinin son yıllarda daha doğal ve fonksiyonel gıdalara yöneldiğini vurguladı.</p><br/><p>Siyez buğdayının, yüksek protein içeriği ve düşük glisemik indeksi gibi özellikleriyle sindirim sistemini düzenleyici etkiler sunan, modern buğdaya alternatif bir atalık tohum olduğunu ifade eden Dr. Öğr. üyesi Mukaddes Kılıç Bayraktar,  “Siyez buğdayı, bilindiği gibi bir atalık tohumlardan bir tanesi. Yüksek protein içeriği, düşük glisemik indeksi, sindirim sisteminin düzenleme özellikleriyle aslında modern buğdaya bir alternatiftir siyez buğdayı. Ancak bilinenin aksine bilimsel araştırmalar yapılarak gerçekten insan sağlığına ne gibi olumlu ya da olumsuz etkileri var bunun araştırılması gerekmekte. Biz de yaptığımız çalışmalarda bu konuda bir eksiklik olduğunu fark ettik” dedi.</p><br/><p>Projede, buğday kepeğinde bulunan arabinoksilanların kalın bağırsak mikrobiyotası üzerindeki etkilerinin araştırılacağını aktaran Bayraktar, “Arabinoksilan dediğimiz aslında buğday işleme sırasında oluşan buğday kepeği bu genellikle atık olarak değerlendirilmiyor ama atık olarak ortaya çıkan bir ürün. Ancak oldukça da kıymetli diyet lifi açısından ve bu diyet lifinin önemli bir kısmını da arabinoksilanlar oluşturmakta. Bunların tüketimi kalın bağırsak mikrobiyotatını nasıl etkiliyor aslında proje bunun üzerine olacak. Hem böyle bölgenizde yetiştirilen çok üzerine çalışılmamış hem de biz böyle atık kısmı da olan bunu nasıl faydalı bir hale getirebiliriz, katma değerli bir ürün haline getirerek fonksiyonel bir gıdaya dönüştürebilir miyiz? İnsan sağlığa açısından faydalı bir hale dönüştürebilir miyiz? Projenin amacı aslında bu” diye konuştu.</p><br/><p>Bayraktar, "Atık olarak ortaya çıkan bu gıdadan biz yüksek katma değerli bir ürün elde edebilirsek yeni fonksiyonel ürünler geliştirmede bu ürünü kullanacağız. Siyez arabinoksilanlarını fonksiyonel ürün geliştirmede kullanacağız inşallah. Bu da bunu tükettikten sonra acaba ikinci beyin olarak adlandırılan bağırsak sağlığımızı nasıl etkiliyor? Buradaki hangi mikroorganizmaların gelişimini etkiliyor? Kalın bağırsak sağlığımızın üzerine etkilerini araştırmış olacağız” şeklinde konuştu. Son olarak, bu alandaki bilgi ve tecrübeyi Karabük Üniversitesine taşımayı planladığını belirten Bayraktar, "Bir yıllık çalışma sürecimizin ardından kendi laboratuvarımızı kurarak, üniversitemize katkı sağlamayı hedefliyoruz" dedi.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/5e6b99b7-bc83-4681-aa76-d30d2a6c2f60.jpg" alt="Siyez buğdayının kalın bağırsak mikrobiyotası üzerindeki etkileri araştırılıyor" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/7c9ad3b5-0fe8-4fc2-87f3-7f1a0cee2311.jpg" alt="Siyez buğdayının kalın bağırsak mikrobiyotası üzerindeki etkileri araştırılıyor" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Oct 2024 14:42:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/siyez-bugdayinin-kalin-bagirsak-mikrobiyotasi-uzerindeki-etkileri-arastiriliyor-1729078957.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erken teşhisle, yok et</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/erken-teshisle-yok-et-13685</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/erken-teshisle-yok-et-13685</guid>
                <description><![CDATA[Erken teşhisle, yok et]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kent Konseyi Kadın Meclisi, BURFAŞ ve Onkoday (Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği) iş birliğiyle Merinos AKKM - Hüdavendigar Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte meme kanseri farkındalığını artırmak amacıyla uzman doktorlar tarafından eğitim verildi. Etkinlikte katılımcılara, meme kanserinin erken teşhisi için kendi kendine meme muayenesinin nasıl yapılacağı da anlatıldı.</p><br/><p>Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği Başkanı Füsun Önen, Bursa Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Derya Şimşek Aksakal ve Burfaş Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Işıkyıldız’ın açılış konuşmalarıyla başlayan etkinlikte uzmanlar, meme kanserinde erken teşhisin hayat kurtarıcı etkisine dikkat çekerken, korunma yolları ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler sunuldu.</p><br/><p>Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Türkkan Evrensel, farkındalık ayı ile ilgili olarak, "Ekim ayı, meme kanseri farkındalığını artırmak için önemli bir dönem. Sağlık Bakanlığı, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları kadınları bilinçlendirmek amacıyla risk faktörlerini ve korunma yollarını anlatıyor. Erken teşhis, meme kanserinden kurtulmada büyük rol oynuyor. Bu uyarılara dikkat ederek erken teşhisle başarılı bir tedavi mümkün" dedi.</p><br/><p>Kendi kendine meme muayenesinin meme kanserinden korunmada en basit ve etkili yöntemlerden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Hicran Yıldız ise "Her kadının evde yalnızca 10 dakikasını ayırarak yapabileceği bu muayene, meme kanserine karşı oldukça koruyucudur. Her 8 kadından biri meme kanserine yakalanma riski taşıyor. Düzenli yapılan bu muayeneler erken teşhise imkan sağlar ve tedavi başarı oranını artırır" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Operatör Dr. Coşkun Özer, meme kanseri tedavi yöntemlerindeki gelişmeleri anlatarak, "Eskiden meme dokusunun tamamen alınması gerekirdi. Ancak günümüzde kemoterapi, radyoterapi ve gelişmiş görüntüleme teknikleri sayesinde meme koruyucu cerrahiler yapıyoruz. Kadınlarımız meme dokusuna zarar vermeden kanserli dokunun çıkarılmasıyla estetik bir görünüm de kazanıyorlar. Meme kanseri yüzde 90’ın üzerinde başarı oranıyla tedavi edilebilen bir hastalık" dedi.</p><br/><p>Eğitimin ardından Aysel Gürel Türk Müziği Korosu sahne alarak Türk müziğinin seçkin eserlerini seslendirdi.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/a4c458ce-ad9e-404f-b63f-fc354b2c65aa.jpg" alt="Erken teşhisle, yok et" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/97c9981d-883f-434a-bb8b-69b5d5226cde.jpg" alt="Erken teşhisle, yok et" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/2a83dfe1-ebb6-4a56-86d4-5e53d2e9f190.jpg" alt="Erken teşhisle, yok et" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/bd48d2c7-1f32-4152-a1ed-a31788cc8608.jpg" alt="Erken teşhisle, yok et" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Oct 2024 14:41:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/erken-teshisle-yok-et-1729078884.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&quot;Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmanın gururunu yaşıyoruz”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/turkovac-asisinin-ilk-filizlendigi-merkez-olmanin-gururunu-yasiyoruz-13667</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/turkovac-asisinin-ilk-filizlendigi-merkez-olmanin-gururunu-yasiyoruz-13667</guid>
                <description><![CDATA["Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmanın gururunu yaşıyoruz”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Sabancı Kültür Merkezi’nde düzenlenen 5. Uluslararası Aşı Bilimi Kongresi’nde konuşan Prof. Dr. Aykut Özdarendeli, aşıların stratejik bir ürün olduğunu söyledi. Aşıların sadece halk sağlığını korumakla kalmayıp, aynı zamanda salgın hastalıkların yayılmasını engelleyen önemli bir araç olduğunu dile getiren Özdarendeli, “Aşı stratejik bir ürün. Aşılar sadece halk sağlığını korumakla kalmayıp, aynı zamanda salgın hastalıkların yayılmasını engelleyen en önemli araçlar. Hepimizin yaşadığı Covid-19 sürecinde de aşıların ne kadar stratejik olduğunu, aşı geliştirmenin, üretilmesinin ve dağıtımının ne kadar önemli olduğunu hep birlikte yaşadık. Covid-19 pandemi sürecinin ortaya çıkardığı birçok sıkıntılar oldu ama bir başka tarafıyla da ülkemizde bu süreçte akademik olarak aşı çalışma gruplarından birçok paydaşın çok özveriyle çalıştığını ve büyük çalışmalar yaptığını hepimiz gördük. Özellikle gerek TÜBİTAK, gerek TÜSEB, gerekse üniversitelerimizin bilimsel araştırmalarıyla ilgili birimlerinin desteklediği projeler sayesinde aşıların hızlı bir şekilde geliştirilmesi ve daha önemlisi bu süreçte genç araştırmacıların yetişmesi sağlandı. Böyle bir ivme kazanıldı ve bizim bu ivmeyi hızlandırarak devam ettirmemiz gerekiyor. Yenilikçi aşı teknolojilerini ve eski aşı teknolojilerini de geliştirerek çalışmaya devam etmemiz gerekiyor. Bu kongrenin de bu tür çalışmalara, işbirliklerine ve ortaklıklara vesile olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>“Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmanın gururunu yaşıyoruz”</p><br/><p>Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmaları nedeniyle büyük bir gurur yaşadıklarını aktaran Özdarendeli, “Biz ERÜ olarak 2012 yılında biyogüvenlik seviye 2 ve 3 laboratuvarlarının kurulmasıyla birlikte aşı çalışmalarına başladık. Çok değerli hocam Prof. Dr. Fahrettin Keleştimur o dönemde bu merkezin kurulmasına  büyük emek verdi. Ben kendilerine teşekkür etmek istiyorum. 2015 yılında ülkemizin ilk aşı araştırma ve geliştirme merkezi olduk. Bu noktada çalışmalar devam etti. Bir başarı hikayesi olan Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmanın da gururunu yaşıyoruz. Turkovac’ın ortaya çıkmasında birçok paydaş var, birçok çalışan insan var, birçok özel şirket var. Onlara da huzurunuzda bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Bizle ilgili bir başka gelişme 2024 yılının haziran ayında rektörümüz Prof. Dr. Fatih Altun’un da büyük destekleriyle Hacettepe Üniversitesi’nden sonra ülkemizde ikinci aşı enstitüsü olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu enstitü ile birlikte yeni aşı çalışmalarımız hiç durmadan devam edecektir. Genç araştırmacılara da bu kongrenin bir fırsat olduğunu söylemek istiyorum. Kendi çalışmalarını zaten platformlarında sunacaklar, paylaşacaklar. Aynı zamanda da buradaki hocalarla, arkadaşlarıyla projeler için yeni işbirlikleri oluşur ve faydalı olur diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/6c2571ba-2c34-4ef3-81c4-916087441395.jpg" alt="Prof. Dr. Aykut Özdarendeli: “Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmanın gururunu yaşıyoruz”" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/8fa0d668-4eee-416b-a3b6-7dbf667e5891.jpg" alt="Prof. Dr. Aykut Özdarendeli: “Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmanın gururunu yaşıyoruz”" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/600bd8e7-1466-4041-92d8-9ee4aa22b926.jpg" alt="Prof. Dr. Aykut Özdarendeli: “Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmanın gururunu yaşıyoruz”" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/16.10.2024/ab99bdfa-0c78-40b1-a611-98fd911b7b07.jpg" alt="Prof. Dr. Aykut Özdarendeli: “Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmanın gururunu yaşıyoruz”" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Oct 2024 14:37:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/10/turkovac-asisinin-ilk-filizlendigi-merkez-olmanin-gururunu-yasiyoruz-1729078636.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kars’ta HAP tatbikatı nefes kesti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/karsta-hap-tatbikati-nefes-kesti-13537</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/karsta-hap-tatbikati-nefes-kesti-13537</guid>
                <description><![CDATA[Kars’ta HAP Tatbikatı (Hastane Afet Planı) nefesleri kesti. Kimyasal atıklara maruz kalan yaralıların, hastaneye sevkleri ve yapılan müdahaleler gerçeği aratmadı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Kars’ta, Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer (KBRN) afetlerden etkilenenlere daha hızlı müdahale edilmesi ve koordinasyonun sağlanması için saha tatbikatı gerçekleştirildi. Eğitim, Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan tatbikatta senaryo gereği, 112 Acil Çağrı Merkezine Paşaçayır mevkisi Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan çimento fabrikasında kimyasal varillerin, HCL asit, nitrit asit analizi yapılırken devrilmesi sonucu 6 kişi olay yerinde kimyasala maruz kaldı. Şahısların hastane KBRN ünitesi ve Acil Servise getirileceği bildirildi. Bunun üzerine kısa sürede KBRN ünitesi hazır hale getirildi. Hastaneye sevk edilen yaralıların dekontaminasyonları yapıldıktan sonra triyaj alanlara dağılımı gerçekleştirilip gerekli müdahaleler yapılarak tedavi altına alındı.</p><br/><p>Düzenlenen tatbikatla ilgili açıklama yapan Eğitim, Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Samet Kırat, "Biz de bir sınır şehri olarak bu gibi durumlara her zaman hazırlıklı olmalıyız. Bu yüzden kamu kurum ve kuruluşlarıyla bir tatbikat gerçekleştirdik. Tatbikatımız başarılı bir şekilde sonuçlandırılmıştır" dedi.</p><br/><p>Kars’ta düzenlenen HAP Tatbikatı’na AFAD ekipleri de destek verdi. Tatbikat daha sonra sona erdi.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.09.2024/8fff66c8-e52b-435c-838a-5508dc9eb381.jpg" alt="Kars’ta HAP tatbikatı nefes kesti" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.09.2024/d0bc6f65-b9d1-4a72-8385-cde729cabdc0.jpg" alt="Kars’ta HAP tatbikatı nefes kesti" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.09.2024/27b70e78-2926-4c48-a0fb-a249104413f7.jpg" alt="Kars’ta HAP tatbikatı nefes kesti" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.09.2024/2ca940b1-d8e7-4c76-a83c-4120e835a454.jpg" alt="Kars’ta HAP tatbikatı nefes kesti" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.09.2024/b5109f06-ef7e-46fe-a195-1b1eb3488c9c.jpg" alt="Kars’ta HAP tatbikatı nefes kesti" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.09.2024/69650053-cf7b-4bf9-97ff-a066eaa48700.jpg" alt="Kars’ta HAP tatbikatı nefes kesti" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Sep 2024 23:37:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/09/karsta-hap-tatbikati-nefes-kesti-1726864653.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elazığ’da ’beyaz kod’ tatbikatı gerçekleştirildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/elazigda-beyaz-kod-tatbikati-gerceklestirildi-13528</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/elazigda-beyaz-kod-tatbikati-gerceklestirildi-13528</guid>
                <description><![CDATA[Elazığ’da hasta ve hasta yakınlarının bilinçlendirilmesi amacıyla ‘beyaz kod’ tatbikatı gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Sağlık çalışanlarının şiddete maruz kaldıklarında verdikleri bir çeşit alarm ve destek çağrısı anlamına gelen ‘beyaz kod’ uygulamasının tatbikatı Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde gerçekleştirildi. Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Amatem servisinde, Hastane Başhekimi Uzm. Dr. Hilal Kaya’nın katılımıyla gerçekleştirilen beyaz kod tatbikatında senaryo gereği sağlık çalışanlarının, hasta veya hasta yakını tarafından sözel ya da fiziksel saldırıya maruz kalmalarından dolayı telsiz ya da el telsizi kullanarak kolluk kuvvetlerinde yardım istemesi canlandırıldı. Tatbikat sorunsuz bir şekilde tamamlandı.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.09.2024/225575ae-1a64-48c2-969a-8379a2549432.jpg" alt="Elazığ’da ’beyaz kod’ tatbikatı gerçekleştirildi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.09.2024/bd294e7b-3507-42fe-a895-f043c6f1b2f6.jpg" alt="Elazığ’da ’beyaz kod’ tatbikatı gerçekleştirildi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.09.2024/5d4d0a21-9d66-4756-8975-24c533d9760e.jpg" alt="Elazığ’da ’beyaz kod’ tatbikatı gerçekleştirildi" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Sep 2024 23:35:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/09/elazigda-beyaz-kod-tatbikati-gerceklestirildi-1726864553.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda Kalp Kontrolü İhmal Edilmemeli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/cocuklarda-kalp-kontrolu-ihmal-edilmemeli-13397</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/cocuklarda-kalp-kontrolu-ihmal-edilmemeli-13397</guid>
                <description><![CDATA[Çocuklarda Kalp Kontrolü İhmal Edilmemeli]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Çocuk Kalp Hastalıkları</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">5 grupta incelenir</span></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">CHD</span></span></li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Aritmik Kalp Hastalıkları</span></span></li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Edinsel Kalp Hastalıkları</span></span></li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kardiyomiyopatiler</span></span></li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Aile bireylerinde SCD olanlar</span></span></li>
</ol>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Doğumsal Kalp Hastalıkları (CHD) Nasıl Bir Hastalıktır?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">CHD kalıtsal bir hastalıktır. İnsan vücudunun doğuştan gelen bir kusurdur. Hastalar üfürüm ve siyanoza eşlik eden pek çok değişik yakınmadan şikâyetçidirler. Bu yakınmalar arasında; Kilo alımı azlığı, beslenme gelişme geriliği, motor kilometre taşlarında gerilik, &nbsp;Morarma (siyanoz-spell-squatting), Hızlı nefes alıp verme (taşipne dispne), egzersiz intoleransı, beslenme intoleransı, Kalpte üfürümü, Göğüs ağrısı, çarpıntı (palpitasyon, &nbsp;Bayılma (senkop), bulunmaktadır. Bazı hastalar daha ciddi etkilenir ve bu bireylerde bebeklik döneminde hayatı tehdit eden morarma atakları, gelişme geriliği, kardiyonörolojik hasarı gelişebilir. Pek çok hasta bireyde, kalpte üfürüm ve eşlik eden kalpte delikler, kapakta darlıklar vardır. Bu nedenle bir diğer ismi ‘CHD”dir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Ne Sıklıkla Görülür?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Nadir bir hastalıktır. 100 canlı doğumda yaklaşık bir görülme sıklığı ile tüm canlı doğumlarda en sık görülen anomalidir, en sık görülen konjenital &nbsp; lezyondur. Tüm ırklarda görülebilir. CHD her iki cinsde eşit sıklıkta görülür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>&nbsp;Hastalığın Sebepleri Nelerdir?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">CHD kalıtsal bir hastalıktır. Sorumlu olan farklı genler vardır. Bu gen defektleri CHD’a yol açar. Hastalığın birçok nedeni vardır. Bunlar arasında prematüritelik gebelik 37 GH dan önce doğum öyküsü, çoklu gebelik,&nbsp;<strong>rahim içi enfeksiyon</strong>; annenin grip veya grip benzeri hastalığı, kızamıkçık enfeksiyonu,&nbsp;<strong>anneye ait faktörler;</strong>&nbsp;prematürite, hipertansiyon, diyabetes mellitus, fenilketonüri, tiroid bozuklukları, sistemik bağ dokusu hastalıkları anne yaşı &gt;40 yaş, epilepsi ve sendromları ve annenin ilk trimestirda sigara içimi, hamilelik sırasında annenin kullandığı ilaçlar (retinoik asit, fenitoin, ACE inhibitörü, talidomid, lityum, NSAİD’lar),&nbsp;<strong>yardımcı üreme tetkiklerinin kullanımı</strong>, KKH öyküsü, 1. Derece akrabalarda, 2 derece akrabalarda, heterotaksi sendromları, RVOTO lezyonları, koonotrunkal lezyonlar, izole ASD, izole VSD.&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Hastalık Kalıtsal Mıdır?</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">CHD poligenik multifaktöryel kalıtılmaktadır. Sorumlu tek gen yoktur. &nbsp;Buna göre bir kişide CHD olması için annede ve babada olması dışında hiç kimse de olmadan da bu hastalık oluşabilmektedir. &nbsp;Sendromik olmayan izole KKH’si olan birinci derece akrabaları (yani ebeveynleri veya kardeşleri) olan bebeklerde KKH riskinin genel popülasyondan üç ila dört kat daha yüksek olduğu tahmin edilmektedir. Risk, KKH tipine ve anne, baba, kardeş veya birden fazla aile üyesinin etkilenip etkilenmediğine bağlı olarak önemli ölçüde değişir. Sol kalp obstrüktif lezyonları daha yüksek nüks riski taşır; büyük arterlerin D-transpozisyonu düşük bir nüks riski taşır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>&nbsp;‘Başlıca Bulgusu, Yenidoğan Döneminde; Üfürüm Ve Siyanozdur’</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hastalığın başlıca bulgusu, yenidoğan döneminde; üfürüm ve siyanozdur. Bazı bebeklerde yenidoğan döneminde herhangi bir şikayet olmaz bunlara nabız oksimetri taraması yapılarak ciddi CHD lezonlarına tanı konabilir. Bu yöntem ABD zorunludur. Türkiyede de bazı doktorlar uygulamaktadır. Sağ el ve sağ ayağa pulse oksimetri takılarak yapılır. Arasındaki fark % 3 ün üzerinde ise anlamlı kabul edilir. Bazı bireyler daha ciddi etkilenir ve bunlarda bebeklikte hayatı tehdit eden kardiyojenik şok, kardiao nörolojik hasar gelişebilir. Bu tamamen CHD tipiyle ilgilidir. Doğumdan sonra ilk yıl içerisinde kateter veya cerrahi bazlı müdahale yapılması gereken CHD’na kritik CHD denmektedir. Bunlarda duktal bağımlı ve siyanotik olarak 2 gruba ayrılmaktadır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Her Çocukta Aynı Mıdır?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hastalık her çocukta aynı değildir. Mevcut olan kalp delikliğin veya kapak darlığının tipine göre veya oluşmayan kalp yapısına göre hastalık seyri öldürücü olabilir veya hiç müdahale gerektirmeyen ve yaşla düzelen veya kapanan bir ASD-VSD-PD gibi lezyonlar olabilir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Çocuklarda ve Erişkinlerde Farklı Mıdır?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hasta büyüdükçe bşr kısım CHD iyileşme eğilimi gösterirken bazılarına ise yenidoğan döneminde müdahale yapılmadıktan sonra hastayı kaybetmekteyiz. Bazı CHD ise ardışık işlemler gerekmektedir. Yetişkin hastalarda CHD ise ayrı bir uzmanlık istemektedir. Onlar takibi diğer CHD ve erişkin kalp hastalıklarından farklı seyir göstermektedir.</span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Nasıl Teşhis Edilir?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ekokardiyografik analizle kesin tanı koyulur. Diğer testler ise EKG, pulse oksimetri nabız oksimetri taraması gibi testler CHD olan bireyleri ortaya çıkarmakta ve EKO yapılmasını sağlayarak tanı konmasına neden olmaktadır. Genetik analizi ile bazı hastalıklarda yönlendirme yapılabilmektedir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Diğer Önemli Testler Nedir?</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kardiyak tanısal ve tedavi amaçlı anjiyo ve kardiyak görüntüleme tetkiklerinden kardiyak CT ve kardiyak MR üç boyutlu EKO, TEE yine tanı sırasında bize yardımcı olabilir.&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Hastalığın Tedavisi veya Tam Şifayla İyileşmesi Mümkün Müdür?</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">CHD larının bir kısmı spontan kendiliğinden iyileşir. Bir kısmı ise medikal tedavilerle bir kısmı ise kateter veya cerrahi bazlı işleme ihtiyaç duyar. Hastalığın kesin tedavisi CHD tipine göre değişim göstermektedir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Hastalığın Tedavisi Nasıldır?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">CHD tedavisinde medikal hastanın kalp yetersizliğine ve kalp fonksiyonlarına bağlı değişim göstermektedir. Bu ilaçlardan hiçbiri kesin etkili değildir hastalığın kalpte yaptığı hasarı azaltma veya mevcut hasarı önleme veya iyileştirme yönünde etki gösterir. İlaçların tipine göre yan etki profilleri değişmekle birlikte kullanılan ilaçlar yan etki açısından güvenilirdir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Sep 2024 18:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/09/cocuklarda-kalp-kontrolu-ihmal-edilmesin-1725894520.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İl Sağlık Müdürü Tekin, Çayırlı Devlet Hastanesi’nde incelemelerde bulundu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/il-saglik-muduru-tekin-cayirli-devlet-hastanesinde-incelemelerde-bulundu-13318</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/il-saglik-muduru-tekin-cayirli-devlet-hastanesinde-incelemelerde-bulundu-13318</guid>
                <description><![CDATA[Erzincan İl Sağlık Müdürü Cihan Tekin, Çayırlı Devlet Hastanesi, Toplum Sağlığı Merkezi ve Aile Sağlığı Merkezi’ni ziyaret ederek, incelemelerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Çayırlı Devlet Hastanesi, Toplum Sağlığı Merkezi ve Aile Sağlığı Merkezi’nde incelemelerde bulunan Cihan Tekin, görevi başındaki sağlık çalışanlarına kolaylıklar dileyerek, personelin istek ve taleplerini dinledi.</p><br/><p>Ziyareti sırasında tedavi gören hastalarla da bir araya gelen Tekin, hastaların durumları hakkında bilgi alarak, geçmiş olsun dileklerini iletti.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/07.09.2024/52781f86-b1ba-43ba-8bc9-1d91a9c8c348.jpg" alt="İl Sağlık Müdürü Tekin, Çayırlı Devlet Hastanesi’nde incelemelerde bulundu" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 09:37:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/09/il-saglik-muduru-tekin-cayirli-devlet-hastanesinde-incelemelerde-bulundu-1725691060.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Halk Sağlığı Haftası’nda vatandaşlar bilgilendirildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/halk-sagligi-haftasinda-vatandaslar-bilgilendirildi-13294</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/halk-sagligi-haftasinda-vatandaslar-bilgilendirildi-13294</guid>
                <description><![CDATA[Aydın İl Sağlık Müdürlüğü, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında Atatürk Kent Meydanı’nda stantlar kurarak vatandaşlara çeşitli sağlık hizmetlerini tanıttı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><br/><p>Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı’na bağlı birimlerin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, vatandaşlara sağlık konusunda bilgilendirmeler yapıldı. İl Sağlık Müdürlüğü sağlık personelleri, beslenme danışmanlığı ve boy-kilo ölçümü, kanser taramaları, kronik hastalıklar, şeker ve tansiyon ölçümü, ilk yardım ve yabancı cisim çıkarma eğitimi, organ bağışı, anne sütü, akılcı ilaç ve antibiyotik kullanımı ile ağız ve diş sağlığı konularında vatandaşları bilgilendirdi. Ayrıca, katılımcılara broşürler dağıtılarak sağlık farkındalığı oluşturuldu.</p><br/><br/><p>Etkinliğe, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Mete Erki, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Engin Tetik, Personel Hizmetleri Başkanı Dr. Selman Özmen, Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Mustafa Onur Türkkan, Destek Hizmetleri Başkanı Av. Hasan Uyar, sağlık personelleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/03.09.2024/7aaa5d73-a63a-4b66-96b8-7a6513c6c63e.jpg" alt="Halk Sağlığı Haftası’nda vatandaşlar bilgilendirildi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/03.09.2024/b083563b-1c62-41fb-bd8b-1f8200cbc27e.jpg" alt="Halk Sağlığı Haftası’nda vatandaşlar bilgilendirildi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/03.09.2024/e8b68f00-5468-4354-9f51-ef23f9e8a213.jpg" alt="Halk Sağlığı Haftası’nda vatandaşlar bilgilendirildi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/03.09.2024/eeb905e9-3346-45fe-9786-65a423c1730a.jpg" alt="Halk Sağlığı Haftası’nda vatandaşlar bilgilendirildi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/03.09.2024/301b7c8d-ba0c-47b3-b7b5-87d62432fddb.jpg" alt="Halk Sağlığı Haftası’nda vatandaşlar bilgilendirildi" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Sep 2024 17:17:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/09/halk-sagligi-haftasinda-vatandaslar-bilgilendirildi-1725373073.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUSKİ Menteşe’nin su sıkıntısını ortadan kaldırdı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/muski-mentesenin-su-sikintisini-ortadan-kaldirdi-13200</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/muski-mentesenin-su-sikintisini-ortadan-kaldirdi-13200</guid>
                <description><![CDATA[MUSKİ Menteşe’nin su sıkıntısını ortadan kaldırdı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın göreve gelmesi ile birlikte ilçede yaşanan su sıkıntılarının giderilmesi talimatı üzerine çalışmalarını hızlandıran ekipler, 38 gün gibi çok kısa bir süre içinde Menteşe’nin su sıkıntısını giderdi.</p><br/><p>İlçenin önemli bir kısmını besleyen Bahçeyaka su havzasından gelen iletim hatları üzerinde yapılan yenilenme sonrasında Merkez Mahalleleri besleyen ana dağıtım deposu olan Akçaova deposuna ilave su temini gerçekleştirildi.</p><br/><p>Su iletim kapasitesi günlük 15 bin kişiye yetebilecek miktarda arttırıldı</p><br/><p>Yapılan bu imalatlar sonrasında bölgenin su iletim kapasitesi saniyede 40 litreye kadar daha fazla su iletebilir hale gelirken, böylelikle günlük yaklaşık 15 bin kişiye ilave su sağlanabilecek. Yapılan çalışma ile Menteşe ilçesinin Merkez Mahalleleri dışında Yeniköy, Kötekli, Yerkesik, Dağdibi, Kafaca ve Akçaova Mahallerine de ilave su sağlama imkânı doğdu. Devamında yapılacak olan iyileştirme çalışmaları ile de ekipler su sıkıntısı yaşanan özellikle Yeniköy ve Kötekli bölgelerine ilave su aktarımı yaparak buradaki sorunu da kalıcı olarak çözmeyi amaçlıyor. Yapılan projenin ardından sürekli olarak depo seviyeleri SCADA sistemi üzerinden kontrol edilirken Akçaova depo seviyesini sürekli olarak %90 doluluk oranının üzerinde olduğu ve bunun Menteşe İlçe Merkezi ile belirtilen diğer mahalleler için sorunsuz su sağlanacağı anlamına geldiği belirtildi.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/26.08.2024/e20e8c5f-9c9c-4b55-b9ef-7d56a2d6abc4.jpg" alt="MUSKİ Menteşe’nin su sıkıntısı ortadan kaldırdı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/26.08.2024/d17f79d5-47d3-42aa-b599-26656d4a1297.jpg" alt="MUSKİ Menteşe’nin su sıkıntısı ortadan kaldırdı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/26.08.2024/c4874d25-300b-4fc1-96a7-feff934c8028.jpg" alt="MUSKİ Menteşe’nin su sıkıntısı ortadan kaldırdı" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Aug 2024 19:22:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/08/muski-mentesenin-su-sikintisini-ortadan-kaldirdi-1724689377.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muğla’da halkın sağlığı ile oynayanlara sıkı takip</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/muglada-halkin-sagligi-ile-oynayanlara-siki-takip-13144</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/muglada-halkin-sagligi-ile-oynayanlara-siki-takip-13144</guid>
                <description><![CDATA[Muğla’da halkın sağlığı ile oynayanlara sıkı takip]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Hafta sonunda, Milas İlçesi Kafaca Mahallesi’nde yapılan denetimlerde izinsiz satış yapan ve son kullanma tarihi geçmiş, ‘Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması, Depolanması’ hakkındaki yönetmelik ile Zirai Mücadele Alet ve Makineleri hakkındaki yönetmelik çerçevesinde, Muğla il genelinde zirai ilaç satışı yapan bayilerde denetimler devam ediyor.</p><br/><p>Milas’ta faaliyet gösteren bitki koruma ürünleri perakende bayilerinde, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik ekipleri tarafından denetim ve kontrol işlemi gerçekleştirildi. Hafta sonunda yapılan denetimlerde, Kafaca Mahallesi’nde Bakanlık tarafından yasaklanan zirai ilaçların satışını seyyar olarak gerçekleştiren bir şahıs hakkında yasal işlem başlatıldı. Yapılan denetimlerde, ekseriyetinin son kullanma tarihi geçmiş olduğu tespit edilen ürünlere el konuldu.</p><br/><p>Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Barış Saylak, il genelinde zirai ilaç satışı gerçekleştiren bayilerde yılda dört kez rutin denetimler yaptıklarını ve insan sağlığını tehdit eden bitki koruma ürünlerinin kullanımı konusunda taviz vermediklerini belirtti. İl Müdürü Saylak, “Arkadaşlarımız bu denetimlerde, bayilerimizin fiziki şartlarının mevzuata uygunluğunu, satışı yapılan bitki koruma ürünleri ile zirai mücadele makinelerinin ruhsat kontrollerini, yasaklı olan aktif ürünlerin işyerinde bulunup bulunmadığını, son kullanım tarihi geçmiş ürünlerin kontrolünü ve güvenlik tedbirlerini denetleyerek, üreticilerimizi ve en nihayetinde tarladan sofralarımıza gelen ürünlerin güvenliğini temin etmeye çalışmaktadır” diye konuştu.</p><br/><p>Tarım ve Orman Bakanlığının, insan sağlığı açısından riskli veya çevre ve hayvan sağlığını tehdit eden aktif maddeleri içeren bitki koruma ürünlerinin kullanımını ve satışını yasakladığını hatırlatan İl Müdürü Barış Saylak, Muğla çiftçilerini yetkilendirilmiş bayiler dışında herhangi bir yerden zirai ilaç satın almamaları konusunda uyardı. Saylak, üreticilere, “Gerek vatandaşlarımızın sağlığının gözetilmesi, gerekse ekosistemin ve doğanın korunması için lütfen bu konuda hassasiyet gösteriniz, yasa dışı çalışan bayi ve şahıslara itibar etmeyiniz” çağrısında bulundu.</p><br/><p>Muğla’da 172 bayi ve bir toptancı yılda dört kez denetleniyor</p><br/><p>İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince, 2024 yılı Haziran ayı sonu itibariyle il genelinde faaliyet gösteren toplam 172 adet Bitki Koruma Ürünleri bayiinde ve toptan satış yapan bir işletmede denetimler yapıldı. Yılda dört kez yapılan kontroller çerçevesinde, mevzuata aykırı satış yaptığı tespit edilen işletmeler hakkında idari para cezaları uygulandı. Denetimlerde tespit edilen tarihi geçmiş ürünler yedi emine alınarak, firmalara iade işlemi gerçekleştirmeleri konusunda uyarılarda bulunuldu.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/25.08.2024/65821351-f07c-457d-bb13-2b108a5616e7.jpg" alt="Muğla’da halkın sağlığı ile oynayanlara sıkı takip" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 25 Aug 2024 09:41:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/08/muglada-halkin-sagligi-ile-oynayanlara-siki-takip-1724568109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Niğdeli vatandaşın organları 4 kişiye umut oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/nigdeli-vatandasin-organlari-4-kisiye-umut-oldu-13121</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/nigdeli-vatandasin-organlari-4-kisiye-umut-oldu-13121</guid>
                <description><![CDATA[Niğde’de beyin ölümü gerçekleşen hastanın organları 4 kişiye umut oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde beyin ölümü sonrası hayatını kaybeden 59 yaşındaki vatandaşın organları, ailesi tarafından bağışlandı. Organ nakli bekleyen 4 hastaya umut olan bağışın ardından hastanenin organ bağışı birimi tarafından yapılan operasyonla hayatını kaybeden kişiden karaciğer, 2 kornea ve 2 böbrek alındı. Donör organizasyonu neticesinde kornealar Ankara Şehir Hastanesine, karaciğer Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine, böbrekler ise Adana Şehir Hastanesine organ nakil araçları ile gönderildi. Hayatını kaybeden hastanın ailesine teşekkür eden Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Organ Nakil Sorumlusu Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kaçmaz, "Yoğun bakımımızda yatmakta olan 59 yaşındaki erkek hastamızın beyin kanamasını nedeniyle takibine devam ediyorduk. Beyin ölümü gerçekleşti sonrasında donör bakımının başlandı, ailenin de onayı ile ameliyata aldık. Hastamızın ailesine çok teşekkür ediyoruz. Bu sayede hastamızın karaciğeri, ve böbrekleri ve korneası başka hastalara umut oldu, uzun yıllardır organları bekleyen hastalara nakledilecek ve bu hastalar da şifalarına kavuşacaklar" dedi.</p><br/><p>Türkiye’de organ bağışının çok az sayıda olduğuna değinen Gaziantep Sanko Üniversitesi Hastanesi’nden Doç. Dr. Yücel Yüksel ise, "Bir kişi hayatını kaybetti ama 3 kişi de bu sayede yaşamaya devam edecek" diyerek aileye ve ekibe teşekkür etti.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.08.2024/fcae3b24-05a3-4806-b776-a84775d8744b.jpg" alt="Niğdeli vatandaşın organları 4 kişiye umut oldu" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.08.2024/4d790e6e-e4f3-4d02-bd06-a5eb6443cf24.jpg" alt="Niğdeli vatandaşın organları 4 kişiye umut oldu" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.08.2024/c6368e24-d06c-4b84-8f3b-e6ed3d09caba.jpg" alt="Niğdeli vatandaşın organları 4 kişiye umut oldu" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.08.2024/77e97c31-5f56-4a71-a30f-b8a04beaa5be.jpg" alt="Niğdeli vatandaşın organları 4 kişiye umut oldu" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.08.2024/49cf6829-6cdc-4cca-af4a-3079db5a4a23.jpg" alt="Niğdeli vatandaşın organları 4 kişiye umut oldu" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.08.2024/7745d5bc-16f5-42ea-b4f4-483d65ff07ad.jpg" alt="Niğdeli vatandaşın organları 4 kişiye umut oldu" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/20.08.2024/6107e0f3-45ec-46f9-8caa-b30b4bcfb74b.jpg" alt="Niğdeli vatandaşın organları 4 kişiye umut oldu" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Aug 2024 23:57:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/08/nigdeli-vatandasin-organlari-4-kisiye-umut-oldu-1724187471.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda Diş Travmalarında İzlenmesi Gereken Yol Nedir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/cocuklarda-dis-travmalarinda-izlenmesi-gereken-yol-nedir-13031</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/cocuklarda-dis-travmalarinda-izlenmesi-gereken-yol-nedir-13031</guid>
                <description><![CDATA[Çocuklarda Diş Travmalarında İzlenmesi Gereken Yol Nedir?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p> “Okul çağındaki çocukların %25’inde dental travma öyküsü olduğu ve travmatik diş yaralanmalarının dünyada en yaygın görülen hastalıklar arasında 5. sırada yer aldığı biliniyor” açıklamasında bulunan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir “</strong>Bu sayısal değerler de bize gösteriyor ki travma kaynaklı diş kayıplarını önlemek için, herhangi bir diş yaralanması durumunda ne yapmamız gerektiğini bilmek gerekiyor” dedi.</p>

<p>            </p>

<p>Diş hekimi koltuğuna sınırlı düzeyde tolerans gösterebilen çocuk hastalarda, üzerine bir de düşme, çarpma gibi kazalar yaşandığı zaman, zarar görmüş diş veya dişlere anında müdahale etmek çok kolay olmayabiliyor; ancak travmaya maruz kalan dişlerin ağızda tutulmaya devam edilebilmesi ve tedavi başarısının arttırılabilmesi için mümkün olan en kısa sürede müdahale etmek büyük önem taşıyor. Bu hem çocuk hem ebeveynler açısından yönetilmesi zor bir durum olsa da; süt dişlenme döneminde, altta gelişmeye devam eden daimi diş tomurcuklarının zarar görmüş olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. “Karma veya daimi dişlenme döneminde ise, kalıcı diş kaybı riskinin artabileceği düşünülerek, travma meydana geldikten sonra, en kısa süre içinde, çocuk diş hekimine başvurulması gerekmektedir” açıklamasında bulunan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir</strong> sözlerine şöyle devam etti: “Gömülü kalma, konum ve sürme bozuklukları ağız bölgesine gelen kuvvetle, süt dişlenmeye ve çene kemiklerine iletilen ciddi travmaların sonuçlarına bağlı olarak daimi dişlerde görülebilecek sorunlardan bazılarıdır. Hızlı ve doğru müdahale, travmaya bağlı olarak oluşabilecek diş kaybı riskini ve diğer sert, yumuşak doku hasarlarını azaltacağı gibi, diş hekiminin uygulayacağı tedavinin başarı şansını da yükseltir.”</p>

<p>            </p>

<p><strong>Kırılan diş su veya sütte muhafaza edilmeli</strong></p>

<p>Ağız bölgesine gelen travmalarda ebeveynlerin bilmesi gereken en önemli şeyin, dişin tamamen yerinden çıkması veya diş sert dokularında kırık oluşması olduğunun altını çizen <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>“Dış ortamda kalan dişin veya kırık diş parçasının, su veya sütte muhafaza edilerek, en kısa sürede diş hekimine götürülmesi durumunda; yerinden çıkan dişin eski konumuna yerleştirilebileceği, kırık diş parçasının ise yapıştırılabileceğinin unutulmaması gerekiyor.  Travma anı ile diş hekimine gidilen zaman arasında harcanan süre ne kadar kısa olursa, uygulanacak olan tedavinin başarı oranı o kadar yükselir” dedi.</p>

<p> </p>

<p><strong>‘ToothSOS’ ile gelen ilk yardım</strong></p>

<p>Uluslararası Dental Travmatoloji Derneği (IADT)’nin ağız bölgesine gelen travmaların oluşturabileceği hasarı aza indirmek için geliştirdiği uygulamanın da önemine dikkat çeken <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir” </strong>IADT, çocuk veya genç yetişkin hastaların travmaya ilk maruz kaldıkları anda yapabilecekleri acil müdahalelerde yönlendirici olması amacıyla, herhangi bir ticari kaygı güdülmeksizin, bir telefon uygulaması geliştirmiştir. ‘ToothSOS’ isimli bu uygulamada, hastalar ve hekimler için ayrı ayrı bilgilendirme linkleri yer almaktadır. IADT yönergeleri doğrultusunda uygulama düzenli olarak güncellenmektedir. Uygulamaya giriş yapıldığında kullanıcıların karşısına ‘Dişim Yaralandı’ ve ‘Diş Yaralanmaları Nasıl Önlenebilir’ seçenekleri çıkıyor. ‘Dişim Yaralandı’ linkine giriş yapıldığında, ebeveynleri, travma kaynaklı oluşabilecek hasarları fotoğraflarla açıklayan bir ekran karşılıyor. Mevcut travma görüntüsüne benzer olduğu düşünülen travma linkine giriş yapıldığında ise, çocuk diş hekimine gidene kadar geçecek olan süreçte yapılması gereken acil müdahaleler için bilgilendirmeler yer alıyor. ‘Diş Yaralanmaları Nasıl Önlenebilir?’ linkinde ise travma riski yüksek olan çocuk ve genç yetişkin hastalar için gerekli olan bilgilendirmeler ve alınabilecek önlemler yer alıyor. Aktif spor hayatı olan bireyler, dişleri normale göre daha önde konumlanan hastalarımız veya ağzına kalem, oyuncak alma gibi alışkanlıkları olan çocuklarda diş travması riski daha fazladır” ifadelerini kullandı. <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>travma anında yapılması gereken diğer konu başlıklarını ise şu şekilde sıraladı:</p>

<p> </p>

<ol>
	<li>‘ToothSOS’ isimli uygulamanın erişimi hem ios hem de android işletim sistemlerinde ücretsizdir. Ağız ve diş bölgesine alınan travmalarda oluşan yaralanma tiplerine göre çocuk diş hekimine gidene kadar geçecek olan süreçte yapılması gereken acil müdahaleler için bilgilendirmeler yer alır. </li>
	<li>Dişin tamamen yerinden çıkması veya diş sert dokularında kırık oluşması halinde; dış ortamda kalan dişin veya kırık diş parçası, diş hekimine gidene kadar geçen süreçte, su veya sütte muhafaza edilmelidir.</li>
	<li>Yerinden çıkan dişin eski konumuna yerleştirilebileceği, kırık diş parçasının ise yapıştırılabileceği göz önünde bulundurularak; ulaşılabilen diş parçaları eksiksiz olarak diş hekimine iletilmelidir.</li>
	<li>Travma anı ile diş hekimine gidilen süreç arasında harcanan zaman ne kadar kısa olursa, uygulanacak olan tedavinin başarı oranı o kadar yükselir, travmaya bağlı oluşabilecek kalıcı hasarların oranı ise düşer.</li>
	<li>Aktif spor hayatı olan bireyler, dişleri normale göre daha önde konumlanan hastalarımız veya ağzına kalem, oyuncak alma gibi alışkanlıkları olan çocuklarda diş travması riski daha fazladır.</li>
</ol>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 22:07:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/08/cocuklarda-dis-travmalarinda-izlenmesi-gereken-yol-nedir-1722971267.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mevsimsel özellikli depresyon sadece kışın görülmüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/mevsimsel-ozellikli-depresyon-sadece-kisin-gorulmuyor-13020</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/mevsimsel-ozellikli-depresyon-sadece-kisin-gorulmuyor-13020</guid>
                <description><![CDATA[Mevsimsel özellikli depresyon sadece kışın görülmüyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p><strong>Yaz tatili masrafları, sosyal medyada insanların tatil anılarına maruz kalmak ve izinde olan iş arkadaşlarının görevlerini üstlenmek gibi değişimlerin yaz depresyonunu tetikleyebildiğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yaz depresyonu ile başa çıkmak için önerileri sıraladı.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, az bilinen ancak sıklıkla görülen yaz depresyonu hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>Yaz aylarında da depresif semptomlar görülebiliyor!</strong></p>

<p>Yaz mevsiminin çoğumuz için ruhsal anlamda daha canlı ve fiziksel açıdan da daha hareketli olduğumuz bir tabloyu ifade ettiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Ancak son dönem yapılan çalışmalar bir şeyleri gözden kaçırdığımızı gösteriyor. Bazıları için biyolojik belirteçler bazıları için ise yaz döneminde yaşanılan özel yaşam olayları sebebiyle yaz aylarında depresif semptomlar görülebiliyor.” dedi.</p>

<p>“En bilinen hali ile ‘Mevsimsel Özellikli Depresyon’ sonbahar ve kış aylarında ortaya çıkan, uykularda artış, karbonhidrat ağırlıklı beslenmeyi içeren iştah artışı ve kilo alımı ile seyreden, ilkbahar ve yaz aylarında iyileşme gösteren depresif dönemler şeklinde tanımlanmaktadır.” diyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ancak mevsimsel özellikli depresyon yaşayanların yüzde 10’unun yaz döneminde bu belirtileri yaşadığını dile getirdi. </p>

<p><strong>Hava sıcaklıklarının artması yaz depresyonunu artırıyor</strong></p>

<p>Yaz depresyonunun tipik belirtilerinin üzgün ve kaygılı hissetme, düşük enerji, iştah azalması, kilo kaybı, uyuma zorluğu, uykusuzluk ve tahammülsüzlük olduğunu söyleyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Yaz depresyonunun nedenleri üzerine çalışmalar devam etmekle beraber en önemli nedenlerinden biri yaşanan iklim değişikliği krizidir. Hepimizin bedeninde dış dünyanın koşullarına göre kendini düzenleyen homeostatik bir denge mekanizması vardır. Bu mekanizma sıcak ve soğuk havalarda bedenimizin kendi iç ısısını dengelemesine yardımcı olur. Yaz depresyonu yaşayan kişilerin bu mekanizmalarında güçlük olduğu ya da yaşanan radikal iklim olaylarının bu mekanizmayı bozduğu söylenebilir. Özellikle ekvator bölgesine yakın, sıcak ülkelerde yaz depresyon oranlarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Özellikle ısının 35 derecenin üzerine çıktığı sıcak günlerde kişilerin tahammül seviyeleri düşer, daha agresif belirtiler sergileyebilirler, zihinsel işlevlerden bellek, dikkat problemleri ortaya çıkabilir. Artan nem ile uyku düzeni ve kalitesi bozulur. Uyku hormonu melatonin ve duygu durumumuzla ilgili serotonin dengesinin bozulması ile depresyonu tetikleyebilir.”</p>

<p><strong>Tatil masrafları da tetikleyebiliyor!</strong></p>

<p>Yaz depresyonunun doğaya ait sebepleri olduğuna da değinen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Polenlerin fazlalaşması, gün süresinin uzaması, fazla gün ışığına maruz kalmak gibi doğasal nedenler de yaz depresyonunu tetikleyebiliyor. Çalışmalar özellikle alerjik bünyeye sahip insanların polen miktarının artması ile yaz döneminde depresif ruh haline daha yatkın olabileceğini söylemektedir.” dedi.</p>

<p>Yaz aylarında günlük rutinlerimizin değişmesinin de ruh sağlığımızı bozabildiğini sözlerine ekleyen Merve Umay Candaş Demir şunları söyledi:</p>

<p>“Öğretmenler gibi mevsimlere göre değişen meslekleri olan kişiler için program değişiklikleri, ofis çalışanları için yazın alınan izinler sebebiyle iş akışı değişiklikleri, izinde olan iş arkadaşının görevini de üstlenmek gibi zorlayıcı değişimler, yaz tatili masraflarının giderleri arttırması, özellikle yaz dönemi için yaşanan gelir kaybı ile başa çıkmak da duygusal açıdan strese neden olabilmektedir. Ek olarak sosyal medyanın da etkisi ile insanların sık sık tatil anılarına maruz kalmak, ‘herkes eğleniyor’ algısı ile kişinin kendini yalnız hissetmesine ve depresif belirtileri yaşamasına neden olmaktadır. Yine sosyal medyanın beden imajına dair etkisi ön plana çıkmakta, yaz döneminde giysi katmanlarının azalması, kişilerin kendi bedenlerine dair sorgulamaya girmesi ve sosyal içe çekilmeye neden olması ihtimalleri de yaz dönemi depresyonunun sebepleri arasındadır.”</p>

<p><strong>Yaz depresyonundan uzak kalmak için bu önerilere dikkat </strong></p>

<p>Yaz depresyonu ile başa çıkmak için, öncelikli olarak yaz dönemimizi planlamanın işe yarayan bir yöntem olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Tatil planlarımızı ekonomik bir şekilde yapmak, tarihleri belirlemek kontrol hissini verecektir. Kısalan geceleri ve akşam planlarını göz önünde bulundurduğumuzda haftalık olarak uykumuzu dengelemek için bazı günler dinlenmeye izin vermemiz ve erken uyumamız yardımcı olacaktır.” dedi.</p>

<p>Rutinlerimizi koruyarak artan sıcaklıklar ile başa çıkmak için mümkün olduğunca kendimizi günün sıcak saatlerinde kapalı ortamda tutmanın, mevsime uygun giyinmenin ve bol sıvı alımı ile bedenimizin sıcakla başa çıkmasına yardımcı olmanın önemine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Günün erken saatlerinde ya da geç saatlerinde spor yapmak hem sıcaktan korunmamız hem de fiziksel sağlığımız için önemlidir. Sosyal destek her aşamada anahtar yöntemdir denebilir. Sosyal medyadaki fotoğraflara aldırmadan kendi hayatınızı planlamak, tercih edilen yalnızlığın dışında kendinizi rahat hissettiğiniz bir arkadaşınızla planlar yapmak faydalı olacaktır. Son olarak kendini korumak, tüm sorumluluğu üstlenmemek, kendini ekonomik açıdan ağır yükler altına sokmamak, tatil anlayışımızı sorgulamak, toplumun dayatmalarına teslim olmamak da yaz depresyonuna girmemek için alınacak önlemlerden olabilir. En son çare tüm bunlar işe yaramadığında durumunuzu ayrıntılı değerlendirmek, psikoterapi desteği ve ilaç tedavileri için gerekli ruh sağlığı uzmanlarına başvuruda bulunulabilir.”</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 21:58:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/08/mevsimsel-ozellikli-depresyon-sadece-kisin-gorulmuyor-1722970732.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karaciğer yağlanması hepatit için risk oluşturuyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/karaciger-yaglanmasi-hepatit-icin-risk-olusturuyor-12930</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/karaciger-yaglanmasi-hepatit-icin-risk-olusturuyor-12930</guid>
                <description><![CDATA[Karaciğer yağlanması hepatit için risk oluşturuyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><b></b></p>

<p><b>Bütün ilaçların karaciğere olumsuz etkileri olabileceğini belirten Bozkurt, özellikle toksik ilaçların kontrolsüz tüketilmemesi gerektiğini vurguladı. Hepatitin önlenmesinde güvenilir su ve sağlıklı gıda tüketilmesinin önemli olduğuna işaret eden Bozkurt, kilo fazlalığı olanların yüzde 80’inde karaciğerin yağlı olduğunu belirterek bu kişilerin beşte birinde de karaciğer iltihaplanması olduğunu söyledi. </b></p>

<p> </p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Hepatit Birliği tarafından belirlenen 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü’nde hepatit hastalıklarına dikkat çekilmesi amaçlanıyor. </p>

<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, Dünya Hepatit Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada hepatit hastalığının nedenleri ve alınacak önlemlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>

<p><b>Hepatit: Karaciğerin iltihaplanmasıdır</b></p>

<p>Hepatitin karaciğerin iltihaplanması olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “İltihap denildiğinde her zaman mikroplar akla gelir ama iltihapların bir kısmı mikroplar olmadan da meydana gelmektedir. Bunun en iyi örneği ilaçların karaciğere dokunmasıyla gelişen iltihaplanmadır” dedi.</p>

<p><b>Hepatitin pek çok nedeni var</b></p>

<p>Hepatitin pek çok nedeni olabileceğini belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, bunlardan ilkinin viral hepatitler olduğunu kaydederek diğer nedenleri şöyle sıraladı:</p>

<p><b>İlaçlar:</b> Bütün ilaçların karaciğere dokunabileceğinin bilinmesi gerekir.</p>

<p><b>Otoimmün hepatitler:</b> İnsanın bağışıklık sisteminde sapma sonucu vücudun kendi dokularını yabancı gibi kabul edip savaşmasından meydana gelen bir klinik tablodur.</p>

<p><b>Doğuştan gelen bazı karaciğer hastalıkları</b>: Karaciğerden bakırın atılamaması (Wilson hastalığı), demirin bağırsaktan çok fazla emilmesi (Hemokromatozis hastalığı) gibi.</p>

<p><b>Alkol:</b> Alkol çok az kullanımda bile karaciğere zarar verebilir.</p>

<p><b>Karaciğerin iltihaplı yağlanması:</b> Kilo fazlalığı olanların yüzde 80’inde karaciğer yağlıdır. Bu kişilerin beşte birinde de karaciğer iltihaplanması vardır.</p>

<p> </p>

<p><b>Hepatit virüsünün beş ana türü bulunuyor</b></p>

<p>Hepatit pek çok sebebe bağlı olarak oluşsa da en yaygın nedenler arasında viral enfeksiyonların yer aldığını kaydeden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Hepatit virüsünün beş ana türü bulunmaktadır: A, B, C, D ve E virüsleridir. Bunlar dışında hepatite neden olan diğer virüsler ise Adenovirüs, Sitomegalovirüs, Epstein-Barr Virüsü ve Herpes Simpleks Virüstür. Dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun karşılaştığı bu heterojen hepatit virüs grubu morfolojileri, vücuda giriş yolları ve patogenezleri açısından farklılıklara sahiptir. Ancak hangi yolla vücuda girerse girsinler, kan yoluyla hedef organ karaciğere ulaşarak iltihaplanma yapabilmektedirler” diye konuştu.</p>

<p><b>Hepatit aşısı olmamak risklerden biri…</b></p>

<p>Hepatite yol açan risk faktörlerinin çevresel, davranışsal veya sağlık sorunları olarak özetlenebileceğini belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Özellikle aşısı olan Hepatit A ve B virüse karşı aşı olmamak önemli bir risk faktörüdür. Bir hepatit virüsü olan Hepatit B ile enfekte bir anneden doğan bebeğe hepatit B immünglobulin ve aşı yapmamak, özellikle fekal-oral bulaşan hepatit A ve E’yi önlemede güvenli olmayan su ürünleri ve sağlıklı gıda tüketmemek diğer önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır” dedi.</p>

<p><b>Toksik ilaçların kontrolsüz tüketimine dikkat!</b></p>

<p>Çok miktarda uzun süre alkol tüketmek  ve toksik ilaçların kontrolsüz tüketilmesinin risk faktörlerinden olduğunu kaydeden Bozkurt, “Özellikle kan ve vücut salgıları ile bulaşan Hepatit B ve C’yi önlemede kullanılmış kontamine iğnelerin veya hepatit virüsleri ile enfekte olmuş kanla kontamine olabilecek diğer nesnelerin sağlık hizmeti alırken kullanılması, kullanılan iğneleri paylaşmak veya hepatit virüsleri ile kontamine olabilecek diğer nesneleri ortak kullanmak da risk faktörleri arasında gelmektedir” diye konuştu.</p>

<p><b>Bazı mesleklerde risk oluşabilir</b></p>

<p>Prof. Dr. Fatma Bozkurt, diğer risk faktörlerini de şöyle sıraladı: “Güvenli olmayan cinsel ilişkiye girerken prezervatif kullanmamak, travmatize seks yapmak veya birden fazla cinsel partnere sahip olmak. Tedbirsiz bir şekilde toksik kimyasallar etrafında çalışmak. Bu tür kimyasallara rutin olarak maruz kalan mesleklere örnek olarak kuru temizlemeciler, boyacılar, sağlık hizmeti sağlayıcıları veya çiftlik çalışanları verilebilir. Bir veya daha fazla hepatit virüsü ile akut veya kronik enfeksiyona sahip olmak. Otoimmün bir bozukluğa sahip olmak.”</p>

<p><b>Kişisel malzemeleri ortak kullananlar risk altında!</b></p>

<p>Hepatit için özellikle bazı risk grupları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Fatma Bozkurt, bu risk gruplarını güvenilir su ve sağlıklı gıda tüketmeyenler, kullanılmış enjektör paylaşımı yapanlar, tıraş bıçağı, diş fırçası gibi kişisel malzemeleri ortak kullananlar, sterilize edilmemiş araçlarla dövme ya da vücut takılarının uygulanmasına maruz kalanlar, güvenli olmayan cinsel ilişkide bulunanlar, korumaya alınmayan kan ve kan ürünlerinin transfüzyonuna maruz kalanlar, sterilize edilmemiş araçlarla tıbbi ya da diş müdahalelerine maruz kalanlar ve hepatit virüsleri ile enfekte anneden doğan bebekler şeklinde sıraladı.</p>

<p> </p>

<p><b>Kişisel hijyen kuralları ve aşılama önlemede etkili oluyor</b></p>

<p>Hepatiti önlemede alınması gereken tedbirlerin yanı sıra takip ve tedavide yapılacak konusunda bilgi veren Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Kişisel hijyen kurallarına uyma, temiz ve güvenli içme suyu kullanımı, uygun kanalizasyon sistemlerinin oluşturulması, alt yapı yetersizliklerinin giderilmesi, aşı uygulamaları ve pasif immünizasyon çeşitli komplikasyonları önlemede faydalı olmaktadır” dedi.</p>

<p><b>Hepatit B aşı ile önlenebilir</b></p>

<p>Kronik viral hepatit ajanı olan Hepatit B virüsüne karşı, bağışıklığı olmayan herkesin aşılanmasının Hepatit B’nin önlenmesinin temel aşaması olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Yine kronik viral hepatitin bir diğer ajanı olan Hepatit C’ye karşı etkili bir aşı yoktur. Bu nedenle HCV enfeksiyonu önlenebilmesi için riskli grupların virüse maruz kalma riski azaltılmalı. Sağlık hizmeti enjeksiyonlarının güvenli ve uygun kullanımı sağlanmalı, sağlık personelleri hijyen ve koruyucu ekipman kullanımı gibi konularda eğitilmelidir. Bağışlanan kan ve kan ürünlerine HBV ve HCV için serolojik testler yapılmalıdır. Doğru ve tutarlı prezervatif kullanımına teşvik edilmelidir. Vücuda yapılacak her türlü kanamalı işlemlerde kullanılan malzemelerin sterilitesine dikkat edilmeli. Bireysel kişisel malzemeler veya kullanılmış enjektör gibi nesnelerin ortak kullanılmaması önerilmelidir” dedi.</p>

<p><b>Takipte olmak önemli</b></p>

<p>Sıklıkla kronik viral hepatite neden olan iki viral ajanın HBV ve HCV olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bunlar günümüzde çok etkili antiviral tedavilerle tedavi edilmektedirler. Hastalık ataklar halinde seyretmesi nedeniyle enfekte kişilerin enfeksiyon hastalıkları veya Gastroenteroloji uzmanlarının takibinde olması, bakım ve tedavi seçenekleri konusunda eğitim ve danışmanlık almaları karaciğer sirozu ve karaciğer kanseri gelişimini önemli ölçüde azaltacaktır” diye konuştu.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Jul 2024 18:42:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/karaciger-yaglanmasi-hepatit-icin-risk-olusturuyor-1722094935.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kelebek hastası kızının tedavi masrafları için yardım bekliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kelebek-hastasi-kizinin-tedavi-masraflari-icin-yardim-bekliyor-12914</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kelebek-hastasi-kizinin-tedavi-masraflari-icin-yardim-bekliyor-12914</guid>
                <description><![CDATA[Halk arasında ’kelebek hastalığı’ olarak bilinen nadir hastalıklardan epidermolysis büllosa hastası 7 yaşındaki Fatma Aydın’ın annesi Gülsüm Aydın, kendilerine uzanacak yardım elini bekliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Elazığ’da yaşayan Gülsüm Aydın’ın 7 yaşındaki kızı Fatma, hayata gözlerini açtığı ilk gün ’kelebek hastalığı’ ile tanıştı. Kesin bir tedavisi olmayan hastalık nedeniyle en küçük bir dokunuşta bile cildinde soyulma ve yaralar oluşan Fatma Aydın, hastalığı nedeniyle yaşıtları gibi koşup oynayamıyor. Ellerinde ve ayaklarında oluşan yaraların sonucunda ayak parmakları birbirine yapışan Aydın, annesinin yardımıyla ellerini kullanmaya başladı. Nadir hastalıkla mücadele eden kızının vücudunda oluşan yaralarını doktor misali sarmaya çalışan ve son zamanlarda zor günlerden geçtiklerini dile getiren anne Aydın, yetkililerden ve iş adamlarından yardım bekliyor.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/25.07.2024/f6f58fe2-9e6d-4996-99d1-2432b5c3fa99.jpg" alt="Kelebek hastası kızının tedavi masrafları için yardım bekliyor" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Jul 2024 01:02:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/kelebek-hastasi-kizinin-tedavi-masraflari-icin-yardim-bekliyor-1721944944.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık ekipleri kansere karşı bilgilendirme çalışmalarını sürdürüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/saglik-ekipleri-kansere-karsi-bilgilendirme-calismalarini-surduruyor-12884</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/saglik-ekipleri-kansere-karsi-bilgilendirme-calismalarini-surduruyor-12884</guid>
                <description><![CDATA[Erzincan’da sağlık ekipleri Ergan Dağında stant açarak kanser hastalığına karşı bilgilendirme faaliyetinde bulundular.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Açılan stantta vatandaşlara broşür dağıtılarak kanser taramaları hakkında bilgilendirme yapılarak KETEM’e davet edildi.</p><br/><p>Sağlık ve Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Funda Demirel, “Sağlıklı Hayat Merkezimizde biz neler yapıyoruz? KETEM’imiz var. Kanser Eğitimi Tarama merkezimiz var. 30 yaş üstü kadınlara başlıyor. Rahim ağzı kanseri taraması yapıyoruz. 40 yaş üstü kadınlarda meme kanseri taraması yapıyoruz. 50 yaş üzeri kadın ve erkeklerde de bağırsak kanseri taraması yapıyoruz. Üreme sağlığı eğitimi veren birimimiz var. Sağlık Hayat Merkezinde diyetisyenimiz var.  Tedavi almak isteyen kişiler bu şekilde başvurabiliyorlar. Fizyoterapistimiz var Sağlıklı Hayat Merkezinde aynı şekilde. Diş hekimlerimiz var. Çocuk gelişimcimiz var. Psikoloğumuz var. Sosyal çalışmacımız var. Direkt kendileri de başvurabilirler. Genelde aile hekimliği üzerinden daha çok yönlendirmeler oluyor. Diyetisyene gelmek isteyenler aile hekimliğinde diyetisyene dedikleri zaman zaten onlar gerekli tetkikleri alıyorlar. Sonrasında bize geliyorlar. KETEM için herhangi bir yönlendirmeye gerek yok. Direk kendileri gelebilir. Fizyoterapistimiz için de aynı şekilde. Direkt kendileri gelebilirler. Bizim yerimiz yeni taşındı. O yüzden bir tık daha hani insanlar karıştırabiliyor. Eski yere gidebiliyorlar. Yunus Emre Mahallesinde Akşemsettin Camisinin hemen arkasındayız. AFAD’ın da arkasına düşüyoruz. Merkezimizden ücretsiz olarak faydalanabilirler.” dedi.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/22.07.2024/75db63e2-8c00-48ca-a20d-946318f7f106.jpg" alt="Sağlık ekipleri kansere karşı bilgilendirme çalışmalarını sürdürüyor" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jul 2024 08:21:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/saglik-ekipleri-kansere-karsi-bilgilendirme-calismalarini-surduruyor-1721625717.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>‘Endoskopik bel fıtığı ameliyatı ile aynı gün taburcu olunabilir’</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/endoskopik-bel-fitigi-ameliyati-ile-ayni-gun-taburcu-olunabilir-12876</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/endoskopik-bel-fitigi-ameliyati-ile-ayni-gun-taburcu-olunabilir-12876</guid>
                <description><![CDATA[Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, “Tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı ile hasta aynı gün taburcu olabilir, kısa bir zaman içinde de iş hayatına dönebilir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Liv Hospital Samsun Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği’nden Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, bel fıtığı hakkında bilgilendirmede bulundu. Bel ve bacak ağrılarının, bel fıtığının en sık görülen belirtileri olduğunun altını çizen Opr. Dr. Ulaş, ancak vücuttaki ağrıların nedeninin kesin olarak bel fıtığı nedeniyle ortaya çıkıp çıkmadığının belirlenebilmesi için röntgen ya da emar (MR) gerekebileceğini vurguladı. Bazı kişilerde hastalığın tedavisi için ameliyat gerekebileceğine dikkat çeken Opr. Dr. Ulaş, tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı ile hastanın aynı gün taburcu olabildiğini, kısa bir zaman içinde de iş hayatına dönebildiğini belirtti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Omurgadaki disklerin yerinden oynaması sonucu fıtık oluşuyor”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Vücudu ayakta tutan omurgamızın çok sayıda kemikten oluştuğunu ifade eden Opr. Dr. Ulaş, “Omurganın esnek olmasını sağlayan ise bu kemikler arasında bulunan disklerdir. Daire şeklindeki bu diskler omurlar arasında yastıklama işlevi görür. Disklerin güçlü, fibröz bir dış kısmı ve jöle benzeri ‘nucleus pulposus’ adında orta kısmı vardır. Bel fıtığı, yastıklama görevi gören ve omurgaya esnekliği veren bu disklerin yerinden oynaması sonucu oluşur. Yerinden oynayan disk, omurilik içinden geçen ve vücudun pek çok noktasına beyinden gelen mesajları ileten sinirlere baskı yapar. Bu baskı sonucunda ise şiddetli ağrılar görülebilir. Disk kayması da denilen bel fıtığı, genellikle omurganın alt kısmında görülmesine karşın omurgada bulunan herhangi bir disk yerinden oynayabilir” şeklinde konuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Bel fıtığı belirtilerine dikkat”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bel fıtığı belirtileri arasında bel, bacak ağrılarının en sık görülen belirtiler olduğunu dile getiren Opr. Dr. Ulaş, “Ancak ağrıların nedeninin kesin olarak bel fıtığı nedeniyle ortaya çıkıp çıkmadığının belirlenebilmesi için röntgen ya da MR gerekebilir. Çünkü bel ağrısı bu bölgede bulunan kas ve bağlardaki başka bir problem (kas zorlanması gibi) nedeniyle de yaşanabilir. Ağrılar: Bel fıtığının neden olduğu ağrılar genellikle şiddetlidir ve kişiyi ağrı kesici almaya zorlayabilir. Ağrılar birden ortaya çıkar ve öksürme, hapşırma gibi ani hareketlerde şiddetlenir. Bu ağrılar düz ve sert bir yüzeye uzanarak hafifletilebilir“ bilgisini verdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Aynı gün taburcu olma imkânı var”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Almanya ve ABD gibi gelişmiş ülkelerde tam endoskopik bel fıtığı ameliyatının yıllardır yapıldığını işaret eden Opr. Dr. Ulaş, uygulanan teknik hakkında şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı, bel bölgesine arkadan (interlaminar) veya yan taraftan (transforaminal) 0,5 cm’lik cilt kesesi ile lokal anestezi altında 4 mm’lik bir endoskop borusu ile girilip, ekrandan cerrahi alan görülerek gerçekleştirilmektedir. Lokal veya epidural anestezi altında yapılan bir işlem olduğundan hasta aynı gün taburcu edilebilmektedir. Ayrıca bel fıtığı ameliyatlarında olduğu gibi kas dokunun sıyrılması ve kemik çıkartılması gibi aşamalar olmadığından hastaların iyileşme, yürüme ve işe dönmesi çok daha hızlı olur. Ameliyattan kısa bir süre sonra hasta yürüyebilir, aynı gün evine gidebilir. Çok kısa bir zaman içinde de işe dönebilir. Tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı, kemik veya kas yapıda herhangi bir bozukluğu olmayan tüm bel fıtığı hastalarına hastanemizde uygulanabilmektedir."</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jul 2024 00:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/endoskopik-bel-fitigi-ameliyati-ile-ayni-gun-taburcu-olunabilir-1721426210.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fatma-Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi’nin resmi açılışı yapıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/fatma-alparslan-erdirencelebi-aile-sagligi-merkezinin-resmi-acilisi-yapildi-12874</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/fatma-alparslan-erdirencelebi-aile-sagligi-merkezinin-resmi-acilisi-yapildi-12874</guid>
                <description><![CDATA[Fatma-Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi’nin resmi açılışı yapıldı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Selçuklu’ya sağlık alanında birçok eser kazandıran Selçuklu Belediyesi bu alanda öncülük etmeye devam ediyor. Bu çerçevede önemli bir iş birliğine imza atan Selçuklu Belediyesi arsa tahsisini yaptığı Fatma- Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışını diğer paydaşlar olan Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve iş insanı Muammer Erdirençelebi ile birlikte gerçekleştirdi.</p><br/><br/><p>“İlçe sakinlerimizin sağlık hizmetine kolay erişimi bizim için önemli”</p><br/><p>Türkiye’de ve Konya’da sağlık alanında standartların çok yükseldiğini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Özellikle Sağlık Bakanlığımızın yaptığı yatırımlarla bütün şehirlerimizde, bütün illerimizde başta Şehir Hastanelerimiz olmak üzere çok yüksek standartta bir sağlık hizmetini tüm vatandaşlarımıza ülke olarak şu anda veriyoruz. Ama Türkiye’deki sağlık standartlarının yükselmesiyle birlikte Konya’mızda artık çok daha farklı bir noktaya gelmiş durumdayız. Ben özellikle il sağlık müdürümüze, tüm ekibine, ilçe sağlık müdürlerimize bu konuda teşekkür ediyorum. Hakikaten sağlık bakanlığımızın yaptığı çalışmaların üstüne ne koyabiliriz diye her gün mücadele ediyorlar, her gün farklı bir alanda bizlerle birlikte oluyorlar ve bu güzel eserler de ortaya çıkıyor. Konya’mızda başta şehir hastanemiz olmak üzere tıp fakültesi hastanelerimiz, Numune Hastanemiz, diğer sağlık tesislerimiz hakikaten beş yıldızlı bir sağlık hizmetini tüm hemşerilerimize ulaştırıyorlar. Biz de tabii belediyeler olarak tüm hemşerilerimizin. Talepleri, istekleri, beklentileri noktasında özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinin en nitelikli, en kaliteli bir şekilde vatandaşlarımıza ulaşması noktasında yine il sağlık müdürlüğümüzle, ilçe sağlık müdürlüğümüzle ve hayırseverlerimizle birlikte elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bugün Parsana Mahallemizde çok güzel bir tesisin açılışını yapıyoruz. Burada Parsana muhtarımızın da çok büyük emekleri var ben kendisine özellikle buradan teşekkür etmek istiyorum çünkü muhtarlığın ilk günlerinden itibaren bu konuda çok büyük bir çaba sarf etti. Aile Sağlığı Merkezi’nin yapımıyla ilgili süreçleri, izin süreçlerini takip etti. Hem de arsa temin noktasında bizimle sürekli temas halindeydi. Sonra da hayırseverimizle bu güzel tesisin gerçekleşmesi için gerekli irtibatları kurdu. Çok güzel bir tesis olmuş, güzel bir bina olmuş, örnek bir bina olmuş. Hayırseverimiz işi en güzel şekilde tamamlamış. Burada inşallah Parsana mahallemize uzun yıllar bu bina aile sağlığı merkezi olarak hizmet verecek. Hiç kimse herhangi bir şekilde hastanelerimize muhtaç olmasın ancak aile sağlığı merkezlerimiz tüm hemşehrilerimizin özellikle sağlıklı yaşayabilmeleri için de özel bir çalışmayı yürütüyor ve hem hastalarımıza hizmet veriyor hem de koruyucu sağlık hizmetleri noktasında da önemli çalışmalar yapıyorlar. Ben bütün hemşehrilerimize bütün vatandaşlarımıza sağlıklı sıhhatli günler diliyorum. Bu tesisin Selçuklumuza, mahallemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Tüm emeği geçenlere, hayırseverimize, muhtarımıza, iyi sağlık müdürümüze, bütün emeği geçen mimarından, mühendisine, yapımda görev alan tüm ekip arkadaşlarına varıncaya kadar herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.</p><br/><p>Bir hayır hizmetinin açılışını gerçekleştirdiklerini ifade eden AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, Konya’nın güzel bir iş birliği modeli geliştirdiğini belirtti. Angı, açılışı yapılan Fatma-Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi’nin hayırlara vesile olmasını diledi.</p><br/><p>Sağlık hizmetlerinde kalite kadar erişilebilirliğin de önemli olduğunu vurgulayan Konya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Koç, Konya olarak sağlık altyapısını bakanlığın nezaretinde; il sağlık müdürlüğü, belediyeler ve hayırseverlerinin desteği ile çok yüksek yerlere geldiğine şahitlik ettiklerini söyledi.</p><br/><p>Hayırsever Muammer Erdirençelebi ise yapılan hizmetin bir çok insana hayırlara vesile olmasını temenni etti.</p><br/><p>Dualarla gerçekleştirilen Fatma-Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışı sonrasında protokol üyeleri tesisi gezdi. Açılışa, AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Selçuklu Kaymakamı Eflatun Can Tortop, Konya İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç, hayırsever Erdirençelebi ailesi, meclis üyeleri ve vatandaşlar katıldı.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.07.2024/0cb86a93-5870-4209-8ad1-4e70ff19f8f0.jpg" alt="Fatma-Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi’nin resmi açılışı yapıldı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.07.2024/f76d8e6e-d7e9-4d4e-8761-20356e9f0818.jpg" alt="Fatma-Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi’nin resmi açılışı yapıldı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.07.2024/7d990be3-5302-4e6e-a889-8d7c908520bf.jpg" alt="Fatma-Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi’nin resmi açılışı yapıldı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.07.2024/64eac07d-3b70-4e14-871b-c4be35e054ba.jpg" alt="Fatma-Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi’nin resmi açılışı yapıldı" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jul 2024 00:56:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/fatma-alparslan-erdirencelebi-aile-sagligi-merkezinin-resmi-acilisi-yapildi-1721426174.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erzurum’da 229 işletmeye denetim</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/erzurumda-229-isletmeye-denetim-12836</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/erzurumda-229-isletmeye-denetim-12836</guid>
                <description><![CDATA[Erzurum’da yapılan denetimlerde 229 üretim yapan işletmeye 116 bin 936 lira ceza kesildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Erzurum Valiliği tarafından yapılan açıklamada; “Yem, gıda ve gıda ile temas eden madde, malzeme üreten işletmelere yönelik 12-19 Temmuz 2024 tarihleri arasında yapılan toplam 229 denetim kapsamında; olumsuzluk tespit edilen hususlarda ilgili işletmelere 116.936 TL tutarında 4 idari yaptırım uygulanmıştır. Analize dayalı yapılan çalışmalarda 3 adet numune alınmıştır. Tüketicilerin her an ulaşabilecekleri “Alo 174 Gıda Hattı” ile 7/24 gıda kontrolümüzde.” denildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jul 2024 00:49:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/erzurumda-229-isletmeye-denetim-1721425757.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanı uyardı: Sıcak havalar hastanelerde artışa neden oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/uzmani-uyardi-sicak-havalar-hastanelerde-artisa-neden-oldu-12825</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/uzmani-uyardi-sicak-havalar-hastanelerde-artisa-neden-oldu-12825</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanı uyardı: Sıcak havalar hastanelerde artışa neden oldu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Meteoroloji 15. Bölge Müdürlüğü’nün hava sıcaklığında 3 ila 5 derece artış olacağını duyurduğu kentlerden biri olan Şırnak’ta Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Volkan Burak Taban, özellikle kronik rahatsızlığı olan vatandaşların bol su tüketerek, 11.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkmamalarını önerdi. Hastalarında özellikle sıcaklıkla beraber kronik hastalığı olanlarda zorlanma gördüklerini belirten Dr. Taban, özellikle kalp, tansiyon hastaları, daha önce geçirilmiş baypas ameliyatı olan kalp hastaları, kronik hastalığı bulunan hastaların dışarıda çok fazla zaman geçirmemesi gerektiğinin altını çizdi. Hava sıcaklığı nedeniyle vücutta sıvı kaybına bağlı olarak damarın içerisindeki sıvı hacmi azaldığı için damarın içerisinin pekmez kıvamına geldiğini, bu nedenle vatandaşların mutlaka bol sıvı tüketerek dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Dr. Taban, “Havanın sıcaklığına bağlı olarak tansiyonlarda oynamalar, düşmeler, yükselmeler olabilir. Damar sağlığı açısından da çok sıcak durumlarda vücudumuzda yoğun oranlı terleme oluyor. Terleme ile beraber hem hissettiğimiz, hem hissetmediğimiz terlemelerin miktarı artıyor ve vücutta sıvı kaybı oluşuyor. Vücutta sıvı kaybına bağlı olarak damarın içerisindeki sıvı hacmi azaldığı için damarın içerisi adeta bir pekmez kıvamında yapışkanlı viskositesi artıyor ve pıhtılaşma özellikle bu aylarda çok fazla gözüküyor. Bu yüzden hastalarımıza özellikle bolca sıvı tüketmelerini tavsiye ediyoruz" dedi.</p><br/><p>"Hareketsiz kalmamalarını, bacak damarlarını özellikle arada bir hareket ettirmelerini, uzun süre sabit bir şekilde çalışan hastalarımızın, vatandaşlarımızın özellikle ayaklarını ara ara dinlendirmeleri ve yürüyüş yapmaları gebe hastalarımız için çok önemli" diyen Dr. Taban, "Gebe hastalarımızın mutlaka sıvı tüketimine dikkat etmeleri, bu sıcaklarda sıvı tüketimini bir miktar arttırmaları ve özellikle hareketsiz kalmamaları çok önemli. Çünkü bizim de şu an servislerimizde takip ettiğimiz birden fazla damar tıkanıklığı hastası ve aynı zamanda damar pıhtılaşması olmaya başladı. Bu ortak özellikleri sıvı tüketimlerinin az olması. Buna dikkat edilmesi lazım” ifadelerini kullandı.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.07.2024/895db659-673b-4008-bada-84c314a21634.jpg" alt="Uzmanı uyardı: Sıcak havalar hastanelerde artışa neden oldu" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.07.2024/c814ad28-5e11-487a-8782-af475601f5b1.jpg" alt="Uzmanı uyardı: Sıcak havalar hastanelerde artışa neden oldu" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.07.2024/f3f64eac-0631-4138-a467-27c5b44cb02f.jpg" alt="Uzmanı uyardı: Sıcak havalar hastanelerde artışa neden oldu" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jul 2024 00:47:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/uzmani-uyardi-sicak-havalar-hastanelerde-artisa-neden-oldu-1721425659.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hava ambulansı 4 aylık Yiğit için havalandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/hava-ambulansi-4-aylik-yigit-icin-havalandi-12822</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/hava-ambulansi-4-aylik-yigit-icin-havalandi-12822</guid>
                <description><![CDATA[Bartın’da gece yüksek ateş nedeniyle hastaneye getirilen ve menenjit riski bulunan 4 aylık Yiğit Özen, Sağlık Bakanlığı’na ait hava ambulansı ile Ankara’ya sevk edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Bartın’da yaşayan Gamze ve Halil Özen çifti, 4 aylık bebekleri Yiğit’i huzursuz olması ve ateşi bulunması nedeniyle devlet hastanesine götürdü. Gece hastaneye yatışı yapılan Yiğit bebeğin yapılan tüm müdahalelere rağmen ateşi düşürülemedi. Tam donanımlı bir çocuk hastanesine nakledilmesi kararı verilen Yiğit bebek için Sağlık Bakanlığı devreye girdi. Devlet hastanesinden ambulansla karayolları bahçesinde bulunan helikopter pistine getirilen Yiğit bebek, helikopterle Ankara’daki Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.</p><br/><p>Yiğit bebeğin 3 ay erken doğduğu öğrenilirken, anne Gamze Özen helikoptere bindirilen bebeğini bir an olsun yalnız bırakmadı. Gamze ve Halil Özen, helikopterin havalanmasının ardından karayolu ile Ankara’ya hareket etti</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.07.2024/ab379aac-41b2-4b3b-9123-35a7ca9e7c6b.jpg" alt="Hava ambulansı 4 aylık Yiğit için havalandı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.07.2024/dea6d6ed-a5cd-4555-82f1-4af82052e123.jpg" alt="Hava ambulansı 4 aylık Yiğit için havalandı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.07.2024/7d53b82e-f410-46fd-ada4-22b6e0e3ce0c.jpg" alt="Hava ambulansı 4 aylık Yiğit için havalandı" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jul 2024 00:46:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/hava-ambulansi-4-aylik-yigit-icin-havalandi-1721425610.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aksaray Belediyesi zabıta ekipleri fırınları denetliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/aksaray-belediyesi-zabita-ekipleri-firinlari-denetliyor-12756</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/aksaray-belediyesi-zabita-ekipleri-firinlari-denetliyor-12756</guid>
                <description><![CDATA[Aksaray Belediyesi zabıta ekipleri fırınları denetliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Sabahın erken saatlerinde başlayan denetimlerde zabıta ekipleri fırınlarda hijyen çeçevesinde baştan sona inceledi. İşletmelerde kullanılan malzemelerin saklama şartlarında, ürünlerin hijyenik sunumuna, personelin el temizliği ve giyim düzeninden, çalışma ortamının genel temizliğine kadar pek çok detay kontrol edildi. Ayrıca fırınlara ait çalışma izin belgeleri ve gıda güvenliği sertifikaları da detaylı bir şekilde incelendi.</p><br/><p>Aksaray Belediye Başkanı Evren Dinçer, denetimlerin amacının halk sağlığını korumak ve vatandaşların güvenle gıda tüketebilmelerini sağlamak olduğunu vurguladı.</p><br/><p>Başkan Dinçer, "Halkımızın güvenliği ve sağlığı bizim için en öncelikli konudur. Bu kapsamda düzenlediğimiz denetimlerle işletmelerin hijyen standartlarına uyup uymadığını yakından takip ediyoruz. Vatandaşlarımızın, ekmek ve diğer fırın ürünlerini sağlıklı bir şekilde tüketebilmeleri için gerekli önlemleri alıyoruz" şeklinde konuştu.</p><br/><p>Denetimlerde herhangi bir olumsuzlukla karşılaşılmadığı ve işletmelerin genel olarak hijyen kurallarına uygun hareket ettiği belirtildi. Zabıta ekipleri, bu tür denetimlerini düzenli olarak sürdüreceklerini ve gıda güvenliği konusundaki hassasiyetlerini koruyacaklarını vurguladı. Halk sağlığını korumak adına il genelindeki denetimlerini periyodik olarak gerçekleştireceklerini ve işletmelerin gıda güvenliği standartlarına uyumunu sağlamak için kararlılıkla çalışacaklarını belirtti.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.07.2024/4f82e3b4-8c2f-4859-8e9f-c8d5fe7d6a5d.jpg" alt="Aksaray Belediyesi zabıta ekipleri fırınları denetliyor" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.07.2024/01c4293c-6095-4b22-a8fb-93650bc95c1f.jpg" alt="Aksaray Belediyesi zabıta ekipleri fırınları denetliyor" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.07.2024/6497e353-284e-439e-a188-4a0f14cd043b.jpg" alt="Aksaray Belediyesi zabıta ekipleri fırınları denetliyor" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.07.2024/e6aa2f51-dfe9-440a-a1c9-bc5d32feb9ab.jpg" alt="Aksaray Belediyesi zabıta ekipleri fırınları denetliyor" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jul 2024 00:35:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/aksaray-belediyesi-zabita-ekipleri-firinlari-denetliyor-1721424930.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maseter botoks tedavisi yüzleri güldürüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/maseter-botoks-tedavisi-yuzleri-gulduruyor-12701</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/maseter-botoks-tedavisi-yuzleri-gulduruyor-12701</guid>
                <description><![CDATA[Maseter botoks tedavisi yüzleri güldürüyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Merkezde tedaviyi yürüten Diş Hekimi Jale Demir, dental botoks tedavisinin insan sağlığı için önemini vurgularken, çoğu kişinin bu uygulamayı kozmetik bir işlem olarak bildiğini, ancak dental botoks tedavisinin bozulan çene yapısını geri kazandırmanın yanı sıra diş sıkma, diş gıcırdatma ve artan çene ağrıları gibi şikayetleri de ortadan kaldırdığını ifade etti.</p><br/><p>Diş Hekimi Jale Demir, dental botoks tedavisinin ilde sadece Düzce Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde yapıldığını hatırlatarak, diş sıkma, uykuda diş gıcırdatma ve nöropatik çene ağrıları şikayetleri yaşayan kişilerin merkeze başvurabileceklerini söyledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jul 2024 00:24:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/maseter-botoks-tedavisi-yuzleri-gulduruyor-1721424269.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ambulansların durumu gözden geçirildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/ambulanslarin-durumu-gozden-gecirildi-12573</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/ambulanslarin-durumu-gozden-gecirildi-12573</guid>
                <description><![CDATA[Erzincan’da İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin başkanlığında “Ambulans Bakım Onarım Durumları “ hakkında toplantı yapıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Toplantıya Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Gülşah Taş, Destek Hizmetleri Başkanı Dr. Taner Kösetürk, Başkan Yardımcısı Dr. Hacı Osman Yılmaz, İl Ambulans Servisi Başhekimi Dr. Furkan Meral ve 112 Ambulans Servisi Başhekimliği bünyesinde görev yapan teknik ekip katıldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Jul 2024 17:09:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/ambulanslarin-durumu-gozden-gecirildi-1721225377.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sivrihisar Devlet Hastanesi D rol grubundan C rol grubuna yükseltildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/sivrihisar-devlet-hastanesi-d-rol-grubundan-c-rol-grubuna-yukseltildi-12492</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/sivrihisar-devlet-hastanesi-d-rol-grubundan-c-rol-grubuna-yukseltildi-12492</guid>
                <description><![CDATA[Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, yapımı süren Sivrihisar Devlet Hastanesi ek binasının Sağlık Bakanlığı’nca daha iyi hizmet vermesi için D rol grubundan C rol grubuna yükseltildiği duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, inşası devam eden 40 Yataklı Sivrihisar Devlet Hastanesi ek binası hakkında yeni bilgiler paylaştı. Müdür Yaşar Bildirici, Sivrihisar Devlet Hastanesi’nin Sağlık Bakanlığı’nca D rol grubundan C rol grubuna yükseltildiği müjdesini verdi. Bu gelişme ile sağlık insan gücü mevcudunun, modern tıbbi donanımın, hizmet sunum kapasitesinin, sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesinin arttırılması amaçlanıyor.</p><br/><p>"D rol grubundan C rol grubuna yükseltilmiştir"</p><br/><p>Sivrihisar Devlet Hastanesi ek binası hakkında Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici şöyle konuştu;</p><br/><p>“Müdürlüğümüze bağlı Sivrihisar Devlet Hastanesi’nin 2 bin 813 metrekare kapalı alana inşa edilen ve kısa süre içerisinde tamamlanması planlanan 40 yataklı yeni hizmet binası yapımı hızla devam ederken yeni bir müjde geldi. Müdürlüğümüzün talebi, Sağlık Bakanlığımızın desteği ve onayı ile Sivrihisar Devlet Hastanesi D rol grubundan C rol grubuna yükseltilmiştir. Bu gelişme, Sivrihisar Devlet Hastanemizde sağlık insan gücü mevcudunun, modern tıbbi donanımın, hizmet sunum kapasitesinin, sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesinin arttırılmasını sağlamasının yanı sıra, ilçe halkımızın sağlık hizmetlerine daha kolay erişim imkânını da mümkün kılacaktır. Bu sayede vatandaşlarımızın tıbbi bakım ve tedavilerini mümkün olduğu ölçüde bulunduğu sağlık bölgesi içerisinde alması sağlanarak, farklı il ve ilçe hastanelerine sevk edilme ihtiyacını azaltacak, sağlık alanında daha modern şartlarda hizmet verilecektir. Sivrihisar ilçemize ve Sivrihisarlı hemşerilerimize hayırlı olmasını dileriz.”</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/13.07.2024/da806c58-8a4d-42a8-bf8c-2fe81e7986e6.jpg" alt="Sivrihisar Devlet Hastanesi D rol grubundan C rol grubuna yükseltildi" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/13.07.2024/ec8a2a3b-dcf5-48cb-98a6-0f05b4dc23c9.jpg" alt="Sivrihisar Devlet Hastanesi D rol grubundan C rol grubuna yükseltildi" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jul 2024 15:32:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/sivrihisar-devlet-hastanesi-d-rol-grubundan-c-rol-grubuna-yukseltildi-1720873926.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumartesi günü ‘Gönüllü tedavi’</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/cumartesi-gunu-gonullu-tedavi-12457</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/cumartesi-gunu-gonullu-tedavi-12457</guid>
                <description><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nde, Gastroenteroloji Endoskopi Ünitesi Cumartesi günleri de sağlık hizmeti vermeye başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Özellikle yaz aylarında tatilcilerin ve şehir dışındaki çay üreticilerinin Rize’ye gelmesiyle şehirde yoğun bir insan trafiği oluştu. Hal böyleyken yaz mevsiminde artan nüfustan kaynaklı olarak hastanelerde dolup taşmaya başladı. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) ise bu durumun önüne geçebilmek için yeni bir uygulamaya imza attı. Eğitim Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Endoskopi Ünitesi gönüllü doktorlar sayesinde artık cumartesi günleri de hastalara sağlık hizmeti sunmaya başladı. Uygulama, özellikle yaz döneminde yaşanan endoskopik randevu talebi yoğunluğunu ortadan kaldırmak amacıyla başlatıldı.</p><br/><p>RTEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Yılmaz’ın fikri ve yönlendirmesi sonucunda, cumartesi günleri hastalara gönüllü olarak hizmet verdiklerini ifade eden Uzm. Dr. Çağlayan Keklikkıran, yaşlı nüfusun çok olduğu iller arasında bulunan Rize’de endoskopik taleplerin arttığını belirterek, “Cumartesi günleri yoğunluk dönemi içerisini kapsayacak şekilde gönüllü olarak endoskopi işlemlerinde hizmet veriyoruz. Bu durumun, vatandaşlarımızdan gelen randevu taleplerini rahatlatacağını, sunduğumuz hizmetin kalitesini artıracağını düşünmekteyiz” dedi.</p><br/><p>Vatandaşlar ise fedakârlıkla sunulan sağlık hizmetinden son derece memnun olduklarını ifade ettiler.</p><br/><p>21 yaşındaki oğlu için hastanede olan Muhsin Acar, “Cumartesi gününe randevu verdiler bize. Çok şaşırdık. Normalde Cumartesi günleri hastane için izin günü ama bizi çağırdılar. Bu uygulama çok memnunluk verici. Böyle bir şey olmasından ok memnunuz, bizim için bir avantajdır” ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Tedavi olan annesini bekleyen Hilal Korkmaz isimli kız çocuğu ise “Normalde Cumartesi ve Pazar günleri hastane açık olmuyor. Bu uygulama bence çok iyi oldu. Bu çok işimize yaradı. Çünkü eğer hastaysak Cumartesi - Pazar günleri de muayene olma şansımız oluyor” dedi.</p><br/><p>Harun Kolcu isimli hastada yoğunluğun azaltılması için güzel bir uygulama olduğunun altını çizerek “Benim idrarla ilgili sıkıntılarım vardı ama daha sonra başka şeyler de çıktı ortaya. Gastroenteroloji’ye geldik. Doktor biraz acil deyinde bende sekreter arkadaşa ilettim o da hemen Cumartesi gününe verdi randevuyu. Bu çok iyi bir uygulama. Hastanenin hasta yoğunluğunun önüne geçeceği kanaatindeyim” şeklinde konuştu.</p><br/><p>Hafta sonuna gün verilmesine il başta inanamadıklarını ancak hastaneye geldiklerinde gerçekten tedavi olabileceklerini görünce şaşırdıklarını kaydeden Emrah Erol isimli hasta ise “Mide üst kapağında sorunlarım vardı. Gastroenteroloji’ye gittiğimde sıra almam gerektiğini söylediler. Doktor beyin yanına gittim ve 1 hafta sonraya gün verdiler. Bir anda bir telefon geldi ve Cumartesi hafta sonu olmasına rağmen bizi endoskopiye istediler. Önce inanmadık Cumartesi günü açık olmaz diye düşündük. Geldik baktık ki güzel bir hizmet, hastalar yoğun değil. Hafta içerisinde dışarısı tıklım tıklımdı ama şimdi öyle değil. Herkes rahat bir şekilde kontrolünü oluyor” dedi.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/13.07.2024/c393a55f-74e2-4198-a0d2-cf0b3017d34a.jpg" alt="Cumartesi günü ‘Gönüllü tedavi’" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/13.07.2024/f2756da0-efa8-4c99-88fd-4c64300fc290.jpg" alt="Cumartesi günü ‘Gönüllü tedavi’" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/13.07.2024/aff55521-0696-4e2e-b453-523b27db2c80.jpg" alt="Cumartesi günü ‘Gönüllü tedavi’" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jul 2024 15:23:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/cumartesi-gunu-gonullu-tedavi-1720873391.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kısa süreli yoğun detokslar karaciğere zarar veriyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kisa-sureli-yogun-detokslar-karacigere-zarar-veriyor-12417</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kisa-sureli-yogun-detokslar-karacigere-zarar-veriyor-12417</guid>
                <description><![CDATA[Kısa süreli yoğun detokslar karaciğere zarar veriyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, karaciğer sağlığına olumlu ve olumsuz etkisi olan beslenme alışkanlıklarından bahsetti.</p>

<p><strong>Her şeyin fazlası zarar </strong></p>

<p>Gıdaların ince bağırsaklarda sindirim ve emiliminden sonra kan yoluyla ulaştığı karaciğerin, kan kimyasının düzenlenmesinde ve vücut beslenme dengesinin korunmasında son derece önemli bir role sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Vücudun en büyük organı olan ve yaşamsal fonksiyonlarımızı sağlayan karaciğerin sağlığı, doğal olarak bizim sağlığımızdır.” dedi.</p>

<p>Karaciğer sağlığı açısından en zararlı yiyecek ve içeceklerin başında alkolün geldiğini hatırlatan Prof. Dr. Atamer, zararlı olan diğer yiyecekleri de şöyle sıraladı:</p>

<p>“Her şeyin fazlası zarardır. Özellikle katı yağ yani doymuş yağ içeren gıdalar, kızartılmış yiyecekler, aşırı şeker, yüksek miktarda fruktoz ve mısır şurubu içeren gıdalar, rafine gıdalar ve paketlenmiş gıdaların tüketilmesi karaciğere zarar verir. Günümüzde trans yağ içeren fast food gıdaların tüketiminin artmış olması, karaciğer yağlanmasına neden olur ve dolayısıyla karaciğere zarar verir. Ekmek, unlu gıdalar, tahıllar, makarna, pilav, patates kızartması, yağlı etler ve şekerli içecekler tüketilebilir ancak dozunda ve sınırlı olmalı.”</p>

<p><strong>Karaciğer dostu besinlere tabağınızda yer açın </strong></p>

<p>Karaciğer dostu besinlere de değinen Prof. Dr. Aytaç Atamer, listenin başında enginar bulunduğunu söyledi. Enginarın yapısında bulunan sinarin adlı bileşenin karaciğeri yenilediğine ve safra kesesi yollarının çalışmasını düzenlediğine değinen Prof. Dr. Atamer şöyle devam etti:</p>

<p>“Üzüm hem kendisi hem de çekirdeği ile karaciğer sağlığı açısından son derece faydalıdır. Güzellik ve sağlık alanında son derece popüler bir meyve olan avokado içerdiği galaktozamin ile karaciğer sağlığı için yararlıdır. Baklagiller ve kuruyemişler, karaciğerde bulunan zararlı toksinleri temizler. Yoğurdun hem mideye hem de karaciğere inanılmaz faydaları vardır. Turpgillerden karnabahar, lahana, brokoli ölçülü olarak her gün tüketildiğinde karaciğerin detoksunu sağlar. Bunun dışında sarımsak hem doğal antibiyotik hem de enflamasyon giderici etkiye sahiptir. Elma, yüksek posa içeriği ve içerdiği pektin ile karaciğer yağlanmasına iyi gelir. Greyfurt da tercih edilmelidir. Bunların yanı sıra yeşil çay ve günde 2-3 bardak kahve de karaciğerin dostu olan besinler grubunda sayılabilir. Bunun dışında bol su tüketilmeli ve fiziksel egzersizlerden de uzak durulmamalıdır. Zeytinyağı ile yapılmış sebze yemekleri, balık, salata, kuru baklagiller, turp, lahana, kara lahana, brüksel lahanası, karnabahar, brokoli, roka, tere, kırmızı pancar, havuç ve sarımsak karaciğerin dostu olan besinlerdir.”</p>

<p><strong>Kısa süreli detoks programları yerine sağlıklı beslenme rutini oluşturmak gerekir </strong></p>

<p>Halk arasında ‘40 enginar ye karaciğerin temizlensin’ görüşünün gerçeği yansıtmadığını ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, aksine hurafeden ibaret olan bu tarz inançların karaciğere zarar verdiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Atamer, aynı tür gıdayı bol miktarda tüketmenin tek yönlü beslenmeye neden olduğunu, bunun da karaciğer üzerinde daha toksik etkiler ortaya çıkardığının altını çizdi. </p>

<p>Detoks denilen toksifikasyon işlemlerinden de bahseden Prof. Dr. Aytaç Atamer sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Yediğimiz ve ağzımıza attığımız her gıda ile beraber vücut fabrikası çalışmaya başlar, oksidasyon oluşur ve oksidan maddeler açığa çıkar. Vücudumuzda doğal olarak bulunan antioksidanlar yemekle beraber ortaya çıkan oksidan maddeleri nötralize eder ve bunları temizler. Bu nedenle günlük hayatımızda sürekli olarak detoks olur. Önemli olan bu antioksidan kapasiteyi artırmaktır. Doğal olarak bulunan antioksidanların dışında, sağlıklı beslenme ve yukarıda bahsettiğimiz gıdaların tüketilmesi neticesinde antioksidan kapasite artar. Fakat günümüzde insanlar, kısa süreli yoğun detoks yapıyor ve bu durumun faydalı olduğunu zannediyor. Tam tersine yoğun bir programa girmek karaciğeri zorlar. Bu nedenle her gün doğal ve sağlıklı beslenmek, fazla kilolardan uzak durmak, alkol ve özellikle sigaradan uzak durmak, yeterli ve bol miktarda sıvı almak ve egzersiz yapmak, düzenli ve sağlıklı bir detoks sağlar. </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jul 2024 15:12:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/kisa-sureli-yogun-detokslar-karacigere-zarar-veriyor-1720872740.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tek seansta 3 farklı ameliyat oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/tek-seansta-3-farkli-ameliyat-oldu-12393</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/tek-seansta-3-farkli-ameliyat-oldu-12393</guid>
                <description><![CDATA[Tek seansta 3 farklı ameliyat oldu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>İzmir’de yaşayan Emekli Tütün Teknoloji Mühendisi Mehmet Halil Kadınkız’a geçen yıl kolon kanseri tanısı koyuldu. 4. evre kolon kanseri tanısı alan, karaciğerinde metastaz tespit edilen Kadınkız, tedavi için Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi’ne başvurdu. Kadınkız’ın durumu tümör konseyinde ele alındı ve konsey kararıyla önce kemoterapi başlandı. Medikal Onkolog Doç. Dr. Gürbüz Görümlü’nün takibinde kemoterapi gören hastanın tedavisi sürerken, tümör bağırsağını tıkadı. Bunun üzerine Kadınkız tedavisi sona ermeden acil ameliyata alındı. Kadınkız, Acıbadem Kent Hastanesi’nde genel cerrahi profesörü Dr. Cem Terzi tarafından ameliyat edildi, kolondaki tümör çıkarıldı, kolostomi denilen işlem yapıldı. Ardından tekrar kemoterapi başladı, tedavi sürerken karaciğerdeki bir tümörde büyüme tespit edildi. Bunun üzerine Kadınkız’ın durumu tekrar tümör konseyinde görüşüldü ve konsey ameliyat kararı aldı. Hem kolostominin kapatılması hem de karaciğerdeki metastazların çıkarılması için tek seansta 3 ameliyat yapılması planlandı. Ameliyata genel cerrahlar Prof. Dr. Emre Canda, Prof. Dr. Murat Kılıç ve girişimsel radyoloji uzmanı Doç. Dr. Mir Ali Purbager girdi. Ameliyatta ilk olarak Prof. Dr. Canda stoma ile birlikte ilk operasyon sonrasında gelişen fıtığı kapattı. Prof. Dr. Canda’dan sonra Prof. Dr. Kılıç karaciğerdeki en büyüğü 2.4 cm. çapında 4 kitleyi çıkardı.</p><br/><br/><p>Mikrodalga ablasyon yöntemi uygulandı</p><br/><p>Ameliyat öncesinde çekilen PET tetkikinde karaciğerde cerrahiye uygun olmayan 8 metastaz tespit edildiğini, ancak ameliyat sırasında bu durumun değiştiğini belirten Doç. Dr. Purpager, “Biz karaciğerdeki 8 lezyona mikrodalga ablasyonu ile müdahale edecektik. Ancak ameliyat sırasında çekilen intraoperatifultrason görüntüsünde karaciğerde 30 lezyon tespit ettik. Bu 30 kitleye de mikrodalga ablasyon yöntemiyle açık cerrahi sırasında müdahale ettik. Mikrodalga ablasyon yönteminde doku içine elektromanyetik dalgalar gönderilir. Bu dalgalar dokuda bulunan su moleküllerini yine dalgalar şeklinde hareket ettirir ve bu moleküllerin sürtünmesiyle ortalama 80-100 derece arasında ısı oluşur. Oluşan ısı, tıpkı radyofrekansta olduğu gibi, iğnenin çevresindeki yaklaşık 3 cm çapındaki bir alanda doku ölümüne yol açar. Bu müdahalenin sonucunda hastamızın karaciğerindeki tüm metastazlar yok edildi. Yani hastamızın vücudunda tümör ve metastaz yoluyla oluşan kitleler kalmadı. Hastanın ameliyatı 9 saat sürdü” açıklamasında bulundu.</p><br/><br/><p>“Bir seansta 3 ameliyat yaptık”</p><br/><p>Ekip çalışmasıyla aynı seansta üç farklı tedaviyi gerçekleştirdiklerini vurgulayan Doç. Dr Purpager, “Bu vakanın bir başka özelliğinin de mikrodalga ablasyon yöntemiyle müdahale edilen lezyon sayısının normalden çok olması. Bu yöntemde genelde 5-6 lezyona müdahale edilir. Ancak bu hastamızın ameliyat sırasındaki tablosu farklı çıkınca bizim müdahale ettiğimiz lezyon sayısı 30 oldu ve bu yöntemin uygulandığı en yüksek sayıdaki vaka oldu” dedi.</p><br/><p>Öte yandan, son bir yılını hastalıkla mücadelede geçiren Mehmet Halil Kadınkız, “Zor günlerdi, geride kaldı. Bu zor günleri geride bırakmayı da doktorlarıma borçluyum. Hepsine ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Umarım bundan sonra her şey yolunda gider ve kötü bir sürpriz yaşamam” diye konuştu.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/12.07.2024/0485e235-9fb6-4df5-b181-cefab5c6ad08.jpg" alt="Tek seansta 3 farklı ameliyat oldu" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/12.07.2024/17514b6b-f8cf-47da-9063-b9613dbc8e7c.jpg" alt="Tek seansta 3 farklı ameliyat oldu" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jul 2024 09:25:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/tek-seansta-3-farkli-ameliyat-oldu-1720765511.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Renkli ve göz alıcı içeceklere kanmayın, çocuğunuzun diş sağlığını tehlikeye atmayın!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/renkli-ve-goz-alici-iceceklere-kanmayin-cocugunuzun-dis-sagligini-tehlikeye-atmayin-12340</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/renkli-ve-goz-alici-iceceklere-kanmayin-cocugunuzun-dis-sagligini-tehlikeye-atmayin-12340</guid>
                <description><![CDATA[Renkli ve göz alıcı içeceklere kanmayın, çocuğunuzun diş sağlığını tehlikeye atmayın!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“Dondurma, milkshake, frozen gibi aşina olduğumuz yiyecek ve içeceklere rağbet sıcaklıklarla paralel olarak artarken, Türkçeye inci çayı veya baloncuklu çay olarak geçen ‘bubble tea’ gibi popülerleşen, rengarenk görüntüsüyle çocukların gönlüne taht kuran soğuk içeceklere de değinmekte fayda var.” açıklamasında bulunan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>bu içeceklerin dişte meydana getirebileceği olumsuz durumlar noktasında önemli açıklamalarda bulundu. </p>

<p><strong> </strong></p>

<p>Baloncuklu çayların temelini, beyaz ya da siyah çay oluşturduğunu ifade eden <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir </strong>şunları söyledi: “Genellikle soğuk veya buzlu içilen baloncuklu çaylar, içine çeşitli şuruplar, süt, şeker veya bal ve gıdalarda koyulaştırıcı olarak kullanılan, tapyoka denilen bir tür nişasta eklenmesiyle yapılıyor. Çaya adını da veren ve baloncuk şeklinde olan tapyoka incilerinin, karbonhidrattan zengin yapısı, çocuklarda, tüketim sıklığına da bağlı olarak, çürük riskini arttıran bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. İçeriğindeki şeker miktarı da göz önünde bulundurulduğu zaman, özellikle çürük riski yüksek olan çocuklarda, ağız ve diş sağlığı için temkinli yaklaşılması gereken içecekler olduğunu vurgulamak isterim. İnci çaylarının protein, vitamin ve mineral içeriği de oldukça düşük ve sıcak yaz günleri için alternatif bir ürün gibi görünse de çocuklar için doğru bir tercih olmayacaktır. Tüketildiği takdirde sonrasında mutlaka ağzın bolca suyla çalkalanmalı veya su içilmesi gerektiğini belirtmeliyim.”</p>

<p> </p>

<p><strong>Süt ve doğal süt ürünleri çürükleri engelliyor</strong></p>

<p>Diş yüzeylerinde kalan ve ağız içinde pH’yı düşürerek çürük yapıcı bakterilerin üremesine sebebiyet veren şekerin küçük yaşlardan itibaren yaygın çürüklerin oluşmasına neden olacağının altını çizen <strong>Dt. Nurgül Demir</strong> “Süt kalsiyum kaynağı olarak doğal ve tatlandırıcısız olarak tüketilmeli; besleyici özellikteki bal, pekmez gibi doğal ürünler tüketildikten sonra diş yüzeyleri mutlaka temizlenmelidir. Süt ve doğal süt ürünlerinin çürük önleyici etkileri olduğunu burada yeniden hatırlatayım. Çocuklar için tercih edilen sütler, yaz günleri için de en uygun seçenektir ve mümkün olduğu kadar doğal ve katkısız olmalıdır. Şeker içeren meyveli hazır sütler ve yoğurtlar yerine, mevsim meyveleri süte veya yoğurda karıştırılarak çocukların tüketmesi sağlanmalıdır.” açıklamasında bulundu.</p>

<p> </p>

<p><strong>Şekerli içeceklere dikkat</strong></p>

<p>“Meyveli sodalar, kutu meyve suları, hazır kahveler, enerji içecekleri gibi içecekler çocuklarda, ağızdaki çürük yapan bakteriler için önemli bir besin kaynağı olan şekeri yüksek oranda içerir. Tüketim sıklığı ile orantılı olarak da çürük riskini ciddi oranda arttırır.” diyen <strong>Dt. Nurgül Demir</strong> “Milkshake, frozen gibi rafine şekerle tatlandırılmış içecekler, dişlerde çürük oluşması riskini arttırır. Gazlı içeceklerin yapısındaki asitin ise, şekerli içeceklerin ağız içinde çözünmesi ile ortaya çıkan asite göre, diş minesi üzerinde daha yıkıcı bir etkiye sahip olduğunu vurgulamak gerekir. Okul çağındaki çocukların şekerle tatlandırılmış içeceklere erişim kolaylığının bir sonucu olarak; bu içeceklerin tüketimlerinde meydana gelen artış, çocukların tükettiği süt miktarının giderek azalmasına sebep olmakta; vücuda kalsiyum girişini düşürmektedir.” İfadelerini kullandı. </p>

<p> </p>

<p>Sıcak yaz günlerinde hem serinleme hem de tatlı ihtiyaçlarının karşılanmasında, doğru dondurma seçiminin önerilen miktarda tüketimi ile çocukların bu sevgisinin avantajlı bir duruma dönüştürülebileceğini aktaran Nurgül Demir “Soğuk zincir korunarak ideal koşullarda ve doğal olarak üretilen dondurmalar, kalsiyum ve protein kaynağı olması ve zengin vitamin içeriği, bileşimindeki fosfor, magnezyum ve potasyum oranları ile kemik ve diş sağlığı için faydalıdır. Kalsiyum kemik ve dişlerin sağlığı için göz ardı edilemez bir öneme sahiptir. Proteinler ise kas gelişimi için gerekli olan temel yapı taşlarıdır. Bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve vücudun hastalıklara karşı korunabilmesi için vitaminlere duyulan ihtiyacın, bir kısmının da olsa, dondurmadan karşılanabiliyor olması, dondurmayı yaz mevsiminin popüler kaçamakları arasında bir adım önde çıkarıyor.  Ancak, tabii ki, sadece içeriğinin doğal olduğu üreticilerden temin edilen dondurmaların, tüketim miktarı sınırlı tutulduğu takdirde faydalı olacağından bahsedebiliriz.</p>

<p> </p>

<p><strong>Çocuklarda dondurma tüketimi nasıl faydalı hale getirilebilir?</strong></p>

<p> </p>

<p>1-Hazır ve paketli dondurmaların içindekiler kısmı dikkatlice okunarak süt tozu, glikoz şurubu gibi katkı maddeleri içermediğinden emin olunmalıdır. </p>

<p> </p>

<p>2-Dondurma sossuz olarak ve külah kullanılmaksızın, bir kaba konularak tüketilmelidir.</p>

<p> </p>

<p>3-Sade veya mevsim meyveleri ile hazırlanmış, soğuk zinciri korunarak tüketime sunulan dondurmalar tüketilmeli; dışı çikolata kaplamalı veya karamel, krokan gibi çürük yapıcı yapışkan ve yüksek oranda rafine şeker içeren paketli dondurmalar tüketilmemelidir.</p>

<p> </p>

<p>4-Dondurma tüketimi günde 2 top ile sınırlandırılmalıdır.</p>

<p> </p>

<p>5-Dondurma tüketiminden sonra ağız bol su ile çalkalanmalı veya bolca su içilerek ağız içinde kalan şekerin sebep olabileceği asidik ortam nötralize edilerek, dişler çürüklere karşı korunmalıdır. </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Jul 2024 16:59:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/renkli-ve-goz-alici-iceceklere-kanmayin-cocugunuzun-dis-sagligini-tehlikeye-atmayin-1720619977.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyabetin olumsuz etkilerini azaltmanın 11 yolu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltmanin-11-yolu-12339</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltmanin-11-yolu-12339</guid>
                <description><![CDATA[Diyabetin olumsuz etkilerini azaltmanın 11 yolu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p><strong>Kan şekeri seviyenizi kontrol altında tutun</strong></p>

<p>Doktorunuzun hedef kan şekeri aralığını belirlemesine ve bu aralığı korumak için çalışmasına izin verin. Kan şekerinizi düzenli olarak kontrol edin ve gerektiğinde diyabet ilaçlarınızı alın.</p>

<p> </p>

<p><strong>Sağlıklı beslenin</strong></p>

<p>Diyabet dostu bir beslenme planı, kan şekeri seviyenizi kontrol altında tutmanıza ve sağlıklı bir kiloda kalmanıza yardımcı olur. Yeterli miktarda meyve, sebze ve tam tahıllı besinler tüketmeye özen gösterin. Yağlı ve işlenmiş gıdalardan kaçının.</p>

<p> </p>

<p><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></p>

<p>Haftada en az 150 dakika orta tempolu egzersiz yapmayı hedefleyin. Düzenli egzersiz; kan şekeri seviyenizi düşürmeye, kilo vermenize ve genel sağlığınızı iyileştirmeye destek olur.</p>

<p> </p>

<p><strong>Sigaradan uzak durun</strong></p>

<p>Sigara içmek, diyabetin komplikasyon riskini önemli ölçüde artırır. Sigarayı bırakmak için bir sigara bırakma programına katılın veya doktorunuzla konuşun.</p>

<p> </p>

<p><strong>Düzenli olarak doktor kontrollerinizi sürdürün</strong></p>

<p>Doktorunuz, diyabetin komplikasyonlarını erken teşhis ve tedavi etmek için düzenli olarak sizi kontrol edecektir. Göz, ayak muayeneleri ve böbrek fonksiyon testleri gibi taramalara katılın.</p>

<p> </p>

<p><strong>Kan basıncınızı kontrol altında tutun</strong></p>

<p>Yüksek tansiyon, diyabet riskini artırır. Kan basıncınızı 130/80 mmHg’nin altında tutmayı hedefleyin.</p>

<p> </p>

<p><strong>Kolesterol seviyenizi yakından takip edin</strong></p>

<p>Yüksek kolesterol seviyeleri, kalp hastalığı riskini artırır. LDL (kötü) kolesterolünüzü 100 mg/dL’nin altında tutmayı ve HDL (iyi) kolesterolünüzü 40 mg/dL’nin üzerinde tutmayı hedefleyin.</p>

<p> </p>

<p><strong>Ayak sağlığına özen gösterin</strong></p>

<p>Diyabet, ayaklarda sinir hasarına ve kan dolaşımının zayıflamasına neden olabilir. Ayaklarınızı her gün kontrol edin ve herhangi bir kesik, yara veya şişlik gözlemlerseniz hızlıca doktorunuza bildirin.</p>

<p> </p>

<p><strong>Hayatınızdaki stresi yönetin</strong></p>

<p>Stres, kan şekeri seviyenizi yükseltebilir bu yüzden kontrol altında tutabilmek için; egzersiz, yoga veya meditasyon gibi sağlıklı ve sakinleştirici yollara bir şans verin. </p>

<p> </p>

<p><strong>Düzenli olarak dişlerinizi fırçalayın ve diş ipi kullanın</strong></p>

<p>Diyabet, diş eti hastalıkları riskini artırır. Dişlerinizi mutlaka günde iki kez fırçalayın ve her gün diş ipi kullanın.</p>

<p> </p>

<p><strong>Doktorunuzla düzenli olarak iletişim halinde olun</strong></p>

<p>Diyabetinizin yönetimi hakkında herhangi bir sorunuz veya endişeniz varsa doktorunuzla konuşmaktan çekinmeyin.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Jul 2024 16:59:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/diyabetin-olumsuz-etkilerini-azaltmanin-11-yolu-1720619958.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Klimaların bakımı hayati önem taşıyor! Düzenli bakımları yapılan klimalar hastalığa neden olmuyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/klimalarin-bakimi-hayati-onem-tasiyor-duzenli-bakimlari-yapilan-klimalar-hastaliga-neden-olmuyor-12327</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/klimalarin-bakimi-hayati-onem-tasiyor-duzenli-bakimlari-yapilan-klimalar-hastaliga-neden-olmuyor-12327</guid>
                <description><![CDATA[Klimaların bakımı hayati önem taşıyor! Düzenli bakımları yapılan klimalar hastalığa neden olmuyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, fibromiyalji, baş ağrısı, sinüzit, kronik yorgunluk, burun kanaması, yüz felci, alerji ve lejyoner gibi hastalıkların da klima ile ilişkilendirilen sağlık problemleri olarak öne çıktığını da vurguladı.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, klimaların düzenli bakımlarının yapılması konusunu iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirdi.</p>

<p><strong>Tozlar ve partiküller birikerek lejyoner hastalığına uygun zemini hazırlıyor</strong></p>

<p>İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, iklimlendirme cihazlarının genellikle iç ortam havası üzerinden ısıtma/soğutma yaptığı için çalıştığı ortamdaki gözle görülmeyen tozlar ve partiküllerin, klima önünde bulunan filtrelerden geçtiğini ve zamanla iç ünite üzerine yapışarak reçine halini aldığını kaydederek, “İç ünite drenaj tavasında uzun süre kaldığında da lejyoner hastalığı olarak bilinen bakterinin oluşması için en uygun zemini hazırlar. Bu hastalık yüksek ateş ile ölümcül sonuçlara neden olabiliyor. Periyodik bakımların düzenli yapılması ile bu durumun önüne geçilebiliyor ve aynı zamanda cihaz performansı, dolayısıyla enerji tüketimi de direkt olarak etkileniyor.” dedi.</p>

<p><strong>Bakımları uzman yetkili servisler yapmalı </strong></p>

<p>İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, klima bakımlarının hem hijyenik açıdan hem de cihaz performansı ve kullanım ömrünün uzun olması açısından uzman yetkili servislerce yapılmasının önemine vurgu yaparak, “Aksi halde; cihazlardan alınan verim düşer, cihazların tükettiği enerji artar, kötü koku oluşumlarına neden olur, kirliliğe bağlı klimanın gaz çevrimi etkilenerek, yüksek basınca bağlı düzensiz çalışmalar nedeniyle arıza maliyetleri artar ve klima kullanım ömrünün azalması gibi sorunlar yaşanır. Drenaj sisteminde oluşan tıkanmalar su sızıntılarına neden olur. Masraflı tadilatlara yol açar.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Evlerdeki klimalar her ay temizlenmeli</strong></p>

<p>Evlerde kullanılan klimaların filtreleri daha basit ve ulaşılır olduğu için son kullanıcı tarafından aylık olarak temizlenmesi gerektiğini de ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Cihazların genel bakımları ise her mevsim başında uzman yetkili servisler tarafından yapılmalıdır. İş yerlerinde kullanılan bireysel veya endüstriyel klimalar ise uzman yetkili servisler tarafından her mevsim geçişinde yine uzman yetkili servisler tarafından yapılmalıdır. Tabii burada işyerinin ortamı da önemlidir. Örnek olarak ofis ortamı ile atölye ortamındaki hava kirliliği farklı olduğu için klima bakımlarının da bu yönde değerlendirilerek bakım periyodlarının planlanması lazım. Bu periyodların sıklığı için uzman yetkili servisten bir görüş alınmasında fayda vardır.” dedi.</p>

<p><strong>Araç klimalarının bakımları hem yaz ve kış sezonu girişlerinde yapılmalı</strong></p>

<p>İç ortam kadar dış ünitelerin bulunduğu ortamın da değerlendirilmesi gerektiğini, özellikle endüstriyel tip cihazların ana ünitelerinin dış ortamda bulunduğunu ve bu cihazların ortam özelliklerine göre bakım programının belirlenmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Araç klimaları ise hem yaz ve kış sezon girişlerinde hem de araçların genel bakımları sırasında kontrol ve bakımlarının uzman yetkili servisler tarafından yapılması gerekir.” şeklinde konuştu. </p>

<p><strong>Kronik yorgunluğa da neden olabiliyor</strong></p>

<p>“Uygun şekilde kullanılmayan ve doğru şekilde bakım yapılmayan klimalar alerjik durumlar ve soğuk algınlığı gibi semptomlara sebep olabilir.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, fibromiyalji, baş ağrısı, sinüzit, kronik yorgunluk, burun kanaması, yüz felci, alerji ve lejyoner gibi hastalıkların da klima ile ilişkilendirilen sağlık problemleri olarak öne çıktığını da anlattı.</p>

<p><strong>Düzenli bakımları yapılan ve doğru sıcaklıkta ayarlananlar hastalığa neden olmuyor</strong></p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, iç ortam havası içerisinde bulunan kirleticiler ve tozların zaman içerisinde klimanın iç ünitesindeki filtreleri tıkamaya başladığını ve bunun da üflenen havanın kalitesinin düşmesine sebep olduğunu kaydederek, “Düzenli bakımları yapılan ve doğru sıcaklıkta ayarlanan klimalar direkt olarak hastalıklara sebep olmazlar. Klimaların çok düşük derecede çalıştırılması veya bakımlarının uygun bir şekilde yapılmaması insanlar üzerinde özellikle üst solunum yolları hastalıklarına veya felce kadar gidebilecek kas rahatsızlıklarına sebep olabilir.” diye bilgi verdi.</p>

<p><strong>Küf ve bakteri oluşumunu engellemek için alınabilecek önlemler neler?</strong></p>

<p>Düzenli periyodik bakım ve temizleme işlerinin haricinde, ev veya iş yerlerinde özellikle kullanımın arttığı ve yoğunlaştığı dönemlerde filtre temizliklerinin önemine de vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Ayrıca klimaların evaparatör/kondenser ve drenaj tavasında yüzeylerinde de kullanıma bağlı olarak kirlilik oluşmaktadır. Son kullanıcının bu yüzeylere erişimi ve müdahalesi kolay değildir. Bu sebeple uzman yetkili servisler tarafından kirliliğe bağlı gerekiyorsa özel kimyasal malzemeler ve ekipmanlar kullanarak temizlenmesi gerekir. Özellikle mevsim geçişlerinde tüm cihaz temizliklerini uzman yetkili servislere yaptırmaları önemlidir.” dedi. </p>

<p><strong>Hava kalitesini artırmak için nelere dikkat edilmeli?</strong></p>

<p>Klimaların, modern teknolojiyle donatılmış filtreleme sistemleri sayesinde havadaki toz, polen ve diğer alerjenleri etkili bir şekilde filtreleyerek iç mekân hava kalitesini artırdığını da söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Bu özellik, özellikle alerji hastaları ve solunum yolu rahatsızlıkları olan kişiler için büyük bir avantaj sağlar. Temiz hava, yaşam kalitesini artırırken, daha sağlıklı bir yaşam alanı sunar. Ayrıca, klimaların nem kontrolü özelliği de hava kalitesine olumlu katkı sağlar.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Dış ortam 34 derece ise kullandığınız klima 24 derece olmalı</strong></p>

<p>Mahal sıcaklığı ile dış ortam sıcaklık farkının önemine de dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, şöyle devam etti:</p>

<p>“Genelde 10 derecelik bir fark klimalı ortamdan dış ortama çıktığınızda vücut sıcaklığının ani etkilenmemesi için önemlidir, örneğin dış ortam 34 derece ise kullandığınız klimayı 24 dereceye set etmeniz tavsiye edilmektedir. Klima kullanımı sırasında genellikle büyük bir hata yapılıyor. Klima kullananlar cihazda gördükleri minimum soğutma derecesi olan 18 dereceye klimalarını ayarladıklarında cihazı 18 derece üfleyecek zannediyorlar. Kumanda da ve klima üzerindeki ekran da görülen 18 derece ortamın getirmesi istenilen sıcaklık anlamına geliyor. Konfor şartlarında bir genelleme yapacak olursak; İnsanlar için ideal ortam sıcaklığı yaz şartlarında 23-25 derece, kış şartlarında 21-23 derece set değerlerinin kullanılmasını tavsiye edilmekle birlikte mekân özelliklerine, çalışma koşullarına, ortamdaki hava akım hızı ile nem durumuna ve dış hava şartlarına göre bu değerler değişebiliyor. Ayrıca her insanın sıcaklık psikolojisinin de farklı olduğunu unutmamak gerekiyor. Bu set değerleri ile klimanın çalışması aynı zamanda enerji tasarrufu açısından da fayda sağlayacaktır. Yazın klimanın sıcaklığını düşürürken her bir derecenin, elektrik tüketimini yüzde 10 artırdığını unutmayın.” </p>

<p><strong>Sıcaklık ve nem karıştırılıyor </strong></p>

<p>Bazen sıcaklık ile nemin karıştırılabildiğini de dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Dereceyi ne kadar düşürürseniz düşürün ferahlamıyor, sadece tir tir titriyorsanız, belki de gerçek sorun ortamdaki nem olabilir. Sıcaklığı düşürmek yerine nem alma modu ile havayı kurutarak da istediğiniz konforlu ortama kavuşabilirsiniz.” dedi.</p>

<p><strong>Pencere ve kapı açarak dışarıdan temiz hava almak anlamsız bir uygulama</strong></p>

<p>Özellikle yeni nesil klimalarda doğru kullanım ile hem konforlu hem ekonomik bir yaşam alanı sağlamanın mümkün olduğunu da kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Konfor sağlarken enerji tüketimi konusunda dikkatli olmak da önemlidir. Verimlilik ve enerji tasarrufu hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ekonomik açıdan büyük önem taşır. Yeni nesil klimalar, enerji verimliliği konusunda oldukça ileri teknolojilerle donatılmış olup daha az enerji tüketerek maksimum performans sağlama yeteneklerine sahiptir. Cihazların üzerindeki enerji verimliliği etiketleri, ne kadar enerji tükettiğini gösterir ve kullanıcıların daha bilinçli seçimler yapmasına yardımcı olur. Klimanın çalışma esnasında pencere ve kapı açmak, klimanın verimliliğini çok fazla düşüren ve enerji tüketimini anormal artıran durumlardır. Klima sistemleri; dışarıdan belirli miktarda havayı alarak, içerideki hava ile kombine ederek ısı ayarını ve etkin hava miktarını teknolojik ayarlayan araçlardır. Pencere ve kapı açarak dışarıdan temiz hava alalım gibi bir uygulama anlamsızdır. Bu gibi durumlarda klima sistemleri kapatılmalı ve çalıştırılmamalıdır.” şeklinde bilgi verdi.</p>

<p><strong>Yüksek verimli modeller enerji tasarrufu</strong> <strong>açısından daha ekonomik bir seçenek sunuyor</strong></p>

<p>Bütçeye uygun bir klima modeli seçmenin önemine de işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Klimanın ilk maliyetinin yanı sıra, uzun vadede enerji tüketimi ve bakım maliyetleri de mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Yüksek verimli modeller biraz daha pahalı olabilir ancak enerji tasarrufu ve uzun ömürlülük açısından kullanıcılara daha ekonomik bir seçenek sunar. Ayrıca, akıllı teknoloji ile donatılmış klimalar, enerji tasarrufu konusunda önemli bir avantaj sağlar. Haftalık ve günlük kullanım programları ve akıllı telefonlar ile uzaktan kumanda özellikleri sayesinde kullanıcıların klimalarını daha verimli bir şekilde kullanmalarına alternatif olanaklar sağlanmaktadır. Örneğin, klimanın sadece ihtiyaç duyulan zamanlarda çalıştırılmasıyla gereksiz enerji tüketimlerinin önüne geçilebilir. Bu sayede hem enerji tasarrufu ve hem de cihazın ömrünün uzatılmasına katkı sağlanmış olunur.” dedi.</p>

<p><strong>Uygun fiyat sunan ama nasıl bir bakım yaptığından emin olunmayan kişilere dikkat!</strong></p>

<p>Kullanılacak klima seçimi yapılırken mutlaka marka ve servis ağının da göz önünde bulundurulması gerektiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Yaygın servis ağına sahip olan firmalardan hızlı ve etkili bir çözüm hizmeti almak, yedek parçaya uygun maliyetlerle ulaşmak son derece önemlidir. Bu nedenle, satış sonrası hizmetleri güçlü olan markaları tercih etmek, olası sorunların hızlı ve düşük maliyetle kalıcı çözümünü kolaylaştırır. Klima bakımlarının yetkili servislere veya yasal olarak gerekliliklerini tamamlamış firmalara yaptırılması son derece önemlidir. Özellikle çok uygun fiyat sunup nasıl bir bakım yaptığından emin olunmayan kişilere cihaz emanet edilmemelidir. Ehliyetsiz kişilerce yapılan klima bakımı, gereken faydayı sağlamayacağı gibi cihazın garanti kapsamı dışında kalmasına neden olabilecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Jul 2024 16:55:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/klimalarin-bakimi-hayati-onem-tasiyor-duzenli-bakimlari-yapilan-klimalar-hastaliga-neden-olmuyor-1720619702.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Sen: &quot;Sahada Yetkili, Masada Etkili&quot;</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/saglik-sen-sahada-yetkili-masada-etkili-12300</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/saglik-sen-sahada-yetkili-masada-etkili-12300</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Sen: "Sahada Yetkili, Masada Etkili"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:22px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sağlık-Sen Adana Şube Başkanı Bekir Nennioğlu ve sendika üst yöneticileri Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar ile bir araya geldi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:22px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sendika temsilcileri, sahada çalışan sağlık çalışanlarının yaşadıkları sorunlar ve çözüm önerilerini Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar ‘a dile getirirken çözümler masaya yatırıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:22px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">'<strong>Sahada Yetkili, Masada Etkili' </strong>Sendika <strong>Sağlık-Sen</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:22px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Memur-Sen ve Sağlık-Sen Adana Şube Başkanı Bekir Nennioğlu İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar’ın her konuya duyarlılıkla yaklaştığını ve çözüm odaklı olduğunu ifade ederek, "Sahada günlerdir tüm sağlık tesislerini ziyaret ederek sağlık çalışanları ile bir araya gelip onların sorunlarını not alıp çözümler için kurum amirleri ile çözüm arıyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz toplantıda ise önemli konuları İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar beye ilettik kendisine çözüm odaklı yaklaşımı için teşekkür ediyorum. Sağlık Çalışanları şundan emin olsun sahada yetkili sendika olduğumuz gibi sorunların çözülmesi konusunda her masada da etkili sendika Sağlık-Sen olmuştur" ifadesini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:22px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sendika başkanı Bekir Nennioğlu ve beraberindekiler konuşmaların tamamlanmasından sonra, İl Sağlık Müdürü Dr. Halil Nacar'la toplu fotoğraf çekildiler,</span></span></p>

<p><span style="font-size:22px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>"Sorunları Değerlendirdiğimiz Verimli Bir Görüşme Oldu"</strong><br />
İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirip, "Tesislerimiz, çalışma arkadaşlarımız ve hizmetlerle ilgili sorunları değerlendirdiğimiz verimli bir görüşme oldu. Sendika yetkililerimiz ile belirli aralıklarla biraraya geliyoruz ve bu devam edecek. Bir kez daha ziyaretleri için çok teşekkür&nbsp;ederim"&nbsp;dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:20px">Sendika başkanı Bekir Nennioğlu ve beraberindekiler konuşmaların tamamlanmasından sonra, İl Sağlık Müdürü Dr. Halil Nacar'la toplu fotoğraf çekildiler,</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Jul 2024 16:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/07/saglik-sen-sahada-yetkili-masada-etkili-1720617893.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilecik önemli bir konferansa ev sahipliği yaptı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/bilecik-onemli-bir-konferansa-ev-sahipligi-yapti-12091</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/bilecik-onemli-bir-konferansa-ev-sahipligi-yapti-12091</guid>
                <description><![CDATA[Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, önemli bir konferansa ev sahipliği yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Öznur Özdoğan ve Dr. Funda Eldemir’in katılımıyla düzenlenen ‘Sağlıkta Manevi Bakım ve Güçlenme’ adlı konferans, sağlık sektöründe manevi bakımın önemine dikkat çekti.</p><br/><p>Konferansa, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Nurşen Gürsoy, Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Erhan Arıkan ve çok sayıda sağlık personeli katılım gösterdi. Etkinlikte, manevi bakımın hasta ve hasta yakınları üzerindeki olumlu etkileri, sağlık çalışanlarının bu alanda nasıl desteklenebileceği ve güçlendirilmesi gerektiği gibi konular ele alındı.</p><br/><p>Konferansın açılış konuşmasını yapan Dr. Öğr. Üyesi Arıkan, manevi bakımın sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve bu tür etkinliklerin sağlık çalışanlarının manevi destek konusunda bilinçlenmelerine büyük katkı sağladığını belirtti.</p><br/><p>Katılımcılar, konferans sayesinde manevi bakım konusundaki bilgi ve farkındalıklarını artırma fırsatı buldular. Etkinlik sonunda, sağlık çalışanları manevi bakım uygulamalarını günlük pratiklerine nasıl entegre edebilecekleri konusunda yeni stratejiler öğrenmiş olarak konferanstan ayrıldılar.</p><br/><p>Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Arıkan, bu tür etkinliklerin devam edeceğini ve sağlık çalışanlarının mesleki ve kişisel gelişimlerine katkı sağlamayı sürdüreceklerini belirtti.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.06.2024/12f5a561-ce48-4ff6-8684-29521b09802a.jpg" alt="Bilecik önemli bir konferansa ev sahipliği yaptı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.06.2024/d55e29c0-e859-420e-b057-6d305b660013.jpg" alt="Bilecik önemli bir konferansa ev sahipliği yaptı" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.06.2024/47b28eca-1778-4eca-9383-f668c1e47f02.jpg" alt="Bilecik önemli bir konferansa ev sahipliği yaptı" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Jun 2024 22:54:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/06/bilecik-onemli-bir-konferansa-ev-sahipligi-yapti-1718999694.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Tırnak dibinde görülen siyah leke, cilt kanseri öncüsü olabilir”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/tirnak-dibinde-gorulen-siyah-leke-cilt-kanseri-oncusu-olabilir-12064</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/tirnak-dibinde-gorulen-siyah-leke-cilt-kanseri-oncusu-olabilir-12064</guid>
                <description><![CDATA[“Tırnak dibinde görülen siyah leke, cilt kanseri öncüsü olabilir”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>3 gün sürecek olan 6. Karadeniz Dermatolojide Yenilikler Sempozyumu, Samsun’da başladı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Müge Güler Özden’in kongre başkanlığını yaptığı sempozyumda cilt kanserleri ve hastalıklarıyla alakalı yenilikler, tedavi yöntemleri, tanı ve bu hastalıklarla mücadele yöntemleri masaya yatırıldı.</p><br/><p>Sempozyum sayesinde birçok yeniliğin kamuoyuna duyurulduğunu ifade eden Prof. Dr. Müge Güler Özden, “6. Karadeniz Dermatolojik Yenilikler Sempozyumu’nda yeniden bütün Türkiye’den gelen öğretim üyeleri, akademisyenler, uzmanlar ve asistanlarla bir arada olmaktan çok mutluyuz. Bu açıdan gerçekten gurur duyuyoruz. Toplantımızın bölgemize çok büyük bir katkısı oluyor. Üstelik bölgeden katılan uzmanlara ücretsiz burs sağlayan bir toplantı olmanın onurunu yaşıyoruz. Bu yıl gerçekten çok önemli konular, çok önemli yenilikler tartışılacak. Sedef hastalığının yanı sıra başka hastalıklarda da çok önemli gelişmeler oldu. Alerjik egzamalı hastalar için, vitiligo için yani halk arasında ‘ala’ olarak bilinen hastalıklar için de yeni gelişmeler, yeni tedaviler tartışılıyor bu toplantıda” dedi.</p><br/><br/><p>“Tırnak dibinde görülen siyah leke, cilt kanseri öncüsü olabilir”</p><br/><p>Tırnak diplerinde görülen lekelere de değinen Prof. Dr. Özden, “Sempozyumumuzun en ana konularımızdan ilkinde çıban ya da ‘köpek memesi’ hastalığı olarak bilinen hastalıkların tedavisindeki büyük gelişmelerden bahsettik. Bu da yeniliklerin bir tanesiydi. Tırnaklarda lekeler, daha doğrusu siyah çizgilenmeler cilt altı kanserinin bir bulgusu olabilir. Aynı cildin herhangi bir yerinde cilt kanseri görülebileceği ve bir ben gördüğümüzde bunun bir dermatolog tarafından bilgisayar desteğinde muayene edilmesi gerektiği gibi tırnak dibinde de bu gelişebilir ve tırnak dibinde görülen bir siyah leke gerçekten ciddi anlamda bilgisayarla muayene edilmesi gereken bir cilt kanseri öncüsü olabilir. Cilt kanseri erken müdahale edilirse hayat kurtaracak, yüzde 90 şifa sağlanacak, iyi huylu bir tedavi ile düzelebilecek tümörken, geç kalındığında çok hızlıca ölümcül olabilecek, şiddetli ve agresif bir tümördür. Bu nedenle erken teşhis çok önemlidir” diye konuştu.</p><br/><p>Cilt ve cilt altı kanserlerinde uygulanan tedavi ve tanı yöntemlerinde çok büyük yenilikler yaşandığına dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Özden, “Tekrar bir kez daha bu sene bu vesileyle sedef hastalarının ve alerjik egzaması olan hastaların tedavilerinde çok büyük gelişmeler olduğunu bilmelerini, bu konuda uzman merkezlere mutlaka başvurmaları konusunu tekrar hatırlatmak istiyorum” şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>Hekimler tedavi ve tanı yöntemlerindeki yenilikleri aktaracak</p><br/><p>120’den fazla katılımcının yer aldığı sempozyumda 58 uzman hekim sunum yapacak. Uzman hekimler tarafından tırnak biyopsi teknikleri, tırnak dermatokopisi, flep teknikleri, hidradenitis suppurativa cerrahisi, skyrizi, rinvoq, psoriasis patogenezinde, çocuk psoriasis tedavisi, komorbidite, androgenetik alopeside, CO2 ve Qswitch lazerlerin kullanım alanları, botulinum toksinin kozmetik dışı endikasyonlarda kullanımı, biyostimulan dolgular, onabotulinumtoksin etkinlik süresi, psoriasisde hastalık modifikasyonu, tremfya ile erken tedavinin avantajı, atopik dermatit tedavisi, angioödem, ürtiker hastasına yaklaşım, anaflaksı, deri hastalıklarında alerji testlerinin yeri, vitiligoda yeni tedaviler, kutanöz lupusta yeni tedaviler, HPV aşılarında-tedavilerinde güncel gelişmeler, HA vasküler komplikasyon yönetimi, muayenehane ortamında acil müdahale, tırnak hastalıklarında alternatif tedaviler, PCLA uygulama endikasyon, hidradenitis suppurativada biyolojiklerin-jak inhibitörlerinin rolü, erken evre mikozis fungoides tedavisi, psoriasis tedavisinde küçük moleküller, akne-demodex-rosaceada tedavi kozmetik bakım önerileri, dudak dolgusu uygulama teknikleri, ameliyatsız yağ yakma teknikleri, pemfigusta güncel tedavi, demodeks tanı-tedavisi, eritrodermi tanı-tedavisi ve liken tedavisi gibi birçok konuda sunum gerçekleştirilecek.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.06.2024/d70f764b-28ae-433c-8644-948311cefff4.jpg" alt="Cildiye profesörü uyardı: “Tırnak dibinde görülen siyah leke, cilt kanseri öncüsü olabilir”" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.06.2024/baefacb0-2108-4d75-8ef1-cc1823e2a0be.jpg" alt="Cildiye profesörü uyardı: “Tırnak dibinde görülen siyah leke, cilt kanseri öncüsü olabilir”" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.06.2024/56abf39c-eb54-49ac-b94a-7d7700bf52ac.jpg" alt="Cildiye profesörü uyardı: “Tırnak dibinde görülen siyah leke, cilt kanseri öncüsü olabilir”" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.06.2024/f1f62d59-b908-46a6-a32b-9250afdc7ab8.jpg" alt="Cildiye profesörü uyardı: “Tırnak dibinde görülen siyah leke, cilt kanseri öncüsü olabilir”" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.06.2024/18c6a039-cf72-49e6-857c-9d05c8bdb4d9.jpg" alt="Cildiye profesörü uyardı: “Tırnak dibinde görülen siyah leke, cilt kanseri öncüsü olabilir”" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/21.06.2024/6f651ca0-ce4a-4d8c-8093-688f678c37a4.jpg" alt="Cildiye profesörü uyardı: “Tırnak dibinde görülen siyah leke, cilt kanseri öncüsü olabilir”" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Jun 2024 22:48:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/06/tirnak-dibinde-gorulen-siyah-leke-cilt-kanseri-oncusu-olabilir-1718999336.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erken tanı ALS’de hastanın hayat kalitesini arttırmak için çok önemli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/erken-tani-alsde-hastanin-hayat-kalitesini-arttirmak-icin-cok-onemli-11979</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/erken-tani-alsde-hastanin-hayat-kalitesini-arttirmak-icin-cok-onemli-11979</guid>
                <description><![CDATA[Erken tanı ALS’de hastanın hayat kalitesini arttırmak için çok önemli]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>21 Haziran Dünya ALS Günü vesilesiyle önemli bilgiler veren Acıbadem Kayseri Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nurhan Yılmaz, toplumda daha çok ALS adıyla bilinen “Amyotrofik Lateral Skleroz” hastalığının, beyin ve omurilikte bulunan ve kasları hareket ettiren motor nöronların hasarı sonucu ortaya çıktığını ifade etti.</p><br/><p>ALS’nin tüm dünyada görülme sıklığının 100 bin kişide 2 ile 6 arasında olduğunu belirten Dr. Yılmaz, “ALS 40 ve 60 yaş arası erkek bireylerde daha fazla görülmekte. 65 yaşından sonra cinsiyet farkı kalmamakta, kadın ve erkeklerde eşit oranda görülmektedir. Hastalık için risk faktörleri tanımlanamamıştır. Yüzde 5-10 oranda genetik geçişin rol oynadığı düşünülmektedir. Ancak net gen taraması henüz yapılmamıştır. Sigara içen bireylerde sigara içmeyen bireylere göre hastalık bir miktar fazla görülmektedir. Dünyanın belirli bölgelerinde Pasifik Adaları’nda, Papua Yeni Gine’de ve Japonya’nın bir kısım adalarında hastalık daha fazla görülmektedir. Aynı zamanda yoğun spor yapan polislerde, askerlerde ve futbolcularda hastalığın daha çok görüldüğünü gösteren çalışmalar var. Kimyasal madde maruziyetinin de hastalık için bir risk faktörü olduğu belirtilmiştir” diye konuştu.</p><br/><br/><p>“Hastalar bardak tutmakta bile zorlanabilir”</p><br/><p>Hastaların polikliniğe daha çok “Kas krampları, seğirmeler, kaslarda sertlikler, ağrılar ve güçsüzlükle” başvurduğunu anlatan Dr. Yılmaz, “Şikayetlerin başlangıç bölgesine bağlı olarak hastalığın seyri de farklılık gösterir. Hastalık eğer kollarda başladıysa hasta bize daha çok anahtar çevirmekte zorluk, bardak tutmakta zorluk, düğme iliklemekte zorluk şikayetleriyle gelir. Eğer ki hastalık bacaklarda başladıysa da yürüme güçlüğü ve tökezlemelerle hastalar bize başvurabilir. Hastalık ilerledikçe gövde kaslarına yayılabilir. Gövde kaslarının tutulumuna bağlı olarak da yutma güçlüğü, konuşma güçlüğü ve nefes darlığı da hastalığın ilerleyen dönemlerinde görülebilmektedir” dedi.</p><br/><p>Hastalığın tanısını koyarken kişinin sağlık geçmişi ve nörolojik muayene ile yola çıktıklarından bahseden Dr. Yılmaz, hastalıktan sonraki aşamada ilk olarak EMG tetkiki yapıldığını, burada elde edilen hastalığa özel belirtilerin tanı koyma sürecinde yol gösterici olduğunu dile getirdi. Sonraki aşamada da kan tetkikleri, idrar tetkikleri, görüntüleme yöntemleri, beyin ve omurilik tetkikleri istenilebileceğini sözlerine ekledi.</p><br/><br/><p>“İlaç takviyesi ve beslenme desteği sunuyoruz”</p><br/><p>ALS hastalığında henüz net bir tedavinin olmadığının altını çizen Dr. Yılmaz şunları dile getirdi:</p><br/><p>“Hastalığın henüz şu an için net bir tedavisi yok. Ancak gen tedavileri üzerinde durulmaktadır. Bizim için erken tanı hastanın yaşam kalitesini arttırmak için çok önemlidir. Çünkü bu hastalarda mesaneyle ilgili idrarla ilgili hiçbir sıkıntı olmuyor. Uyuşma, karıncalanma gibi hiçbir duyusal semptomdan bize bahsetmiyorlar. Aynı zamanda zekayla ve hafızayla ilgili hiçbir sıkıntıları olmuyor. Hastanın bu süreci konforlu bir şekilde geçirmesini istiyoruz. Krampları azaltmak, ağrıları azaltmak, seğirmeleri azaltmak için bazı ilaç takviyeleri verebiliyoruz. Yutma güçlüğü olan kişilerde beslenme desteği yapabiliyoruz. Konuşma bozukluğu olan kişilerde konuşma terapileri uygulanabiliyor. Aynı zamanda yardımcı cihazları da hastalarımıza önerebiliyoruz. Hastalar son evreye gelene kadar kendi işlerini kendileri yapabiliyorlar. Ancak son evreye geldiklerinde artık kaslarda erime ve etkilenme çok fazla olduğu için hastalar kolunu kaldıramaz, yürüyemez ve konuşamaz hale gelebiliyor.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Jun 2024 22:27:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/06/erken-tani-alsde-hastanin-hayat-kalitesini-arttirmak-icin-cok-onemli-1718998028.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özel teknede rahatsızlanan çocuğa Sahil Güvenlikten tıbbi tahliye</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/ozel-teknede-rahatsizlanan-cocuga-sahil-guvenlikten-tibbi-tahliye-11910</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/ozel-teknede-rahatsizlanan-cocuga-sahil-guvenlikten-tibbi-tahliye-11910</guid>
                <description><![CDATA[Muğla’nın Fethiye ilçesi açıklarında seyreden özel teknede rahatsızlanan küçük yaştaki çocuk Sahil Güvenlik ekiplerince tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Fethiye açıklarında seyreden özel teknede bulunan küçük yaştaki çocuk rahatsızlandı. Yapılan yardım çağrısı üzerine bölgeye gelen Sahil Güvenlik botu, rahatsızlanan çocuğu bota alarak kıyıda bekleyen 112 ambulans ekiplerine teslim etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Jun 2024 21:37:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/06/ozel-teknede-rahatsizlanan-cocuga-sahil-guvenlikten-tibbi-tahliye-1718995040.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuduz aşılaması yıl boyunca sürüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kuduz-asilamasi-yil-boyunca-suruyor-11854</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/kuduz-asilamasi-yil-boyunca-suruyor-11854</guid>
                <description><![CDATA[Hayvanlardan insanlara geçebilen zoonoz bir hastalık olan kuduz hastalığına karşı kedi, köpek gibi evcil hayvanlar aşılanmaya devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Evlerinde kedi ve köpek besleyen vatandaşların müracaat etmeleri halinde Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü tarafından kuduz aşıları ücretsiz olarak yapılıyor.</p><br/><p>Kuduz, insanları ve bütün sıcakkanlı hayvanları etkileyen şuur kaybı, huzursuzluk ve felçlerle kendini gösteren bulaşıcı ve ölümcül bir hastalık. Hastalık, kuduz bir hayvanın diğer bir hayvanı ısırması veya meydana gelmiş kesik ve benzeri yaralara kuduz hayvanın salyasının bulaşması ile şekilleniyor. Ülkemizde kuduz hastalığı köpekler ve son yıllarda da tilkiler vasıtası ile yayılıyor.</p><br/><p>Kuduzun hayvanlardaki klinik göstergeleri, virüsün beyin üzerindeki etkisine bağlı olarak değişiyor. Ani davranış değişiklikleri, gittikçe ilerleyen ve ölümle sonuçlanan felç tipik göstergeler arasında. Bununla beraber, bazı durumlarda hayvan açık klinik göstergeler göstermeksizin hızlı bir şekilde ölebiliyor.</p><br/><p>Ülke genelinde kuduz hastalığına karşı kararlı bir kampanya yürüten Tarım ve Orman Bakanlığı ekipleri, aşılama kampanyasını yıl boyunca sürdürüyor.</p><br/><p>Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürü Murat Şahin, hastalığın önlenmesi ve kontrol edilebilmesi için evcil hayvanların düzenli olarak aşılanması ve hayvanların şüpheli hareketlerin il ve ilçe tarım müdürlüklerine bildirilmesi gerektiğini kaydetti.</p><br/><p>İl Müdürü Murat Şahin açıklamasında, "Kuduz, eski çağlardan beri süregelen ve halk sağlığını tehdit eden önemli bir zoonoz bir hastalık olarak biliniyor. Halk sağlığı açısından büyük önem taşıyan kuduz hastalığı, insan, evcil ve vahşi hayvanlarda görülen ve hayvanlardan insanlara geçen (zoonoz) viral bir hastalıktır. Virus, tilki, kurt, çakal gibi yabani memeliler ve köpek, kedi, inek, koyun, keçi gibi tüm sıcakkanlı hayvanları enfekte edebilmektedir. Kuduzdan korunmanın en iyi yolu kedi ve köpek gibi evcil hayvanların düzenli olarak aşılanması ve şüpheli durumlarda ne yakın tarım il ve ilçe müdürlüğüne durumun bildirilmesidir. Kuduz aşılarla önlenebilen bir hastalıktır" dedi.</p><br/><p>Kuduz aşılamalarının il ve ilçe müdürlüklerince ücretsiz olarak uygulandığını kaydeden İl Müdürü Murat Şahin, aşılamaların hayat kurtardığına dikkat çekti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Jun 2024 16:10:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/06/kuduz-asilamasi-yil-boyunca-suruyor-1718802659.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Lüks otellerin yerine karavanı tercih ettiler, bir günlük otel ücreti ile bir ay tatil yapıyorlar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/luks-otellerin-yerine-karavani-tercih-ettiler-bir-gunluk-otel-ucreti-ile-bir-ay-tatil-yapiyorlar-11836</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/luks-otellerin-yerine-karavani-tercih-ettiler-bir-gunluk-otel-ucreti-ile-bir-ay-tatil-yapiyorlar-11836</guid>
                <description><![CDATA[Lüks otellerin yerine karavanı tercih ettiler, bir günlük otel ücreti ile bir ay tatil yapıyorlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Elazığ Medilines Hastanesinde göz sağlığı ve hastalıkları uzmanı yardımcı doçent doktor Oğuzhan Genç, yaz aylarının gelmesiyle birlikte kullanımı hızla artan güneş gözlükleri hakkında açıklamalarda bulundu. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte özellikle küresel ısınmanın mevcut durumda olduğunu aktaran göz sağlığı ve hastalıkları uzmanı yardımcı doçent doktor Oğuzhan Genç, ’’Biz hastaların tümüne güneş gözlüğü tavsiye ediyoruz. Güneş gözlüğü seçerken dikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır. Gözlük camının kalitesi çok önemlidir. Kötü kalite camlar göze zarar verebilir. Çünkü bu gözlüklerde ki amaçlar ultraviyole ışınlar dediğimiz UVA ve UVB ışınların gözün kornea ve kurucu elemanlarından geçtikten sonra göz retinasına çok az miktarda ulaşmasını sağlamak ve burada oluşabilecek kalıcı hasarı engellemektir. Kötü camlar da ışığı süzmezse gözbebeğini büyüteceği için fayda değil de çok fazla zarar verebilir. İleri dönemde sarı nokta hastalığını hızlandırabilir. Retina hücrelerinde tahribat oluşturabilir. Bunların hepsi dikkat edilmesi gereken konulardır. O yüzden gözlük seçerken kalitesi sorulma ve doktora görünüp onun danışmanlığında gözlük alması önemli bir konudur. Güneş gözlüklerinin camları biraz daha koyu bir renge sahip bunun sebebi de güneş ışınlarının göze geçmesini engellemektir. Eğer kalitesiz sadece dış görünüş için alınırsa karanlık ortamda gözbebeği büyür ve göze daha fazla zararlı ışınlar geçer. Kalitesiz gözlük fayda vermez aksine zarar verir. Güneş gözlüğü estetik bir olaydır. Görünüş sağlar ama en önemli faktör camın kalitesidir. Camın kalitesi seçilirken göz doktoruna danışılmalı ve bir optikçi tavsiyesi ile alınması çok önemlidir. Gösterişe kaçalım derken gözlere zarar vermeyelim” dedi.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.06.2024/28b0db1f-11aa-4627-a06e-643ae28ef29f.jpg" alt="Yanlış güneş gözlüğü seçimi sarı nokta hastalığını hızlandırabilir" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.06.2024/125654e3-2601-4b1c-8f31-a8555bfa11ef.jpg" alt="Yanlış güneş gözlüğü seçimi sarı nokta hastalığını hızlandırabilir" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.06.2024/7720fb74-8f31-48a6-9aa0-6d63ae4e906a.jpg" alt="Yanlış güneş gözlüğü seçimi sarı nokta hastalığını hızlandırabilir" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/19.06.2024/2c1c997d-a0e4-420a-9800-e2ab98bbd50e.jpg" alt="Yanlış güneş gözlüğü seçimi sarı nokta hastalığını hızlandırabilir" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Jun 2024 16:06:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/06/luks-otellerin-yerine-karavani-tercih-ettiler-bir-gunluk-otel-ucreti-ile-bir-ay-tatil-yapiyorlar-1718802381.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çankırı İl Sağlık Müdürü Dr. Sarıkaya uyardı: ”Ormanlık alanlardan dönünce vücudunuzu kontrol edin”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/cankiri-il-saglik-muduru-dr-sarikaya-uyardi-ormanlik-alanlardan-donunce-vucudunuzu-kontrol-edin-11820</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/cankiri-il-saglik-muduru-dr-sarikaya-uyardi-ormanlik-alanlardan-donunce-vucudunuzu-kontrol-edin-11820</guid>
                <description><![CDATA[Çankırı İl Sağlık Müdürü Dr. Sarıkaya uyardı: ”Ormanlık alanlardan dönünce vücudunuzu kontrol edin”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Havaların ısınmasıyla birlikte kenelerin aktivitesi artmaya başladı. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsü, kırsal kesimlerde kentlere oranla daha fazla görülmeye başlarken Çankırı İl Sağlık Müdürü Dr. Hüseyin Sarıkaya ise vatandaşları keneden korunmaları için uyarılarda bulundu. Ormanlık alanlardan döndükten sonra vücudun ve giysilerin kene açısından kontrol edilmesi gerektiğini belirten Dr. Sarıkaya, kenenin fark edildiği an en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmasını söyledi.</p><br/><br/><p>“Ormanlık alanlardan döndükten sonra vücudunuzu ve giysilerinizi kene açısından kontrol edin”</p><br/><p>Isırık bölgesinin su ve sabun ile temizlenmesi gerektiğini söyleyen Dr. Sarıkaya, “Ormanlık alanlardan döndükten sonra vücudunuzu ve giysilerinizi kene açısından kontrol edin. Keneler genellikle vücutta veya saç derisinde kolayca fark edilebilirler. Kene varsa kendiniz çıkarmaya çalışmayın Vatandaş üzerinde bir kene bulduğunda yapılması gereken en önemli şey, keneyi kaldırmaktır. Keneleri bir kene temizleme aracıyla veya bir cımbız setiyle kaldırmak mümkün olabilir. İmkanı varsa da bu işlemi gerçekleştirmek için en yakın bir sağlık merkezine gidilmesi tercih edilebilir. Isırık bölgesi su ve sabun ile temizlenmelidir. Kene çıkarıldıktan sonra öldüğünden emin olmak için antiseptik alkole batırılmalı ve kapalı bir kaba yerleştirilmelidir” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Jun 2024 16:00:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/06/cankiri-il-saglik-muduru-dr-sarikaya-uyardi-ormanlik-alanlardan-donunce-vucudunuzu-kontrol-edin-1718802033.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bingöl’de kurban keserken kendini yaralayan 32 kişi hastanelik oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/bingolde-kurban-keserken-kendini-yaralayan-32-kisi-hastanelik-oldu-11803</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/bingolde-kurban-keserken-kendini-yaralayan-32-kisi-hastanelik-oldu-11803</guid>
                <description><![CDATA[Ülke genelinde olduğu gibi Bingöl’de de kurban bayramı nedeniyle kurban keserken kendini yaralayan 32 kişi hastanelik oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Ülke genelinde olduğu gibi Bingöl’de de kurban nedeniyle birçok vatandaş kendini yaraladı. İl Sağlık Müdürlüğünden alınan verilere göre, kent genelinde bayramın birincin gününden itibaren toplamda 32 kişi, kurban keserken çeşitli şekilde yaralandı. Kendini yaralayan vatandaşlar, il merkezi ve ilçelerdeki hastanelere giderek tedavi oldu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Jun 2024 15:54:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/06/bingolde-kurban-keserken-kendini-yaralayan-32-kisi-hastanelik-oldu-1718801659.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yozgat’ta keneden yılın ilk ölümü gerçekleşti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/yozgatta-keneden-yilin-ilk-olumu-gerceklesti-11778</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/yozgatta-keneden-yilin-ilk-olumu-gerceklesti-11778</guid>
                <description><![CDATA[Yozgat’ta bir kişi, vücuduna kene yapışması sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne yakalanarak tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Edinilen bilgiye göre, Akdağmadeni ilçesi Karaalikaçağı köyünde M.G. (41) hayvanları otlattığı esnada vücuduna kene yapıştı. Keneyi vücudundan çıkartan M.G. ateş, halsizlik ve bulantı şikayetiyle Akdağmadeni İlçe Devlet Hastanesi’ne başvurdu, burada ilk müdahalenin ardından taburcu olan hasta şikayetlerinin artması üzerine önce Yozgat Şehir Hastanesi Acil polikliniğine oradan da Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne sevk edildi. Burada yoğun bakıma alınan M.G. tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. M.G. bugün öğle namazına müteakip Karaalikaçağı köyünde toprağa verilecek.</p><br/><p>Kentte 2024 yılında vücuduna yapışan keneyi çıkarttırmak için bin 480 kişi sağlık kuruluşlarına başvururken, kene nedeniyle ilk ölüm vakası da gerçekleşmiş oldu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Jun 2024 15:33:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/06/yozgatta-keneden-yilin-ilk-olumu-gerceklesti-1718800394.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İki ayrı ekibin yaptığı ameliyatla tümörden kurtuldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/iki-ayri-ekibin-yaptigi-ameliyatla-tumorden-kurtuldu-11723</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/iki-ayri-ekibin-yaptigi-ameliyatla-tumorden-kurtuldu-11723</guid>
                <description><![CDATA[Kalın bağırsağındaki tümörün karaciğerine yayılmasıyla kanser teşhisi konulan Turan Kaynar, 6 aylık kemoterapi süreci sonrası İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi’nde iki ayrı ekibin girdiği tek ameliyat ile sağlığına kavuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi’nde iki ayrı ekibin girdiği tek ameliyatta daha önce kanser teşhisi koyulan Turan Kaynar sağlığına kavuştu. Ameliyatı gerçekleştiren hekimlerden Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Tayfun Yoldaş, “Turan beyde, kalın bağırsak kökenli bir tümör mevcuttu. Bu karaciğere yayılmıştı. Uzun bir kemoterapi sürecinden sonra onkoloji konseyimizle görüştük. Onkoloji doktorlarının radyoloji doktorlarının, cerrahlarının olduğu konseyde ameliyat kararı çıktı. Karaciğer ekibi karaciğer ameliyatını gerçekleştirdi. Biz de kalın bağırsak ameliyatını gerçekleştirdik. İki ayrı ekip olarak ameliyata girip hem karaciğere hem kalın bağırsağa müdahale ederek, ‘Mikrodalga’ yöntemi ile klasik cerrahinin dışında bu yöntemle hastalığı temizlemiş olduk” diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Araştırılması gerekiyor"</p><br/><p>Belli bir yaştan sonra kontrollerin yapılması gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Yoldaş, “Özellikle belli bir yaştan sonra karın ağrısı, dışkıda kan görme, kilo kaybı kansızlık, halsizlik gibi bir şikayet varsa mutlaka bir hekime başvurulmalı ve sindirim sistemi kanseri açısından bunun mutlaka araştırılması gerekiyor” dedi.</p><br/><br/><p>"Umutsuzluğa kapılmasınlar"</p><br/><p>Umutsuzluğa kapılmadığını ancak hastalığı boyunca endişe duyduğunu ifade eden Turan Kaynar, “6 ay kemoterapi aldım. Bu süreçte hiç umutsuzluğa kapılmadım ama endişelendim tabii. Şimdi daha sağlıklı hissediyorum kendimi. Benim gibi hasta olan kişilerin korkmadan biran önce tedaviye başlamalarını tavsiye ederim.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Jun 2024 15:21:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/06/iki-ayri-ekibin-yaptigi-ameliyatla-tumorden-kurtuldu-1718799700.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Aylarında Gözlerimizi Tehdit Eden 8 Hatalı Alışkanlık!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/yaz-aylarinda-gozlerimizi-tehdit-eden-8-hatali-aliskanlik-11687</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/yaz-aylarinda-gozlerimizi-tehdit-eden-8-hatali-aliskanlik-11687</guid>
                <description><![CDATA[Yaz Aylarında Gözlerimizi Tehdit Eden 8 Hatalı Alışkanlık!.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Güneş sağlığımız üzerinde önemli faydalar sağlasa da yaz aylarında yeryüzüne daha yoğun ve dik gelen zararlı UV ışınları cildimizin yanı sıra gözlerimizi de tehdit ediyor.<strong> </strong>Sıcak havalarda serinlemek için sıkça tercih ettiğimiz havuzlarda dezenfeksiyon için kullanılan kimyasallar ve polenler de göz sağlığımız için risk oluşturuyor. Yaz aylarında bu tür etkenler bazı göz hastalıklarının oluşumuna veya şiddetinin artmasına yol açabiliyor. Dolayısıyla başta göz enfeksiyonu olmak üzere gelişebilecek göz hastalıklarına karşı mutlaka önlem almak gerektiğine dikkat çeken <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi</strong> <strong>Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz,</strong> “Göz ile ilgili herhangi bir sorun geliştiğinde ise ‘geçer’ diye beklememek, çok gecikmeden göz doktoruna başvurmak gerekir. Zira küçük bir ihmal, ileride ciddi görme kayıplarına bile neden olabilir’ diyor. <strong>Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz,</strong> yaz aylarında gözlerimizi korumak için almamız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>

<p><strong>Elleri sık sık yıkamamak</strong></p>

<p>Plaj, piknik ve kamp yerlerinde almamız gereken hijyen önlemleri genel sağlığımız gibi göz sağlığımız için de çok önemli.  Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, “El ve göz temasının en fazla olduğu mevsim bahar ve yaz aylarıdır. Zira plaj, piknik ve kamp yerlerinde el ile göze çok sık temas edilir. Kirli elle dokunmak gözlerin mikrop kapmasına kolayca yol açabildiği için ellerin olabildiğince temiz tutulması gerekir” diyor. </p>

<p><strong>Göz kuruluğuna karşı önlem almamak</strong></p>

<p>Yaz aylarında güneş ve sıcak hava göz kuruluğuna yol açan önemli etkenlerden. Ayrıca iç ortamlarda ve klimalı mekanlarda gözyaşı normalden fazla buharlaşarak; gözde kurumaya, batmaya ve yanmaya, hatta göz yüzeyinin zarar görmesine  neden olabiliyor. Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz,<strong> </strong>“En basit önlem; gözlerimizi daha sık kırparak daha sık nemlenmesini sağlamaktır. Ayrıca klimalı ortamda havayı nemlendiren cihaz  kullanmakta da fayda var. Bunlara rağmen sorun devam ederse göz hekimine danışarak suni gözyaşı damlasından yararlanılabilir. Bu önlemler yeterli gelmezse daha yoğun bir tedavi gerekebilir” diye konuşuyor. </p>

<p><strong>Kalitesiz güneş gözlüğü kullanmak </strong></p>

<p>Güneş gözlüğü yaz aylarında gözlerimizi ultraviyole ışınlarının yapabileceği başta alerjik reaksiyonlar olmak üzere, katarakt ve sarı nokta hastalığı gibi önemli sağlık sorunlarını engelleyebiliyor. Ancak standartlara uymayan ve   ultraviyole koruması olmayan güneş gözlüklerinin tam aksine gözlere zarar verebileceği uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz,  “CE işareti, ürünün ilgili teknik düzenlemesine uygun olduğunu ve ürünlerin amacına uygun kullanılması halinde insanın can ve mal güvenliğine, bitki, hayvan ve çevreye zarar vermeyeceğini gösteren bir işarettir. Gözlüğün sapında CE işareti olmayan güneş gözlükleri ise gözümüze ciddi zaralar verebilir” diyor. </p>

<p><strong>Göze gelen darbeyi önemsememek! </strong></p>

<p>Açık havada yapılan sporlar sırasında gözümüz top, dirsek veya diz darbeleri gibi dış etkenler nedeniyle travmaya uğrayabiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz,<strong> </strong>bu travmaların gözümüzde ciddi sorunlar oluşturabileceğine dikkat çekerek, “Öyle ki darbeler gözün ciddi şekilde yaralanmasına, kornea ve retina yırtıklarına, göz içi kanamaları ile ödemine neden olabilir. O an önemsenmeyen bir darbe, ileride körlüğe bile yol açabilir. Koruyucu bir spor gözlüğü takmak bu riskleri azaltmak açısından faydalıdır” bilgisini veriyor. </p>

<p><strong>Bu saatlerde korunmasız sokağa çıkmak</strong></p>

<p>Güneşin ultraviyole ışıkları gözümüzde alerjik reaksiyonlar oluşturarak doğrudan zarar verirken, batma ve yanmanın yanı sıra katarakt ile retina hastalıklarına da   neden olabiliyor. Dolayısıyla özellikle 10:00-14:00 saatleri arasında güneş ışınlarından uzak kalınması gerektiğine işaret eden Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz,<strong>  </strong>“Eğer dışarıya çıkılması şart ise geniş siperlikli şapka ve ultraviyole koruması olan güneş gözlüğü kullanmak koruyucu etki gösterir” diyor. </p>

<p><strong>Kum kaçan gözleri ovuşturmak</strong></p>

<p>Özellikle plaj ve kırsal alanlarda gözümüze sıkça kaçabilen kum, toz veya otlar da önemli risk unsurlarını oluşturuyor. Gözünüze kaçan yabancı cismi görebiliyorsanız, gözyaşı damlasıyla gözlerinizi yıkayıp cismin dışarı çıkmasını sağlayabilirsiniz. Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, “Ancak cisim görülmüyorsa gözler kesinlikle ovuşturulmamalıdır. Ayrıca göz doktoruna görünmek ihmal edilmemelidir. Zira yabancı cisim ve gözleri ovuşturmak korneayı çizerek göz enfeksiyonuna, hatta görme kaybı oluşturabilen kalıcı hasara yol açabilir” uyarısında bulunuyor. </p>

<p><strong>Yüzücü gözlüğü kullanmamak</strong></p>

<p>Havuzlarda yapılan sportif faaliyetler göz travmaları riskini artırırken, en sık yaşanan travma ise havuzlarda hijyen için yer alan klordan ve diğer kimyasallardan kaynaklanıyor.  Zira bu tür maddeler gözlerde alerjik reaksiyonlara sebep olabiliyor. Dolayısıyla havuzda yüzücü gözlüğü kullanmayı ihmal etmeyin. </p>

<p><strong>Havuza lens ile girmek</strong></p>

<p>Yaz aylarında kontakt lensler daha fazla tercih ediliyor. Ancak kontakt lenslerin dikkatsizce kullanılmaları göz enfeksiyonlarına neden olabiliyor. Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, kontakt lensleri takıp çıkarmadan önce ellerin mutlaka yıkanması gerektiği uyarısında bulunarak, “Ayrıca lens solüsyonları ve lens kutuları temiz bir şekilde saklanmalıdır. Bu nedenle tatilde en uygunu günlük lens kullanmaktır. Göz enfeksiyonu ajanlarının lense yapışarak göze bulaşmalarını kolaylaştıracağı için deniz ve havuza lens yerine numaralı yüzücü gözlüğüyle girilmelidir” diyor. </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Jun 2024 14:57:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/06/yaz-aylarinda-gozlerimizi-tehdit-eden-8-hatali-aliskanlik-1718798264.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Sağlıklı uyku için saat 17’den sonra çay- kahve tüketmeyin”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/saglikli-uyku-icin-saat-17den-sonra-cay-kahve-tuketmeyin-11588</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/saglikli-uyku-icin-saat-17den-sonra-cay-kahve-tuketmeyin-11588</guid>
                <description><![CDATA[“Sağlıklı uyku için saat 17’den sonra çay- kahve tüketmeyin”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><br/><p>İSÜ Liv Hospital Bahçeşehir Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Belma Doğan Güngen, sağlıklı uyku için dikkat edilmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.</p><br/><br/><p>“Erişkinler ortalama 7-9 saat uyumalı”</p><br/><p>Sağlıklı bir yaşam için uykunun önemine dikkat çeken Prof. Dr. Güngen, “Uyku, sağlıklı yaş almada çok önemlidir. Psikoloji sağlığı, hafıza sistemleri, iç organları ilgilendiren rahatsızlıklardan hareket kabiliyetinin canlılığına kadar birçok durumu etkiler. Yenidoğan bebekler günde 14-16 saat kadar uyuyabilir. Erişkin bireylerin ise günde ortalama 7-9 saat uyku ihtiyacı vardır. İleri yaşlarda uyku süresi 6 saate kadar azalır. Uykusuzluk kadar kaliteli uykuda önemlidir. Uyku için 23.00-03.00 saatlerini uykuda geçirmek önemlidir” diye konuştu.</p><br/><br/><p>“Uykunun faydaları”</p><br/><p>Uykunun faydalarından bahseden Prof. Dr. Güngen, “Uykunun, uyanıklık sırasında biriken metabolik atık ürünlerin beyinden temizlenmesini kolaylaştıran, onarıcı bir işlevi vardır. Demans ve Alzheimerda da rol oynayan beta amiloid proteinleri dâhil, birçok zararlı atığın atılması için önemlidir. Hafızanın gelişmesi ve öğrenilen bilginin kalıcı hafızaya atılmasını sağlar. Büyüme hormonu dâhil birçok hormon sisteminin beyinle vücut arasındaki dengesi için uykunun önemi büyüktür. Cinsellik hormonundan mutluluk hormonuna kadar hormon dengesinden sorumludur. Uyku ile gençlik dokuların genç kalması arasında ciddi bir ilişki mevcuttur. Kilo kontrolü sağlamasında da uyku önemli bir işlev görür.  Bağışıklık sistemini güçlendirmek için önemlidir” şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>“Uzun süreli uykusuzluk obezite riskini artırabilir”</p><br/><p>Uykusuzluğun yol açabileceği problemlere değinen Prof. Dr. Güngen, “Kısa süreli uykusuzluk yorgunluk, depresyon, stres, baş ağrısı yaparken; uzun süreli uykusuzluk kalp- damar hastalıkları, demans, obezite, sindirim sistemi bozuklukları, anksiyete bozukluğu ve diyabet gibi birçok kronik hastalığa neden olabilir. Kanserden korunmada da uyku çok önemlidir” dedi.</p><br/><br/><p>“Uykusuzluğa iyi gelen yöntemler”</p><br/><p>Prof. Dr. Güngen, uykudan önce nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında şu bilgileri paylaştı:</p><br/><p>“Işık ve gürültüyü en aza indirin. Elektronik cihazları yatak odasından çıkartın. Odayı havalandırın. Yatmadan önce fazla yemek yemekten kaçının. Yatakta geçirilen süreyi sınırlayın. Sadece uykulu hissettiğinizde yatağa gidin. Düzenli ve sabit bir zamanda uyanın. Gevşeme terapileri alın. Uyarıcı madde içeren kahve, çay, çikolata gibi gıdalardan özellikle saat 17.00’den sonra kaçının. Uyku öncesi alkol, sigara ve ağır yemeklerden uzak durun. Gündüz uykusu uyumaktan kaçının. Düzenli olarak hafif-orta düzeyde egzersiz yapın. Yoğun egzersiz yapmaktan kaçının. Yatağı sadece uyku için kullanın. Uyku dışındaki aktiviteler için TV izleme, bilgisayar işleri gibi işleri kesinlikle yatakta yapmayın.”</p><br/><br/><p>“Yatağa girmeden önce elektronik aletlerden uzak durun”</p><br/><p>Geceleri uyuyamayan bireylerin nelere dikkat etmesi gerektiğine değinen Prof. Dr. Güngen, “Uykuya rahat dalmamızda, uyku hijyen terapileri çok önemlidir. Bunlar yatağa gitmeden önce mavi ışık temasının kesilmesi (TV, tablet, telefon vs.), akşam ağır yemek yememek, uyuduğunuz ortamın tam karanlık olması, egzersiz yapmak ancak yatmaya yakın saatlerde kaçınmak önemlidir. Kafein oranı ve zamanlamasına dikkat etmek, her gün aynı saatte uyumak gibi bir dizi önerileri içermektedir” dedi.</p><br/><br/><p>“Uykusuzluğa yol açan sebepler”</p><br/><p>Uykusuzluğa yol açan etkenlerden bahseden Prof. Dr. Güngen, “Genetik nedenler uykusuzlukta önemli olmakla beraber stres, kronik hastalıklar bazı vitamin ve mineral eksiklikleri uykusuzlukta etkin olabilmektedir. Uykusuzluğun akut uykusuzluk dediğimiz tipi daha çok stresle tetiklenir. Çoğu zaman stres kaynağı ile birlikte ortadan kalkar. Toplumun yarısına yakın kişide akut uykusuzluk görülmüştür.  Akut uykusuzlukta kadın olmak, ileri yaş, psikiyatrik hastalık öyküsü, kronik hastalık öyküsü, sorunla baş etme stratejilerinde zayıf olmak riski artırmaktadır. Kronik uykusuzluk (3-6 ayı geçen uykusuzluk), uzun süreli sağlık sorunları ile ilişkilidir ve nüfusun yaklaşık yüzde 5-10’unu etkiler” ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>“Uyku hakkında bilinen yanlışlar”</p><br/><p>Uyku ile ilgili yanlış bilinen durumları anlatan Prof. Dr. Güngen, “Bana 3 saat uyku yetiyor algısı oldukça yanlıştır. Ortalama 7-9 saat uyumak, uyku sağlığı için olmalıdır. 23.00-03.00 saatleri arasındaki uykuda melatonin salgılandığından uyku süresine bu saatleri mutlaka dâhil etmeliyiz. Bu saatler arasındaki uyku daha verimlidir. ’Benim uykusuzluğum çözülmez’ denmemelidir. Hasta çözüm için terapi ve medikal tedaviye devam etmelidir. Işık açıkken uyumak yerine karanlıkta uyumak tercih edilmelidir. Karanlıkta melatonin salgılanır. Ekran karşısında değil, yatakta uyumalı ve mavi ışıktan uzak durmalıyız” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Jun 2024 10:05:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/06/saglikli-uyku-icin-saat-17den-sonra-cay-kahve-tuketmeyin-1717571147.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gaziantep Medical Point sigaranın zararlarına dikkat çekti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/gaziantep-medical-point-sigaranin-zararlarina-dikkat-cekti-11545</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/gaziantep-medical-point-sigaranin-zararlarina-dikkat-cekti-11545</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep Medical Point Hastanesi tarafından“31 Mayıs Tütünsüz Günü Bağımlı Olma Sağlıklı Ol” etkinliği düzenlenerek sigara bağımlılığının zararları ve bırakma yöntemleri Gaziantep Lisesi’nde öğrencilere anlatıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Gaziantep Medical Point Hastanesi, Gaziantep Lisesi’nde "31 Mayıs Tütünsüz Günü Bağımlı Olma Sağlıklı Ol” etkinliği düzenledi. Düzenlenen etkinlikte, tütün ve tütün ürünlerinin, akciğer kanseri, astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı gibi birçok solunum yolu hastalığına neden olduğu anlatılarak sigara içenlerde bu hastalıkların görülme sıklığının içmeyenlere göre oldukça yüksek olduğu vurgulandı. Diğer yandan tütün şirketlerinin zarar azaltılmış ürün olarak elektronik sigaraları gençlere önerse de bu ürünlerin de ciddi sağlık riskleri taşıdığı öğrencilere aktarıldı.</p><br/><p>Herkesin sigarayı bırakırken bir takım zorluklar yaşadığını belirten Medical Point Gaziantep Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Çetin, "Sigarayı bıraktığınızda 15-20 gün biraz zorluk çekeceksiniz ama 15-20 yıl yaşamınıza eklenecek. Çünkü sigara, günde 20 adetten fazla içenlerin yaşamından bu kadar yılı çalmaktadır" dedi.</p><br/><br/><p>Sigara içen her iki kişiden birinin erken öldüğünü söyleyen Medical Point Gaziantep Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Çetin, "Sigara bağımlılığında ölüm, sigara yüzünden oluşan hastalıklar sonucu meydana gelmektedir. Sigara dumanında 5 bin 300’den fazla kimyasal madde mevcuttur. Bu kimyasal maddelerden bugüne kadar 70’den fazlası, kanser yapıcı etkiye sahip maddeler olarak tanımlanmıştır. Akciğer kanseri, gırtlak kanseri, KOAH, damar tıkanıklığı, kalp krizi gibi hastalıklar sigara kullanımı ile doğrudan ilişkili hastalıklardır. Tütün kullanımı sonucunda her yıl dünyada 8 milyondan fazla kişi ölmekte ve bu ölümlerin önemli bir kısmı az gelişmiş ülkelerde görülmektedir. Sigara dumanına maruz kalma olarak tanımlanan pasif maruziyet, kişi sigara içmese bile sigara dumanından yoğun olarak etkilenmesi olarak tanımlanmaktadır ve pasif maruziyet sonucu her yıl 1.2 milyon kişi ölmektedir” şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ekber Şahin ise, "Tütün ürünleri dünyada olduğu gibi ülkemizde de en yaygın bağımlılık yapıcı maddeler arasında yer almaktadır. Kullanımı akciğer kanseri başta olmak üzere birçok kanser türüne sebep olabilmektedir. Sağlıklı bir yaşam için bugünden sigarayı bırakın ve geleceğinizi koruyun” diye konuştu.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/03.06.2024/15f0e4a2-c621-4cba-ac20-b878011004e1.jpg" alt="Gaziantep Medical Point sigaranın zararlarına dikkat çekti" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/03.06.2024/2217376d-8be1-4776-9985-fef2a33c176a.jpg" alt="Gaziantep Medical Point sigaranın zararlarına dikkat çekti" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Jun 2024 12:36:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/06/gaziantep-medical-point-sigaranin-zararlarina-dikkat-cekti-1717407373.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çek Cumhuriyeti ile sağlık turizminde iş birliği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/cek-cumhuriyeti-ile-saglik-turizminde-is-birligi-11507</link>
                <guid>https://www.turkhaberler.com.tr/haber/cek-cumhuriyeti-ile-saglik-turizminde-is-birligi-11507</guid>
                <description><![CDATA[Çek Cumhuriyeti ile sağlık turizminde iş birliği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p><br/><p>Ankara Sağlık Turizmi Federasyonu (ASATUF) heyeti, Ankara’da bulunan Çek Cumhuriyeti Devleti Ankara Büyükelçiliği’ni ziyaret etti. Çek Cumhuriyeti Devleti Ankara Büyükelçilik Müsteşarı Jiri Borcel tarafından karşılanan ASATUF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, Çek Cumhuriyeti ile her konuda ve alanda işbirliğinin geliştirilmesinin kendileri için önemli olduğunu belirtti.</p><br/><p>Özellikle sağlık turizmi alanında yapacakları işbirliğinin önemine değinen Karabulut, “Ülkelerimiz bu alanda büyük potansiyellere sahiptir. Amacımız kazan kazan anlayışı ile geliştireceğimiz ilişkilerle güçlü olan ilişkilerimizi daha iyi bir seviyeye getirmek istiyoruz. Ülkemizdeki sağlık kuruluşlarımız güçlü bir alt yapıya sahiptir. Bunun yanında ülkemiz, alternatif tıp alanında, termal kaplıcaları ve doğal güzellikleri bakımından oldukça zengindir. Ayrıca, başta saç ekimi, plastik cerrahi, medikal, kanser, organ nakli özellikle de karaciğer naklinde ve tüm cerrahi müdahaleler konusunda da uzman kadrolarımız bulunmaktadır. THY ile yaptığımız protokol ile de tedavi için gelenlere ayrıcalıklar yapılacaktır. Ayrıca, şahsımın tamamlayıcı tıp ve bitkiler üzerine yazmış olduğum altı kitap ve üç yüz makalem yayınlanmış bulunmaktadır. Alternatif tıp alanında yapmış olduğum bu çalışmalar sonucunda tarafıma bitkilerin profesörü lakabı verilmiştir. Bu alanda Çek Cumhuriyeti Devleti ile ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz” dedi.</p><br/><p>Çek Cumhuriyeti Devleti Ankara Büyükelçilik Müsteşarı Jiri Borcel ise Türkiye ile ilişkilerinin her geçen gün gelişmekte olduğunun altını çizerek “İlişkilerimizin olması gereken düzeyde yeterli olmadığını çok iyi biliyoruz. Taraflar arasındaki karşılıklı ziyaretler ve görüşmeleri devamlı hale getirirsek, ilişkilerimizi daha da güçlendirebiliriz. Çek Cumhuriyeti Devleti olarak, sağlık turizmi alanında sizlerle her türlü işbirliğini geliştirmekten mutlu olacağımızı belirtmek isterim. Türkiye bu konuda son yıllarda çok ilerledi. Sağlık alt yapınız çok güçlü. Tedavi için gelecek hastalarımız güzel sonuçlar alacağı gibi, ülkenizin tarihi, turistik ve doğal güzelliklerini de gezme fırsatı bulacaklardır. Özelikle Türk mutfağı ve lezzetlerini de tatmış olacaklardır. Dağ sporu alanında ülkeme Türkiye’den yoğun bir ilgi vardır. Türk dağ sporu meraklılarını ülkeme davet ediyorum” ifadelerine yer verdi.</p><br/><p>Heyetler arası yapılan görüşmelerden sonra ASATUF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, Çek Cumhuriyeti Devleti Ankara Büyükelçilik Müsteşarı Jiri Borcel’e Malatya kayısısı hediye ederek, Çek Cumhuriyeti Devleti Ankara Büyükelçisini ve heyetini ASATUF Genel Merkezi’ne davet etti.</p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/03.06.2024/f405adb4-f7c1-4c8f-a3b8-ef9ddf522eb3.jpg" alt="Çek Cumhuriyeti ile sağlık turizminde iş birliği" /></p><p><img src="https://abone.iha.com.tr/RSS_Image/03.06.2024/939150b8-a11e-49ce-a278-c1050a220b65.jpg" alt="Çek Cumhuriyeti ile sağlık turizminde iş birliği" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Jun 2024 12:28:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.turkhaberler.com.tr/images/haberler/2024/06/cek-cumhuriyeti-ile-saglik-turizminde-is-birligi-1717406917.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
